… âl ederler. Cümleden biri; bir gün Timur, Hâce ile hammâma girüp birer fûta ile
gusl
ederlerken esnâ-yı kelâmda Timur eydür: "Hâce! Şimdi bencileyin cihângîr padişâ …
Cemî‘i elsine-i nâsda ve gayrı lisân-ı inâsda Nasreddîn Hâce : Nasîhatlerin ve letâyifâtların darb-ı mesel edüp isti‘mâl ederler. Cümleden biri; bir gün Timur, Hâce ile hammâma girüp birer fûta ile gusl ederlerken esnâ-yı kelâmda Timur eydür: "Hâce! Şimdi bencileyin cihângîr padişâh-ı zî-şânuma satılmak iktizâ etse, beni niçeye alırdun? der. "Kırk akçeye ancak alırdum" der. Timur eydür: "Be hey hâce! Benüm fûtam kırk akçe eder" der. Hâce eydür: "Ya, ben de kırk akçeye fûtayı alırım, yoks sen bir Moğolî tâ’ifesinden bir mecrûh topal herîfsin, hulle mankırıyla bir mankır etmezsin" dedikde, hâzır-cevâb olduğundan Timur-ı bî-nûr hazz edüp vâfir ihsânlar eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 9a ·
metinde göster ·
… r. Her çend kim bu havza zî-rûh kısmı girse tarfetü'l-ayn içre taşra çıkar ammâ
gusl
etmeğe girüp çıksa aslâ zarar yokdur. Ve hacer ü şecer makûlesi ilkâ eyleseler …
Menzil-i tılsımât-ı re’sü'l-uyûn, acîbe-i ibret-nümûn: Bu diyâr kavm-i Yunaniyân destinde iken hukemâlar hikmet ile sâhil-i deryâdan yüz adım ba‘îd deryâ içinde elli zirâ‘ kaddi bir kulle-i âlî binâ etmişlerdir. Ortasında bir havz-ı azîmi var, gâyet berrâk âb-ı rahîk ile memlû bir havz-ı kebîrdir. Bu havzın ka‘rından niçe zî-kıymet eşyâlar nümâyândır. Niçe serdengeçti yiğitler bâr-ı sakîl hacerleri derâğûş edüp ka‘rına inmeden katı yaydan ok çıkar gibi rûy-ı mâya çıkar. Ammâ aslâ zarar isâbet etmeyüp nihâyet-i mâya ermek muhâldir. Her çend kim bu havza zî-rûh kısmı girse tarfetü'l-ayn içre taşra çıkar ammâ gusl etmeğe girüp çıksa aslâ zarar yokdur. Ve hacer ü şecer makûlesi ilkâ eyleseler aslâ zarar etmez. Hâssa-i re’s-i ayn kırk gün bu cüzâm âbından nûş etse halâs olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 38b ·
metinde göster ·
… Hudâyî pirinç hâsıl olduğundan bu göle Ayn-i rûz derler. Türkmân kabîlesi girüp
gusl
ederler. Meşhûr ziyâretgâh-ı inâs-ı Urbân u Türkmân-ı yamandır. Ve,
{Bu Harrân hâkinde nehr-i Dehendâniyye derler. Bir ayn-ı câriyyedir. Kal‘a-i Rakka kurbunda nehr-i Peliç ile bir olup nehr-i Furât'a rîzân olur. İkisi de âb-ı hayâtdır}. Ya‘nî pirinç gölü demekdir. Kaçan Hazret-i Alî radiyallahu anhu Hazret-i Mu‘âviye ile bu mahalde Sıffîn-i nahsîn cengin ederken bu mahalde pirinç eküp bu uyûn ile reyy edüp hâlâ anların kerâmetiyle Hudâyî pirinç hâsıl olduğundan bu göle Ayn-i rûz derler. Türkmân kabîlesi girüp gusl ederler. Meşhûr ziyâretgâh-ı inâs-ı Urbân u Türkmân-ı yamandır. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 58b ·
metinde göster ·
… mmâm-ı hoş-hevâdır kim hâlâ o halvet-i sultânî mesdûddur. Gayr kimesneler girüp
gusl
edemezler ve kal‘a altında eski Hasan Paşa hammâmı hûb u zîbâ hammâm-ı rûşenâdı …
Der-vasf-ı hammâmât-ı Sivas: Cümle (---) aded hammâmdır. Evvelâ köprü başında Koca Hasan Paşa hammâmı âb [u] hevâsı ve binâsı latîf ve kâr-ı kadîm olduğundan Süleymân Hân ve fâtih-i Bağdâd Murâd Hân girdiği hammâm-ı hoş-hevâdır kim hâlâ o halvet-i sultânî mesdûddur. Gayr kimesneler girüp gusl edemezler ve kal‘a altında eski Hasan Paşa hammâmı hûb u zîbâ hammâm-ı rûşenâdır ve bâzâr meydânında Meydân hammâmı ve Taşhân hammâmı ve Medrese hammâmı ve Paşa Kal‘ası hammâmı ve bu hammâmlar cümle çifte hammâmlardır. Bunlardan mâ‘adâ yüz on aded sarâylar ve gayri hânedânlar hammâmı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 75b ·
metinde göster ·
… magâralar içi ol kadar germâ olur ki niçe garîbü'd-diyâr anda varup hammâm gibi
gusl
eder. Garâ’ib bunda kim şiddet-i hârda ıssı olup şiddet-i şitâda bürûdet üzre o …
Hikmet-i sırr-ı acîbe vü garîbe: Şehr-i Harbîd'in kıblesi tarafındaki bâğlar içre yalçın kayalarda magârâ-yı azîmler vardır. Anda mâh-ı temmûz olunca cereyân eden uyûnlar donup buz olur. Ol şiddet-i hârda bu yah-pâre buzlardan halk isti‘mâl edüp ciğerleri tâzelenir. Eyyâm-ı temmûz gidüp şiddet-i şitâ gelince cümle buzlar eriyüp suları hammâm suyu gibi olup ve magâralar içi ol kadar germâ olur ki niçe garîbü'd-diyâr anda varup hammâm gibi gusl eder. Garâ’ib bunda kim şiddet-i hârda ıssı olup şiddet-i şitâda bürûdet üzre olacağiken Fâ‘il-i Muhtâr Allah sun‘ın izhâr içün böyle halk etmiş. Âyet (---)(---)Arapça
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 83b ·
metinde göster ·
{Menâkıb-ı eş-Şeyh Abdülkerîm Gülşenî}: On seneden sonra Ulucâmi‘de namâzımız kılarız, deyü gusl edüp cümle âşıkân-ı sâdıkânlarıyla Ulucâmi‘e varup salât-ı cum‘ayı eda edüp ba‘de'd-du‘â "Ey âşıkân, bizim namâzımızı kılup ba‘dehû kârınıza gidin. Sizlerden ricâ ve temennâ ederiz" deyü bir âh-ı sûznâk öyle çeker kim derûn-ı câmi‘de istimâ‘ eden cemâ‘at-i kesîre dem-beste ve hayrân kalup görseler Şeyh Abdülkerîm Efendi câmi‘ içre rûh teslîm etmiş, der-ân techîz ü tekfînin hâzır edüp câmi‘in taşra soffasında gasl edüp niçe yüz bin ibâdullah cenâzesine hâzır olup bu azîzi dahi şeyhi olan azîz Âşık Çelebi cenbinde defn ederler. Rahmetullahi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 168b ·
metinde göster ·
… l-ahd durur idi. Bu ayn-ı Balıklı dahi âb-ı hayât sudur. Niçe bin âdemler girüp
gusl
edüp renc-i hummâya mübtelâ olan cüzzâm zahmetine bulaşan girse ve âbından kırk …
Bizzât Murâd Hân gelüp bu Balıklı'da kanı görüp şeyhi katl etdiğine nâdim olup havuz içinden dörd aded iri mâhîleri dutdurup her mâhînin gûşlarına altun ve gümüş mengûşlar geçirüp âzâd eder. Karîbü'l-ahd durur idi. Bu ayn-ı Balıklı dahi âb-ı hayât sudur. Niçe bin âdemler girüp gusl edüp renc-i hummâya mübtelâ olan cüzzâm zahmetine bulaşan girse ve âbından kırk gün nûş etse be-emr-i Hayy-ı Kadîr rahm-ı mâderden müştakk olmuş gibi olur. Böyle bir nazargâhdır. Bu havzın ayağı cereyân ederek Alî Paşa câmi‘ine gider. Andan Balıklı gölü suyu Mardinkapusundaki hammâma gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 202a ·
metinde göster ·
Hikmet-i İlâh-ı Lemyezel Bitlîs şehrinin niçe yüz aded ulemâ vü sulehâ vü a‘yân [u] kibârından âdemler {gelüp} Paşanın hâk-i pâyine yüzler sürüp niçe yüz kîse va‘deler edüp hânı ricâ etdiler. Mümkin olup ricâları bir vech ile kabûl olmayup paşa eyitdi: "Efendiler, bu tedârik, evvel Van'dan kendüye nâme gönderüp şerî‘ate da‘vet etdiğim mahalde gerek idi. Şimden gerü ben bu kadar deryâ-misâl askerle renc [ü] anâ çekerek geldik. Bugünkü gün ya taht ola ya baht, varın söylen vaktine hâzır olsun." deyü cümle ahâlî-i Bitlîs'i tehî-şuğl giru döndürdü. Zirâ cenge âmâde olmağiçün cümle asker-i İslâm'a tenbîh [ü] te’kîdler olunup herkes gusl edüp vasiyyetler edüp hâzır-bâş olmuşlardı. (---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 267b ·
metinde göster ·
… ahi} ma‘cûn verüp hokka ile taşra câmekâna çıkup o dahi geyindi. Ve bizler dahi
gusl
edüp taşra cümle câmekâna çıkup geyindik.
Hemân Nûruddehr, Monla Dilâver'e ve Mustafâ Çelebi'ye {dahi} ma‘cûn verüp hokka ile taşra câmekâna çıkup o dahi geyindi. Ve bizler dahi gusl edüp taşra cümle câmekâna çıkup geyindik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 12b ·
metinde göster ·
edüp câme-hâblar döşenmek fermân olunca hânın büyük bürâderi Bedreddîn ve Nûred …
Andan pâdişâha lâyık müsmirât kısmından gûnâ-gûn alû ve zerdâlû ve rümmân ve şeftalü ve Meleçe emrûdu ve Abbâsî emrûdu ve Ordubârî emrûdu ve yedi gûne engür-ı âbdâr tenâvül olunup andan mümessek vişne hoşâbı ve Mardin acası ve âl Buhârâ hoşâbı ve şehrebân rûmmânî hoşâbları tenâvül olunup dest-hânlar gelüp ellerimiz gusl edüp câme-hâblar döşenmek fermân olunca hânın büyük bürâderi Bedreddîn ve Nûreddîn-i bî-dîn ve çaşnigîrbaşı miskin üç kişi "Hânım ahşamınız hayr ola" deyüp hücrelerine gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 12b ·
metinde göster ·
… ir, tâ kubbe berâberi tabakası âteş pâredir. Herkes tahammülüne göre soffalarda
gusl
ederler. Külhanı taşrada değildir.
Ve cümle üç aded hammâmları var, kıbâblı değildir. Tahtadan bir gûne çâr-kûşe kubbeli kireç ve horasân ile binâlı 13b bir tarz-ı âhar sobalı hammâmlardır, ammâ cânib-i erba‘ası kârgîr dîvârlara kat-ender-kat kârgîr nerdübân-misâl yerler edüp her birinde kurnaları var, ammâ aşağı soffada olan âdemlere yukaru soffada yaykanan âdemlerin çirkâbı suyu sıçramaz garîb san‘atdır. En aşağı tabakası sovukdur. Andan aşağı havuzlu meydândır orta tabakaları dahi germâdır dahi andan âlî tabakaları dahi issidir, tâ kubbe berâberi tabakası âteş pâredir. Herkes tahammülüne göre soffalarda gusl ederler. Külhanı taşrada değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 13a–13b ·
metinde göster ·
ederler, gâyet zîk hâneleri vardır, ammâ hîn-i muhâsarada bu varoşun evleri mas …
İmdi azîz-i men bu varoşun üç aded kapusu bu çarh değirmeni kapusunda tamâm olup bu üç aded kapulu varoş-ı ma‘mûr içinde cümle kat-ender-kat iki bin tokuz yüz aded tahtânî ve fevkânî odalardır, ammâ bâğçeleri olmadığından mâ‘adâ aslâ havlıları yok daracık kesîf evleri vardır. Hattâ ba‘zı hânelerin meyyitlerin taşra sokaklarda gusl ederler, gâyet zîk hâneleri vardır, ammâ hîn-i muhâsarada bu varoşun evleri masûn u mahfûz ve tahta örtülü evlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 97a ·
metinde göster ·
… ve üç yerde guslün farzlarını ve altı yerde guslün sünnetlerini ve on iki yerde
gusl
îcâb eden sebebleri ve dörd yerde gusl etmenin sünnetlerin.
"Allâh bir peygamber Muhammed hakkâ ki peygamberdir, inandım" dedikde Mu‘âz ibn Cebel ta‘assub edüp hacc-ı şerîfi ve zekerin sünnet etmeği ve salâtın sekiz şartını ve salâtın altı aded erkânını ve yedi aded vâcibâtlarını ve on dör[d] yerde salâtın sünnetlerini ve yigirmi beş yerde müstehibbâtlarını ve on iki yerde salâtın mekrûhâtını ve on dörd yerde salâtı fesâd eden sebebleri ve dörd yerde âbdestin farzlarını ve on yerde âbdestin sünnetlerini ve altı yerde âbdestin müstehibbâtlarını ve altı yerde vudû‘un âdâblarını ve yedi yerde vudû‘un nevâfillerini ve altı yerde mekrûh-ı vudû‘u ve beş yerde menhiyyât-ı vudû‘u ve yedi yerde nevâkız-ı vudû‘ları ve üç yerde guslün farzlarını ve altı yerde guslün sünnetlerini ve on iki yerde gusl îcâb eden sebebleri ve dörd yerde gusl etmenin sünnetlerin.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 131b ·
metinde göster ·
… erde guslün sünnetlerini ve on iki yerde gusl îcâb eden sebebleri ve dörd yerde
gusl
etmenin sünnetlerin.
"Allâh bir peygamber Muhammed hakkâ ki peygamberdir, inandım" dedikde Mu‘âz ibn Cebel ta‘assub edüp hacc-ı şerîfi ve zekerin sünnet etmeği ve salâtın sekiz şartını ve salâtın altı aded erkânını ve yedi aded vâcibâtlarını ve on dör[d] yerde salâtın sünnetlerini ve yigirmi beş yerde müstehibbâtlarını ve on iki yerde salâtın mekrûhâtını ve on dörd yerde salâtı fesâd eden sebebleri ve dörd yerde âbdestin farzlarını ve on yerde âbdestin sünnetlerini ve altı yerde âbdestin müstehibbâtlarını ve altı yerde vudû‘un âdâblarını ve yedi yerde vudû‘un nevâfillerini ve altı yerde mekrûh-ı vudû‘u ve beş yerde menhiyyât-ı vudû‘u ve yedi yerde nevâkız-ı vudû‘ları ve üç yerde guslün farzlarını ve altı yerde guslün sünnetlerini ve on iki yerde gusl îcâb eden sebebleri ve dörd yerde gusl etmenin sünnetlerin.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 131b ·
metinde göster ·
… mlarda âşıkânları ile bilâ-vâsıta ve bilâ-fûta birbirlerin dirâgûş edüp ba‘dehu
gusl
ederler. Bir ferd-i âferîde bu gusle mâni‘ olamazlar. Zîrâ İmâm Şafi‘î kavli üz …
Cümle dilberân bu hammâmlarda âşıkânları ile bilâ-vâsıta ve bilâ-fûta birbirlerin dirâgûş edüp ba‘dehu gusl ederler. Bir ferd-i âferîde bu gusle mâni‘ olamazlar. Zîrâ İmâm Şafi‘î kavli üzre aşren fe-aşr bir havz-ı pâkdir, nâ-pâki pâk eder. Ve cemî‘i dellâkları pençe-i âfitâb [ü] mehtâb dilberândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y82a ·
metinde göster ·
… ısıtma marîzına mübtelâ olan kimesne üç cum‘aertesi ale's-sabâh anda varup pâk
gusl
ede. Bi-emrillâh dürr-i beyz-âsâ olup halâs olur. Zîrâ bu âsitânede niçe bin ki …
Ammâ ısıtma marîzına mübtelâ olan kimesne üç cum‘aertesi ale's-sabâh anda varup pâk gusl ede. Bi-emrillâh dürr-i beyz-âsâ olup halâs olur. Zîrâ bu âsitânede niçe bin kibâr-ı kümmelînden kimesneler medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y188a ·
metinde göster ·
ederken hırkasın bir taş üzre koyup gusl edüp taşra çıkınca hemân bu taş hırka …
Bir gün Mûsâ Nebî Nîl kenârında gusl ederken hırkasın bir taş üzre koyup gusl edüp taşra çıkınca hemân bu taş hırka üstünde iken Mısır'a doğru yürüdü. Mûsâ dahi taşın ardına uryânen düşüp Mısır'a girdi. Cümle halk Hazret-i Mûsâ'yı gördüler kim böyle bir vücûd kim yed-i beyzâsı gibi vücûd-ı şerîfi dahi dürr-i beyza müşâbih.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y244a ·
metinde göster ·
Bir gün Mûsâ Nebî Nîl kenârında gusl ederken hırkasın bir taş üzre koyup
gusl
edüp taşra çıkınca hemân bu taş hırka üstünde iken Mısır'a doğru yürüdü. Mûsâ d …
Bir gün Mûsâ Nebî Nîl kenârında gusl ederken hırkasın bir taş üzre koyup gusl edüp taşra çıkınca hemân bu taş hırka üstünde iken Mısır'a doğru yürüdü. Mûsâ dahi taşın ardına uryânen düşüp Mısır'a girdi. Cümle halk Hazret-i Mûsâ'yı gördüler kim böyle bir vücûd kim yed-i beyzâsı gibi vücûd-ı şerîfi dahi dürr-i beyza müşâbih.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y244a ·
metinde göster ·
edüp tâ'ib ü tâhir ve pâk zâhir olup taşra çıkdıkda şart-ı vâkıf tarafından ham …
nassına (---) gusl edüp tâ'ib ü tâhir ve pâk zâhir olup taşra çıkdıkda şart-ı vâkıf tarafından hammâmcı gâsile bir fincân kahve bir mukaşşer tüffâh verirler. Zîrâ be-kavl-i hukemâ ba‘de'l-hammâm bir âdem elma yese kuvvet-i basarı ve dûrbîn-i nazarı ziyâde olup menîsi yerine kâ’im olup vücûda takviyet verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y246a ·
metinde göster ·
… şeb-çerâğlar ve kanâdîller ile şu‘ledâr olup halk yine halvetde âb-ı germâ ile
gusl
ederler.
Andan Sarrâchâne içinde Defterdâr hammâmı. Bu şâm içinde bundan müferrih ve bundan binâ-yı musattah bir hammâm-ı hayât-efzâ yokdur ve cümleden vâsi‘dir. Ve âb-ı firâvânı ve huddâmları cümle mahbûb gılmân [u] gulâmândır. Ve müte‘addid halvetleri vardır. Ve ferşi serâpâ mücellâ ve musaykal ruhâmlardır kim sihr-i i‘câzdır. Ve kubbe-i sernigûnlarında gûnâ-gûn câmlar ile müzeyyendir kim şu‘le-i şems-i âteştâbdan pençe-i âfitâblar meh-i mihr-tâb gibi görünür. Ve her şeb şeb-çerâğlar ve kanâdîller ile şu‘ledâr olup halk yine halvetde âb-ı germâ ile gusl ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y246a ·
metinde göster ·
… halâs olur. Ve cereyân eden nehir içre kimi şebeke ile mâhîler sayd eder, kimi
gusl
edüp şinâverlik eder. Bir hây hûydur kim mısra‘: Q 104b
Ve yedi yerde mutrıbân ve meddâhân nagamât ederler. Ecnâs-ı mahlûkât bunda mevcûddur. Mücrim ve âsî bu kahveye duhûl etse hâkim ahz edemeyüp halâs olur. Ve cereyân eden nehir içre kimi şebeke ile mâhîler sayd eder, kimi gusl edüp şinâverlik eder. Bir hây hûydur kim mısra‘: Q 104b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y247a ·
metinde göster ·
… bu Medîne varoşunda doğru (---) hammâmına varup anda pâk kîse ve sâbûn sürünüp
gusl
edüp ba‘dehu haymeme gelüp cümle siyâb-ı râh çıkarup bism-i İlâh ile ihrâma gir …
Bu hakîr anı dahi seyr [ü] temâşâ edüp bu Medîne varoşunda doğru (---) hammâmına varup anda pâk kîse ve sâbûn sürünüp gusl edüp ba‘dehu haymeme gelüp cümle siyâb-ı râh çıkarup bism-i İlâh ile ihrâma girüp pâ-bürehne ve ser-bürehne olup dünyâ alâyıkından müberrâ bir gül-i ra‘nâ abdâl oldum.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y278a ·
metinde göster ·
… mübtelâ olmuş idim. Hamd-i Hudâ bir kaç gün bu mâdan nûş edüp ve bir kaç kerre
gusl
edüp ol derdden halâs oldum.
Bi’r-i Erîş: Bizzât Hazret-i Risâlet-penâh dest-i şerîfleri ile hafrine mübâşeret edüp cümle Sahâbe-i kirâmların i‘âneti ile bir çâh-ı mâ olmuşdur kim gûyâ âb-ı Zemzemdir. Ve her kimin bir emrâz-ı muhtelifesi olsa bu bi’r-i zülâlden kırk gün nûş eylese bi-emrillâh dürr-i beyz-âsâ olup ol zahmetden halâs olur. Hamd-i Hudâ girmek müyesser olup Erdel gazâsında küffâr bizi münhezim edüp piyâde firâr ederek arak-âlûd iken sovuk su içüp hafakân derdine mübtelâ olmuş idim. Hamd-i Hudâ bir kaç gün bu mâdan nûş edüp ve bir kaç kerre gusl edüp ol derdden halâs oldum.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y301a ·
metinde göster ·
… cümle bâğçeleri rey olur. Ve cümle huccâc bu havz-ı kebîrelerde şinâverlik edüp
gusl
ederler. Ve her bâğda gûy gûy sohbet edüp ibâdet ederler. Limon turunc şükûfesi …
Ve bu kuyunun vakıf sığırları vardır. şeb [u] rûz bu amîk kuyudan su çeküp tulumlarla havz-ı azîmlere döküp andan bâğ-ı iremlere taksîm olup cümle bâğçeleri rey olur. Ve cümle huccâc bu havz-ı kebîrelerde şinâverlik edüp gusl ederler. Ve her bâğda gûy gûy sohbet edüp ibâdet ederler. Limon turunc şükûfesi râyihasından âdemin demâğı mu‘attar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y301a ·
metinde göster ·
… olur. Ve duhter-i nâ-şüküfteleri ve cümle havâtînler bu bâğ-ı İremin havuzunda
gusl
ederler. Anıniçün hazretin bu bâğına bâğ-ı Nisvân derler. Havâtînlere mâ'il old …
Ve hayzı hâlinde nûş etse munkatı‘ olup nifâsdan P 126a pâk olup vatıy helâl olur. Ve duhter-i nâ-şüküfteleri ve cümle havâtînler bu bâğ-ı İremin havuzunda gusl ederler. Anıniçün hazretin bu bâğına bâğ-ı Nisvân derler. Havâtînlere mâ'il olduklarından cümle ehl-i beyte bu bâğı vakf eylemişdir. Ricâl makûlesi bu mahalle gelmezler. Eğer züvvâr-ı huccâcdan gelirse mahfî bulup bâğbânlardan izin olursa girüp ziyâret edüp ibâdet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y301b ·
metinde göster ·
… e leb-ber-leb olup bu kadar bin huccâc-ı uryân ü biryân P 127a ü giryân-künân
gusl
edüp taşra çıkup ihrâmların kuşanırlar. Ve bu Bi’r-i Alî'den nûş ederler, gâyet …
Menzil-i Bi’r-i Hazret-i Alî: (---)(---)(---)Q 125b Yüklerin yıkmayup meks ederler. Tevâbi‘i çok olan hayme vü hargâhların kurarsa (---)(---)(---) sa‘y ederler. Evvelâ Bi’r-i Alî nâm mahal bir düz yerde bayırlar kurbunda Hazret-i Alî bostân kuyusu gibi bir vâsi‘ kuyu kazmış. Cânib-i erba‘asından sığırlar ile dollâblarından âb-ı hayâtı çekilüp aşren-fe-aşr havz-ı azîmler vardır. Anlara Birke-i Alî derler. Bu âb-ı hayât ol birkeye leb-ber-leb olup bu kadar bin huccâc-ı uryân ü biryân P 127a ü giryân-künân gusl edüp taşra çıkup ihrâmların kuşanırlar. Ve bu Bi’r-i Alî'den nûş ederler, gâyet lezîz sudur. Ve kuyusu alçakdır. Ve hurmâ bâğçeliği içinde bir teferrücgâh yerdir. Ve cânib-i erba‘asında ahâlî-i Medîne'nin bâğları ve çiftlikleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y304a ·
metinde göster ·
… ısır vâlîsi Ömer Paşa yessere'llâhu mâ yeşâ hazretleri "Cümle huccâc-ı müslimîn
gusl
etsinler" deyü bir bürke-i azîm binâ etmiş kim içinde keştîler gezse kâbildir v …
Sene 1073 târîhinde Mısır vâlîsi Ömer Paşa yessere'llâhu mâ yeşâ hazretleri "Cümle huccâc-ı müslimîn gusl etsinler" deyü bir bürke-i azîm binâ etmiş kim içinde keştîler gezse kâbildir ve ehl-i ırz a‘yân-ı kibâr içün müte‘addid kubbe kubbe gusülhâneler ve âbdesthâneler ve bir mükellef kubbeli sebîlhâne ve istirâhathâneler binâ edüp evkâfı tarafından sığır dollâbları ile sular çekilüp deryâ-misâl havz-ı azîm leb-ber-leb olur azîm hayrât etmişdir. Allâh âkıbetin hayır eyleye.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y309b ·
metinde göster ·
… nra cümle esbâbın geyüp cinâyet kurbânı ederim diyen kimesne bu mahalde elbette
gusl
edüp ihrâmın geymek ba‘dehu bu bürke kenârında musallâ-yı Hazret-i Alî'de iki r …
Bu mahalle geldükde şart-ı evvel oldur kim ibtidâ Medîne-i münevvere kurbunda Bi’r-i Alî'de ihrâm geyüp ehl-i özrem deyü üç vakit namâzdan sonra cümle esbâbın geyüp cinâyet kurbânı ederim diyen kimesne bu mahalde elbette gusl edüp ihrâmın geymek ba‘dehu bu bürke kenârında musallâ-yı Hazret-i Alî'de iki rek‘at namâz kılmak sünnetdir. Ve bundan sonra pire ve kehle katl etmeyüp tırnağile kaşınmamak sünnetdir. Ve füsûk ve cidâl ve kıtâl haramdır kim âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y309b ·
metinde göster ·
etmezse, tecdîd-i vuzû‘ etmek dahi farzdır. Ve Medîne'de Bi’r-i Alî'de üç gûne …
Ve eğer gusl etmezse, tecdîd-i vuzû‘ etmek dahi farzdır. Ve Medîne'de Bi’r-i Alî'de üç gûne niyyet edüp yine ol niyyetleri bunda gusl edüp ihrâma girdikde "Neveytü'l-umrete ve ahremtü lillâh" diye.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y309b ·
metinde göster ·
… arzdır. Ve Medîne'de Bi’r-i Alî'de üç gûne niyyet edüp yine ol niyyetleri bunda
gusl
edüp ihrâma girdikde "Neveytü'l-umrete ve ahremtü lillâh" diye.
Ve eğer gusl etmezse, tecdîd-i vuzû‘ etmek dahi farzdır. Ve Medîne'de Bi’r-i Alî'de üç gûne niyyet edüp yine ol niyyetleri bunda gusl edüp ihrâma girdikde "Neveytü'l-umrete ve ahremtü lillâh" diye.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y309b ·
metinde göster ·
… ‘iyyeten edâ-yı farz bu yüzden tamâm olur kim ibtidâ Umre nâm mahalle gelüp pâk
gusl
edüp yine ihrâmların geyüp şart-ı evvel bir delîl peydâ eylemekdir. Delîlsiz ol …
İmdi bu âyet-i şerîfelerin fermânına teba‘iyyeten edâ-yı farz bu yüzden tamâm olur kim ibtidâ Umre nâm mahalle gelüp pâk gusl edüp yine ihrâmların geyüp şart-ı evvel bir delîl peydâ eylemekdir. Delîlsiz olmaz. Eğer âlim dahi olup menâsik-i hac risâleleri okuyup sa‘y [u] tavâf eylesen elbette delîl lâzımdır. Mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y314b ·
metinde göster ·
Evvelâ ba‘zı sâhib-i sülûk-i râh-ı hakîkat olan kimesneler cebel-i Arafât'daki bürkelerde pâk gusl edüp huddâmların hayme [vü] hargâhlarında bırağup atlarına ve hecînlerine süvâr olup Arafât dağından cenûb tarafına iki bin beş yüz adım eğer süvârî ve eğer piyâde gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y320b ·
metinde göster ·
… ile memlûdur. Ammâ hammâm u imâret ve medreseleri yokdur. Herkes deryâya girüp
gusl
ederler kim hammâm suyundan ılıdır. Ve cümle suları bârân-ı rahmedden sarnıcdır …
Ve cümle üç yüz sağîr ü kebîr dükkânlardır. Ammâ bezzâzistânı yokdur. Ve leb-i deryâda kal‘a-misâl bir hân-ı azîmi vardır. Baklacı Mehemmed Beğ binâsıdır. Kal‘aya hayli imdâd olup kal‘a metânet buldu. Ve altında cümle mahâzinler ve dekâkînlerdir. Ve bundan gayri yedi hânı dahi var. Cümle zî-kıymet eşyâ ile memlûdur. Ammâ hammâm u imâret ve medreseleri yokdur. Herkes deryâya girüp gusl ederler kim hammâm suyundan ılıdır. Ve cümle suları bârân-ı rahmedden sarnıcdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y366b ·
metinde göster ·
ederken gark olunca Erduğrul serdâr olup âl-i Selçuk'a mülâkât günü Konya sahrâ …
Yüz yetmiş sene hükûmetleri Ahlât'da olup yine âl-i Cingiz derdinden Ahlât memleketinde olan milk [ü] emlâkların terk edüp Konya'da âl-i Selçukıyân'a dâhil düşmeğe giderken nehr-i Murâd sâhilinde Ca‘ber kal‘ası dibinde Süleymân şâh serdârları gusl ederken gark olunca Erduğrul serdâr olup âl-i Selçuk'a mülâkât günü Konya sahrâsında bir azîm cenge duş olup bir cebel-i âlînin zirvesinde temâşâ edüp gördüler kim Tatar gâlib, karşu tarafda Selçukıyân tarafı mağlûb.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y25b ·
metinde göster ·
… la Murâd nehri kenârına geldikde serdârları Süleymân şâh Ca‘ber kal‘ası dibinde
gusl
ederken gark olup anda defn edüp Erduğrul cümle erleriyle Selçukıyân Alâ’eddîn' …
Andan Yâfes'e andan Nûh aleyhi's-selâma müntehîdir. Bunların ırk-ı tâhirinden ibtidâ Rûm'a kadem basan âl-i Selçukıyândır. Sene 476 târîhinde ümerâ-yı Dânişmendiyye ile yek-dil [ü] yek-cihet olup Malatıyye ve Kayseriyye ve Alâ’iyye ve Konya diyârlarına müstevlî olup müstakil pâdişâh oldular. Tulû‘ları Mâverâ’ü'n-nehir'dendir. Hikmet-i Hudâ bu mahalde Mâhân memleketinden âl-i Osmân'ın ecdâdı Süleymân şâh ve Ertuğrul, Moğol u Boğol-ı gûl-i beyâbân Tatarı derdinden terk-i vatan edüp Ahlât şehrine gelüp anda (---) sene Y 39a sâkin olup andan dahi Rûm ârzûsıyla Murâd nehri kenârına geldikde serdârları Süleymân şâh Ca‘ber kal‘ası dibinde gusl ederken gark olup anda defn edüp Erduğrul cümle erleriyle Selçukıyân Alâ’eddîn'e toğrulup gelürken bir püşte başına çıkup Konya sahrâsına nazar etdükde görseler kim iki deryâ-misâl asker biribiriyle germ-â-germ ceng-i perhâşda, ammâ Tatar askeri gâlib, beyâz destârlı Konya askeri münhezim oluyor.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y38b–Y39a ·
metinde göster ·
… p Dimyât kal‘asından bir yaylım top u tüfengler atılup Merecü'l-bahreyn'e varup
gusl
edüp Hazret-i Mûsâ ile Hazret-i Hızır'ın mülâkat oldukları yerde ibâdet edüp yi …
Donanma-yı hümâyûndan iki yüz pâre firkate ve kalyeta Mısır Bulağı'na gelüp bir azîm şâdumânlar edüp cümle gemileri zîb [ü] ziynete müstağrak edüp Selîm Şâh müfîd [ü] muhtasar on bin mikdârı müsellah asker ile merâkiblere süvâr olup Bulak'dan avanta etdükde bir yaylım top u tüfeng şâdumânı ederek Nîl'in Dimyât cânibindeki tarafında iki yüz pâre şehri seyr [ü] temâşâ ederek beş yüz mîlde bender-i şehr-i kal‘a-i Dimyât'a varup Şeyh Ebü'l-feth kurbunda serâperdesin kurup a‘yân-ı vilâyetden on Mısır hazînesi hedâyâ gelüp cümle halka ihsân [u] in‘âmlar edüp Dimyât kal‘asından bir yaylım top u tüfengler atılup Merecü'l-bahreyn'e varup gusl edüp Hazret-i Mûsâ ile Hazret-i Hızır'ın mülâkat oldukları yerde ibâdet edüp yine şehr-i Dimyât'a gelüp Şeyh Şatâ hazretlerin ziyâret edüp cümle kibâr-ı evliyâullâhları dahi ziyâret edüp ruhâniyyetlerinden istimdâd taleb edüp acı deryâ ile bir günde bender-i şehr-i Reşîd'e vardıkda leb-i deryâdaki kal‘a-i Tiyen'den Y 55b top u tüfeng şâdumânları olup şehr-i Reşîd'de karâr eder. Cümle a‘yân-ı vilâyet hedâyâların arz edüp kal‘a miftâhların teslîm ederler. Anda Köm Efrâh'ı ve cemî‘i kibâr-ı evliyâullâhı ziyâret edüp ibâdullâh hammâmına girüp gusül eder. Hâlâ halvethânesi mesdûd olup halvetdir, meğer bir hasta içün açarlar, bi-emrillâh girüp şifâ bulması mukarrer [ü] mücerrebdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y55a–Y55b ·
metinde göster ·
Hâssa: Bir masrû‘ âdem yedi gün şiddet-i hârda ya‘nî vakt-i zuhurda girüp
gusl
edüp âbından nûş etse bi-emrillâh halâs olur, eyle mutalsamdır ve mücerrebdir. …
Hâssa: Bir masrû‘ âdem yedi gün şiddet-i hârda ya‘nî vakt-i zuhurda girüp gusl edüp âbından nûş etse bi-emrillâh halâs olur, eyle mutalsamdır ve mücerrebdir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y133b ·
metinde göster ·
… r. Fukarâları sabâh olunca niçe bin âdem şehr içinden cereyân eden halîce girüp
gusl
ederler, hammâmdan berîlerdir.
Ve yedi hammâmı dahi mu‘attaldır. Ammâ hammâm-ı Vefâ ziyâretgâhdır ve âb [u] havâsı ve binâsı gayrılardan latîfdir. Ammâ binden mütecâviz sarây hammâmları vardır. Fukarâları sabâh olunca niçe bin âdem şehr içinden cereyân eden halîce girüp gusl ederler, hammâmdan berîlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y357b ·
metinde göster ·