… en cânlarından bîzâr olup şehr a‘yânından atlar peyda edüp karadan Tarabefzûn'a
gitmeğe azîmet
etdiler. Bu şehrden kalkup yine cânib-i şimâle leb-i derya ile,
Bu şehr, Tarabefzûn eyâleti olmağıla Ömer Paşa'nın askerinden niçe yüz âdemler deryâ derdinden cânlarından bîzâr olup şehr a‘yânından atlar peyda edüp karadan Tarabefzûn'a gitmeğe azîmet etdiler. Bu şehrden kalkup yine cânib-i şimâle leb-i derya ile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 248a ·
metinde göster ·
… asâkîr-i nusret-mü’essir ile nehr-i Çoruğ kenarıyla sevâd-ı mu‘azzam Erzurûm'a
gitmeğe azîmet
edüp sâhil-i nehr-i Çoruğ'da bir çemenzâr ve çimşiristân dırahtları içre meks e …
Ertesi ale's-sabâh mâh-ı mezbûrun (---) günü yine nehr-i Çoruğ kenarından bir gerd-i gubâr evc-i âsumâna peyveste olup şukka-i alem şa‘şa‘ası ve cebe vü cevşen ve zırh-ı zireh-külâh nûru benî Âdemin merdüm-i dîdelerin hîrelendirüp sâf sâf [ve] mevc mevc asâkir-i ibret-nümâ nümâyân olup yaklaşdı. 330b Meğer Çıldır eyâletine mutasarrıf Vezîr Koca Sefer Paşa, Erzurûm Vezîri Mehemmed Paşa efendimizin emr-i şerîfiyle Ahıska'dan ılgar ile Gürcîstân içinden Gönye kal‘asına imdâda altı bin Gürcîstân askeriyle ve Tomris Hân oğluyla ve Levend Hân oğluyla ve Aleksandır Hân oğluyla imdâda geldüğü Seydî Paşa'ya haber gelince Bâkî Paşa ve Ketağaç Paşa ve sâ‘ir mîr-i livâlar ve alaybeğleri ve çeribaşılar cümle pür-silâh olup Sefer Paşa'ya istikbâle çıkdık. Azamet-i Hudâ bir temâşâ-yı ibret-nümâ dahi seyr etdik. Cebe vü cevşene gark olmuş küheylân atlı, eli sırıklı, beli şiş kılıçlı ve çiğini kalkanlı ve niçesi kılçıklı kebeli ve beli sadaklı ve tüfenkli Aznavurlar ve piyâde tüfenklileri ve sıkma çarıklı ve cümlesi kırçıl ihtiyârlar çoğu mutarraş ve saçlı Aznavurlardır kim her biri acebe-likâ ve garîbü'l-heykel âdemlerdir. Sefer Paşa alay-ı mahsûsası ve mataracı ve tüfenkcileri ve şâtırlarıyla geldikde Seydî Paşa ve Bâkî Paşa at üzre selâmın alup Seydî Paşa sağına ve Bâkî Paşa soluna geçüp alay-ı azîm ile Gönye kal‘ası altına gelindikde kal‘anın burc [u] bârûlarından bir yaylım sefâ geldin topu ve bir yaylım safâ geldin tüfenk şâdmânlar edüp Sefer Paşa cümle askeriyle zeyl-i hisârda meks edüp ba‘dehû Ordu-yı İslâma Gürcîstân ve Mikrilistân ve Lazistân'dan ve Batum sancakları nevâhîlerinden ordu-yı İslâma zehâ’ir-i firâvân gelmeğe başladı. Ertesi gün vakt-i seherde Gönye kal‘asının cânib-i cenûbunda Hopan ve Rize tarafında leb-i deryâ ile bir alay-ı azîm nümâyân olup meğer Tarabefzûn eyâletine mutasarrıf (---) Paşa eyâleti askeriyle üç bin yarar ve nâmdâr müsellah asker ve deryâdan yetmiş pâre sandal ve yüz pâre meneksile Laz gemisi ile piyâde asker ve zahâ’ir ve on pâre şâhî top ile Tırabzan paşası geldüğü Serdâr Seydî Ahmed Paşa'ya haberi gelüp aslâ ve kat‘â istikbâline ne kendüsü ve ne sâ’ir asakir göndermeyüp Tarabefzûn paşası, eyâleti askeriyle üç bin güzîde âdemle Gönye kal‘asının bir cânibinde meks edüp ba‘dehû derûn-ı kal‘ada Seydî Ahmed Paşa ile müşerref olmağa geldikde Seydî Paşa aslâ ta‘zîm etmeyüp cümle huzzar-ı meclise hıtâben eydür: "Bak a ümmet-i Muhammedim! Ben kankı sancâk hâkimiyim?" dedi. A‘yân-ı vilâyet eyitdiler: "Sultânım! Hâlâ Tortum sancâğına mutasarrıfsız" dediler. "Ya Tortum bu Gönye kal‘asına kaç menzildir?" dedi. {"Dörd beş menzildir" dediler}. "Ya dörd menzil yerden bir ılgar ile gelüp kal‘a-i Gönye'yi dest-i küffârdan halâs edem. Husûsen me’mûr değil idim ve sancâğım hâki dahi değildir. Ben dîn-i mübîn uğuruna yetişüp Gönye'yi istihlâsına bi-emrillah sebeb olam. Bak a Paşa! Sen Tarabuzen paşası olasın ve iki tuğlu mîr-i mîrân olasın ve Gönye kal‘ası eyâletin hâkinde Tarabuzun'a iki menzil yer ola. Sen niçün yedi günden berü bu Gönye kal‘ası imdâdına yetişmedin. Tiz cellâd!" dedikde, Bâki Paşa ve Sefer Paşa ve Kategaç Paşa Seydî Ahmed Paşa'ya: "Sultânım! Kânûn değildir. Sen bir tuğlusun, ol iki tuğludır, katl etmen" deyü cümle ricâ etdüklerinde "Vallahi dîn-i mübîne hâ’in oldukdan sonra yedi [tuğlu] paşa dahi olsa, askeriyle kırardım. Ammâ sizin hâtırınız içün katl etmem. Ammâ pâdişâhıma arz ederim. Tiz dîvân efendisin çağırın" deyü fermân edüp murâd [u] merâmı üzre arz tahrîr olunurken "Baş bölükbaşılar kaldıra şu Tarabuzun a‘yân-ı hâ’inlerin" deyüp yetmiş nefer kimesneyi kayd-bend edüp Gönye kal‘asında habs edüp "Niçün paşanızı bu kal‘anın istihlâsına terğîb etmediniz" deyü vâfir ıtâb u şitâb edüp cümlesin habs etdi. Dîvân efendisi kal‘anın fütûhnâmesin ve Tarabefzûn paşasının adem-i imdâdın tahrîr edüp üç aded mîr-i mîrânların ve sâ’ir iş erlerinin ve Gönye kadısı ve Tarabefzûn kadısının memhûrlu arz-ı mahzarlarıyla pâdişâha arzlar gönderilecek mahalde cümle Tarabefzûn a‘yânının yedikleri hapsi balıkları burunlarından fitil fitil çıkup "Amân Sultânım! Pâdişâha bizi arz eyleme" deyü Seydî Ahmed Paşa'nın hâk-i pâyine düşüp niyâz-mend olduklarınca Seydî Paşa aşağı komayup "Elbette bu âsîleri arz ederim" deyü sözünde sâbît-kelâm olup Çerkes inâdına musırr oldu. Âhir Tarabefzûnlılar yine paşalara dahi düşüp anlar yine Seydî Paşa'ya ricâ edüp mâbeyne niçe mu‘tedil muslihûn iş erleri ricâ edüp üç gün keşâkeşden sonra hâh-nâ-hâh Tarabefzûn paşasından ve a‘yân-ı vilâyetden ve eyâlet-i Tarabefzûn'dan cümlesinden pes-i perdece kırk üç kîse guruş ve üç tahta semmûr kürk ve on iki pençe-i âfitâb mahbûb gulâm-ı sührâb ve on iki mahbûbe-i zenâne ve fitne-i cihâne nergîs gözlü ve şîrîn sözlü Gürcî güzeli dûşîze ve pâkîze bintânlar ve Tarabefzûn paşası bir zerdûz harîr, münakkaş cedîd yedi aded cerekler (?) ile otağın verdi. Ve bir şemşîr-i murassa‘ ve bir mücevher gaddâre ve yedi çarkâb 331a tîrkeş ve niçe Tarabefzûn zergerinin memdûh kârlarından gûnâ-gûn sîm-âvânlarından buhurdân ve gülâbdânlar ve nice raht-ı gûn[â]-gûn ve sîm şa‘mdânlar ve topuz ve Tarabefzûn tarzı baltalar ve üç katar deve ve yedi katar katır ve "ılgar ile gelirken niçe atlarınız helâk oldu" deyü yüz yigirmi re’s atları ve cümle Seydî Ahmed Paşa'ya eyâlet-i Tarabefzûn ahâlîsi verüp kendüleri sa‘âdetlü pâdişâha arz olunmadan halâs olup ancak Gönye kal‘ası fethin ve imdâdında bulunan mîr-i mîrânları ve alaybeğilerini ve sâ’ir sancâk beğlerin hizmet-i pâdişâhîde bulundukların cümle pâdişâha arz edüp cemî‘î beğler ve paşalar ve iş erlerinden dahi belağan-mâ-belâğ mâl [u] menâl [ve] metâ‘-ı firâvân alup istihlâs-ı Gönye'yi, pâdişâha Gürcî Beğzâde nâmıyla ma‘rûf bir mütekellim kapucubaşısıyla der-i devlete arz eyledi. Ve bir kapucubaşısıyla Erzurûm Vâlisi Defterdârzâde Mehemmed Paşa efendimize arz etdüğü sâ‘atde nehr-i Çoruğ kenarından berü yine bir toz [u] gubâr evce peyveste olup bir asker-i İslâm zâhir oldu. Meğer Erzurûm Valisi Mehemmed Paşa efendimizin Alacaatlı Hasan Ağası, Gönye kal‘ası imdâdına serdâr olup Erzurûm sancağının cümle erbâb-ı timarları ve zü‘amâları cebelüleriyle ve Erzurûm ve Hasankal‘alarının nısf kal‘a kulları ve Paşa efendimizin cümle kendi kapu kullarıyla kırk bayrak sekbân ve sarıcalardan başbölükbaşı Küçük Acem ve Kulu bölükbaşı ve Çatal bölükbaşı ve Memü ve Çünûd heybeli ve Nakışlı ve Çalık Alî ve Zırhkenli ve Yamalı ve Uşkurta ve Sincânlı ve Kâdirli ve Mamalı ve Sücâhoğlu ve Cennetoğlu ve Kara Pîrî ve Solak Velî ve Gökçe Alî nâmân kağân-arslan bölükbaşılar cümle pür-silâh üç bin çatal fitilli nâmdâr şehbâzlarıyla sâf sâf ve çifte çifte gülbâng çekerek ubûr etdiler. Ardları sıra bir bayrak üç yüz yiğit deli ve bir bayrak üç yüz yiğit gönüllü ve altı bayrak asâkir-i Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adüv-şikâr ve bir bayrak altı yüz yiğit müteferrikagân ve bir bayrak üç yüz aded vâcibü'r-re‘âyâ ağavât ve bir bayrak iki yüz yiğit çâşnigîr ve bir bayrak iki yüz serrâcân ve bir bayrak ile taşra kilârciyânlar dahi iki yüz müsellah fetâlar ve iki yüz cebe vü cevşene gark olmuş kargı sırıklı iç ağaları çarha ince bayraklarıyla miftâh gulâm ağası zâbitleri olup alay-ı mezbûr ile ubûr etdiler. Ve kırk aded sandelye sâhibi kırkar ve ellişer kafadârlarıyla süvâr olmuş kapucubaşılar kim her biri kırkar ve ellişer tevâbi‘li ve kantar sırıklı ve zırh-ı zireh-külaha müstağrak ve atları gümüş zeynli müzeyyen raht ve bahtlı ve bahrî hotaslı ve altı pâre çarkâb yancıklı küheylân atlı ve sâfinâtü'l-ciyâd, hassânlı muhteşem tevâbî‘leri polâd-ı Nahşivânîye gark olmuş tevâbi‘ [u] levâhıklara mâlik zorba zorba ser-bevvâbânlar çifte çifte ubûr edüp dahi ardları sıra serdârları olan Alacaatlı Hasan Ağa sâde nefere faslıyla ubûr edüp Gönye kal‘ası zeylinde hayme ve hargâhları ve bâr-ı bengâhlarıyla meks etdiler. Bu zikr olunan kapucubaşıların ekseri birer vüzerâyâ ve mîr-i mîrânlara kethüdâ ve kâ’immakâm ve müsellem ve sancak zabt etmiş akl-ı Aristo ağalardır. Bunlara Seydî Ahmed Paşa bir ziyâfet-i azîm edüp ertesi gün cemî‘î kurâ ve kasabâtlardan gelen üstâd-ı mi‘mâr ve bennâlar ile Gönye kal‘asının ta‘mir ve termîmine mübâşeret olunup deryâ-misâl cüyûş-ı müslimîn ummâl-vâr çalışup kal‘anın handakların tathîr etmeğe mübâşeret olunup yedi yerden mehterhâneler çalınup yetmiş seksen yerden sımât-ı Muhammedîler ile tâ‘am-ı firâvânlar ile ziyâfetler olup şeb [u] rûz cümle guzât-ı müslimîn sürûr [u] şâdmânda idiler. İbtidâ kal‘anın ihrâk olunan bâbını imâr edüp ve derûn-ı kal‘ada Bâyezîd Hân-ı Velî Câmi‘in imâr edüp gûyâ nûr-ı mübîn oldu. Ve yedi yüz yeni kul ve yeni dizdâr ve sâ’ir levâzımât [ve] cebehânesin ve küffârdan alınan cemî‘î tüfenklerin ve gayrı âletlerin kal‘a cebehânesine koyup kal‘a-i Gönye evvelkiden mahbûb u müzeyyen olup hamd-i Hudâ bu hakîr-i ahkar Evliyâ-yı pür-taksîr bin (---) târîhinde Azak gazâsına giderken bu Gönye kal‘asında ibâdet etmişdik. Hamd-i Hudâ istihlâsında bulunup ibtidâ fethinde ezân-ı Muhammedî tilâvet etmek müyesser olup gazâsında bulunduk. Ba‘dehû Tarabuzan eyâletiyle Batum sancakları Gönye kal‘ası muhâfazasında kalup altmış bin müte‘addid asâkîr-i nusret-mü’essir ile nehr-i Çoruğ kenarıyla sevâd-ı mu‘azzam Erzurûm'a gitmeğe azîmet edüp sâhil-i nehr-i Çoruğ'da bir çemenzâr ve çimşiristân dırahtları içre meks edüp cümle guzât-ı müslimîn ile meşveret edüp Seydî Ahmed Paşa eydür: "Bu Mikrilistân Tarabuzan eyâleti hâkinde olup küffâra imdâda gelirken kayıkların feth edüp pâdişâha böyle isyân etdiler. Ol kayıklarını ve Urus-ı menhûs şaykalarını pâdişâhıma arz etdim. Tarabuzan kal‘ası limanında dursunlar. Taraf-ı pâdişâhîden ne fermân sâdır olursa vali-i vilâyet ana göre amel ideler. Ve bu kadar bin üsârâ Kazak-ı ak ve imdâdlarına gelen Mikrîl-i rezîl 331b cümle guzât-ı müslimînin şikârı olduğun dahi pâye-i serîre arz eyledim. Ammâ şimdi bu cem‘iyyet-i kübrâ ile bu asâkir-i İslâm at üzre hâzır-baş iken bu Mikrilistân kâfirlerinden niçe intikâm alup bu kadar şedd-i rahl çeken cüyûş-ı muvahhidîn mâl-ı ganâ’imle mu‘tenim olalar" deyü meşveret edince meğer Gürcîstân Hâkimi Sefer Paşa Mikrilistân beğlerine dilgîr imiş, hemân cümle Mikrilistâna bu asâkir-i İslâm'ın piyâdesiyle atlıların pây-berâber ola deyü şikâra salalım ve bizim Ahıska gâzîleri ve Gürcîstân gâzîlerin bile kulağız verelim. Anlar dahi gazâ mâlından pay-berâber hisse-mend ola, deyü müşâvere tamâm olunup hakîr bu niyyete el-Fâtiha denilüp cümle guzât-ı müslimîn içre dellâllar nidâ edüp "At ve don ve mahbûb ve mahbûbe gulâmlar ve kızlar ve mâl-ı ganâ’im isteyen guzât-ı müslimîn silâhlarıyla âmâde olsunlar" deyü nâdîler nidâ edince azamet-i Hudâ ol gün ol gice cemî‘î guzât-ı müslimîn kanıkmış arslan gibi gerindiler ve sündüler ve av sayup avnadılar ve eşindiler ve kaşındılar. Herkes gasller edüp fermân-ı serdâra muntazır oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 330a–331b ·
metinde göster ·
… e vâkıf olup niçe kibâr-ı evliyâullahların ziyâret edüp onuncu günde paşa Van'a
gitmeğe azîmet
buyurduklarında,
Şehr-i Bitlîs içre Melek Ahmed Paşa efendimizle dokuz gün dokuz gice zevk u safâlar edüp gicemiz kadir, rûzumuz rûz-ı nevrûz-ı Harzemşâhî idi ve alâ kadri'l-imkân niçe ahvâllerine vâkıf olup niçe kibâr-ı evliyâullahların ziyâret edüp onuncu günde paşa Van'a gitmeğe azîmet buyurduklarında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 235a ·
metinde göster ·
edüp ibtidâ Bağdâd'dan karşu tarafa ubûr edüp dörd menzilde Necef-i eşrefde ola …
Hakîr, Bağdâd'da sâkin iken bu hadîs-i sahîhleri ve bu âyet-i şerîfleri kütüb-i tefâsirde tilâvet edüp fermân-ı Hudâ'ya imtisâlen cemî‘i makâmât u ziyâretlere gitmeğe azîmet edüp ibtidâ Bağdâd'dan karşu tarafa ubûr edüp dörd menzilde Necef-i eşrefde olan şehr-i Hazret-i Alî'de meks edüp ibtidâ âsitâne-i sa‘âdet ki evce ser çekmiş bir kubbe-i nûh-tâk-ı revâkdır. Anda bizzât ol dâmâd-ı Hazret-i Resûl-i Ekrem Düldül-süvâr Alî muhbit-ı nûr-ı Hudâ'ya müstağrak yatur. Ve sandûka-i münevveri içinde "Hazret-i Âdem Safiyyullah ve Hazret-i Nûh Neciyyullah ile üçü bir yerde medfûndur." deyü tevâtüre ermişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 348a ·
metinde göster ·
… ından Horodok ve Topurdok ve İşcerez ve İlvov ve Lobinya ve tâ Erdel vilâyetine
gitmeğe azîmet
etdiğimiz kılâ‘ ve sahrâ ve kurâ vü kasabâtları beyân eder
Podhayiçse sahrâsından Horodok ve Topurdok ve İşcerez ve İlvov ve Lobinya ve tâ Erdel vilâyetine gitmeğe azîmet etdiğimiz kılâ‘ ve sahrâ ve kurâ vü kasabâtları beyân eder
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 41b ·
metinde göster ·
… Hân hazretleri kalup ale't-ta‘cîl Akkirmân altında Melek Ahmed Paşa efendimize
gitmeğe azîmet
edüp kal‘a-i Omân altından cânib-i kıbleye bir günde azîm ormanları ve çengelis …
Bu kal‘a-i Omân'ın yedi günde alâ kadri'l-imkân seyr [ü] temâşâların edüp bu mahalde Hân hazretleri cümle imdâda gelen Leh cünûduna ve cümle Kazak cünübüne destûr verüp dârü'l-bevârlarına gidüp Hân hazretleri ancak Kırım askeri ve bizim Bucak Tatarı askeriyle yüz yigirmi bin Tatar'la Hân hazretleri kalup ale't-ta‘cîl Akkirmân altında Melek Ahmed Paşa efendimize gitmeğe azîmet edüp kal‘a-i Omân altından cânib-i kıbleye bir günde azîm ormanları ve çengelistân balkanları ve ma‘mûr kurâları teferrüc [ü] ubûr ederek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 49b ·
metinde göster ·
… sı Bodur Alî Ağa'ya emânet koyup yine cümle asâkir-i İslâm Sadrıa‘zam ardı sıra
gitmeğe azîmet
etdik,
Ammâ bu abd-i kemtere başkaca orandan üç yüz altun ve altı at ve iki köle ve üç re’s Alman güzeli kızlar verüp hakîr dahi atları fürûht edüp bahâların yeniçeri ağası Bodur Alî Ağa'ya emânet koyup yine cümle asâkir-i İslâm Sadrıa‘zam ardı sıra gitmeğe azîmet etdik,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 7a ·
metinde göster ·
… var tarafında ve Eflak tarafında görmediğimiz şehirler olmak ile Tuna kenârıyla
gitmeğe azîmet
edüp bu Virse voyvadasından yarar kulağızlar alup Virse'den cânib-i kıbleye 6 s …
Bu hakîr nehr-i Tuna'nın Tımışvar tarafında ve Eflak tarafında görmediğimiz şehirler olmak ile Tuna kenârıyla gitmeğe azîmet edüp bu Virse voyvadasından yarar kulağızlar alup Virse'den cânib-i kıbleye 6 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 93a ·
metinde göster ·
… cümle atlarımızı ve cümle eşyâlarımızı bir Acem keştîsine koyup Terek kal‘asına
gitmeğe azîmet
etdik.
Ba‘dehu Demirkapu hânıyla birkaç gün zevk [u] safâlar edüp hânın niçe ihsân u in‘âmların alup Demirkapu'dan kara ile Terek kal‘asın gitmeğe Kalmık'dan ve beş konak arz-ı hâliye çölden gitmeğe havf edüp cümle atlarımızı ve cümle eşyâlarımızı bir Acem keştîsine koyup Terek kal‘asına gitmeğe azîmet etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 166a ·
metinde göster ·
… ve gâh Tâ’if ve Abbâs-ı Aden'e giderdi. Bir gün yine refîkleri ile şâm-ı şerîfe
gitmeğe azîmet
edüp râha müteveccih olduklarında Ebû Leheb ve Ebû Cehil la‘în Sürâka bin Melik …
Soffa-i Halâs: Bir taş binâ soffacıkdır. İki kademe taş nerdübân ile urûc olunur bir alçak mihrâblı soffadır. Kaçan kim Hazret-i Risâlet Mekke-i mükerreme müşrikleri derdinden gâh Yemen'e ve gâh Tâ’if ve Abbâs-ı Aden'e giderdi. Bir gün yine refîkleri ile şâm-ı şerîfe gitmeğe azîmet edüp râha müteveccih olduklarında Ebû Leheb ve Ebû Cehil la‘în Sürâka bin Melik nâm la‘îne birez mâl ve bir hayli menâl verüp Hazret-i Risâlet'in akabınca yetişüp Hazret'[i] şehîd etmeğe ta‘ahhüd edüp zırhın geyüp seyf-i miczemin kuşanup küheylân atına süvâr olup mızrağın silkerek azm-i râh edüp Hazret-i Risâlet'i bu Vâdî-i Fâtıma kurbunda görse kim Hazret-i Risâlet refîkleri ile piyâdece zikrullâh ederek gitmede. Hemân bu kez Sürâka at bırağup mızrağın silküp Hazret'e yakın geldikde cıdasıyla Hazret'e darb edem derken der ân Hazret,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y309a ·
metinde göster ·
… n me’zûn olup dedesi Mısrâyim'in binâ etdüği şehr-i Emsûs ki Eski Mısır'dır ana
gitmeğe azîmet
etdiler. Kat‘-ı menâzil ve tayy-i merâhil ederek gark-ı âbdan halâs olmuş nâ-pe …
Ba‘dehu Kalîmûn kâhin ve dâmâdı Bayzar ile Hazret-i Nûh'dan me’zûn olup dedesi Mısrâyim'in binâ etdüği şehr-i Emsûs ki Eski Mısır'dır ana gitmeğe azîmet etdiler. Kat‘-ı menâzil ve tayy-i merâhil ederek gark-ı âbdan halâs olmuş nâ-peydâ râhlar ile tecessüs-i tarîk ederek direkden direğe uğrayup Mısır kurbunda Arîş nâm mahalle gelüp anda nüzûl edüp oturdular. Lisân-ı İbrî'de Arîş oturacak yere derler. P 160b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y6a ·
metinde göster ·