… hâlâ {ol şeb-çerâğ} Kızılelma'dadır. Anıniçün Kızılelma derler kim Ayasofya'dan
gitmişdir
. Zîrâ İşpanya {küffârı} bir iki kerre İslâmbol'a istîlâ etmişdir. Anıniçün ol b …
Ve bu mahalde bir sebiz-gûn amûd-ı ibret-nümûn vardır. Ol amûd üzre Meryem Ana timsâli var idi. Elinde bir şeb-çerâğ var idi kim beyza-i fâhte kadar var idi. Her şeb, bu şeb-çerâğın şu‘lesi câmi‘i münevver ederdi. Bu dahi Risâlet-penâh'ın mevlûdu gecesi ser-nigûn olup hâlâ {ol şeb-çerâğ} Kızılelma'dadır. Anıniçün Kızılelma derler kim Ayasofya'dan gitmişdir. Zîrâ İşpanya {küffârı} bir iki kerre İslâmbol'a istîlâ etmişdir. Anıniçün ol beyza İşpanya elinde kalmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 35b ·
metinde göster ·
… -yı ibret-nümâdır. Ve mâl-ı masrûfu cihetiyle bu câmi‘e Ayasofya'dan ziyâde mâl
gitmişdir
" deyü niçe güft [u] gû edüp gitdiler. Hakkâ ki bu câmi‘in on miskâl taşı bir al …
"Belî bundan büyük tula binâ bir kâr-ı kadîmdir. Ol asrın metânet üzre musanna‘ binâ-yı azîmdir. Ammâ letâfet ü zerâfet [ü] nezâfetde ve şîrînkârlıkda bu andan musanna‘ binâ-yı ibret-nümâdır. Ve mâl-ı masrûfu cihetiyle bu câmi‘e Ayasofya'dan ziyâde mâl gitmişdir" deyü niçe güft [u] gû edüp gitdiler. Hakkâ ki bu câmi‘in on miskâl taşı bir altuna oldu, derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 45b ·
metinde göster ·
… hu tokuz yüz elli beş senesi Receb'inde tamâm olup ihrâcâtına yüz elli yük akçe
gitmişdir
. Bu dahi Mi‘mâr Sinân kârıdır.}
Tokuz yüz {elli târîhinde esâsına şürû‘ olunup mâh-ı Rebi‘ü'l-evvel'in evellki günü idi. Ba‘dehu tokuz yüz elli beş senesi Receb'inde tamâm olup ihrâcâtına yüz elli yük akçe gitmişdir. Bu dahi Mi‘mâr Sinân kârıdır.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 46b ·
metinde göster ·
… ermerden bir kubbe-i müdevveri âşiyân etmişdir. Dâr-ı bekâya yüz yetmiş yaşında
gitmişdir
. Ser-i sa‘âdetleri önünde olan mermer üzre müzehheb hatt-ı celîler cümle Karahi …
İslâmbol'da Süleymâniyye câmi‘i kurbünde Ağakapusu köşesinde sebîlhânesi cenbinde yek-pâre mermerden bir kubbe-i müdevveri âşiyân etmişdir. Dâr-ı bekâya yüz yetmiş yaşında gitmişdir. Ser-i sa‘âdetleri önünde olan mermer üzre müzehheb hatt-ı celîler cümle Karahisârî Hasan Çelebisi hattıdır kim sihr-i bûkalemûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 90b ·
metinde göster ·
… ik şehrinde zâhir ve bâhirdir. Ekseriyyâ Ayasofya amûdları bu Edincik şehrinden
gitmişdir
.
Andan Tevârîh-i Hind, andan Tevârîh-i Hâkân-ı Çin, andan Tevârîh-i Acem, andan Tevârîh-i Arab, andan Tevârîh-i Efrenc, andan Tevârîh-i Latin, andan Tevârîh-i Rûmdır. Bu tevârîhlerin cümlesin tetebbu‘ etmiş müverrih âlimler ile ihtılât edüp Bursa'nın bânîsinden aslâ bir müverrih tahrîr edüp ayân u beyân etmemişler. Ammâ 222a Tevârîh-i Süleymânnâme'de ve Târîh-i Evveliyyât-ı Tuhfe'de tahrîr eder kim bir kerre Hazret-i Süleymân kerr u ferr u dârât ile taht-ı Süleymânîsi üzre ber-hevâ tayarân ederken Bursa hâyilinde sâbite olan ebel-i Ruhbân'ın zirve-i a‘lâsı üzre meks edüp cânib-i erba‘aya nigerân edüp esnâ-yı kelâmda Hazret-i Süleymân vezîri Âsaf-ı Berhayâ'ya der kim, "Ne olaydı şu ferah-fezâ yerde bir şehr-i azîm olaydı" buyurduklarında hemân ecinne ve dîv [ü] perîlerden ba‘zı musâhib-i mukarrebînler eyitdiler: "Yâ Emînallah! Bir kerre Tûfân-ı Nûh'dan evvel bu mahalle bir Süleymân ile leşker-keş olup geldiğimizde bu kûh-ı bülendin dâmeninde bir kal‘a-i azîm ve bir şehr-i kadîm var idi. Ol kal‘ayı cânn kavmi yapdı derler. Almada âciz olup bî-feth rücû‘ edüp gitdik. İşte Tûfân'da gark olup nâm [u] nişânı güm olmuş" dedikde tiz Hazret-i Emîn cümle ins ü cinne, vuhûş u tuyûra emr edüp derhâl taş u toprağın tathîr ederken kal‘anın burc [u] bârûları nümâyân olur, ammâ tathîrinde usret çekerler. Hemân Emîn-i Mübîn rîha emr edince bir kerre Lodos rûzgârı Âd kavmine esdiği gibi bir rîh-ı akîm esüp cümle taşı ve toprağı hevâya perrân edüp tarfetü'l-ayn içre kal‘anın der-i dîvârları ve burc [u] bârûları zâhir olur. Bir dîv-i sefîd eydür "Yâ Emînallah! Bu kal‘anın altındaki kayalarda bir mutalsam kenz vardır. Anı bulsanız dünyâ halkına inkırâzu'd-devrân kifâyet ederdi" der. Bir div dahi mu‘âraza edüp "Bulunmaz" der. Biri dahi "Eğer ol dahme bulunursa ol defîne ile Emînullah bu şehri imâr ede" der. Kimi bulunursa, kimi bulunmazsa derler. Derhâl dîvlere emr edüp ol dahmeyi bulup şehri ta‘mir [u] termîm edüp ismini Bulursa korlar. Bursa, Bulursa'dan galatdır. Ba‘dehû Süleymân-ı Emîn Bursa'nın cânib-i garbında bir merhale karîb Edincik nâm bir şehr-i azîm binâ edüp Belkîs'a taht edüp hâlâ kasr-ı âlîleri ve tâk-i kisrâları Edincik şehrinde zâhir ve bâhirdir. Ekseriyyâ Ayasofya amûdları bu Edincik şehrinden gitmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 221b–222a ·
metinde göster ·
. Kal‘a içre cümle (---) örtülü tahtânî ve fevkânî (---) aded hânelerdir. Ve cüm …
Evsâf-ı sûr-ı kavî ve metîn kal‘a-i Gönye : Tarabuzun eyâletinde Batum sancağıdır. Paşasının hâssı taraf-ı pâdişâhîden (---) akçedir ve ze‘âmet 13 ve kılıç timar 72, çeribaşısı ve alaybeğisi vardır. Hîn-i seferde kânûn üzere cebelüleriyle sekiz yüz asker olur. Üç yüz âdem dahi paşasının askeri olur. Ammâ Mikrilistân ağzında intihâ-yı serhad olmağıla merkûm askerler bir sefere me’mûr olmayup bu kal‘a[yı] muhâfaza ederler. Dizdârı ve beş yüz kal‘a neferâtları vardır. Ve bir oda dergâh-ı âlî yeniçerileri, sekiz yüz neferâtıyla çorbacıları, şeb [u] rûz nevbet beklerler ve yüz elli akçe kazâ-yı âsumânîdir. Nâhiyeleri cümle harbe ucuyla söyleşir, âsî Çiço Laz kurâlarıdır. Kadısına senevî bin guruş olur. Beğine yedi bin guruş olur. Kal‘ası leb-i deryâda (---) üzre şekl-i murabba‘ Şeddâdî binâ-yı sengîndir. Kadîm-i eyyâmda (---) binâsıdır. Ve sene (---) târîhinde (---)(---) fethidir. Ve niçe kerre Kazak-ı Ak gelüp istilâ edüp mâl-ı ganayimin alup harâb [u] yebâb edüp gitmişdir. Kal‘a içre cümle (---) örtülü tahtânî ve fevkânî (---) aded hânelerdir. Ve cümle (---) mihrâbdır. Cümleden ma‘mûr [u] âbâdân (---) câmi‘i bir minâreli tahtânî ve kiremit örtülü câmi‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 254b ·
metinde göster ·
… r ile bu kal‘ayı yedi ay muhâsara edüp bir vecihle zafer bulmayup hâ’ib ü hâsir
gitmişdir
. Gerçi iç ildir ammâ bir celâlî mütehassın olmasın içün dizdâr ağası ve (---) a …
Bu kal‘anın altı, serâpâ mağaralar ile müzeyyen olup ibret-nümâ gâr-ı yetimânlar vardır. Hatta Celâlî Karayazıcı ve Kara Sa‘îd asrında cümle a‘yân-ı vilâyet cemî‘î zî-kıymet esbâb [u] eşkâllerin bu mağaralara ve bu kal‘aya hıfz edüp ehl [u] iyâlleriyle masûn [u] mahfûz olmuşlardır. Hatta Timur-ı bî-nûr yer götürmez deryâ-misâl asker ile bu kal‘ayı yedi ay muhâsara edüp bir vecihle zafer bulmayup hâ’ib ü hâsir gitmişdir. Gerçi iç ildir ammâ bir celâlî mütehassın olmasın içün dizdâr ağası ve (---) aded neferâtları da dîde-bânlık eyleyüp kapusunda pür-silâh âmâde dururlar. Ammâ aşağı kal‘ası şehrin tâ ortasından cereyân eden nehr-i Tozanlı kenarında yalın kat dîvârlı bir alçacık taş binâ kal‘adır, cirmi ma‘lûmum değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 280b ·
metinde göster ·
… Bu azîz Yıldırım Hân meşâyîhlerindendir. Timur ile müşerref olup Şirvân'a bile
gitmişdir
. Ba‘dehû yine Amasiyye'ye gelüp Amâsiyye'nin kurbunda Sevâdiye nâm bir mürtefî‘ …
Evsâf-ı ziyâret-i kutbu'l-âfâk, eş-şeyh-i ale'l-ıtlâk, zübde-i evliyâ, umde-i asfiyâ, kibâr-ı hâsu'l-hâs, deryâ-yı dîn-i gavvâs eş-Şeyh Hazret-i Pîr İlyâs-ı Amasiyyevî: Bu azîz Yıldırım Hân meşâyîhlerindendir. Timur ile müşerref olup Şirvân'a bile gitmişdir. Ba‘dehû yine Amasiyye'ye gelüp Amâsiyye'nin kurbunda Sevâdiye nâm bir mürtefî‘ cihân-nümâ bir âsitâne-i âlîde medfûndur. Niçe bin keşf [u] kerâmetleri âşikâre olmuşdur. Hatta merhûm olduklarında cesed-i şerîfin gassâl gasl ederken teneşiri gassâl eğri kor. Hemân azîz-i merhûm dest-i şerîfleriyle teneşiri doğruldurlar. Ziyâretgâh-ı erbâb-ı hâcâtdır. Âsitânesi ve imâreti ve cümle hayrâtın Sultân Bâyezîd ibn Mehemmed Hân sene (---) târîhinde binâ etmişdir. Tarîk-i (---) niçe yüz pâ-bürehne ve ser-bürehne âşık-ı serbâzları var. Evkâf-ı azîm olmağıla âyende vü revendeye ni‘meti mebzûldür. Hamd-i Hudâ ziyâreti müyesser olup rûh-ı şerîfiyçün bir hatm-i şerîfe mübâşeret etdik. Ve âsitânesi dîvârında bu ebyâtlar bir kâğıda tahrîr olunmuşdur. Kıt‘a:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 282b ·
metinde göster ·
… Çelebi! Ol maşadı bir dahi ziyâret etme. Ol Hazret-i Mûsâ bed-du‘âsıyla imânsız
gitmişdir
, anâ Bel‘am ibn Bâ‘ûr derler. Niçe yüz yıl mu‘ammer olup âhir Hazret-i Mûsâ'dan …
Menâkıb-ı Bel‘am ibn Bâ‘ûr: Hikmet-i Hudâ bir gün bir cebelin dâmeninde cirid oynarken hakîr atdan tekerlenüp at başın alup "Kandesin Eğerlidağ?" deyüp urûc etdi. Hemân hakîrin cân başına gelüp bir gayrı ata süvâr olup esb-i firârîyi birkaç gulâmımızla kovarak tâ Eğerlidağ'ın zirve-i a‘lâsına çıkup atı anda dutup süvâr oldum. Ol mahâlde bir kabr-i tavîl görüp "Allahu a‘lem bir ulu ziyâretdir" deyü rûhiyçün bir Fâtiha tilâvet edüp piyâdece adımlayup kaddi kâmil seksen adım geldi. Başı ayağı ucunda birer serâmed amûd-ı zenbûrîler dikilmiş, ammâ bunun ziyâret [u] temâşâsına meşgûl iken bir bed râyiha hakîri ve gulâmlarımı sermest edüp çâkerlerim burunlarını dutdular. Kabri üzre nazar etdim, ancak kabri üzre olan türâb tencerede bulkur gibi kaynar ve siyâh zift ve katran gibi yağlı toprakdır. Âhir bed râyihasından tahammül edemeyüp bu türâbın yağıyla kaynaduğuna ta‘accüb ederek yine atlarımıza süvâr olup vakt-i gurûbda Tebrîz kapusundan içeri dâhil olup ba‘de'l-mağrib Paşa huzûruna vardığımızda "Şükür sağlığa, hele atını cümle bisâtıyla buldun mu", dediler. "Belî buldum ve Eğerlidağ'da bir kabr-i tavîl-i evliyâullahı ziyâret etdim" deyü kabri gördüğüm üzre paşaya hikâyet edince hemân Erzurûmlu Ca‘fer Efendi, musannif ve mü’ellif ve sulehâ-yı ümmetden azîz kimesne idi, ol eyitdi: "Sakın Evliyâ Çelebi! Ol maşadı bir dahi ziyâret etme. Ol Hazret-i Mûsâ bed-du‘âsıyla imânsız gitmişdir, anâ Bel‘am ibn Bâ‘ûr derler. Niçe yüz yıl mu‘ammer olup âhir Hazret-i Mûsâ'dan sonra dâğ-ı derûnundan diyâr-ı Mısr'ı terk edüp bu dağda olup hâlâ kabri sayf u şitâda leş gibi kokup türâbı yağıyla cehennem azâbı çeküp kaynar" dedikde bu hakîr-i pür-taksîr âlem-i hayretde kaldım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 289a ·
metinde göster ·
. Sakın hâ! Tenbîhü'l-gâfilîndir, başına tedârik gör" deyü bu gûne nasîhat-âmiz …
Ez-în-cânib Erzurûm sahrâsında efendimiz Mehemmed Paşa ile Revân derneği içün deryâ-misâl asker cem‘ olmuşken rûz-ı Kasım gelüp şiddet-i şitâdan cem‘iyyet-i asâkir târmâr olup Sâlih Paşa'nın katli haberi gelmeğile paşa dahi müte’ellim olup mahkeme-i şer‘-i Resûl-i mübînde rûz-ı Kâsım sicille kayd edüp paşa efendimiz cümle eyâlet livâlarına destûr verüp herkes sancaklarına gidüp paşa efendimiz dahi kendi tevâbi‘iyle kal‘a-i Erzurûm'a dâhil olup yanında ancak Seydî Ahmed Paşa kaldı. Lâkin Âsitâne tarafından Hezârpâre Ahmed Paşa tarafından gûnâ-gûn ta‘n-âmiz mektûblar ve emirler gelmeğe başladı. Bir gün bir ulak Âsitâne tarafından gelüp Koca Vâlide'den ve Uzun Alî Ağa'dan ve Rodosî Mehemmed Efendi'den ve Kuşcu Mahmûd Ağa'dan niçe yüz gûne mekâtibler gelüp "Paşa efendim! Başına tedârik gör. İşte Sâlih Paşa merhûmun ibtidâ hazînedârı ve ba‘dehû kethüdâsı olan Bağdâd valisi İbrâhîm Paşa katline âdem gitdi. Sen dahi Sâlih Paşa çelebisisin ve ma‘lûmunuzdur kim hâlâ Sadrıa‘zam Ahmed Paşa, Bâkî Beğ ve Mestân Beğ oğullarıyçün sana ne kadar adâveti vardır. Gâfil me-bâş, başına asker cem‘ edüp başına bir tedârik gör. Sana da elbette ma‘zûlluk mukarrerdir. Ana göre amel idesin ve Varvar Alî Paşa, İpşir Paşa'nın karısın İbrâhîm Hân'a nâ-şer‘î vermedüğü içün Sivas'dan Varvarı ma‘zûl edüp katline âdemler gitmişdir. Sakın hâ! Tenbîhü'l-gâfilîndir, başına tedârik gör" deyü bu gûne nasîhat-âmiz mektûblar gelince paşa-yı âkıbet-endîş bu haberleri güm edüp âlem-i ağyârdan bî-haber iken ziyâfet tarîkıyle bir gice niçe umûr-dîde ağalarıyla kasembillah billah edüp Kelâm-ı İzzet'e ve tuza,-ekmeğe, levendânca sır saklamak içün ahd-i emân edüp paşa eydür: "Ağalar, hâlim budur kim ben Erzurûm'da Abaza Paşa gibi bu kış-kıyâmet diyârda celâlî olup Anadolu hazîneleri ve hizmetlerin zabt etdirüp bu kal‘ada kapanmak isterim, ne dersiz" dedikde cümle ağavât "semi‘nâ ve eta‘nâ" deyü bir gicede kemendler ile iki yüz çengâlli nerdübânlar ve iki bin serdengeçdi yarar, benâm nâmdârlardan Nakışlı Bölükbaşı ve Acem Bölükbaşı ve Kürd Bölükbaşı ve Saçlı Bölükbaşı cümlesi âmâde pür silâh olup vakt-i Şâfi‘î'de cümle serdengeçdiler nerdübânlar ile şeb-i muzlimde iç kal‘aya gitmek üzre iken derûn-ı kal‘ada müstahfızân yeniçeriler haberdâr olup bir ağızdan cümle "Allah yekdir, yek" deyüp "Alarka! Vura-dura-duta" deyü feryâd [u] fiğânlara başlayup kal‘anın cânib-i erba‘asında der-i dîvârların meş‘aleler ile çerâğân edüp gülbâng-i Muhammedîler çekdiler. Ve iç kal‘ada cümle topları sarâya havâle kılup taşra varoşda olan yeniçerileri cümle iç hisâra alup taşra kal‘anın kapuların açmayıp paşanın cümle askeri ve hizmetlerde olan ağavâtları taşrada kalup paşa ancak iki bin mikdârı âdemleri ile sarâyda kaldı. Hikmet-i Hudâ cümle tedbîrimiz taksîr olup kal‘adan sarây tuyulmağa şürû‘ edecek mahalde ale's-sabâh Ali Çorbacı mâbeyne bir kaç a‘yân [u] eşrâfdan muslihîn girüp "Bre aslı yokdur" deyü yeniçeri ağasına ve niçe yeniçeri çorbacısına ve elli bir cemâ‘at Halîl Ağa çorbacıya hil‘at-i fâhireler ve on kîse hakk-ı sükût ihsânlar edüp def‘-i fesâd oldu. Bu ma‘reke on gün mürûr edüp sene (---) târîhinde mâh-ı Zilka‘de'nin onuncı gününde bir âdem Erzincân kapusundan içeri keçe külâhıyla ve bir hımâr yükü pürçüklü 338b ya‘nî havucuyla mahkeme-i şer‘-i Resûl-i mübîn olan Emîr Buhârî şeyhi dâmâdı el-mevlâ fazîletlü Molla (---)(---) Efendi huzûruna girüp "Sultânım! Bir hımâr yükü havuç getirdim. Eşeğim bağırmadan, kal‘adan yeniçeriler çağırmadan, paşa kulların başına kığırmadan, benim şu kızıl ağacıma narh ver" deyince Molla ve gayrı huddâm-ı mahkeme end-bend olup "Âdem! Murâdın nedir?" "Sultânım! Murâdım bu Erzurûm'u müsellemliğile zabt etmekdir" deyince hemân Kadı "Safâ geldiniz Müsellim Ağa, hoş geldiniz" deyü ayağa kalkup der-akab Erzurûm kal‘asının kapuların sedd etdirüp yeniçeri ağasına ve cemî‘î çorbacılara ve a‘yân-ı vilâyete haber olup paşaya haber etdiler. Zîrâ paşadan havf ederlerdi kim gelen müsellimi salb edüp eyâlet-i Erzurûm'u zabt ide. Andan havf [u] haşyete düşmüşlerdi. Ba‘dehû müsellimi havuccu re‘âyâsı kılığından çıkarup bir kat semmûr libâslar bulup esbâb [u] ihtişâmıyla cümle yeniçeri ocağıyla paşa dîvânına gelüp hatt-ı şerîf ve emr-i pâdişâhlar tilâvet olunup eyâlet-i Erzurûm'u Gürcî Koca Mehemmed Paşa'ya ihsân buyurulmuş. Paşa "Allah mübârek eyleye" deyü müsellime hil‘at-i fâhire giydirüp fakîr müsellim mü’eddebâne gerü gerü giderken hil‘atin eteğine basup tepesi üzre zîr-i zeber oldukda garîb müsellim "Amân sultânım! Ben bir emir kuluyum. Benim suçum yokdur. Azîz başunçün beni makaraya asup katl etme" deyü feryâd etdi. Meğer Paşa dîvânhâne kemerlerinde bir makara ihdâs edüp her şeb anda kırk elli kanâdiller çerâğân olurdu. Âsitâne tarafında böyle istimâ‘ olunur kim varan müsellimi paşa salb etmek içün dîvânhâne vasatında bir makara icâd etdi, haberi şâyî‘ olmağıla fakîr müsellim tebdîl-i câme mahkemeye hımâr ile havuccu kıyâfetiyle gelmesinin aslı ol imiş. Hemân Paşa "Kaldırın müsellim ağayı" deyince Müsellim "Amân! Amân!" deyü feryâd etdi. Müsellimin koltuğuna girüp yine ri‘âyetler etmişken müsellim gördü kim kendi düşdü, hemân aklı başına gelüp eydür: "Hemân Sultânım! Yarın ale's-sabâh kal‘adan taşra çıkup üç günde tedârik görün. Elbette bu şehirden çıkarsız" deyince hemân paşa "Bre vurun şu kahbe hîz gidiyi" bu kerre fakîr müsellim gerçekden düşüp cânı azm-i bevâr ide yazdı. "Bak a mel‘ûnun teklîf-i mâlâ yutâkına. Ben düstûr-ı mükerrem olam, bana böyle ibrâm [u] ilhâh eder" deyü gâyetü'l-gâye gazab-âlûd olup elli bir cemâ‘at çorbacısı Halîl Ağa mâbeyne girüp paşa derûn-ı kal‘ada kâmil bir hafta tekâ‘üd edüp cânib-i erba‘a hizmetlerinde olan cümle bayraklar ve ağavâtlar gürûh gürûh gelüp cümle ma‘ûnetler görülüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 338a–338b ·
metinde göster ·
… il cerrâhdır. İlm-i cerrâheti tekmîl etmek içün Frengistân'ın İşpaniye diyârına
gitmişdir
. Hattâ bir adamın dişi ağrısa bir mâvî su sürer dişin veca‘ı teskîn olur. Eğer …
Der-vasf-ı cerrâhân [u] üstâdân: Evvelâ cümleden Boyacı kapusunda zimmî Karakaş Ermenî gâyet üstâd-ı kâmil cerrâhdır. İlm-i cerrâheti tekmîl etmek içün Frengistân'ın İşpaniye diyârına gitmişdir. Hattâ bir adamın dişi ağrısa bir mâvî su sürer dişin veca‘ı teskîn olur. Eğer ol dişi çıkartmak murâd edinirsen ol ağrıyan dişe bir la‘l-gûn su sürer kelpedâna muhtâc eylemeyüp ol dişi kendi elinle çıkarırsın 65b ve bu cerrâh Karakaş-ı zimmînin iki veled-i pelîdi var, biri Ucân ve biri Balıhan ikisi de bî-bedel üstâd-ı bî-cedellerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 65a–65b ·
metinde göster ·
… Paşa'dan alınan gazâ mâlıyla cümle yigirmi yedi bin yedi yüz altmış kîse-i Rûmî
gitmişdir
kim tahrîr olundu.
Bu câmi‘in ibtidâ temeline nâzır-ı nuzzâr olan Mü’eyyed Paşa'nın Hân'a telhîsi üzre Serdâr Mustafâ Paşa'dan alınan gazâ mâlıyla cümle yigirmi yedi bin yedi yüz altmış kîse-i Rûmî gitmişdir kim tahrîr olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 155b ·
metinde göster ·
. Bâlâda ale't-tafsîl tahrîr olunmuşdur, nazar oluna. Ta ki İskender'in karnlard …
Andan İskender sehel şifâ bulup Çapakçur'a gitmişdir. Bâlâda ale't-tafsîl tahrîr olunmuşdur, nazar oluna. Ta ki İskender'in karnlardan halâs olduğu biline.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 204b ·
metinde göster ·
… -yı kavîlerdir. Zîrâ niçe kerre bu kal‘ayı Kızılbaş muhâsara edüp hâ’ib ü hâsir
gitmişdir
. Anınçün evleri cümle kârgîr ve cibis binâdır ve mağaraları kayalar içre kemîn- …
Eşkâl-i rıbât-ı Âdilcevâz: Bu dahi yalçın kaya üzredir ammâ alçak püşte üzre vâki‘ olmuşdur. Bir tarafı leb-i deryâdaki kaya üzredir kim 3 aded kapusu var; Ahlat kapusu, cânib-i cenûba mekşûfdur. Bir kapusu, taraf-ı şarka cânib-i Ercîş'e meftûhdur. Bu aşağı kal‘a dahi gâyet metânet üzre seng-i azîmler ile binâ olunmuşdur ve şekl-i murabba‘dır. Şimâl cânibi kayalar üzre âlî vâki‘ olmuşdur. Ol tarafa bir uğrun kapusu vardır, dâ’imâ mesdûddur. Bu rıbâtın cirmi altı bin adımdır. Limana nâzır kullelerinde azîm şayka topları var kim içlerine âdem sığar. Cümle yetmiş altı pâre şâhâne balyemez topları var kim akrânları kal‘a-i Van sedd-i imândadır. Bu kal‘a cümle yine bâğsız ve bâğçesiz üç yüz aded hâne-i kadîmler var kim cümle kârgîr binâ-yı kavîlerdir. Zîrâ niçe kerre bu kal‘ayı Kızılbaş muhâsara edüp hâ’ib ü hâsir gitmişdir. Anınçün evleri cümle kârgîr ve cibis binâdır ve mağaraları kayalar içre kemîn-hâneleridir. Bu kal‘anın batı tarafı dağlardır ve üzerleri serâpâ bâğlardır. Hevâsı latîf olmağile ahâlîsi sağlardır ve kıble tarafı Van deryâsıdır. Sağîr ü kebîr sarâyları ve re‘âyâ hâneleri ve bâğ evleriyle cümle bin yüz aded büyût-ı ra‘nâlardır ve cümle sekiz mahalle ve yedi mihrâbdır. Cümleden Zâl Paşa câmi‘i,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 242b ·
metinde göster ·
… bı üç yılda bu Van kayasına Timur sürüp yığmışdır. Âhir zafer bulamayup yıkılup
gitmişdir
. Sonra sene (---) târîhinde Kel Rüstem Hân yedi ay bu kal‘ayı muhâsara edüp bu …
Cümle ihtiyâr-ı Van eyitdiler: "Sultânım, bu türâbı üç yılda bu Van kayasına Timur sürüp yığmışdır. Âhir zafer bulamayup yıkılup gitmişdir. Sonra sene (---) târîhinde Kel Rüstem Hân yedi ay bu kal‘ayı muhâsara edüp bu türâb üzre dahi türâb yığup kal‘aya zafer bulma sadedinde iken Âl-i Osmân tarafından Demirkazık Halîl Paşa ve Kara Murtezâ Paşa imdâda yetişüp Kel Rüstem Hân metrislerin bırağup firâr ederken biz dahi Van'ın üç kapusun açup ale's-seher ceyş-i Acem'i basup kıra kıra sekiz bin kelle ve üç bin diri ve yetmiş bin gülle ve bin şüdde barûd ve sekiz yüz katar deve ve bu kadar bin kara çubuk atlar ve sâ’ir hayme vü hargâhlar ve bu kadar ordu-yı bâzâr-ı şâhî ve üç yüz yigirmi aded darbzen top-ı sipâhî ve yigirmi aded balyemez top-ı gümrâhî bırakdırup ana göre mâl-ı ganâ’im bırakdırup hâlâ ol zamândan berü bu türâb yığılı kalmışdır" dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 248b ·
metinde göster ·
… âyân ile toprak sürüp muhâsara edüp bir vech ile zafer bulmayup hâ’ib [ü] hâsir
gitmişdir
. Hâlâ kal‘a-i Van'a yığdığı torbahı kûh-ı Demâvend kimi yığılmışdır. Hatta bu k …
Ammâ deryâ içre olan cezîrelerde kal‘a-i ibret-nümâlardır ki tahrîr olunur. Evvelâ cezîre-i Rodos'da kal‘a-i Eski Rodos ve kal‘a-i Lindoz, bu iki kal‘a bî-hâ’ildir, evc-i âsumâna berâber kal‘alardır ammâ hâlâ Rodos gibi edîm-i arzda bir kal‘a-i bî-adîl yokdur, ammâ alçakda benî Âdem kârıyla sa‘b olmuşdur. Süleymân Hân bizzât toprak sürüp almışdır. Ammâ bâlâda cümle tahrîr etdiğim kılâ‘-ı metîneler yed-i kurdet ile min indillah havâlesiz kılâ‘-ı sedd-i İskender'lerdir kim ne toprak sürmek ve top urmak ile zafer mümkin değil kılâ‘lardır. Ancak muhâsara ile zebûn olur. Cezîre-i İstanköy'de kal‘a-i Heli ve kal‘a-i Andemâhî kal‘aları dahi evc-i âsumâna ser çekmiş yalçın kayalar üzredir ammâ yine cümle zikr olunan kılâ‘lara kal‘a-i Van ve kal‘a-i Mardin ve kal‘a-i İmâdiyye ve kal‘a-i Dühek ve kal‘a-i Amîk-i Var'dır ammâ cümle kılâ‘lara sultân, {kal‘a-i} Van'dır. Üç sene Timur Şâh yedi kerre yüz bin asker-i bî-pâyân ile toprak sürüp muhâsara edüp bir vech ile zafer bulmayup hâ’ib [ü] hâsir gitmişdir. Hâlâ kal‘a-i Van'a yığdığı torbahı kûh-ı Demâvend kimi yığılmışdır. Hatta bu kal‘a-i Van hakkında Şeyh Sa‘dî hazretleri Gülistân'ında Van'ı şehrengîz etmişdir. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 250b ·
metinde göster ·
Ve mine'l-acâ’ib ve'l-garâ’ib binâ-yı azîm câmi‘-i Müşebbek, ibret-nümâ-yı kadîm, şehr-i Kazvîn'in eski hisârına karîb bir câmi‘-i kebîrdir. Kıble kapusu bir bâb-ı vâcibü's-seyr bir dervezedir kim vasfında lisân kâsır bir müşebbek bâb olduğundan ol bâb ile müsemmâ câmi‘-i Müşebbek derler. Rûm u Arab u Acem'de bu hakîr böyle bir bâb-ı kebîr ve eyle kâr-ı hurdegîr görmedim. Niçe bin ilm-i hendese üzre gûnâ-gûn hayâl-i pesend tasarrufları vardır ammâ mülûk-ı selef içün bu câmi‘ içre bir maksûresi var kim benî Âdem anı gördükde vâlih ü hayrân kalup dillerle ta‘bîr ve kalemlerle tahrîr olunmaz bir kâh-ı Havernak-ı Gazvîn'dir. Ammâ bu câmi‘-i pür 315a envârın bânîsi şehr-i Gazvîn'in dördüncü kerre imâr eden Şâh İmâdeddîn hazretlerinin abd-i memlûkü olan Emîr Humâ-i Yas inşâ etdirmişdir. Müverrihân-ı Acem "Bu câmi‘e bir şütür bârı altun masrûf olundu." deyü tahrîr etmişler. Hakkâ ki muhakkak mâ-lâ kelâm gitmişdir, ammâ câmi‘ Cennet-i Adn'e dönmüşdür. Lâkin cemâ‘atden garîb kalmışdır ve mihrâb üzere olan kubbe-i kebîri eflâke ser çekmiştir. Cemî‘i kıbâblar her diyârda surâhîce binâ olunmuşdur ammâ bu kubbe-i serâmed top-ı küreh arzı gibi müdevver ve cevfinde ol kadar envâ‘-ı fusûs-ı mukavvim mahkûk-ı gûnâ-gûn sadefkârî var. Ruhâm-ı ibret-nümûn ma‘kûklar ile ma‘kûd kılınmış zî-kıymet taşlar var kim çeşm-i benî Âdem hîrelenir. Bu hakîr bu kadar kesret-i seyâhatde her âsâr-ı binâya im‘ân-ı nazar ile nazar etdiğimde Budin serhaddinde kal‘a-i Estergon'un iç hisârındaki Kızılelma Câmi‘i kubbesi ve biri dahi bu Gazvîn câmi‘i gibi bu arâzî-i edîmde böyle âsâr-ı acîbe ve bunun gibi binâ-yı garîbe görmedim. Hakkâ ki min cihet-i'l-ahseni imâr bu kubbeden âlî bir kubbe-i nüh-tâk-ı tumturak-ı revâk yokdur. Meğer yine bu kubbe-i Gazvîn-i arâk ola. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 314b–315a ·
metinde göster ·
… ‘a-i Amasiyye ve bu kal‘a-i İmâdiyye'ye aslâ bir çâre edemeyüp me’yûs ve hüsrân
gitmişdir
. Ve ol asırda bu İmâdiyye hâkinde kûh-ı bâlâlar içre bin yedi yüz pâre kend-i m …
Hatta be-kavl-i Yarmenî-i Mıkdısî bu kal‘a-i İmâdiyye Dârâ Şâh tahassun edüp kâmil üç sene kefere-i Rûm muhâsara edüp bir vecihle bir tarafdan zafer bulamayup Rûm keferelerinin hâ’ib ü hâsir gitdiklerin mufassal yazmış. Ya‘nî tâ bu mertebe kûh-ı bülend üzre bennâsız binâ olunmuş kal‘a-i zîbâdır. Ve sâhib-hurûc Timur Hân dahi kal‘a-i Van ve kal‘a-i Mardin'e ve kal‘a-i Amasiyye ve bu kal‘a-i İmâdiyye'ye aslâ bir çâre edemeyüp me’yûs ve hüsrân gitmişdir. Ve ol asırda bu İmâdiyye hâkinde kûh-ı bâlâlar içre bin yedi yüz pâre kend-i ma‘mûr [u] âbâdân kurâlar olup dağ u taşı âdem deryâsı imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 377a ·
metinde göster ·
… enhûs ile altı kerre muhâsara edüp hamd-i Hudâ bir zafer bulmayup hâ’ib ü hâsir
gitmişdir
.
Ve bu bölme kal‘ada cümle yüz aded şindire tahta örtülü evlerden gayrı bir imâret şey yokdur. Ve bu Yukarukal‘a on iki aded tahta örtülü metîn ve müstahkem kulle-i azîmlerdir kim her birinde beşer altışar pâre balyemez topları var. Ve bu kal‘anın dörd köşesinde olan başka kal‘a-misâl kulle-i azîmler üzre sağîr ü kebîr yüzer aded şâhâne topları olup her kullede yüzer 38a ve yüz ellişer aded kâfirin top gülleleri saplıdır, zîrâ Berebaş kâfiri bu kal‘ayı yüzer bin asker-i Rus-ı menhûs ile altı kerre muhâsara edüp hamd-i Hudâ bir zafer bulmayup hâ’ib ü hâsir gitmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 37b–38a ·
metinde göster ·
Ba‘dehû bu cisrin bir gözün Ebü'l-feth amâr etdikde seksen bin guruş
gitmişdir
. Ana göre kıyâs oluna kim Murâd Hân bu cisri müceddeden yüz yetmiş dörd aded gö …
Ba‘dehû bu cisrin bir gözün Ebü'l-feth amâr etdikde seksen bin guruş gitmişdir. Ana göre kıyâs oluna kim Murâd Hân bu cisri müceddeden yüz yetmiş dörd aded gözlerin binâ etdikde ne kadar mâl-ı hazâ’in gitmişdir, andan ma‘lûm ola. (---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 100a ·
metinde göster ·
… ri müceddeden yüz yetmiş dörd aded gözlerin binâ etdikde ne kadar mâl-ı hazâ’in
gitmişdir
, andan ma‘lûm ola. (---)(---)(---)(---)
Ba‘dehû bu cisrin bir gözün Ebü'l-feth amâr etdikde seksen bin guruş gitmişdir. Ana göre kıyâs oluna kim Murâd Hân bu cisri müceddeden yüz yetmiş dörd aded gözlerin binâ etdikde ne kadar mâl-ı hazâ’in gitmişdir, andan ma‘lûm ola. (---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 100a ·
metinde göster ·
… dökmüşüzdür. Ve kral-ı la‘în Rakofçi üç yüz aded küffâr ile mecrûhan firâr edüp
gitmişdir
. Eğer bu Seydî gazâsın mufassalan tahrîr eylesek tatvîl-i kelâm olur, ammâ hâlâ …
Zîrâ Seydî cenginde seksen yedi bin Nemse ve Macar ve İslavin ve Korol ve Leh ve Çeh kâfirlerin ol şiddet-i şitâ[d]a bu sahrâ içre beyâz kar üzre küffârın kızıl kanların on iki bin yiğit ile dökmüşüzdür. Ve kral-ı la‘în Rakofçi üç yüz aded küffâr ile mecrûhan firâr edüp gitmişdir. Eğer bu Seydî gazâsın mufassalan tahrîr eylesek tatvîl-i kelâm olur, ammâ hâlâ asker-i İslâm ile bu sahrâda otururken elli bin Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adüv-şikâr altı kerre yüz bin güzîde ağırmak kazaklanmış ve kazılanmış atları [ile] yalı ağası olan Şâh Polad Ağa gelüp serdâr-ı mu‘azzamdan hil‘at-i fâhireler geyüp Çarkacı İsmâ‘îl Paşa'dan bir sâ‘at ileri meks edüp ol gün ordu-yı İslâm ganîmet oldu. Ve ol ân yalı ağasına fermân gidüp Kemen Yanoş kral taburundan haber alup diller getirmeğe me’mûr olup kırk bin askerle ol ân ılgar edüp tabura gitdiler. Ve yine ol gün Cerrâh Kâsım Paşa Kemen Yanoş kralın taburu keferelerinden on aded dil kâfirler gelüp huzûr-ı serdârda söyledüp ba‘de'l-haber serâperde önünde cellâd-ı felek kellelerin galtân eyledi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 2b ·
metinde göster ·
… işînli kârgîr binâ musanna‘ hânelerdir kim her birine niçe milyon mâl-ı firâvân
gitmişdir
.
Uyvar'ın batı tarafıyla şimâle meyyâl sehel sağ tarafa düşer Uyvar'ın sahrâsı nihâyetinde evc-i âsumâna ser çekmiş bir kaya-yı ser-bülend üzre Şeddâdî seng-tırâş bir sûr-ı üstüvâr-ı savaşdır kim refî‘u'l-bünyân bir sedd-i Alaman bî-îmân dâr-ı bî-îmân iken hamd-i Hudâ dâr-ı mü’minân oldu, ammâ küçükdür. Hattâ hakîr dendân-ı bedenleri üzre adımladım, gird-â-girdi iki bin adımdır ve şekl-i bâdemî vâkı‘ olmuşdur kim sehelce kal‘a-i Üstürgon'a müşâbeheti vardır. Ve derûn-ı hisârı mâl-â-mâl altı yüz aded şindire tahta örtülü tahtânî ve fevkânî cihân-nümâ revzen ve şâhnişînli kârgîr binâ musanna‘ hânelerdir kim her birine niçe milyon mâl-ı firâvân gitmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 123a ·
metinde göster ·
… binâ olup üstleri kırmızı bakır teneke örtülüdür kim niçe yüz bin kantâr bakır
gitmişdir
hisâbın Cenâb-ı Bârî bilür.
El-hâsıl Süleymân Hân asrında otak nice kurulu kaldı ise her 52a bir kullesi birer oda gibi inşâ olunmuşdur. Hâlâ bu kulle odaların içlerinde bâğbân bostâncı kefereleri sâkinlerdir. Ve hâlâ arz odası ve adâlet köşkü yine eylecedir, ammâ leylek çadırı ve büyük dîvânhâne-i âlî ki cihân-nümâdır ve bu otak içinde kurulmuş cergeler ve hurde çadırlar tarzı müte‘addid odalar ve pâdişâh obası önündeki soffa önünden akıtdığı sular hâlâ selsebîl-âsâ cereyân etmededir, ammâ bu otakun nâmûsiyyesi kırk sekiz mermer sütûn-ı müntehâ üzre binâ olunmuş ve cânib-i erba‘ası pirinç tırabzanlar ve gûnâ-gûn revzenler ve cümle der-i dîvârları Freng-pesend nakş-ı bûkalemûn metîn hâyıtlardır, ammâ hâlâ Süleymân Hân'ın halvethânesi olan Acem tarzı obası tarzı olan savma‘asının kapusu mesdûd yine bir halvethânedir. Ve cümle ola[n] ma‘mûrâtı serâpâ kârgîr binâ olup üstleri kırmızı bakır teneke örtülüdür kim niçe yüz bin kantâr bakır gitmişdir hisâbın Cenâb-ı Bârî bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 51b–52a ·
metinde göster ·
… hayrâtına sekiz kerre yüz bin ve toksan altı bin üç yüz seksen üç filori masrûf
gitmişdir
, ammâ şimdiki asrın hisâbınca iki bin iki yüz kırk bir yük akçe olur, ammâ İslâ …
Hattâ binâ emîni ve mi‘mârbaşı Sinân ibn Abdülmennân ağaların defterleri mûcebince Süleymân Hân'ın hemân bu suyu hayrâtına sekiz kerre yüz bin ve toksan altı bin üç yüz seksen üç filori masrûf gitmişdir, ammâ şimdiki asrın hisâbınca iki bin iki yüz kırk bir yük akçe olur, ammâ İslâmbol içre Yanko ibn Madyan'ın su kemerleri üzre yeni kemerler binâ olunmasına üç bin yük akçe olurdu, ammâ Kırkçeşme kemerlerin ve su yolların dahi ta‘mîr ü termîm etmeğile üç bin yük akçe masrûf olmuşdur, deyü yazmışlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 97a ·
metinde göster ·
… a hazn ü dahme edüp Karadeniz boğazın kesüp Karadeniz'i Akdeniz'e mahlût etmeğe
gitmişdir
" deyü nakl etdiler ve tahkîkdir.
Bu kavmin zu‘mlarınca "İskender-i Zülkarneyn Sedd-i Ye’cûc'u cemî‘i ma‘âdinlerden yapup bu mahalle geldikde bu tılsımâtı bu mağârada edüp cemî‘i hazîne ve girân-bahâ tuhaf-ı sîm âvânî ve cevâhirlerini bunda hazn ü dahme edüp Karadeniz boğazın kesüp Karadeniz'i Akdeniz'e mahlût etmeğe gitmişdir" deyü nakl etdiler ve tahkîkdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 154a ·
metinde göster ·
Ve bu şehir [nehr-i] Kovin'in kenârında olmak ile bir kerre bu kal‘a Maskov Kazağı Kovin suyuyla gelüp almışdır. Bu nehr-i Kovin ile gemilerine girüp gânimîn Bahr-i Harez'e girmişdir. Andan Terek kal‘alarına andan dâr-ı menhûslarına gitmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 164b ·
metinde göster ·
… nleri gelüp Gîlân'dan niçe yüz Acem esîrleri almışdır ve selâmet [ile] Maskov'a
gitmişdir
. Kavm-i Acem bu Maskov Kazağından pek havf ederler.
Ba‘zı mahalde Maskov kralları Acem ile sulha mugâyir iş işleyüp bu mezkûr gemilerle Acem'in Bahr-i Harez kenârlarında olan kal‘a ve şehirlerin urup nehb ü gâret ederler. Hattâ Bakü kal‘asın urup ve Gîlân şehrinin bâzârı günleri gelüp Gîlân'dan niçe yüz Acem esîrleri almışdır ve selâmet [ile] Maskov'a gitmişdir. Kavm-i Acem bu Maskov Kazağından pek havf ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 167a ·
metinde göster ·
… ında hezâr dînâr ile medfûndur. Hakîkatü'l-hâl âsûde olduğu kubbesine bin altun
gitmişdir
ve ba‘de'l-mevt hazînesinde bin altunu bulunmuşdur. Ve yine bir âdeme ihsân in‘ …
Sene 715 târîhinde Rûm keferesi destinden Germiyan pâdişâhlardan Şâh Ya‘kûb hilâfetde iken feth etmişdir. Be-dest-i Vezîr Lala Hezârdînâr. Hızırlık dağında hezâr dînâr ile medfûndur. Hakîkatü'l-hâl âsûde olduğu kubbesine bin altun gitmişdir ve ba‘de'l-mevt hazînesinde bin altunu bulunmuşdur. Ve yine bir âdeme ihsân in‘âm etse bin altun verirmiş. Tafsîle muhtâc hikâyeti var ulu sultân-ı Rûm'dur. Ve Anatolu'yu ba‘dehu Osmâncık feth edüp bu şehre dahi mâlik olmuşdur. Hâlâ yine Anatolu eyâletinin tahtıdır, vezâretdir. Taraf-ı pâdişâhîden kânûn üzre vezîrinin hâss-ı hümâyûnu on kerre yüz bin akçedir. Mısır ve Bağdâd ve Budin vezîrlerinden mâ‘adâ cümle vüzerâların üzerine tasaddur eder. Âl-i Osmân Anatolu cânibinde bir yere sefer etse bu Kütâhiyye vezîri eyâleti ile talî‘a-i asker olup çarkacı olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y8b ·
metinde göster ·
… içinde olan ibret-nümâ amûdlar ve zî-kıymet ahcâr-ı garîbeler cümle bu şehirden
gitmişdir
.
Ve şehrin şarkında evc-i âsumâna ser çekmiş kavs-i kuzahdan nişân verir tâk-ı revâk ser-bülend su kemerleri var kim hâlâ bir pâdişâh bir tâkın binâ etmeğe kâdir değildir. Bu gûne binâ-yı azîmleri var kim görenin aklı perîşân olur. Ve bu binâların cümlesi beyâz mermerler ile mebnîdir. Ve harâbistânı içre niçe bin Ayasofya amûdları gibi mermer sommâkî ve zenbûrî sütûnları var kim zîr ü zeber olup yatır. Ve niçe bin tâk-ı Kisrâ-misâl kemerler ve havz u şâzrevânlar harâb olmadadır. Hattâ İslâmbol'da Süleymâniyye ve Yeni câmi‘ içinde olan ibret-nümâ amûdlar ve zî-kıymet ahcâr-ı garîbeler cümle bu şehirden gitmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y68a ·
metinde göster ·
… bın bir Mevlâ bilür Hudârâ Hudâ bilür. Selîm Kethudâ başçavuş iken böyle masrûf
gitmişdir
. Zîrâ beher yevm iki yüz sahan ta‘âmı Ravza bâğlarında ve Mısr-ı atîk şehrinde …
Ale's-sabâh yevm-i cum‘a olup yine tahte'l-kahve bir müfîd [ü] muhtasar summât-ı Halîl çekilüp ba‘de't-ta‘âm Y 145b Ümmü'l-kıyâs havuzunun kenârına cümle ulemâ ve sulehâ varup Ümmü'l-kıyâs Şeyhi İbnü'r-Reddâd du‘â edüp cümle ümmet-i Muhammed âmîn deyüp herkes mesâlih-i mevâni‘lerine gidüp sekiz gün sekiz gece Ümmü'l-kıyâs ziyâfetleri ve tathîr olunması tamâm olur. Ammâ her kim başçavuş bulunursa ol dahi tamâm olur, zîrâ on Mısrî kîse masrûfu vardır, azîm dâhiyedir. Zîrâ sekiz gün sekiz gecede bu ziyâfetde iki yüz aşbâz hizmet edüp kâmil bin aded koyun ve elli bin tavuk ve elli bin güvercin ve on kerre yüz bin ekmek, yüz bin yağlı çörek ve buna göre sâ’ir me’kûlât [u] meşrûbâtın hisâbın bir Mevlâ bilür Hudârâ Hudâ bilür. Selîm Kethudâ başçavuş iken böyle masrûf gitmişdir. Zîrâ beher yevm iki yüz sahan ta‘âmı Ravza bâğlarında ve Mısr-ı atîk şehrinde ve Ümmü'l-kıyâs cânibinde câmi‘inde odabaşılara ni‘met-i bî-imtinânı firâvân çekilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y145a–Y145b ·
metinde göster ·
… ur. Ve şehrin lodos cânibindeki evlerin kum gark edüp ba‘zı hâne sâhibi bırağup
gitmişdir
ve âhir bu şehri kum gark eder, derler. Hakkâ ki kum deryâsı günden güne tefâvü …
Ve suları cümle kuyulardır, ammâ sehl şûrcadır. Ve cümle halkı balıkcılardır. Ve havâsı gâyet sakîl yerdir. Halkının reng-i rûları asfarü'l-levndirler. Mahbûb u mahbûbesi yokdur. Ve fukarâsı çokdur. Ve şehrin lodos cânibindeki evlerin kum gark edüp ba‘zı hâne sâhibi bırağup gitmişdir ve âhir bu şehri kum gark eder, derler. Hakkâ ki kum deryâsı günden güne tefâvüt edüp gelmededir. Ve bender-i Reşîd yolu üzre iki sâ‘atlık yer tûlü ve bir sâ‘atlik yer arzı kum deryâsı içre serâpâ hûrmâ bâğlarıdır. Birer âdem kaddi alçacık hûrmâları olur, ammâ herbiri yüz vukiyye hûrmâ verir. Beyâz ve sarı ve siyâh ve kırmızı gûnâ-gûn lezîz hûrmâsı olur. Ve halkı garîb dostdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y332b ·
metinde göster ·
Netîce-i merâm eyle sütûn-ı gülfâm şehr-i Aksureyn'den Mısır'a ve İslâmbol'a
gitmişdir
. Ve hadden bîrûn sommâkî sütûnlar dahi lâ-yu‘ad pâymâldir. Lâkin bu şehir ol ka …
Netîce-i merâm eyle sütûn-ı gülfâm şehr-i Aksureyn'den Mısır'a ve İslâmbol'a gitmişdir. Ve hadden bîrûn sommâkî sütûnlar dahi lâ-yu‘ad pâymâldir. Lâkin bu şehir ol kadar ma‘mûr değildir. Cümle yigirmi mihrâb, üçü hutbedir. Cemâ‘at-i kesîresi çok çârsû içinde câmi‘-i Hazret-i Ebülhaccâc. Ve dekâkînlerinin adedi ma‘lûmum değil, bir esvâk-ı muhtasardır. Hân u hammâmı ve müte‘addid ma‘mûr zâviyeleri ve mekteb-i sıbyânı ve sebîli ve kahvehâneleri vardır. Ve âb [u] havâsı gâyet latîfdir. Ve halkı gâyet fakîrdir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y383a ·
metinde göster ·
… karîb olmağile çok seyâhat etmişdir. Ve her sene ticâret ile Fûncistân'a gelüp
gitmişdir
. Mu‘temed âdemdir" dediler.
"Biliriz, bu âdem ol diyârlıdır. Ve bir sâdıku'l-kavl müselmân âdemdir. Ve ol diyârlar kendülere karîb olmağile çok seyâhat etmişdir. Ve her sene ticâret ile Fûncistân'a gelüp gitmişdir. Mu‘temed âdemdir" dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y430b ·
metinde göster ·