… i Hallâk-ı âlem Gâzî Hudâvendigâr yedi kerre yüz bin küffâr-ı hâksâr ile Rûmeli
hâkinde
ve Vuçitrin kal‘ası dâmeninde Kosova nâm sahrâda küffâr ile ceng edüp yedi kerr …
Andan sene (---) târîhinde Gâzî Hudâvendigâr halîfe olup müstakillen Rûm diyârına deryâ-misâl asker çeküp mukaddemâ Alâeddîn Sultân'ın ve Hacı Bektaş-ı Velî'nin nasîhatıyla Kostantıniyye'yi feth etmek içün cânib-i erba‘asın evvel feth etmeğe Gâzî Murâd-ı Evvel cüyûş-ı Muhammedî ile sene (---) târîhinde bizzât Gâzî Hudâvendigâr Gâzî Murâd-ı Evvel'dir, Edirne kal‘asın İdrivne tekuru elinden feth edüp kabza-i teshîre alup cümle Anatolu'da ümmet-i Muhammed Edirne câniblerinde mâl-â-mâl olup İslâmbol'dan taşra küffâr-ı hâk-sâr çıkamaz oldu. Ammâ bi-takdîri Hallâk-ı âlem Gâzî Hudâvendigâr yedi kerre yüz bin küffâr-ı hâksâr ile Rûmeli hâkinde ve Vuçitrin kal‘ası dâmeninde Kosova nâm sahrâda küffâr ile ceng edüp yedi kerre yüz bin küffâr münhedim olup cümlesi dendân-ı tîğ-ı âteş-tâbdan geçüp Gâzî Hudâvendigâr hamd-i Hudâ ederek lâşe-i küffâr-ı dûzah-karârları seyr [ü] temâşâ ederken lâşeler içinden Vilaşkobla nâm kâfir elinde tîğ-ı Dahhâkdan nişân verir bir bıçağile Gâzî Hudâvendigâr'ı urup şehîd eyleyüp ol mel‘ûnu dahi anda pâre pâre edüp guzât-ı müslimîn bî-hisâb mâl-ı ganâyimle mansûr [u] muzaffer Edirne'ye gelüp Yıldırım Bâyezîd Hân taht-nişîn 24a müstakil pâdişâh olup etrâf-ı kâfiristâna Yıldırım Hân yıldırım gibi şakıyup babasının intikâmın almağiçün diyâr-ı deyr-i küffâristâna kılıç urup (---) sene târîhinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 23b–24a ·
metinde göster ·
… eme sâkin olduğuyçün ol mahalle Cebeliyye derler. Andan dahi firâr edüp İşpanya
hâkinde
Avlonya dağları'nda sâkin olup Freng lisânıyla Arab lisânından hâsıl olma Arnav …
Andan ba‘zı ümmet geysûdâr olup kimi başların yülüdür idi. Hele ibtidâ yülüyüp berberlere pîr olan İbrâhîm Nebî'dir. Hattâ Hazret-i Risâlet'e kırk yaşında nübüvvet geldikde geysûdâr idi. Zîrâ cemî‘i Hâşimî ve Kureyşî mergûle geysûdârlar idi. Hâlâ yine Hâşimî ve Kureyşî'de saçlı Urbân çokdur. Hattâ Kureyş kabîlesinden Cebel-i Elheme nâm kübbâr-ı Arab'dan bir kimesne bir a‘râbînin gözün çıkarup şer‘ile Hazret-i Ömer, Cebel-i Elheme'nin gözün çıkarmağa fermân edüp ol gece Cebel-i Elheme firâr edüp Antâkıyye kıralı Hırkîl'e varup Şâm nevâhîlerinde Cebel-i Elheme sâkin olduğuyçün ol mahalle Cebeliyye derler. Andan dahi firâr edüp İşpanya hâkinde Avlonya dağları'nda sâkin olup Freng lisânıyla Arab lisânından hâsıl olma Arnavud lisânın peydâ etdiler. Hâlâ ol kavme Kuryeleş derler. Cümlesi âbâ ve ecdâdlarından gördükleri gibi cümle saçlı Ârnâbûdlardır. Anıniçün Arnavudlar'ın aslı Arab'dır kim ibtidâları Cebel-i Elheme'dir. Elbasan kurbünde medfûndur, ammâ mürted oldu derler. Ve hâlâ yine Mekke câniblerinde Kureyşîlerin çoğu saçlıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 197b ·
metinde göster ·
bir iskeledir. Âbâdândan bir imâret yokdur. Yeniçeri ağalarına mahsûs gemiler b …
Karye-i Zeytûnburnu : İzmit hâkinde bir iskeledir. Âbâdândan bir imâret yokdur. Yeniçeri ağalarına mahsûs gemiler bu iskelede yüklenir. Dağlarında ma‘mûr kurâlar vardır. Andan eyyâm-ı muvâfık ile ol körfez içre iki cânibin ma‘mûr âbâdânları temâşâ ederek 8 sâ‘atde
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 242b ·
metinde göster ·
kazadır ve paşa hâssıdır. Yeniçeri serdârı vardır. Cümle altı yüz ma‘mur kiremi …
Evsâf-ı menzil-i kasaba-i Şile: Kocaili sancağı hâkinde kazadır ve paşa hâssıdır. Yeniçeri serdârı vardır. Cümle altı yüz ma‘mur kiremitli hâne-i zîbâlar ile ârâste ve her hânesi bâğ u bâğçeler ile pîrâste olmuşdur. İskele başında (---) câmi‘î var. Kiremitli ve bir minâreli câmi‘dir. (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 245a ·
metinde göster ·
voyvodalıkdır. Ve yüz elli akçe şerîf kazadır ve yeniçeri serdârı vardır. Zamân …
Evsâf-ı Akçaşar: (---)(---) hâkinde voyvodalıkdır. Ve yüz elli akçe şerîf kazadır ve yeniçeri serdârı vardır. Zamân-ı kadîmde âb [u] hevâsı latîf şehr-i azîm imiş. Ahmed Hân asrında Kazak-ı Ak keferesi ihrâk-bi'n-nâr edüp hâlâ altı yüz bâğlı ve bâğçeli Etrâk hâneleridir. Niçesi kiremitli ba‘zıları tahta örtülü hânelerdir. Çârsû içre (---) câmi‘i kiremitli ve bir minâreli mezkitdir. Bu diyârda câmi‘e mezkît derler. Ve câmi‘i (---)(---)(---)(---) mâ‘adâ mesâcidlerdir ve cümle kırk aded dükkânları vardır. Bedâsteni yokdur. Ve bir hammâmı ve üç hânı vardır. Mukaddemâ hânın biri kurşumlu mu‘azzam hân imiş. Hâlâ kasabası ol kadar ma‘mûr ve müzeyyen değildir. Bolu şehrinin iskelesidir. Leb-i deryâda serâpâ yetmiş aded mahzenlerdir kim cümle keraste ve çam tahtalarıyla memlû mehâzinlerdir ve bu şehrin kıblesi ve taraf-ı şarkîsi dağlardır, dağlar üzre bâğlardır. Hevâsının letâfetinden halkı sağlardır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 245a ·
metinde göster ·
… n sene (---) târîhinde (---)(---) fethidir, be-dest-i (---)(---) Bolu sancağı
hâkinde
voyvodalıkdır. Kal‘ası, leb-i deryâda bir püşte-i âlî üzre şekl-i murabba‘dan t …
Evsâf-ı kal‘a-i Amasra : Kayser-ı Rûm binâsıdır. Sene (---) târîhinde Kastamonu sahibi (---) feth edüp anın destinden sene (---) târîhinde (---)(---) fethidir, be-dest-i (---)(---) Bolu sancağı hâkinde voyvodalıkdır. Kal‘ası, leb-i deryâda bir püşte-i âlî üzre şekl-i murabba‘dan tûlânî metîn kal‘a-i hısn-ı hasîndir. (---) nâzır (---) kapusu var. Kal‘a içre cümle (---) hâne-i zîbâlardır kim (---) mestûrdur. Bu kal‘ayı bir kaç kerre Rus-ı menhûs urup bir zafer edemeyüp hâ’ib ü hâsır gitdiler. Handakı yokdur, ammâ dizdârı ve neferâtı ve yüz elli akçe kadısı ve yeniçeri serdârı vardır ve kal‘a içre câmi‘ ve mesâcidi (---)(---)(---)(---)(---) vardır, ammâ medrese ve imâret-i it‘âmı ve kurrâ ve dârü'l-hadîsi yokdur. Lâkin mükellef çârsûsu vardır. Ve bu Amasra'nın, Sinap kal‘ası cânib-i şarkîsindedir. İkisinin mâbeyni karadan beş konakdır, denizden mâbeynleri yüz mildir. Ve bu Amasra, Karadeniz Ereğlisi'nin şarkî tarafındadır ve ikisi mâbeyni karadan dört menzildir ve Amasra ile Ereğli mâbeyni deryâdan elli mildir. Ve bu şehrin bâğ u bâğçesi ve gûnâ-gûn meyvesi ve âb [u] hevâsı ve mahbûb ve mahbûbesi gâyet memdûh-ı âlemdir. Ve bu şehrin iki cânibinde biri şarkî ve biri garbî azîm limanları vardır kim sekiz rûzgârdan emîn a‘lâ yatak cây-ı menâs limân-ı hâsdır ve şark tarafındaki limânın sâhasında âb [u] hevâsı ve binâsı latîf hammâm-ı dil-küşâsı vardır ve dahi varoşı (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---). İskele başında mahzenleri ma‘mûrdır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---). Me’kûlât ü meşrûbâtının memdûhı (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)Ve
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 245b ·
metinde göster ·
subaşılıkdır. Ve yüz elli akçe ma‘mur kurâlı kazâdır. Başka serdârı vardır. Sam …
Menzil-i evsâf-ı Bafra: Canik sancağı hâkinde subaşılıkdır. Ve yüz elli akçe ma‘mur kurâlı kazâdır. Başka serdârı vardır. Samsun'a bir merhaledir. Ve Bafra cenûba meyl ile Samsun'un garb tarafındadır ve Bahr-i esved ile Bafra beyni iki fersahdır. Kızılırmak bu mahalle karîb Karadeniz'e mahlût olur kim Künânâbâd nâhiye{sinden berü gelüp Bafra'nın garb cânibînden cereyân eder. Ve bu Bafra kurbunda bu nehr üzre çam direkleri ile üstâd-ı kâmil bir cisr-i azîm icâd etmişdir kim nehrin iki tarafından mebnî olup kavs-ı kuzah gibi birbirine bitişüp cisr-i azîm olmuş vâcibü's-seyr bir kantara-i ibret-nümûndur. Bu Bafra'da iki câmi‘ ve iki hammâm ve esvâk-ı muhtasarı var ve cümle hâneleri ahşâb tahta ile mebnî hâne-i zîbâlardır}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 247a ·
metinde göster ·
… fethidir. Andan sene (---) târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân destine girdi. (---)
hâkinde
voyvodalıkdır ve emânetdir ve yüz elli akçe şerîf kazâdır. Ve yeniçeri serdârı …
(---)(---) galatdır. Kayser-i Rûm oğlu Harkıliye binâsıdır. Sene (---) târîhinde Sultan Alâeddîn-i Selçûkî fethidir. Andan sene (---) târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân destine girdi. (---) hâkinde voyvodalıkdır ve emânetdir ve yüz elli akçe şerîf kazâdır. Ve yeniçeri serdârı ve kethüdâyeri ve kal‘a dizdârı ve (---) neferâtı vardır, ammâ müftîsi ve nakîbü'l-eşrâfı yokdur, ammâ a‘yân [u] eşrâfı çokdur. Halkı, cümle keştîbân ve kendirciyândır ve a‘vânı yokdur ve uleması çokdur. Herkes iktidârına göre akçe ve gökçe ve pâkça libâslar giyerler. Ve Sinop ile bu Samsun'un mâbeyni deryâdan (---) mildir, karadan (---) konakdır. Ve bu Samsun'un cenûb tarafına Sinop vâkı‘ olmuşdur. Bu Samsun kal‘ası leb-i deryâda (---) üzre Şeddâdî binâ-yı sengîn-âbâddır. Fâtih-i Eğre asrında Urus bu kal‘aya istîlâ edüp kal‘anın câ-be-câ yerlerin münhedim edüp sonra yine ta‘mîr u termîm edüp gayrı dizdâr ve neferâtlar ta‘yîn eyleyüp müstevfâ cebehâneler kodular. Hâlâ mükemmel [u] ma‘mûr kal‘adır. Dâiren-mâdâr cirmi (---) adımdır ve yetmiş kullesi ve iki bin bedeni ve (---) kapusu vardır. (---) kapusu (---) nâzırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 247a ·
metinde göster ·
… yüz hâneli bir câmi‘i ve hân ve hammâmı ve esvâk-ı muhtasarı var. Canik sancağı
hâkinde
ze‘âmetdir. Bâğ u bâğçesi ve gûnâ-gûn meyvesi var. Ammâ halkı ekseriyyâ Rûm kef …
Evsâf-ı kasaba-i Faça : Leb-i deryâda üç yüz hâneli bir câmi‘i ve hân ve hammâmı ve esvâk-ı muhtasarı var. Canik sancağı hâkinde ze‘âmetdir. Bâğ u bâğçesi ve gûnâ-gûn meyvesi var. Ammâ halkı ekseriyyâ Rûm keferesidir. Bundan kalkup (---) mîl gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 247b ·
metinde göster ·
bu dahi sahil-i bahrde bâğ u bâğçeli imâr olmuş rabta-i zîbâdır. Cümle halkı Ça …
Evsâf-ı menzil-i kasaba-i Hopan : Tarabefzûn hâkinde bu dahi sahil-i bahrde bâğ u bâğçeli imâr olmuş rabta-i zîbâdır. Cümle halkı Çağatalazlı kavmidir ve ekseriyyâ Urumlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 254b ·
metinde göster ·
… tân Mehemmed Gâzî, İslâmbol'u feth etdikden sonra imâr olmuşdu. Kocaili sancağı
hâkinde
yüz elli akçe kazâdır ve Süleymân Hân asrında köprü sâhibi Koca Mustafâ Paşa bi …
Gekbize, "gel bize"den galatdır. Ammâ imâret-i sâlisi Ebü'l-feth Meğâzî, ya‘nî Sultân Mehemmed Gâzî, İslâmbol'u feth etdikden sonra imâr olmuşdu. Kocaili sancağı hâkinde yüz elli akçe kazâdır ve Süleymân Hân asrında köprü sâhibi Koca Mustafâ Paşa bir câmi‘-i azîm binâ etmeğile anın evkâfıdır. Mütevellîsi hâkimdir. Bir kûh-ı bâlânın zirvesinde olmak ile deryâdan bir sâ‘at ba‘îd bir susuz dağ başındadır. Cümle bin mikdârı âbâdân bâğlı ve bâğçeli tarz-ı kadîm büyûtlardır. Cümle üç câmi‘i var, ammâ cümleden mükellef selâtîn-misâl kurşum örtülü kubbe-i nîlgûn Câmi‘-i Mu‘azzam'dır kim İslâmbol'da vüzerâ câmi‘lerinde böyle bir câmi‘-i azîm yokdur. Edirne kurbunda Süleymân Hân'ın
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 276b ·
metinde göster ·
… ttal durur kal‘a dibinde Şarenmi suyundan bir değirmânı vardır. Kocaili sancağı
hâkinde
nâhiyedir. Andan yine cânib-i şarka leb-i deryâ ile 8 sâ‘atde,
Evsâf-ı kal‘a-i Heleke: Hereke dahi demişler. Sene (---) de, Çelebi Sultân Mehemmed Rûm keferesi elinden feth ederken hayli guzât-ı müslimîn şehîd olmağıla heleke ya‘nî helâk yeri demekdir. Hakîkatinde yine helâk olacak mahalde binâ olunmuş leb-i deryâda iki dere mâbeyninde bir yalçın kaya üzre karavulhâne-misâl bir şeddâdî taş binâ bir küçücük kal‘a-i ra‘nâdır. Cânib-i şimâle nâzır bir kapusu vardır. Kanadları ve içinde hâneleri yokdur. Hemân mu‘attal durur kal‘a dibinde Şarenmi suyundan bir değirmânı vardır. Kocaili sancağı hâkinde nâhiyedir. Andan yine cânib-i şarka leb-i deryâ ile 8 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 277a ·
metinde göster ·
bir ormanlı ve dağlı ve bâğçeli ve câmi‘li ve hân u hammâmlı ve çârsû-yı bâzârl …
Menzil-i kasaba-i Handak pâzârı: (---) sancağı hâkinde bir ormanlı ve dağlı ve bâğçeli ve câmi‘li ve hân u hammâmlı ve çârsû-yı bâzârlı müzeyyen kasabacıkdır. Ve yüz elli akçe kazâdır. Ve yeniçeri serdârı ve kethüdâyiri ve subaşısı vardır. Ve bu mahalde bir çamurlu batak orman içre bir haşeb cisr-i tavîli vardır kim Arab u Acemde meşhûr batak-ı azîmdir. Andan yine cânib-i şarka 12 sâ‘at orman-ı azîmler içre gidüp
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 277b ·
metinde göster ·
… arafında iki sâ‘atde nehr-i Melan suyundan öte kasaba-i Üskûbî, ma‘mûrdur. Bolu
hâkinde
hâsdır. Câmi‘i ve hân ve hammâm ve çârsûsu {gâyet mükemmeldir}. Andan yine 9 sâ …
Menzil-i kasaba-i Düzce-bâzâr: Bu mahal Bolu nahiyesidir. Bir ormanlı ve dağlı düz yerde bir câmi‘li ve iki hânı var. Cümle Şemsi Paşa hayrâtıdır. Şâhrâh kaldırımları dahi Şemsi Paşa'nındır. Gayrı imâretleri yokdur. Ammâ etrâfında köyleri çokdur. Ve kasabası cânib-i garba Akçaşar tarafında iki sâ‘atde nehr-i Melan suyundan öte kasaba-i Üskûbî, ma‘mûrdur. Bolu hâkinde hâsdır. Câmi‘i ve hân ve hammâm ve çârsûsu {gâyet mükemmeldir}. Andan yine 9 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 277b ·
metinde göster ·
subaşılıkdır ve yüz elli akçe kazâdır. Yeniçeri serdârı vardır. Şehri bir vâsi‘ …
Evsâf kasaba-i Gerede: Bolu sancağı hâkinde subaşılıkdır ve yüz elli akçe kazâdır. Yeniçeri serdârı vardır. Şehri bir vâsi‘ uz içinde bin aded tahta ve kiremit örtülü hâne-i kadîmlerdir. Ve cümle tokuz mahalle ve on bir mihrâbdır. Ve cümle (---) câmi‘dir. Çârsû içinde (---) câmi‘i
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 278a ·
metinde göster ·
subaşılıkdır ve yüz elli akçe kazâdır ve yeniçeri serdârı ve sipâh kethüdâyeri …
Menzil-i kasaba-i Çerkeş: Kankırı sancağı hâkinde subaşılıkdır ve yüz elli akçe kazâdır ve yeniçeri serdârı ve sipâh kethüdâyeri vardır. Şehri bir bayır dibinde üç yüz hâneli ve bir câmi‘li ve bir hammâmlı ve kırk elli dükkânlı bir büleydedir. Ammâ Sultân Murâd Hân efendimizin musâhibi Silâhdâr Mustafâ Paşa yüz elli ocaklı ve yüz aded dükkânlı bir hân-ı azîm inşâ edüp bir kasaba ma‘mûr etmişdir. Lâkin ömr vefâ etmemek ile kiremit örtülü kalmışdır. Haftada bir kerre cemî‘î kurâ halkı cem‘ olup azîm bâzârdurur. Andan yine cânib-i şarka âbâdân içre 7 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 278b ·
metinde göster ·
… sene 795 târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân fethi olduğu muhakkakdır. Çorum sancağı
hâkinde
ve voyvodalıkdır ve yüz elli akçe kazâdır. Ma‘mûr nevâhîleri vardır. Serdârı ve …
Evsâf-ı kal‘a-i musanna Osmâncık: Bir tevârîhde Osmâncık bunda doğdu ve kal‘a-i Osmâncık hilâfetinde binâ etdi, derler. Ba‘dehû Etrâk-i nâ-pâk elinden sene 795 târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân fethi olduğu muhakkakdır. Çorum sancağı hâkinde ve voyvodalıkdır ve yüz elli akçe kazâdır. Ma‘mûr nevâhîleri vardır. Serdârı ve kethüdâyeri vardır, nakîbi ve müftîsi yokdur, a‘yânı azdır, bâğ u bâğçesi çokdur. Kal‘ası Kızılırmak kenarının karşu cânib-i şarkında cisr-i azîm ile ubûr olunur. Nehre karîb bir alçak sivri yalçın kaya üzre bir küçük Şeddâdî binâ-yı metîn kal‘a-i hısn-ı hasîndir. Dâiren-mâdâr cirmi sekiz yüz adım şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i yekpâredir (---) nâzır ancak bir demir kapusu var. Gâyet bâlâ olmağıla içine girüp manzûrumuz olmamışdır, ammâ taşra varoşu bin mikdârı bâğ u bâğçeli tarz-ı kâr-ı kadîm Etrâk evleridir. Cümle tahta ve toprak örtülü imâr olmuş evlerdir. Yedi mahalle ve yedi mihrâbdır. Ve dükkânları azdır, ammâ yine her eşyâ mevcûddur. Üç hânı ve ırmak kenarında bir küçük hammâmı var, suyu dollâb ile Kızılırmakdan çekilir. Ve şehrin üç tarafı kumsaldır, aslâ çamur olmaz. Ve hevâsı şiddet-i hâr üzre olduğundan leziz âbdâr üzüm olur. Ve kumsallığında kebere nâmında bir gûne meyve hâsıl olup sirke ile turşu ederler, gâyet nâfi‘dir ve bu şehirde ol turşu meşhûr-ı âfâk olmuşdur. Ve cümle evleri fukarâyânedir. Ve halkı dahi fukarâ-yı Bektâşiyândır. Zîrâ bu şehrin cânib-i garbında bir mürtefi‘ yerde Sultân-ı Bektâşiyân medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 279b ·
metinde göster ·
Kadîm-i eyyâmda kal‘ası Amâlika kavminin binâsıdır. Niçe yüz mülûkden kalmış kal‘a-i Kahkahâ-yı Rûmdur. Ba‘zı tevârîhde Ferhâd-ı kûh-ken binâ etdi, derler. Mahallinde tahrîr olunur. Ba‘dehû sene 476 târîhinden Âl-i Dânişmendiyye'den Sultân Melik Gâzî, Rûm keferesi elinden feth etmişdir. Niçe kerre İrân-zemînin Azerbaycân pâdişâhları muhâsara edüp fethinde âciz-mânde kalmışlardı. Ba‘dehû Dânişmendiyân elinden Âl-i Selçûkiyân bir takrîb ile alup karâr etdiler. Ba‘dehû sene 795 târîhinde Âl-i Osmâniyândan Yıldırım Bâyezîd Hân {üzre} Timur hurûc etdükde {Amasiyye kal‘asın Timur} feth etmesin deyü mukaddem târîh ile {Yıldırım Hân, Amasiyye'yi} feth edüp İsâ Çelebi'yi hâkim nasb edüp dârü'l-mülk-i taht-ı selâtîn olup hutbe tilâvet olundu ve "Azze nasruhû, duribe Amasiyye" deyü sikkeli akçesi kat‘ olundu. Zîrâ dağlarında ve şehr-i Gümüş'de sîm-i halisin üç yerde ma‘deni vardır. Ba‘dehû 280b pâdişâhlara mahsûs sarây-ı hâs ve bâğçe-i İrem binâ olunup tahtgâh-ı Âl-i Osmân oldu. Ebü'l-feth tahrîrinde eyâlet-i Sivas hâkinde Amasiyye beğinin tahtıdır. Sevâd-ı mu‘azzam ve taht-ı pâdişâh-ı mükerrem olmağıla bir kaç kerre ber-vech-i arpalık kânûn üzre bu sancak üç tuğlu vezîrlere sadaka olmuşdur. Taraf-ı pâdişâhîden kânûn üzre paşasının hâss-ı hümâyûnu 300.000, sancağında ze‘âmet 19, timar 422, alaybeğisi ve çeribaşısı ve yüzbaşısı vardır. Bu cümle erbâb-ı zü‘amâ ve erbâb-ı timar kânûn üzre cebelüleriyle üç bin asker olup alaybeğisi ve paşası sancağı altında sefer eşerler. Pâk ü müsellah ve mükemmel askerleri vardır. Ve üç yüz akçe pâyesiyle şerîf kazâdır ve nâhiyeleri gâyet ma‘mûrdur. Evvelâ nâhiye-i İnebâzârı ve Geldikkân ve Akdağ ve Kağala nâhiyesi kasabadır. Ve sancağında tokuz kazâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 280a–280b ·
metinde göster ·
nâhiye kasabasıdır. Üç yüz hâneli ve bâğlı ve bâğçeli ve câmi‘li ve mesâcid, hâ …
Menzil-i karye-i İzek: Amasiyye hâkinde nâhiye kasabasıdır. Üç yüz hâneli ve bâğlı ve bâğçeli ve câmi‘li ve mesâcid, hân, hammâmlı ve esvâk-ı muhtasarlı bir imâristândır. Bunda dahi bir çemenzârda meks olundu. Ertesi 8 sâ‘at,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 282b ·
metinde göster ·
Ermen vilâyetlerindendir. Ba‘zı tevârîhde Nûşirevân binâsıdır, demiş. Amma sahî …
Vilâyet-i eyâlet-i Erzenu'r-rûm ya‘nî Erzurûm: Ba‘zıları "Ere zulüm" demişler. Azerbaycân hâkinde Ermen vilâyetlerindendir. Ba‘zı tevârîhde Nûşirevân binâsıdır, demiş. Amma sahîhi Akçakoyunlu pâdişâhlarından Erzen Bây ibn Soknar b. Gündüz Bây binâsıdır kim ecdâdları Mâhân diyârından gelüp Van deryâsı kenarında Ahlat kal‘asın binâ edüp anda sâkin oldular. Hâlâ bu Erzen Bây'ın cümle ecdâdları Ahlat'da medfûndurlar kim Âl-i Osmân'ın ecdâd-ı ızâmı Ertuğrul ve Süleymân Şâh bu Ahlat'daki pâdişâhlar nesillerindendir. Ba‘dehû bu Erzurûm, Azerbaycân pâdişâhı Uzun Hasan eline girip dahi metânet üzre eyâlet-i Erzurûm'da Hasankal‘asın binâ edüp Ebü'l-feth'in İslâmbol'u feth etdüğüne hased edüp Âl-i Osmân'ın ba‘zı hudûdlarına vaz‘-ı yed edüp sulha mugâyir işler etmeğe başladı. Ebü'l-feth dahi ana rağmen Rûm keferesi destinden Tarabefzûn kal‘asın alup andan donanma ve berr u bahrdan deryâ-misâl asker çeküp Uzun Hasan'ı iki kerre yüz bin asker ile Tercan Sahrâsı'nda bozduğuna
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 283b ·
metinde göster ·
… târîhinde Ebü'l-feth feth etmişdir. Erzurûm eyâletinde Şebin Karahisâr sancağı
hâkinde
nâhiye ve yüz elli akçe kazâdır. Kal‘ası eflâke ser çekmiş bir yalçın kaya üzre …
Evsâf-ı kal‘a-i Koylıhisâr: Ebü'l-feth havfinden Sultân Uzun Hasan binâ etmişdir. Hikmet-i Hudâ yine sene (---) târîhinde Ebü'l-feth feth etmişdir. Erzurûm eyâletinde Şebin Karahisâr sancağı hâkinde nâhiye ve yüz elli akçe kazâdır. Kal‘ası eflâke ser çekmiş bir yalçın kaya üzre sengîn binâ çâr-kûşe kal‘a-i ra‘nâdır. Dâiren-mâdâr cirmi bin üç yüz adım küçük kal‘adır. İçinde yüz hânesi ve anbarları ve cebehânesi ve su sarnıçları ve cânib-i garba 284a bir demir kaplu kapusu var. Dizdârı ve yetmiş neferâtları ve taşrasında yüz hâneli varoşu ve bir câmi‘i ve bir kaç dükkânlarından mâ‘adâ âsâr-ı binâları yokdur. Kal‘adan on yedi pâre top atılup şâdmânlar oldu ve ahâlî-i kal‘a hedâyâlarıyla gelüp paşa-yı kâmkâra buluşdular. Ve huzûr-ı vezîrde on koyun kurbân edüp on altun ihsân alup gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 283b–284a ·
metinde göster ·
Ermen vilâyetlerinde bir eyâlet-i vâsi‘dir. Niçe tevârîhinde Enûşirvân binâsıdı …
Ba‘zılar Ere zulûm demişler. Azerbaycân hâkinde Ermen vilâyetlerinde bir eyâlet-i vâsi‘dir. Niçe tevârîhinde Enûşirvân binâsıdır, demiş. Ammâ sahîhi Akkoyunlu pâdişâhlarından Erzen Bây ibn Soknar ibn Gündüz Bây binâsıdır kim bâlâda eyâleti hudûdunda ahvâlleri münâsebetiyle mestûrdur. Nice mülûke intikâl edüp sene (---) târîhinde Sultân Hasan hükmünde idi. Ba‘dehû anın evlâdı, Kara Yûsuf destinden sene (---) târihinde Sultân (---) Hân feth edüp eyâlet-i Rûm olmuşdur. Taraf-ı pâdişâhîden vezîrinin hâssı on iki kerre yüz bin ve on dörd bin altı yüz akçedir. Ve eyâletinde on iki sancakdır. Hazîne defterdârı ve defter kethüdâsı ve timar defterdârı ve çavuşlar kethüdâsı ve çavuşlar emîni ve kâtibi vardır ve alaybeğisi ve çeribaşısı dahi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 285b ·
metinde göster ·
yalçın kaya üzre şekl-i murabba‘dan tulânîce bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîndi …
Azerbaycân şâhı Ziyâeddîn binâsı ve Azerbaycân hâkinde yalçın kaya üzre şekl-i murabba‘dan tulânîce bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîndir. Erzurûm hâkinde (---) sancağı hudûdudur. Dizdârı ve neferâtları vardır. Sene (---) târîhinde Van feth oldukda ahâlîsi itâ‘at edüp miftâhları pâdişâha teslîm edüp halkı cemî‘î tekâlîf-i örfiyyeden berî oldular. Niyâbetdir, serdârı ve kethüdâyeri yokdur. Bir câmi‘i ve altı yüz mikdârı toprak örtülü hâne-i tahtânîleri vardır. Bir hânı ve bir hammâmı ve kırk elli kadar dükkânı vardır. Sengistân ve Kürdistân yer olmağıla ol kadar ma‘mûr şehr değildir. Ammâ halkı gâyet şecî‘ ve bahâdır merd-i Hudâ server-i hünerverlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 291b ·
metinde göster ·
… a üzre şekl-i murabba‘dan tulânîce bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîndir. Erzurûm
hâkinde
(---) sancağı hudûdudur. Dizdârı ve neferâtları vardır. Sene (---) târîhinde Va …
Azerbaycân şâhı Ziyâeddîn binâsı ve Azerbaycân hâkinde yalçın kaya üzre şekl-i murabba‘dan tulânîce bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîndir. Erzurûm hâkinde (---) sancağı hudûdudur. Dizdârı ve neferâtları vardır. Sene (---) târîhinde Van feth oldukda ahâlîsi itâ‘at edüp miftâhları pâdişâha teslîm edüp halkı cemî‘î tekâlîf-i örfiyyeden berî oldular. Niyâbetdir, serdârı ve kethüdâyeri yokdur. Bir câmi‘i ve altı yüz mikdârı toprak örtülü hâne-i tahtânîleri vardır. Bir hânı ve bir hammâmı ve kırk elli kadar dükkânı vardır. Sengistân ve Kürdistân yer olmağıla ol kadar ma‘mûr şehr değildir. Ammâ halkı gâyet şecî‘ ve bahâdır merd-i Hudâ server-i hünerverlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 291b ·
metinde göster ·
Evsâf-ı kal‘a-i Avnik: Bu dahi Âzerbaycân hâkinde Ziyaeddîn Şâh binâsıdır. Ba‘dehû Süleymân Hân'a itâ‘at etmişlerdir. (---) hâkinde bir yalçın kaya üzre çâr-kûşe kal‘a-i serâmeddir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 291b ·
metinde göster ·
Evsâf-ı kal‘a-i Avnik: Bu dahi Âzerbaycân hâkinde Ziyaeddîn Şâh binâsıdır. Ba‘dehû Süleymân Hân'a itâ‘at etmişlerdir. (---) hâkinde bir yalçın kaya üzre çâr-kûşe kal‘a-i serâmeddir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 291b ·
metinde göster ·
… i Osmân vilâyetlerinin hudûdları mu‘ayyen olunup akd-i sulh olmasıyçün Şehrezul
hâkinde
Zâlim Ahmed kal‘asın Âl-i Osmân tarafından harâb etdiler. Acem dahi Van hudûdun …
Evsâf-ı kal‘a-i Mekü: Enûşirvân binâsıdır. Gerçi binâsı yokdur ammâ yine Enûşirvân binâsıyla meşhûrdur. Sene (---) târîhinde içinde olan Ekrâdları Süleymân Hân'a tâbi‘ olup Mahmûdî beğine hîbe olunmuş kal‘a idi. Ba‘dehû bir hîle ile kızılbaş istîlâ edüp yine Mahmûdî beğlerinden Malâzgird 292b beği hükmünde iken sene (---) târihinde Fâtih-i Bağdâd Murâd Hân'ın vezîria‘zamı Kara Mustafâ Paşa ba‘de'l-feth Bağdâd'ın Derne ve Dertenk câniblerine {hudûd kesmeğe vardıkda} efendimiz Melek Ahmed Paşa henüz Diyârbekir vâlisiyken {ma‘an} Derne ve Dertenk'e gidüp Acem diyârlarıyla Âl-i Osmân vilâyetlerinin hudûdları mu‘ayyen olunup akd-i sulh olmasıyçün Şehrezul hâkinde Zâlim Ahmed kal‘asın Âl-i Osmân tarafından harâb etdiler. Acem dahi Van hudûdunda Katûr kal‘asın harâb etdi. Ve yine Revân kurbunda bu Mekü kal‘asın Osmânlı harâb edüp beğini ve neferâtını Malazcird'e kodular. Ba‘dehû Acem bu Şuşik kal‘ası beğinin isyân [u] tuğyânı mahallinde Acem fursat bulup bu Mekü kal‘asına nezâketle bir gice Acem Mâzenderânîsi koyup hısn-ı hasîn etdi. Yed-i kudret ile bir kal‘a-i Kahkahadır. Âl-i Osmân'da kal‘a-i Van ve Mardin ve Şebin Karahisâr ve Afyon Karahisâr ve Âdilcevâz ve Tokad ve Amasiyye misillü kal‘a-i Mekü'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 292a–292b ·
metinde göster ·
… Hân binâsıdır. Ba‘dehû Azerbaycân Sultânı Uzun Hasan hükmüne girdi. Hâlâ Revân
hâkinde
Azerbaycân şehirlerindendir. Kal‘ası bir püşte üzre evce ser çekmiş şahin ve za …
Menzil-i kal‘a-i Karış, ibtidâ-i vilâyet-i diyâr-ı Acem: Sene (---) târihinde Şâhrûh b. Timur Hân binâsıdır. Ba‘dehû Azerbaycân Sultânı Uzun Hasan hükmüne girdi. Hâlâ Revân hâkinde Azerbaycân şehirlerindendir. Kal‘ası bir püşte üzre evce ser çekmiş şahin ve zağanos yuvası misâl kal‘a-i Azerbaycân-ı pür-cândır ve şekl-i murabba‘ sengîn bünyâd bir kal‘a-i Ferâh-âbâd-misâl kal‘a-i üstüvârdır. Cümle taş binâ bir metîn ve müstahkem binâ-yı ra‘nâ kal‘a-i zîbâdır. İçinde bin dizçöken tülüngi dizçökenleri vardır. Ser-neferleri bizimle olan elçilere hedâyâlar getirdikde bize rağmen kal‘adan yetmiş seksen pâre toplar atup şâdmânlar etdi, ammâ hûrde topları var. Sadâ-yı top-ı kûpden cânib-i erba‘asındaki dere ve depeler ra‘d-vâr gür gür gürleyüp velvele verdi. Kal‘anın zîrinde haymelerimizle meks edüp âheste reviş aşağı rıbâtı seyr [ü] temâşâ etdik, ammâ ol kadar ma’mûr değildir. Mâ-tekaddem şehr-i azîm ve kal‘a-i kadîm imiş. Ammâ sene (---) târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘, Revân seferi üzre müteveccih oldukda Erzurûm, Ahıçka ve Kars ve Van kulları bir yire cem‘ olup bu Karış şehrin nehb [ü] gâret edüp karış karış edüp hânelerin harâb u yebâb ve halkın esîr [u] kebâb idelden berü ilâ yevminâ hâzâ aşağı şehri dahi ol kadar imâr değildir. Ancak yedi minâreli câmi‘leri ve üç hammâmı ve esvâk-ı muhtasarı vardır. Lâkin bâğı ve bâğçesi çokdur. Şehri nehr-i Karış kenarına vâki‘ olmuş, âb [u] hevâsı sehîl ve latîf, pirinç hâsıl olur mahsûldâr sahrâsı vardır. Bu nehrin tulû‘ı kûh-ı Sükûn'dan sökün edüp nehr-i Araz'a munsab olur. Kal‘a ağası elçi ile hakîri ziyâfete da‘vet edüp atlarımızla güç ile kal‘aya nîm sâ‘atde urûc edüp aşağıda cümle zemîn nakş-ı bukalemûn-nümâyân idi. Hemân şâhın dizçöken ağası serinde zûrzuvileli tâcı üzre alaca serbend üzre gûnâ-gûn otâğalar zeyn edüp ve ablak çığçığa telleri başına bend kılup yanımıza geldikde temennâ edüp "Hey kurbân, tû hayr-mukdem, yüz basa, göz basa gelüp safâ geldiniz" deyü hâne-i cihân-nümâsına da‘vet edüp yahşi 293b mihmândârlık edüp meydân-ı muhabbete sofra yerine kalemkârî çit destehân gelüp on bir gûne pilâvdan avşıla pilav, göğü pilav, muza‘fer pilâv, od pilâv, şille pilâv, hoş pilâv, çalav pilâv, mu‘ammer pilâv, sarmısak pilâv, köse pilâv, düvezde pilâv ve düvezde püryân ve sebzevât ve nemekdân ve mastaba çorbası ve latîf herîseleri tenâvül olunup cân sohbetleri etdik. Ba‘de'z-ziyâfe elçilere ve hakîre ve Alacaatlı Hasan Ağa'ya latîf vaşak postları hedâyâ verüp andan aşağı haymelerimize geldikde ardımız sıra elli koyun ve bin kadar beyâz ekmek ve yedi sekiz katır yükü meyve-i gûnâ-gûn ve avşıla şerbetleri kal‘a hâkimi sultândan gelüp ol gîce ıyd-ı ekber edüp iki gün meks edüp nehr-i Karış kenarında iki cânibde kasr-ı âlîleri temâşâ ederek hıyâbân [u] gülistân-ı İrem Kelenter bâğına varup anda dahi bir ziyâfet-i âli-i kal‘a-i sultânî edüp elçiye ve hakîre hedâyâ pârçeler verdi. Bâğdan gelirken Sultân Evhadullah Câmi‘in taşradan temâşâ etdik. Ammâ hakkâ kim bir minâre-i mevzûnlu câmi‘-i bî-bedeldir. Ve âna karîb Tâceddîn-i Münşî hammâmı ve yedi mihmân-sarâyı var. Âb u hevâsının letâfetinden mahbûb ve mahbûbesinin kudretden mükehhal karalı ve gazâlî gözleri var kim her biri uşşâka bir nigâh etdükde bin nikâh ihsân etmiş kadar câna safâ verir. Ertesi ale's-sabâh bu Karış şehrinden üç yüz baş kızılbaş-ı evbâş [u] kallâş-i Mâzenderânî esb-süvâr ile cânib-i şarka 12 sâ‘at kûh-ı bî-pâyânlar aşup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 293a–293b ·
metinde göster ·
… ve üç hammâmı ve üç yüz kadar dükkânce bâzârlı şehr-i sağîredir. Bu dahi Revân
hâkinde
kelenterlikdir. Bir şeb bu cây-ı zîbâda mihmân olup andan 14 sâ‘at,
Menzil-i karye-i kend-i Masîr: Kend lafzı bu diyârlarda kasabaya derler, kûh-ı Masîr dâmeninde bin toprak örtülü, bâğlı ve bâğçeli ma‘mûr u âbâdân, âb-ı zülâlli, âb bâbları yaylalardan cârî ve revân eder kend-i müzeyyendir. Yedi câmi‘i ve üç hammâmı ve üç yüz kadar dükkânce bâzârlı şehr-i sağîredir. Bu dahi Revân hâkinde kelenterlikdir. Bir şeb bu cây-ı zîbâda mihmân olup andan 14 sâ‘at,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 293b ·
metinde göster ·
İmâm-ı Rızâ evkâfıdır. Cemî‘î tekâlîfden berî ma‘mûr u müzeyyen bin hâneli ve b …
Menzil-i kend-i Sidirgi; Nahşıvân hâkinde İmâm-ı Rızâ evkâfıdır. Cemî‘î tekâlîfden berî ma‘mûr u müzeyyen bin hâneli ve bâğ u bâğçesi bilâ-hisâb âb [u] hevâsı latîf kenddir kim cümle halkı Şi‘îlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 294b ·
metinde göster ·
beş yüz hâneli ve bâğlı ve bâğçeli ma‘mûr kenddir. Üç câmi‘i var. Âl-i Osmân'ın …
Menzil-i zâviye-i Ahmed Beğ: Nahşıvân hâkinde beş yüz hâneli ve bâğlı ve bâğçeli ma‘mûr kenddir. Üç câmi‘i var. Âl-i Osmân'ın Zal Paşazâde Ahmed Paşası, Nahçevân hâkimi iken bunda İslâmbol tarzı minâreli bir câmi‘-i zîbâ inşâ etmekle elsine-i Acem'de bu kende zâviye-i Ahmed Paşa derler. Hâlâ yine bu kend ol câmi‘-i dilküşânın evkâfıdır. Andan 16 sâ‘at ma‘mûr kendli özler içre gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 294b ·
metinde göster ·
… âğlar: Bu şehri ibtidâ Menûçehr binâ etmişdir. Şehr-i atîkdir kim hâlâ Nahşıvân
hâkinde
başka sultânlıkdır. Zamân-ı kadîmde azîm imaristân imiş. {Sene 1012 Mehemmed Hâ …
Evsâf-ı şehr-i Azîm Karabâğlar: Bu şehri ibtidâ Menûçehr binâ etmişdir. Şehr-i atîkdir kim hâlâ Nahşıvân hâkinde başka sultânlıkdır. Zamân-ı kadîmde azîm imaristân imiş. {Sene 1012 Mehemmed Hân-ı Sâlis asrında dest-i Osmânlıda iken Acem zafer buldu} Sene 1045 târîhinde Fâtih-i Revân Murâd Hân-ı zamân ba‘de'l-feth-i Revân bu şehre gelüp meks etdikde kadîm-i eyyâmda İreme zâtü'l-‘imâd misilli ma‘mûr olan şehri asker-i deryâ-misâline fermân edüp ân-ı vâhidde harâb u yebâb ve der-i dîvârların türâb, halkının ciğerin kebâb edüp hâlâ âsâr-ı inhidâmları zâhir u bâhirdir. Tîmur Hân bu Karabâğlar'da kışlayup refâhiyyet üzre geçinmişlerdir. Tâ bu mertebe ma‘mûr [u] âbâdân sahrâ-yı bî-pâyândır. Ve üç kerre Süleymân Hân ve niçe kerre serdârlar asâkîr-i bî-pâyânlar ile beşer altışar ay meks edüp ganîmet üzre geçinmişlerdir. Lâkin Murâd Hân-ı Râbi‘in harâb etdüğünden beri yine imâr olmadadır. Ammâ güneşde zerre ve deryâda katre-misâl imâr olmamışdır. Huddâmlarımız kırk minâre addetmişlerdir. Hamd-i Hudâ bu şehrin âb [u] hevâsı letâfetinden tabî‘atımız hoş olup esb-süvâr ba‘zı refîkler ile şehri sehl temâşâ etdik. Mihmândârımız takrîri üzre on bin mikdârı bâğlı ve bâğçeli hâneler ve yetmiş mihrâb, kırkı minâreli câmi‘ler ve hân ve hammâmı ve esvâkları vefret üzre ammâ henüz dahi imâr olmadadır. Ve hevâsının letâfet cihetinden vech-i hüsnlü mahbûb u mahbûbelerine râst gelirdik. Ve me’kûlât ü meşrûbâtının [ve] memdûhât-ı müsmirrâtının kesreti bir diyârda yokdur. Kara Bâğlar desek vechi vardır. Elçi ile bir bâğda teferrüc ederken Yezdan Kulu nâm bir bâğbân yigirmi altı gûne emrûd-ı âbdâr getirdi. Meleçe ve Abbâsî ve Ürdibâri demek ile ma‘rûf ve memdûh emrûd-ı hoş-horları olur kim tenâvül edenin üzerine elbette âb-ı zülâli cüllâb-ı katr-ı nebât gibi cereyân eder. Gâyet lezîz emrûdları ve la‘lgûn gülnârları olur. Ve esvâk-ı şâhîsinde pâk u pâkîze işbâzlarında gûnâ-gûn Revân pirinci pilâvları ve herîsesi güyâ sıfr gibi leziz ve râyiha-i tayyibesi vardır. Ve işbâzları gâyet pâkdir. Zîrâ cümlesi müslimdir. Bu Acem diyârında cümle me’kûlât [ü] meşrûbât füruht edicilerde aslâ Ermeni ve Urum yokdur. Aslında Urum keferesi aslâ ve kat‘â yokdur. Meğer ticâret ile gelüp gide. Ammâ Yahûdî ve Şi‘î ve Teberrâ‘î ve Kurâyî çokdur. Ve melâhide ve zenâdıka ve Ca‘ferî ve Cebrî ve Kaderî ve Hurûfî ve Zemînî (---)(---)(---)(---) Bu mezheb-i bâtıllı furak-ı dâlle gâyet çokdur. Bu Karabâğ'ı seyr [u] temâşâ edüp yine cânib-i kıbleye 9 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 294b ·
metinde göster ·
Merend sultânı hudûdında nehr-i Aras kenarında üç bin toprak örtülü hâneli ve y …
Evsâf-ı şehr-i Tesuy: Tebrîz hâkinde Merend sultânı hudûdında nehr-i Aras kenarında üç bin toprak örtülü hâneli ve yedi câmi‘li ve üç hammâmlı ve altı hânlı ve esvâk-ı muhtasarlı 297a kenddir. Hâkimi sultândır. Bin nökere mâlikdir. Münşî ve kelenteri ve darûgası ve kadısı vardır. Bâğ u bâğçesi dünyâyı dutmuşdur. Bunı dahi Murâd Hân harâb edüp henüz imâr olmadadır. Bu şehr şehr-i Merend'e on iki fersah karîbdir. Âb [u] hevâsı ve mahbûb u mahbûbesi memdûh-ı âlemdir. Gûnâ-gûn âbdâr meyve-i Tesuy'ı dahi meşhûr-ı âfâkdır. Bunun dahi halkı cümle Şi‘îlerdir. Kâr [u] kesbleri; bâğ u bâğçe ile kâr [u] kesb edüp kifâflanırlar. Andan cânib-i cenûba deşt [u] sahrâlar içre câh-ı mâlardan âb-ı hayâtlar nûş ederek ubûr etdik. Ekseriyyâ bu zemînin mâ-i cârîleri tahtu'l-‘arzdan cereyân eder. 12 fersah gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 296b–297a ·
metinde göster ·
… mi‘leri ve hân [u] hammâmları ve çârsû-yı bâzârları vardır. Ve bu şehir, Tebrîz
hâkinde
başka sultânlıkdır. Bin kadar nökere ve kelentere ve darûgaya mâlikdir ve kadıl …
Evsâf-ı kal‘a-i Kumla: Sene 998 târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Sâlis asrında serdâr-ı mu‘azzam Koca Ferhâd Paşa binâsıdır. Kûh-ı Velyâ[n] dâmeninde şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i seng-binâdır. Dâiren-mâdâr cirmi üç bin seksen adımdır ve yedi kulle ve iki kapudur. Biri cânib-i garba Rûm tarafına küşâdedir, biri cânib-i şarka Tebrîz kapusudur kim Hadım Ca‘fer Paşa Tebrîz serdârıyken Tebrîz kulundan firâr edüp bu kal‘aya mütehassın olup Tebrîz kulu bu Kumla kal‘asın muhâsara edüp içerden Ca‘fer Paşa bir gicede kal‘anın Tebriz tarafı dîvârın yarup yedi bin güzîde askerler taşra çıkup cümle gâfil yatan Tebrîz kulların dendân-ı tîğdan geçirüp bakıyyetü's-seyfin Tebrîz'e dek kovup kul Tebrîz'e vardıkda görseler kim Hadım Ca‘fer Paşa'nın kethüdâsı Tebrîz kal‘asın kapayup bunlara balyemez toplar urup kal‘adan top ve ardlarından Tavâşî Ca‘fer Paşa Kürdistân askeriyle kırup gelir. Âhir cümlesi birer diyâra firâr edem sanup cümlesi dendân-ı tîğdan geçüp Ca‘fer Paşa müstakil serdâr-ı mu‘azzam olup bu Kumla kal‘asın yıkdığı dîvârın yerini bir bâb-ı azîm binâ edüp Gedik kapu ve Tebrîz kapusu derler, sa‘b u metîn kapudur ve kal‘a-i kavîdir. İçinde yedi yüz hâne ve bir câmi‘ vardır. Ammâ taşrada varoşu Kumla şehridir kim bâğ u bâğçesine hadd u nihâyet yokdur. Kumla engürü ve alub hârâsı ve Abbâsî ve milçe emrûdu meşhûrdur. Şehri yetmiş mihrâbdır, on biri câmi‘dir. Cümleden Ferhâd Paşa Câmi‘i binâ-yı latîfdir, ammâ şehrin kenarında kalmış gayrı câmi‘leri ve hân [u] hammâmları ve çârsû-yı bâzârları vardır. Ve bu şehir, Tebrîz hâkinde başka sultânlıkdır. Bin kadar nökere ve kelentere ve darûgaya mâlikdir ve kadılıkdır. Bunda dahi azîm ziyâfetler tenâvül olunup sultândan hedâyâlar alındı. Bu diyârda sultân, sancak beğine derler, hân, emîr-i mîrâna derler, hânlar hânı üç tuğlu vezîr pâyesine derler, i‘timâd-ı devle (---) derler. Sipehsâlâr-ı mu‘azzam, serdâr-ı vezîria‘zama derler. Kapucubaşı (---) derler. Münşî, re’îsü'l-küttâba derler. Kelenter, alaybeğine derler. Darûga, subaşıya derler. Yasavul ağası alay çavuşuna derler. Dizçöken ağası, yeniçeri ağasına derler. Dizçöken, yeniçeriye derler. 304b Mihmândâr, müsâfir kondurana derler. Bu zikr olunan kimesnelerin cümle hükûmetde alâkaları olup mîr-kelâmlardır kim kânûn-ı İrân-zemîn budur. Andan kalkup 7 sâ‘atde bâğ u bâğçeler içre gidüp
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 304a–304b ·
metinde göster ·
Tebrîz hudûdunda başka sultânlıkdır. Bin mikdârı askere mâlikdir. Kadısı ve kel …
Azerbaycân hâkinde Tebrîz hudûdunda başka sultânlıkdır. Bin mikdârı askere mâlikdir. Kadısı ve kelenteri ve darûgası ve münşîsi vardır. Zamân-ı kadîmde Hûşenk Şâh binâ edüp Azerbaycân'ın ibtidâ taht-ı kadîmi bu idi. Meşhûr-ı âfâk şehr-i nüh-tâk ve kasr-ı revâk-ı Havernâk ve kâhlar ile ârâste ve bâğ u besâtîn ve selsebîller ile pîrâste bir şehr-i müte‘âref-i mahbûb ve müzeyyendir. Ve müşebbek hadîka-i ravza-i cinânlarında fevâkihe-i tayyibesi hadden efzûndur. Ve ulemâ-yı zû-fünûnu kıyâsdan bîrûndur. Bu şehr ile Tebrîz'in beynehümâsı on bir fersahdır. Cümle yedi bin altmış toprak örtülü hânesi ve on bir câmi‘i ve kırk hânı ve altmış aded mesâcidi ve kırk tekye-i dervîşânı ve on bir hammâm-ı dilküşâsı ve üç bin aded dükkânları var. Ekseriyyâ halkı bezzâz ve cüllâh ve pây-bâfdır kim elvân lekeffûrî bogasıları memdûh-ı dûhdır. Ve Merâğa'nın mahbûb ve mahbûbesi memdûh-ı âlem-i İrân-zemîndir. Hâlâ bu şehr, Sultân Murâd-ı Râbi‘ askeri harâb idelden berü imâr olmadadır. Ammâ imâr [u] bânîsi sene (---) târîhinde Mervân ibn Muhammedü'l-hımârıdir kim anların zamân-ı devletinde tâ cebel-i Sehend'e varınca yetmiş bin hâne imiş. Hâlâ ol tarafda âsâr-ı imâretleri nümâyândır. Lâkin Cengiziyândan Moğol ve Boğol tâ’ifesiyle Hülâgû, Bağdâd'da Halîfe el-Müstansır-billah üzre hurûc edüp giderken bu şehri harâb edüp niçe kerre dahi harâb olup kûh-ı Sehend'den ba‘îd imâristân olmuşdur. Zîrâ mezkûr kûh-ı Sehend, bâd-ı şimâle mâni‘ olmağıla hevâsı sakîl idi. Anınçün vâdî içre imâret olunmuşdur. Ammâ yine cümle âb-ı hayevânları kûh-ı Sehend yaylasından gelüp niçe bin bâğ u besâtînleri reyy edüp şehr içre niçe bin hânedânlara fıskıyye ve havz ve şâzirvânlarda revân olmadadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 304b ·
metinde göster ·
bin hâneli âbâdân câmi‘li ve hân [u] imâretli ve çârsû-yı bâzârlı kend-i mu‘azz …
Menzil-i kend-i Şâh-bend: Erdebîl hâkinde bin hâneli âbâdân câmi‘li ve hân [u] imâretli ve çârsû-yı bâzârlı kend-i mu‘azzamdır. Bunda Cığaloğlu'nun bir câmi‘-i musanna‘ı var kim vâcibü's-seyrdir. Andan 9 sâ‘at cenûba
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 305b ·
metinde göster ·
ibtidâ Acem şâhlarının taht-ı kadîmi, mekân-ı Şeyh Safî'dir. Sene (---) târîhin …
Cânib-i Irâk'a vâki‘ olmuşdur. Azerbaycân hâkinde ibtidâ Acem şâhlarının taht-ı kadîmi, mekân-ı Şeyh Safî'dir. Sene (---) târîhinde Süleymân asrında feth olup mîr-i mîrânlık olmuşdur. Ba‘dehû havâriciyân istîlâ edüp niçe kerre harâb u yebâb, hâneleri türâb ve halkı esîr-i kebâb olmuşdur. Ba‘dehû sene 1039 târîhinde Murâd Hân-ı Râbi‘in serdâr-ı mu‘azzamı Husrev-i şîr, dilîrâne ve sîyrâne hareket edüp ne Hemedân ve ne Dergüzîn ve Erdebîl'in koyup nehb ü gâret idelden berü gâyetü'l-gâye imâr olup hâlâ İrân-zemîn hükmünde hânlıkdır. Üç bin askere mâlikdir. Darûgası ve kelenteri ve münşîsi ve korucubaşı ve kadısı ve şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı vardır. Şehri cebel-i Sehlân'a bir günlük yoldur. Ve cânib-i erba‘ası birer günlük yol kûh-ı bâlâlardır. Şehri bir vâsi‘ sahrâ-yı çemenzâr [u] mahsûldârın tâ vasatına vâki‘ olup (---) cânibe bir âb-ı hayât buhayre vâki‘ olmuşdur. İbtidâ bânîsi Ermen meliklerinden Erdebîl veled-i Erdemînî, Yunaniyân'dandır. Hazret-i Ömer Basra'yı feth edüp Nihâvend'e Şeyh Sâriyetü'l-Cebel'i serdâr etdüğü sene hilâfet-i Hazret-i Ömer'de Hazret-i Ömer havfından binâ olunmuşdur. Zîrâ Hazret-i Ömer ahdinde cemî‘î müddet-i hilâfeti diyâr-ı Acem'de havâricî tâ’ifesiyle geçdiğinde anınçün diyâr-ı Acem'de Hazret-i Ömer'i sevmezler, ammâ Ebâbekir ve Osmân'a ol kadar dınmazlar. Ve bu Erdebîl, zamân-ı kadîmde eyle sevâd-ı mu‘azzam imiş kim bir tarafı tâ cebel-i Seylân'a varırmış. Hâlâ bu şehr ile kûh-ı Seylân'ın mâbeyni iki fersahdır. Her fersahı on ikişer bin girme adımdır. Bu hesâb üzre yigirmi dörd bin adım 306a olur. Bir kûh-ı bülend-i Seylân'dır kim tâ zirve-i a‘lâsında ilâ kıyâmı'd-deverân zemîn-i İrân {ber-devâm olalı} ol kûh-ı bülend üzre berf zâ’il olmamışdır. Hâlâ şitâ ve Temmûz'da selc rahmeti kûh-ı bülend üzre sîm-i hâlis gibi nümâyândır. Anınçün bu Erdebîl'in cemî‘î âb-ı rahmetleri kûh-ı Seylân'dan gelüp cemî‘î mezâri‘ât yerleri reyy eder bir lezîz âb-ı hayât [u] cân, zülâl-ı hayevân, ayn-ı Seylân'dır. Ve gâyet serî‘u'l-hazm olduğundan şehr-i Erdebîl'in ahâlîsi ma‘dî kerb kadar ta‘am tenâvül edüp âb [u] hevâsının letâfetinden gâyet tenperver ve tendürüst mahbûb u mahbûbeleri olur. Ve cümle ünâsı Şâfi‘iyyü'l-mezheb geçinürler ammâ dürûğ güftâr ederler. Şâh İsmâ‘îl anları mezheb-i nâ-hakk-ı Ca‘ferîyyeye da‘vet edüp teşennu‘ı teşeyyu‘a tebdîl idelden berü cümlesi nohûdî mezheblerdir. (---) Ve Erdebîl şehriyle şehr-i Tebrîz-i dilâvîz mâbeyni yigirmi beş fersahdır. Sebük-bâr atı ile iki merhale zemîndir. Ve hevâ-yı dilârâsı gûyâ Erzurûm'a müşâbihdir, şiddet-i şitâsı şedîd olur. Lâkin galle-i mahsûlât-ı hubûbâtı vefret üzre olup gendüm mahsûlâtının kesretinden hâsılı sene-i âtiyyeye kalır. Bir kilesinden seksen kile hubûbât hâsıl olur. Lâkin zemistânından bâğ u bâğçesi ve müsmirrâtı yokdur. Ammâ müşebbek bostânları ve gül-i gülistânları çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 305b–306a ·
metinde göster ·
sekiz yüz hâneli âbâdân kenddir. Andan 7 sâ‘atde yine şehr-i Tebrîz-i dilâvize …
Kend-i Mirza İmâd: Nâhiye-i Dîdeherd hâkinde sekiz yüz hâneli âbâdân kenddir. Andan 7 sâ‘atde yine şehr-i Tebrîz-i dilâvize dâhil olup niçe gün dahi zevk [u] safâ edüp cümle kelenter ve darûga ve mihmândârlar bin baş kârbân âmâde edüp Hoy cânibine ve şehr-i Behistân hânına ve kal‘a-i Çûres hânına ve Revân hânına hakîre ri‘âyet edüp her menzilde nâmdâr kulağızlar verilmesiyçün mektûblar terkîm olundu. Ve Paşa-yı âlîşân efendimize nâme-i muhabbet-üslûblar yazılup on katar tâvûsî deve yükü pirinç ve huşk-i engür ve sâ’ir huşk-i Abbâsî emrûd ve gülnâr ve âlûlar verdi ve iki küheylân karaçabuk atı ve dörd aded alaca çapar atı verdi. Ve iki Gürcî gulâmlarının ellerinde dîbâ ve zerbâf ve zencîrbâf ve müşk [ü] anber-i hâm ve peten bâf-ı akmişe-i fâhireler ile Gürcî gulâmların verdi. Ve hakîre on tümen Abbâsî ve iki tümen bisitî ve bir Gürcî gulâmı ve bir semmûr Acemâne kürk ve bir kat Acemâne câme ve iki kürk-i kebûtî ve altı aded serbend hanî ve bir katar yükü mâya tavûsî-devesiyle Revân pirinci ve bir karaçabuk atı ve bir alaca çapar Özbek atı Acemâne eğeri ve licâmıyla ihsân edüp cümle ihtilât etdiğimiz dostlarımızla vedâlaşup ertesi ale's-sabâh hân-ı âlî-şân askeriyle süvâr olup kerrenây [u] kös-i Hakâniyânın ve sûr-ı Efrâsyab'ın döğüp çalarak bizi göndere gidüp Tebrîz hâricinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 306b ·
metinde göster ·
ma‘mûr [u] âbâdân kend-i hıyâbândır. Cümle üç yüz hâne-i gülistândır ve evkâf-ı …
Menzil-i kend-i Hacı Harâmî: Tebrîz hâkinde ma‘mûr [u] âbâdân kend-i hıyâbândır. Cümle üç yüz hâne-i gülistândır ve evkâf-ı Hazret-i Şâm-ı Gazan'dır ve kabr-ı Şâm-ı Gazan bu kendden nümâyândır. Bunda mihmândâr aceb hizmet edüp mihmândârlık eyledi. Ale's-sabâh bu kendden iki yüz yekkesüvâr âdem refîk olup kelenter vedâ‘ edüp avdet etdi. Andan cânib-i şimâle (---) sâ‘at kend-i imâristân içre gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 307a ·
metinde göster ·
başka sultânlıkdır kim bin mikdârı nökere mâlikdir. Kadı ve müftî ve nakîbi ve …
Evsâf-ı kal‘a-i Hoy-ı dilcûy: (ve) Şehr-i hûb-hûydır ve Menend'e mânend şehr-i İrem'dir, Azerbaycân hâkinde başka sultânlıkdır kim bin mikdârı nökere mâlikdir. Kadı ve müftî ve nakîbi ve münşî ve kelenter darûgası ve korucusu ve diz çökenleri ve mihmândârları vardır. Ve bu şehr-i Hoy-ı hûb, Menend'in cânib-i garbı tarafındadır ve mâbeynehümâsı on fersah yerdir. Kal‘ası bir düz sahrâda vâkı‘ olmuş şekl-i murabba‘ seng-binâ kal‘a-i zîbâdır. Dâiren-mâdâr cirmi yedi bin adımdır. Cânib-i erba‘asında handakı ol kadar amîk değildir. İki dervezesi var, biri cânib-i cenûba Bâb-ı Tebrîz, biri cânib-i garba Bâb-ı Menend. İçinde yüz aded hâne ve bir câmi‘i var. Bânî-i kal‘a Ferhâd Paşa'dır. Ammâ şehr-i kadîminin bânîsi Şah Haydar-ı Kerrârdır. Niçe kerre harâb u âbâdân olmuşdur. Taşra şehri yedi bin hâk-ı amber-i pâk ile mestûr hâne-i pür-nûrlardır. Ve cümle yetmiş mihrâb ve on bir cum‘adır ve iki hammâm ve yedi hân ve bin aded esvâk-ı sultân ve cânib-i erba‘ası bâğ u bostân ile müzeyyen bir hûb-huy ve mahbûb ve mahbûbesi dilcûy, şehri-i müşk-bûydur. Bu şehr-i azîmin devri kâmil on üç bin hatve ile, gulâmlarımız adımlamışdır. Murâd-ı Gâzî harâb idelden berü henüz âbâdân olmadadır. Ve cümle sahrâsında mahsûlâtı dânedâr pirinci hâsıl olduğundan hevâsı harârete mâ’ildir ve pembesi ve âbdâr engûrü olur. Ve nehri Kûh-ı Selmâs'dan cem‘ olup nehr-i Araz'a rîzân olur. Bâğistân, bûsitân [u] gülistânı meşhûrdur. Ve müsmirrâtından 307b memdûhî peygamber emrûdu, şîrîn ve âbdâr-ı hoş-hordur kim nazîri yokdur. Ve âb [u] hevâsının letâfetinden cümle halkının reng-i rûyları gâyet beyâzdır. Ve mahbûb u mahbûbesine hadd [ü] hasr yokdur. Ve ba‘zı müverrih âlimler bu şehre Türkistân, Avşaristân, İrânistân derler. Şehr-i kadîm ve bender-i azîmdir ve cümle nevâhîleri yüz seksen pâre avadân kend [ü] büldânları var. Ve ekseriyyâ halkı Şâfi‘î-Sünnî mezheblerdir. Şâh İsmâ‘îl bu kavmden tûl-i sakal harâcı alırmış. Hâlâ Şâh Safî'den berü mu‘âflardır. Sakalların uzadup sakal harâcı vermezler. Ve mahbûb u mahbûbesine hadd [ü] hasr yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 307a–307b ·
metinde göster ·
bin hâneli ve câmi‘ ve hân ve hammâmlı ve esvâk-ı muhtasarlı ma‘mûr kenddir. Sa …
Menzîl-i kend-i Avşarlı: Revân hâkinde bin hâneli ve câmi‘ ve hân ve hammâmlı ve esvâk-ı muhtasarlı ma‘mûr kenddir. Sahrâsında cümle mahsûlâtı pirinçdir. Ve cümle re‘âyâsı Sünnî mezheb Avşar kabîlesi Türkmânı olduğundan Avşarlı kendi derler. Başka kelenteri ve mihmândârı vardır. Andan yine nehr-i Araz sâhilince imâristân ve mesîregâh gülistân kendler içre teferrüc ederek 7 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 308a ·
metinde göster ·
… e sâ’ir tekâlîf-i yasavuldan bile mu‘âf [u] müsellem olmuş müslimlerdir. Şemahı
hâkinde
âbâdân kend-i meşhûrun biri dahi budur. Andan yine taraf-ı şimâle sahrâlar içre …
Ez-în-cânib yine sadede rücû‘ edelim. Bâlâda tahrîr olunan menzil-i Gökçay kend-i azîmdir. Kelenteri ve mihmândârı vardır. Cümle yedi yüz hânedir. Bâğı ve bâğçesi vardır. İpeği memdûhdur. Cümle halkı sünnîlerdir kim Şâh İsmâ‘îl'e sakal harâcı verirlermiş, ammâ hâlâ bu Abbâs-ı Sânî'de sâ’ir tekâlîf-i yasavuldan bile mu‘âf [u] müsellem olmuş müslimlerdir. Şemahı hâkinde âbâdân kend-i meşhûrun biri dahi budur. Andan yine taraf-ı şimâle sahrâlar içre 7 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 312a ·
metinde göster ·