… hu tokuz yüz elli beş senesi Receb'inde tamâm olup ihrâcâtına yüz elli yük akçe
gitmişdir. Bu
dahi Mi‘mâr Sinân kârıdır.}
Tokuz yüz {elli târîhinde esâsına şürû‘ olunup mâh-ı Rebi‘ü'l-evvel'in evellki günü idi. Ba‘dehu tokuz yüz elli beş senesi Receb'inde tamâm olup ihrâcâtına yüz elli yük akçe gitmişdir. Bu dahi Mi‘mâr Sinân kârıdır.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 46b ·
metinde göster ·
… bîdâr olup evkâf-ı Halîlullâh'ı yoklamadan fârig olup ale's-sabâh aklı başından
gitmiş. Bu
vâkı‘ayı imâmına ve hakîre ta‘bîr etdirdikde "Hayr ola sultânım. Fukarâ-yı Halî …
Ve mine'l-bedâyi‘-i âsâr-ı te’sîrü'z-zulm: Menâkıb-ı azîmdir kim vâkıf-ı esrârız, bu hakîr elli altı târîhinde âlem-i seyâhâtde bu şehr-i himâye-i Halîlü'r-rahmân Urfa'ya geldiğimizde Tarabefzûnî Ketenci Ömer Paşazâde Bâkî Paşa bu şehre hâkim idi. Sarâyında mihmân olup subh u mesâ kendüsiyle hüsn-i ülfet ederdik. Bir gün Hazret-i Halîlü'r-rahmân evkâfın teftîş ve tefahhus etmek cür’et edüp halka sûret-i hâkdan görünüp niçe yerlerin ta‘mîr u termîm eder şeklinde celb-i mâl tahsîline düşdü. Ol gice vâkı‘asına bir pîr girüp gâyet kaddi âlî elinde bir asâsı var, dilinde "yâ Kahhâr" ismiyle zikrullah ederek gelüp paşanın pîş-tahtası üzre pençe buyurdusunu alup elindeki asâ ile paşayı döğe döğe tamâm edüp "Benim evkâfıma niçün vaz‘-ı yed etmek istersin?" derken hemân Bâkî Paşa cân havliyle hâbdan bîdâr olup evkâf-ı Halîlullâh'ı yoklamadan fârig olup ale's-sabâh aklı başından gitmiş. Bu vâkı‘ayı imâmına ve hakîre ta‘bîr etdirdikde "Hayr ola sultânım. Fukarâ-yı Halîl'e sadaka ve kurbânlar gönderüp rûhlar içün hatm-ı şerîfler tilâvet etdirin" dedim. Hakîkatü'l-hâl paşa eylece edüp âsitânesine yüz sürüp her şeyden tâ’ib u tâhir oldu. İmdi şehr-i Urfa himâye-i Halîlullâh'da böyle bir nazargâh-ı Halîl'dir. Cümle şehir halkı Halîl-sıfat mahbûbü'l-kulûb mü’min u muvahhid ve ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at müttakî âdemlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 57a ·
metinde göster ·
… inde olan niçe kerre yüz bin kîle zehâyir-i gûnâ-gûnları gemilerine tahmîl edüp
gitmişlerdi. Bu
hakîr vardıkda henüz firâr edenler şehre ve kal‘aya gelmede idiler.
Ammâ aşağı liman kenârında azîm mahzenleri vardır. Hattâ bu hakîr bu kal‘aya gelmezden üç gün mukaddem Venedik donanması gemileri gelüp bî-bâk ü bî-perv[â] bu limanda lenger-endâht olup kal‘aya istîlâ edüp aslâ muhâfızân karşu duramayup firâr etdiklerinde kal‘adan bu kadar esîr mâl-ı ganâ’im ile kal‘a kapusun kal‘ edüp aldıkda liman kenârında olan anbârların içlerinde olan niçe kerre yüz bin kîle zehâyir-i gûnâ-gûnları gemilerine tahmîl edüp gitmişlerdi. Bu hakîr vardıkda henüz firâr edenler şehre ve kal‘aya gelmede idiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 237b ·
metinde göster ·
… -). Ve hatt-ı istivâ'dan bu mahalle gelince yetmiş merhale yer Nîl başına doğru
gitmişiz. Bu
mahalde kıble-nümâmız amel etmeyüp serserî döner oldu. Zîrâ (---)(---) dahi ub …
Andan kalkup bismi-ilâh ile cânib-i şimâl ki cânib-i Mısır'dır azîmet eylediğimizde bu cebel-i Şevâm'da irtifa‘ aldım, tûl-i nehârı (---) ve arz-ı beledi (---). Ve hatt-ı istivâ'dan bu mahalle gelince yetmiş merhale yer Nîl başına doğru gitmişiz. Bu mahalde kıble-nümâmız amel etmeyüp serserî döner oldu. Zîrâ (---)(---) dahi ubûr etmişiz. Y 429b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y429a–Y429b ·
metinde göster ·