… sûsdır. Ve ricâl makûlesi ol kadar müsinn ü mu‘ammer olurlar kim 231b kuvveti
gitmiş ve
hey’eti bitmiş musâhebet [u] belâgattan bi'l-külliye kalmış âdemler olur. Hâl s …
İklîm-i râbi‘dendir. Arz-ı beledî (---) ve tûl-ı nehârî (---) dır. Âb [u] hevâsının letâfetinden halkının reng-i rûları humret üzredir. Ammâ lodos rüzgârı tarafın Cebel-i Ruhbân sedd etmekle ol rüzgârda hevâsı sakîldir. Ammâ mahbûb ve mahbûbesi gâyet çokdur kim mümtâz [u] dilârâ civânların şu‘arâlar medh edüp şehr-engîzler etmişlerdir. Nisvânı gâyet hüsn-i cemâlde ve lûtf-i i‘tidâlde olup kelimâtları mevzûn ve dişleri dürr-i meknûn ve giysû-yı müşk-bârları girih girih ve mergûle mergûle etdiklerine şâ‘irân-ı Bursa "giysû-yı mergûle" derler, bir diyâr zenânesine mahsûs değildir, illâ Bursa'ya mahsûsdır. Ve ricâl makûlesi ol kadar müsinn ü mu‘ammer olurlar kim 231b kuvveti gitmiş ve hey’eti bitmiş musâhebet [u] belâgattan bi'l-külliye kalmış âdemler olur. Hâl sâhibi niçe bin kibâr vardır ki bâlâda zikri sebkat etmişdir. Netîce-i merâm, bu şehrin letâfet [u] nezâfeti ve sabâhat u melâhati gibi olmazdır. Halkı nâzik-endâm, simîn-beden, matlûbu'l-kulûbdürler. Söze gelseler âkıbet-endîşâne ve dervîşâne bedî’u'l-beyân ve fasîhu'l-lisân tekellüm ederler kim nutk-ı dürer-bârları âdeme te’sîr edüp inşirâh-ı sadr [u] zevk-ı derûn hâsıl olur. Zîrâ her biri birer pîr-i pîşvâlardan me’zûn olup feyz almış kimselerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 231a–231b ·
metinde göster ·
musâhabetden kalmış olurlar ve kelimâtları bu edâ ile tekellüm ederler.
Varoş-ı Erzincân kapusu: Kal‘anın cânib-i şarkîsinde Deveçeşmesi'nden tâ Alîdeğirmeni'ne varınca varoş-ı azîmdir. Bu varoşlarda ekseriyyâ Ermeni re‘âyâlar sâkin olduğundan cümle on üç aded kenîse-i kefereler vardır. Cümle kefereleri alaca destâr peşkîr sararlar ve âyînlerine londura mâvî çuka ve ednâ re‘âyâları şal kebe ve ayaklarına nâzük çarık giyerler. Gâyet rencber re‘âyâsı vardır. Kefere avretleri yassı başlı ve beyâz ızâr çarşaf bürünürler, ammâ müselmân havâtînleri sivri se-renk ve dîbâ ve gümüş ve altun takye giyüp beyâz nâzük câr-ı ızar bürünüp ayaklarına katife çakşır ve sarı çizme giyüp mü’eddebâne reftâr ederler. Gâyetü'l-gâye hüsn-i cemâlde ve lutf-i i‘tidâlde olup kelimâtları lehçelerine göre mevzûn ve dişleri hemvâre dürr-i meknûn ve giysû-yı müşg-bârların sarkıdırlar ve uşşâkı bin cân ile kendülerine akıdırlar. Ve hevâsının letâfetinden ricâl makûlesi ol kadar müsinn ü mu‘ammer olur kim kuvveti gitmiş, hey’eti bitmiş, ömrü yetmişe, yüze yetmiş, kuvveti kudreti gitmiş [ve] musâhabetden kalmış olurlar ve kelimâtları bu edâ ile tekellüm ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 288a ·
metinde göster ·
… maz ve ricâl makûlesi ol kadar müsinn [ü] şeyh-ışâbb olur kim kuvvet ve kudreti
gitmiş ve
hey‘eti yitmiş ve ömr-i girân-mâyesi yüz yetmişe yetmiş mu‘ammer olup yine akl- …
Sitâyiş-i hevâ-yı hûb [u] câvidân: Bu diyârda bâd-ı nesîm-i subh esüp cümle halkına hayât-ı câvidân verir. Anınçün bu diyârda aslâ ısıtma olmaz ve ricâl makûlesi ol kadar müsinn [ü] şeyh-ışâbb olur kim kuvvet ve kudreti gitmiş ve hey‘eti yitmiş ve ömr-i girân-mâyesi yüz yetmişe yetmiş mu‘ammer olup yine akl-ı Aristo efkâr-ı mâ‘ânî ve tîz-fehm olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 300a ·
metinde göster ·
… bünye âdemleri olur ve ol kadar müsinn ü mu‘ammer olurlar kim kuvvet-i kuvâları
gitmiş ve
hey’eti yitmiş ve ömrü yüz yetmişe yetmiş ve musâhabet [u] mülâ‘abetden kalmış …
Evsâf-ı reng-i rûy-ı pîr [ü] cüvân : Âb [u] hevâsının letâfetinden cümle halkı tendürüst ve ten-perver ve buğday tenlü kaviyyü'l-bünye âdemleri olur ve ol kadar müsinn ü mu‘ammer olurlar kim kuvvet-i kuvâları gitmiş ve hey’eti yitmiş ve ömrü yüz yetmişe yetmiş ve musâhabet [u] mülâ‘abetden kalmış olurlar, ammâ ulemâsı ve zî-akl reşîd ü necîb akl-ı kâmil ricâlleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 13a ·
metinde göster ·
… vân: Ricâl makûlesi kemâl mertebe müsînn ü mu‘ammer ve zâl-ı zamân olup kuvveti
gitmiş ve
hey’eti yitmiş ve ömr-i gîrânmâyesi yüz yetmişe yâhûd bitmişe yetmiş olup musâh …
Der-vasf-ı reng-i rûy-ı pîr ü cüvân: Ricâl makûlesi kemâl mertebe müsînn ü mu‘ammer ve zâl-ı zamân olup kuvveti gitmiş ve hey’eti yitmiş ve ömr-i gîrânmâyesi yüz yetmişe yâhûd bitmişe yetmiş olup musâhabetten sehel kalmış olurlar. Ammâ yine kâr-ı kisbinde zinde ve devende ü revende reng-i rûlar humret üzre âdemlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 164a ·
metinde göster ·
… -i meydânları ol mertebede müsinn ü mu‘ammer ve Zâl-ı zamân olurlar kim kuvveti
gitmiş ve
hey’eti bitmiş ve ömr-i girân-mâyeleri yüz sâle yetmiş ve musâhabet-i örfiyyede …
Ve bu şehr-i Irâk'ın âb u hevâsı letâfetinden merd-i meydânları ol mertebede müsinn ü mu‘ammer ve Zâl-ı zamân olurlar kim kuvveti gitmiş ve hey’eti bitmiş ve ömr-i girân-mâyeleri yüz sâle yetmiş ve musâhabet-i örfiyyeden kalmış olur ammâ çoğu muhibb-i Hânedân Şî‘îlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 345b ·
metinde göster ·
… eredir ve kemâl mertebe müsinn ve mu‘ammer ve Zâl-ı zamân u zamâne olup kuvveti
gitmiş ve
müddet-i ömr-i girân-mayeleri yüze yetmiş olurlar. Netîce-i kelâm örfiyyeden ve …
Cümle halkının beşereleri humret üzeredir ve kemâl mertebe müsinn ve mu‘ammer ve Zâl-ı zamân u zamâne olup kuvveti gitmiş ve müddet-i ömr-i girân-mayeleri yüze yetmiş olurlar. Netîce-i kelâm örfiyyeden ve kâr [u] kisbden kalmış olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 23a ·
metinde göster ·
… bin ricâl makûlesi kemâl mertebe müsinn ve mu‘ammer ve Zâl-ı zamân olup kuvveti
gitmiş ve
hey’eti yitmiş ve ömr-i müsemmâsı yüz yetmişe yetmiş, gitmiş ve cimâ‘ [u] musâh …
Der-vasf-ı reng-i rûy-ı eşkâl-i insân: Âb [u] havâsı gâyet latîf olduğundan ve yazı yaz ve kışı kış olduğundan cemî‘i halkının reng-i rûları humret üzredir, zîrâ bu şehrin cânib-i erba‘ası yaylalardır ve âb-ı hayât suları firâvândır. Anıniçün ahâlîleri zinde cân-ı cânândır. Hattâ niçe bin ricâl makûlesi kemâl mertebe müsinn ve mu‘ammer ve Zâl-ı zamân olup kuvveti gitmiş ve hey’eti yitmiş ve ömr-i müsemmâsı yüz yetmişe yetmiş, gitmiş ve cimâ‘ [u] musâhebetden kalmış olurlar, ammâ cümle ünâsı pâk-i‘tikad ve mü’min ve muvahhid ve sâhib-i vera‘ ve gıll ü gışdan berî kimesnelerdir kim cümle sağîr ü kebîri ve bay u gedâları gâyet musallîdirler. Hattâ çârsû-yı bâzârda akçe sayarken ezân işitdikleri gibi "Lebbeyk Allâhüm" deyüp akçeyi meydânda bırağup dükkânların kapamadan gürûh gürûh câmi‘e giderler. Edâ-yı salâtdan sonra yine ticâret ederler, zîrâ cemî‘i halkı "el-kâsibu habîbullâh" deyü ticâret ederler ve aslâ batıyyü'l-hareke olup tembelân-ı Horasan olan ma‘rifetsiz âdemi sevmezler. Elbette bir ma‘rifet ile kifâflanan âdeme ri‘âyet edüp ehl-i kelâm ve ehl-i kemâl âdemlere zekât dahi verirler ve hacıyân, gâzîyân, tüccârânı gâyet çokdur. Cümle halkı Boşnakca ve Türkçe ve Sırf ve Latin ve Hırvad ve Bulgarca tekellüm ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 130a ·
metinde göster ·
… ân olup kuvveti gitmiş ve hey’eti yitmiş ve ömr-i müsemmâsı yüz yetmişe yetmiş,
gitmiş ve
cimâ‘ [u] musâhebetden kalmış olurlar, ammâ cümle ünâsı pâk-i‘tikad ve mü’min v …
Der-vasf-ı reng-i rûy-ı eşkâl-i insân: Âb [u] havâsı gâyet latîf olduğundan ve yazı yaz ve kışı kış olduğundan cemî‘i halkının reng-i rûları humret üzredir, zîrâ bu şehrin cânib-i erba‘ası yaylalardır ve âb-ı hayât suları firâvândır. Anıniçün ahâlîleri zinde cân-ı cânândır. Hattâ niçe bin ricâl makûlesi kemâl mertebe müsinn ve mu‘ammer ve Zâl-ı zamân olup kuvveti gitmiş ve hey’eti yitmiş ve ömr-i müsemmâsı yüz yetmişe yetmiş, gitmiş ve cimâ‘ [u] musâhebetden kalmış olurlar, ammâ cümle ünâsı pâk-i‘tikad ve mü’min ve muvahhid ve sâhib-i vera‘ ve gıll ü gışdan berî kimesnelerdir kim cümle sağîr ü kebîri ve bay u gedâları gâyet musallîdirler. Hattâ çârsû-yı bâzârda akçe sayarken ezân işitdikleri gibi "Lebbeyk Allâhüm" deyüp akçeyi meydânda bırağup dükkânların kapamadan gürûh gürûh câmi‘e giderler. Edâ-yı salâtdan sonra yine ticâret ederler, zîrâ cemî‘i halkı "el-kâsibu habîbullâh" deyü ticâret ederler ve aslâ batıyyü'l-hareke olup tembelân-ı Horasan olan ma‘rifetsiz âdemi sevmezler. Elbette bir ma‘rifet ile kifâflanan âdeme ri‘âyet edüp ehl-i kelâm ve ehl-i kemâl âdemlere zekât dahi verirler ve hacıyân, gâzîyân, tüccârânı gâyet çokdur. Cümle halkı Boşnakca ve Türkçe ve Sırf ve Latin ve Hırvad ve Bulgarca tekellüm ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 130a ·
metinde göster ·
… tebe müsinn ü mu‘ammer olmuşlar kim her biri birer gûne pîr-i fânî olup kuvveti
gitmiş ve
hey’eti yitmiş ve ömr-i girân-mâyeleri yüz yetmişe yetmiş, musâhabetden kalmış …
Der-medh-i sıfat-ı reng-i rûy-ı pîr ü cüvân: Cemî‘i halkı beyâzu'l-levndirler. Aslâ esmer ve asfaru'l-levn âdemleri olmaz. Niçe bin âdemleri kemâl mertebe müsinn ü mu‘ammer olmuşlar kim her biri birer gûne pîr-i fânî olup kuvveti gitmiş ve hey’eti yitmiş ve ömr-i girân-mâyeleri yüz yetmişe yetmiş, musâhabetden kalmış âdemleri var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 87a ·
metinde göster ·
… amâr etmiş kim gûyâ kasr-ı Illiyyîn etmiş ve bu kadar âsâr-ı ibret-nümâlar edüp
gitmiş ve
kıblelerine nazar eyleyüp görse kim hâli üzre durur, Osmânlı yıkmamış. Kral dah …
Ba‘dehu küffâr-ı hâksâr altmış yıldan sonra bu câmi‘-i pür-nûr kefere destine girüp nûrun alâ nûr iken nûru gidüp bî-nûr muzlim olup küffâr kralı Mikloş nâm kral-ı dâll [ü] bed-fi‘âl bu câmi‘e girüp görse kim Osmânlı bu câmi‘i eyle müzeyyen ve amâr etmiş kim gûyâ kasr-ı Illiyyîn etmiş ve bu kadar âsâr-ı ibret-nümâlar edüp gitmiş ve kıblelerine nazar eyleyüp görse kim hâli üzre durur, Osmânlı yıkmamış. Kral dahi bizim mihrâb ve minberimizi yıkmayup hâli üzre kor. Hakkâ ki anlar bizim mihrâbımız ve biz anların mihrâbların yıkmamak gerekdir, zîrâ men dakka dukka demişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 95b ·
metinde göster ·
… sîsler var kim ol mertebe müsinn ü mu‘ammer ve zâl-ı zamân olmuş kim kuvvetleri
gitmiş ve
hey’etleri yitmiş ve ömr-i girân-mâyeleri yüz altmışa ve yüz yetmişe yetmiş ve …
Ve bu çanhâne kullesinin içerisi cümle yigirmi yedi tabakadır ve cümle bin aded ruhbân ile memlûdur. Tâ zirve-i a‘lâsında enüp çıkmağa kuvvet-i kuvâları olan mahbûb mûğ-pîçe ve bıtrîk-pîçe papas gulâmları sâkin olur. Andan aşağı yigirmisine bâliğ papas-pîçeler andan aşağı kırk elli yaşında ruhbânlar var, andan aşağı yetmiş seksen seneye bâliğ olmuş nâ-bâliğ bıtrîklar var. En ednâ tabakasında yüz elli yüz altmış yaşında pîr-i muğânlar var kim ömr-i nâzenînlerin ilm-i kemâl-i riyâzât ile geçirüp kadîd-i mahz olmuş kıssîsler var kim ol mertebe müsinn ü mu‘ammer ve zâl-ı zamân olmuş kim kuvvetleri gitmiş ve hey’etleri yitmiş ve ömr-i girân-mâyeleri yüz altmışa ve yüz yetmişe yetmiş ve musâhabetden bi'l-külliye kalmış niçesi haftada bir kerre iftâr edüp beş hurma(?) ve beş zeytûn ve on dâne siyâh üzüm ve beş hurma ve bir iki fincân süd içer. Ba‘zısı bu me’kûlât [u] meşrûbâtları yigirmi günde bir ve ayda bir iftâr eder ruhbân râhibler var kim hem dâll u hem mudıll ladikalar var, ammâ cümlesi nâne çöpüne ve yâdes kemiğine dönmüş arık ve urûk ve kadîd-i mahz kâfirler var kim yigirmisine bir muşt-ı pehlivânî ursalar cümle mürd olurlar. Elhamdülillâh alâ dîni'l-İslâm hadîs-i sahîh üzre Arapça mazmûnunca Ma‘dî-kereb kadar yeyüp ibâdet edüp gazâ etmeğe ve helâlimizle cihâd-ı ekber etmeğe kuvvet-i kuvâ buluruz, ammâ hakkâ ki bu keferelerde perhîz ü riyâzet ile niçe hâletler müşâhede edüp ten-dürüst olup ahlât-ı emrâz-ı muhtelifeden 61b berîlerdir ve riyâzet-i mücâhede ile nefslerin dahi öldürmüşlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 61a–61b ·
metinde göster ·
… nleri humret üzre olup kemâl mertebe müsinn ü mu‘ammer Zâl-ı zamân olup kuvveti
gitmiş ve
hey’eti yitmiş ve ömr-i azîzleri yüz yetmişe yetmiş iken yine at binüp kılıç ku …
Der-reng-i rûy-ı pîr [ü] cüvân-ı tüvânân: Cemî‘i pîr-i nâ-tüvânlarının bile rûy-ı ahmer-cebînleri humret üzre olup kemâl mertebe müsinn ü mu‘ammer Zâl-ı zamân olup kuvveti gitmiş ve hey’eti yitmiş ve ömr-i azîzleri yüz yetmişe yetmiş iken yine at binüp kılıç kuşanup cimâ‘a kâdirlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 228b ·
metinde göster ·
… mmâ ekseriyyâ halkı kemâl mertebe müsinn ü mu‘ammer ve Zâl-ı zamân olup kuvveti
gitmiş ve
hey’eti yitmiş ve ömr-i azîzi yüz yetmişe yetmiş kimesneler olup yetmiş seksen …
Ammâ hikmet-i Hudâ halkı tâ‘ûndan ölmezler. Ekseriyyâ ishâl ve zehîr ve hummâ-yı muhrıka ve ağrı hastalığından yollanırlar. Ammâ ekseriyyâ halkı kemâl mertebe müsinn ü mu‘ammer ve Zâl-ı zamân olup kuvveti gitmiş ve hey’eti yitmiş ve ömr-i azîzi yüz yetmişe yetmiş kimesneler olup yetmiş seksen sene sakalların tırâş ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 355a ·
metinde göster ·
… geyerler. Ve ba‘zı ricâl makûlesi ol kadar mu‘ammer ve müsinn olur kim kuvveti
gitmiş ve
hey’eti bitmiş musâhabet [ü] melâ’ibden kalmış olur. Yine böyle iken çârsû-yı h …
Ve kelimâtları lisân-ı Türkîdir. Ve ekseriyyâ halkı Türkmândır. Pâk çuka esvâblar ve katîfe kavuk külâh üzre beyâz destâr-ı Muhammedî sararlar. Ve kışı şedîd olup halkı levendâne olmak ile kırmızı boyalı kuzu derisinden Okçuoğlu harvânîleri geyerler. Ve ba‘zı ricâl makûlesi ol kadar mu‘ammer ve müsinn olur kim kuvveti gitmiş ve hey’eti bitmiş musâhabet [ü] melâ’ibden kalmış olur. Yine böyle iken çârsû-yı hüsn içre bir dükkânçede oturup âyende vü revende dilberâna nazar etmek içün burnuna gözlüğün geçirüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y160b ·
metinde göster ·
Ve bu şehrin ricâl makûlesi ol kadar müsin ü mu‘ammer olur kim kuvveti
gitmiş ve
hey’eti bitmiş ve tûl-i ömrü yetmişe yetmiş gitmiş ve çoğu yetmişi yüzü geçmiş …
Ve bu şehrin ricâl makûlesi ol kadar müsin ü mu‘ammer olur kim kuvveti gitmiş ve hey’eti bitmiş ve tûl-i ömrü yetmişe yetmiş gitmiş ve çoğu yetmişi yüzü geçmiş musâhabet [ü] melâ‘ibden ve fesâhat [ü] belâgatden bi'l-külliye kalmış âdemleri olur. Gûyâ intikâl etmeğe tevbe etmişdir. Ve şebâb u fetâlarında zî-akl kimesneler dahi çokdur. Ve âb-ı hoş-havâsından Hazarî ve Havvârî mahbûbesi gâyet hüsn-i cemâlde ve lutf [u] i‘tidâlde olup ol diyârın lehce-i mahsûsları ile kelimâtları mevzûn ve dürdâne-misâl dişleri dürr-i meknûn akl-ı zû-fünûn nisvânları var kim geysû-yı müşkbârların çîm-ender-çîm perîşân edüp reftâr etdükde mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y377a ·
metinde göster ·
… mu‘ammer olur kim kuvveti gitmiş ve hey’eti bitmiş ve tûl-i ömrü yetmişe yetmiş
gitmiş ve
çoğu yetmişi yüzü geçmiş musâhabet [ü] melâ‘ibden ve fesâhat [ü] belâgatden bi' …
Ve bu şehrin ricâl makûlesi ol kadar müsin ü mu‘ammer olur kim kuvveti gitmiş ve hey’eti bitmiş ve tûl-i ömrü yetmişe yetmiş gitmiş ve çoğu yetmişi yüzü geçmiş musâhabet [ü] melâ‘ibden ve fesâhat [ü] belâgatden bi'l-külliye kalmış âdemleri olur. Gûyâ intikâl etmeğe tevbe etmişdir. Ve şebâb u fetâlarında zî-akl kimesneler dahi çokdur. Ve âb-ı hoş-havâsından Hazarî ve Havvârî mahbûbesi gâyet hüsn-i cemâlde ve lutf [u] i‘tidâlde olup ol diyârın lehce-i mahsûsları ile kelimâtları mevzûn ve dürdâne-misâl dişleri dürr-i meknûn akl-ı zû-fünûn nisvânları var kim geysû-yı müşkbârların çîm-ender-çîm perîşân edüp reftâr etdükde mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y377a ·
metinde göster ·