… (a)y bėş yig(i)rmikė t(a)ygünt(a)n m(a)nıs-t(a)nt(a)kı kiç(i)g di<n>t(a)r burua
guru
(ė)ş(i)d[ip] iç(i)m(i)z isig s(a)ŋun itaçuk üçün bitid(i)m.
b(a)rs yıl (ė)kinti (a)y bėş yig(i)rmikė t(a)ygünt(a)n m(a)nıs-t(a)nt(a)kı kiç(i)g di<n>t(a)r burua guru (ė)ş(i)d[ip] iç(i)m(i)z isig s(a)ŋun itaçuk üçün bitid(i)m.
Andan cezîre-i İstanköy ve cezîre-i Sakız'ı ve cezîre-i Midilli'yi ve cezîre-i ilimye'yi ve cezîre-i Bozca'yı bir günde feth edüp müjde haberleri yine halîfeye gidüp Kostantıniyye fethine müteveccih olup Boğaz'dan içeri dörd yüz pâre keştî ile girüp kal‘a-i Kostantîn altında lenger-endâht olup kal‘ayı muhâsaraya şürû‘ edüp deryâdan cümle keştîler Akdeniz ve Karadeniz cânibler[in]den sefâyinler ile gelen zahîreleri ahz edüp asker-i İslâm ganâyimle muğtenim, küffâr-ı mahsûr kaht [u] galâ ile vücûdları mün‘adim olup kal‘adan küffâr "amân el-amân" deyüp her sene birer kadırga yükü mâl-ı hârac vermek üzre sulh edüp Hırkîl kıral-ı dâllin veled-i nâ-pâkin pâk etmek içün serdâr-ı zafer-şi‘âr rehin alup niçe kerre yüz bin guruşluk mâl-ı hazâyin alup mesrûr [u] şâdân Arabistân ellerine avdet edüp sâlimîn ü gânimîn Şâm'a dâhil oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 20a ·
metinde göster ·
bir abd-i memlûkündür, âsî olup cihângîrlik ile pâdişâh olacak değilim" deyüp a …
Ol günkü oldu, bu hakîr ahde vefâ edüp ibtidâ Erzurûm'un iç kal‘asın feth edüp cümle yeniçerileri kırdım. Sâ’ir vüzerâ ve ümerâlar beni peraya atup yan çaldılar. Benim adım âsî olup iş başa düşüp günden güne hâlim müşted olup işte sergüzeşt [ü] serencâmım budur kim ne etdim ise bu Devlet-i aliyyenin hâyır-hâhı olduğum gayretiyle etdim. Yohsa pâdişâhım bu Abaza kulun yetmiş guruşluk bir abd-i memlûkündür, âsî olup cihângîrlik ile pâdişâh olacak değilim" deyüp ahvâl-i mâcerâsın niçe bin âdem içinde bir bir bî-bâk [u] bî-pervâ takrîr edüp yine zemîn-bûs edüp el bağlayup hâmûş-bâş oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 65b ·
metinde göster ·
Sebeb-i azl-i Melek Ahmed Paşa: Azak kal‘asında kul gulû edüp ağaların ve ba‘zı çorbacıların pâreleyüp mevâcib içün Âsitâne'ye feryâdcılar gönderdiklerinde eyyâm-ı şitâ olup hazîneleri deryâdan gitmek mümkün olmayup üç yüz kîse guruşu altun edüp ulaklar ile karadan Kırım'a, Kırım'dan Azağ'a göndermek içün mezkûr üç yüz kîseyi İslâmbol esnâfına tevzî‘ edüp bu mâbeynde Defterdâr Emîr Paşa ve Kudde Kethudâ ve Gümrük Emîni Hasan Çelebiyek Beytü'l-mâl-ı müslimînden kalmış Diyârbekir bezi ve kırmızı ve sarı sahtiyân ve attâr şebi şekilli eşyâları dahi sîri'n-nâs ehl-i hırefe tevzî‘ etdiklerinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 79b ·
metinde göster ·
… emr-i pâdişâhîyi bûs edüp başı üzre koyup "el-emrü emrüküm" deyüp ağaya üç kîse
guruş
ve bir semmûr kürk ve on çavuşa ellişer guruş verüp,
"İhsânım olmuşdur, berât emrin gönder" deyüp fermân eder. Der-akab İpşir-i bî-şîr sarâyına gelüp bir kapucubaşısı ve on çavuş ile Van emrin getirüp derhâl Paşa emr-i pâdişâhîyi tilâvet edüp mefhûmu ma‘lûmları olunca emr-i pâdişâhîyi bûs edüp başı üzre koyup "el-emrü emrüküm" deyüp ağaya üç kîse guruş ve bir semmûr kürk ve on çavuşa ellişer guruş verüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 80b ·
metinde göster ·
… emrü emrüküm" deyüp ağaya üç kîse guruş ve bir semmûr kürk ve on çavuşa ellişer
guruş
verüp,
"İhsânım olmuşdur, berât emrin gönder" deyüp fermân eder. Der-akab İpşir-i bî-şîr sarâyına gelüp bir kapucubaşısı ve on çavuş ile Van emrin getirüp derhâl Paşa emr-i pâdişâhîyi tilâvet edüp mefhûmu ma‘lûmları olunca emr-i pâdişâhîyi bûs edüp başı üzre koyup "el-emrü emrüküm" deyüp ağaya üç kîse guruş ve bir semmûr kürk ve on çavuşa ellişer guruş verüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 80b ·
metinde göster ·
… îre yerdir, iki yüz âdemle varmağa tahammülü yokdur. Ve cevz-i ma‘dâdu yedi bin
guruşdan
mâ‘adâ bir îrâdı yokdur. Ol vilâyete beni hakâret içün gönderüp pâdişâhıma hilâ …
"Pâdişâhlar huzûrunda ve cemî‘i edyânda kizb harâmdır. İşte lalana rû-be-rû söylerim, yüz elli âdem ile bu İpşir Paşa lalan Van'a vardıkda kal‘a kapuların sedd edüp kal‘aya komayup ‘zâlimsin’ deyü redd etdiler. Zîrâ intihâ-yı serhad bir cezîre yerdir, iki yüz âdemle varmağa tahammülü yokdur. Ve cevz-i ma‘dâdu yedi bin guruşdan mâ‘adâ bir îrâdı yokdur. Ol vilâyete beni hakâret içün gönderüp pâdişâhıma hilâf anlatmışlar" deyince hemân pâdişâh devât kalem getirdüp mübârek hatt-ı şerîfiyle "Üsküdar'dan Mısır'a ve Bağdâd'a ve Erzurûm'a varınca cümle Anatolu vilâyetlerinin menâsıb-ı âlîlerinin azl [u] nasbları elinde olup Van üzre serdâr-ı mu‘azzamımsın" deyü yarlığ-ı belîğ-i şâhî ile harc-ı râh beş kîse altun ve yüz katar deve ve yüz katar katır ve bir serâperde-i Süleymânî ihsân edüp iki semmûr hil‘at-ı fâhire ihsân edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 80b ·
metinde göster ·
… i. "Kahve harâmdır" deyü süd ve bahârlı şerbet içüp bir kandan(?) kırk elli bin
guruş
alurdı, zîrâ cem‘iyyet-i kübrâ sâhibi idi.
İpşir Haleb'den katli gününe gelince (---) şehr sadrıa‘zam oldu. Gâyet sâlih ve dîndâr âdem idi. "Kahve harâmdır" deyü süd ve bahârlı şerbet içüp bir kandan(?) kırk elli bin guruş alurdı, zîrâ cem‘iyyet-i kübrâ sâhibi idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 81a ·
metinde göster ·
Ve sârbân-ı râh-ı hakîkat Yetmiş Guruş Dede: Budin eyâletinde Şimatorna nâm kal‘a ağasıyken fâtih-i Eğre Sultân Mehemmed ile yedi kıral yedi kerre yüz bin kâfirler ile katl olundukları sâ‘at bu Yetmiş Guruş 114a Dede ricâlü'l-gayb asker içinde kalup küffâra kılıç urup ba‘de'l-feth tabur {cengin} keşf-i râz etdüğiyçün yedi sene lâl olup yedi yıldan sonra "Yetmiş guruş" kelâmından mâ‘adâ bir kelâm bilmeyüp "Yetmiş guruş" deyü feryâd edüp gezerdi. Yine kobçalı çakşırı ve çekirdekli kubâdî Boşnak pabucu ve kaba kabaniçe ve serhadlı kısa dolama geyüp "Yetmiş guruş" diyerek reftâr ederdi. Ammâ garâyib andadır kim Unkapanı semtinin çamuru İslâmbol içre meşhûrdur, ol kesret-i tînde ve ol şitâda gezerken pabucunun üzerine değil na‘lçasında bir kırât çamur bulunmazdı, tâ bu mertebe pâk ü pâkîze gezüp evkât-ı hamseyi cemâ‘atle edâ ederdi. Sultân Murâd'a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 113b–114a ·
metinde göster ·
… ile yedi kıral yedi kerre yüz bin kâfirler ile katl olundukları sâ‘at bu Yetmiş
Guruş
114a Dede ricâlü'l-gayb asker içinde kalup küffâra kılıç urup ba‘de'l-feth ta …
Ve sârbân-ı râh-ı hakîkat Yetmiş Guruş Dede: Budin eyâletinde Şimatorna nâm kal‘a ağasıyken fâtih-i Eğre Sultân Mehemmed ile yedi kıral yedi kerre yüz bin kâfirler ile katl olundukları sâ‘at bu Yetmiş Guruş 114a Dede ricâlü'l-gayb asker içinde kalup küffâra kılıç urup ba‘de'l-feth tabur {cengin} keşf-i râz etdüğiyçün yedi sene lâl olup yedi yıldan sonra "Yetmiş guruş" kelâmından mâ‘adâ bir kelâm bilmeyüp "Yetmiş guruş" deyü feryâd edüp gezerdi. Yine kobçalı çakşırı ve çekirdekli kubâdî Boşnak pabucu ve kaba kabaniçe ve serhadlı kısa dolama geyüp "Yetmiş guruş" diyerek reftâr ederdi. Ammâ garâyib andadır kim Unkapanı semtinin çamuru İslâmbol içre meşhûrdur, ol kesret-i tînde ve ol şitâda gezerken pabucunun üzerine değil na‘lçasında bir kırât çamur bulunmazdı, tâ bu mertebe pâk ü pâkîze gezüp evkât-ı hamseyi cemâ‘atle edâ ederdi. Sultân Murâd'a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 113b–114a ·
metinde göster ·
Ve sârbân-ı râh-ı hakîkat Yetmiş Guruş Dede: Budin eyâletinde Şimatorna nâm kal‘a ağasıyken fâtih-i Eğre Sultân Mehemmed ile yedi kıral yedi kerre yüz bin kâfirler ile katl olundukları sâ‘at bu Yetmiş Guruş 114a Dede ricâlü'l-gayb asker içinde kalup küffâra kılıç urup ba‘de'l-feth tabur {cengin} keşf-i râz etdüğiyçün yedi sene lâl olup yedi yıldan sonra "Yetmiş guruş" kelâmından mâ‘adâ bir kelâm bilmeyüp "Yetmiş guruş" deyü feryâd edüp gezerdi. Yine kobçalı çakşırı ve çekirdekli kubâdî Boşnak pabucu ve kaba kabaniçe ve serhadlı kısa dolama geyüp "Yetmiş guruş" diyerek reftâr ederdi. Ammâ garâyib andadır kim Unkapanı semtinin çamuru İslâmbol içre meşhûrdur, ol kesret-i tînde ve ol şitâda gezerken pabucunun üzerine değil na‘lçasında bir kırât çamur bulunmazdı, tâ bu mertebe pâk ü pâkîze gezüp evkât-ı hamseyi cemâ‘atle edâ ederdi. Sultân Murâd'a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 113b–114a ·
metinde göster ·
… p yedi yıldan sonra "Yetmiş guruş" kelâmından mâ‘adâ bir kelâm bilmeyüp "Yetmiş
guruş
" deyü feryâd edüp gezerdi. Yine kobçalı çakşırı ve çekirdekli kubâdî Boşnak pab …
Ve sârbân-ı râh-ı hakîkat Yetmiş Guruş Dede: Budin eyâletinde Şimatorna nâm kal‘a ağasıyken fâtih-i Eğre Sultân Mehemmed ile yedi kıral yedi kerre yüz bin kâfirler ile katl olundukları sâ‘at bu Yetmiş Guruş 114a Dede ricâlü'l-gayb asker içinde kalup küffâra kılıç urup ba‘de'l-feth tabur {cengin} keşf-i râz etdüğiyçün yedi sene lâl olup yedi yıldan sonra "Yetmiş guruş" kelâmından mâ‘adâ bir kelâm bilmeyüp "Yetmiş guruş" deyü feryâd edüp gezerdi. Yine kobçalı çakşırı ve çekirdekli kubâdî Boşnak pabucu ve kaba kabaniçe ve serhadlı kısa dolama geyüp "Yetmiş guruş" diyerek reftâr ederdi. Ammâ garâyib andadır kim Unkapanı semtinin çamuru İslâmbol içre meşhûrdur, ol kesret-i tînde ve ol şitâda gezerken pabucunun üzerine değil na‘lçasında bir kırât çamur bulunmazdı, tâ bu mertebe pâk ü pâkîze gezüp evkât-ı hamseyi cemâ‘atle edâ ederdi. Sultân Murâd'a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 113b–114a ·
metinde göster ·
… kli kubâdî Boşnak pabucu ve kaba kabaniçe ve serhadlı kısa dolama geyüp "Yetmiş
guruş
" diyerek reftâr ederdi. Ammâ garâyib andadır kim Unkapanı semtinin çamuru İslâm …
Ve sârbân-ı râh-ı hakîkat Yetmiş Guruş Dede: Budin eyâletinde Şimatorna nâm kal‘a ağasıyken fâtih-i Eğre Sultân Mehemmed ile yedi kıral yedi kerre yüz bin kâfirler ile katl olundukları sâ‘at bu Yetmiş Guruş 114a Dede ricâlü'l-gayb asker içinde kalup küffâra kılıç urup ba‘de'l-feth tabur {cengin} keşf-i râz etdüğiyçün yedi sene lâl olup yedi yıldan sonra "Yetmiş guruş" kelâmından mâ‘adâ bir kelâm bilmeyüp "Yetmiş guruş" deyü feryâd edüp gezerdi. Yine kobçalı çakşırı ve çekirdekli kubâdî Boşnak pabucu ve kaba kabaniçe ve serhadlı kısa dolama geyüp "Yetmiş guruş" diyerek reftâr ederdi. Ammâ garâyib andadır kim Unkapanı semtinin çamuru İslâmbol içre meşhûrdur, ol kesret-i tînde ve ol şitâda gezerken pabucunun üzerine değil na‘lçasında bir kırât çamur bulunmazdı, tâ bu mertebe pâk ü pâkîze gezüp evkât-ı hamseyi cemâ‘atle edâ ederdi. Sultân Murâd'a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 113b–114a ·
metinde göster ·
… feth olup yine Kızılbaş istîlâ eyleyüp Murâd Hân Der-i devlete gelirken Yetmiş
Guruş
yetmişe yetmiş iken âhiret hisâbın görüp Zeyrekbaşı'nda Çivizâde kabristânında …
"Yedi günde Revân'ı feth edersin ammâ yine verirsin" deyü feth-i Revân'ı tebşîr etmişdi. Hakîkat yine yedi günde feth olup yine Kızılbaş istîlâ eyleyüp Murâd Hân Der-i devlete gelirken Yetmiş Guruş yetmişe yetmiş iken âhiret hisâbın görüp Zeyrekbaşı'nda Çivizâde kabristânında Kâ’immakâm Bayram Paşa fermânıyla defn olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 114a ·
metinde göster ·
… ın geyüp elinde münakkaş keçesiyle a‘yân-ı kibârı devrân edüp keçesine altun ve
guruş
doldurup ol dahi kırkar ve ellişer yetîmleri cem‘ edüp mâl-ı firâvân bezl edüp …
Ve Keçeli Dede: Geysûdâr Mehemmed Efendi halîfelerinden Mevlevî külâhı ve bol yenli kebe cübbe ve ayağına na‘lın geyüp elinde münakkaş keçesiyle a‘yân-ı kibârı devrân edüp keçesine altun ve guruş doldurup ol dahi kırkar ve ellişer yetîmleri cem‘ edüp mâl-ı firâvân bezl edüp mezkûr yetîmlere pâk libâslar geydirüp çeng [u] çağâna ve hây-hû ile ma‘sûmları sünnet etdirüp birer üstâda ve hocaya veyâhûd bir vüzerâ ve a‘yâna hidmete verirdi. Bu hüsn-i hâl ile bir dervîş âdem idi. Bağdâd fethi haberi geldiği gün Ramazân-ı şerîfde merhûm olup Necâtî Beğ mezâristânında defn olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 114a ·
metinde göster ·
… . Bu hâl üzre lâşe-i Yahûd meydânda kalup âhir Dîvâneyi ba‘zı müslimler bir kaç
guruşa
sulh edüp yine ba‘de's-sulh edebde dal-kîr mühmele olup lâşe-i Yahûd üzre sepe …
"Bire Çelebi çufuddur, müselmân değildir" dedikçe kimine balgam kimine sümük atarak kimine muşt urarak Yahûdî tâbûtu altından geçmek murâd edindikde cuhûdların akılları başlarından gidüp tâbûtu şâhrâh üzre bırağırlar. Meğer Yahûdîlerin zu‘m-ı bâtıllarınca bir müselmân, Yahûdî meyyiti altından geçse yâhûd üstünden atlasa ol meyyit câzû olup ehl-i cehennem ola. Bu hâl üzre lâşe-i Yahûd meydânda kalup âhir Dîvâneyi ba‘zı müslimler bir kaç guruşa sulh edüp yine ba‘de's-sulh edebde dal-kîr mühmele olup lâşe-i Yahûd üzre sepe sepe işeyüp başında şapka ile firâr etdi. İşte bu gûne bir büdelâ cân idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 115b ·
metinde göster ·
… î nâm bir tabbâğın kırk yıllık kelb necâseti vardır, İngilis Frengleri kırk bin
guruş
verüp vermemişdir deyü meşhûr-ı âfâkdır.
"İlâhî mâl [u] erzâkınız berekâtlı olup çok ola" deyü du‘â ederler. İlâ hâze'l-ân tabbâğlarda mün‘im âdemler çokdur. Hacı Alî nâm bir tabbâğın kırk yıllık kelb necâseti vardır, İngilis Frengleri kırk bin guruş verüp vermemişdir deyü meşhûr-ı âfâkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 117a ·
metinde göster ·
… rde eyle üstâd-ı kâmiller var kim tîn-i mahtûm bir kûzeyi hedâyâ içün kırk elli
guruşa
bey‘ edüp pâdişâha ve vüzerâ ve a‘yâna teberrüken götürürler. Tâ bu mertebe üst …
Bu kârhânelerde eyle üstâd-ı kâmiller var kim tîn-i mahtûm bir kûzeyi hedâyâ içün kırk elli guruşa bey‘ edüp pâdişâha ve vüzerâ ve a‘yâna teberrüken götürürler. Tâ bu mertebe üstâd-ı kâmiller vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 118b ·
metinde göster ·
… nâfizdir ve yigirmi altı nevâhî nâ’ibi vardır. Ber-vech-i adâlet senevî on bin
guruş
hâsıl olur. Başka subaşısı ve mütevellîsi hükûmet {eder}.
Evvelâ şehr-i Eyyûb, İslâmbol'un cânib-i garbında deryâdan tokuz mîl ba‘îd karadan iki sâ‘at dûr bir şehr-i İremdir. Ammâ yine mâbeyninde aslâ arz-ı hâliye yokdur. Serâpâ ma‘mûr [u] âbâdân vüzerâ ve vükelâ ve a‘yân, sultân yalılarıdır kim bu şehir İslâmbol'a muttasıldır. Lâkin başka hükûmetdir. İbtidâ kânûn-ı Ebü'l-feth üzre beş yüz akçe mevleviyyetdir ve yedi yüz pâre kurâya hükmü nâfizdir ve yigirmi altı nevâhî nâ’ibi vardır. Ber-vech-i adâlet senevî on bin guruş hâsıl olur. Başka subaşısı ve mütevellîsi hükûmet {eder}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 119a ·
metinde göster ·
"Sultânım dîn-i mübîn aşkına zekât [u] sadakanızdan altun ve
guruş
tuç deryâsına bırağın" dedikde sadrıa‘zam bir kaç kîse altun ve pâdişâh tarafın …
"Sultânım dîn-i mübîn aşkına zekât [u] sadakanızdan altun ve guruş tuç deryâsına bırağın" dedikde sadrıa‘zam bir kaç kîse altun ve pâdişâh tarafından hazînedârbaşı bir kaç kîse altun ve sâ’ir vüzerâlar birer ikişer kîse altunu dökücübaşıya teslîm edüp alâ-mele’i'n-nâs tuç deryâsına "Bismillâh" ile atup ol ân uzun ince çam gemi serenlerin tuç deryâsına sokup kalay ve altun guruşları karışdırdıkça çam direkleri mahv olup yine gayrı direkler ile niçe sâ‘at karışdırup (---) sâ‘atde tuç deryâsının yüzü kaymaklanmağa başladıkda üstâdlar bilirler kim tuç deryâsı kâmil kal oldu. Ol ân dahi ziyâde âteş atmağa başlayup üstâdlar tenbîh edüp ol kârhâne içre bir katre su komazlar. Zîrâ tuç deryâsı akarken bir katre su râyihası duysa yolları pâre pâre olup Allâhümme âfinâ cümle huzzâr-ı meclis helâk olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 131a ·
metinde göster ·
… ile atup ol ân uzun ince çam gemi serenlerin tuç deryâsına sokup kalay ve altun
guruşları
karışdırdıkça çam direkleri mahv olup yine gayrı direkler ile niçe sâ‘at karışd …
"Sultânım dîn-i mübîn aşkına zekât [u] sadakanızdan altun ve guruş tuç deryâsına bırağın" dedikde sadrıa‘zam bir kaç kîse altun ve pâdişâh tarafından hazînedârbaşı bir kaç kîse altun ve sâ’ir vüzerâlar birer ikişer kîse altunu dökücübaşıya teslîm edüp alâ-mele’i'n-nâs tuç deryâsına "Bismillâh" ile atup ol ân uzun ince çam gemi serenlerin tuç deryâsına sokup kalay ve altun guruşları karışdırdıkça çam direkleri mahv olup yine gayrı direkler ile niçe sâ‘at karışdırup (---) sâ‘atde tuç deryâsının yüzü kaymaklanmağa başladıkda üstâdlar bilirler kim tuç deryâsı kâmil kal oldu. Ol ân dahi ziyâde âteş atmağa başlayup üstâdlar tenbîh edüp ol kârhâne içre bir katre su komazlar. Zîrâ tuç deryâsı akarken bir katre su râyihası duysa yolları pâre pâre olup Allâhümme âfinâ cümle huzzâr-ı meclis helâk olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 131a ·
metinde göster ·
… -i Sakız'da ve İslâmbol Yeniköyünde leb-i deryâda birer câmi‘i var. Ve elli bin
guruş
harc edüp Kâsımpaşa'da Kulaksız mahallesi kurbünde Emîr Efendi câmi‘ine su geti …
Ve civârlarında Kapudan Halîl Paşa {bir kubbe-i âlî içre medfûndur. Âsâr-ı hayrâtından kal‘a-i Sakız'da ve İslâmbol Yeniköyünde leb-i deryâda birer câmi‘i var. Ve elli bin guruş harc edüp Kâsımpaşa'da Kulaksız mahallesi kurbünde Emîr Efendi câmi‘ine su getirüp aceb hayrât-ı azîm etmişdir}. Ve Tatar hânlarından (---)(---) Hân Kara Mustafâ Paşa re’yiyle şehîd etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 135b ·
metinde göster ·
… kdır kim diyâr-ı Acem'de gülnâr-ı Rûm derler, iki kiraz-ı âbdâr bir dökme riyal
guruş
ile vezn olunmuşdur. Ve âbdâr hora üzümü {olur}.
Ve dağlar üzre bî-nazîr kiraz bâğları vardır kim Hisâr kirazı Rûm ve Arab ve Acem'de meşhûr-ı âfâkdır kim diyâr-ı Acem'de gülnâr-ı Rûm derler, iki kiraz-ı âbdâr bir dökme riyal guruş ile vezn olunmuşdur. Ve âbdâr hora üzümü {olur}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 137a ·
metinde göster ·
… ) kurâdır ve (---) beş nâ’ibi hükûmet eder ve senevî ber-vech-i adâlet kırk bin
guruş
hâsıl olur.
Ve cümle bu şehir ahâlîsinin taraf-ı şer‘-i şerîfden hâkimi beş yüz akçe pâyesiyle mollâdır kim yüz âdemiyle hükûmet eder. Cümle eyâleti (---) kurâdır ve (---) beş nâ’ibi hükûmet eder ve senevî ber-vech-i adâlet kırk bin guruş hâsıl olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 141b ·
metinde göster ·
… mle keştîler donanması mahallinde bu zâlimler hemyânları içre yüzer yüz ellişer
guruş
koyup gözü bağlı el-garîb ke'l-â‘mâları bozahâne ve meyhâne ve bekârhâne ve mes …
Esnâf-ı Kâsımpaşa mukaddemleri: Nefer 155, hâlâ pîrsizlerdir. Tershâne kethudâları eli altında bî-dîn bir alay kavmdirler. Tershâne-i Amîre'de cümle keştîler donanması mahallinde bu zâlimler hemyânları içre yüzer yüz ellişer guruş koyup gözü bağlı el-garîb ke'l-â‘mâları bozahâne ve meyhâne ve bekârhâne ve mesîregâhlara götürüp mest edüp bu kadar mîrî mâl yedin deyü küreğe korlar. Altı ay sefer edüp eline bin akçe verüp kürekden ıtlâk ederler. Eğer hazzın köşesiyse evvelbahârda yine gelüp iki bin akçe al derler. Ammâ ne aceb ayyâr-ı cihân kavmdirler kim anlar dahi kürek erbâbın bilüp işsiz güçsüz âdeme böyle edüp küreğe korlar ve acâyib kâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 155a ·
metinde göster ·
… ilâh olup tahtırevânlar üzre ferde ferde kahveleri kîleler ile ölçerek "Ala bin
guruş
vere yüz guruş" deyü gûyâ kahve fürûht ederek ubûr ederler. Bu esnâflar ale'l-u …
Esnâf-ı tüccâr-ı kahveciyân: Dükkân 200, neferât 300, bunlar ankâ bâzergânlardır, pîrleri Şeyh Şâzilî'dir. Hazret'in izniyle Veys el-Karanî kemerin bağlayup pîr oldu. Yemen'de Veys el-Karanî huddâmı idi ve yine Yemen'de medfûndur. Veys el-Karanî, Hazret'i görmeyüp Hazret'in izn-i şerîfiyle Veys yetmiş kişinin belin bağlayup 166b pîr etdi. İnşâ’allâh cümlesi mahalliyle tahrîr olunur. Bu kahveciyân, cümle pür-silâh olup tahtırevânlar üzre ferde ferde kahveleri kîleler ile ölçerek "Ala bin guruş vere yüz guruş" deyü gûyâ kahve fürûht ederek ubûr ederler. Bu esnâflar ale'l-umûm ubûr edüp ardları sıra,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 166a–166b ·
metinde göster ·
… revânlar üzre ferde ferde kahveleri kîleler ile ölçerek "Ala bin guruş vere yüz
guruş
" deyü gûyâ kahve fürûht ederek ubûr ederler. Bu esnâflar ale'l-umûm ubûr edüp a …
Esnâf-ı tüccâr-ı kahveciyân: Dükkân 200, neferât 300, bunlar ankâ bâzergânlardır, pîrleri Şeyh Şâzilî'dir. Hazret'in izniyle Veys el-Karanî kemerin bağlayup pîr oldu. Yemen'de Veys el-Karanî huddâmı idi ve yine Yemen'de medfûndur. Veys el-Karanî, Hazret'i görmeyüp Hazret'in izn-i şerîfiyle Veys yetmiş kişinin belin bağlayup 166b pîr etdi. İnşâ’allâh cümlesi mahalliyle tahrîr olunur. Bu kahveciyân, cümle pür-silâh olup tahtırevânlar üzre ferde ferde kahveleri kîleler ile ölçerek "Ala bin guruş vere yüz guruş" deyü gûyâ kahve fürûht ederek ubûr ederler. Bu esnâflar ale'l-umûm ubûr edüp ardları sıra,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 166a–166b ·
metinde göster ·
… n vukıyye ve (---) aded koyun eti verirler. Eğer bir vukıyye et İslâmbol'da bir
guruşa
olsa bunlar bir vukıyye eti üç akçeye verüp her odadan mâh-be-mâh bahâsın alup …
Bu hirfet rûz-merre Âl-i Osmân'ın yeniçeri ocağına (---) bin vukıyye ve (---) aded koyun eti verirler. Eğer bir vukıyye et İslâmbol'da bir guruşa olsa bunlar bir vukıyye eti üç akçeye verüp her odadan mâh-be-mâh bahâsın alup zararın defterdâr paşa'dan alırlar. Böyle kânûn-ı Süleymânî'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 168a ·
metinde göster ·
Hattâ Engürü'de tiftik keçisi köpekleri var kim beşer altışar yüz
guruşa
alındığın biliriz. Çobanların bu kelbler bürâderleridir kim hem-sifâl olup bir …
Hattâ Engürü'de tiftik keçisi köpekleri var kim beşer altışar yüz guruşa alındığın biliriz. Çobanların bu kelbler bürâderleridir kim hem-sifâl olup bir yalakdan darı malakı yiyüp aslâ ikrâh etmezler. Ammâ ne fermân etse o kelb ol ân iş bitirir, âdemi atından endirir, isterse pür-silâh şecî‘ [u] bahâdır yiğit olsun.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 168b ·
metinde göster ·
Bu esnâfların alayları pâdişâha hoş gelüp beş kîse
guruş
ihsân olundu. Ve bu kassâbbaşıya yamak olan otuz bir aded esnâfın cümle dükkânl …
Bu esnâfların alayları pâdişâha hoş gelüp beş kîse guruş ihsân olundu. Ve bu kassâbbaşıya yamak olan otuz bir aded esnâfın cümle dükkânları (---)dır ve yekûn neferâtları (---)(---)(---) kavm-i müsellahdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 169a ·
metinde göster ·
… doğrar. Böyle mayalı fıçılar vardır kim sirkeciler mâbeyninde ol fıçıları yüzer
guruşa
verirler, ilâ mâşâallâh su satarlar. Sirkeci ve şerbetciler dahi eyledir. Cenâb …
Bu sirkecilerde yetmiş seksen yıllık mayalanmış sirke fıçıları vardır. İçine üzümden ve gayrıdan bir şey komak ihtimâli yokdur. Hemân fıçıdan kırk elli medre sirke alup ol sâ‘at fıçıya ol kadar ısıcak su koyup üç günden eyle sirke olur kim âdemin ciğerin doğrar. Böyle mayalı fıçılar vardır kim sirkeciler mâbeyninde ol fıçıları yüzer guruşa verirler, ilâ mâşâallâh su satarlar. Sirkeci ve şerbetciler dahi eyledir. Cenâb-ı izzetin ihsânı olan suyu katre katre satarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 170b ·
metinde göster ·
… araba ve tahtırevânlar üzre çardak şekilli kasırlar yaparlar kim her biri biner
guruşa
olmaz gâyet müzeyyen kasırlardır kim gûyâ her biri birer kasr-ı İremdir, içinde …
"Eksik satanın hâli budur de" deyü feryâd ederler. Ve araba ve tahtırevânlar üzre çardak şekilli kasırlar yaparlar kim her biri biner guruşa olmaz gâyet müzeyyen kasırlardır kim gûyâ her biri birer kasr-ı İremdir, içinde mahbûb pençe-i âfitâb gulâmlar birbirlerine şerbet ve kahve verüp gûnâ-gûn şîve ile şakalar ederek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 178a ·
metinde göster ·
… hâl olup içlerinden necîb ü reşîd halîfeleri sâhib-i post olmağa beşer onar bin
guruşlar
ile çavuşları ve halîfelerin Âsitâne'ye gönderirler.
Bu teferrücleri Kâğızhâne fezâsında esnâf-ı zergerân cem‘ olup kânûn-ı Kuyumcu Süleymân {Hân} üzre on gün on gece infidâdile yigirmi gün olur cem‘iyyet-i kübrâ ile cemî‘i diyâr-ı Âl-i Osmân'da olan kuyumculara bir sene mukaddem zergerân çavuşları gidüp emr-i pâdişâhîler ile Kâğızhâne teferrüclerine da‘vet edüp her diyârın kuyumcuları gelmek muhâl olup içlerinden necîb ü reşîd halîfeleri sâhib-i post olmağa beşer onar bin guruşlar ile çavuşları ve halîfelerin Âsitâne'ye gönderirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 186a ·
metinde göster ·
… râd Hân'da Mahmûd Çelebi ve Rızâ Çelebi ve Ferîd Çelebi'dir kim bir mührü yüzer
guruşdan
beş yüz guruşa varınca vüzerâ mühürleri kazarlardı.
Esnâf-ı mühür-kenân: Dükkâ[n] 5, neferât 80, pîrleri yine Hazret-i Osmân'dır, kabri Medîne Bakî‘indededir. Bunların ser-çeşme üstâdları zamân-ı Murâd Hân'da Mahmûd Çelebi ve Rızâ Çelebi ve Ferîd Çelebi'dir kim bir mührü yüzer guruşdan beş yüz guruşa varınca vüzerâ mühürleri kazarlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 187b ·
metinde göster ·
… Çelebi ve Rızâ Çelebi ve Ferîd Çelebi'dir kim bir mührü yüzer guruşdan beş yüz
guruşa
varınca vüzerâ mühürleri kazarlardı.
Esnâf-ı mühür-kenân: Dükkâ[n] 5, neferât 80, pîrleri yine Hazret-i Osmân'dır, kabri Medîne Bakî‘indededir. Bunların ser-çeşme üstâdları zamân-ı Murâd Hân'da Mahmûd Çelebi ve Rızâ Çelebi ve Ferîd Çelebi'dir kim bir mührü yüzer guruşdan beş yüz guruşa varınca vüzerâ mühürleri kazarlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 187b ·
metinde göster ·
… üç kollu ve kapaklı ve sandûka misilli gümüş ve pirinc devâtlar yapar kim yüzer
guruş
kâr hakkı alır.
Bu devâtcıların dükkânları cümle Sultân Bâyezîd'de kâğızcılar içindedir. Ser-çeşmeleri cümleye Kuloğlu Mustafâ Çelebi'dir kim üç kollu ve kapaklı ve sandûka misilli gümüş ve pirinc devâtlar yapar kim yüzer guruş kâr hakkı alır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 188b ·
metinde göster ·
yumurtasın alup kendi güvercini altına koyup yavru çıkarup remmâsıyla âsumâne u …
Esnâf-ı kuşbâzân: Dükkân 50, neferât 600, bunların pîri yokdur. Bunların hakkında atalar "Kuşbâzı kumarbâzı, anları katl eden gâzî" demişler. Bir alay şûm [u] mezmûm kavmdir. Ammâ İslâmbol çelebilerinin mîrâsyedileri anası altından elli guruşa yumurtasın alup kendi güvercini altına koyup yavru çıkarup remmâsıyla âsumâne urûc edüp hevâdan zemîne nüzûl etdikde takla ata ata zemîne düşüp ba‘zısı helâk olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 190b ·
metinde göster ·
Hikâye: Bursalı Sa‘dîzâde meşhûr-ı âfâk mîrâsyedi kuşbâz olup on bin
guruş
sarf edüp bin çift kebûter cem‘ eder kim pâdişâha bu cem‘iyyet mün‘akis olur. H …
Hikâye: Bursalı Sa‘dîzâde meşhûr-ı âfâk mîrâsyedi kuşbâz olup on bin guruş sarf edüp bin çift kebûter cem‘ eder kim pâdişâha bu cem‘iyyet mün‘akis olur. Her bâr bu Sa‘dîzâde güvercinlerine karınsa zamânında misk içinde gecelemiş nâr dânesi vermeği mu‘tâd etmiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 190b ·
metinde göster ·
… inde incü ve akîk-i yemenî ile örülmüş bülbül kafesleri var kim ba‘zı kafes bin
guruşa
olmaz, mülûka hedâyâ içün yapılmış kafeslerdir.
Bunların niçe yüzü ellerinde incü ve akîk-i yemenî ile örülmüş bülbül kafesleri var kim ba‘zı kafes bin guruşa olmaz, mülûka hedâyâ içün yapılmış kafeslerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 191b ·
metinde göster ·
… ermân olunup bunlar tahtırevânlar ve seyishâneler üzre dükkânların niçe yüz bin
guruşluk
semmûr ve şak ve zerdevâ ve sansâr ve zincâb ve semmûr paçası ve semmûr kafâsı …
Bu kürkcü esnâfıyla tabakların bir acâyib ma‘rekeleri olup âhir pâdişâh ve a‘yân [u] eşrâf kürk geymeğe muhtâc olduğundan bu esnâf mukaddem gidüp başka mehterhâne ile ubûr etmek fermân olunup bunlar tahtırevânlar ve seyishâneler üzre dükkânların niçe yüz bin guruşluk semmûr ve şak ve zerdevâ ve sansâr ve zincâb ve semmûr paçası ve semmûr kafâsı ve kâkûm ve ördek boğazı ve kuğu boğazı ve sakkâ kuşu boğazı ve tilki boğazı ve nâfesi ve çılkavası ve beyâz Maskov tilkisi ve zakan ve kebûtî ve kuzu bağanası ve düşüt bağana kürkleriyle dükkânların zeyn ederek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 193a ·
metinde göster ·
, ala iki bin guruş" diyerek ubûr ederler. Bunların pîri nâ-ma‘lûmdur. Zîrâ kahv …
"Ala bin guruş, ala iki bin guruş" diyerek ubûr ederler. Bunların pîri nâ-ma‘lûmdur. Zîrâ kahve karîbü'l-ahd peydâ olup İslâmbol'da (---) Hân asrında zuhûr etdi. Ammâ kahveyi yemek Şeyh Şâzilî'den kaldı, ol dahi (---) asrında idi. Ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 197a ·
metinde göster ·