… emrillâh şifâ bulur. Hâssa-i dîğer, bir âdem zahîre mübtelâ olup yüreğinden kan
gitse
Terlerdirek terinden yalasa bi-emrillâh halâs olur. Hâssa-i sâlis, bir âdemi ru …
Hâsiyyet-i Terlerdirek: Bir âdem sudâ‘a mübtelâ olup bu amûdun arakından başına dürtse bi-emrillâh şifâ bulur. Hâssa-i dîğer, bir âdem zahîre mübtelâ olup yüreğinden kan gitse Terlerdirek terinden yalasa bi-emrillâh halâs olur. Hâssa-i sâlis, bir âdemi rub‘ ısıtması dutsa Terlerdireğin dibinde kaplı olan bakırın câ-be-câ yerlerinde delikler vardır, andan bir kaç parmak toprak yalasa bi-emrillâh istifrâğ edüp halâs olur. Gâyet mücerrebdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 38b ·
metinde göster ·
… , eski odalarda sâkin olurlar. {Yeniçeri ağası kaçan kayık ile bir teferrücgâha
gitse
bu oda halkı cümle ak kenârlı gömlekler ile ve kırmızı saya terpûşlar ile ağayı …
Esnâf-ı çardak çorbacısı: Bir oda yeniçeriyândır kim anlara kayıkcılar odası derler, eski odalarda sâkin olurlar. {Yeniçeri ağası kaçan kayık ile bir teferrücgâha gitse bu oda halkı cümle ak kenârlı gömlekler ile ve kırmızı saya terpûşlar ile ağayı kanca başlı kayık ile götürürler, azîm kayıkdır. Kıçı yeşil çuka ile mestûrdur, kayıkhâneleri Unkapanı iskelesi kurbünde[dir]. Bunlara anıniçün kayıkcılar derler}. Bin nefer yoldaşlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 177b ·
metinde göster ·
… gün müft ziyâfet eder. Kânûnları budur. {Kaçan kim şâh ve bir sipehsâlâr sefere
gitse
cemî‘î ordularında keçe obalı ve keçe haymeli aşbâzlarından ziyâde asker ve hay …
Ahlâk-ı zemîme-i İrân-zemîn: Ahâlîsi Kânûn-ı kadîm-i Azerbaycân oldur kim on iki imâm aşkına on iki esnâf-ı askerî tâ’ifesi ki niçe bin âdem olur. Ulemâdan ve sâ’ir a‘yândan on ikişer esnâf âdemler hânelerinde ta‘âm pişirirler. Mâ‘adâsı hücrelerinde âteş yakmak ihtimâli yokdur kim ta‘âm pişire. Meğer kahve ve çây ve bâdyân ve sa‘lep ve mahlep pişirüp câme-şûylık içün âteş yakup su ısıda, ana mâni‘ olamazlar. Cümle nökerleri ve askerîsi ve bekâr [u] bîkârları cümle çârsû-yı bâzârdan alup ta‘âm yerler. Anınçün kızılbaş-ı bed-ma‘âşdırlar kim ma‘îşetleri bu husûsda hakkâ ki beddir. Lâkin ucuz olur ve murâd edindiğin ta‘âmı hora geçirirsin. Hisâbî ve mücerred olan kişilere bu enfa‘dır. Hattâ askerî tâ’ifesi üç ay bâzârda ta‘âm yise anın aşbâzı donluğ-ı şâhî çıkdıkda aşbâz dîvâna çıkup "Men kurbân kulunun aşbâzıyım" deyü kurbân kulunun donluğun alup gider. Bir habbe ziyâde ve noksân almağa kâdir değildir. Sonra hilâf eden aşbâzın dilin ensesinden çekerler. Ba‘dehû aşbâz donluk sâhibine on iki gün müft ziyâfet eder. Kânûnları budur. {Kaçan kim şâh ve bir sipehsâlâr sefere gitse cemî‘î ordularında keçe obalı ve keçe haymeli aşbâzlarından ziyâde asker ve hayme ve bazâr yokdur. Zirâ cümle askerîsi ordu aşbâzlarına muhtâclardır}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 302b ·
metinde göster ·
… cevşenli ve sadaklı ve savanlı ve zora batar yigitlerdir. Paşa her kankı sefere
gitse
bile me’mûrlardır. Paşası da hâssına göre cebelüsiyle sefer eşer. Hâssı 4.489.6 …
Livâ-yı Silistre: Paşa sancağı tahtıdır. İki sancak dahi iltizâm ile zabt olunur. Biri Eflâk'dır ve biri Boğdan'dır. Kâfiristân olmağıla beğleri her sene devlet-i aliyye tarafına biner kise-i Rûmî hizmet edüp mansıbları kendülere her sene mukarrer olur. İsyânları zuhûr ederse elleri vilâyetleri nehb [ü] gâret olunup katl-i âm olunurlar. Ammâ bu Eflâk ve Boğdan sancakları iltizâm ile olup sancaklarında timar ve ze‘âmet yokdur. Ammâ hîn-i seferde Eflâk ve Boğdan ve Silistre paşasıyla sefer eşüp üçer bin kefere askeri getirüp hizmet-i pâdişâhî oldukda kal‘alar meremmâtına ve handaklar tathîrine ve kal‘aya toprak sürüp top çitleri yapmağa me’mûrlardır. Ve kırk bin asker dahi Bucak Tatarı derler, cebe vü cevşenli ve sadaklı ve savanlı ve zora batar yigitlerdir. Paşa her kankı sefere gitse bile me’mûrlardır. Paşası da hâssına göre cebelüsiyle sefer eşer. Hâssı 4.489.665 akçedir. Kendi sancağında erbâb-ı zü‘amâsı 75, erbâb-ı timarı 422 vardır. Cümle eyâletinde ze‘âmet 188 ve cümle eyâleti timarı 1186. Hîn-i gazâda bu eyâlet-i Özi'de kânûn üzre cebelüleriyle paşa askeriyle ve kırk bin Bucak Tatarıyla ve üç bin Eflâk ve üç bin Boğdan askeriyle elli altı bin asker olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 117b ·
metinde göster ·
Evvelâ Süleymân Hân ahdi üzre Âl-i Osmân pâdişâhı Van tarafından diyâr-ı Acem'e
gitse
Van beğlerbeğisi talî‘a-i asker olur. Anın önü sıra Hakkarî hânı çarhacı olur, …
Evvelâ Süleymân Hân ahdi üzre Âl-i Osmân pâdişâhı Van tarafından diyâr-ı Acem'e gitse Van beğlerbeğisi talî‘a-i asker olur. Anın önü sıra Hakkarî hânı çarhacı olur, dahi ilerisinde Mahmûdî baş çarhacı olur. Andan ileride Pinyanişî ve çolak Mîr-i Azizli ve Gâzîkıranlılar yemîn ü yesârda ve pîşvâda ince karavullar olup ileride baş ve dil almağa me’mûrlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 255b ·
metinde göster ·
… bir belde-i mutavassıtadır. Ammerallah. 295b Hatta bir fetâ atıyla murâd edüp
gitse
bu şehirden şehr-i {Van'a} ve Revân'a dahi dörd menzilde irer, ammâ hakîr cihân …
Diyâr-ı Âzerbaycân'da bu da şehr-i mu‘azzam imiş. Acem destine girmek ile belde-i evsat demişlerdir. Hakkâ ki {cânib-i} garbîsinde şehr-i Şehrezûl ve şimâlinde Salmas ve şehr-i Tesûy ve şarkîsinde şehr-i Tebrîz ve cenûbunda şehr-i Erdebil cümle bu şehirler Rûmiyye'ye dörder menzil mesâfe olduğundan hâlâ müverrihân-ı İrân-zemîn bu Rûmiyye'yi "Belde-i evsat" ile yâd ederler. Hâlâ bir belde-i mutavassıtadır. Ammerallah. 295b Hatta bir fetâ atıyla murâd edüp gitse bu şehirden şehr-i {Van'a} ve Revân'a dahi dörd menzilde irer, ammâ hakîr cihânı temâşâ içün beşer ve altışar sâ‘at giderdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 295a–295b ·
metinde göster ·
… yâ akay kırk gündür bunda hizmet-i şâhîde tek-i pûsu vardır. Bugünkü gün hânına
gitse
gerek idi. Men ana bir kise guruş ve beş at ve üç katar tâvûsî deve ve üç Gürcî …
Hân eyitdi: "Bu Evliyâ akay kırk gündür bunda hizmet-i şâhîde tek-i pûsu vardır. Bugünkü gün hânına gitse gerek idi. Men ana bir kise guruş ve beş at ve üç katar tâvûsî deve ve üç Gürcî gulâm ve bir bâkire-i benâm ve beş şemmâme amber-i hâm ve yigirmi nâfe müşk-i şemmâm ve yigirmi kâse-i fağfûrî ve niçe cam ve bir altun gılâflı hançer-i zü'l-ficâm ve bir murassa‘ tîğ-ı {hoş}-endâm virsem gerek idi. Bi-emri Hudâ böyle oldu. Lûtf eyle menim malım şâhlığa kabz eylemeden Evliyâ akaya menim va‘de-i kerîmem olan eşyâ-yı metâ‘ları veresen." dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 299b ·
metinde göster ·
… hâmûndur kim her cânibe arabalar işler ve ol kadar ot olur kim içinde atlı âdem
gitse
görünmez. Andan,
Alaybeği köyüdür, ammâ bu sahrâlarda bir bakla kadar taş yokdur. Nebâtât u giyâhâtlı bir vâdî-i hâmûndur kim her cânibe arabalar işler ve ol kadar ot olur kim içinde atlı âdem gitse görünmez. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 116b ·
metinde göster ·
… Sekelhit ve Şarbatağ ve Sakmar ve Eçetvâr ve Husvâr ve Kaşa nâmân kal‘alar üzre
gitse
gerek idi, ammâ "El-abdü yüdebbiru vallâhu yukaddiru".
Yohsa Köpürlü ol deryâ-misâl asker ile bu Yanova kal‘asından mâ‘adâ kal‘a-i Arat ve Varât ve Sekelhit ve Şarbatağ ve Sakmar ve Eçetvâr ve Husvâr ve Kaşa nâmân kal‘alar üzre gitse gerek idi, ammâ "El-abdü yüdebbiru vallâhu yukaddiru".
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 122a ·
metinde göster ·
… n dahi yetmiş aded ot ağaları ve atalıkları ve imirzaları var, lâkin bir sefere
gitse
Silistre vezîrinin bir ağası ve yalı ağası bu askere serdâr olur. Hâlâ Yalı Ağa …
Anıniçün hâlâ Kırım Tatarlarından gani ve yarar ve müsellah zor batır yiğitlerdir ve Özü vezîrlerine tâbi‘lerdir, ammâ bunların dahi yetmiş aded ot ağaları ve atalıkları ve imirzaları var, lâkin bir sefere gitse Silistre vezîrinin bir ağası ve yalı ağası bu askere serdâr olur. Hâlâ Yalı Ağası Ahmed Ağa serdâr olup kırk bin asker cümle küffârın ardın alup bir turfa alay ile ubûr etmişlerdir kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 113b ·
metinde göster ·
… dîvâr olup her katı ellişer ayak enli dîvârdır kim üstünde üçer araba yan yana
gitse
mümkindir.
Hulâsa-i kelâ[m] bu kal‘aya havâle toplarından ölüm yokdur, illâ toprak sürülse bu kal‘anın hâli yaman olur. Ve havâle add olunan dağlar serâpâ müzeyyen bâğlardır ve havâle önünde Nemse hisârıdır kim Âl-i Osmân değil on sekiz pâdişâh ve yigirmi dörd kral ve bu kadar ban ve bu kadar hersekler bu Freng hisârı gibi bir sedd-i Kahkahâ-misâl kal‘aya mâlik olmamışlardır. İllâ Âl-i Osmân Egre'ye mâlik olmuşdur, zîrâ bu Freng hisârının havâle tarafı dîvârının yüksekliği kırk yedi arşın âlî Şeddâdî metîn kârgîr dîvâr-ı üstüvârdır kim her taşı fîl gevdesi ve hammâm kubbesi kadar seng-i hârâ-yı mutarraş ahcâr-ı musaykallardır ve iki kat dîvâr olup her katı ellişer ayak enli dîvârdır kim üstünde üçer araba yan yana gitse mümkindir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 36a ·
metinde göster ·
… okdur kim sâ’ir şehirlere meyvelerinden hedâyâ içün götürürler. On fersah yerde
gitse
yine fevâkihelerinin halâvet [ü] letâfetleri bâkîdir. Ve atvel-i eyyâmda meyves …
Bunda olan dıraht-ı meyvedârlar Kırım'da değil gayri büldânlarda yokdur. Ve ol kadar meyve-i âbdârları çokdur kim sâ’ir şehirlere meyvelerinden hedâyâ içün götürürler. On fersah yerde gitse yine fevâkihelerinin halâvet [ü] letâfetleri bâkîdir. Ve atvel-i eyyâmda meyvesinin lezzetine kat‘â tağayyur gelmez, zîrâ hevâsı latîf yerde hâsıl olmuş müsmirâtlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 124a ·
metinde göster ·
gerek. Sen bile gidüp yine bana cügür gel" deyü vâkı‘amı ta‘bîr etdikde hayr ol …
"Elim başıma koya koya seni karşu yakaya çağıran ben idim. Sen Mehemmed Geray Hân ile şimden gerü karşu geçüp Dağıstân pâdişâhına gidüp dahil düşün. Osmânlı hünkârı Mehemmed Hân Mehemmed Geray Hân'ı ma‘zûl etse gerek. Sonratin Mehemmed Geray Tavustân'a gitse gerek. Sen bile gidüp yine bana cügür gel" deyü vâkı‘amı ta‘bîr etdikde hayr ola deyü 143a Fâtiha tilâvet etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 142b–143a ·
metinde göster ·
… -yevm siz bize lâzımsız. Mukaddemâ bu kardaşımız küçük elçilik ile Âl-i Osmân'a
gitse
gerek idi, ammâ şimdi gayri iş zuhûr edüp şehinşâh kralım beni büyük elçi ta‘yî …
"Şimden gerü siz bana râst geldiniz, hikmet oldu. Ba‘de'l-yevm siz bize lâzımsız. Mukaddemâ bu kardaşımız küçük elçilik ile Âl-i Osmân'a gitse gerek idi, ammâ şimdi gayri iş zuhûr edüp şehinşâh kralım beni büyük elçi ta‘yîn eyleyüp bin külçe envâ‘ından kürkler ve bir külçe tahta semmûr kürkler ve bin çift balık dişi ve elli çift doğan ve sunkur ve toykun kuşları ve iki bin çift la‘l-gûn telatinler ve bin külçe dâne semmûrlar ve üç çift beyâz semmûr kürkleri ve üç çift siyâh tilki kürkleri ve bir kantâr şemmâme amberler ve niçe bin gûne tuhaf u tefârûklardan mâ‘adâ pâdişâhınıza yüz kîse altun ve vüzerâ ve ulemâlarına ve gayri ser-i kârda olan a‘yân-ı kibârlara dahi gûnâ-gûn hedâyâlar ile yüz kîse altun dahi anlara götürürüm, zîrâ geçen günlerde bizim re‘âyâlarımızdan olan Heşdek kavminin yüz, yüz elli bini bizim kralımızın bir oğlun öldürüp ve bir şehzâdemizi esîr edüp Edil suyun karşu Heyhât sahrâsına geçüp Osmânlı hudûduna girüp kaldılar. Biz de üzerlerine asker çeküp varup savaş eylesek Osmânlıyla sulha muğâyir iş eylemiş oluruz. İmdi şimdi bu kadar hedâ-yı tuhaflar ile Osmânlıya gidüp şehzâdemizin leşin ve esîr olanı istemeğe gideriz. Besbelli siz Osmânlının bir vâcibü'r-ri‘âyâ kimesnesisiz. Ben sizin gibi âdemi gökde ararken yerde buldum. Elbette kralımıza gitmeden fâriğ olup bizimle kal‘a-i Azağ'a andan Devlet-i Osmânlıya bile gidüp niçe niçe işlerimize delâlet edüp hizmet-i şehinşâhımızda bulunup kraldan ziyâde lütfumuz görürsüz" deyüp hakîre ricâlar etdi. Hakîrin de cânına minnet ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 174b ·
metinde göster ·
… ‘amıza girse gerek. Bu kerre sizin sebebinizle bizim Kandiye kal‘amız elimizden
gitse
gerek" dedikde hemân Fransa cenerali ve serdâr olan şehzâdesi eydir:
"Siz kal‘adan taşra çıkup Türk'ü kıralım derken Türk askeri sizi kırarsa siz dahi kaça kaça elbette kal‘aya girmeğe gelse gerek. Türk askeri dahi sizi kova kova ardınızca kal‘amıza girse gerek. Bu kerre sizin sebebinizle bizim Kandiye kal‘amız elimizden gitse gerek" dedikde hemân Fransa cenerali ve serdâr olan şehzâdesi eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 297b ·
metinde göster ·
… erba‘asında kapulardan taşra bâğ u bâğçeler içre müsâfir ve garîbü'd-diyâr âdem
gitse
gâyib olur, zîrâ yetmiş yedi bin bâğ dölüm hakkı verir ve beş bin kulleli bâğçe …
Ve bu varoşda olan hadîkalardan mâ‘adâ şehrin hârici [cânib-i] erba‘asında kapulardan taşra bâğ u bâğçeler içre müsâfir ve garîbü'd-diyâr âdem gitse gâyib olur, zîrâ yetmiş yedi bin bâğ dölüm hakkı verir ve beş bin kulleli bâğçe ve bâğı a‘yân-ı kibârın ravza-ı hadîkalarıdır. Her birinde birer ve ikişer bâğbân mukarrerdir. Ve her bâğ kullesi birer kal‘a kulle gibi beşer altışar tabaka demir kapulu serâmed kulle-i bâlâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y61b ·
metinde göster ·
… zdâr ber-karâr bunda bîzâr mahpûsdur. Taşra bâğ u bâğçelere ve top menzili yere
gitse
katl ederler. Kânûn-ı kadîm böyledir. Ve cebehânesi ve yetmiş pâre topları iled …
Bu kapudan içeri yokuş yukarı bir kat demir kapudur. Andan içeri yine yokuş yukaru bir karanlık yoldur. Ol mahalde zindânı ubûr edüp sol cânibde bir parmaklık çekilmiş kemer altında ziyâret-i hazret-i Muhammed-i Gazâlî medfûndur. Anı geçüp bu kal‘a içi kırk hâne ve bir câmi‘ ve bir hammâm ve bir kaç buğday anbârı var. Gayri çârsû-yı bâzârdan bir imâret yokdur. Cümle aşağı şehirdedir. Ancak cümle neferât ile dizdâr ber-karâr bunda bîzâr mahpûsdur. Taşra bâğ u bâğçelere ve top menzili yere gitse katl ederler. Kânûn-ı kadîm böyledir. Ve cebehânesi ve yetmiş pâre topları iledir. Hafizakallâh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y164b ·
metinde göster ·
… nâzır demir kapusu önündeki Lonca köşkünde dizdâr oturup top menzilinden ba‘îd
gitse
ma‘zûl ederler. gûyâ hapisdir. şeb [u] rûz evkât-ı hamsesin kal‘a kapusu önünde …
Dizdârı ve iki yüz merdüm-i hisârı vardır. Hükm [ü] hükûmet sâhibi ağalıkdır, niçe bin pâre gemilerin herbirinden beşer guruş liman hakkı alır. Hattâ hakîr sene (---) târîhinde cülûs-ı Mehemmed Hânî'de Murtazâ Paşa fermânıyla bu Sayda kal‘ası kulların yoklamağa gelüp bin esedî guruş aldım. Âlâ dizdârlıkdır. Dâ’imâ kal‘anın kıbleye nâzır demir kapusu önündeki Lonca köşkünde dizdâr oturup top menzilinden ba‘îd gitse ma‘zûl ederler. gûyâ hapisdir. şeb [u] rûz evkât-ı hamsesin kal‘a kapusu önündeki mescidde edâ-yı salât edüp ol kasrda oturur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y193b ·
metinde göster ·
… Muhammed'in âlem-i sabâveti imiş vücûdunun gölgesi yere düşmezmiş ve ne cânibe
gitse
vücûdu üzre bir pâre bulut bile gezermiş, deyü eski papalarımız Muhammed'i görü …
Mâbeynimizden bir kaç ruhbân, ‘Muhammed ol Muhammed'dir kim anadan doğunca cümle kıblelerimiz yıkıldı ve âteşgedeler söndü ve Tâk-ı Kisrâ ve Ayasofya ve bu İşpanya deyri yıkıldı. İşte başınız ucundadır. Bin kerre yapdık. Mümkin olup binâ tutmadı. Ve selef ruhbânlarımızdan tevârîhimizde mastûr olan Papa Mîkâ’îl ve Papa Angeli ve Papa Mîhâ'il ve Papa Aya Yorgi cümle on iki ruhbân Dobra Venedik'in Latin ruhbânlarından on iki dahi Mekke'ye varup Muhammed'e buluşdular ve elin öpüp görüşdüler ve harâc-ı ruhbân afv olunması içün ahidnâmeler alup barışdılar. Ol zamân Muhammed'in âlem-i sabâveti imiş vücûdunun gölgesi yere düşmezmiş ve ne cânibe gitse vücûdu üzre bir pâre bulut bile gezermiş, deyü eski papalarımız Muhammed'i görüp böyle yazmışlar. Ey imdi bu evsâf ile muttasıf olan Muhammed'in kabri hâfızı Allâh'dır. Ve Arabın kitâbında yazar kim Dürüst Muhammedî olan çürümez, meyyiti tâze durur, derler. Ey imdi ümmeti çürümeyen Muhammed'in kendi vücûdu çürür mü’ deyü bir kaç papaslarımız bu bizim bu Medîne'ye gelmemizi men‘ etmek istediklerinden cümle papaslarımız bu men‘ edem diyen on iki papasa hitâb etdiler kim
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y285a ·
metinde göster ·
… misin?" deyü efvâh-ı nâsda darb-ı meseldir. Bi-emrillâh on âdemleri düşman üzre
gitse
gâlib olurlardı. Ve devletleri (---) sene. Andan,
Hukkâm-ı vilâyet-i Afrika. On neferdir. Bunlara Ağlebiyân derler. Dâ’imâ ceng [ü] cidâlleri İşpanya ile idi. Devletleri (---) sene. Hâlâ Mağrib-zemîn'de bir âdem bir âdeme tasaddurâne güft ü gû eylese "Kavm-i Ağleb misin?" deyü efvâh-ı nâsda darb-ı meseldir. Bi-emrillâh on âdemleri düşman üzre gitse gâlib olurlardı. Ve devletleri (---) sene. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y31b ·
metinde göster ·
… âdemin evine veyâ güvercin kümesine yılan müstevlî olsa sâhib-i hânenin huzûru
gitse
mezkûr yılan sayyâdlarının birin bulup elbette birkaç para verirsin, eve girüp …
Ve Mısır'da bir âdemin evine veyâ güvercin kümesine yılan müstevlî olsa sâhib-i hânenin huzûru gitse mezkûr yılan sayyâdlarının birin bulup elbette birkaç para verirsin, eve girüp bir kerre na‘ra edüp belinde bir düdüğü var, anı çalar ve ağzıyla bir gûne ıslık verüp savt-ı safîr gibi bir sadâ zâhir olunca hemân yılanlar taraf taraf görünmeğe başlayup başların kaldırup sayyâd ile ceng etmeğe gelir gibi pertâb ederek geldikce sayyâd cümlesin tobrasına doldurup ol hâne yılandan emîn olur. Ammâ bu yılanlar fârûk olmaz, fârûka munhasır başka yılanlardır, beriyyede olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y125b ·
metinde göster ·
… zîrâ mollânın bu gece ziyâfetinde bin guruş gider, ulemâ tâ’ifesinin bir guruşu
gitse
aklı gider, ol ecilden kânûndur, bir kürk gönderir.
"Bu mahalden etrâf [u] eknâfdan mâh-ı Ramazân görünmedi", deyü haber gelirse paşaya eyle i‘lâm edüp kanâdîller yanmayup Ramazân olmayup yevm-i şek olur. Bu hâl-i zû-vecheyn üzre elbette muhtesib haberi paşaya gönderüp mollâ efendiyle vedâ mahallinde paşa tarafından muhtesib mollâya bir semmûr kürk geydirir, zîrâ mollânın bu gece ziyâfetinde bin guruş gider, ulemâ tâ’ifesinin bir guruşu gitse aklı gider, ol ecilden kânûndur, bir kürk gönderir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y176a ·
metinde göster ·
… ları geçüp alayları tamâm olur. Ammâ bir serdâr ile iki yüz üç yüz yiğit sefere
gitse
kös çalarlar.
Ve bu asker âl-i Osmân askerinde bir güzîde cüyûş-i müslimîndir ve gâyet çok askerdir. Zîrâ cümle topcuyân ve cebeciyân ve fişekciyân ve top arabacıyân ve kal‘a mehterân, cümle bu mezkûrûnlar yeniçeri alayı içinde ubûr ederler. Cümle 7238 aded asker-i nâmdârdır, ammâ yigirmi bin asker kadar şöhretleri vardır. Ammâ bunların dahi tabl [u] kösleri yokdur, hemân cümlesi piyâde ubûr edüp büyük bayrakları geçüp alayları tamâm olur. Ammâ bir serdâr ile iki yüz üç yüz yiğit sefere gitse kös çalarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y188b ·
metinde göster ·
"Bizim kal‘amızdan içeri neferâtlarımızdan Rûm uşağı
gitse
katl ederler. Biz size ne refîk ve ne mektûb veririz. Bizim bu kal‘adan taşra c …
"Bizim kal‘amızdan içeri neferâtlarımızdan Rûm uşağı gitse katl ederler. Biz size ne refîk ve ne mektûb veririz. Bizim bu kal‘adan taşra cenûb cânibine atımız işlemez" deyü kat‘î cevâb verdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y394a ·
metinde göster ·
… müstahkem kal‘a-i üstüvâr imiş kim hâlâ ba‘zı temelleri üzre üç araba yan yana
gitse
müstevfâ ubûr etse mümkindir. Ammâ,
Ve Hazret-i Yûsuf'un ibtidâ binâ etdüği şehr-i Feyyûm bu mahaldir. Hâlâ cemî‘i kubâbları ve amûd-ı serâmedleri ve kubâb-ı sernigûnları zâhir ü bâhirdir. Hâlâ cemî‘i ma‘mûr olan Feyyûm'un yıldız rûzgârı cânibinde karâfeye muttasıldır. Tâ şark cânibinden garb tarafına üç sâ‘atlik bir tûlânî şehr-i azîm imâretleri âsârı var, bir sevâd-ı mu‘azzam şehr-i kebîr imiş. Ve dahi evvel kal‘ası Melik Reyyân binâsıdır, anın dahi hâlâ temelleri zâhirdir. Ba‘zı yerleri Yûsuf deryâsına gark olmuşdur. Ol kadar metîn ü müstahkem kal‘a-i üstüvâr imiş kim hâlâ ba‘zı temelleri üzre üç araba yan yana gitse müstevfâ ubûr etse mümkindir. Ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·