… et mâldâr hırsızlardır. Bu aşîretde Havka nâm bir karyede Zepraha nâm bir Abaza
hânesinde mihmân
olup cümle yeniçeri yoldaşlarımıza on koyun boğazlayup ziyâfet edüp sızbal ve ş …
Evsâf-ı aşîret-i Keçler : Bâğ-ı İrem-misâli bir mahsûlâtlı vilâyetdir. Yetmiş pâre kurâdır. İki bin tüfenk-endâza mâlikdir. Beğinin ismi (---) ve âb-ı hayât suları vardır. Ammâ Pisu nehri nâmında bir nehr-i azîm suyu var, gemiler girer. Kûh-ı Elburz'dan berü gelüp bu mahalde Karadeniz'e munsab olur. Mâh-ı temmûzda aslâ geçid vermez âb-ı hayâtdır. Kış günleri gemiler yatar emîn yerdir. Ve Keçler kavminden bu mahalle gelince bu nehrin iki cânibi bâğ-ı İremlerdir kim gûnâ-gûn meyve-i hüdâyîler hâsıl olur. Bu Keçlerin on bin askeri olur, çoğu atlılardır ve ulu kavmdir ve gâyet mâldâr hırsızlardır. Bu aşîretde Havka nâm bir karyede Zepraha nâm bir Abaza hânesinde mihmân olup cümle yeniçeri yoldaşlarımıza on koyun boğazlayup ziyâfet edüp sızbal ve şılharçı ve pastalar tenâvül edüp def‘-i cû‘ etdik. Andan yine garba iki konak,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 257a ·
metinde göster ·
olup Köprülü Mehemmed Paşa'ya ve sâ’ir a‘yâna mektûb-ı muhabbet-üslûblarımız ve …
Hacı Yûsuf Ağa hânesinde mihmân olup Köprülü Mehemmed Paşa'ya ve sâ’ir a‘yâna mektûb-ı muhabbet-üslûblarımız verüp me’mûr olduğumuz bölükbaşılar cem‘ine mukayyed olup şehr içre "At ve don ve mâl u menâl isteyen, ata, dona ve silâhına kâdir olan yiğitler gelsin" deyü dellâller nidâ etdirüp şehri seyr [ü] temâşâsına başladık. Evvelâ bu şehr-i Köprü Deşan dağının dâmeninde bir dereli ve depeli yerde iki cânibinden nehirler cereyân eder. Bir mahalde şekl-i murabba‘ taş binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır. Bir nehrine Boğazköy suyu derler, şehrin dibinden cereyân eder. Ve bir nehri şehrden bir sâ‘at ba‘îd nehr-i Istavloz derler. Şehr-i Köprü bu iki nehrin ortasındadır. Bu nehirler taşdığı mahal, Köpr[ü] sahrâsın gark eder. Bu nehirler Deşan dağından gelüp nehr-i Istavloz'dan ağaç cisr-i azîmden ubûr olunduğiyçün şehr-i Köprü derler. Gâyet musanna‘ çam direklerden cisr-i garîbdir. Amâlika asrında bu şehre Şındır kal‘ası derlerdi. Lisân-ı Amâlika'da şınd yine köprüye derler. Cisri, Hazret-i Risâlet mütevellid oldukda münhedim olup sonra haşebden binâ etmişlerdir. Ba‘dehû bu cisrden ubûr eden iki nehir Köprü şehrinden aşağı cereyân ederek Çeltiklik nâm mahalde nehr-i azîm Bafra'ya rîzân olur. Ve bu kal‘anın ibtidâ bânisi Amâlika meliklerinin binâsıdır. Andan Tarabefzûn tekürı destinden Âl-i Dânişmendî'den Melik Gâzî feth edüp andan sene (---) târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân muhâsara ile Koca kal‘asın feth edüp bu Şindir kal‘ası, ya‘nî Köprü kal‘ası emân ile feth olup hâlâ Amasiyye hâki hükmünde nısfı ze‘âmetdir ve nısfı Tokat hâkimi subaşılığıdır. Cümle cürm [ü] cinâyeti ve salb [u] siyâseti anın tasarrufundadır ve üç yüz akçe pâyesiyle şerîf kazâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 348a ·
metinde göster ·
… âların arz edüp geldiler. Hakîr beş yüz akçe müvellâ sâdât-ı kirâmdan Kederzâde
hânesinde mihmân
olup doğru merkad-i pür-envâr-ı Hacı Bayrâm-ı Velî âsitânesine yüzüm sürüp rûh- …
Evvelâ şehr-i Engürü'ye konakcımız tuğlar ile şehre dâhil olunca mahkeme-i şer‘-i Resûl-i mübîne varup cümle a‘yân-ı vilâyet: "Paşanız Erzurûm'a kapanup celâlî olmak istedi. Töhmet-i sâbıkası zâhir oldu. Ve hâlâ on bin asker cem‘ edüp Varvar Alî Paşa ile celâlî olmağa müttefiklerdir. Biz sizi pâdişâhın kal‘asına komazız" derler. "Ammâ paşa efendimizin çerâğ-ı efrûhteleri çok olmağıla üç gün müsâfir olup kakılıksın", dediler. Fâtiha tilâvet edüp mahkeme tarafından cümle iki bin yaftalı konaklar yazılup paşayı Çavuşzâde'nin hânesine kondurmağa karâr verirler. Ertesi gün bir alay-ı azîm ile kal‘a-i Ankara'ya dâhil olmuşuzdur kim eyle alayı Engüri halkı görmemişdir. Cümle halk istikbâle çıkup kal‘adan yigirmi pâre "Safâ geldin" topları endaht olunup paşa konağına nüzûl edüp cümle a‘yân-ı kibâr ile ehl-i esnâf-ı sığâr hedâyâların arz edüp geldiler. Hakîr beş yüz akçe müvellâ sâdât-ı kirâmdan Kederzâde hânesinde mihmân olup doğru merkad-i pür-envâr-ı Hacı Bayrâm-ı Velî âsitânesine yüzüm sürüp rûh-ı şerîfiyçün bir hatm-i şerîfe şurû‘ edüp ahd-i misâkımız üzre Balıkhisâr karyesinde Cenâb-ı Bârî'nin haber [u] âgâhımız yoğiken ihsân eyledüğü kiselerden yüz guruş nezrimi Tekye-i Bayrâm-ı Velî fukarâlarına taksîm edüp hayr du‘âlarıyla şerefyâb olup şehrin temâşâsına ibtidâ eyledik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 356a ·
metinde göster ·
… san Çelebi, mahkemede Hasan Ağa'ya teslîm edüp Hasan Ağa Mütevellî Hasan Çelebi
hânesinde mihmân
olup hakîr huddâmlarımla mukaddemâ hâne-i bî-minnet-i emânet-kârım ve yâr-ı gâr …
Menzil-i kal‘a-i Engürü: Şehre dâhil olunca ibtidâ mahkeme-i şer‘-i Resûl'e varup emr-i şerîfi mollaya ibrâz edüp kırâ’at olundukda mazmûn ma‘lûm-ı şerîfleri olup Mütevellî Hasan Çelebi, mahkemede Hasan Ağa'ya teslîm edüp Hasan Ağa Mütevellî Hasan Çelebi hânesinde mihmân olup hakîr huddâmlarımla mukaddemâ hâne-i bî-minnet-i emânet-kârım ve yâr-ı gâr-ı cânım olan Kederzâde efendim hânesinde mihmân olup cümle emânet koduğum esbâb [u] eskâllerimi ve bâr-ı sakîllerimi bî-küsûr verüp bir boğça ak kenarlı serâvîl kamîs ve on top sûf ve bir kıt‘a Kitâb-ı Miftâh verdi kim hakîre gûyâ bir genc-i Dârâ verdi. Ertesi Hasan Ağa kâ’ime mûcebince Hasan Çelebi'den cümle mâlları tahsîl edüp fakir Hasan Çelebi'yi kayd-bend ile paşaya götürmeğe müteveccih oldukda hâne sâhibimiz Kederzâde efendimiz bâr-ı sakîllerim hafîf olsun içün iki re’s seyishâne ihsân edüp cümle bâr-ı sakîllerim yükledüp hâne sâhibimizle vedâlaşup Engürü'den (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 367a ·
metinde göster ·
… emâ hâne-i bî-minnet-i emânet-kârım ve yâr-ı gâr-ı cânım olan Kederzâde efendim
hânesinde mihmân
olup cümle emânet koduğum esbâb [u] eskâllerimi ve bâr-ı sakîllerimi bî-küsûr v …
Menzil-i kal‘a-i Engürü: Şehre dâhil olunca ibtidâ mahkeme-i şer‘-i Resûl'e varup emr-i şerîfi mollaya ibrâz edüp kırâ’at olundukda mazmûn ma‘lûm-ı şerîfleri olup Mütevellî Hasan Çelebi, mahkemede Hasan Ağa'ya teslîm edüp Hasan Ağa Mütevellî Hasan Çelebi hânesinde mihmân olup hakîr huddâmlarımla mukaddemâ hâne-i bî-minnet-i emânet-kârım ve yâr-ı gâr-ı cânım olan Kederzâde efendim hânesinde mihmân olup cümle emânet koduğum esbâb [u] eskâllerimi ve bâr-ı sakîllerimi bî-küsûr verüp bir boğça ak kenarlı serâvîl kamîs ve on top sûf ve bir kıt‘a Kitâb-ı Miftâh verdi kim hakîre gûyâ bir genc-i Dârâ verdi. Ertesi Hasan Ağa kâ’ime mûcebince Hasan Çelebi'den cümle mâlları tahsîl edüp fakir Hasan Çelebi'yi kayd-bend ile paşaya götürmeğe müteveccih oldukda hâne sâhibimiz Kederzâde efendimiz bâr-ı sakîllerim hafîf olsun içün iki re’s seyishâne ihsân edüp cümle bâr-ı sakîllerim yükledüp hâne sâhibimizle vedâlaşup Engürü'den (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 367a ·
metinde göster ·
… i ra‘nâdır. Bunda Melek Ahmed Paşa efendimizin kethüdâsı Kudde Mehemmed Kethüdâ
hânesinde mihmân
olup bu şehri seyr [u] temâşâya şürû‘ eyledik. Nehr-i Furât'ın cânib-i şarkîsi …
Sebeb-i tesmiyesi oldur kim bu Diyârbekir hâkinde ılıcaya çermik derler. Bu şehrde ılıcalar olmağıla ol ismile müsemmâ bir şehr-i ra‘nâdır. Bunda Melek Ahmed Paşa efendimizin kethüdâsı Kudde Mehemmed Kethüdâ hânesinde mihmân olup bu şehri seyr [u] temâşâya şürû‘ eyledik. Nehr-i Furât'ın cânib-i şarkîsi kenarında (---) aded ma‘mûr u müzeyyen bâğ u bâğçeli hane-i zibâlardır. Sancakbeği tahtıdır. Hâssı 22.940 akçedir. Timarı 9 ve ze‘âmeti 105 ve alaybeğisi vardır. Ve yüz elli akçe kazâdır. Ve nâhiyesi (---) kurâdır. Kethüdâyeri ve serdârı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 60b ·
metinde göster ·
… kal‘a-i şehr-i atîk Merzifon: Paşa efendimiz Tabanıyassı silâhdarı Dilâver Ağa
hânesinde mihmân
olup üç gün meks etmek fermân olundu. Mukaddemen bu şehrin evsâfı bin elli yedi …
Der-zikr-i kal‘a-i şehr-i atîk Merzifon: Paşa efendimiz Tabanıyassı silâhdarı Dilâver Ağa hânesinde mihmân olup üç gün meks etmek fermân olundu. Mukaddemen bu şehrin evsâfı bin elli yedi senesinde Defterdârzâde ile Erzurûm'dan gelişde mufassal tahrîr olunmuşdur. Mükerrer tahrîri lâzım değildir. Andan cânib-i garba (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 92a ·
metinde göster ·
… dır. Cümleden bây Yergöğülü Hüseyin Ağa, bin kiseye mâlik kimesnedir. Paşa anın
hânesinde mihmân
olup paşaya üç gün ziyâfet-i azîm edüp beher yevm birer at ve üçer kîse verüp o …
Sene 816 târîhinde ibtidâ bânîsi Çelebi Sultân Mehemmed'dir. Özi eyâleti sancağı hükmünde hâsdır. Ve yüz elli akçe başka kazâdır. Nevâhîleri ve kethüdâyeri ve serdârı yokdur. Kal‘ası Tuna kenarında bir düz çemenzâr yerde şekl-i murabba‘ beyâz ahcâr ile mebnî bir kal‘a-i müdevver-i kavîdir kim dâ’iren-mâdâr cirmi bir adımdır. İçinde Mehemmed Hân câmi‘i ve dizdârı ve üç yüz neferâtı ve mehterânı ve cebehânesi 113a var. Ve sağîr ü kebîr şâhâne elli aded topları var. Ve cânib-i şarka bir demir kapusu var. Etrâfında handakı nehr-i Tuna ile mâl-â-mâl olup kapusu önünde zemberekli asma cisri var. Ve kal‘adan taşra varoşu etrâfında tabur handakı var. Ve kapusu önünde âyende vü revende mihmâna ârâmgâhı içün bir tahta ile mebnî bir kasrı var. Ve Tuna kenarında bir azîm limanı var. Hâlâ neferâtıyla başka kapudanı var. Tuna defterdârından vazîfe-i mu‘ayyeneleri var. Ve bu kal‘anın cânib-i şarkîsinde yine sâhil-i Tuna'da bir ma‘mûr varoşu var. Cümle altı yüz hâne bâğlı ve bâğçeli cümle şındıra tahta seksen aded esvâk-ı muhtasarı var. Lâkin cümle ahâlî-i re‘âyâsı Eflâk'dir ve varoş hüddâmları cümle Eflâkândır. Netîce-i merâm gâyetü'l-gâye intihâ-yı serhaddir. Niçe yüz kerre Eflâk kâfiri isyân edüp ibtidâ bu kal‘ayı muhâsara etdüğü zamânımızda on kerre ma‘lûmumuzdur. Ammâ bu kal‘a gâyet kâr [u] kisb yeridir ve ankâ kimesneler vardır. Cümleden bây Yergöğülü Hüseyin Ağa, bin kiseye mâlik kimesnedir. Paşa anın hânesinde mihmân olup paşaya üç gün ziyâfet-i azîm edüp beher yevm birer at ve üçer kîse verüp ol kadar bal ve yağ verdi kim ta‘bîr olunmaz. Ve Eflâk Beği Mati'den yedi araba akmişe-i fâhire ve yüz araba zahîre ve bir hınto münakkaş ve mutalla‘ koçi araba hedâyâ gönderüp içinde seksen kîse-i Eflâkî var idi. Ve bir tavla çıpgın bârgîr ve bir tavla yorga cıbırtay at pîşkeş geldi. Ve sâ’ir ağavâtlara dahi yüz re’s bârgîr hedâyâ gelüp bir yorga bârgîr dahi bu hakîre değdi. (---)(---)(---) .
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 112b–113a ·
metinde göster ·
… e aşâ‘ir [ü] kabâ’ili tahrîr olunmuşdur kim on gün on gice Melek Ahmed Paşa ile
hânesinde mihmân
olmuşuzdur. Andan,
Hükûmet-i Bitlîs-i Âl-i Abbâsiyân hân-ı Abdâl Hân-ı âlîşândır: Bunlara kavm-i Rujikiyân derler. Hakkarî kadar askere mâlik değildir ammâ ülkesi çokdur. Ve Abdâl Hân'ın ihsân ve in‘âmı Kürdistân halkına mebzûl olmağile cümle kavm-i Ekrâd hâkister-i efkende ve çâkeri olmuşlardır. Hîn-ı ma‘rekede elli bin âdem cem‘ etmeğe kâdirdir. Bâlâda cümle eyâleti ve aşâ‘ir [ü] kabâ’ili tahrîr olunmuşdur kim on gün on gice Melek Ahmed Paşa ile hânesinde mihmân olmuşuzdur. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 254b ·
metinde göster ·
… edüp ba‘de'l-asr ordu-yı İslâm'a girüp paşa eydür: "Bre bre şu nâmerd hân gerçi
hânesinde mihmân
olduğumuzda bize hokkabâz şekilli göründü ammâ müdebbir imiş. Kemîngâhlarda yiğ …
Bu haber-i mûhiş paşaya gelince, "Bre bre" deyüp tarfetü'l-ayn içre bunlara karîb vardıkda cümle başları bırakdırup elimize teklîf-i mâlâ-yutak edüp Mahmûdî Beği İbrâhîm Beğ ileride bulunup hânlılar da Bitlîs derelerine girme sadedinde iken İbrâhîm Beğ anları çevirüp çoğunun atları kalup Bitlîs deresine cân atam derken anları da kayd ü bend edüp çıt-a-çıt tüfengleşerek paşa dahi yetişüp altı yüz hân askerinden ancak iki yüz ellisi piyâde sengistâna düşüp halâs oldular. Üç yüz ellisi hemân ol mahalde dendân-ı tîğdan geçüp cümle kelleleri paşa leşkeri yanında bırakdırup bizim şehîdlerin iki yüz aded kellelerin hemân ol mahalle bir dere içre bir bayır altında defn edüp ba‘de'l-asr ordu-yı İslâm'a girüp paşa eydür: "Bre bre şu nâmerd hân gerçi hânesinde mihmân olduğumuzda bize hokkabâz şekilli göründü ammâ müdebbir imiş. Kemîngâhlarda yiğit saklarmış. Tiz dellâllar nidâ eylesünler kim her kim çete ve yağma ve talana giderse katl ederim." deyü yemîn edüp münâdîler nidâ edüp ol gice cemî‘i ümerâlara fermânlar gidüp taraf taraf cânib-i erba‘ada ince karavullar ta‘yîn olunup "Herkes çadırlarında hâzır-bâş olsunlar ve çadırlarından bir hay huya çıkmasınlar ve ata binmesinler ve âteş yakmasınlar ve tüfeng atmasınlar." deyü gûnâ-gûn tenbîh ü te‘kîdler olunup ordunun cânib-i erba‘asına birer tüfeng menzili ba‘îd kat-ender-kat ince karavullar konulup herkes haymesinde hâzır-bâş dururlardı. Zîrâ imdâda gelmeyen Kürdistân beğlerinden havf olunurdu. Ve Bitlîs Hânı Abdâl Hân'ın umûr-dîde olduğundan ve müdebbir ü mubassır olup hıyel u şeytanatda yegâne-i asr u ferîdü'd-dehr olduğundan ve asker-i bî-pâyân olduğundan hân bir gice ale'l-gafle şîrînlenüp bir hîle ile şebhûn eder deyü paşa ve asker-i İslâm havf ederlerdi. Ammâ Allah âlim ü dânâdır, ol hân-ı âlîşân âlüfte vü âşüfte hân-ı mazlûm bir şeyden haberi yok iken bir alây gammâz-misâller hân-ı bî-günâhı paşaya gamz ide ide cümle müfsidîn ü hâsidînler hâh-nâ-hâh hân-ı bî-günâhı âk edüp cenge âheng etdirdiler. Âhir Hân dahi gayret-i hamiyyet-i Âl-i Abbâsiyân'ı vücûda getirüp otuz kırk bin asker başına cem‘ eyleyüp bu gûne harekâtlar eyleyüp Ahlat kal‘asından berü kâh bizim asker Hân tarafından ve kâh Hân askeri bizim tarafımızdan kelle ve dil alırlardı. Ammâ Paşa-yı müdebbire Pinyanişî beği tarafından bir dil gelüp meğer gâyet fasîh ü belîğ söz ebesi diller imiş, Paşa'ya eydür: "Sultânım, ol hân-ı bed-gümân-ı bî-îmân Ekrâd-ı Yezîdî'den ve Haltî ve Çekvânî ve Papirî ve Çelevî'den ve Tüvanî ve Mervânî 265a ve Beddî ve Nankî ve Küvarî ve Güvaşî ve Bezikî ve Mornî ve Kanahî'den ve (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) kavm-i Yezîdîlerden kâmil yigirmi bin tüfeng-endâz ve kırk bin cürd atlı hayyâl-i mümtâz cem‘ edüp vezîri Çâker Ağa ile bu Ekrâd a‘râb-ı hâne-harâblar Hâna imdâd etmeğiçün kûh-ı Dehdîvân'ın Cehennem deresinden bu gice sizi basacaklardır." deyü bu hânın asker-i bî-pâyânı evsâfın ve mehâbet-i dârât-ı azamet-i salâbeti tarafın ol kadar ta‘rîf u tavsîf etdi kim gûyâ Sâm [u] Nerîmân'ı ve Zâl [u] Güstehem'i meddâhlar medh etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 264b–265a ·
metinde göster ·
iken Çopur Bekir, Paşa'nın emîrlerin ve hatt-ı şerîflerin eyâlet-i Bağdâd müjde …
Ve beri tarafda Bağdâd'ı Hâfız Ahmed Paşa'ya verdi. Ve kat‘-ı menâzil ederek {Hâfız Paşa}, Bağdâd'a karîb vardıkda Bağdâd-ı behişt-âbâdın cümleden meliki ve ebü'l-kelâmı olan Bekir Subaşı nâm şakî-yi âsî Hâfız Paşa geleceğinden havfe düşüp kal‘a-i Bağdâd'a kaparup cenge âheng etdi. Ve bir tarafdan şâha haber gönderdi kim "Şâhım Bağdâd senindir, yetiş." dedi. Ve bir tarafdan Merre Paşa'ya haber gönderüp her sene yüz bin guruş vermeğe der-uhde etdüği haberi ve kal‘aya kapandığı haberi gelince hemân Sadrıa‘zam Merre Paşa Çopur Bekir'e iki tuğla eyâlet-i Bağdâd'ı tevcîh edüp Harput Beği İbrâhîm Beğ pederimiz hânesinde mihmân iken Çopur Bekir, Paşa'nın emîrlerin ve hatt-ı şerîflerin eyâlet-i Bağdâd müjdesiyle götürmede. Ammâ beri tarafda Çopur Bekir Ağa Bağdâd'a kapanup şâha haber gönderdikde der-akab Bağdâd etrâflarında karîb olan hânlardan ve sultânlardan yetmiş bin aded şâh leşkeri zîr-i Bağdâd'a gelüp meks etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 335a ·
metinde göster ·
… ün selâmetle belde-i Ednâ'l-arz şehr-i Edirne'ye dahil olup Ahmed Ağa efendimiz
hânesinde mihmân
olup cemî‘i musâhib-i şehriyârîler ile hüsn-i ülfet edüp zevk u safâlar ederdik …
Andan karye-i Papaslı, andan karye-i Derbend-i Kebîr, andan karye-i Kırk Velî'yi andan karye-i Arnavudlu'yu geçüp andan bin yetmiş mâh-ı Cemâziyelâhir'inin dördüncü pencşenbeh gün selâmetle belde-i Ednâ'l-arz şehr-i Edirne'ye dahil olup Ahmed Ağa efendimiz hânesinde mihmân olup cemî‘i musâhib-i şehriyârîler ile hüsn-i ülfet edüp zevk u safâlar ederdik. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)109b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 109a–109b ·
metinde göster ·
… nlar edüp dest bûsiyle şeref-yâb olup Ya‘kûb Çavuş nâm benâm-ı hümâm velî-ni‘am
hânesinde mihmân
olup üç gün Sofya şehrinde mukîm olup hamd-i Hudâ yüzümüz ağıyla emâneti teslîm …
"Evliyâm, hakkâ ki merdsin ve akrabâ-yı yâr-ı sâdıkım ve mahrem-i râzımsın, ey mahallinde yetişdin" deyüp hakîre ol ân bir kat libâs-ı merdân ve bir serâser hil‘at-i sultân geydirüp bir kîse guruş-ı Bundukan in‘âm u ihsân edüp niçe gûne hayr du‘âlar edüp hüddâmlarıma onar altun ve birer çuka ve kumaş ihsânlar edüp dest bûsiyle şeref-yâb olup Ya‘kûb Çavuş nâm benâm-ı hümâm velî-ni‘am hânesinde mihmân olup üç gün Sofya şehrinde mukîm olup hamd-i Hudâ yüzümüz ağıyla emâneti teslîm etdiğimde gûyâ kûh-ı Demâvend bârından halâs olup mesrûr [u] handân oldum ve beyne'l-akrân efendimiz yanında mümtâz oldum. Üçüncü gün Sofya'dan İslâmbol'a gidecek mahalde efendimiz raht u bahtıyla hakîre bir küheylân mu‘teber at, misâl-i sâfinâtü'l-ciyâd esb-i sabâ-sür‘at ihsân edüp süvâr oldum. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 40b ·
metinde göster ·
… ibine revâne olup sek[iz]inci günde İslâmbol'dan Belgrad'a varup Koca Yûsuf Ağa
hânesinde mihmân
olunca cemî‘i ahâlî-i Belgrad gelüp "Mübârek-bâd" deyü tecdîd-i bî‘at ederler.
Andan ertesi gün yine ılgar ile kal‘a-i Belgrad cânibine revâne olup sek[iz]inci günde İslâmbol'dan Belgrad'a varup Koca Yûsuf Ağa hânesinde mihmân olunca cemî‘i ahâlî-i Belgrad gelüp "Mübârek-bâd" deyü tecdîd-i bî‘at ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 175a ·
metinde göster ·
… enzil-i kasaba-i azîm Kırknisâ ya‘nî Kırkkilisa ve Kırkkenîse: Şâtır Mahmûd Ağa
hânesinde mihmân
olup safâ etdik. Bu dahi bâlâda tahrîr olunan kurâlar ve tekyeler ve kasabalar …
Menzil-i kasaba-i azîm Kırknisâ ya‘nî Kırkkilisa ve Kırkkenîse: Şâtır Mahmûd Ağa hânesinde mihmân olup safâ etdik. Bu dahi bâlâda tahrîr olunan kurâlar ve tekyeler ve kasabalar ile niçe kerre bâlâda gâyet mufassal tavsîf olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 204a ·
metinde göster ·
Menzil-i karye-i Kızılca: Ahmed Çavuş nâm hânedân sâhibi
hânesinde mihmân
olup bir câmi‘i ve bir hammâmı ve bir hânı olup bâğ u bâğçesi firâvân âb-ı hayâ …
Menzil-i karye-i Kızılca: Ahmed Çavuş nâm hânedân sâhibi hânesinde mihmân olup bir câmi‘i ve bir hammâmı ve bir hânı olup bâğ u bâğçesi firâvân âb-ı hayâtı revân bir karye-i âbâdândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 215a ·
metinde göster ·
… nde mufassal tahrîr olunmuşdur. Ammâ şimdi Yeşil İmâret'de Zeynelâbidîn Ağa'nın
hânesinde mihmân
olup Bursa mollâsı Altıparmak Efendi'den yüz guruş ve bir çuka ve kumâş ve altı …
Mâ-tekaddem sene 1051 Y 5b târîhinde mufassal tahrîr olunmuşdur. Ammâ şimdi Yeşil İmâret'de Zeynelâbidîn Ağa'nın hânesinde mihmân olup Bursa mollâsı Altıparmak Efendi'den yüz guruş ve bir çuka ve kumâş ve altı çift harîr yasdıklar ihsân etdi. Ve Mağnisalı Mustafâ Ağazâde'nin hazînedârı Süleymân Çelebi'den dahi zî-kıymet mihaddeler ihsân olup bir hafta Bursa'da zevk [u] safâ edüp [[(---)(---)(---)(---)(---)]] cümle yârân-ı bâ-safâ ile vedâlaşup Bursa'dan nakledüp Kaplıkaya deresi nâm mahalle gelüp mahalde (---)(---) Hazret-i Sultân Emîr'i yine ziyâret-i vedâ‘ Q 3bP 3b edüp Kaplıkaya deresi Keşiş dağından nüzûl edüp Bursa sahrâsı içre cereyân eden nehr-i Nîlûfer'e mahlût olur. Ve buna karîb nehr-i Delice dahi cebel-i Ruhbân'dan tulû‘ edüp bu dahi ayn-i Nîlûfer'e munsabb olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y5a–Y5b ·
metinde göster ·
… ikmet-i Rabbanî ve du‘â-i Sübhânî berekâtıyla vâkı‘amda mukaddemâ Kula şehrinde
hânesinde mihmân
olduğumuz Şeyhî Çelebi'yi gördüm. Hikmet-i İlâh kaçan kim Kula şehrinde kendüle …
Bu şehri dahi seyr [ü] temâşâ edüp ale's-sabâh kalkmak üzre iken hikmet-i Hudâ iki kölemiz firâr edüp yer yarılup yere girdi. Şehrin hâkimi cânib-i erba‘aya âdemler perîşân edüp dellâllar nidâ edüp bir eserleri zuhûr etmeyüp âhir bir gece dahi bu şehirde mihmân olup ol gece istihâre du‘âsın kırâ’at edüp yatdım. Hikmet-i Rabbanî ve du‘â-i Sübhânî berekâtıyla vâkı‘amda mukaddemâ Kula şehrinde hânesinde mihmân olduğumuz Şeyhî Çelebi'yi gördüm. Hikmet-i İlâh kaçan kim Kula şehrinde kendülerden müfârakat edüp elvedâ mahallinde buyurdular kim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y25a ·
metinde göster ·
olduk. Ammâ bu kal‘aya gelirken bu kal‘a göründuğü mahalde limana girirken sağ …
Hamd-i Hudâ selâmetle dizdârın hânesinde mihmân olduk. Ammâ bu kal‘aya gelirken bu kal‘a göründuğü mahalde limana girirken sağ tarafda bir küçük adacık vardır. Andan gâyet ihtirâz lâzımdır. Yakın varmayup sol tarafda Anatolu cânibin üzleyerek limana girmek gerek, azîm limandır. Beş yüz pâre gemi alır sulu demir tutar ve sekiz rûzgârdan emîn âlâ yatakdır. Ba‘zı yerleri kumsaldır. Lengeri batı cânibine bırağup Y 63b koltuğu kal‘a dibine bağlaya. Ammâ dere içi olmağile gâhîce sağanağı eksik değildir, ihtirâz lâzımdır. Koltukları muhkem ısparçina ve gomanalar ile muhkem kayd [u] bend etmek gerek.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y63a–Y63b ·
metinde göster ·
… menâzil ve tayy-ı merâhil ederek on günde İskenderiyye'ye dâhil olup şemmâs'ın
hânesinde mihmân
olup ol sâ‘at şemmâs va‘desine vefâ edüp Amr'a on bin altun verdi.
"Ey birâder! Ben dahi Mısır İskenderiyyesi'nde bir tüccâr-ı azîmim ve mâl-ı firâvâna mâlikim. Mısır şehri içre niçe bin kîseye ve milk [ü] emlâke Q 164a mâlik Hâce şemmâs'ım, ammâ Kudüs'e ziyârete geldim. Hâlâ bunda garîbü'd-diyârım. Benimle İskenderiyye'ye gel, sana on P 162a bin mümessek sikke-i Kabâbıta altun ve girân-bahâ cevâhir makûlesi eşyâlar ve gûnâ-gûn akmişe-i fâhireler verüp seni Mekke'ye iki katar deve yükü mâl-ı firâvân ile Mekke'ye gönderem" deyüp ricâ etdikde cümle müstemi‘în taraf taraf, ma‘kûl deyüp Amr dahi muhâlefet etmeyüp Kudüs'den kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek on günde İskenderiyye'ye dâhil olup şemmâs'ın hânesinde mihmân olup ol sâ‘at şemmâs va‘desine vefâ edüp Amr'a on bin altun verdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y12b ·
metinde göster ·
… r ihsân [u] in‘âmın alup hırka-i gûnâ-gûnun geymek mukarrerdir. Ve bir iki sene
hânesinde mihmân
olmuş cân vardır. Bir kimesne istiskâl etmeğe kâdir değildir. Hemân mısra‘:
Cümle ulemânın ser-çeşme ve ser-firâzı ve sâdât-ı kirâmın mümtâzı Nakîbü'l-eşrâf Seyyid Burhâneddîn-i Rûmî'dir. Hamîd sancağında Eğirdir şehrinde yine Seyyid Burhâneddîn hazretlerinin ırk-ı tâhirindendir. Ecdâdlarının niçe yüz keşf [ü] kerâmetleri zâhir ü bâhir olmuşdur. Ammâ kendüleri Mısır'da yetmiş yıldır kim sâkin olmuşlardır. Gâyetü'l-gâye sâhib-i kerem hânedân sâhibidir. Rûm ve Arab u Acem'den, Hind ü Sind ve Semerkand [u] Buhârâ'dan seyyâhân-ı cihân ki Mısır'a gele, elbette anın hâne-i bî-minnetinde mihmân olup şeref-i sohbetiyle müşerref olup ni‘met-i nefîsesin tenâvül ederler. Ve her bâr ihsân [u] in‘âmın alup hırka-i gûnâ-gûnun geymek mukarrerdir. Ve bir iki sene hânesinde mihmân olmuş cân vardır. Bir kimesne istiskâl etmeğe kâdir değildir. Hemân mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y74a ·
metinde göster ·
… ikrâm edüp cümle ahibbâ ile vedâlaşup ol gece Bulak'da Risâle ağası İbrâhîm Ağa
hânesinde mihmân
olup üç gün üç gece şehr-i Bulak niçe kerre yüz bin kanâdîller ile çerâğân ve t …
"Hâmil-i varaka Evliyâ Efendi sâhib-i devlet efendimizin nedîm-i hâssı ve kadîmî yâr-ı gârı olduğundan mâ‘adâ bizim dahi peder-i azîz-i cân-berâberimizdir. Mektûb-ı mahabbet-üslûbumuz her kankınıza vusûl bulursa Evliyâ Çelebi'yi birbirinize sâlimîn ü gânimîn tatyîb-i hâtır edüp ulaşdırasız. Gâyet memnûn [u] mahzûz oluruz" deyü varakları verüp beş bin para dahi harcırâh ikrâm edüp cümle ahibbâ ile vedâlaşup ol gece Bulak'da Risâle ağası İbrâhîm Ağa hânesinde mihmân olup üç gün üç gece şehr-i Bulak niçe kerre yüz bin kanâdîller ile çerâğân ve tezyîn olup zevk [ü] safâlar oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y278b ·
metinde göster ·
… ihmân olup zevk [u] safâlar etdik. Ve on gece dahi baş halîfe Q 269aP 266a
hânesinde mihmân
olmuşduk.
"Sâhib-i devlet seni dîvân-ı Mısır'a çavuşlar kethudâsı etmişdir. Evliyâ Çelebi'ye bir eyerli at ve bir kîse-i Mısrî verüp tatyîb-i hâtıriyle mukayyed olup bu cânibe mesrûr gönderesiz, memnûn oluruz" deyü mektûb-ı mahabbet üslûb kırâ’at olunup bir küheylân at sîm rahtı ve müzehheb rikâb ve abâsı ile ve bir at dahi çulıyla ihsân etdi. Ve bir kîse müjde içün ve beş bin para hâliye buyurdısı içün ve bir at dahi hâliye içün ihsân edüp otağı cenbinde bize bir hayme döşeyüp üç gün üç gece dahi mihmân olup zevk [u] safâlar etdik. Ve on gece dahi baş halîfe Q 269aP 266a hânesinde mihmân olmuşduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y289b ·
metinde göster ·
Amr dahi cânıma minnet Kudüs'den on günde İskenderiyye'ye gelüp Hâce Şemmâs'ın
hânesinde mihmân
oldu. Hâce va‘dine hulf etmeyüp ahdinden ma‘a-ziyâde Amr'a ihsânlar edüp bir ka …
Amr dahi cânıma minnet Kudüs'den on günde İskenderiyye'ye gelüp Hâce Şemmâs'ın hânesinde mihmân oldu. Hâce va‘dine hulf etmeyüp ahdinden ma‘a-ziyâde Amr'a ihsânlar edüp bir kat lipâçe-i fâhire ihsân eyleyüp Amr ile Hâce Şemmâs şehrin teferrücgâhı olan arsa-i Mel‘abe'ye çıkup seyr [ü] temâşâ ederken hikmet-i Hudâ cümle pîr ü civân çevgân topu oynarlardı. Y 315b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y315a–Y315b ·
metinde göster ·
… enzilde mâh-ı Cemâziye'l-âhir'in gurresinde vâsıl olup Dizdârzâde Bekir Ağa'nın
hânesinde mihmân
olduk. İbrîm sâyir bilâdlar yanında cehennem iken bize bu mahalde firdevs-i hul …
Habeş'den (---) menzilde mâh-ı Cemâziye'l-âhir'in gurresinde vâsıl olup Dizdârzâde Bekir Ağa'nın hânesinde mihmân olduk. İbrîm sâyir bilâdlar yanında cehennem iken bize bu mahalde firdevs-i huld-i berîn gibi oldu. Ve hamd-ı Perverdigâr beyâz âdemler görüp cânımız râhat oldu. Ve atlarımız arpa yiyüp yüzleri güldü. Ve cümlemiz buğday etmeği yiyüp kût-ı cân ve kuvvet-i cân bulduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y443a ·
metinde göster ·