… ldun. Senin dîdelerinden nem kapdım. Yohsa bu pîştahtalar senin midir?" dedikde
hân-ı cedîd
eyitdi: "Belî! Cümle benimdir, babamın değildir. Zîrâ ekseriyyâ kitâblar kendi …
Paşa-yı ârif eyitdi. "Oğul, ne hoş! Bukâ-âlûd oldun. Senin dîdelerinden nem kapdım. Yohsa bu pîştahtalar senin midir?" dedikde hân-ı cedîd eyitdi: "Belî! Cümle benimdir, babamın değildir. Zîrâ ekseriyyâ kitâblar kendi hattımlandır. Ketebeleri ve imzâ ve mühürleri şâhid-i âdildir" dedikde paşa adâlet ve ayn-ı inâyet eyleyüp ol dörd aded sandûka ve pîştahtaları âb-ı rûları ve miftâhlarıyla Ziyâeddîn Hân'a hibe eyleyüp cümle huzzâr-ı meclis paşaya hayr du‘â etdiler. (---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 275a ·
metinde göster ·
… unda iki yüz kise ağalarına teslîm edüp huccet-i şer‘iyyeye kayd olunup paşa ve
hân-ı cedîd
ellerine huccet-i şer‘-i mübîn aldılar ve Van kulları paşaya elli kise ücret-i …
Mezkûr mezâd-ı sultânî dörd günde itmâm bulup tahsîl olunan mâldan Van kulunun iki yüz kise harâcları hâsıl olup paşa cemî‘i kulların huzûrunda iki yüz kise ağalarına teslîm edüp huccet-i şer‘iyyeye kayd olunup paşa ve hân-ı cedîd ellerine huccet-i şer‘-i mübîn aldılar ve Van kulları paşaya elli kise ücret-i kadem verdiler ve hândan intikâm almış oldular ve Malazgird Beği Mehemmed Beğ'in kırk bin aded gâret olunan koyunları içün mâbeyne muslıhîn girüp yetmiş kise mâl verilüp paşa ve hân-ı cedîd ellerine huccet-i şer‘iyye aldı ve Mehemmed Beğ paşaya yigirmi kise hizmet eyleyüp yer öpüp eydür "Efendim, kırk bin koyun içün bir akçe almasam hâtırım hoş idi. Hele dünyâ gözüyle hândan intikâmım aldım ammâ neyleyim, ardı sıra gidüp bulamadım. Olmaya illâ hayr" deyü {Malazgirdli Mehemmed Beğ} elli kise mâl ile mukaddemâ paşanın hân ganîmesinden getürüp verdiği otağına gitdi. Mâ‘adâ bevâkî mâlları paşadan bir ferd-i âferîde su’âl etmeyüp ve mezâd-ı sultânîde kendinin artırup aldığı zî-kıymet hil‘at-i fâhireleri ve akmişe-i vâfireleri ve her kimyâb makûlesi zî-kıymet bahâların kimesne su’âl etmeyüp kendü ağavâtlarının mezâd-ı sultânîde aldıkları eşyâları bahâları hod ulâ bi't-tarîk ağalardan ve mu‘tebereden aslâ su’âl olunmadı. Hemân Hak berekât-ı Halîl vere.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 279a ·
metinde göster ·
… et olunan koyunları içün mâbeyne muslıhîn girüp yetmiş kise mâl verilüp paşa ve
hân-ı cedîd
ellerine huccet-i şer‘iyye aldı ve Mehemmed Beğ paşaya yigirmi kise hizmet eyle …
Mezkûr mezâd-ı sultânî dörd günde itmâm bulup tahsîl olunan mâldan Van kulunun iki yüz kise harâcları hâsıl olup paşa cemî‘i kulların huzûrunda iki yüz kise ağalarına teslîm edüp huccet-i şer‘iyyeye kayd olunup paşa ve hân-ı cedîd ellerine huccet-i şer‘-i mübîn aldılar ve Van kulları paşaya elli kise ücret-i kadem verdiler ve hândan intikâm almış oldular ve Malazgird Beği Mehemmed Beğ'in kırk bin aded gâret olunan koyunları içün mâbeyne muslıhîn girüp yetmiş kise mâl verilüp paşa ve hân-ı cedîd ellerine huccet-i şer‘iyye aldı ve Mehemmed Beğ paşaya yigirmi kise hizmet eyleyüp yer öpüp eydür "Efendim, kırk bin koyun içün bir akçe almasam hâtırım hoş idi. Hele dünyâ gözüyle hândan intikâmım aldım ammâ neyleyim, ardı sıra gidüp bulamadım. Olmaya illâ hayr" deyü {Malazgirdli Mehemmed Beğ} elli kise mâl ile mukaddemâ paşanın hân ganîmesinden getürüp verdiği otağına gitdi. Mâ‘adâ bevâkî mâlları paşadan bir ferd-i âferîde su’âl etmeyüp ve mezâd-ı sultânîde kendinin artırup aldığı zî-kıymet hil‘at-i fâhireleri ve akmişe-i vâfireleri ve her kimyâb makûlesi zî-kıymet bahâların kimesne su’âl etmeyüp kendü ağavâtlarının mezâd-ı sultânîde aldıkları eşyâları bahâları hod ulâ bi't-tarîk ağalardan ve mu‘tebereden aslâ su’âl olunmadı. Hemân Hak berekât-ı Halîl vere.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 279a ·
metinde göster ·
Ve hân-ı cedîd Ziyâeddîn Hân şehr-i Bitlîs'in ahâlîlerine âdet-i kadîmeleri üzre kudümiyye üç yüz kise mâl cem‘ edüp paşaya kâmil yüz kise hizmet edüp beşer tula at ve on katar-ı katır ve on zırh ve on gulâm ve beş aded pâkîze duhter-i gül-endâm ve bir otak-ı nakş-ı bukalemûn-ı benâm ve elli şemmâme amber-i hâm verdi ve yeni hân sa‘âdetlü pâdişâha tecdîd-i berât içün yüz kise mâl vermeğe ta‘ahhüd edüp bâlâda tahrîr olunan üç kıt‘a sandûkaları tekrâr açup cemî‘i cevâhirlerin kırat-be-kırat tahrîr edüp paşaya Allah emâneti verilüp paşa dahi Van kullarına teslîm edüp Van kal‘ası hazînesinde hıfz olundu ve sa‘âdetlü pâdişâhın tecdîd-i hükûmet berâtı masrafına ve Âsitâne'de sadrıa‘zama dahi elli kise vermeğe hân ta‘ahhüd edüp üzerine Mataracı Deye Mehemmed Ağa me’mûr oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 279a ·
metinde göster ·
… ri tarafda mahpus olan Kürdistân beğlerini kayd [u] bend ile zabt [u] rabt edüp
Hân-ı cedîd
ricâsıyla Şirvân beğinin otuz kisesin alup "Bir dahi Âl-i Osmân vüzerâlarının e …
Ba‘dehû sene 1065 mâh-ı Ramazân-ı şerîfinin (---) gün şehr-i Bitlîs kurbünden kalkup deryâ-misâl asker ile avdet edüp yurd değişdirüp Rahova nâm mahalde menzil-i Hüsrev Paşa Hânı'nda meks olundu. Zîrâ ol mahalde âdem kanı râyihasından ve ordu kavminin muzahrafâtları müte‘affininden hareket olundu. Ve Ekrâd-ı haşerât şehirden ba‘îd olması ma‘kûl görülüp hicret olundu. Ve Ziyâeddîn Hân'ın devleti nizâm [u] intizâm bulmasiyçün bu mahalde bir gün tekâ‘üd fermân olunup Erzurûm eyâletinden imdâda gelen (---) aded sancak beğlerine birer hil‘at-i fâhireler ile izin verilüp serdârlarına bir hil‘at ve üç kise ve bir çeleng ve bir at-ı eşheb-i peleng ihsân olunup Erzurûm vâlîsine dahi bir mücevher hançer ve bir murassa‘ gaddâre gönderüp mektûblar verdi. Ammâ beri tarafda mahpus olan Kürdistân beğlerini kayd [u] bend ile zabt [u] rabt edüp Hân-ı cedîd ricâsıyla Şirvân beğinin otuz kisesin alup "Bir dahi Âl-i Osmân vüzerâlarının emrine inkıyâd eyle. Başın keserim ammâ hele hân oğlumun hâtırıyçün âzâd etdim" deyü hil‘at 280b giyüp dest bûs ederken Paşa, beğin kellesine eyle bir muşt-ı Âsafî urdu kim zemîni dahi iki kerre bûs edüp fakîr beğ başı yere düşdü zanneyleyüp iki kerre başın yoklayup perîşân-ı hâtır olduğundan otak kapusun gâ’ib edüp ağaları içine gitmek ister, andan taşra çıkup ol ân nefîrlerin çalmadan kalkup Şirvân'a doğru gitdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 280a–280b ·
metinde göster ·
… nâ-gûn şakalar ederdim. Tâ hakîri bildiler kim kendülerine nöker olmuşum. Artık
hân-ı cedîd
, ya‘nî Melek Ahmed Paşa çerâğı Ziyâeddîn Hân hakîri kendü hücresinde yatırdup b …
Anlar da çiftlik âdemlerinden su’âl etdiklerinde kelâmımın sıhhati zâhir olurdu. Bu hâl üzre bir ay dahi ömr-i hırâş-ı cân çekdiğim derûnumda pinhân ederdim, ammâ yine rûz [u] şeb tâ‘at [u] ibâdâta meşgûl olup tilâvet-i Kur’ân edüp Ehâdîs-i Nebeviye ve Tefâsîr-i Deylemiye okuyup alâ kadri't-tâka istitâ‘ımıza göre ulemâ-yı Ekrâd ile mesâ’il-i şer‘iyyeler görmeden de hâlî değil idik. Ve muta‘assıb olup bî-mezâkdır demesinler içün hân huzûrunda ve evlâdları Bedir ve Nûruddehr Beğ yanlarında ve sâ’ir mîr-i aşâyir mâbeynlerinde âlüfte [vü] âşüftelik edüp ilm-i mûsikîden kâr ve nakş ve savt ve zikr ve zecel ve amel ve tasnîfât ve hazengîr şekilli kaviller okuyup gûnâ-gûn şakalar ederdim. Tâ hakîri bildiler kim kendülerine nöker olmuşum. Artık hân-ı cedîd, ya‘nî Melek Ahmed Paşa çerâğı Ziyâeddîn Hân hakîri kendü hücresinde yatırdup bir ân hakîrsiz olmazdı, ammâ yine anlardan Allâh'a sığınmışdım, zîrâ derûnuma bir vehm âriz olup şeb [ü] rûz âgâh [u] hâzır-bâş olup aşağı ahurda birer arşın kalınlıkda fışkı üzre atlar eğerleriyle yatup huddâmlarım da cümle esvâblarıyla hâb-âlûd olurlardı ve gulâmların cümlesi silâhları yanlarında hâzırlar idi. "Ha" desem atlar eğerli pâybendlerin alup binmeğe muhtâc idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 12a ·
metinde göster ·
… kapu bir hurme ismi ile müsemmâ bir bâb-ı şâhrâhdır. Ve bâb-ı Su hânı ve bâb-ı
Hân-ı cedîd
ve Bâbü'l-halk ve Şeyh-hâne kapusu ve bâb-ı Tennâne ve Bâbi'l-âkıbe ve bâb-ı Ku …
Ve cümle on tokuz metîn demir kapulardır. Evvelâ bâb-ı Ihtarık(?) ve bâb-ı Kınvân ve bâb-ı Emîr Mehemmed Çelebi ve bâb-ı Iyşu'l-beşinnetî. Bu kapu bir hurme ismi ile müsemmâ bir bâb-ı şâhrâhdır. Ve bâb-ı Su hânı ve bâb-ı Hân-ı cedîd ve Bâbü'l-halk ve Şeyh-hâne kapusu ve bâb-ı Tennâne ve Bâbi'l-âkıbe ve bâb-ı Kubbetü'n-nasır ve bâb-ı Akabetü'l-hâk [[(---) (---)]] ve bâb-ı el-Kal‘atü'l-hisâr-pîçe ve Bâbü'l-ahmer ve Bâbü'l-aveynât ve kıbleye nâzır bâbü'l-Be[y]rût ve Bâbü'r-remil ya‘nî Kum kapusu [[(---) (---)]] kavî ağaç kapulardır. Her gece bevvâbları sedd edüp nevbet beklerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y185b ·
metinde göster ·