[u] âmm Kâğızhâne-i cihân-ârâ: Arab u Acem'de Hind ve Yemen ve Habeş seyyâhânla …
Mesîregâh-ı Tekye-i hâss [u] âmm Kâğızhâne-i cihân-ârâ: Arab u Acem'de Hind ve Yemen ve Habeş seyyâhânları içre meşhûr-ı âfâk bir teferrücgâhdır. Rûm şu‘arâları âb [u] hevâsına şehrengîz etmişlerdir. Karadeniz Boğazı'na karîb Levend Çiftliği nâm derelerden gelüp cereyân eder bir âb-ı hoş-güvârdır kim cümle câme-şûyân anda varup destâr ve kamîs [ü] serâvîllerin gasl edüp aslâ sâbûn sürmezler. İki kerre gasl edüp beyâz gülberk-i ter-misâl olur gâyet lezîz sudur. Ba‘zı Hind tüccârları metâ‘ın bu Kâğızhâne'ye getirüp birer kerre suya batırdıkları kifâyet eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 145a ·
metinde göster ·
Ve kal‘ası (---) vâkı‘ olmuşdur. Etrâfında bâğ u bâğçesi bî-hisâbdır. (---)(---)(---)(---) El-hâsıl cemî‘i müverrihân elsine-i muhtelife beyninde bu kal‘a meşhûr ve memdûh-ı âfâkdır. Hattâ cemî‘i ulemâ-yı musannifîn ü mü’ellifîn mâbeyninde munsarıf ve gayri munsarıf ve ilmü lâ yunsarıf-misâlinde ilm-i (---) bu Ba‘albek'e-misâl getirirler. Ba‘l bir pâdişâhın ismi idi. Bek anın sıfatı idi. Bu kal‘aya sekiz yüz sene mutasarrıf olup imâr etdüğünde anın ismiyle müsemmâ kal‘a-i Ba‘albek'dir. {Ve bu Ba‘albek'de Hazret-i İlyâs'ın bir câmi‘i var idi. İlyâs Nebî âlem-i seyâhatde iken Ba‘al pâdişâh bu câmi‘e bir sanem koyup ana, ibâdet ederlerdi. Ol sanemin ismine Ba‘al derlerdi. Hâlâ bu kal‘a ol pâdişâh ve ol sânem ismiyle müsemmâdır. Hazret-i İlyâs seyâhatden gelüp bu câmi‘ içre ol putu görüp halkı esnâm-perest olmadan men‘ edüp ol kavmin haklarında niçe kerre suhuf nâzil oldu. Ahâlî-i Ba‘albek İlyâs Nebî'yi tekzîb ederlerdi. Âhiru'l-emr Cenâb-ı Bârî ol kavme yârî kılmayup cümle halkı kaht [u] galâdan helâk oldular. İlyâs Nebî, bu şehr-i Ba‘al'i terk edüp Elyesa‘ Nebî ile ikisi Cebelü'l-Lübnân dâmeninde Kerk-i Nûh-zemîne gelüp makâm edindiler. Hâlâ Elyesa‘ Nebî Kerk-i Nûh'da medfûndur. Ammâ müfessirînler İlyâs Nebî hazretleri Hızır Nebî ile hayâtdadır, derler}. Ammâ ismi ibtidâ lisân-ı İbrî üzre Şezânde idi. İbtidâ Hazret-i İdrîs binâ edüp ismini Şezând kodu. Hâlâ makâm-ı İdrîs Nebî ve makâm-ı Halîlullah ve kasr-ı Süleymân-ı Emînullah makâmı vardır. (---)(---)(---) Ve bu kal‘aya karîb nehr-i Rabtân; yine Cebelü'l-Lübnân'ın cânib-i şarkından çıkup Ba‘albek kal‘ası kurbundan ubûr edüp Bukâ‘ sahrâsında niçe yüz kurâların mezâriâtların reyy edüp Tûfân-ı Nûh'da tennûr-ı Nûh'dan zâhir olan nehr-i Tennûr'e mahlût olup kal‘a-i Kâsımiyye dibinde Akdeniz'e munsab olur. Bu Ba‘albek kal‘asın seyr [u] temâşâ edüp gelirken Bukâ‘ sahrâsının sağ tarafının kıble cânibinde ziyâret-i Hazret-i Yahûda ibn Hazret-i Ya‘kûb aleyhimâ's-selâm. Hazret-i Yûsuf'un en uluca karındâşıdır. Hattâ Hazret-i Yûsuf'u gayri birâderleri kuyuya atmak murâd edindiklerinde bu Yahûda rızâ vermeyüp âhir sözü geçmeyüp Yûsuf'u kuyuya atdıklarına sûre-i Yûsuf'da Arapça âyeti ve âyet-i diğer Arapça âyeti delîldir. Ba‘dehû Hazret-i Yûsuf'u kuyudan niçe kârbân halkı çıkarup Mısır'da azîz-i Mısır'a satup Cenâb-ı Bârî Yûsuf'u yine imtihân içün sicinde haps etdi ve niçe eyyâmdan sonra nübüvvet ile Mısır'a halîfe etdikde kaht-ı Yûsuf olup Hazret-i Ya‘kûb oğulları Ken‘ân elinden Mısır'a zahîre almağa Hazret-i Yûsuf'a gelince Hazret-i Yûsuf gördi kim kendüyi câh-ı Yûsuf'a ilkâ eden karındâşları Meyâ’il ve Hesyân ve Ruveyl ve Şem‘ûn ve Mesher ve ana baba bir karındâşı Hazret-i İbnyâmin ve Hazret-i Yahûda'dırlar. Hazret-i Yûsuf {bu mezkûr karındâşların gördükde safâ edüp cümlesine belagan mâ-belağ gılâller ihsân etdi. Ammâ birinin rûhlarının haberi yok idi kim halîfe-i rûy-ı zemîn Yûsuf-ı Sıddîk birâderleri idi. Bu kerre Yûsuf ana baba bir karındaşı İbnyâmin'i bir tarîkle alıkomak ister. Karındâşlarına altun kile ile buğday verirken İbnyâmin'in devesi yükü içre altun kileyi pinhân etdirüp "Bre kile gâ’ib oldu" diyerek kileyi tecessüs edüp İbnyâmin yükünde bulup "Hay harâmîyi bulduk" deyü İbnyâmin'i haps etdiklerinde sâ’ir birâderleri aslâ cevâb etmediler ammâ bu Yahûda hazretleri âteş-pâre olup eydür "Bak a halîfe! Bu İbnyâmin'in bir karındâşına Yûsuf derlerdi. Babamız Ya‘kûb Yûsuf'u pek severdi. Bu karındâşlarım Yûsuf'a hasedlerinden kuyuya atup babamıza "Yûsuf'u kurd yedi" dediler. Babamız da aşk-ı Yûsuf ile ağlaya ağlaya alîl oldu ve bu İbnyâmin'i Yûsuf yerine sevmeğe başladı. Şimdi sen bu oğlanı "Hırsızımdır" deyü haps etdin. Ken‘ân eline vardıkda ol ulü'l-azm peygamber pederimize ne cevâb edelim. Tiz şu İbnyâmin'i ver. Yohsa bir na‘ra ederim ki âsumândan bulutlar pâre pâre olup sayhamdan nehr-i Nîl ka‘ra geçüp Mısır âteşe yanup harâb olur" deyü eyle gazâb-alûd oldu kim cemî‘i vücûdunda olan tüğleri esbâbından taşra çıkdı. Hemân Hazret-i Yûsuf karındaşı Yahûda'nın bu gûne âteş-pâre olduğun görünce oğlu Efrâyim'e eydür: "Var şu darılan Yahûda'nın esbâbına elin sürüp bir nezâketle eli eline dokunsun" dedi. Hazret-i Yûsuf oğlu Efrâyim varup bu Yahûda'nın yemîn ü yesârından ubûr ederken elin eline dokundurup Yahûda'nın hiddet-i gazabı teskîn olunca Yahûda eydür: "Ne hikmetdir. Benim yanıma Ya‘kûb evlâdlarından kimesne gelüp eti etime dokunmadı kim gazabım teskîn ola. İşte vücûdım süst olup nutka mecâlim kalmadı" dedi. Bu hâl üzre Hazret-i Yûsuf ile karındâşlarıyla niçe mücâdeleleri olup âhir İbnyâmin'i hapisden halâs etmeyüp niçe yüz deve yükü gılâl dahi birâderlerine hîbe eyleyüp İbnyâmin içün "Hapisdedir" deyüp pederine mektûblar gönderüp birâderleri Ken‘ân eline gidince İbnyâmin'i âlet-i mülâhaza-i kânûn hapisden ıtlâk edüp bağrına basup taht üzre beraber karâr ederlerdi. Hattâ Hazret-i Yûsuf Feyyûm şehrin hilâfeti mahallinde binâ etdüğü mahalde Hazret-i Ya‘kûb Mısır'a geldikde mekşûfu'l-ayn olup Hazret-i Yûsuf'u ve İbnyâmin'i görüp dünya kadar hazz edüp iki evlâdının hasretine kavuşup on yedi sene Hazret-i Ya‘kûb Nebî Mısır'da ehl [ü] ıyâliyle sâkin olup merhûm oldukda Hazret-i Yûsuf, pederi Ya‘kûb Nebî'yi Kudüs'de Halîlü'r-rahmân cenbinde defn etdi. Hâlâ anda medfûndur. Ba‘dehû Hazret-i Yûsuf'u da Hazret-i 37a Süleymân {tuç sandûka ile nehr-i Nîl'den çıkarup} Halîlü'r-rahmân'da Ya‘kûb Nebî cenbinde defn eyledi. Ammâ Hazret-i Yûsuf oğlu Efrâyim'e {Yûsuf} karındâşı İbnyâmin ve Hazret-i Mûsâ vâlidesi (---) Hâtun ve Hazret-i Yûsuf ma‘şûkası Züleyhâ Hâtûn cümle bunlar Mısır'da Kavâfe-i Kübrâda cebel-i Çûşî ki yâ‘nî cebel-i mu‘azzamdır, bu kûh-ı bâlânın zıll-i himâyesinde Abdullah Meğâverî ziyâreti mukâbelesinde bu peygamberzâdeler bir kubbe-i azîm içre medfûnlardır kim hâlâ ziyâretgâh-ı hâss [u] âmm-ı Mısır'dır. Ammâ bu mezkûr Yahûdâ hazretleri, pederi Ya‘kûb Nebî intikâlinden sonra mezkûr Bukâ‘ sahrâsında merhûm olup mezkûr mahalde bir kûh-ı pestin zeylinde müfîd ü muhtasar bir kabr-i münevverde medfûndur. Kaddi kâmil yüz kırk adımdır. Türbe-i pür-envâr cümle kârgîr ile mebnî toprak ile mestûr sutûhı vardır ve birkaç fukarâ Urbân dervîşânı vardır. Lâkin üzerinde sandûka mümkin değil, bir kabr-i tavîl olmağıla ba‘zı vâlîler rûhâniyyetinden istimdâd taleb edüp yeşil çuka ile setr ederler. Ammâ zamânımız kabirleri gibi kıbleye yan bükü değildir. Ser-i sa‘âdetleri Kuds-i şerîfe doğrudur. Hazret-i Ya‘kûb'un büyük evlâdı ve Hazret-i Yûsuf birâderi olduğuna şübhe yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 36b–37a ·
metinde göster ·
Tekye-i Seyyid Mancınık: Bunun dahi fukarâları çokdur ve ni‘metleri
hâss
u âmma bîimtinân mebzûldür. Bunun dahi şeyhi sulehâ-yı ümmetden mazanne-i kerâm …
Tekye-i Seyyid Mancınık: Bunun dahi fukarâları çokdur ve ni‘metleri hâss u âmma bîimtinân mebzûldür. Bunun dahi şeyhi sulehâ-yı ümmetden mazanne-i kerâme mürşid-i kâmil erdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 56a ·
metinde göster ·
… lmuşdur. Kabr-i pür-envârı ol kadar ma‘mûr u âbâdân değildir, ammâ ziyâretgâh-ı
hâss
[u] âmmdır. Ziyâret-i Fazl ibn Yahyâ Bermekî mahbûsen merhûm oldu. Müddet-i ömü …
Evvelâ şehir içre bir azîm ağaç kökü vardır ana ziyâret-i bîh-i şecer-i İbrâhîm makâmı derler. Kaçan kim Nemrûd-ı la‘în asrında Hazret-i İbrâhîm vücûda geldikde cümle müneccimîn "Yâ Nemrûd! Bu sâ‘atde bir evlâd vücûda geldi, senin devletine ve dînine ve cânına kasd ediserdir. Tiz anı buldur" deyü iğvâ etdiklerinde cemî‘i şehri tecessüs edüp rahm-ı mâderden müştakk olmuş nev-zuhûr ma‘sûmların niçe binini ol sâ‘atde katl etdiklerin İbrâhîm Nebî vâlidesi İbrâhîm'i mezkûr ağaç cevfinin içinde pinhân edüp gider. Derhâl Hazret-i Cibrîl-i Emîn kıbel-i Hak'dan bu kovuk ağaç içre girüp Hazret-i İbrâhîm'e dâye-misâl hizmet edüp İbrâhîm parmağın ağzına koyup emer. Bi-emrillâh Hazret-i İbrâhîm'in yine kendi parmağından süd cereyân edüp İbrâhîm Nebî anunla kifâflanırdı. Hâlâ fî zamâninâ ma‘sûmlar âlem-i mehdde iken parmakların emmeleri mukarrer olduğu Hazret-i Cibrîl-i Emîn 58b ta‘allümiyle Hazret-i İbrâhîm'den kalmışdır. Hâlâ ol dıraht niçe bin yıldan berü çürüyüp zemînde bîhleri kalup tevâtürle ma‘lûmu olan kimesneler ziyâret ederler kim Makâm-ı İbrâhîm Nebî derler. Ve şehir içre Ziyâret-i Hekîm Dede kuddise sırruhu ve ziyâret-i Yahyâ Bermekî sene 191 târîhinde merhûm olup ömr-i azîzleri 70 sene olmuşdur. Kabr-i pür-envârı ol kadar ma‘mûr u âbâdân değildir, ammâ ziyâretgâh-ı hâss [u] âmmdır. Ziyâret-i Fazl ibn Yahyâ Bermekî mahbûsen merhûm oldu. Müddet-i ömürleri 45 sene idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 58a–58b ·
metinde göster ·
… macılar çârsûsudur. Bunun sağ tarafında un kapanı vardır. Cümle dakîk-i rakîk-i
hâss
[u] beyâz bu mahalde fürûht olunur. Aceb hikmetdir kim bu şehirde un çuvalı içr …
Der-beyân-ı dekâkîn-i şâh-râh: Cümleden Uzun çârşû müzeyyendir, ammâ t bâzârı yanında şâfî Kapamacılar çârsûsudur. Bunun sağ tarafında un kapanı vardır. Cümle dakîk-i rakîk-i hâss [u] beyâz bu mahalde fürûht olunur. Aceb hikmetdir kim bu şehirde un çuvalı içre yovanca otu kosalar unı on sene dursa aslâ çürümeyüp yine hâs ve beyâz ekmeği ve çöreği olur ve İçkal‘a kapusun çıkınca Attârlar çârsûsudur kim cemî‘i itriyâtın ve edviyye-i gûnâ-gûnların râyiha-i tayyibesinden âyende vü revendenin dimağları müşk ü amber-bû olur ve attârlardan aşağı pâk u pâkize Selmân-ı Pâk berberler dükkânlarıdır kim her birinde pâk-dâmen ve pâk-rû berber cüvânları vardır. Ve andan aşağı sûk-ı pînedûzân ya‘nî eski pabuc ve çizme yamayıcı dükkânlarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 65a ·
metinde göster ·
… erk-i gül takup ve za‘ferânlar sürüp bey‘ ederler ve bu kassâbların alt yanında
hâss
[u] beyâz çörekciler ve börekciler dükkânlarıdır kim gûnâ-gûn biberli börek ve …
Ve andan yine şâhrâhın iki tarafı Karakeçili dükkânına varınca cümle kapama ve zubun işler hayyât dükkânlarıdır. Ve andan pâk u pâkîze ballı ve yağlı kelimât eder bakkâl cüvânları dükkânlarıdır ve muhtesib dükkânı bu mahaldedir kim bir ehl-i hıref vezn-i sultâniye hilâf edüp bir dirhem nâkıs vermeğe kâdir değildir. Ve bu mahal cümle kassâb dükkânlarıdır kim niçe yüz aded zebh olunmuş Karamân koyunları ve kuzuların şerha şerha edüp her şerhaya berk-i gül takup ve za‘ferânlar sürüp bey‘ ederler ve bu kassâbların alt yanında hâss [u] beyâz çörekciler ve börekciler dükkânlarıdır kim gûnâ-gûn biberli börek ve bâdemli ve susam ve çörek otlı çörek ve mutabbak ve kaymak börek pişirirler. Tâ sarrâchâne başına varınca böyle ni‘met pişer çörekci ve börekci ve aşçı ve başcı ve gûnâ-gûn hoşâbcı dükkânlarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 65a ·
metinde göster ·
u beyâz ekmeği ve lavâşa yufkası ve katmer çöreği ve mutabbak bahârlı böreği ve …
Der-fasl-ı et‘ıme-i me’kûlât: Evvelâ hâss u beyâz ekmeği ve lavâşa yufkası ve katmer çöreği ve mutabbak bahârlı böreği ve lahm-ı kadîd nâmiyle şöhret bulan kimyonlu ve bahârlı sığır pasdırması ve mümessek et sucuğu rub‘-ı meskûnda yokdur. Pâdişâhlara hedâyâ gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 66b ·
metinde göster ·
… ı emîrü'l-mü’minîn Alî ibn Ebî Tâlib: Bunda habs olduğu makâm hâlâ ziyâretgâh-ı
hâss
[u] âmmdır ve müstecâbü'd-da‘ve mahâldir.
Evvelâ Makâm-ı Muhammed ibn Hanefî ibn nûr-ı emîrü'l-mü’minîn Alî ibn Ebî Tâlib: Bunda habs olduğu makâm hâlâ ziyâretgâh-ı hâss [u] âmmdır ve müstecâbü'd-da‘ve mahâldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 67b ·
metinde göster ·
… r-envâra defn edüp hâlâ üçünün dahi seng-i mezârlarıyla ma‘lûm bir ziyâretgâh-ı
hâss
[u] âmmdır. Kuddise esrâruhum dâ’imen ve efâzallahu aleynâ mecâll-i fuyûzihim b …
bu âyet-i nass-ı kâtı‘ı tilâvet ederken yine kayd-bend ile götürüp arasta başında mukaddem iki aded maslûb 68a Abdî Dede'leri görünce "es-Selâmü aleyküm yâ Abdeyn-i ümmet-i seyyidü'l-kevneyn" deyince hemân maslûbeyn-i mukaddemeyn "Ve aleykümü's-selâm yâ Abdurrahmân Hû! Hû!" deyü aleyke alup yine amân vermeyüp salb edüp üç Abdî Dede na‘ş-ı şerîfi bir günde salb olunduğun nice bin ibâdullâh görünce taht-ı selef-i salâtîn ü mülûk olan Kayseriyye şehrinin cemî‘i muvahhid ve mu‘tekid âdemleri ale'l-ittifâk guluvv-i âmm edüp Abdî Dede'nin katline fetvâ veren şeyhülislâmı ve aleyhinde olan ulemâ-yı zâhirleri ve'l-hâsıl yedi nefer kimesneyi üç aded Abdî Dede yanına ale's-sevîyye yedi nefer kimesneyi salb edüp Abdîleri indirüp ol mahalde gasl edüp (---)(---) mahalde üçünü bir merkad-ı pür-envâra defn edüp hâlâ üçünün dahi seng-i mezârlarıyla ma‘lûm bir ziyâretgâh-ı hâss [u] âmmdır. Kuddise esrâruhum dâ’imen ve efâzallahu aleynâ mecâll-i fuyûzihim bi-mennihi ve keremihi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 67b–68a ·
metinde göster ·
… emâ bu şehr içre cereyân eden Hemâm çayı üzre olan barud-ı siyâh değirmânlarına
hâss
idi. Hâlâ ref‘ olup vâlide voyvâdâsı zâbt eder}. Kethüdâyeri ve serdârı ve dizd …
Sebeb-i tesmiyyesi (---)(---)(---) fâtihi Âl-i Selçukiyân'dan Kılıç Arslan İzzeddîn ibn Mes‘ûd sene tis‘a ve sittîn ve hamse-mi’e târîhinde Âl-i Dânişmend'in i‘ânetiyle bu şehr-i Rûm Yunaniyân elinden dest-i kahr ile feth etmişdir. Ba‘dehû Antâlî'den küffâr hurûc edüp Selçukiyân'ın inkırâz bulduğu mahalde bu kal‘a-i Bor'a küffâr istilâ edüp Bûr iken bî-nûr oldu. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Âl-i Osmân'dan Orhân Gâzî Hacı Bektâş-ı Velî i‘ânetiyle feth etdi. Ba‘de'l-Orhân Gâzî Karamânoğlu İbrâhîm Beğ bu şehre mutasarrıf oldu. Ba‘dehu sene (---) târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân dest-i kahr ile alup ilâ'l-ân dest-i Âl-i Osmân'dadır. Ammâ Süleymân Hân tahrîri üzre Konya eyâletinde Niğde beği sancağı hükmünde yüz elli akçe pâyesiyle şerîf kazâdır ve nâhiyesi cümle 13 aded kurâdır. Kadılara senevî bir yük akçe hâsıl olur. Taraf-ı pâdişâhîden hâkimi vâlide kethüdâsıdır kim hâss-ı hümâyûndan ifrâzdır. {Hâlâ şehrden altmış bin akçe hâsıl olup vâlide sultânlara gider. Ammâ mukaddemâ bu şehr içre cereyân eden Hemâm çayı üzre olan barud-ı siyâh değirmânlarına hâss idi. Hâlâ ref‘ olup vâlide voyvâdâsı zâbt eder}. Kethüdâyeri ve serdârı ve dizdârı ve muhtesibi ve subaşısı vardır, ammâ müftî ve nakîbü'l-eşrâfı yokdur, zîrâ tarafeyninde şehr-i Niğde ve şehr-i Aksarây dahi ba‘îdce şehr-i Kayseriyye mütfîlerine mürâca‘at ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 69a ·
metinde göster ·
… al‘a içinde eş-Şeyh Beşir Efendi kaddesenallahu bi-sırrihi'l-azîz. Ziyâretgâh-ı
hâss
[u] âmmdır.
Evvelâ eş-Şeyh Mahmûd Efendi tarîk-i Halvetiyye'de ulu sultândır. Ve eş-Şeyh İbrâhîm ibn merkûm Şeyh Mahmûd ve eş-Şeyh Osmân ibn eş-Şeyh merkûm Şeyh İbrâhîm. Ve kal‘a içinde eş-Şeyh Beşir Efendi kaddesenallahu bi-sırrihi'l-azîz. Ziyâretgâh-ı hâss [u] âmmdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 81b ·
metinde göster ·
… rinde timar ve ze‘âmetden bir şey yokdur. Hâlâ ebvâb-ı mahsûlâtları kendülerine
hâss
ifrâz olunup hâssına göre asker cem‘ edüp sefer eşer. Beğleri inkırâz bulsa dev …
Sebeb-i tesmiyesi lisân-ı Moğolîde per-teng karakuşa derler. Kal‘ası üzre tûcdan bir karakuş timsâli var idi. Her sene nevrûz-ı Hârezmşâhîde safîr urup cümle Ekrâd ve Mığdîsî kavmi sayhasın istimâ‘ edüp bu şehir bâzârına cem‘ olup benî Âdem ile bir hengâme-i kübrâ olurdu. Hicret-i Nebeviyyenin sene 19 târîhinde Hâlid ibn Velîd (ibn Velîd) Diyârbekir kal‘asın feth edüp ba‘dehû bu kal‘a-i Perteng'i feth edüp timsâl-i tuyûru hedm edüp cem‘iyet-i kübrâ olmaz oldu. Hâlâ ol murg tılsımı mahalli zirve-i kal‘ada ma‘lûmdur. Ol mutalsam murg ismiyle bu şehre pertengden galat-ı meşhûr evlâ olup tahfîf-i kelâm ile Pertek derler. İbtidâ bânîsi ekâsirelerden (---) binâsıdır. Anda niçe yüz sene niçe mülûke intikâl edüp Kürdistân'da Monlâ İdrîs i‘ânetiyle sene 921 târîhinde Selîm-i Evvel'e Pertek hâkimi itâ‘at edüp kal‘ayı Bıyıklı Mehemmed Paşa'ya teslîm edüp mutî‘ [u] münkâd olduğundan yine hâkimine ber-vech-i te’bîd yurdluk ve ocaklık tarîkıyla hâlâ beği mutasarrıfdır kim Âsitâne-i sâ‘adet tarafından vârid olan evâmir-i pâdişâhîde bunlar elkâbına Cem-cenâb yazılur. Mîr-i livâ elkâbı yazılmaz, zîrâ hükûmetdir. Zamân-ı 84a kadîmde taht-ı hükûmetlerinde timar ve ze‘âmetden bir şey yokdur. Hâlâ ebvâb-ı mahsûlâtları kendülerine hâss ifrâz olunup hâssına göre asker cem‘ edüp sefer eşer. Beğleri inkırâz bulsa devlet-i aliyyeden sancağı âhire tevcîh olunur. Hâssı kânûn-ı Süleymân Hân üzre 380.000 akçedir. Beği hîn-i gazâda sekiz yüz askere mâlikdir. Ber-vech-i adâlet beğine senevî on kîse hâsıl olur. Yüz elli akçe kazâ-yı âsumânîdir. Kethüdâyeri ve serdârı ve müftîsi ve nakîbi yokdur, ammâ şehir subaşısı vardır. Kal‘ası nehr-i Murâd kenarında yalçın kayalı bir püşte-i ra‘nâ üzre şekl-i murabba‘ bir küçük Şeddâdî seng-tırâş bir kal‘a-i beyâz taşdır. Dizdârı ve neferâtları ve cebehânesi taraf-ı pâdişâhîden değildir, ancak beği hükm eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 83b–84a ·
metinde göster ·
ifrâz olunmuşdur. Eyâletinde timar ve ze‘âmet yokdur. Taraf-ı Âl-i Osmân'dan üç …
Sebeb-i tesmiyesi (---)(---)(---)(---)(---)(---) Bânîsi Âl-i Abbâsiyân'dan (---)(---) binâsıdır. Niçe devlet destine girüp âhir sene (---) târîhinde ahâlîsi ve hâkimi Selîm Şâh'ın hâk-i pây-i semendine yüz sürüp kal‘anın yetmiş aded miftâhıyla Süleymân Hân'a teslîm edüp hizmet [u] istikâmetleri mukâbelesinde ahâlîsin cümle tekâlîf-i şâkkadan mu‘âf u müsellem edüp mîr-i livâsına yine hâkimliğin ibkâ ve mukarrer edüp Diyârbekir eyâletinde mefrûzü'l-kadem ve maktû‘u'l-kalem olan beş aded hükûmetlerdir kim biri hükûmet-i Cezîre'dir ve biri hükûmet-i Eğil'dir ve biri hükûmet-i Palu'dur ve biri hükûmet-i Hazzo'dur ve biri dahi bu hükûmet-i Dinç'dir. Bunlara taraf-ı pâdişâhîden evâmir-i şâhî ve yarlığ-ı belîğ-i pâdişâhî gelse bu hâkimlerin elkâb ibârâtında Cenâb-me’âb deyü tahrîr olunur beş hükûmetdir. Cümleden ulusu Cezîre hükûmetidir. Andan ikincisi bu Dinç hükûmetidir. Zamân-ı kadîmde üç bin asker ile sefer eşermiş, ammâ hâlâ hâkimi Alî Beğ bin askere mâlikdir. Muş sahrâsıyla müşa‘ ma‘mûr [u] âbâdân bir hükûmetdir. Cümle ebvâb-ı mahsûlâtı beğine hâss ifrâz olunmuşdur. Eyâletinde timar ve ze‘âmet yokdur. Taraf-ı Âl-i Osmân'dan üç yüz akçe pâyesiyle bir kadı gelüp hükûmet-i şer‘-i Muhammedî edüp ber-vech-i adâlet dörd ve beş kîse tahsîl eder. Şeyhülislâmı ve nakîbi şehr-i Bitlis'dedir, zîrâ cümle ahâlîsi Ekrâd-ı Şâfi‘îlerdir. Yezîdî Ekrâdları ve Ermenîleri cümle re‘âyâdır. Sipâh kethüdâyeri ve serdârı ve dizdârı ve neferâtı yokdur. Kal‘ası hâkimi hükmünde olup âsitâne tarafından yeniçeri müstahfazânı yokdur ve ulemâ-yı Ekrâdı gâyet çokdur ve hakkâ ki şehr-i Dinc olmağıla âb [u] hevâsının letâfetinden halkı dincdir ve memâliki günçdür. Cümle a‘yânı sâhib-gencdir ve vilâyet-i vâsi‘i gülüncdir, bir koyun on akçeye, bir sığır bir rub‘a ve iki vakiyye beyâz nân-pâre bir akçeye ve bir somar buğday (---) at yemi olur on akçeye. Sâ’ir me’kûlât [u] meşrûbât [u] hubûbâtlar dahi hâkezâ kıyas-ı re-mev-misâlidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 86a ·
metinde göster ·
… nîlerdir. Hânın Sivas kapusu dâhilinde ziyâret-i Hindî Baba ziyâretgâh-ı ünâs-ı
hâss
[u] âmmdır. 90b
Hân ve çârsûnun iki başında kal‘a kapuları gibi bâb-ı kebîrleri vardır. Taşrası ma‘mûr hânelerdir. Mâ-tekaddem bir mahûf u muhâtara derbend-i çalındır idi. Anıniçün hâlâ cemî‘i sâkin olan re‘âyâ vü berâyâları cümle tekâlif-i örfiyyeden mu‘âf [u] müsellem ve Müslim ü Ermenîlerdir. Hânın Sivas kapusu dâhilinde ziyâret-i Hindî Baba ziyâretgâh-ı ünâs-ı hâss [u] âmmdır. 90b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 90a–90b ·
metinde göster ·
… le Emîr-i Çin Osmân deyü nâm etdiler. Kuddise sırruhu'l-azîz. Hâlâ ziyâretgâh-ı
hâss
[u] âmmdır. Ve Bozok'un bir kazâsı dahi Budak-özü'dür ve kazâ-yı Kızılkocalı ve …
Ammâ Bozok sancağı evsâfı oldur kim, Sivas eyâletinde dokuz kadılık ma‘mûr livâlardır. Evvelâ kazâ-yı ma‘mûr Sorkun Yetmiş pâre büleyde-i ma‘mûrelerdir. Ve kazâ-yı Akdağ Yüz aded âbâdân kurâdır. Ve kazâ-yı Hüseyinova kutb-ı âfâk-ı cihân eş-Şeyh Çin Osmân hazretleri bu mahallerde bir ma‘mûr kurâda medfûndur kim Bozok sancağı kurâlarında Kürkçükıran karyesinde âsitâne-i azîm-i Osmân Paşa tekyesinde medfûndur kim Türk-i Türkân Hâce Ahmed-i Yesevî ceddimizin yedinci halîfesidir. Çin diyârında bir tahta kılıç ile bir ejder-i heftseri katl etmeğile Emîr-i Çin Osmân deyü nâm etdiler. Kuddise sırruhu'l-azîz. Hâlâ ziyâretgâh-ı hâss [u] âmmdır. Ve Bozok'un bir kazâsı dahi Budak-özü'dür ve kazâ-yı Kızılkocalı ve kazâ-yı Gedikçubuk'dur ve kazâ-yı Beşiközü ve nâhiye-i Sunkuriçi Hüseyinova kazâsında ulu nâhiyedir. Sunkuroğlu'nun hânedânı dibinde dörd yüz yıldan beri taşları aşınmamış bir su değirmanı vardır. Kibâr-ı evliyâ’ullâh nazarıyla âbâdân bir âsiyâb-ı mâ’dır. Ammâ Kazovası Tokad'a bir konakdır. Gâyetü'l-gâye ganîmet mahsûllü dâr-ı diyârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 90b ·
metinde göster ·
… feth etdi. Ba‘dehû Süleymân Hân tahrîri üzre Sivas eyâletinde vâlide sultânlara
hâss
olup ilâ hâze'l-ân dârüssa‘âde ağaları ve vâlide sultân kethüdâları tarafından …
Andan dest-i Âl-i Osmân'da sene (---) târîhinde Çelebi Sultân Mehemmed Türkmân eşkiyâsı destinden feth etdi. Ba‘dehû Süleymân Hân tahrîri üzre Sivas eyâletinde vâlide sultânlara hâss olup ilâ hâze'l-ân dârüssa‘âde ağaları ve vâlide sultân kethüdâları tarafından bir ağa-yı zîşân üç yüz atlı ile gelüp hükm-i hükûmet edüp senevî (---) yük akçe mâl vâlide içün ve kırk kîse dahi hâkim kendi içün tahsîl eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 91a ·
metinde göster ·
… el-İskilibî. Kuddise sırruhu. Aşağı şehir hâricinde medfûndur kim ziyâretgâh-ı
hâss
[u] âmmdır. Yine maskat-ı re’sleri şehr-i İskilib'dir. Ve ziyâretgâh-ı hazîne-i …
Mazhar-ı envâri't-tarîka kâşif-i esrâri'l-hakîka gavvâs-ı bahr-i dîn ve deryâ-yı dürr-i yakîn eş-Şeyhü'l-kebîr Hazret-i Muhyiddîn el-İskilibî. Kuddise sırruhu. Aşağı şehir hâricinde medfûndur kim ziyâretgâh-ı hâss [u] âmmdır. Yine maskat-ı re’sleri şehr-i İskilib'dir. Ve ziyâretgâh-ı hazîne-i ilm u hikmet yegâne-i hilm [u] mahrem-i esrâr [u] makdem-i ebrâr eş-Şeyh Hazret-i Muslihıddîn ibn Attâr. Bu azîz hazretleri Akşemseddîn halîfesindendir ve Keskin nevâhîsinde medfûndur. eş-Şeyh Hamza-yı Şâmî ve Karahisâr-ı Sâhib'de medfûn eş-Şeyh Abdurrahîm-i Mısrî, eş-Şeyh İbrâhîm-i Tennûrî. Bu dörd halîfe Akşemseddîn'in izn-i şerîfleriyle halvete girüp evvel İbrâhîm-i Tennûrî sâhib-i seccâde oldu. Ba‘dehû bu Muslihıddîn-i İskilibî pîşvâ-yı tarîk oldu. Andan Şeyh Hamza-yı Şâmî andan Abdurrahîm-i Mısrî sâhib-i irşâd oldu. Ammâ bu Şeyh Muslihıddîn-i İskilibî kırk bin mürîde mâlik kutbiyyete kadem basmış kümmelîndendir. Hâlâ bu İskilip şehri içre medfûn olup ziyâretgâh-ı hâss [u] âmmdır. Eş-Şeyh Fahreddîn-i İskilibî Yavsî derler. Alî Kuşcu'nun dâmâdıdır ve Ebussu‘ûd'un ecdâdıdır. Sene 903 {merhûm olup bu İskilib'de medfûndur. Kuddise sırruhu'l-azîz}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 92a ·
metinde göster ·
Mazhar-ı envâri't-tarîka kâşif-i esrâri'l-hakîka gavvâs-ı bahr-i dîn ve deryâ-yı dürr-i yakîn eş-Şeyhü'l-kebîr Hazret-i Muhyiddîn el-İskilibî. Kuddise sırruhu. Aşağı şehir hâricinde medfûndur kim ziyâretgâh-ı hâss [u] âmmdır. Yine maskat-ı re’sleri şehr-i İskilib'dir. Ve ziyâretgâh-ı hazîne-i ilm u hikmet yegâne-i hilm [u] mahrem-i esrâr [u] makdem-i ebrâr eş-Şeyh Hazret-i Muslihıddîn ibn Attâr. Bu azîz hazretleri Akşemseddîn halîfesindendir ve Keskin nevâhîsinde medfûndur. eş-Şeyh Hamza-yı Şâmî ve Karahisâr-ı Sâhib'de medfûn eş-Şeyh Abdurrahîm-i Mısrî, eş-Şeyh İbrâhîm-i Tennûrî. Bu dörd halîfe Akşemseddîn'in izn-i şerîfleriyle halvete girüp evvel İbrâhîm-i Tennûrî sâhib-i seccâde oldu. Ba‘dehû bu Muslihıddîn-i İskilibî pîşvâ-yı tarîk oldu. Andan Şeyh Hamza-yı Şâmî andan Abdurrahîm-i Mısrî sâhib-i irşâd oldu. Ammâ bu Şeyh Muslihıddîn-i İskilibî kırk bin mürîde mâlik kutbiyyete kadem basmış kümmelîndendir. Hâlâ bu İskilip şehri içre medfûn olup ziyâretgâh-ı hâss [u] âmmdır. Eş-Şeyh Fahreddîn-i İskilibî Yavsî derler. Alî Kuşcu'nun dâmâdıdır ve Ebussu‘ûd'un ecdâdıdır. Sene 903 {merhûm olup bu İskilib'de medfûndur. Kuddise sırruhu'l-azîz}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 92a ·
metinde göster ·
… u mahalde bir sedd-i İskender-i neşimin binâ eder. Hâlâ ber-devâm bir mastaba-i
hâss
u âmdır. Anınçün İskender bu mahalle gelmişdir." deyü müverrih Mıkdısî böyle ta …
Sebeb-i âmeden-i İskender-i Kübrâ, Încâ (---) bi-kavli tevârîh-i Mıkdısî-i Yarmenî "İskender-i Zülkarneyn'in iki et parçasından pekçe iki boynuzları var idi. Lisân-ı Arab'da karn boynuza derler. Ya‘nî iki boynuz sâhibi demekdir. İskender bu iki boynuzların veca‘ından bir sâ‘at hâb-ı râhata varamazdı. Âhir veca‘ı karneynine dâ-i devâ içün cihân-geşt olup cemî‘i nedim-i musâhibleriyle ve hukemâlarıyla ve niçe yüz bin askeriyle tâ zulumâta gidüp ‘âb-ı hayâtdan derdine bir dermân bulam’ deyü âb-ı hayât arardı. Hikmet-i Hudâ meğer ol asırda Hızır İskender'in askerî tâ’ifesinden idi. Hızır âb-ı hayâtı bulup ilâ hâze'l-ân zinde-i peygamberândır, ammâ nübüvvetinde ihtilâf-ı kalîl-i za‘îf de vardır. Âhir İskender âb-ı hayât bulmadan el yuyup hâ’ib ü hâsir yine boynuzlarının veca‘iyle yine cihânı geşt [u] güzâr ederek şehr-i Basra'ya gelüp Şattu'l-Arab'ı nûş idince karneyninin veca‘ayni teskîn olup sehel hâb-ı râhata varır. Netîce-i kelâm kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek nehr-i Batmân ile nehr-i Şatt'ın birbirleriyle mahlût olduğu mahalle gelüp ikisinden dahi nûş eder. Ammâ âb-ı Şatt'ın nef‘in müşâhede edüp boynuzunun vec‘i teskîn olduğundan sâhil-i Şatt'ı kovarak Diyârbekir'e gelüp andan yukaru bu Palu kal‘ası kurbünda Şatı bâğına gelüp nûş edüp karneyn veca‘ayni teskîn olur. Anınçün bu mahalde çetr-i mülammâ‘ın kurup bu mahalde bir sedd-i İskender-i neşimin binâ eder. Hâlâ ber-devâm bir mastaba-i hâss u âmdır. Anınçün İskender bu mahalle gelmişdir." deyü müverrih Mıkdısî böyle tahrîr etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 204b ·
metinde göster ·
… şere-i Mübeşşere derler. Bu Talha hazretleri anların biridir. Hâlâ ziyâretgâh-ı
hâss
u âmmdır. Andan yine hâk-i Basra'da (---) fında
Bu on kişiye Hazret-i Resûl cenneti müjde etdiklerinden Aşere-i Mübeşşere derler. Bu Talha hazretleri anların biridir. Hâlâ ziyâretgâh-ı hâss u âmmdır. Andan yine hâk-i Basra'da (---) fında
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 363a ·
metinde göster ·
… îr-i livâsı hükmündedir ve muhtesibi ve bâcdârı ve şehir subaşısı vardır. Cümle
hâss
u harâcı Âl-i Osmân tarafından Mardin voyvodası zabt eder. Ve derûn-ı hisârda c …
Cümle (---) pâre nâhiye kurâlarından beher sene kadıya üç bin guruş olur. Şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve a‘yân u eşrâfı vardır ammâ yeniçeri serdârı ve sipâh kethudâyeri ve kal‘a dizdârı yokdur. Kal‘anın hükmi cebehânesi ve mühimmât u levâzımâtları ve kal‘a neferâtları cümle mîr-i livâsı hükmündedir ve muhtesibi ve bâcdârı ve şehir subaşısı vardır. Cümle hâss u harâcı Âl-i Osmân tarafından Mardin voyvodası zabt eder. Ve derûn-ı hisârda cümle (---) aded tahtânî ve fevkânî bâğ u bâğçesiz hânelerdir. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) Aşağı rabâtda cümle (---) aded hânelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 389a ·
metinde göster ·
u âmmdır. Ve her bâr merkad-i pâk-i pür-envârında Hasanî ve Hüseynî arslanlar g …
El-hâsıl ulu sultândır kim ziyâretgâh-ı hâss u âmmdır. Ve her bâr merkad-i pâk-i pür-envârında Hasanî ve Hüseynî arslanlar gelüp ziyâret etdiklerin niçe bin âdemler görmüşlerdir. Hattâ "Bir esed dâ’imâ merkad-i şerîfin türbedâr ile bekler" dediler, ammâ niçe kerre varup ziyâret etdim, ammâ görmedim, ammâ bu türbe etrâfında olan arslanlar bir ferd-i âferîde merd ü zene zarar etmeyüp türbeye benî âdem varsa arslanlar çöle giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 1b ·
metinde göster ·
… kfullâha nâzırü'n-nuzzâr ta‘yîn edüp bir hayrât-ı azîme oldu. Hâlâ ziyâretgâh-ı
hâss
u âmdır, rahmetullâhi aleyh,
"Anda sâkin olup İzevçan voyva[da]sından vazîfe-i mu‘ayyenesin alup türbe-i pür-envârda olan ibrişim haliçe ve şam‘dân u buhûrdân ve gülâbdân ve kanâdilleri görüp gözede" deyü a‘yân-ı vilâyeti bu vakfullâha nâzırü'n-nuzzâr ta‘yîn edüp bir hayrât-ı azîme oldu. Hâlâ ziyâretgâh-ı hâss u âmdır, rahmetullâhi aleyh,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 168b ·
metinde göster ·
… sin" 68 lafzıdır. Baba Lokmân civârında bir merkad-i (...) âşiyânı var ma‘lûm-ı
hâss
u âmmdır. Mevtine Atâ’î Çelebi târîh demişdir:
Yedi kerre kazâ-i Üsküb'e mutasarrıf olmuşlardır. Âhir zemzeme-i enfâsı dem-beste-i menâfiz ve menâhir oldu. Sinn-i târîhi "ha, sin" 68 lafzıdır. Baba Lokmân civârında bir merkad-i (...) âşiyânı var ma‘lûm-ı hâss u âmmdır. Mevtine Atâ’î Çelebi târîh demişdir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 172a ·
metinde göster ·
… aları cümle rûhâniyyet-i Gâzî Porça ile olmuşdur, derler. Hâlâ bir ziyâretgâh-ı
hâss
u âmmdır, rahmetullâhi aleyh.
Hakkâ ki ol şecere-i müntehâ ve ol kuyuların ikişer üçer kulaç olmaları cümle rûhâniyyet-i Gâzî Porça ile olmuşdur, derler. Hâlâ bir ziyâretgâh-ı hâss u âmmdır, rahmetullâhi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 32a ·
metinde göster ·
… mükemmel sarâyları var. Bir câmi‘i ve iki hânı ve bir sarây hammâmı taşra kalup
hâss
[u] âm içün oldu. Ve on aded bakkal ve habbâz ve zeyyât ve na‘lbe[n]d ve bozacı …
Süleymân Hân zamânında bu cây-ı mahsûldârda Koca Mehemmed Paşa Süleymân Hân'ın mi‘mârbaşısı Koca Mi‘mâr Sinân ibn Abdülmennân Ağa'ya kal‘a-misâl sarây-ı azîm inşâ etdirüp hâlâ bâğ-ı İremden nişân verir bir ravza-i rıdvân-misâl bir sarây-ı azîmdir kim vasfında lisân kâsırdır. Hâlâ hünkâr bâğçesidir kim başka ustası ve altmış aded külâhlı bostâncıları vardır. Ve civârında İslâmbol a‘yânlarının dahi mükellef ü mükemmel sarâyları var. Bir câmi‘i ve iki hânı ve bir sarây hammâmı taşra kalup hâss [u] âm içün oldu. Ve on aded bakkal ve habbâz ve zeyyât ve na‘lbe[n]d ve bozacı dükkânları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 43a ·
metinde göster ·
ağası üzerimize asker çekdiğin cümle nakîr ü kıtmîr yazdırup elimize hüccet-i k …
"Belî bir kez ol tarafda bir köyde nikâha gitmişdik. Sekiz sâ‘at kâmil ceng edüp gülbâng çekdiğ[in]izi istimâ‘ edüp sizden birkaç yaralı kefereler bizim olduğumuz köye gelüp ikisi mürd olup beş kâfir hâlâ anda mecrûhen yatırlar" deyü kadı ve ahâlî-i vilâyet cümle şehâdet edüp mâcerâ-yı sergüzeştimizin kadıdan arz-ı mahzarın ve hâss ağası üzerimize asker çekdiğin cümle nakîr ü kıtmîr yazdırup elimize hüccet-i kâ’ime ve habl-i metîn senedler alup kadıya beş guruş mahsûl verdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 54b ·
metinde göster ·
… -ı Horos: Horos kapusunun iç yüzünde müfîd ü muhtasar bir ılıca dahi var. Cümle
hâss
[u] âmm içün yenâbî‘-i uyûn-ı hârra-i mu‘tedildir, ammâ ol kadar memdûh u meşhû …
Temdîh-i germâb-ı bâb-ı Horos: Horos kapusunun iç yüzünde müfîd ü muhtasar bir ılıca dahi var. Cümle hâss [u] âmm içün yenâbî‘-i uyûn-ı hârra-i mu‘tedildir, ammâ ol kadar memdûh u meşhûr değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 85b ·
metinde göster ·
Adı belli şehîdler var yanında / Şehâdet eyledi hep
hâss
u âmmı / Kimi sağında ve kimi solunda / Bu câmi‘ oldu şehîdler makâmı / Salâ ol …
Adı belli şehîdler var yanındaŞehâdet eyledi hep hâss u âmmıKimi sağında ve kimi solundaBu câmi‘ oldu şehîdler makâmıSalâ oldu namâza başlanıldıKabûl ola namâzım bi't-tamâmıMuhammed Mustafâ'ya vakf olunduResûlün âb-ı rûyı hürmetiyçünGörenler dediler târîhin anın(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 97a ·
metinde göster ·
Ba‘zı pâdişâhların ser-i sa‘âdetleri yerinde destârları üzre turna cığaları ve çelenkler sokulmuş durur. Ve her kubbede türbedârlar mukarrerdir kim her bâr hânlar 130b ve sultânlar ve biyim [ve] bükeçler gelüp ziyâret edüp ûd [u] amberler ihrâk etdirüp hatm-i şerîfler tilâvet olunur ziyâretgâh-ı hâss u âmdır. Rahmetullâhi aleyhim ecma‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 130a–130b ·
metinde göster ·
… ta kullesi gibi bir serâmed kulle-i bâlâ içinde medfûndur kim hâlâ ziyâretgâh-ı
hâss
u âmm bir tekye-i hânkâhdır. Kavm-i Moğol lisânları üzre bu âsitâneye "Şembet-i …
Der-beyân-ı ahvâl-ı münâsib-i Cingiz Hân: Bi-kavli müverrihân bu Cingiz Hân'ın iki oğlu var idi. Biri merhûm Tamuras, ya‘nî Ebû Sa‘îd Hân ve biri Kazan Hân'dır. Bu dahi İslâm ile müşerref olup ismine "Mehemmed Şâm-ı Kazan" deyü nâm kodu. İbtidâ kavm-i Tatar'da Mehemmed ismini bunlar komuşdur. Hâ[nın] kabr-i şerîfi Âzerbâycân vilâyeti tahtı ola[n] şehr-i Tebrîz kurbunda İslâmbol'daki Galata kullesi gibi bir serâmed kulle-i bâlâ içinde medfûndur kim hâlâ ziyâretgâh-ı hâss u âmm bir tekye-i hânkâhdır. Kavm-i Moğol lisânları üzre bu âsitâneye "Şembet-i Kazan", ya‘nî "şembet" türbeye derler. Moğol kavmi "Bu Mehemmed Gazan Kazan vilâyetinde bizden idi, sonra müselmân oldu" derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 131a ·
metinde göster ·
emirleri ve iki kîseyi ve bir semmûr kürkü verince fakîr Mehemmed Paşa şâd-merk …
Menzil-i Havsa'ya gelüp mektûbları ve hâss emirleri ve iki kîseyi ve bir semmûr kürkü verince fakîr Mehemmed Paşa şâd-merk olayazdı ve hakîre cihân cihân hayr du‘âlar edüp üç yüz guruş verüp semmûr kürkü geydirüp ol ân hâssın zabtına bir müsellim gönderüp nefîr-i rıhletler çalınup Havsa'dan cânib-i şarka 6 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 203b ·
metinde göster ·
u âmma mâh u sâl bi'l-guduvvi ve'l-âsâl üç âdeme ve beş âdeme birer sini ta‘âm …
Der-imâret-i dâru'l-ıt‘âm-ı garîbân: Cümle iki aded me’kel-i imâret-i fukarâdır. Cümleden Gâzi Evrenos imâretinin subh [u] mesâ gûnâ-gûn ni‘met-i nefîsesi hâss u âmma mâh u sâl bi'l-guduvvi ve'l-âsâl üç âdeme ve beş âdeme birer sini ta‘âm dâ’imdir. Ve her müsâfirînin atlarının başlarına birer alîf cânib-i vakfdan mütevellî verir, gâyet ma‘mûr evkâf-ı azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 209a ·
metinde göster ·
[u] âmdır, ammâ cümleden Yedikulle'deki Küçük hammâm ve mahkeme kurbunda Kadı‘a …
Dükelisi on bir aded hammâm-ı rûşinâ-yı hâss [u] âmdır, ammâ cümleden Yedikulle'deki Küçük hammâm ve mahkeme kurbunda Kadı‘asker hammâmı ve Ayasofya hammâmı ve Çufudlar mahallesi içinde Halîl Ağa hammâmı ve Yenihammâm ve Sultân Bâyezîd'in zikr olunacak üç aded hammâmlarından evvelâ Tahtalkal‘a hammâmına Buğluca hammâm derler. Ve Kulle hammâmı. Bu mezkûrlar gâyet vâsi‘ hammâm-ı latîflerdir. Ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 227a ·
metinde göster ·
Cümle sadranç nakşı bu şehir üç yüz aded şâhrâh tarîk-i
hâss
u âmmdır. Ve her zokakda birer esnâf halkı çârsû-yı bâzâr mukarrerdir, ammâ cüm …
Cümle sadranç nakşı bu şehir üç yüz aded şâhrâh tarîk-i hâss u âmmdır. Ve her zokakda birer esnâf halkı çârsû-yı bâzâr mukarrerdir, ammâ cümleden Tahtalkal‘a bâzârı ve kal‘adan taşra Mısır çârsûsu ve kal‘a içre hâliçeciler bâzârı ve haffâflar bâzârı ve hayyâtlar çârsûsu ve takyeciler ve kavukçular çârsûsu ve
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 227b ·
metinde göster ·
… î medresesi imâreti ve Gâzî Evrenos türbesi imâreti. Bunların bay [u] gedâya ve
hâss
u âmma ni‘metleri dâ’imdir kim şeb [ü] rûz matbah-ı Keykâvus'undan muğân u cuhû …
Ve cümle 3 aded dâru'z-ziyâfe-i me’kel-i fakîrânı vardır. Cümleden Receb Çelebi imâreti ve Şeyh ilâhî medresesi imâreti ve Gâzî Evrenos türbesi imâreti. Bunların bay [u] gedâya ve hâss u âmma ni‘metleri dâ’imdir kim şeb [ü] rûz matbah-ı Keykâvus'undan muğân u cuhûdâna bile bezl-i ıt‘âm-ı âm olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 230b ·
metinde göster ·
… gîr kubbe kurşum ile mestûr bir kubbe-i pür-nûr içinde medfûn olup ziyâretgâh-ı
hâss
[u] âmm-ı erbâb-ı dilândır. (---)(---)(---)(---)
Sultân (---)(---) şeref-i sohbetleriyle müşerref olup âhır-ı kâr bunlara dahi sene 820 târîhinde Arapça emrine fermân-ber olup bu şehir içre medrese-i tekye-i dâru'l-hadîs nazargâhında bir kârgîr kubbe kurşum ile mestûr bir kubbe-i pür-nûr içinde medfûn olup ziyâretgâh-ı hâss [u] âmm-ı erbâb-ı dilândır. (---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 231b ·
metinde göster ·
Der-medh-i hammâm-ı râhat-ı cân: Cümle beş aded hammâm-ı
hâss
u âmmdır. Cümleden biri Bayrak câmi‘i kurbunda kurşum kubâblı Pîrî Paşa hammâmı …
Der-medh-i hammâm-ı râhat-ı cân: Cümle beş aded hammâm-ı hâss u âmmdır. Cümleden biri Bayrak câmi‘i kurbunda kurşum kubâblı Pîrî Paşa hammâmı, gâyet müferrih [ve] dilküşâ hammâmdır. Andan Eski hammâm, çifte hammâm-ı azîmdir kim biri avretler içün binâ olunmuşdur. Andan Kâbil Ağa hammâmı, müferrihdir. Andan (---) hammâmı, bu dahi âb [u] hevâsı ve binâsı latîf hammâm-ı rûşenâdır. Gerçi bu şehr-i azîme göre bu zikr olunan beş aded hammâmlar azdır, ammâ 236b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 236a–236b ·
metinde göster ·
… niçe bin fukarâları azîz-i merhûmu bu dergâhda defn ederler. Hâlâ ziyâretgâh-ı
hâss
[u] âmm bir ulu âsitâne-i fukarâ-yı Hacı Muhammed Bektaş-ı Velî hânkâhıdır.
Azîz-i merkûm dahi bu keşf [ü] kerâmeti ızhâr etdikden sonra mu‘ammer olmayup âhirete intikâl etdikde niçe bin fukarâları azîz-i merhûmu bu dergâhda defn ederler. Hâlâ ziyâretgâh-ı hâss [u] âmm bir ulu âsitâne-i fukarâ-yı Hacı Muhammed Bektaş-ı Velî hânkâhıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 245a ·
metinde göster ·
… uğrın kapucuk dahi limana açılır ammâ ağaç kanatlı kapudur, demirli değildir ve
hâss
u âmm kapusu değildir. Ammâ büyük kapular demirli olup cümle memerr-i nâs kapul …
Leb-i deryâda şekl-i muhammes beş tabyalı bir kal‘a-i bâlâdır kim cümle iki aded kapusu var. Biri kara tarafında cânib-i cenûba nâzır büyük kapudur. Ve biri dahi taraf-ı şimâle mekşûf büyük liman kapusudur, ammâ ikişer kat bâb-ı hadîdlerdir. Ve bir küçücük uğrın kapucuk dahi limana açılır ammâ ağaç kanatlı kapudur, demirli değildir ve hâss u âmm kapusu değildir. Ammâ büyük kapular demirli olup cümle memerr-i nâs kapuları olup cemî‘i halk bu kapulara muhtâc olup mâbeynleri mâl-â-mâl âlât-ı silâh ile müzeyyen olup şeb [ü] rûz dîdebânlar pür-silâh olup nigâhbânlık edüp âyende vü revendelere nazar ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 284a ·
metinde göster ·
… re bir tahtadan yeşil boyalı bayrak ile şühedâ alâmeti etdim. Hâlâ ziyâretgâh-ı
hâss
[u] âmmdır. Rahmetullâhi aleyh.
Ve etrâfına handak kazdırup kabr-i şerîfi etrâfın kârgîr binâ ile amâr ederdim ve seng-i mezârı üzre bir tahtadan yeşil boyalı bayrak ile şühedâ alâmeti etdim. Hâlâ ziyâretgâh-ı hâss [u] âmmdır. Rahmetullâhi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 293a ·
metinde göster ·