… e ve hukûkun kesb etdüğin pîrlere hakâret nazarıyla nazar etme ve ulular önünde
gitme ve
sâbır ol ve hamûl ol ve komadığın yere el uzatma ve emânete hıyânet etme ve fak …
Nasîhatnâme-i Pîr: "Ey oğul evvelâ harâma bakma ve yalan söyleme ve harâm yeme ve geyme ve içme ve nân u nemeke ihânet etme ve hukûkun kesb etdüğin pîrlere hakâret nazarıyla nazar etme ve ulular önünde gitme ve sâbır ol ve hamûl ol ve komadığın yere el uzatma ve emânete hıyânet etme ve fakru fahrî ile kanâ‘at eyle" deyüp bu gûne niçe pend ü nasîhatlar edüp ferzendinin gûşuna menkûş olmağiçün şâkirdinin sağ kulağın berk çeküp ensesine bir sille-i pehlivânî urup, "Ey oğul gâfil me-bâş gözün aç gün ahşamlıdır" deyüp Fâtiha deyüp cümle pîr-i pîrân [u] cüvân Fâtiha tilâvet oluna.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 149a ·
metinde göster ·
… e Mamrevân askerleri cânib-i yesârda cenâheyn-vâr serdârı ortaya alup mevc mevc
gitmede. Ve
Hınıs ve Tekmân ve Mala[z]cird sancaklarının beğleri askeriyle asâkir-i İslâm'ı …
Evvelâ Ketağaç Paşa talî‘a-i asker olup üç bin benâm-ı nâmdâr ile nehr-i Çoruğ kenarıyla cânib-i Kıbleye revâne oldular. Ardı sıra Gürcîstân ve Ahıska eyâleti askeriyle üç bin güzîde Aznavur askeriyle azm-i Mikrilistân etdi. Andan Serdâr Seydî Ahmed Paşa tokuz bin güzîde salt asker ile Mikrilistân'a girdi. Andan ardı sıra Bâkî Paşa dündâr olup üç bin asker ile gerüden gelmede. Erzurûm askeri ve Şebin Karahisâr sancağı askeri cânib-i yemîne ve Kiğı ve Pasin ve Mamrevân askerleri cânib-i yesârda cenâheyn-vâr serdârı ortaya alup mevc mevc gitmede. Ve Hınıs ve Tekmân ve Mala[z]cird sancaklarının beğleri askeriyle asâkir-i İslâm'ın zehâ’ir ve şa‘îrine ve alef ve giyâhâtı tahsîline me’mûr olup ol gün 10 sâ‘at gidüp
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 331b ·
metinde göster ·
… îler sâdır olunca yine cümle ümerâ ve mîr-i mîrânlar Celâlîlerin akîbince düşüp
gitmede ve
şeb [u] rûz niçe yüz Celâlîler kayd-bend ile huzûr-ı pâdişâhîye gelüp serâperde …
Andan cemî‘i kubbe-nişîn vüzerâ ve mîr-i mîrânlara ve sâ’ir mîr-i livâlara ve gayri iş erlerine ve cümle yeniçeri ve sipâh ve topçu ve cebeci ve bostâncı ve gayrı ocaklara irtifâ‘-ı kadrleriyçün ihsân [u] in‘âmlar olup Celâlîler üzre nefîr-i âm emirleri verilüp "Mâlı sizin ve başı benim" deyü fermân-ı şehriyârîler sâdır olunca yine cümle ümerâ ve mîr-i mîrânlar Celâlîlerin akîbince düşüp gitmede ve şeb [u] rûz niçe yüz Celâlîler kayd-bend ile huzûr-ı pâdişâhîye gelüp serâperde-i şehriyârî önünde kelleleri galtân olan kellelerin hadd [u] pâyânı yok idi. Ve cemî‘i memâlik-i mahrûselere hatt-ı şerîfler gidüp nefîr-i âmlar fermân olunup Celâlîleri katl ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 33a ·
metinde göster ·
… ez veresin. Zîrâ Camâpur askeri gibi bî-hisâb ecnâs-ı mahlûkât haşerâtlar gelüp
gitmededirler. Ve
eğer peştemâlın yok ise hammâmdan peştemâl alup kise sabun sürünürsen iki akçe …
Amma beşinci ılıca-i kebîr tâ şehrin ayne'l-fi‘linde vâki‘ olup bir kubbe-i azîm câmekânı vardır. Bin aded âdem alur ortasında havz [u] şadırvanı var, andan içeri bir kubbe-i azîmi var kim âdem birbirin güç ile teşhîs eder. Kubbenin cânib-i erba‘asında altı aded kemerler vardır. Her kemer altında birer hanefî kurnaları kol kalınlığı suları cereyân etmededir. Ve iki halveti var, birine akhalvet derler bir kurnası var. Kurnasında bir kurbağı resmi var, ana işâretdir kim "Sen benî Âdem'sin, kurbağı gibi suda çok durma" demekdir. Ve halvet gâyet rûşen ve beyâz mermer-i hâmlar ile döşendiğinden "akhalvet derler. Ve birine "karahalvet derler, hakkâ ki muzlimdir. Ve bir kurnaya "diner kurna" derler, havz-ı kebîrin sol cânibindedir. Kurnaya ba‘îd dîvârda bir delik vardır, ol deliğe bir âdem parmağın soksa yâhûd ol deliğe ağzıyla üflese ol kurnanın suyu akmaz olur. Parmağın çeküp üflemese yine akmağa başlar, aceb temâşâdır. Bu kubbe-i azîmin ortasında halîc kadar bir havz-ı azîm vardır kim âdem kaddinde aşren fe-aşren pâk mâ-i suhn ile leb ber-lebdir. Dâ’iren-mâdârında altışar kademe nerdübânları var ve mermer ejder ve arslan kellelerinden âb-ı hayât sular cereyân edüp havza rîzân olur ammâ gâyet ıssıdır. Bu havz içre cemî‘i âşıkân-ı sâdıkân müştâkân-ı ma‘şûka ve yârân-ı bâ-safâlarıyla bilâ-vâsıta koç-kucağ olup mâlik-i bahr gibi şinâverlik edüp kimi perendebâzlık, kimi rakkâslık edüp el ele verüp semâ‘ ederler. Niçesi el ele olup turna katarı olup "kur kur" deyü turna sadâsı ederek deverân ederler. Kimisi bir yire cem‘ olup birbirlerin derâğûş edüp omuzlarına ayak üzre bir kat âdem dahi birbirlerin kucaklayup eyle semâ‘ ederler. Bir hây-hûydur kim ta‘bîr olunmaz. Hakîr bu havza "mecma‘-i dilberân" dedim. Zîrâ herkes dilber-i ra‘nâlar ile bîlâ vâsıta koç-kucağ ba‘dehû bir genc künci bucâğ isterse ol çağ; istemezse öbür çağ eder. Böyle bir havz-ı vâsıtadır. Ve niçe yüz garîb ü gurebâ kurnalarda câmekânda, câme vü câmehâbın gasl edüp pâk eder. Ve niçe yüz âdem dahi mahbûb dellâklare kese ve sabun sürdürüp kendi dahi dellâke sabun gibi sürünüp kimi pâk ve kimi şerâ’it-i guslü bilmeyüp nâ-pâk olur. Bir cah-cahûn hengâme-i hâl-i diyer-gûndur kim akl-ı kâsır hayrân olur. Ve bu ılıcada bây [u] gedâ birdir. Eğer peştemâlın var ise hammâmcıya bir akçe vermeden çıkarsın, meğer esbâbın hıfz edene bir penez veresin. Zîrâ Camâpur askeri gibi bî-hisâb ecnâs-ı mahlûkât haşerâtlar gelüp gitmededirler. Ve eğer peştemâlın yok ise hammâmdan peştemâl alup kise sabun sürünürsen iki akçe verirsin. Ve ba‘zı şehir a‘yânı şeb-i yeldâlarda yetmiş seksen aded yârân u pîr [ü] cüvân banayı halvet edüp niçe yüz aded kanâdiller ile ve gûnâ-gûn şem‘-i asel-i kâfûrîler ile çerâğân edüp âlem-i ağyârdan bî-haber tâ sabâha dek cân-ı cânân sohbetleri edüp gûnâ-gûn et‘ıme-i nefîse ve mümessek hoşâblar ve gülâb ü ûd-ı anberler ile derûn-ı hammâm hoş-bû olup hoşâb zevkleri ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 140a ·
metinde göster ·
… rızâ vermediler. Her şeb bu gûne nisvânlar tâ sabâha dek gürûh gürûh gelmede ve
gitmede ve
gezmededir.
Diğer şekl-i hasene lâkin bid‘at-i seyyi’e-i berây-ı nisvân-ı sâhib-isyân: Bu şehr-i Sofya'nın havâtinlerinin ehl-i perde olan mestûre zenâneleri aslâ şâhrâha çıkmazlar. Meğer muztarr-ı hâl olup sûk-ı sultânîye çıkalar. Ammâ her gice niçe bin zenâne ve zâniye kirlenüp kendüyi pâk etmek içün nâpâk esbâbların yıkamak ve kendüyi yıkanmak ve bir köşede kalmak içün esbâbların boğçalayup niçesi fânûs ile niçe bini şeb-i muzlimde banaya giderim, deyü ehl-i nâ-ehlinden me’zûn olup kimi banaya kimi gayri hâneye gidüp kirlenen esbâbların yıkarlar. Bu şehre mahsûs bir ayıb şeydir. Efendimiz Melek Ahmed Paşa men‘ edem zann edüp cümle a‘yân-ı vilâyet rızâ vermediler. Her şeb bu gûne nisvânlar tâ sabâha dek gürûh gürûh gelmede ve gitmede ve gezmededir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 140b ·
metinde göster ·
… dedim. "Durma git, ammâ İzmit şehrine varınca gündüz ve gice ile ulu yollar ile
gitme ve
menzillere uğrayup sakın at alma. Hemân kendü atlarınla ılgar ile seğirdüp git. …
Ve dahi bunun emsâli niçe gûne fezâhatlar edüp nâ-hak yire hûn-ı ibâdı döküp Haccâc-ı Zâlim Yûsuf zulümleri oldurdu. Hemân ol gün Kaya Sultân hakîre on kıt‘a mektûblar ile beşyüz altun harc-ı râh verüp "Meded Evliyâm, bir ayak evvel paşama yetiş. Durmasın hemân Kürdistân'a cân atsın. İşte Kudde Kethüdâsı'nı 185b ve Moralı Defterdâr Mustafâ Paşa'sını ve re’îsü'l-küttâbı olan Mevkûfâtî Mehemmed Efendi'sini ve niçe tevâbi‘lerin dahi çok katl ederler. Ve elbetde paşamı katl etmek içün sa‘âdetlü pâdişâh ve cemî‘i ulemâ ü sulehâ ve vüzerâ vü vükelâlar ve Vâlide Sultân ve cümle sipâh ve yeniçeri ocakları paşamın katline İpşir'in hatt-ı şerîf istediğin cümle istimâ‘ edüp "Melek Ahmed Paşa bir sâlih dindâr ve mü’min ü muvahhid, bî-garaz u ehl-i ırz bir vezîr-i dilîrdir. Ne cürm sâhibidir kim anın katline hatt-ı şerîf istersiz, verme pâdişâhım, Melek Paşa bu devlete yine lâzımlı âdemdir. Bir kerre vezîria‘zam ve üç kerre kâ’immakâm-ı mu‘azzam olup cümle kul ile hüsn-i ülfet etdi" deyü cümle kul ayak basup hatt-ı şerîfi İpşir pâdişâhdan alamadı. Ammâ Evliyâ'm, kimbilir bu İpşir Mustafâ Paşa, Melek Paşa kocamın akrabâsıdır, amma akrabâsıdır. Belki bir hâl ile paşacığımun katline nihânîce bir hatt-ı şerîf ala. Ammâ Evliyâm yetiş paşaya, hemân Kürdistân. Ve mansıbı var, acele ile revâne olsun. İsterse sonra Gence'ye ve İrân-ı Nahşivan'a Revân'a sefer etsin" deyü fakîre Kaya Sultân ağlayarak mektûbları elime verüp bir cevâhirli sâ‘at dahi verüp "Şimdi sana yollarda {sâ‘at} pek lâzımdır. Hemân durma" deyü bir semmûr parçası kürk ihsân edüp hakîri ol gice Gümrük Emîni Hasan Ağa'ya gönderdi. Ol gice Hasan Çelebi'yi, Ortaköy'de Baltacı Mahmûd Ağa yalısında Mahmûd Ağazâde Bekir Ağa ile müşâverede imiş, hakîri görüp "Bre Evliyâm hoş geldin" deyüp ayağa kalkup "Gel Evliyâm, seni bu gice yine İslâmbol'a bir işe göndereyim. Gel seninle sehel müşâverem vardır" deyü elime yapışup hücreden taşra halk mâbeyninden çıkup bir pinhân hücrede elime üç kıt‘a mektûblar verüp "Durma yetiş paşaya, işte sana iki yüz altun" dedi ve "Kaya Sultân'dan mektûblar aldın mı?", "Aldım!" dedim. "Durma git, ammâ İzmit şehrine varınca gündüz ve gice ile ulu yollar ile gitme ve menzillere uğrayup sakın at alma. Hemân kendü atlarınla ılgar ile seğirdüp git. İşte sana yüz altun dahi" deyüp beni bir kayığa koyup alarka olacak mahalde "Evliyâ Çelebi, bizim gümrüğe İslâmbol'da uğrayup sandık emînine selâm eyle. Biz yarın İslâmbol'a varımazım" deyü halk arasında o gice hakîri İslâmbol'a gönderme evzâ‘ın edüp hemân hakîr "Nola sultânım?" deyü Ortaköy'den iki yatsı zamânı avanta kayık deyüp akıntı ile baş aşağı akup tarfetü'l-ayn içre Üsküdar'a varup mukaddemâ atların hıfz etdiğim mahall-i ma‘hûdeye varup üç nefer yarar pür-silâh gulâmlar ve beş re’s küheylân atlarım ve Abaza Marşân Yûsuf'u ve Abaza Kamış Mehemmed'i ve Abaza Cumbalı Alî'yi alup yedi aded salt u sebükbâr küheylân atlı pür-silâh âdemler olup nısfu'l-leylde ol şeb-i muzlimde "Tevekkeltü ala'llah" deyüp Çamlıca dağına yedi kişi çıkup ikişer rek‘at namâz kılup Üsküdar şehrinde ve İslâmbol'da medfûn olan erenlerin rûhâniyyetlerinden istimdâd taleb edüp cümle ervâh-ı enbiyâ vü evliyâ ve kutbu'l-aktâb u ümenâ u evtâd ve nücebâ ve nukabâ ü büdelâ ve mecâzibûn u melâmiyyûn ve ricâlü'l-gayb ve birler ve üçler ve yediler ve kırklar ve yüzler ve binler ve binbirler rûh-ı şerîfleriyçün bir Yâsîn-i şerîfe tilâvet edüp rızâ-yı Allah içün savâbın mezkûr ricâlullahların rûh-ı şerîflerine hîbe eyleyüp el yüze sürdük. Hudâ âlim u dânâdır, bu hakîr gûyâ bir zireh-i polâd-ı Nahşivânî giyüp Bismillah deyüp atf-ı ınân-ı esb-i sabâ-sür‘atimizi sür‘at ile cânib-i Van'a sürüp diyâr-ı Van'a revâne olduk. Hudâ-yı Bîçûn yolumuz âsân ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 185a–185b ·
metinde göster ·
niçe ehl-i sanâ‘at bu teferrücde tilmîzlerin revâne edüp başka çıkarup irşâd ed …
Ve yılda bir kerre (---) faslında ehl-i Bağdâd'ın cemî‘i ehl-i hırefi ve cümle yârân-ı bâ-safâ ve erbâb-ı teferrücleri hayme vü hargâhlarıyla bu Selmân-ı Pâk'e gelüp beş altı bin çadır kurulup sahrâ-yı Selmân çetr-i mülammâ‘lar ile âbâdân olup üç gün üç gice âdem deryâsı {olup} Bağdâd'dan ve gayrı kûy [u] kendden gelüp ziyâret edüp gitmemedirler. Ve niçe ehl-i sanâ‘at bu teferrücde tilmîzlerin revâne edüp başka çıkarup irşâd ederler. El-hâsıl yılda bir kerre bir mesîregâh-ı Bağdâd budur kim misli meğer İslâmbol'da Kâğızhâne'de Kuyumcu teferrücü ola yâhûd Mısır'da Seyyid Ahmedü'l-Bedevî teferrücü ola ammâ bu teferrüc-i Selmân anlardan ziyâde şâdumândır. 369a Andan yine cânib-i şimâle gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 368b–369a ·
metinde göster ·
… ları beş bin tüfengli piyâde ve beş bin atlı sâde silâh bunlar karadan Özü üzre
gitmede ve
yüz elli pâre battâl şayka ve iki yüz pâre çırnık kayıklar ile Kardaş Kazak üç …
"Hemân fursat sizindir, İsvet Nikola yardımcınız ola Lat, Melat, Çeplat, Pohlat" deyüp yigirmi aded hatmanlara yemîn ü ahd-i mîsâk verüp on aded mezkûr hatmanlardan Andırya hatmanı ve Durujunkalı Kazakları beş bin tüfengli piyâde ve beş bin atlı sâde silâh bunlar karadan Özü üzre gitmede ve yüz elli pâre battâl şayka ve iki yüz pâre çırnık kayıklar ile Kardaş Kazak üç bin tüfengli ve Sarıkamış Kazağından yarar Zaporoska'dan üç bin tüfengli ile gemilere cümle süvâr olup mezkûrûn yigirmi aded boy hatmanları berren u bahren kal‘a-i garîb Özü üzre gelüp yakın olduklarında hikmet-i Hudâ yine Bozcaadası donanması şâdumânı Özü kal‘asında nısfu'l-leylde olunca hemân gülbâng-ı Muhammedî sadâsın deryâdan gelen Kazaklar işidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 57a ·
metinde göster ·
… e gemilerle karşu Rûmeli'ne geçmede ve sa‘âdetlü pâdişâ[h] aşağı Boğazhisârlara
gitmede ve
bu mahalde Kapudan Köse Alî Paşa altmış pâre kadırga ile başdarda-i hümâyûnu ge …
Bu mahalde asâkir-i İslâm niçe yüz pâre gemilerle karşu Rûmeli'ne geçmede ve sa‘âdetlü pâdişâ[h] aşağı Boğazhisârlara gitmede ve bu mahalde Kapudan Köse Alî Paşa altmış pâre kadırga ile başdarda-i hümâyûnu getirüp bir yaylım top şâdumânları edüp hünkârımız başdardaya binmeyüp karadan 90a sayd [u] şikâr ederek Boğazhisârlarına gidüp başdarda-i hümâyûn dahi yanımız sıra berâber deryâdan gitdi. Andan cânib-i cenûba (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 89b–90a ·
metinde göster ·
… isi Gâzî İsmâ‘îl Beğ ve Hersek alaybeğisi bu atlılara serdâr olup âheste âheste
gitmede. Ve
serdârımız Yûsuf Kethüdâ dahi beş bin piyâde ve atlı yiğitler ile kilt-â-kit gi …
Çün kim bu Virpolise nâm mahalde ol gece cümle guzât helâlleşüp cümle atlara yemlerin kesdirüp vakt-i şâfi‘î oldukda evvelâ Atlıbeğzâde ve Çoltaroğlu ve Tilki Bölükbaşı ve Gırbo Bölükbaşı ve Hasan Bölükbaşı Yenge Kırığı bölükbaşılar cümle bin sekiz yüz aded yiğitler piyâde pür-silâh karanlıkda ileri gitdiler ve ardları sıra iki bin güzîde salt cürd atlı yiğitler ile Bosna Alaybeğisi Gâzî İsmâ‘îl Beğ ve Hersek alaybeğisi bu atlılara serdâr olup âheste âheste gitmede. Ve serdârımız Yûsuf Kethüdâ dahi beş bin piyâde ve atlı yiğitler ile kilt-â-kit giderken sancak dibinde hakîr Feth-i şerîfe müdâvemet edüp giderken paşa efendimizin pusuya koduğu asâkir üstlerine uğrayup tenbîh ü te’kîdler edüp ileri ubûr etdik. Çün vakt-i Hanefî oldu. Ale't-ta‘cîl salât-ı fecri edâ edüp der-ân atlara süvâr olup du‘â ve senâyı atlar üzre edüp âheste-reviş giderken hemân ileride bir sadâ-yı Allâh Allâh ile bir tüfeng sadâsı kopdu. Derhâl anı gördük. Geceden giden yayanlar har har soluyarak çıkageldiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 144a ·
metinde göster ·
… üleri ile üç bin asker olup bu kal‘a muhâfazasına me’mûrlardır, gayri yere aslâ
gitmezler. Ve
şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve a‘yân-ı kibâr-ı eşrâfı ve kethudâyeri ve üç …
Evvelâ kânûn-ı Süleymân Hân üzre Budun eyâletinde başka paşa tahtıdır. Hâss-ı hümâyûnu altı kerre yüz bin akçedir. İki bin cebelü askeriyle kal‘ayı zabt eder 13 aded erbâb-ı zu‘amâsı var, 355 aded erbâb-ı tîmârı var. Alaybeği ve çeribaşısı var. Kânûn üzre cebelüleri ile üç bin asker olup bu kal‘a muhâfazasına me’mûrlardır, gayri yere aslâ gitmezler. Ve şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve a‘yân-ı kibâr-ı eşrâfı ve kethudâyeri ve üç oda ile kapukulu yeniçeri ağası ve topçubaşı ve cebecibaşı ve kapukulları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 13b ·
metinde göster ·
… eşker ile pür edüp gemileri karadan âdem deryâsı ipler ile ve atlar ile çekerek
gitmede ve
yine Üstürgon tarafı karasından Kanbur Mustafa Paşa ve Defterdâr Hüseyin Paşa ş …
Hikmet-i Bârî vakt-i Şâfi‘îde cemî‘i asâkir-i İslâm hâb-ı râhatda iken nehr-i Tuna üzre bir top u tüfeng sadâsı istimâ‘ olunca derûn-ı askerden bir Allâh Allâh âğâzesi olup tarafeynden cenge 29a başladılar. Meğer küffâr-ı hîlekâr gece ile on iki pâre pür-silâh âteş-pâre firkateler ile şeb-i zulmetde gelüp asâkir-i İslâmın haymelerin Tuna kenârında toplayup niçe at ve âdem helâk [ve] mecrûh edüp yine firâr ederken su akındısı ile gelmeleri âsân, ammâ su ile baş yukaru çıkmak müşkil olup cümle küffâr küreğe girüp ribaça urarak firâr ederlerken hikmet-i Hudâ rûzgâr-ı zorkâr bu kâfir firkatelerin karşulayup bir kırat gidemediklerinde hemân Sadrıa‘zam Üstürgon kapudanı firkatelerine asker doldurup ve gayri gemileri kezâlik leşker ile pür edüp gemileri karadan âdem deryâsı ipler ile ve atlar ile çekerek gitmede ve yine Üstürgon tarafı karasından Kanbur Mustafa Paşa ve Defterdâr Hüseyin Paşa şâhî toplar ile kâfiri kovmada.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 28b–29a ·
metinde göster ·
Bu hakîrin Mora'da esbâbları ve hüddâmları [ve] atları olduğundan Mora'ya
gitmeden ve
bir kîse guruş ihsândan hazz etdim, ammâ üç yıl Kandiye gazâsın şeb [ü] rûz çek …
Bu hakîrin Mora'da esbâbları ve hüddâmları [ve] atları olduğundan Mora'ya gitmeden ve bir kîse guruş ihsândan hazz etdim, ammâ üç yıl Kandiye gazâsın şeb [ü] rûz çeküp kuş-ı cânım gücile halâs etmişken tekrâr soluk almadan bir dahi Manya gazâsı cengine gitmeği müşâhede edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 330b ·
metinde göster ·
… sû-yı bâzâra gücile gelir. Gayri diyârın incirleri gibi kurutup vilâyet vilâyet
gitmez. Ve
içinde haşhâş dânesinden hayâl hurde tohumları var. Bir âdem üç dörd vukıyyesin …
Der-medh-i incir-i Agriyomasa: Evvelâ şehrin maşrık tarafındaki bâğ u bâğçelerde hâsıl olan Agriyomasa incirinin dördü ve beşi ve altısı bir vukıyye gelir incirdir kim vallâhi bikesri'l-hâ cihânda misli yokdur. Gûyâ bir tulum katr-ı nebât-ı Hamavî cüllâbdır. Aslâ derisi yokdur, ancak üstünde bir duman-misâl zar içinde durur. Ba‘zı zamân şiddet-i harâretden balı akup vücûdu kuru kalır. Sepetlerle çârsû-yı bâzâra gücile gelir. Gayri diyârın incirleri gibi kurutup vilâyet vilâyet gitmez. Ve içinde haşhâş dânesinden hayâl hurde tohumları var. Bir âdem üç dörd vukıyyesin yese aslâ imtilâ olmayup âdemi şişirmez, gâyet serî‘u'l-hazmdır. Ve misk [ü] amber-i hâm gibi râyiha-i tayyibesi olduğundan mâ‘adâ gâyet mukavvîdir. El-hâsıl midhatinde lisân kâsır olup Rûm'un Aydonat şehrinde Agriyomasa inciri gâyet meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 350b ·
metinde göster ·
… ardır, zîrâ şeb [u] rûz Arab ve Acem'den niçe yüz bin deve ve at ve katır gelüp
gitmededir. Ve
dâ’imâ bu şehir ucuzluk olmadadır, zîrâ bir cânibi karadan ve bir cânibi deryâd …
Ve bu şehrin cemî‘i esvâk-ı sultânîleri gâyet müzeyyen olup eyle bey‘ [u] şirâ olur kim âdem deryâsı temevvüc ve talattum edüp fevc fevc olup benî âdem bir birinin omuz omuzundan söküp râhat ile ubûr edemez. Tâ bu mertebe izdihâm tarîk-ı âmları vardır, zîrâ şeb [u] rûz Arab ve Acem'den niçe yüz bin deve ve at ve katır gelüp gitmededir. Ve dâ’imâ bu şehir ucuzluk olmadadır, zîrâ bir cânibi karadan ve bir cânibi deryâdan metâ‘-ı gûnâ-gûn gelmededir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y47b ·
metinde göster ·
sikkeyi hutbeyi ne kendü ismine ve ne Şâm'da efendisi ismine etmeyüp âl-i Abbâs …
Andan Dimyât'ı ve Tine kal‘asın küffârdan halâs Q 188a edüp sâlimîn ü gânimîn Mısır'a geldikde cümle ahâlî-i Mısır gulû-yı âm edüp Yûsuf Salâhaddîn bir uğurlu ve müdebbir âdemdir, deyü Mısır'a halîfe etdiler. Nûreddîn bu vak‘a-i Mısır'ı işidüp Salâhaddîn'i Şâm'a da‘vet edüp Salâhaddîn gûnâ-gûn özürler edüp Şâm'a gitmedi. Ve sikkeyi hutbeyi ne kendü ismine ve ne Şâm'da efendisi ismine etmeyüp âl-i Abbâsiyân ismine tilâvet etdirdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y77a ·
metinde göster ·
… k u bî-pervâ kuc kucağ dirâgûş olunurlar. Ve bu halîc içre niçe bin kayık gelüp
gitmede ve
niçe kayasa gemileri münakkaş edüp gûnâ-gûn bayraklar ile tezyîn edüp kayığın k …
Ve bu halîc günleri Mısır'da eyle günlerdir kim destûr-ı şâhîdir, herkes gûy gûy sohbetde- Y 130a -dirler ve cemî‘i dilberân-ı Mısır bu halîce girüp âşıkları ile bilâ-vâsıta bî-pâk u bî-pervâ kuc kucağ dirâgûş olunurlar. Ve bu halîc içre niçe bin kayık gelüp gitmede ve niçe kayasa gemileri münakkaş edüp gûnâ-gûn bayraklar ile tezyîn edüp kayığın kıçında herkes Arab cüvânları ile meclis kurup mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y129b–Y130a ·
metinde göster ·
… îd'den gelir. Ol gün paşa Kara Meydânı'na nüzûl edüp Circe beğinin eğer mansıba
gitmesin ve
eğer gelmesin Kara Meydân kasrından temâşâ eder. Mahabbeten Mısırlılar dahi ala …
Yigirmi altı kadılık yere hükm eder. Cümle Mısır halkı buna muhtâcdır, zîrâ Mısır'ın ganîmeti Sa‘îd'den gelir. Ol gün paşa Kara Meydânı'na nüzûl edüp Circe beğinin eğer mansıba gitmesin ve eğer gelmesin Kara Meydân kasrından temâşâ eder. Mahabbeten Mısırlılar dahi alayına karışup bir alay olur kim vasfından dil müberrâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y212b ·
metinde göster ·
… amazân-ı şerîfin âhir cum‘asında Mısır-ı atîkde Amr ibnü'l-Âs câmi‘ine alay ile
gitmesi ve
haftada iki kerre Kademü'n-Nebî ve Besâtîn ve Ümmü'l-kıyâs ve Kasr-ı Ayn ve Seb …
{Ammâ paşanın yılda birkaç kerre anbâr-ı Yûsuf'a gitmesi alayı ve yılda bir kerre Ramazân-ı şerîfin âhir cum‘asında Mısır-ı atîkde Amr ibnü'l-Âs câmi‘ine alay ile gitmesi ve haftada iki kerre Kademü'n-Nebî ve Besâtîn ve Ümmü'l-kıyâs ve Kasr-ı Ayn ve Sebtiyye ve Kayıtbay ve Şeyh Cûşî ve Kasr-ı Gavriyye ve Kasr-ı Âdiliyye ve Kasr-ı Tophâne misilli seyr [ü] seyrâna alay ile mehterhânesin döğerek gitdüği alaylar hisâbda değildir.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y217b ·
metinde göster ·
… ttakî Billâh Mısır'dan yüz bin askere Esedüddîn Şîrkûh'u serdâr edüp Gazze üzre
gitmede. Ve
Şâm-ı şerîfden Şîrkûh'un ammizâdesi Sînâ'yı ve Nûreddîn-i Şehîd'in birâderzâdes …
{Ba‘dehu sene 562 târîhinde âl-i Abbâsiyândan el-Muttakî Billâh Mısır halîfesi iken Âl-i Fâtımiyyîn'den Adudüddevle nâm Mağrib pâdişâhı tağallüben kal‘a-i İskenderiyye'yi zabt etdikde hemân Mısır halîfesi el-Muttakî Billâh Mısır'dan yüz bin askere Esedüddîn Şîrkûh'u serdâr edüp Gazze üzre gitmede. Ve Şâm-ı şerîfden Şîrkûh'un ammizâdesi Sînâ'yı ve Nûreddîn-i Şehîd'in birâderzâdesi Salâhaddîn Yûsuf bin Eyyûb'u Şâm'dan kırk bin askere İskenderiyye üzerine serdâr edüp Mısır ve Şâm askeri bir yere gelüp Askalân ve Yâfe ve Dimyât kal‘aların Freng elinden halâs edüp andan İskenderiyye'yi Adududdevle elinden bâ-sulh feth edüp Şâm'da Nûreddîn'e müjde gönderdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y317b ·
metinde göster ·
… Ammâ ehl-i perde havâtînleri başkadır, anlar cum‘a gün mezâristândan gayrı yere
gitmezler. Ve
cümle halkı alaca kereke abâ geyerler.
şehrin âb [u] havâsının hoşluğundan siyâh-çerde buğday enlü mahbûbesi olur. Zîrâ diyâr-ı Habeş karîb olmağile Habeşe câriyelerden müştak olan sehl esmerü'l-levn olup bu gûne mahbûbesi olur. Yed-i Kudret ile mükahhal gazlî gözlü zenâneleri olur. Ve cümle siyâh izâr-ı harîr bürünürler. Cümlesinin gûşları menkûşlu ve gerdenleri tavklı ve kolları ve pâyları halhâllı al u ala ve harîr gömlekli bintân-ı sâhib-isyânları vardır. Ba‘zıları kahvehânelerde rakkâslık edüp gavâzîlik ederler, ayıb değildir. Ammâ ehl-i perde havâtînleri başkadır, anlar cum‘a gün mezâristândan gayrı yere gitmezler. Ve cümle halkı alaca kereke abâ geyerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y380a ·
metinde göster ·
silâhlarınız ile mukayyed olun. Dumbiye âsîlerine geldik. Ve maymunistân ve mah …
"Tâ’ife, şimdengerü perîşân gitmen. Ve silâhlarınız ile mukayyed olun. Dumbiye âsîlerine geldik. Ve maymunistân ve mahûf canavarlar içine girdik. Gâfil mebâş" deyü Q 333bP 330b askeri âgâh etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y433a ·
metinde göster ·