… erin termîm edüp ceng ederdi. Ammâ derûn-ı kal‘ada olan küffâr kaht [u] galâdan
hâlleri
mükedder idi.
Bu minvâl-i meşrûh üzre kal‘a-i Kostantıniyye yigirmi gün muhâsara olup aslâ feth [u] fütûhdan bir eser zuhûr etmeyüp cümle guzât-ı müslimîn ve yetmiş evliyâullâh-ı muvahhidîn ve üç binden mütecâviz mezâhib-i erba‘ada fetvâ sâhibi ulemâ-yı âmilîn ve bu kadar meşâyihân-ı sâlikîn kal‘anın yigirmi günden berü feth olmaduğuna müte’ellim olup cümlesi bir yerden Cenâb-ı Bârî'ye derûn-ı dilden teveccüh-i tâm edüp fethin ricâ etdükleri hâlde hemân bi-emrillâhi Ta‘âlâ İslâmbol üzre bir zulemât çöküp bir ra‘d ü berk olup ol ân 27b Atmeydânı tarafında bir âteş zâhir olup evc-i âsumâna peyveste olup evc-i âsumâne şeddâdî binâları perrân ber-hevâ atup kimi berre ve kimi cânib-i bahre düşüp ol gün derûn-ı kal‘adan üç bin kâfir havf [u] haşyetlerinden kal‘adan taşra firâr edüp kimi İslâm ile müşerref olup hidmet-i pâdişâhide oldu, kimi birer diyâra firâr etdi. Ammâ yine küffâr gayret-i Mesîhiyye'yi elden komayup kal‘anın rahnedâr yerlerin termîm edüp ceng ederdi. Ammâ derûn-ı kal‘ada olan küffâr kaht [u] galâdan hâlleri mükedder idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 27a–27b ·
metinde göster ·
… cânları acısından niçe bin temâşâcıların içine düşüp cümle halk birbirine girüp
hâlleri
ve esbâbları harâb olup azîm temâşâ olup mudhikâne acîbeler görülür.
Ve kâğızdan niçe yüz aded kal‘alar yapup birbirleriyle birer sâ‘at ceng-i azîm edüp âteş-feşânlıklar ederler. Ve yine fişekden eşkâl-i papaslar ve Freng ve Yahûdîler ve Kızılbaş sûretleri birbirleriyle ceng-i azîm ederler. Ve yine fişekden eşkâl-i at ve katır ve deve ve sığır ve fîl [ve] câmûs ve hımâr ve kelb [ve] hınzîr sûretleri peydâ edüp bunlara âteş etdikce bu sûretlerin içinde pinhân olan üstâdlar halk üzre yürüyüp âteş havfından temâşâcılara bir hây-hû kopar kim ta‘bîr olunmaz. Ve hayâtda olan hımârlara ve kelb-i akûr ve ayulara ve kurdlara ve hınzîrlere fişekleri bağlayup âteş etdiklerinde fakîr hayvânlar cânları acısından niçe bin temâşâcıların içine düşüp cümle halk birbirine girüp hâlleri ve esbâbları harâb olup azîm temâşâ olup mudhikâne acîbeler görülür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 183a ·
metinde göster ·
budur. Zîrâ cümle evleri ormanlar içredir. Birbirlerinden havf ederler. Bu Kota …
Evsâf-ı aşîret-i Kutası : Beğlerinin ismi (---). Cümle yedi bin asker olur. İskelelerine Kotası derler. Tahta ile binâ olunmuş hasır örtülü mahzenleri vardır. Köyleri, limana havâle dağlardadır. Limanında Kefe ve Taman gemileri çokdur. Azağ'a sefer-i azîm olduğun bunlardan dahi haber alup birkaç Kırımlı âşinâlar bulduk. Ve her bâr bu aşîret içine Çerkes diyârından Kırım atlıları gelüp bey‘ [u] şirâ ederler. Ankâ ve mutî‘ kavmi vardır. Zirâ yerleri sarp değildir, buğday dahi zirâ‘at ederler. Bundan gayrı tahrîr olunan Abaza diyârlarında cümle pasta darısı ekerler. Bir kilesi yüz kile darı verir. Bu Kotası kavminin dahi evleri cümle sazdan ve tahta örtülü evlerdir. Ocakları ortadadır. On eve bir kabak ta‘bîr edüp cânib-i erba‘aları kal‘a-misâl çit azbarlardır. (?) Cümle hayvanâtların her gice hıfz edüp arslan-misâl kelbleri ile nevbet beklerler. Cemî‘î Abaza aşîretlerinin hâlleri budur. Zîrâ cümle evleri ormanlar içredir. Birbirlerinden havf ederler. Bu Kotası kavmi ile Jana Çerkesi gâyet yakın meşâdır. Mabeynehümâlarında bir cebel-i suğra üzre bir konakda Jana'ya varılur. Bunlar Çerkesce dahi bilirler. Bunlar Çerkese; Çerkes, bunların limanına emân ile metâ‘ getirirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 258a ·
metinde göster ·
Ammâ bu dîvânda bin bir ayak bin ayak üzre durup, Âya bu âdemlerin
hâlleri
neye müncer olur?" deyüp temâşâya gelmişler. Cellâdlarsa kabza-i şemşîri ele al …
Ammâ bu dîvânda bin bir ayak bin ayak üzre durup, Âya bu âdemlerin hâlleri neye müncer olur?" deyüp temâşâya gelmişler. Cellâdlarsa kabza-i şemşîri ele alup âmâde olmuşlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 271b ·
metinde göster ·
… p kara şapkasın göstermeğe kâdir değiller idi. Bu hâl ile zahîre muzâyakasından
hâlleri
diyergûn olup asker-i Tatar günden güne şîrînleyüp tabura zenbûr-ı asel gibi üş …
Hikmet-i Hudâ üç gün üç gecede küffâr tabur içre farzen eyle oldular kim handak içinden bir kâfir kara başın kaldırup kara şapkasın göstermeğe kâdir değiller idi. Bu hâl ile zahîre muzâyakasından hâlleri diyergûn olup asker-i Tatar günden güne şîrînleyüp tabura zenbûr-ı asel gibi üşürlerdi, ammâ bir tarafdan tabura hücûm edemezlerdi, ammâ küffâr cânları havfına düşdüler ve girdâb-ı gamda kalup şaşdılar ve tabur içre bed râyihadan kendülere sinekler üşdüler. Ve Erdel Seykeli tarafından "İmdâd ve zahîre gele" deyü muntazır iken ol cânibin dahi her dıraht sâyesinde Tatar ile Leh ve Kazak askeri kemîngâhlarda pinhân olup imdâd ve zahîre değil bir kuş uçurmazlardı ve gelen kâfirleri giriftâr-ı bend-i hicrân edüp kaçırmazlardı, zîrâ bu kadar bin dûzd-i çâpük Tatar-ı adû-şikâr destinden küffâr rehâ bulmayup tabur içre inek etlerin ve kendü atların yemeğe başladılar. Beş günden sonra kendü lâşe-i mürde-i murdârların yemeğe başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 42b ·
metinde göster ·
… ehzâd ve Ağa Rızâ tasvîrleri gibi zî-rûh-misâl timsâlleri var kim hemân zebân-ı
hâlleri
ve kelimâtları yok putlardır, ammâ tebessüm-künân ve nigerân olmaları ibretdir, …
Ammâ hakkâ ki ma‘bedgâh-ı müslimîn olacak bir deyr-i musanna‘dır kim enderûn [u] bîrûnu Mânî ve Hassân ve Behzâd ve Ağa Rızâ tasvîrleri gibi zî-rûh-misâl timsâlleri var kim hemân zebân-ı hâlleri ve kelimâtları yok putlardır, ammâ tebessüm-künân ve nigerân olmaları ibretdir, ammâ bu sûretlere münâsib, beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 106a ·
metinde göster ·
… e gidüp rîh-ı şedîd teskîn olduğu yerde kalır. İlâ-mâşâ’allâh ol cezîreciklerin
hâlleri
böyle halk olunmuş aceb sun‘-ı Hudâ'dır. Hattâ bu cezîreler üzre ol kadar hoş s …
Andan hikmet-i Hudâ bu Saboç nâhiyesiyle Eçetvar'(ın) nâhiyesi hudûdundaki buhayre-i Eçetvar'dadır, ammâ bu taraflara yakındır. Ol buhayre içre küçük çemenzâr adacıklar vardır. Kaçan kim rûzgâr-ı zor-kâr muhâlif esse ol cezîrecikler çayırı ve çemeni, hacer ü şecerleriyle yerinden hareket edüp bir cânibden bir cânibe gidüp rîh-ı şedîd teskîn olduğu yerde kalır. İlâ-mâşâ’allâh ol cezîreciklerin hâlleri böyle halk olunmuş aceb sun‘-ı Hudâ'dır. Hattâ bu cezîreler üzre ol kadar hoş sular vardır kim hisâbın Hallâk-ı âlem bilir, zîrâ cümle küffâr ol i‘tikâddadır kim bu cezîreler Hazret-i Îsâ mu‘cizesi vâkı‘ı olup hayvânâtların sayd [u] şikâr etmezler. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 11a ·
metinde göster ·
… bî-îmân bu hâl-i perîşân ahvâl-i pür-melâli görünce bildi kim Uyvar'dan ziyâde
hâlleri
harâb ve yerleri âhir türâb olısardır. Kanı iki el bir baş içündür, kral uğurun …
Hemân küffâr-ı bî-îmân bu hâl-i perîşân ahvâl-i pür-melâli görünce bildi kim Uyvar'dan ziyâde hâlleri harâb ve yerleri âhir türâb olısardır. Kanı iki el bir baş içündür, kral uğuruna kırılırız diyen küffâr hemân sâ‘at derûn-ı kal‘adan "Amân, amân, ey güzîde-i Âl-i Osmân" deyü feryâd edüp kal‘a-i Leve'nin cânib [ü] etrâfına beyâz vere bayrakları zeyn edüp vere verdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 133a ·
metinde göster ·
… kadar gılâlı kal‘a-i Uyvar'a getirdiler. Meğer kaht [u] galâdan Uyvar halkının
hâlleri
mükedder olmuş imiş.
Ve yine arabalar bir kerre dahi Üstürgon'dan zahîre getirmeğe gitdiler. Ve ertesi gün yine ol kadar gılâlı kal‘a-i Uyvar'a getirdiler. Meğer kaht [u] galâdan Uyvar halkının hâlleri mükedder olmuş imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 29a ·
metinde göster ·
… leri birov kefereleridir kim elinde gümüş deyeneği vardır. Lâkin bir eyi hüsn-i
hâlleri
var. 78b Bu varoşa bir müselmân müsâfir gelse Macar katanasına demezler ve mü …
Budin vezîri hâssıdır kim bir çölistân-ı bî-amânda binden mütecâviz saz ve kamış örtülü Macar hâneleri ve üç aded kenîseleri ve câ-be-câ dükkânçeleri var, cümle Orta Macar katanası kâfirleri bunda yatup yemlenüp yiyeceklenüp taşra vilâyetlerd[e] şikâr alırlar, ammâ Keçkemet Macarının kızları ve sarâyı ve bâğları meşhûrdur. Hâkimleri birov kefereleridir kim elinde gümüş deyeneği vardır. Lâkin bir eyi hüsn-i hâlleri var. 78b Bu varoşa bir müselmân müsâfir gelse Macar katanasına demezler ve müselmâna Macar katanası var demeyüp birbirlerinden ikisini de hıfz edüp müselmânın yanına refîkler koşup elbette bir selâmete vâsıl ederler, zîrâ Budin vezîrinden eyle fermân olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 78a–78b ·
metinde göster ·
oldur kim oğlu doğsa müsâfirinin ismini oğluna kor, isterse müsâfiri müslim ve …
Ve bu Çerkez vilâyetlerinin hâlleri oldur kim oğlu doğsa müsâfirinin ismini oğluna kor, isterse müsâfiri müslim ve kefere olsun. Ve bu mezkûr yedi aded karındaşlar yüz pâre ma‘mûr kabağa kâdir bin pür-silâh güzîde askere mâlikdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 154b ·
metinde göster ·
var, aslâ yalan söylemezler ve yalan nedir bilmezler ve zinâ ve livâta ve calkz …
Ammâ bunların bir ey hâlleri var, aslâ yalan söylemezler ve yalan nedir bilmezler ve zinâ ve livâta ve calkzenlik nedir bilmezler. Cümle avretleri yüzleri açık gezerler. Erleri ne kadar bed-çehre ise avretleri ol kadar mahbûbe siyâh kaş ve siyâh kirpikli ve kudretden sürme gazâl gözlü zenâneleri olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 176b ·
metinde göster ·
… ı şeb-i târ-misâl olup uşşâkın akl-ı kâsırları târumâr olur. Her bir cüvânların
hâlleri
hâl-i Hâşimî hâl-i Hindû-vâr olup her bir hâlleri bin kez reşk-i müşk-i Tatar-ı …
Der-sûret-i çîn-i meh-cebîn mahbûbân: Gerçi cümle halkı Cezâyirli esbâbları gibi daracık (...) peşli ve geçirmeli ve göğüslüklü libâs geyüp bellerinde pala bıçak ve ellerinde nacak olup eynlerinde beyâz ve la‘l-gûn ihrâm ve siyâh burnus ve kapod libâslar geyerler. Ammâ mahbûbları beyâz Cezâyir ihrâmların arkalarına alup başlarında la‘l-gûn fesler geyüp beyâz ham gümüş gibi baldırların sığayup sâf billûr-misâl beyâz topukların uşşâkân-ı müştâkâna seyr [ü] temâşâ etdirerek ihrâm ile hırâm ederek mahbûbânları güzer etdiklerinde her tarafdan yâhû sadâsı istimâ‘ olunur. Ol kadar hüsn-i cemâlde ve lütf-i i‘tidâlde olup kelimâtları Rûmşadır, ammâ fasîh mevzûn ve mazmûn tekellüm edüp ser-i sa‘âdetlerinden ahmer-gûn feslerin ref‘ etdikde kâküllerinin her târı şeb-i târ-misâl olup uşşâkın akl-ı kâsırları târumâr olur. Her bir cüvânların hâlleri hâl-i Hâşimî hâl-i Hindû-vâr olup her bir hâlleri bin kez reşk-i müşk-i Tatar-ı Hoten değer. Hüsn-i letâfetleri ve şîvekâr-ı zarâfetleri vasıfdan hâriclerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 271b ·
metinde göster ·
… umâr olur. Her bir cüvânların hâlleri hâl-i Hâşimî hâl-i Hindû-vâr olup her bir
hâlleri
bin kez reşk-i müşk-i Tatar-ı Hoten değer. Hüsn-i letâfetleri ve şîvekâr-ı zarâ …
Der-sûret-i çîn-i meh-cebîn mahbûbân: Gerçi cümle halkı Cezâyirli esbâbları gibi daracık (...) peşli ve geçirmeli ve göğüslüklü libâs geyüp bellerinde pala bıçak ve ellerinde nacak olup eynlerinde beyâz ve la‘l-gûn ihrâm ve siyâh burnus ve kapod libâslar geyerler. Ammâ mahbûbları beyâz Cezâyir ihrâmların arkalarına alup başlarında la‘l-gûn fesler geyüp beyâz ham gümüş gibi baldırların sığayup sâf billûr-misâl beyâz topukların uşşâkân-ı müştâkâna seyr [ü] temâşâ etdirerek ihrâm ile hırâm ederek mahbûbânları güzer etdiklerinde her tarafdan yâhû sadâsı istimâ‘ olunur. Ol kadar hüsn-i cemâlde ve lütf-i i‘tidâlde olup kelimâtları Rûmşadır, ammâ fasîh mevzûn ve mazmûn tekellüm edüp ser-i sa‘âdetlerinden ahmer-gûn feslerin ref‘ etdikde kâküllerinin her târı şeb-i târ-misâl olup uşşâkın akl-ı kâsırları târumâr olur. Her bir cüvânların hâlleri hâl-i Hâşimî hâl-i Hindû-vâr olup her bir hâlleri bin kez reşk-i müşk-i Tatar-ı Hoten değer. Hüsn-i letâfetleri ve şîvekâr-ı zarâfetleri vasıfdan hâriclerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 271b ·
metinde göster ·
… kaldılar, ammâ elli bin asker dahi kalsa vechi vardır ve yerimiz dardır diyecek
hâlleri
yokdur. Ammâ bâlâda esâmîleri tahrîr olunan mâl defterdârı ve tîmâr defterdâr[ı …
Netîce-i merâm bâlâda tahrîr olunup Kandiye'de kalan cümle (---) asker tahrîr olunup kaldılar, ammâ elli bin asker dahi kalsa vechi vardır ve yerimiz dardır diyecek hâlleri yokdur. Ammâ bâlâda esâmîleri tahrîr olunan mâl defterdârı ve tîmâr defterdâr[ı] ve defter kethudâsı ve defter emîni ve muhâsebeci ve rûznâmeci bunların cümle köğleri ve kendlerinden hâss-ı hümâyûnları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 318a ·
metinde göster ·
… başında bulunursa hâline münâsib elbette ıydiyye bir kisve verirler. Bu hüsn-i
hâlleri
kırk yıldan berü bir diyârda görmedim. İllâ Şâm Tarabulusu'nda Yeniçeri Ağası H …
Ve her dergâhda bu kadar müsâfirîn atıyla ve hüddâmlarıyla bir ay yatup kalksa istiskâl etmezler. Yıl başında bulunursa hâline münâsib elbette ıydiyye bir kisve verirler. Bu hüsn-i hâlleri kırk yıldan berü bir diyârda görmedim. İllâ Şâm Tarabulusu'nda Yeniçeri Ağası Hızır Ağa'da gördüm, bir de bu Elbasan'da gördüm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 365a ·
metinde göster ·
… a‘iyyeten nevm-i dâ’ime mübtelâ olup dâ’imâ (---)(---)(---) vâkı‘a gördükleri
hâlleri
cümle vâki‘dir.
Ammâ halkının reng-i rûyları saruya mâyillerdir, zîrâ bu diyâr afyon kânı olmağile halkının ekseri tiryâkîlerdir. Ammâ âb [u] hevâsının letâfetinden halkı tiryâkîliklerine göre nâne çöpü gibi ve yâdes kemiği-misâl arık âdemlerdir. Ve suyu balgamî olduğundan [[(---) (---) (---) (---)]] -mdirler ve tiryâkî olduklarından ve tiryâkî olmayanlar dahi cümle lecûc kavimdir, zîrâ sahîh (---)(---) kahvehânelerinde Ashab-ı Kehf'e teba‘iyyeten nevm-i dâ’ime mübtelâ olup dâ’imâ (---)(---)(---) vâkı‘a gördükleri hâlleri cümle vâki‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y16b ·
metinde göster ·
… bir cezîre-i mahsûldâr imiş. Ve hâlâ İşpanya tasarrufundadır. Ammâ Cezâyirliden
hâlleri
mükedder imiş.
Cezîre-i Sardinye: Yedi yüz mîl bir cezîre-i ma‘mûr imiş. Azîm limanları ve sa‘b kal‘aları ile ârâste bir cezîre-i mahsûldâr imiş. Ve hâlâ İşpanya tasarrufundadır. Ammâ Cezâyirliden hâlleri mükedder imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y125b ·
metinde göster ·
… erdir, zîrâ türâb yokdur. Kimi oturur ve kimi yatır ve kimi sücûd eder şeklinde
hâlleri
üzre âsûdedirler. Be-kavl-i tevârîh bunlara suhuf nâzil olmuş nebîlerdir, deyü …
Ziyâretgâh-ı evlâd-ı Hazret-i İshâk ve evlâd-ı Hazret-i Ays: Bir kûhsârın dâmeninde bir gâr-ı azîm içre on iki vücûd-ı şerîf âsûdedirler. Ammâ medfûn değillerdir, zîrâ türâb yokdur. Kimi oturur ve kimi yatır ve kimi sücûd eder şeklinde hâlleri üzre âsûdedirler. Be-kavl-i tevârîh bunlara suhuf nâzil olmuş nebîlerdir, deyü tahrîr etmişler. Ammâ türbedârlar bunların yanına varmağa men‘ edüp rızâ vermezler, zîrâ kefenleri mürûr-ı eyyâm ile rîze rîze olup ba‘zı Y 207a avret yerleri mekşûf imiş. Ol ecilden huzûrlarına varmağı men‘ edüp gâr kapusundan du‘â ederler. Hakîr dahi bu pendi kabûl edüp eyle du‘â etdik ve şefâ‘atlerin ricâ eyledik. Ve bunlardan taşra ol bâğ-ı iremde bir kaya dâmeninde bir kubbe-i âlî içre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y206b–Y207a ·
metinde göster ·
vardır. Evkât-ı hamsede rada etdikleri mahalde cümle meş‘alleri çerâğân-ı cinân …
Ve Mısır askerinin ganîmetinden bir hüsn-i hâlleri vardır. Evkât-ı hamsede rada etdikleri mahalde cümle meş‘alleri çerâğân-ı cinân edüp nısfu'l-leylde âyende vü revendeyi kahveye teklîf edüp halka helvâlar ve şeker ve börekler ve fındık ve fısdık ve cevizler ve hurmâ ve leblebi ve kâkler ve akîde ve nebâtları eyle bezl ederler kim Hudâ âlîmdir halkın ekseri cebine şeker ve fındık doldurup yola revâne olduklarında eğlence olur. Ve menzil karîb ise bir sâ‘at yer kaldıkda Bedevî Urbânlarından İbn Halvân derler kırmızı şâllı kırk âdem vardır, bir mürtefi‘ yere çıkup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y376b ·
metinde göster ·
Mısır a‘yânları bilüp anıniçün ricâ etmezler. Herîf-i (---) şerîf (---) şerîf b …
Bu hâlleri Mısır a‘yânları bilüp anıniçün ricâ etmezler. Herîf-i (---) şerîf (---) şerîf bî-çâre mâlı var ise verüp bir bûriyâ üzre kalur. Mâlı yoğsa arıkhâne ta‘bîr ederler, cehennem anın yanında A‘râfdan anda haps (---)(---)(---)(---)(---)(---) ederler. Bir gece anda duran âdem hayâtı memât bâzârında bulur. Âhir köğlerin ve milk-i emlâkin satup halâs olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y61a ·
metinde göster ·
… mak ile âb [u] hevâsının hükmü halkı cebbâr ve mütekebbir olur ve sehel zamânda
hâlleri
mükedder olur. Devletleri ber-devâm değildir, zîrâ ma‘îşetlerine vakfullâh karı …
Ve âb-ı Nîl ata ve avrete gâyet nâfi‘dir. Lâkin Ferâ‘ine memleketi olmak ile âb [u] hevâsının hükmü halkı cebbâr ve mütekebbir olur ve sehel zamânda hâlleri mükedder olur. Devletleri ber-devâm değildir, zîrâ ma‘îşetlerine vakfullâh karışmışdır. Ve Nîl'in niçe hâssası var, ammâ Q 218aP 215a bununla iktifâ etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y160b ·
metinde göster ·
Ol gece sabâha dek şehr-i Mısır içinden benem dîger nîst diyenlerden bin iki yüz bahâdırân-ı dilâverân yiğitler yazılup Âdiliyye'ye çıkdılar. Akîblerince üç şâhî top varup der-akab topları atup andan ılgar ile salt iki bin âdem dörd gün dörd gece Akabe askerine vâsıl olup cümlesi bir yere gelüp dağa taşa piyâde askeri döküp aşkıyâ Urbân bu hâli görüp deryâ-misâl asker geliyor gelir gelür, hemân kâ’ide-i nahviyyûn üzre "Firâren an tevâliye'l-kesürât" deyüp karârları firâra mübeddel olup cümle asâkir-i İslâm selâmetle Akabe'yi aşup öte tarafda huccâc-ı müslimîni konmuş buldular, ammâ hâlleri diyergûn buldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y207b ·
metinde göster ·
… versen üç dörd gün hizmet eder. Ba‘zıları def‘-i cû‘ etmeğiçün hizmet ederler.
Hâlleri
mükedder, ma‘âşları böyle mukadder olmuş uryân kavmdir. Ammâ gazaba geldikde ta …
Ammâ mahbûbları ayân u beyân ve uryân esmerü'l-levn gılmân-ı hussânları bir fûla muhtâc ve ac u gürüsne zâc serserî gezerler. Bir iplik versen üç dörd gün hizmet eder. Ba‘zıları def‘-i cû‘ etmeğiçün hizmet ederler. Hâlleri mükedder, ma‘âşları böyle mukadder olmuş uryân kavmdir. Ammâ gazaba geldikde tarfetü'l-ayn içre âteş pâre olurlar. Sevdâ-yı mahz kavm-i lecûcdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y415b ·
metinde göster ·