Andan cezîre-i İstanköy ve cezîre-i Sakız'ı ve cezîre-i Midilli'yi ve cezîre-i ilimye'yi ve cezîre-i Bozca'yı bir günde feth edüp müjde haberleri yine halîfeye gidüp Kostantıniyye fethine müteveccih olup Boğaz'dan içeri dörd yüz pâre keştî ile girüp kal‘a-i Kostantîn altında lenger-endâht olup kal‘ayı muhâsaraya şürû‘ edüp deryâdan cümle keştîler Akdeniz ve Karadeniz cânibler[in]den sefâyinler ile gelen zahîreleri ahz edüp asker-i İslâm ganâyimle muğtenim, küffâr-ı mahsûr kaht [u] galâ ile vücûdları mün‘adim olup kal‘adan küffâr "amân el-amân" deyüp her sene birer kadırga yükü mâl-ı hârac vermek üzre sulh edüp Hırkîl kıral-ı dâllin veled-i nâ-pâkin pâk etmek içün serdâr-ı zafer-şi‘âr rehin alup niçe kerre yüz bin guruşluk mâl-ı hazâyin alup mesrûr [u] şâdân Arabistân ellerine avdet edüp sâlimîn ü gânimîn Şâm'a dâhil oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 20a ·
metinde göster ·
bir abd-i memlûkündür, âsî olup cihângîrlik ile pâdişâh olacak değilim" deyüp a …
Ol günkü oldu, bu hakîr ahde vefâ edüp ibtidâ Erzurûm'un iç kal‘asın feth edüp cümle yeniçerileri kırdım. Sâ’ir vüzerâ ve ümerâlar beni peraya atup yan çaldılar. Benim adım âsî olup iş başa düşüp günden güne hâlim müşted olup işte sergüzeşt [ü] serencâmım budur kim ne etdim ise bu Devlet-i aliyyenin hâyır-hâhı olduğum gayretiyle etdim. Yohsa pâdişâhım bu Abaza kulun yetmiş guruşluk bir abd-i memlûkündür, âsî olup cihângîrlik ile pâdişâh olacak değilim" deyüp ahvâl-i mâcerâsın niçe bin âdem içinde bir bir bî-bâk [u] bî-pervâ takrîr edüp yine zemîn-bûs edüp el bağlayup hâmûş-bâş oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 65b ·
metinde göster ·
… ermân olunup bunlar tahtırevânlar ve seyishâneler üzre dükkânların niçe yüz bin
guruşluk
semmûr ve şak ve zerdevâ ve sansâr ve zincâb ve semmûr paçası ve semmûr kafâsı …
Bu kürkcü esnâfıyla tabakların bir acâyib ma‘rekeleri olup âhir pâdişâh ve a‘yân [u] eşrâf kürk geymeğe muhtâc olduğundan bu esnâf mukaddem gidüp başka mehterhâne ile ubûr etmek fermân olunup bunlar tahtırevânlar ve seyishâneler üzre dükkânların niçe yüz bin guruşluk semmûr ve şak ve zerdevâ ve sansâr ve zincâb ve semmûr paçası ve semmûr kafâsı ve kâkûm ve ördek boğazı ve kuğu boğazı ve sakkâ kuşu boğazı ve tilki boğazı ve nâfesi ve çılkavası ve beyâz Maskov tilkisi ve zakan ve kebûtî ve kuzu bağanası ve düşüt bağana kürkleriyle dükkânların zeyn ederek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 193a ·
metinde göster ·
… dâsten-i bîrûn: Pîrleri Ebü'n-nidâ'dır denilmişdi. Bunlar ketiflerinde niçe bin
guruşluk
zî-kıymet esbâblar ile "Çârkâb tîrkeşim bin guruşa, tepsile(?) bezim bir guruşa …
Esnâf-ı dellâlân-ı Bedâsten-i bîrûn: Pîrleri Ebü'n-nidâ'dır denilmişdi. Bunlar ketiflerinde niçe bin guruşluk zî-kıymet esbâblar ile "Çârkâb tîrkeşim bin guruşa, tepsile(?) bezim bir guruşa" deyüp feryâd ederek tayy-ı merâhil ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 201b ·
metinde göster ·
… in kazıklar kakup bend etdiler kim bir vukıyye mahi güzer edemeyüp niçe yüz bin
guruşluk
mâlı küffârdan bu hâl ile nehr-i Tün'den guzât-ı müslimîn alıp bây oldular. Bu …
Bu minvâl üzre kırk gün asâkir-i İslâmı eğlendirdi ve bu mahallerde asker içre câ-be-câ güft u gûlar istimâ‘ olmağa başladı ve küffâr artık firkateler ile imdâd göndermeden ferâğat edüp her gice beşer altışar yüz uryân küffâr nehr-i Tün ile şinâverlik edüp gavvâs-vâr dalarak şeb-i muzlimde niçe bin dîde-bânlar var iken vücûdların nehr-i Tün'e müstağrak edüp ağızlarında birer kamış ile nefes alarak ubûr edüp kal‘a-i Azağ'a niçe bin küffâr bu hîle ile girüp küffâr tâze cân bulup günden güne cengâverlik edüp meterisler basup şebhûnlar edüp kelle ve diller alup ka‘r-ı zemînde gâ’ib olurlardı. Ve ba‘zı âlât [u] silâhları ve mühimmâtların sığır tulumlarına koyup tulumları nehr-i Tün'e gark edüp nehr-i Tün ile tulumlar cereyân ederek kal‘aya bu gûne hîle ile zehâ’ir ve mühimmât [u] levâzımât gönderüp imdâd ederlerdi. Bu muhîl şeytanatların dahi guzât-ı müslimîn duyup nehr-i Tün içre gemi direklerin kazıklar kakup bend etdiler kim bir vukıyye mahi güzer edemeyüp niçe yüz bin guruşluk mâlı küffârdan bu hâl ile nehr-i Tün'den guzât-ı müslimîn alıp bây oldular. Bu hâl ile küffârın yine imdâdı gelmeyüp küffâr me’yûs oldu. Ammâ la‘în küffâr zir-i zemînde bî-bâk ü bî-pervâ gûnâ-gûn kemîngâhlar kurup ve niçe dâm-ı tezvîrler ve şarampav domuz delikleri idüp ileri varan ümmet-i Muhammed'i şehîd ide ide halkın yüzü döndü. Ve bu üslûb-ı rüsvây üzre ceng mümted olur deyü guzât-ı müslimîn havfe düşdüler. Ve efvâh-ı nâsda Moskov kralı iki kerre yüz bin küffâr ile geliyor deyü bu haber şüyû‘ bulup halkın aklı başından gitdi. Ammâ bu haber düşman sözü idi. Bu hâl üzre cümle vüzerâ ve vükelâlar mâh-ı mezbûrun (---) günü cümle a‘yân, sığâr u kibâr ve kâr-âzmûde iş erleri ale'l-‘umûm bir yire gelip meşveret-i azîm edüp dediler kim "Bu cengimiz günden güne gerü kalup kal‘adan nâm [u] nişân kalmayup yine fethi müyesser olımayıyor ve yeniçeri tâ’ifesi kırk günden ziyâde kalmak kânûnumuz değildir deyü bir gün guluvv edüp meterisden çıkarlar ve bir tarafdan kılıç gibi keskin kış gelüp Azak deryâsı iki kulaç mikdârı donar. Beş ay bend olup yollar ve beller dahi bend olur ve Kasım'dan sonra Karadeniz'de bu donanma-yı hümâyûnun hâli niçe olur ve nerede kışlar ve yüz bin kadar asker-i İslâm nerede cây-ı emn bulur. 261b Ve bir tarafdan imdâd gelmek ve zahîre gelmek muhâl-ender-muhâl bu kerre asker-i İslâm içre kaht [u] galâ olursa hâl neye müncer olur. Ve cebehâne-i pâdişâhîyi kime bırağırsuz ve ne cânibe gidersüz, bir cânibi deryâ, şimâl cânibi kâfiristân, şark ve kıble cânibi Heyhât Sahrâsı" deyü bu kadar müşâvere halkın her kafasından biner sadâ çıkup gûnâ-gûn müşâvereler etdiler. Âhiru'l-emr Koca Ken‘an Paşa ile Tershâne Kethüdâsı Piyâle Ağa buyurdular kim "Hemân re‘y u tedbîr oldur kim bu gün dellâllar nidâ edüp ale's-sabah yürüyüşdür. Timar ve ze‘âmet ve ibtidâ eyle sipâhîlik ve mâl-ı ganâ’im isteyen gelsin, deyü tenbîh olsun. Yedi koldan yedi bin âdem serdengeçdi ve salıcı yazılsın ve ana göre gayrı guzât-ı müslimînden niçe bin mücâhidîn dahi cem‘ olup cenge terğîb edin. Vermek Allah'ındır. Mısrâ:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 261a–261b ·
metinde göster ·
… u bu İslâmbol içre cem‘ ediyorlar" Paşa eyitdi: "Ey ibâdullah! Cümle yetmiş bin
guruşluk
altundur. Andan ziyâde vermen" deyince cümlesi "Ey Allah râzı ola. Nola verelim …
Sebeb-i azl-i Melek Ahmed Paşa bâ nefir-i âm, gulgule-i ehl-i hıref, bâ ığvâ-yı Siyâvuş Paşa ve Ebû Sa‘îd Efendi: Sarrachâne'den Âhîler ibtidâ bayrak ve tabl u kudûm kaldırup cümle dükkânları kapanup ve câmi‘leri kapanup "Ümmet-i Muhammed olan sancak dibine gelsin. Pâdişâha rik‘a sunalım!" deyü yüz elli bin ibâdullah-ı el-kâsibu habîbullah ile iktisâb edinen cümle ehl-i sûk pür-silâh, sadâ-yı Allah Allah'a rehâ buldurup deryâ-misâl benî Âdem temevvüc ederek sene 1061 şehr-i Ramazânu'l-mübârekinin dördüncü bâzârtesi gün idi kim Daşnık Mirza ve Hanîfi Halîfelerin nâ-hak kelleleri Bâb-ı hümâyûn önüne döküldüğünün on ikinci gün sonra idi kim Atmeydânı'nda yer yer sedâ-yı Allah Allah evce peyveste olup İslâmbol içre velvele ve gulgule ve depdebe ve feryâd [u] fiğân ile dolup gürûh gürûh Bâb-ı hümâyûn önüne dolup Şeyhülislâm Azîz Efendi Ayasofya câmi‘inde kalup herkes âlet-i silâhıyla ve nohut ve zerdestesiyle kimi ucu yanmış köseği odunuyla ve koyunlarında birer somunlar ile Bâb-ı hümâyûn önünde feryâd u vâveylâ-yı Allah Allah dediklerinde bu sadâ pâdişâh-ı cem-cenâb tarafına mün‘akis olup Bâb-ı hümâyûn sedd olunup topları kulleler üzre âmâde etmek ferman olunup Bâb-ı hümâyûn burcundan Haseki Ağa, taraf-ı pâdişâhîden su’âl edüp "Ey ibâdullah! Bu cem‘iyyet-i kübrâ nedir" dedikde "Bize zulm eden vezîria‘zamı ve Defterdâr Emîr Paşa'yı 102b ve Başbakıkulu Moralı Mustafâ Çelebi'yi ve Çavuşbaşı İbrâhîm Ağa'yı ve Koskafurûnlu Muhzır Ağa'yı ve Kudde Kethüdâ'yı ve Tokkapuluyu ve Gümrük Emîni'ni ve Vâlide Sultân'ı ve Bektâş Ağa'yı ve Kara Çavuş Yeniçeri Ağasın ve Kul Kethüdâsı Çelebi Ağa'yı ve Alahoz Mehemmed Efendi'yi ve Sarı Kâtib'i ve Bostâncıbaşı'yı ve Mevkûfâtî Mehemmed Efendi'yi ve'l-hâsıl Celâlî Hasan Ağa'dan ve İpşir Paşa'dan mukaddemâ gelen defter üzre cümle yüz elli aded âdemi istemeziz, katl olunup vezîr ma‘zûl olup sadrıa‘zâm Siyâvuş Paşa olsun" deyü Bâb-ı hümâyûn önünde feryâd [u] figâna âheng edüp bu haber sa‘âdetlü pâdişâha vardıkda Servikapusu'ndan haseki ağa, paşaya gelüp "Sa‘âdetlü pâdişâh selâm edüp şu guluvv-i âmın aslı nedir, bunları bir vech-i ma‘kûl ile perîşân eylesin" deyüp gitdikde paşa dahi feryâdcılardan bir alay ihtiyârları ve dindâr meşâyihleri ve mükehhal gözlü, başı misvâklı, eli tesbihli sâdâtları ve acı sözlü söz anlamaz bî-dâdları çağırup anlar dahi dâd u feryâd ederek Melek Paşa huzûruna çıkup "Sa‘âdetlü vezîr, senden hoşnuduz ammâ Kudde Kethüdâ ve Emîr defterdârı istemeziz. Bize zulmleri hadden efzûndur. Senin haberin yokdur. Azak bahânesiyçün pes-i perdeden bir Mısır hazînesi altunu bu İslâmbol içre cem‘ ediyorlar" Paşa eyitdi: "Ey ibâdullah! Cümle yetmiş bin guruşluk altundur. Andan ziyâde vermen" deyince cümlesi "Ey Allah râzı ola. Nola verelim! Ve istimâ‘ etdik kim Azağ'a bir yıldan berü hazîne varmayup ağaların pârelemişler. Siz dahi Kudde Kethüdâ'yı ve Emîr Paşa'yı pâre pâre edin. Tesellî-i hâtır bulalım. Tiz haklarından gelin. Yoksa biz onların haklarından gelecek vakti biliriz" deyü ibrâm [u] ilhâh etdiler. Paşa bunlara "Ben sâdât-ı kirâmdan olan Emîr Paşa'yı katl edemem. Emr, şer‘-i Resûl-i mübînindir" deyü her birine birer hulvu'l-kelâm ile şifâ-yı sadr cevâblar verüp munsıf olanları kâ’il olup dem çekmediler. Bî-insâf olanlar "Mardalı esbâb istemeziz. Hemân nukûd akçe guruş alup altın veririz" deyü feryâd etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 102a–102b ·
metinde göster ·
… . Hâttâ efendimiz Melek Ahmed Paşa aslahu'z-zalame iken üç ayda askerine üç bin
guruşluk
su içirmemişdir. Böyle bir kaht mâlı şehirdir kim re‘âyâ paşalara arabalar ile …
Medrese ve dârü'l-kurrâ ve dârü'l-hadîsi yokdur. Ammâ on bir aded mekteb-i sıbyân-ı ebcedhânı ve üç aded hammâmı ve üç aded hânları ve iki yüz aded dükkânları var. Sene (---) târîhinde Köprülüzâde Ahmed Paşa Kethüdâsı Ebü'l-hayr İbrâhîm Ağa çârsû içinde iki başı dervezeli ve kârgîr kiremit örtülü bir şâhrâh üzre yüz aded dekâkîn-i nev-binâ bir bezzâzistân inşâ edüp şehre şöhret vermiş. Hudâ âfet-i şöhretden emîn ede. Ve kurbunda bir bezzâzistân hammâmı binâ etmiş kim bir bezek-ârâdır. Ve bu şehir susuzluk ile meşhûr idi. Cümle ahâlîsi çâh-ı mâ-i şûrelere muhtâclar idi. Hattâ Dervîş Mehemmed Paşa vâlî-i Özi iken bu şehirde muhâfaza beklerken bu Hacıoğlu kazâsından askerine kırk bir bin guruş su içirdiği kütüb-i sicillât-ı mahkeme-i şer‘-i Resûl-i mübînde mürakkâmdır. Bu mâl cümle re‘âyâ vü berâyâ kîsesinden çıkmışdır. Hâttâ efendimiz Melek Ahmed Paşa aslahu'z-zalame iken üç ayda askerine üç bin guruşluk su içirmemişdir. Böyle bir kaht mâlı şehirdir kim re‘âyâ paşalara arabalar ile fıçı fıçı su taşırlar. Bu zulm-i sarîh bir diyâra mahsûs değil iken yine Köprülüzâde kethüdâsı İbrâhîm Ağa bu şehre hasbeten-lillah yetmiş bin guruş masrûf edüp Rûznâmeci İbrâhîm Efendi çerâğı Babadağlı Bekir Ağa ilkâsı ve mübâşeretiyle iki konak yerden dağları ve deşt-i hâmûnları deşüp kehrîzler ile bir âsiyâb yürüdür âb-ı hayâtı bir senede şehr-i Hacıoğlu'na getirüp dokuz mahallede dokuz aded uyûn-ı câriye inşâ edüp ahâlî-i şehir harâret-i atşândan müstağnî olduklarından mâ‘adâ cemî‘i hayvânâtları ve bâğ u gaytânları Arapça le hayât bulup 122b cümle besâtîn ve hadîkaları ravza-i rıdvândan nişân verir oldu. Bu kerre ehl-i beled "Sâhibü'l-hayrât şehrimiz sele aldırup çamur olur oldu" deyü sâhib-i hayra teşekkî etdiler. Ol keremkâr dahi merdüm-kârlık edüp mâlından üç bin guruş dahi ifrâz edüp çeşme râhlarına ve gayri şâhrâhlara memerr-i nâs içün kaldırımlar yapup şehri tathîr eyledi. Mezkûr çeşmelerin târîhleridir ki tahrîr olundu:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 122a–122b ·
metinde göster ·
… e Abaza ve Gürcî gulâmlardır kim her birinin kemerlerinde ve libâslarında biner
guruşluk
zî-kıymet mücevher kuşak ve hançer ve bıçaklar vardır ve cümle sadefkârî na‘ley …
Ve bu câmekânın ta vasatında âb-ı hayât ile memlû şadırvânları üç yüz yerden kubbeye pertâb etmededir. Ve ferşi Mısır tarzı serâpâ elvân ruhâm-ı hâmdır kim nakş-ı bukalemûndur. Bu havzın ortasındaki fevvâre ta kubbenin zirvesinde cam tasa urup andan aşağı rîzân olur. Bu câmekânda cemî‘i huddâmları pençe-i âfitâb Çerkes ve Abaza ve Gürcî gulâmlardır kim her birinin kemerlerinde ve libâslarında biner guruşluk zî-kıymet mücevher kuşak ve hançer ve bıçaklar vardır ve cümle sadefkârî na‘leynler ile reftâr etdiklerinde gûyâ her biri birer gûne tâvûs-ı bâğ-ı İremdir. Bu huddâmân-ı mahbûbân gassâlânlara ibrişim putalar ve sadefkârî na‘leynler verüp hürmet ederler. Bu câmekândan içre girdikde sovukluk ta‘bîr etdikleri bir kubbe-i azîm dahi budur, ammâ ortasında havz u şadırvânların mâ-i zülâlleri cümle ıssıdır ve cânib-i erba‘ası dîvârı nakş-ı bukalemun-ı ibret-nümûn-ı Çîndir. Bu dahi ruhâm-ı hurde ile mefrûş gül-i Sîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 229b ·
metinde göster ·
… îse getür" deyüp beş kîseyi Hüseyin Ağa'ya verüp Paşa kendü arkasındaki beş yüz
guruşluk
semmûr kürkün Hüseyin Ağa'nın arkasına geydirüp Paşa kendisi yerinden kalkup,
Derhâl kethüdâ gelüp, "Yûsuf, bu Hüseyin Ağa bizim garîbimiz oldu ve İslâmbol'dan birer kamçıyla ulak olup geldi. Biz buna ibtidâ bir cerge, ammâ cedîd ve mükellef ola, matbahı ve sâ’ir beş aded haymesiyle ola ve bir katar katır ve beş köle ve beş at bisâtıyla ve beş tîrkeş ve kılıç ve mızrak ve cümle yol mühimmât [u] levâzımâtın gör. Tîz hazînedâr beş kîse getür" deyüp beş kîseyi Hüseyin Ağa'ya verüp Paşa kendü arkasındaki beş yüz guruşluk semmûr kürkün Hüseyin Ağa'nın arkasına geydirüp Paşa kendisi yerinden kalkup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 18b ·
metinde göster ·
… ndallarının sâhiblerine ücretlerin verüp elli pâre gemilere Akkirmân'dan on bin
guruşluk
keraste ve beksimâd ve bârûd-ı siyâh ve gülle ve gayrı âlet-i silâhlarla ve sâ’ …
Der-beyân-ı re’y [ü] tedbîr-i âhir: Hemân Akkirmân limanında sene-i sâbıkadan kalmış Varna cenginde alınan yigirmi pâre Urus-ı menhûs şaykalarının cümle mühimmâtların tarfetü'l-ayn içre koyup ve küçük şayka ve zarbuna ve şayka sandallarının sâhiblerine ücretlerin verüp elli pâre gemilere Akkirmân'dan on bin guruşluk keraste ve beksimâd ve bârûd-ı siyâh ve gülle ve gayrı âlet-i silâhlarla ve sâ’ir levâzımât mühimmâtlar ile elli pâre gemileri leb ber-leb edüp yüz kantar mismâr ve cümle Akkirmân ve Kili mi‘mârların gemilere iki bin kile buğday ve beş bin kile darı dahi doldurup kendü bayraklarından yigirmi bayrak sekbân ve sarıca ve Akkirmân kal‘ası kulundan bin aded güzîde şehbâz yiğitler ile cümle iki bin ma‘dûd asâkir-i pür-silâhı iki günde elli pâre gemilere doldurup Akkirmân'dan bi-emr-i Hudâ eyyâm-ı muvâfık ile sekiz sâ‘atde kal‘a-i Özü'ye varınca cümle asker-i İslâm elli pâre gemiyle gelen zahîre ve kerasteleri ve askeri görüp tâze cân bulup cümle cebehâne ve zahîreleri der-anbâr ve der-mahzen edüp kal‘anın ta‘mîr ü termîmine ve handak-ı azîmlerin tathîrine mukayyed olup bu asâkir-i İslâm sâlimîn ü gânimîn Özü'ye vâsıl oldukları haberi ertesi gün zahîre getüren gemilerle gelüp, Urus şaykalarının birkaçın bozup kal‘a ta‘mîrine iskeleler yapıldığı haberi Yûsuf Kethüdâ mektûbiyle gelüp Yalı Tatarların bi'l-cümle Özü ağaları ve Özü Beği Kargılı 53b Halîl Ağa ve sâ’ir iş erleri ve Yûsuf Kethüdâ dahi Tatar askerin istemiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 53a–53b ·
metinde göster ·
Ol gün paşa efendimiz Bihke kapudanın halâs içün Zirinoğlu'na kırk bin
guruşluk
semmûr ve kırmızı Diyârbekir bezi ve bin top kız dimisi ve elvân lekkeffûrî Ace …
Ol gün paşa efendimiz Bihke kapudanın halâs içün Zirinoğlu'na kırk bin guruşluk semmûr ve kırmızı Diyârbekir bezi ve bin top kız dimisi ve elvân lekkeffûrî Acem bezi ve kırmızı Usturumca abası bin top ve yüz çift kebe ve bin aded sarı ve bin aded kırmızı sahtiyânlar ve bin çift kırmızı çizme ve bin çift sarı çizme ve bin çift pabuc ve bin çift mest ve bin çift kaba ve ince gömlekler ve bunun emsâli niçe bin elvân şeyleri Zirinoğlu la‘înin gönderdiği defter-i nâ-ma‘kulü üzre cümle tahsîl edüp cümlesin on aded Sirem arabalarına tahmîl edüp paşa efendimiz hakîre yigirmi aded güzîde paşalı ve kırk aded Bihke kapudanı tevâbi‘leri ile Zirinoğlu'na bir nâme ve bir seccâde ve bir harîr münakkaş haliçe ve bir semmûr kürk kırmızı çukaya kapluca hedâyâlar verüp hakîrin zabtında oldukdan sonra paşa ile vedâ‘ mahallinde dest bûs etdikde bir kîse guruş harc-ı râh ihsân edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 154a ·
metinde göster ·
Hakîkatü'l-hâl ertesi gün Bihke kapudanı dahi Paşaya on bin
guruşluk
hedâyâlar ile gelüp buluşup bir nedîm-i şehriyârî olacak müdebbir ve mubassır k …
Hakîkatü'l-hâl ertesi gün Bihke kapudanı dahi Paşaya on bin guruşluk hedâyâlar ile gelüp buluşup bir nedîm-i şehriyârî olacak müdebbir ve mubassır kimesnedir. Paşa hazz edüp eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 163b ·
metinde göster ·
… şler. Evliyâm, sen de hâzır ol kapudanın ıtlâkına sen gitdin ve seksen yedi bin
guruşluk
mâlı hüccet-i şer‘iyye ile sen götürdün ve ol diyârları sen gördün, sen bildin. …
"Kapudan sa‘âdetlü pâdişâhın fermânıyla seni seksen yedi bin guruşa halâs etdik. Seni umûr-ı Devlet-i Âl-i Osmân müşâveresiyçün Der-i Devlet'e istemişler. Evliyâm, sen de hâzır ol kapudanın ıtlâkına sen gitdin ve seksen yedi bin guruşluk mâlı hüccet-i şer‘iyye ile sen götürdün ve ol diyârları sen gördün, sen bildin. Yürü mektûblarımla görüp bildiğin gibi Köpürlü Mehemmed Paşa'ya cevâb ver" dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 163b ·
metinde göster ·
… cemî‘i küffâr memleketlerinden bâzergânlar ol günde hâzır bulunup niçe yüz bin
guruşluk
balıklar alup tuz ile salamura edüp vilâyet vilâyet balığından götürürler kim b …
Kaçan kim rûz-ı Kasım olur cemî‘i sayyâd-ı mâhîlerin her biri bu göle yüzer araba çalıları döküp nişân koyup herkes mülk eder ve cümle balıklar mezkûr çalılar içinde mesken edinüp, ba‘dehû bahâr eyyâmında pelayiş(?) ta‘bîr ederler bir gün vardır. Bu gölün emîninden cümle balıkçılar izin alup herkes gemiler ve kayıklar ile göle dökdükleri çalılar üzre hisselerine varup ağlar ile ve çatal harbeler ile niçe kerre yüz bin balıkları avlayup emîne öşrün verirler. Ve cemî‘i küffâr memleketlerinden bâzergânlar ol günde hâzır bulunup niçe yüz bin guruşluk balıklar alup tuz ile salamura edüp vilâyet vilâyet balığından götürürler kim bu perâst günleri başka bir garâ’ib temâşâ gündür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 178b ·
metinde göster ·
… d Paşa efendimizin karz-ı hasen verdiği mâl içün Yûsuf Beğzâde hakîre on üç bin
guruşluk
cümle Venedik altunların huzûr-ı şer‘de verüp hüccet-i şer‘iyyeye geçüp beğe ha …
Menzil-i kasaba-i Buşatlar: Bunda bir gece dahi paşa yanında mihmân olup Melek Ahmed Paşa efendimizin karz-ı hasen verdiği mâl içün Yûsuf Beğzâde hakîre on üç bin guruşluk cümle Venedik altunların huzûr-ı şer‘de verüp hüccet-i şer‘iyyeye geçüp beğe hakîr temessükâtları verüp kenâr-ı(?) mümessek şakk(?) olundukda beğden Melek Paşa'ya hedâyâ üç Fireng gulâmı ve yigirmi aded altun zarflı sâ‘atler ve bir incü tesbîh ve kırk top dîbâ ve kırk top Ciniviz katîfesi ve murassa‘ la‘l-gûn mercan kabzalı hançer-i zü'l-fecâm verüp bunlar dahi mektûb-ı mahabbet-uslûba kayd olup beğden hakîre üç yüz Venedik altunu ve Bihzâd nâm bir İşpanya gulâmı ve bir at ve bir kılıç verüp cümle tevâbi‘ ü gulâmlarıma onar altun ve birer çuka ve kumaşlar verüp refîkler verdi. Ertesi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 36b ·
metinde göster ·
Âhir-i kâr cümle avret ve oğlanlarıyla piyâde olup niçe yüz bin guruşluk esbâb [u] eskâllerin bırağup Komaran kapusu önünde kalup kendüleri cümle bârhâneleri ile sehel ileri gidince hemân cümle gâziyân küffârın bırakdığı eşyâları gâret ve alan [u] tâlân etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 119a ·
metinde göster ·
… ârîhinde Melek Ahmed Paşa Bosna vâlîsi iken Banyaluka şehrinden yetmiş yedi bin
guruşluk
mâl ile Bihke nâm kal‘amız kapudanını esîrlikden kurtarmak içün Zirinoğlu'na ge …
Bu iki kal‘alar birbirlerine yakın olup ikisi de Zirinoğlu'nun hasretü'l-mülûk olan kal‘a-i metînelerinden olup tahtgâh-ı Hersekân-ı segândır. Bu iki kal‘a bu hakîr sene (---) târîhinde Melek Ahmed Paşa Bosna vâlîsi iken Banyaluka şehrinden yetmiş yedi bin guruşluk mâl ile Bihke nâm kal‘amız kapudanını esîrlikden kurtarmak içün Zirinoğlu'na gelüp bu kal‘alarda niçe zamân müsâfir olup murâd [u] merâmımız üzre seyr [ü] temâşâ etmişdik, ammâ şimdiki hâlde Allâhümme âfinâ bu kal‘aların yanlarına varılmayup mâbeynlerinden ubûr ederken birkaç kâfiri dil dutduk. Hemân bu mahalde yetmiş kadar balyemez toplarının sadâları cânib-i şimâlden gelüp zemîn ü âsumân dir dir ditredikde giriftâr olan esîrlerimizden su’âl etdikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 185b ·
metinde göster ·
Netîce-i kelâm esîrlerimizden bin altmış kadar mümtâz gılmân u bintânları serhadlilere ucuz bahâ ile verüp on beş bin guruş mâl alup mâl-ı ganâ’imden dahi on bin guruşluk değerin değmeze mâl satup ara[ba]ları âteşe urup sehel sebükbâr olup cümle kırk sekiz bin yiğit cümle yigirmi beş bin guruşu pây-berâber hakîrin kısmetiyle üleşüp herkese (---) mâl hisse değüp cümle guzât,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 6b ·
metinde göster ·
… a aslâ uyhu girmemişdir. Andan sabâh olup kalkdık. Kanije'den dutduğumuz otuzar
guruşluk
kulağızımızın birisi kaçmış, ikisi dur[ur].
Bu dahi kral-ı dâll-ı bed-fi‘âl hükmünde metîn kal‘a imiş, Sadrıa‘zam feth etmiş, cümle cebehânesin Kanije'ye göndermiş ve kal‘asın ihrâk etmiş. Ancak kârgîr binâ deyrleri kalmış. Bu kal‘a altından sehel geçüp bir ormanlık içre girüp etrâfımıza karavullar koduğumuzdan sonra atlara yem asup ve bizler ta‘âm yeyüp yatdık, ammâ gâyet sarplık ve ağaçlık hıyâbân idi kim ta‘bîr olunmaz. Ve Kanije'den bu mahalle iki gün iki gecede geldik, ammâ Hudâ'ya ayândır aynlarımıza aslâ uyhu girmemişdir. Andan sabâh olup kalkdık. Kanije'den dutduğumuz otuzar guruşluk kulağızımızın birisi kaçmış, ikisi dur[ur].
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 7b ·
metinde göster ·
kadar hedâyâlar verüp ve ziyâfet-i azîmler edüp hakîr de ba‘zı hedâyâlardan his …
Elhâsıl ma‘mûr şehirdir. Bunda paşaya beş bin guruşluk kadar hedâyâlar verüp ve ziyâfet-i azîmler edüp hakîr de ba‘zı hedâyâlardan hissemend olup andan cânib-i garba Matra yaylasın 8 sâ‘atde aşup yedi aded ma‘mûr Macar kurâların ubûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 40b ·
metinde göster ·
… me nâmıyla bir hisâb vardır. Kırk akçe değer bir şey’e bir bölme derler. Ve bir
guruşluk
şey’e üç bölme der bu hisâb ederler. Bir ata ve bir sığıra ve gayri hayvânlara …
Ve bu Çerkez'de dahi akçe pul yokdur. Cümle metâ‘ların değiş dokuş ile geçinirler. Ve bir gûne mâbeynlerinde bölme nâmıyla bir hisâb vardır. Kırk akçe değer bir şey’e bir bölme derler. Ve bir guruşluk şey’e üç bölme der bu hisâb ederler. Bir ata ve bir sığıra ve gayri hayvânlara bir baş iki baş derler, ammâ bir esîr oğlana ve kızlara yüz baş ve yüz iki yüz bölme hisâb edüp bey‘ [u] şirâlarında altun ve guruş akçe olmadan bir aceb bâzâr ederler. Gâyet ucuz ve ganîmet yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 154b ·
metinde göster ·
Hattâ Dervîş Mehemmed Paşa bu şehirde muhâfız iken kırk bin guruşluk su içün masrûfu sicillâtda mastûrdur, ammâ şimd[i] Köpürlüzâde Fâzıl Vezîr Ahmed Paşa kethudâsı Ebü'l-hayr İbrâhîm Ağa elli bin guruş harc edüp bu Hacıoğlu kasabasına sekiz aded çeşmesârlar getirdüp şehri suya gark edüp niçe bin ibâdullâhı vüzerâların su masrûflarından halâs edüp niçe kerre yüz bin aded mahlûk-ı Hudâ'yı su ile saky edüp ziyâfet-i uzmâ etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 201b ·
metinde göster ·
Bu rabta-i zîbâ nehr-i Çınârlı kenârında cümlesi üç yüz aded hâneli sâfî kefere re‘âyâlı büyük köydür kim hâkim İbrâhîm Paşa müttevellîsidir. Bir sahrâ-yı azîme vâki‘ olup yılda bir kerre bu nehr-i Çınârlı'nın kenârından iki kerre yüz bin ve üç kerre yüz bin benî âdem Arab u Acem ve Hind ü Sind ve Semerkand u Laristân ve Moltan ve Macar ve İsfeç ve Nemse ve Leh u Çeh ve İsfaç ve İşpanya ve Ciniviz ve Cezâyir ve Tunus ve Tarabulus ve Mısır u Şâm ve Haleb u Irâk'dan ve'l-hâsıl ekâlîm-i seb‘a-i ırakdan cemî‘i memâlik-i mahrûselerin ankâ bâzergânları niçe kerre yüz bin guruşluk metâ‘-ı zî-kıymetlerin getirüp bu sahrâ-yı lâlezâr çemenzârda hayme vü hargâhları ve bâr [u] büngâhlarıyla konup metâ‘ların fürûht etmeğe başlarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 242a ·
metinde göster ·
… [ü] gâret alan [u] tâlân edüp ihrâk bi'n-nâr edüp iki yüz aded esîr ve niçe bin
guruşluk
metâ‘-ı kâlây [u] zahâ’ir alup kadıyı dahi esîr edüp evlâd [u] ıyâlin alır.
Hikmet-i Hudâ bu fakîr bu kal‘aya gelmezden mukaddem yolda bir top u tüfeng sadâsı ve bir gülbâng-ı Muhammedî edâsı işidüp mukayyed olmadık. Bir de âheste âheste bu şehre gelirken niçe bin ümmet-i Muhammed ehl [ü] ıyâlleriyle başları kaba ayakları kaba piyâde olup kaçarlardı. Meğer bu kal‘a varoşuna küffâr donanması deryâdan leşker döküp karadan Corci nâm kapudan-ı bî-îmân gelüp bu şehri urup nehb [ü] gâret alan [u] tâlân edüp ihrâk bi'n-nâr edüp iki yüz aded esîr ve niçe bin guruşluk metâ‘-ı kâlây [u] zahâ’ir alup kadıyı dahi esîr edüp evlâd [u] ıyâlin alır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 244a ·
metinde göster ·
… îlerdir. Ellerinde Ebü'l-feth'den berü hatt-ı şerîfleri olup niçe kerre yüz bin
guruşluk
mâhîler sayd edüp fürûht ederler. Gayri kimesneler bir karış bir semeke sayd et …
Kayık ile beş on aded yârânlar varup temâşâlar etdik. Dörd mîl ihâta eder bir ma‘mûr atadır. İçinde aslâ müselmân olmadığından Kâfir adası derler. Gâyet mükellef kefere evleri var. Cümle kefereleri sayyâd-ı mâhîlerdir. Ellerinde Ebü'l-feth'den berü hatt-ı şerîfleri olup niçe kerre yüz bin guruşluk mâhîler sayd edüp fürûht ederler. Gayri kimesneler bir karış bir semeke sayd etseler hâkime götürüp tecrîm etdirirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 349b ·
metinde göster ·
… de işlenir, ammâ hâlîçeleri ekâlim-i seb‘aya müstevlî olur. Yüz [[(---) (---)]]
guruşluk
dîvânhâne ve câmi‘ halıları işlerler kim nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn halılar …
Ve bu şehirde yük çözülüp yük bağlanır bender şehr-i azîmdir. Anatolu eyâletinin deve ve araba işler gûyâ iskelesidir. Gerçi küçücük şehirdir, ammâ gâyet ma‘mûr şehirdir. Ve etrâf [u] eknâfı gâyet âbâdân olmak ile benî âdem izdihâmından sûk-ı sultânîlerinde omuz omuzu sökmez bir şehr-i benderdir. Ve sanâyi‘âtının meşhûrundan Uşşâk halısı ancak Acem Isfahân'ında ve Mısır şehrinde işlenir, ammâ hâlîçeleri ekâlim-i seb‘aya müstevlî olur. Yüz [[(---) (---)]] guruşluk dîvânhâne ve câmi‘ halıları işlerler kim nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn halılar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y19b ·
metinde göster ·
… guruş hâsıl ederler. Ammâ Monlâ Ünsî Efendi iki kerre yüz bin guruş ve yüz bin
guruşluk
dahi hedâyâ cem‘ edüp yüz bin guruş deynin edâ edüp bu İzmir mansıbında iflâsda …
Ve beş yüz akçe mevleviyyetdir. Ammâ senevî iki yüz kîse hâsıl olur, zîrâ müsellemler mollâlar yanında hükûmât edemezler. Cümleden melik mollâlardır. Anıniçün yüz bin guruş hâsıl ederler. Ammâ Monlâ Ünsî Efendi iki kerre yüz bin guruş ve yüz bin guruşluk dahi hedâyâ cem‘ edüp yüz bin guruş deynin edâ edüp bu İzmir mansıbında iflâsdan halâs oldu. Hattâ Köpürlü Mehemmed Paşa Ünsî Efendi'den esnâ-yı kelâmda su’âl edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y43a ·
metinde göster ·
Ve bu şehirde haftada bir gün bâzâr olur. Ammâ ibtidâ günüyle infidâdı üç gün olur. Bu günlerde bu şehir içre beş bin guruşluk helvâ sürülür deyü meşhûrdur, zîrâ cemî‘i etrâf [u] eknâf kurâ ve kasabâtlarından bu bâzâra gelen âdemler kurâlarında olan gencerlere ve düğünlere ve mevlûd-ı şerîflere ve âşûrâlara ve sûr-ı hıtânlara niçe yüz bin vukıyye helvâ alup götürürler. Zîrâ bu diyârın halkının cem‘iyyetleri aslâ helvâsız olmaz. Hattâ gâhîce bu şehir a‘yânları İslâmbol eşrâflarına niçe bin kutu mümessek helvâları hedâyâ gider ve gayri diyârlara kezâlik helvâsı müstevlîdir. Ve'l-hâsıl bu şehrin cemî‘i memdûhâtından mümessek helvâsı şöhr[e-i] şehrân olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y77a ·
metinde göster ·
ma‘âcin ve meşrûbât masrûf olunup cemî‘i bîmârlara sündüs-i istebrak-vâr dîbâ v …
Bu dârü'ş-şifâda senevî on bin guruşluk ma‘âcin ve meşrûbât masrûf olunup cemî‘i bîmârlara sündüs-i istebrak-vâr dîbâ ve şîb ü zerbâf katîfe ve sereng ve gûnâ-gûn şuğl-i Freng akmişe-i fâhireden yorkan ve döşekler var kim bir a‘yân sarâyında yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y245b ·
metinde göster ·
… kdan ayrılmada. Cümle at ve katır ve deve ve hımâr gark olup niçe kerre yüz bin
guruşluk
mâllar harâr gırâr pâymâl olmada.
Bu mahalden huccâc güzer ederken huccâc içre Arab geldi güft [ü] gûsu oldu. Bu havfden huccâcın ba‘zısı yine ulu yola sapup niçe yüz develerin çatıları ayrılup helâk olunca yükleri meydânda kaldı. Cümle huccâc bu vâdî içre pârekende ve perîşân herbiri fırka fırka ta‘allukâtı ile cân bâzârına düşüp herkes emvâl [ü] erzâkdan ayrılmada. Cümle at ve katır ve deve ve hımâr gark olup niçe kerre yüz bin guruşluk mâllar harâr gırâr pâymâl olmada.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y264a ·
metinde göster ·
… haberdâr olmayup İşrâkıyân bâzârı-misâl bey‘ [u] şirâ edüp yük yük niçe yüz bin
guruşluk
bâzâr edüp aslâ tekellüf etmezler. Ve birbirlerinin yüzüne dahi bakmazlar. Garî …
Ammâ bu şehir içre tüccâr mâbeyninde bir garîb temâşâdır kim ta‘bîr olunmaz. Bir bâzergân bir sevdâgerden bir metâ‘ alsa akmişe-i fâhiresine nazar edüp almak murâd etdükde iki kişi birbirleriyle esbâblarının yenleri içinde el ele verüp birbirlerinin ellerin bir kaç kerre sıkup murâd [u] maksûdları üzre bâzâr edüp bir ferd merd-i âferîde esrârlarından haberdâr olmayup İşrâkıyân bâzârı-misâl bey‘ [u] şirâ edüp yük yük niçe yüz bin guruşluk bâzâr edüp aslâ tekellüf etmezler. Ve birbirlerinin yüzüne dahi bakmazlar. Garîb temâşâ bâzâr-ı bey‘-i men-yezîddir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y356b ·
metinde göster ·
… ar. Sagîr ü kebîr sekiz bin üç yüz yılan olup teslîm-i mütevellî olup sekiz yüz
guruşluk
yılan olduğunu kâtibler ve mürşidler deftere kayd etdiler.
Andan cümle Y 122a fârûk yılanların saydılar. Sagîr ü kebîr sekiz bin üç yüz yılan olup teslîm-i mütevellî olup sekiz yüz guruşluk yılan olduğunu kâtibler ve mürşidler deftere kayd etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y121b–Y122a ·
metinde göster ·
… yi‘ât gösterüp rûy-i Nîl murg-ı semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalup yüz bin
guruşluk
fişeng atılır, derler. Hakîkatü'l-hâl niçe yüz akabede ve iki yüz cerim ve gayr …
Netîce-i kelâm âteşbâzlık ilmi Freng-i pür-renge mahsûs iken bu Mısır azebinin âteşbâzlığına aşk olsun, edîm-i arzda misilleri yokdur. Bu Mısır'da gördüğüm san‘at-ı semenderîyi bir diyârda görmedim. Zîrâ gece ve gündüz niçe kerre yüz bini âteşbâzlığa müte‘allık sanâyi‘ât gösterüp rûy-i Nîl murg-ı semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalup yüz bin guruşluk fişeng atılır, derler. Hakîkatü'l-hâl niçe yüz akabede ve iki yüz cerim ve gayrı Akabe gemilerinde ikişer üçer bin fişengden kal‘alar ve niçe bin fişekler vardır, atılur, beşer altışar yüz guruşa olur, bu hisâb üzre yüz bin guruş âteş-feşânlığa masrûf olduğu muhakkakdır. Ve cümle gemiler paşa önünden birbirleri ile ceng-i azîm ederek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y154b ·
metinde göster ·
… ir. Ankâ bâzergânlardır, herbirinin dükkânında ve mahâzinlerinde beşer onar bin
guruşluk
bakır âvânî eşyaları vardır. İmâret kazanları ve kâşif tancereleri bunlarda bul …
Esnâf-ı tâcirân: Hân-ı Halîl'de ve Sâlihiyye ve Kalavân kurbunda cümle yüz on beş dükkândır. Nefer iki yüz on beşdir. Ankâ bâzergânlardır, herbirinin dükkânında ve mahâzinlerinde beşer onar bin guruşluk bakır âvânî eşyaları vardır. İmâret kazanları ve kâşif tancereleri bunlarda bulunur. Mısır'da yapamazlar, cümle Rûm'dan gemilerle gelür. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y171b ·
metinde göster ·
… isrâflar ederler kim gûyâ herbiri birer mirâsyedi çelebilerdir. Ba‘zı âyân bin
guruşluk
fişeng atmışdır, kırk guruş fişeng atan bir pes ü pâye âdem kârıdır.
Ve bu Âdiliyye'de üç gün üç gece ziyâfet cümle pâdişâh kîsesindendir kim Selîm Hân kânûnudur. Kırk kîse masrûf hemân beş bin para amber, iki bin para ûd akçesi miskcibaşı alup defterdâr mahsûb eder, azîm ziyâfet-i isrâfdır. Cümle ta‘âmlar sükkerîdir. Üç gün bu serâperdede bir âdem su içemez, cümle şeker şerbeti nûş ederler. Bu isrâfâta göre Mısır halkı bu üç gün [ve] gecede sohbet-i hâslar edüp ol kadar mâl sarf edüp isrâflar ederler kim gûyâ herbiri birer mirâsyedi çelebilerdir. Ba‘zı âyân bin guruşluk fişeng atmışdır, kırk guruş fişeng atan bir pes ü pâye âdem kârıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y186b ·
metinde göster ·
… ş-şân bir kevkeb sâhibi vezîr-i zîşân ise hemân huccâc hedâyâsından yigirmi bin
guruşluk
hedâyâ gelir. Ve on bin guruşluk hedâyâ Mekke ve Medîne şürefâlar ve a‘yânların …
Ve'l-hâsıl eğer paşa bir vaka‘ [u] vakârlı azîmü'ş-şân bir kevkeb sâhibi vezîr-i zîşân ise hemân huccâc hedâyâsından yigirmi bin guruşluk hedâyâ gelir. Ve on bin guruşluk hedâyâ Mekke ve Medîne şürefâlar ve a‘yânlarından gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y210b ·
metinde göster ·
… îşân ise hemân huccâc hedâyâsından yigirmi bin guruşluk hedâyâ gelir. Ve on bin
guruşluk
hedâyâ Mekke ve Medîne şürefâlar ve a‘yânlarından gelir.
Ve'l-hâsıl eğer paşa bir vaka‘ [u] vakârlı azîmü'ş-şân bir kevkeb sâhibi vezîr-i zîşân ise hemân huccâc hedâyâsından yigirmi bin guruşluk hedâyâ gelir. Ve on bin guruşluk hedâyâ Mekke ve Medîne şürefâlar ve a‘yânlarından gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y210b ·
metinde göster ·
… z guruşa lâ‘l ya‘kût ve elmâsdan mücellâ gûnâ-gûn taşlar bulunur. Ve beşer onar
guruşluk
aynü'l-hür ve aynü's-semek ve aynü'l-hir makûlesi taşlar firâvândır. Ba‘zı zamâ …
Bâlâda evsâfı tahrîr olunan Sebîl-i Allâm nâm mahalde bir gûne elvân hurde taşlar olur. Mısır'da Sebîl-i Allâm taşı meşhûrdur. Ol sahrâda yüz guruşa ve beş yüz guruşa lâ‘l ya‘kût ve elmâsdan mücellâ gûnâ-gûn taşlar bulunur. Ve beşer onar guruşluk aynü'l-hür ve aynü's-semek ve aynü'l-hir makûlesi taşlar firâvândır. Ba‘zı zamân şiddet-i rûzgâr-ı zorkâr cümle rimâli perîşân edüp bilâ-hadd ü lâ-gâyet taşlar bulunur. Ammâ hakkâk bu hâm taşları hakk edüp perdâht Y 230a edince herbiri bir sûrete girüp bî-kıymet iken zî-kıymet fürûht olunur. La‘l-i Bedahşân'dan âbdâr ve elmâsdan fertûr taşlar bulunur. Ammâ Mısır müverrihleri ve ulemâları bu zu‘m üzrelerdir kim İremezâtü'l-imâd binâ-yı Şeddâd ibnü'l-Âd bu Sebîl-i Allâm'da binâ etmişdir, deyü müttefikun aleyhdirler. Hakîkatü'l-hâl bu Sebîl-i Allâm vâdîsinde câ-be-câ binâ-yı azîm temelleri zâhir ü bâhirdir. Ve Kethudâ İbrâhîm Paşa hîn-i azilde bu Sebîl-i Allâm sahrâsında yetmiş yedi gün meks edüp âvâre huddâmlar mankala oynamak içün bu Sebîl-i Allâm taşlarından cem‘ edüp mankala oynarlardı. Ba‘zısı hakkâke verüp yüzük taşı etdirüp cümle huddâmân sâhib-i hâtem oldular. Ya‘nî bu mertebe zî-kıymet taşlar bulunur. Aceb temâşâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y229b–Y230a ·
metinde göster ·
… atü'l-hâl yine senevî yüz elli akçe ancak hâsıl olur bir kazâ-i âsumânîdir. Bin
guruşluk
da‘vâ hüccetine bir Fâtiha verirler, andan gayrı deyyâr bir nukra ve dinâr verm …
Hâlâ Kınâ bender şehr-i sagîredir. Circe eyâleti hükmünde yüz Mısrî kîse iltizâmlı kös sâhibi kâşiflikdir. Ammâ yedi bölükden mustahfızân asker yokdur. Lâkin Mısır kulu yeniçerisi ve azeb serdârları vardır. Ve mezheb-i râbi‘den müftî ve nakîbü'l-eşrâf vardır. Zîrâ bu şehir Mekke şürefâsiyle memlûdur. Ve yüz elli akçe kazâdır. Hakîkatü'l-hâl yine senevî yüz elli akçe ancak hâsıl olur bir kazâ-i âsumânîdir. Bin guruşluk da‘vâ hüccetine bir Fâtiha verirler, andan gayrı deyyâr bir nukra ve dinâr vermezler. Zîrâ lecûc şürefâlardır kim anlar kadıdan umarlar tüccâr kavmidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y379b ·
metinde göster ·
Ve bu kavm gâyet ankâ müstakîm bâzergânlardır. Ve bir ân cenâbet gezmezler. Hind ü Sind'e, Fûncistân ve Dumbistân'a ticâret edüp geçinirler, gâyet hisâbî kavmdir. Cemî‘i zamânda bu kavmin isyân u tuğyân etdiklerin ferd-i âferîdeden bir kimesne bilmeyüp istimâ‘ olunmamışdır. Gâyet halîm ü selîm ve halûk hande-rû âdemlerdir, ve gâyet mahabbetli garîb-dost âdemlerdir. Hattâ hakîrden bin guruşluk ba‘zı metâ‘-ı sakîllerimiz sîrü'n-nâsdan ziyâdeye alup inâd u muhâlefet etmediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y438b ·
metinde göster ·
… ve Portakal Frengleri iledir. İskele başında mahâzinlerinde niçe kerre yüz bin
guruşluk
eşyâlar ile mâl-â-mâldir ve eşyâları Q 338a metâ‘ları vardır.
Bunlar ankâ bâzergânlardır. bey‘ [ü] şirâları dâ’imâ Hind ü Yemen ve Portakal Frengleri iledir. İskele başında mahâzinlerinde niçe kerre yüz bin guruşluk eşyâlar ile mâl-â-mâldir ve eşyâları Q 338a metâ‘ları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·
Ve bu şehirde deve ve hecîn ve siyâh köle ve kızdan kâmil bin
guruşluk
bâr-ı sakîller bey‘ etdik. Zîrâ bu Habeş karasından Mısır selâmetine çıkmak yiğ …
Ve bu şehirde deve ve hecîn ve siyâh köle ve kızdan kâmil bin guruşluk bâr-ı sakîller bey‘ etdik. Zîrâ bu Habeş karasından Mısır selâmetine çıkmak yiğitrek(?) pehlivânlıkdır. Ve iki yüz guruşluk kakule-i kebîr fürûht eyledik. Ammâ guruş yerine Hindistân pâdişâhının sikkesiyle memsûkleri verdiler. Sırma gümüşünden çubuk çekilmiş teldir. İki başı bir yerde üzerine sikke urulmuşdur. Gâyet latîf nerm hâlis nazîf sîmi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·
Ve bu şehirde deve ve hecîn ve siyâh köle ve kızdan kâmil bin guruşluk bâr-ı sakîller bey‘ etdik. Zîrâ bu Habeş karasından Mısır selâmetine çıkmak yiğitrek(?) pehlivânlıkdır. Ve iki yüz guruşluk kakule-i kebîr fürûht eyledik. Ammâ guruş yerine Hindistân pâdişâhının sikkesiyle memsûkleri verdiler. Sırma gümüşünden çubuk çekilmiş teldir. İki başı bir yerde üzerine sikke urulmuşdur. Gâyet latîf nerm hâlis nazîf sîmi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·
Ve matar kesret üzre nâzil oldukda bu Sebîl-i Allâm fezâsında bin
guruşluk
Sebîl-i Allâm taşı bulunduğu meşhûr-ı âfâkdır. Ve ulemâ-yı Mısır kavli üzre Şed …
Ve matar kesret üzre nâzil oldukda bu Sebîl-i Allâm fezâsında bin guruşluk Sebîl-i Allâm taşı bulunduğu meşhûr-ı âfâkdır. Ve ulemâ-yı Mısır kavli üzre Şeddâd'ın binâ etdüği İremezâtü'l-imâd gibi Şeddâd'ın bâğ-ı İremidir, bu Sebîl-i Allâm zemîninde idi; anıniçün böyle zî-kıymet taş bulunur, derler, el-uhdetü ale'r-râvî.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·