Tay merhûm olup Hazret-i Risâlet'i ammileri Ebû Tâlib yanına olup perverde etdi …
Andan yedi sene sonra Enûşirvân ve Hâtem-i Tay merhûm olup Hazret-i Risâlet'i ammileri Ebû Tâlib yanına olup perverde etdiler. Hazret on ikisine bâliğ iken Ebû Tâlib ile Şâm kurbünde Busrâ şehrine ticârete gitdiler. Busrâ şehrinde bir ulu râhib var idi. Ol eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 34b ·
metinde göster ·
Tay ve Ca‘fer-i Bermekî haslet sâhib-i kerem pâdişâh idi. Eyle cömerd ehl-i ker …
Bir Hâtem-i Tay ve Ca‘fer-i Bermekî haslet sâhib-i kerem pâdişâh idi. Eyle cömerd ehl-i kerem idi kim ednâ bir âdeme ve bir musâhibe hâtûna birer Mısır hazînesin kerrât ile ihsân etmişdir. Ve dâ’imâ fukarâlara in‘âm edüp çerâğ-efrûhte ederdi. Bir hammâmcı garîbi vezâret ile yeniçeri ağası etdi ve Şekerpâre Hâtûn musâhibe ricâsıyla Pirinccizâde nâm yeniçeri ağası etdüğine târîhdir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 105a ·
metinde göster ·
… end-i hûnhâr ve fişekbâz ve'l-hâsıl Cemşîd-misâl hezârfen bir zât-ı mükerrem ve
Hâtem-i
Tay ve Ca‘fer-i Bermekî haslet idi.
deyüp şakaya âğâza eder pür-ma‘rifet bir çelebi idi. Fârisî-hân ve Arabî-hân ve mûsıkî-şinâs idi kim ilm-i edvârın Fâryâbî'si idi. Ve şebbâz ve kitâbet-i ta‘lîkde hattât ve sâhib-i beste ve niçe sergüzeşt sâhibi ve levend-i hûnhâr ve fişekbâz ve'l-hâsıl Cemşîd-misâl hezârfen bir zât-ı mükerrem ve Hâtem-i Tay ve Ca‘fer-i Bermekî haslet idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 211a ·
metinde göster ·
… îvân-ı Fuzûlî'de cârî hâfız idi ve hurûf-ı tehecca üzre dîvânın tekmîl etmişdi.
Hâtem-i
engüşterinin seci‘i: Gınâyî dilde buldum ben Gınâyî idi. Melek Ahmed Paşa sadâr …
Der-sitâyiş-i şu‘arâ-yı Tarabefzûn : Evvelâ emlahu'ş-şu‘arâ Gınâyî Efendi: Tayyâr Mehemmed Paşa'nın re’îsi idi. Ba‘dehu Melek Ahmed Paşa'ya re’îsü'l-küttâb olmuşdu. Kâmûs-ı Ahterî ve Şem‘î'yi hıfzen tekmîl edüp Hâfız [ü]250a Örfî'de ve Dîvân-ı Fuzûlî'de cârî hâfız idi ve hurûf-ı tehecca üzre dîvânın tekmîl etmişdi. Hâtem-i engüşterinin seci‘i: Gınâyî dilde buldum ben Gınâyî idi. Melek Ahmed Paşa sadâretden ma‘zûl olup eyâlet-i Özü, andan eyâlet-i Rûmeli oldukda Re’îs Gınâyî zâtü'l-cenbden merhûm olup Sofya'da Derviş Mehemmed Paşa Câmi‘inin mihrâbı önünde defn olundukda fevtine târîhdir. (---)(---)(---)(---)(---) Hayâtı ve memâtı târîhi, lafz-ı "Gınâyî"dir. Sene 1061 rahmetullahi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 249b–250a ·
metinde göster ·
… n keremkârlığına âlem-i hayretde kaldılar. Bu keremi meğer Ca‘fer-i Bermekkî ve
Hâtem-i
Tâyyî etmiş ola.
Evvelâ cümleden biri; Ketenci Ömer Paşazâde Urfa'dan ma‘zûl Erzurûm'da dernek muhâfazasında iken etdüğü şûh-ı şengülliği budur kim; pâk, pâkize, müte‘azzım ve muhteşem ve müdebbir ve âkıbet-endîş, lâubâlî, âyine-vâr mücellâ, dil-i uşşâk gibi pür-safâ ve küşâde-meşreb bir âdemdir. Kendüden ba‘zı evzâ‘ı görülürdü kim ol ahvâl-i garîbeler zencîr-keş mecnûn-ı Melâmiyyûndan sâdır olmazdı. Hattâ Gönye gazâsından geldikden sonra cümle vüzerâ ve mîr-i mîrânlar ve ümerâlar ile sımât-ı Muhammedî başında ta‘âm yerken Seydî Ahmed Paşa ile Bâkî Paşa esnâ-yı kelâmda azğaşup bu kadar huzzâr-ı meclis var iken ta‘âmı bırakup yaka yakaya gelüp, "Kalk Evliyâ! Biz iki paşa güleş ederiz. Bizi salavâtla. Aç karnına bir eyi gürüş edüp sonra ta‘âm yiyelim" deyince hemen hakîr nola deyüp "Şast ber-kabza, çekilmiş yay oku gibi hâzırum", deyüp sofra başından ayak üzre kalkup "Allah, Allah! Hâce-i âlem, seyyid-i kâ’inât ve mefhar-i mevcûdât ber-cemâl-i kemâl Muhammed Mustafâ-râ salavât. Engürü'de er yatır, Rûm'da, Sarı Saltık, tan giyer ve tumman çeker. Pîrimiz Hazret-i Mahmûd, pîr-i yâr-ı velî aşkına iki vezîrdir. İkisinin dahi dutduğun Allah öğer, dîn [u] imân ile gide" deyüp bu iki zor-âver ve vezîr-i dilâvereyn-i servereyn-i hünervereyn-i vali-i mihtereynler birbirleriyle koç koç gağ olup keşân-ber-keşân yaka çâk rûyları otâğ içre hâk yaka yakaya olup pehlivân-âsâ küşte-gîrlik edüp Bâkî Paşa zeber-dest ve pîl-ten bir dilâver ü server u zor-âver olmağıla Seydî Paşa'yı zorına dutup Seydî Paşa'ya galebe sadedinde iken iki hamle mâbeynden hatâ geçüp Seydî Paşa dahi gayret-i akrân çeküp var kuvveti bâzûya getirüp yan başı hânesinden dağ pâresi-misâl Bâkî Paşa'yı sımmât-ı Muhammedî içine eyle atdı kim yetmiş aded zî-kıymet Mertebânî ve fağfûr çinî, çin-ender-çîn kırk pâre iken cümle hurd-ı haşhâş-misâl niçe bin pâre olup her pâresi gûş-vâr ve mısır pâresi gibi oldu. Bu kadar mümessek ni‘met-i nefîse içre iki vezîr ni‘met ile mülemma‘ olup cümle ni‘met sarhoş kusmuğuna dönüp üstleri ve başları ve aşları ve işleri harâb [u] yebâb olup vezîr iken vizir olup zerve olup bî-meze işkembe çorbası oldular. Cümle huzzâr-ı meclis, mîr-i mirân, ümerâ ve a‘yânlar vâlih [u] hayrân [u] cey‘ân olup herkes haymelerine gitmek sadedinde iken sâhib-i hayme Defterdârzâde Mehemmed Paşa efendimiz "Tiz gayrı ta‘âm" deyüp der-‘akab yine gayrı yire elli aded sîm-i hâlis suhûnlar ile sükkerî ter ü tâze ta‘âmlar gelüp bu iki vezîre birer kat libas-i fâhireler ihsân etdikde Bâkî Paşa "Ben yenildim, karnım doydu" deyü ta‘âm yimeyüp gidince ol sâhib-i kerem Defterdârzâde Mehemmed Paşa efendimiz on altı aded gümüş sahanlar ile ve cümle sofra âvânı ve gümüş sinisiyle ve kâseler ve peşkîr ve leğen-ibrikle çâşnigîrbaşına teslîm edüp Bâkî Paşa'nın otâğına gönderdi. Ve on iki sahan ve cümle alât-ı sîm-âvâniyle Seydî Ahmed Paşa'nın otâğına gönderüp "Cümlesin karındaşım Bâkî Paşa'ya ve Seydî Paşa'ya hibe eyledim" deyü çâşnigîrbaşına tenbîh eyledi ve akîbince Çukâdar Behlül Ağa ile Seydî Paşa'ya bir semmûr ve Silâhdâr Filibeli Mehemmed Ağa ile Bâkî Paşa'ya birer semmûr kürk gönderüp "Sakının, birer şey verirse alman. Yohsa kelleniz tenlerinizden cüdâ ederim" deyü tenbîh buyurdular. Cümle huzzâr-ı meclis Defterdârzâde'nin keremkârlığına âlem-i hayretde kaldılar. Bu keremi meğer Ca‘fer-i Bermekkî ve Hâtem-i Tâyyî etmiş ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 334a ·
metinde göster ·
… u fazîletde gûyâ musannif ve mü‘ellif Teftazânî hazretleri idi. Sehâ ve keremi
Hâtem-i
Tay'da yok idi. Bu hasletler ile kimesnede ola "el-İlmu ve'l-mâlu yesturâni kul …
Ammâ Bâkî Paşa Husrevânî kûp-misâl sâhib-i şikem idi. Ammâ bu dahi silâhşör ve cündî idi. Lâkin kendüye değme bir at tahammül edemezdi. Ammâ yine çâpük süvâr, sebük-rûh 334b idi kim gûyâ rûh-ı Mesîh idi. Ve mudhıkâne şütür-kürbe-gûne evzâ‘ [u] etvârları hadden efzûn idi. Ammâ gâzî ve mücâhidû fî-sebîlillahdır. Hattâ kendüleri Kars hâkimiyken Revân hânları ve Acem Sultânları ve Gürcîstân beğleri elinden ve dilinden zâr-ı zebûn olmuşlardı. Hattâ bir kerre nısfu'l-leylde kal‘a-i Karsdan üç yüz yiğit ile gâ’ib olup üç günden sonra Gürcîstân'ın âsî olan yerlerinden üç yüz esîr-i mûğ-bece gılmân [u] bintânlar ile sâlimîn ve gânimîn kal‘a-i Kars'a dâhil oldu. Böyle bir Rüstem-resân, Sam-akrân-ı zamândır. Bu Bâkî Paşa'nın Seydî Ahmed Paşa ile Şuşik kal‘ası cenginde etdiklerini ne Sâm u Nerimân ve ne Zâl-ı Köstehem etmemişdir. Gerçi bu gûne şütür-kürbe etvârları var idi ammâ re‘âyâ vü berâyâya adl [u] insâfı adl-i Ömer-misâl idi. Ve ilm u fazîletde gûyâ musannif ve mü‘ellif Teftazânî hazretleri idi. Sehâ ve keremi Hâtem-i Tay'da yok idi. Bu hasletler ile kimesnede ola "el-İlmu ve'l-mâlu yesturâni kulle aybin" mazmûnunca cümle evzâ‘ u etvâr-ı ahlâk-ı zemîmesin ilm ü sehâ setr eder. Husûsan şecâ‘ati ile cihân-ârâ bir er [ü] server idi. Ammâ bu gûne şütür-kürbe şakaları tenhâsında sikadan olan nüdemâları beyninde ederdi. Yohsa dîvân-ı pâdişâhîde ol kadar metânet üzre kelimât edüp müte‘azzımâne hareket ederdi kim fesâhat ve belâğat ile kelimât ederken bir ferdin mudhikâne kelâmına tebessüm etmeyüp dendânın kimse görmüş değildi. Hulâsa-i kelâm Bâkî Paşa'nın hilkati böyle idi. Âyet: Arapça .
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 334a–334b ·
metinde göster ·
… âhire sâhibi değil idi, ammâ şehbâzlık ile kuvvet-i kâhire sâhibi bir Arab evli
Hâtem-i
Tây-meşreb deryâ-dil ü hoş-sohbet ve sebük-rûh [u] hoş-ışret 336a merd-i meyd …
Hattâ cirîd meydânında hakîre latîfe yüzünden bir cirîd atup yüzüme isâbet edüp dörd aded dişlerim boğazıma dıkup Defterdârzâde efendimiz hayli müte’ellim olup dörd dişimin kısâsına karşılık bir kîse cerîme ve bir küheylân esb-i fetâh bile cerîme verüp sulh olduk. Ammâ Hazret-i Kur’ân-ı Azîmi ve Furkân-ı Mecîdi tilâvet ederken mehâric-i hurûfun savt-ı sağîr ile edâ olunur, sîn ve şın ve sâd ve zâ ve dâl misillü hurûfların kemâ hüve hakkahu edâ-yı mehâric-i hurûf edemez olduk. Ammâ dişlerim kırdığı yine Seydî Paşa'ya helâl olsun. Yedi küheylân at ve yedi Gürcî gulâm ve iki kîse ve niçe hil‘at-ı fâhire ihsânlarını görmişim, bir sahî, sâhib-i kerem ve gıll [u] gışdan berî ve kîn u kibr u buğz adâvet u hased ü nifâkdan müberrâ bir halûk ve halîm ve selîm ve garîb-dost ve sebük-rûh ve sâde-dil ve saf-derûn ve tevâbi‘ u levâhık-perver, asker-keş ve adüv-küş ve server-i hünerver ve dilâver, er kişi idi. Gerçi ilm u fazîlet u bâhire sâhibi değil idi, ammâ şehbâzlık ile kuvvet-i kâhire sâhibi bir Arab evli Hâtem-i Tây-meşreb deryâ-dil ü hoş-sohbet ve sebük-rûh [u] hoş-ışret 336a merd-i meydân, fârisü'l-hayl, pehlivân ve zekiyyü't-tab‘ [ve] hâkim-i cerrî kimesne idi. Ve cemî‘î menâhîden müberrâ, pâk-i‘tikâd müslim ve muvahhid ve muhibb-i ulemâ ve sulehâ ve muhibb-i guzât-ı müslimîn ve mücâhid-i fî-sebilillahdır. Gerçi herkes ile hüsn-i ülfet içün güler ve oynar ve sarık bozup güleş eder ve murâdı üzre satranc oynarken piyâde yerine şâhı verüp atı fil gibi oynardı. Şahı vezîr yerine verüp "ben sağ olayım" derdi. Bu dahi lâtîfe gûne bir hüsn-i hulku idi. Ammâ cümle ahlâk-ı hamîdesiyle muttasıf olduğundan memdûh şey-i garîb gurebâya at ve bisât ve ihsân u in‘âm edüp çerâğ etmesi ve bây u gedâya ni‘meti dâ’imâ mebzûl olması cümle evsâf-ı cemîlesinden memdûhdur. Hudâ cümle müşkil işlerin âsân ide.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 335b–336a ·
metinde göster ·
… srâf gösterirler. Aslâ deftere nazar etmeyüp ihrâk bi'n-nâr eder. Tâ bu mertebe
Hâtem-i
Tayy ve Ca‘fer-i Bermekî bir vezîr-i akl-ı Aristo idi. Âhir sene (---) târîhind …
Ve sol kapu mezkûr dud ağacına nâzırdır ve câmi‘ içi gâyet nûr ender nûr kubbe-i pür-nûrdur. Bunda olan müşebbek tuç revzenler üzre sadefkârî kapaklar ve câmları billûr ve necef ve moran ve hurdekâr câmlardır kim şems-i münevverin şu‘lesi pertevi urdukça câmi‘ içi nûr-ı pür-nûr olur ve bunda olan kürsî ve mü’ezzin mahfili bir câmi‘de eyle musanna‘ kürsî yokdur ve bundan olan şem‘dân ve çerâğdân ve günâgûn maslûbât âvîzeler ve ibrişim münakkaş hâliçeler bir câmi‘de yokdur. Hulâsa-i kelâm câmi‘ ve hân ve imâret ve mescîd ve medrese ve çârsû-yı bâzâr ve hammâm-ı latîfi cümle kârgîr binâ-yı ra‘nâsı serâpâ nilgûn rasâsı hâs ile mestûr bir şehr-i ma‘mûrdur kim cümle bu hayrât [u] hasenât gâzî-i sa‘îd u şehîd Sokullu Mehemmed Paşa binâsı olup ol ganîmet-i asrda temel nâzırı Sinân Ağa ahâlî-i vilâyet arzıyla yedi bin kîse masrâf gösterirler. Aslâ deftere nazar etmeyüp ihrâk bi'n-nâr eder. Tâ bu mertebe Hâtem-i Tayy ve Ca‘fer-i Bermekî bir vezîr-i akl-ı Aristo idi. Âhir sene (---) târîhinde kubbe altında dîvân-ı pâdişâhî edâ ederken serhad gâzîlerinin biri bir mahlûl ze‘âmet getirdikde vezîr, "Verilmişdir!" der. Serhadli eydür "Sultânım, beş kerre böyle mahlûl getirdim. Bir dahi getir sana vereyim, buyurdunuz. İşte at çatladup bunu getirdim" der. Yine vezîr "Verilmişdir!" deyince serhadli dal kurtıla olup divân-ı pâdişâhîde kubbe altında yedi vezîr huzûrunda vezîria‘zamın girîbânına yapışup kurtıla ile bir kaç kerre memesi üzre kurtıla[y]ı kabzasına varınca zerk edüp bir kaç kerre dahi karnına vurup kurtılayı vezîrin karnında burup bu serhadliye el kaldıranlardan bir kaçın dahi öldürüp dal satur-i serhaddî olup orta kapuda atına süvâr olup giderken akîbince dîvân askeri üşüp mecrûh Koca Vezîr-i munsıf eydür, "İncitmen, ben bana etdim. Hak ol serhadlimindir. Beş kerre mahlûl getirdi, vermedim. Allah emâneti olsun, ol garîbi kendi haline koyun" deyü vasiyyet edüp ertesi gün rûh teslîm edüp Ebâ Eyyûb-ı Ensârî cenbinde Yogurdcular Bâzârı içinde başka bir kubbe-i azîm içre medfûndur. Süleymân ve Selîm ve Murâd Hân'a vezîria‘zam olup kırk sene sadrıa‘zam olup niçe kerre ma‘zûl ve niçe kerre serdâr-ı mu‘azzam olup cemî‘i hayrât [u] hasenâtlarında üç yüz yigirmi hutbesi tilâvet olunup Rûmeli'nde Edirne râhında Burgaz kasabasındaki hayrât-ı azîmler dahi anın binâsıdır kim hâlâ cemî‘i evkâflarına neslinden İbrâhîm Hânzâdeler ol hayrât [u] hasenâtların ber-vech-i ocaklık mütevellîleridir, rahmetullahi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 20a ·
metinde göster ·
… paşa ile şeb [u] rûz sohbet-i hâs ederdik. Meğer paşa bir sebük-rûh ve yârândan
Hâtem-i
Tayy gibi sâhib-i kerem münşî ve müverrih kimesne imiş. Bu hakîrin seyâhate tâl …
Hudûd-ı arz-ı Hâsân, şehr-i kadîm Marmâşim ya‘nî kal‘a-i Gazzetü'l-Hâşim: Bu şehr-i kadîme kadem basınca doğru hâkim-i vilâyet olan Hüseyin Paşa hânesine varup müşerref oldukda Murtezâ Paşa efendimizin mektûbları ve pervâne yayı ve Frengî hâre hedâyâların verdiğimizde cihân kadar hazzedüp muhabbetnâmeler kıra’et olunup "Belî deynimizdir. İnşâallah sizinle gönderüp edâ-yı deyn ederiz" deyü hakîre bir hâne-i bî-minneti tehniye edüp paşa ile şeb [u] rûz sohbet-i hâs ederdik. Meğer paşa bir sebük-rûh ve yârândan Hâtem-i Tayy gibi sâhib-i kerem münşî ve müverrih kimesne imiş. Bu hakîrin seyâhate tâlib ü râgıb olduğunu kendülerinin ma‘lûm-ı şerîfleri olup şehrin ulemâ vü sulehâ ve müverrihînin cem‘ edüp şeb [u] rûz niçe tevârih-i kütüb-i mu‘tebereler tetebbu‘ edüp anlardan istihrâc etdiğimiz üzre ba‘de't-Tûfân imâr olan şehr-i kadîmlerin biri dahi bu mahrûse-i Gazzetü'l-Hâşim'dir. Bi-kavli Müverrih ibn Zolak ve el-Hıtatı'l-Kazâ‘î ve Târîhu't-Tecrîd fi's-Sahâbe li-Zehebî nâm tevârîhlerdir kim evsâf-ı Gazze anlardan me’hûzdur kim ibtidâ bânîsi ba‘de't-Tûfân Mermaşim ibn Sâm ibn Nûh aleyhi's-selâmdır. Bu Mermaşim bin yüz elli sene mu‘ammer olup Arz-ı Hâsân [u] Teberîstân'da niçe şehirler binâ edüp bu Gazze'yi Marmâşim'den üç mil ba‘îd bir şehr-i azîm inşâ edüp ismine Marmâş kodu. Hâlâ Buhtunnasr'dan berü harâbdır. Hâlâ bir büleyde-misâl kalmışdır. Calinus-ı hakîm zamân-ı imâretinde anda medfûndur. Ammâ bu Gazze nazargâh-ı evliyâ ve enbiyâ olmağıla hâlâ ma‘mûrdur. Ve niçe bin düvelden düvele düşüp âhir-ı kâr Mısır hulefâlarından Âl-i Çerâkise Sultân Gavrî destinden Âl-i Osmâniyân'dan Selîm Hân-ı Evvel sene 922 târîhinde feth edüp Şâm eyâletinde sancak beği tahtıdır. Mîr-i livâsının taraf-ı pâdişâhîden hâssı 508.338 akçedir ve erbâb-ı zu‘amâsı 7 ve erbâb-ı timari 107. Kânûn üzre cebelüleri ile cümle bin yüz elli asker olup paşası ve alaybeğisi livâsı altında sefer eşerler. Üç yüz akçe şerîf kazâdır. Cümle (---) aded âbâdân nâhiye kurâlarından beher sene ber-vech-i adâlet kadıya dörd bin guruş ve paşasına seksen bin guruş hâsıl olur. Sancağ-ı mezbûr gâyetü'l-gâye ma‘mûr vilâyet-i âbâdândır. Ve mezâhib-i erba‘adan tekmîl-i fünûn etmiş şeyhülislâmları ve nakîbü'l-eşrâfı ve şehrinin a‘yân u eşrâfı ve kibâr-ı ulemâ vü sulehâları, vâfir ve muhteşem sipâh tâ’ifesi ve ehl-i tüccârı ve ankâ ehl-i hizmetleri ve ehl-i hırefleri vardır. Şehir nâ’ibi ve şehir subaşısı ve şehir muhtesibi ve şehir bâcdârı vardır. Zîrâ bu şehir mü’ebbed kayd-ı hayât ile Hüseyin Paşa'nın, Selîm Hân'dan beri mülk-i mevrûs ocaklıkları olmağıla cümle muhtesib ve bâcdârının ebvâb-ı mahsûlâtları paşanın hâssıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 47b ·
metinde göster ·
… âmlı sarây-ı azîmlerdir. Cümleden Tayyâr Mehemmed Paşa sarâyı, oğlu Ahmed Paşa,
Hâtem-i
Tayy ve Ca‘fer-i Bermekî sâhib-i kerem kimesnedir ve Paşa sarâyı ve Monla sarây …
Bu şehrin fevkânî kal‘ası ve tahtânî sûr varoşunun enderûn [u] bîrûnunda cümle iki bin altı yüz kireç ve türâb ve cibs ile sutûhları mestûr binâ-yı âbâdân ma‘mûr hâne-i zîbâlardır. Ve bağlı ve bâğçeli ve âb-ı revânlı ve hammâmlı sarây-ı azîmlerdir. Cümleden Tayyâr Mehemmed Paşa sarâyı, oğlu Ahmed Paşa, Hâtem-i Tayy ve Ca‘fer-i Bermekî sâhib-i kerem kimesnedir ve Paşa sarâyı ve Monla sarâyı ve Gürz Paşa sarâyı ve Celâlî Kadı sarâyı ve Sarzâde Mustafâ Paşa sarâyı ve Arab Alî Paşa sarâyı, bu sarâylardan mâ‘adâ niçe hânedânlar vardır. Yâddaşımız olan bu büyût-ı ra‘nâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 55b ·
metinde göster ·
… e kıbâblarıyla niçe yüz merâkıd-ı pür-envâr âşikâredir. Evvelâ kabr-i Beşîr ibn
Hâtem-i
Tayy, Mûsâ ibn Hazret-i Zübeyr ve Zeyneddîn ibn Akîl ibn Ebî Tâlib ve İsmâ‘îl i …
Bu mahall gerçi Arz-ı Mukaddes'dir, ammâ bu mahalde sahâbe-i güzînin medfûn olmalarının sebebi oldur kim hicret-i Nebeviyye'nin sene (---) târîhinde Hazret-i Alî ile Hazret-i Mu‘âviye bu Ca‘ber Kal‘ası mukâbelesinde ceng-i azîm edüp tarafeynden niçe bin sahâbe-i kirâm ve erbâb-ı soffa 59b ve muhâcirîn-i ensâr ve tebe‘-i tâbi‘în şehîd olup hâlâ ol sahrâ-yı Ca‘ber'de kabr-i münevvereleri ve seng-i mezârları ve kıbâblarıyla niçe yüz merâkıd-ı pür-envâr âşikâredir. Evvelâ kabr-i Beşîr ibn Hâtem-i Tayy, Mûsâ ibn Hazret-i Zübeyr ve Zeyneddîn ibn Akîl ibn Ebî Tâlib ve İsmâ‘îl ibn Huzeyme, Sirâcüddîn ibn Hâlid ve Sâlih Berkî ibn Abd-i Rey. Bunlardan mâ‘adâ niçe bin sahâbe-i kirâmlar medfûnlardır, ammâ bunları ziyâret edüp rûh-ı şerîfleriyçün at üzre Kur’ân tilâvet edüp yine Furât'a gelüp gemiyle karşu Ca‘ber tarafına geçip istirâhat etdik. Andan yine gemiyle beri Haleb hâkinde ubûr edüp cânib-i garba çölistân içre (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 59a–59b ·
metinde göster ·
Evvelde bânîsi ma‘lûm değildir. Lakin Hazret-i Risâlet-penâh yedi sinne bâliğ iken Arab Hâtem-i Tayy Medâyin'de Enûşirvân derdinden Mekke'ye gelüp Hazret-i Resûl'e buluşup Hazret'in dedesi Abdülmuttalib yüz yigirmi yaşında idi. Anların izniyle bu Hâtem-i Tayy bu Arabkîr'e gelüp mesken edinüp Enûşirvân tasaddurundan halâs olup bu Arabkîr'de asker sâhibi olup Enûşirvân üzre zafer bulup bu Arabkîr'i mâl-ı ganâ’im-i Enuşirvân ile imâr etdüğünden Arabkîr derler. Niçe mülûkden mülûke intikâl edüp âhir Âl-i Selçukiyân destine girüp andan sene 816 târîhinde Çelebi Sultân Mehemmed destine girüp Süleymân Hân tahrîrî kânûnı üzre Sivas eyâletinde sancakbeği tahtıdır. Beğinin hâssı (---) akçedir. Timar (---) ve ze‘âmeti (---) ve alaybeğisi ve çeribaşısı vardır. Hîn-i gazâda cümle iki bin müsellah asker olur. Ber-vech-i adâlet paşasına on bin gurûş olur. Üç yüz pâyesiyle şerîf kazâdır. Senevî iki bin gurûş hâsıl olur. Şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve kethüdâyeri ve yeniçeri-serdârı ve kal‘a dizdârı ve neferâtları ve muhtesibi ve şehir subaşısı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 82a ·
metinde göster ·
… uşup Hazret'in dedesi Abdülmuttalib yüz yigirmi yaşında idi. Anların izniyle bu
Hâtem-i
Tayy bu Arabkîr'e gelüp mesken edinüp Enûşirvân tasaddurundan halâs olup bu Ara …
Evvelde bânîsi ma‘lûm değildir. Lakin Hazret-i Risâlet-penâh yedi sinne bâliğ iken Arab Hâtem-i Tayy Medâyin'de Enûşirvân derdinden Mekke'ye gelüp Hazret-i Resûl'e buluşup Hazret'in dedesi Abdülmuttalib yüz yigirmi yaşında idi. Anların izniyle bu Hâtem-i Tayy bu Arabkîr'e gelüp mesken edinüp Enûşirvân tasaddurundan halâs olup bu Arabkîr'de asker sâhibi olup Enûşirvân üzre zafer bulup bu Arabkîr'i mâl-ı ganâ’im-i Enuşirvân ile imâr etdüğünden Arabkîr derler. Niçe mülûkden mülûke intikâl edüp âhir Âl-i Selçukiyân destine girüp andan sene 816 târîhinde Çelebi Sultân Mehemmed destine girüp Süleymân Hân tahrîrî kânûnı üzre Sivas eyâletinde sancakbeği tahtıdır. Beğinin hâssı (---) akçedir. Timar (---) ve ze‘âmeti (---) ve alaybeğisi ve çeribaşısı vardır. Hîn-i gazâda cümle iki bin müsellah asker olur. Ber-vech-i adâlet paşasına on bin gurûş olur. Üç yüz pâyesiyle şerîf kazâdır. Senevî iki bin gurûş hâsıl olur. Şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve kethüdâyeri ve yeniçeri-serdârı ve kal‘a dizdârı ve neferâtları ve muhtesibi ve şehir subaşısı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 82a ·
metinde göster ·
… Sultân tarafından İpşir Paşa'ya bir ziyâfet-i azîm olmuşdur kim gûyâ ziyâfet-i
Hâtem-i
Tâyy idi. Ba‘dehû sa‘âdetlü pâdişâh tarafından Bostâncıbaşı kayığıyla Dârüssa‘â …
Yedinci vezîr Defterdâr Moralı Mustafâ Paşa nümâyân olunca İpşir Paşa bilâ rikâb esb-peymâsına süvâr olunca bizim Melek Ahmed Paşa, Deferdârın hüsn-i ta‘bîrinde oldukça İpşir istimâ‘ etmeyüp Defterdâr İpşir'in rikâbın bûs etdi. İpşir aslâ nazar etmeyüp su’âl bile etmedi ve hayli tahkîrâne nazar edüp niçe ıtâb-âmîz kelimâtlar etdikçe Melek Ahmed Paşa tarafdârı olup niçe gûne 179a tarafdârlıklar ederdi. Âhir-i kâr İpşir Paşa "Birâder! Bu mudur mührü benim üzerimden iki bin kîseye almak isteyen, gider şu hayyizi!" deyüp bir hayli meydâna at sıçradup fakir Defterdâr hayli piyâde yürüdü. Andan cemî‘i İslâmbol a‘yânları gürûh gürûh ve esnâf esnâf gelüp niçesine paşa efendimiz ve niçe binine Çavuşbaşı kapu kethüdâlığı edüp ta‘rîf u tavsif ederlerdi. Bu keyfiyyet-i hâl üzre alay-ı azîm ile İpşir Paşa Üsküdar'da Salacak nâm iskele hâ’ilinde Ayşe Sultân sarâyına nüzûl edüp kurbânlar kesildi. Ve cümle İpşir askeri Üsküdar şehri içre kırk bin asker sepişüp kırk elli bin mikdârı asker-i bî-pâyân dahi hayme ü hargâhlarıyla sahrâ-yı Üsküdar'da meks edüp cümle İpşir askeri İpşir'in meks etdüğü sarâyı kat-ender-kat ihâta etdiler. Ba‘dehû İpşir Paşa'ya ve cümle istikbâle çıkan vüzerâ vü vükelâya ve sâ’ir erbâb-ı devlete Ayşe Sultân tarafından İpşir Paşa'ya bir ziyâfet-i azîm olmuşdur kim gûyâ ziyâfet-i Hâtem-i Tâyy idi. Ba‘dehû sa‘âdetlü pâdişâh tarafından Bostâncıbaşı kayığıyla Dârüssa‘âde Ağası (---)(---) Ağa ve Şeyhülislâm Ebû Sa‘îd Efendi gelüp İpşir Paşa'yı huzûr-ı pâdişâhîye da‘vet etdikde "İnşâallah yarın alay-ı azîm ile pâdişâhımın pây-ı serîrine yüzüm sürerim" deyü gitmemek sadedinde olunca cümle huzzâr-ı meclis "Ne mümkindir, elbette da‘vete icâbet edersiz" deyü ibrâm [u] ilhâh etdiler. Âhir-i kâr İpşir Paşa âbdest almak bahânesiyle mâbeyn hücresine girüp Kara Abaza Hasan Paşa ve Cân Mirza Paşa ve Kürd Mehemmed Ağa ve (---)(---)(---)(---) bu gûne haşerât ile meşveret ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 178b–179a ·
metinde göster ·
… Bu hâkim Murtezâ Hân Bitlîs Hânı Abdâl Hân'ın damâdı bir şehzâde-i âzâde-misâl
Hâtem-i
Tay ve Ca‘fer-i Bermekî-tabî‘at ve Hüseyin-i Baykara-meşreb zât-ı mükrim, halûk …
Eşkâl-i kal‘a-i Hazzo: Kûh-ı Zov dâmeninde bir sarp kaya üzre bir küçük kal‘adır, dâ’iren-mâdâr cirmi bin altı yüz adımdır. Maşrık tarafı havâleli yalçın kayalı dağlardır. Kıblesi tarafı sahrâlardır. Bu tarafa nâzır bir demir kapusu var, yolu gâyet sarpdır. Aşağı varoşuna usret ile nüzûl olunur. Derûn-ı kal‘ada bâğsız ve bâğçesiz cümle hâk-i pâk ile mestûr yüz elli aded hâneler vardır, ammâ kal‘anın nısfın hâkimi olan Murtezâ Beğ'in sarâyı dutmuşdur kim kat-ender-kat bir sarây-ı pür-hücurâtdır. Bu hâkim Murtezâ Hân Bitlîs Hânı Abdâl Hân'ın damâdı bir şehzâde-i âzâde-misâl Hâtem-i Tay ve Ca‘fer-i Bermekî-tabî‘at ve Hüseyin-i Baykara-meşreb zât-ı mükrim, halûk u halîm ü selîm merd-i meydân Murtezâ hân-ı âlîşân idi. Sarâyında bir gice mihmân olup şeref-i sohbetleriyle müşerref {olduk}. Sarâyında su sarnıçları var ve derûn-ı kal‘ada (---)(---) câmi‘i var, mâ‘adâ imâret-i âbâdânları cümle aşağıdadır. 220b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 220a–220b ·
metinde göster ·
… rine ol kadar muhabbet edüp birbirlerine eyle ikrâm etdiler kim meğer bu ikrâmı
Hâtem-i
Tayy veyahûd Ca‘fer-i Bermekî etmemiş ola. Netîce-i merâm iki bin askerle paşan …
Hulâsa-i kelâm şehr-i Bitlîs'de on gün on gice tekâ‘üd etdiğimizde ahâlî-i beled ile ol kadar hüsn-i ülfet olundu kim ta‘bîri mümkin değildir. Ve paşa ile hân birbirlerine ol kadar muhabbet edüp birbirlerine eyle ikrâm etdiler kim meğer bu ikrâmı Hâtem-i Tayy veyahûd Ca‘fer-i Bermekî etmemiş ola. Netîce-i merâm iki bin askerle paşanın tuğları Rahova nâm mahalle gitdikde ertesi gün paşa hân ile vedâ‘ mahallinde öpüşüp görüşüp paşa esb-i sabâ-sür‘atine süvâr olup hân ile at başı berâber alây-ı azîm ile Van'a revâne olarak Bitlîs derelerinden Rahova nâm bir sahrâya çıkup bir çemenzâr köşede kırk elli aded haymeler kurulup hân hazretleri paşayı ol hayemâtlara indirüp bir ziyâfet-i âlî olmuşdur kim bu dahi ve mine'l-acâ’ibdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 235b ·
metinde göster ·
… e niçe yüz aded Keşmîrî ve elvân şallar çıkdı kim her biri birer hâtemden geçer
Hâtem-i
Tayî gibi sahiyyü'l-vücûd kimesnelere lâyık şal-ı Keşmîrîler idi.
Mazmûn-ı füsûnu üzre mezkûr sandûkanın kapağın küşâde edince niçe buhûr-ı tayyibe ile esbâb-ı hüsnü hıfz etmişler kim cümle girân-bahâ çartâb işleme cevâhirli şîb hil‘atler ve niçe yüz aded Keşmîrî ve elvân şallar çıkdı kim her biri birer hâtemden geçer Hâtem-i Tayî gibi sahiyyü'l-vücûd kimesnelere lâyık şal-ı Keşmîrîler idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 279a ·
metinde göster ·
… mevcûd bir mîr-i Mahmûdî'dir. Bitlîs hânıyla bu Evliyâ Beğ diyâr-ı Kürdistân'ı
Hâtem-i
Taylık'da aralamışlardır kim ni‘metleri mebzûldür. Hattâ cümle refîklerimizle a …
Kavm-i Ekrâd bu kal‘aya Karaca kal‘a derler. Zîrâ ekseriyyâ seng-i siyâh ile Âl-i Abbâsiyân'dan Gıyâseddîn ibn el-Muktedir Billah binâ etmiş kal‘a-i köhne-âbâddır. Devlet-i Âl-i Osmân'da altıncı Karahisâr-ı Ekrâd budur. İbtidâ Afyonkarahisâr ve Şebin Karahisâr ve Develi Karahisâr ve Antalya Karahisâr (---)(---)(---)(---)(---)(---) altıncı bu Ekrâd Karahisârı'dır. Ammâ bu dahi anlardan kalmaz. Evc-i âsumâne ser çekmiş bir kûh-ı bî-mânend üzre bir hisâr-ı ser-bülenddir, ammâ küçükdür. Cânib-i erba‘ası çâh-ı sakar olduğundan ne kadar adımdır, bilmem, ammâ şekl-i murabba‘dan tûlânîce vâkı‘ olmuşdur. (---)(---)(---)(---)(---)(---). 287a Hâlâ Mahmûdî beğlerinden Evliyâ Beğ adaşımız hükmünde yurdluk ve ocaklık olmak üzre tabl [u] alem sâhibi bir mankâle mîr-i muhteremdir kim cemî‘i Kürdistân ümerâların ihsânıyla bend etmişdir. Dörd bin aded güzîde pâk müsellah asker-i Ekrâda mâlikdir. Cemî‘i Mahmûdî beğlerinin âb-ı rûyıdır. Gerçi bir lahm u şahm sâhibi görinür ammâ gâyet çâpük ü zinde ve server-i hünerverlik üzerinde mevcûd bir mîr-i Mahmûdî'dir. Bitlîs hânıyla bu Evliyâ Beğ diyâr-ı Kürdistân'ı Hâtem-i Taylık'da aralamışlardır kim ni‘metleri mebzûldür. Hattâ cümle refîklerimizle aşağı hıyâbânında bir ziyâfet-i azîm etmişdir kim cümle ni‘met-i nefîselerinin sükkeri Şâm'ın nebât-ı Hamevîsinden idi. Ba‘de't-ta‘âm parmağındaki Ferîd hattıyla damlalı zümürrüd üzre yazılmış bir hâtem idi kim Hâtem-i Tay bile eyle bir hâteme mâlik olmamış idi. "Evliyâm görem gözüm mührünü" dedi. "Görün hânım" deyü eline {mührümü} verdikde kırâat etdi Sec‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 286b–287a ·
metinde göster ·
… âm parmağındaki Ferîd hattıyla damlalı zümürrüd üzre yazılmış bir hâtem idi kim
Hâtem-i
Tay bile eyle bir hâteme mâlik olmamış idi. "Evliyâm görem gözüm mührünü" dedi. …
Kavm-i Ekrâd bu kal‘aya Karaca kal‘a derler. Zîrâ ekseriyyâ seng-i siyâh ile Âl-i Abbâsiyân'dan Gıyâseddîn ibn el-Muktedir Billah binâ etmiş kal‘a-i köhne-âbâddır. Devlet-i Âl-i Osmân'da altıncı Karahisâr-ı Ekrâd budur. İbtidâ Afyonkarahisâr ve Şebin Karahisâr ve Develi Karahisâr ve Antalya Karahisâr (---)(---)(---)(---)(---)(---) altıncı bu Ekrâd Karahisârı'dır. Ammâ bu dahi anlardan kalmaz. Evc-i âsumâne ser çekmiş bir kûh-ı bî-mânend üzre bir hisâr-ı ser-bülenddir, ammâ küçükdür. Cânib-i erba‘ası çâh-ı sakar olduğundan ne kadar adımdır, bilmem, ammâ şekl-i murabba‘dan tûlânîce vâkı‘ olmuşdur. (---)(---)(---)(---)(---)(---). 287a Hâlâ Mahmûdî beğlerinden Evliyâ Beğ adaşımız hükmünde yurdluk ve ocaklık olmak üzre tabl [u] alem sâhibi bir mankâle mîr-i muhteremdir kim cemî‘i Kürdistân ümerâların ihsânıyla bend etmişdir. Dörd bin aded güzîde pâk müsellah asker-i Ekrâda mâlikdir. Cemî‘i Mahmûdî beğlerinin âb-ı rûyıdır. Gerçi bir lahm u şahm sâhibi görinür ammâ gâyet çâpük ü zinde ve server-i hünerverlik üzerinde mevcûd bir mîr-i Mahmûdî'dir. Bitlîs hânıyla bu Evliyâ Beğ diyâr-ı Kürdistân'ı Hâtem-i Taylık'da aralamışlardır kim ni‘metleri mebzûldür. Hattâ cümle refîklerimizle aşağı hıyâbânında bir ziyâfet-i azîm etmişdir kim cümle ni‘met-i nefîselerinin sükkeri Şâm'ın nebât-ı Hamevîsinden idi. Ba‘de't-ta‘âm parmağındaki Ferîd hattıyla damlalı zümürrüd üzre yazılmış bir hâtem idi kim Hâtem-i Tay bile eyle bir hâteme mâlik olmamış idi. "Evliyâm görem gözüm mührünü" dedi. "Görün hânım" deyü eline {mührümü} verdikde kırâat etdi Sec‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 286b–287a ·
metinde göster ·
{Mevlûd-i Nebî'nin} sene 6 târîhinde bânîsi Enûşirvân-ı âdil ümerâlarından
Hâtem-i
Tay-yi Arabî'nün karındaşı Emîr Cerbân Kan binâsı olduğundan Cerbân Kan nâmıyla …
{Mevlûd-i Nebî'nin} sene 6 târîhinde bânîsi Enûşirvân-ı âdil ümerâlarından Hâtem-i Tay-yi Arabî'nün karındaşı Emîr Cerbân Kan binâsı olduğundan Cerbân Kan nâmıyla meşhûr bir şehr-i ma‘mûrdur. Kavm-i Moğol bu şehre Kan derler. Lisân-ı Çîn'de kan hâkime derler. Hâlâ bu şehr-i Cerbân Kân, hâk-i Irâk'da ve hükm-i Şâh-ı Acem'de Kâşân eyâletinde başka sultânlıkdır kim bin güzîde nökere mâlikdir. Sûru harâbdır ammâ şehri imâr-ı kâmyâbdır. Medînesinin cümle etrâfı handak hafr-i türâbdır ve cânib-i eknâfı çâr-deh bâbdır. Derveze-i Kâşân ve derveze-i şehr-i Sâve ve derveze-i şehr-i Rey ve derveze-i şehr-i Demâvend ve derveze-i Bağdâd ve derveze-i şehr-i Deylem ve derveze-i şehr-i Şehribân ve derveze-i Isfahân-ı nısf-ı cihân ve derveze-i Derteng ve derveze-i şehr-i Kum ve derveze-i şehrü'l-Mut ve derveze-i (---). Hulâsa-i kelâm cümle on dörd kapusu vardır. Bu kapular dâhilinde olan bir şehr-i müzeyyendir kim cümle yedi bin hâne-i âbâdândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 323b ·
metinde göster ·
… ba‘dehû Enûşirvân Hazret'in zamânında Bağdâd meliki idi. Hazret'e mu‘tekid olup
Hâtem-i
Tay nâm Arab beğin hedâyâ ile Hazret'e gönderüp mübârek ağzı yarların ricâ etmi …
{Ezîn-cânib} ba‘dehû Enûşirvân Hazret'in zamânında Bağdâd meliki idi. Hazret'e mu‘tekid olup Hâtem-i Tay nâm Arab beğin hedâyâ ile Hazret'e gönderüp mübârek ağzı yarların ricâ etmişdi. Hazret-i Resûl-i Ekrem dahi ricâsın kabûl edüp ağzı yarın âb-ı Zemzem ile mülammâ‘ edüp Hâtem-i Tay Enûşirvân-ı âdile götürüp kireç ve cıbıs içine Hazret'in ağzı yarın katup Tâk-i Kisrâ-yı Enûşirvân ta‘mîr etdi. İlâ hâze'l-ân râygân bir tâk-i Enûşirvân'dır. Ol sene Hazret-i Risâlet-penâh henüz yigirmi sinneye bâliğ iken ol sene Enûşirvân ve Hâtem-i Tay nâm mîr-i Arab merhûm oldu. Hikmet-i Hudâ Enûşirvân mevt olduğu sâ‘at bir zelzele-i azîm olup cümle halkıyla Eski Bağdâd münhedim oldu. "Bu zemîn menhûs-ı ekberdir." deyü yigirmi sene dahi mu‘attal yatup Hazret-i Risâlet'e kırk yaşında nübüvvet geldikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 332b ·
metinde göster ·
… Resûl-i Ekrem dahi ricâsın kabûl edüp ağzı yarın âb-ı Zemzem ile mülammâ‘ edüp
Hâtem-i
Tay Enûşirvân-ı âdile götürüp kireç ve cıbıs içine Hazret'in ağzı yarın katup T …
{Ezîn-cânib} ba‘dehû Enûşirvân Hazret'in zamânında Bağdâd meliki idi. Hazret'e mu‘tekid olup Hâtem-i Tay nâm Arab beğin hedâyâ ile Hazret'e gönderüp mübârek ağzı yarların ricâ etmişdi. Hazret-i Resûl-i Ekrem dahi ricâsın kabûl edüp ağzı yarın âb-ı Zemzem ile mülammâ‘ edüp Hâtem-i Tay Enûşirvân-ı âdile götürüp kireç ve cıbıs içine Hazret'in ağzı yarın katup Tâk-i Kisrâ-yı Enûşirvân ta‘mîr etdi. İlâ hâze'l-ân râygân bir tâk-i Enûşirvân'dır. Ol sene Hazret-i Risâlet-penâh henüz yigirmi sinneye bâliğ iken ol sene Enûşirvân ve Hâtem-i Tay nâm mîr-i Arab merhûm oldu. Hikmet-i Hudâ Enûşirvân mevt olduğu sâ‘at bir zelzele-i azîm olup cümle halkıyla Eski Bağdâd münhedim oldu. "Bu zemîn menhûs-ı ekberdir." deyü yigirmi sene dahi mu‘attal yatup Hazret-i Risâlet'e kırk yaşında nübüvvet geldikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 332b ·
metinde göster ·
… ne Hazret-i Risâlet-penâh henüz yigirmi sinneye bâliğ iken ol sene Enûşirvân ve
Hâtem-i
Tay nâm mîr-i Arab merhûm oldu. Hikmet-i Hudâ Enûşirvân mevt olduğu sâ‘at bir z …
{Ezîn-cânib} ba‘dehû Enûşirvân Hazret'in zamânında Bağdâd meliki idi. Hazret'e mu‘tekid olup Hâtem-i Tay nâm Arab beğin hedâyâ ile Hazret'e gönderüp mübârek ağzı yarların ricâ etmişdi. Hazret-i Resûl-i Ekrem dahi ricâsın kabûl edüp ağzı yarın âb-ı Zemzem ile mülammâ‘ edüp Hâtem-i Tay Enûşirvân-ı âdile götürüp kireç ve cıbıs içine Hazret'in ağzı yarın katup Tâk-i Kisrâ-yı Enûşirvân ta‘mîr etdi. İlâ hâze'l-ân râygân bir tâk-i Enûşirvân'dır. Ol sene Hazret-i Risâlet-penâh henüz yigirmi sinneye bâliğ iken ol sene Enûşirvân ve Hâtem-i Tay nâm mîr-i Arab merhûm oldu. Hikmet-i Hudâ Enûşirvân mevt olduğu sâ‘at bir zelzele-i azîm olup cümle halkıyla Eski Bağdâd münhedim oldu. "Bu zemîn menhûs-ı ekberdir." deyü yigirmi sene dahi mu‘attal yatup Hazret-i Risâlet'e kırk yaşında nübüvvet geldikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 332b ·
metinde göster ·
… feti sene 19 ve müddet-i ömrü sene 75, künye-i Mu‘âviye Abdurrahmân'dır. Nakş-ı
hâtemi
"Li-külli amelin sevâb" idi.
Âhir sene 60 mâh-ı recebü'l-müreccebinde Şâm'da lakve marazından merhûm olup Bâbu'l-Câbî'de medfûndur. Müddet-i hilâfeti sene 19 ve müddet-i ömrü sene 75, künye-i Mu‘âviye Abdurrahmân'dır. Nakş-ı hâtemi "Li-külli amelin sevâb" idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 350b ·
metinde göster ·
Ammâ Hazret'in vilâdetinden iki yıl dörd ay sonra Hazret-i Ebâbekir vücûda geldi ve Hazret-i Resûl yedi yaşına bâliğ iken Hazret-i Osmân ibn Affân Mekke'de vücûda geldi. Ve bu mahalde Mekke'de kaht u galâ olup Hazret'in dedesi Abdülmuttalib cümle Kureyş halkıyla Cebel-i Ebû Kubeys'e urûc edüp Abdülmuttalib Muhammed'in başın açup "Yâ Rabbî, bu ma‘sûm Muhammed hürmetine ve yüzü suyuna bize su ver, ganîmet olsun!" dedikde azametullah bir matar-ı rahmet nâzil oldu kim Mekke'yi sel aldı ve ol kadar nebâtât [u] giyâhât oldu kim cümle kabâ’il-i Kureyş Muhammed-i Yetîm'e muhabbet edüp başına yemîn edüp Muhammed-i Emîn demeğe başladılar. Ve bu mahalde Abdülmuttalib yüz yigirmi yaşında iken cümle kavm-i Kureyş huzûrunda Muhammed'i oğlu Ebî Tâlib'e Allah emâneti verüp Abdülmuttalib ve Enûşirvân ve Hâtem-i Tay merhûm oldular. Ba‘dehû Hazret'in ammîsi Ebû Tâlib Mekke'de kabâ’il-i Kureyş üzre ebü'l-kelâm olup Hazret-i Muhammed'i terbiye ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 354a ·
metinde göster ·
… îrâste olmuş, hâlâ sâkin olan beği (---)(---) Beğ'dir kim bir vücûd-ı mükerrem
Hâtem-i
Tayy ve Ca‘fer-i Bermekî-meşreb kimesnedir.
Evvelâ Beğ sarâyı müte‘addid kâ‘alarıyla ve enderûn [u] bîrûnuna niçe müzeyyen hücreleriyle ârâste ve bâğ u bâğçesiyle pîrâste olmuş, hâlâ sâkin olan beği (---)(---) Beğ'dir kim bir vücûd-ı mükerrem Hâtem-i Tayy ve Ca‘fer-i Bermekî-meşreb kimesnedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 3b ·
metinde göster ·
… a‘zı müsta‘mel altunları bu su ile yıkasan sarı su altununa döner ve bir âdemin
hâtemi
gümüş olsa ol ân altun gibi olup bir haftada reng-i hâtem mütegayyir olmaz.
(---) hâkinde leb-i deryâdan nîm sâ‘at ba‘îd bir çemenzâr-ı sahrâ-yı sebzezârda Mihâloğlu binâsı bir kubbe-i âlî ılıcadır kim Rûm ve Arab u Acem'de ve İsfaç ve Nemse ve Çeh u Leh ve Alman diyârında böyle bir nâfi‘ germâb ılıca görmedim. Hattâ benî Âdem girdikde aslâ kîse ve sabuna ihtiyâc olmaz. Vücûd-ı insânı dürr-i beyz-âsâ eder ve beden-i insân eyle nerm ü ter olur kim gûyâ kulak şâhmesi gibi vücûd-ı benî Âdem yumuşak olup ten-dürüst olur. Hâssiyeti ol mertebededir kim cüzâm ve miskin ve Fireng uyuzu âdem kırk kerre girse bi-emr-i Hayy-i Kadîr ol âdem anadan doğma olur ve suyundan kırk sabâh aç karnına nûş edenin vücûdunda behak ve baras ve zâti'l-cenb ve hafakan marazları cümle gider ve ba‘zı müsta‘mel altunları bu su ile yıkasan sarı su altununa döner ve bir âdemin hâtemi gümüş olsa ol ân altun gibi olup bir haftada reng-i hâtem mütegayyir olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 28b ·
metinde göster ·
… hsûlâtları bi'l-cümle Tatar Hân hedâyâlarına gitdi. Bu mahalde Melek Ahmed Paşa
Hâtem-i
Tayy ve Ca‘fer-i Bermekî sehâsı etdi. Cemî‘i halk Melek Ahmed Paşa içün Abaza t …
İmdi ihvân-ı safâya şöyle ma‘lûm ola kim Allâhu Âlim u Dânâ'ya ma‘lûmdur kim bu ziyâfetler böyle olup ve tahrîr olan sefer-i zafer-me’ser böyle olup cümle ziyâfetlerin muhâsebesi bu hakîrin der-i defterinde dest-i hattımla mesârîf-ı ziyâfet tahrîr olunmuşdur kim üç gün üç gecede olan masrûfât ve cemî‘i hedâyâlar ile iki yüz kırk altı kîse olup Özü eyâleti ve Nigebolı sancağı ilhâk idi. Bu mansıbın cümle mahsûlâtları bi'l-cümle Tatar Hân hedâyâlarına gitdi. Bu mahalde Melek Ahmed Paşa Hâtem-i Tayy ve Ca‘fer-i Bermekî sehâsı etdi. Cemî‘i halk Melek Ahmed Paşa içün Abaza tâ’ifesinde bu kadar sehâ görülmemişdir derler, ammâ Melek Ahmed Paşa aslında Abaza değildir. İslâmbol'da Tophâne şehrinde vücûda gelüp anası ve babası Abaza cinsinden olmak ile 52a Melek'i peder [ü] mâderi altı yaşında süd anasıyla Abaza kavmi mu‘tâdı üzre Abaza vilâyetinde (---) nâm aşîrete gönderüp anda on dörd yaşına bâliğ oldukda bu hakîrin vâlidesi halâsı kızı olmağile der-i devlete Melek gelüp bizim vâlidemizle Melek'i Sultân Ahmed'e hedâyâ verdiklerinde Ahmed Hân Melek'i gördükde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 51b–52a ·
metinde göster ·
… rbunda Çatalca rabtasında tevellüd edüp Tabanıyassı Mehemmed Paşa çerâğlarından
Hâtem-i
Tay bir vezîr-i müdebbir-i dilîr idi. Bu kal‘ayı Kapudan Paşa iken fermân-ı pâd …
Sene 1036 târîhinde bu dahi Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘'in binâsıdır, be-dest-i Kapudan Çelebi Hasan Paşa. İslâmbol kurbunda Çatalca rabtasında tevellüd edüp Tabanıyassı Mehemmed Paşa çerâğlarından Hâtem-i Tay bir vezîr-i müdebbir-i dilîr idi. Bu kal‘ayı Kapudan Paşa iken fermân-ı pâdişâhî ile donanma-yı hümâyûnu üç yüz 56a pâre gemiyle bu mahalle yanaşdırup yedi ayda bu kal‘ayı tamâm edüp pâdişâha arz eyledi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 55b–56a ·
metinde göster ·
… e gemilerle ubûr ederken gâyetü'l-gâye usret çekerler. Hay bir sâhib-i hayrât-ı
Hâtem-i
Tayy [ve] Ca‘fer-i Bermekî olsa bu cisr amâr olup inkırâzi'd-deverân sâhibü'l-h …
Mezkûr nehr-i serî‘ü's-seyr Alacahisâr dağları ve Rodnik kasabası ve Çaçka kasabası ve şehr-i Öziçe dağlarından gelüp cem‘ olarak bu mahalden ubûr edüp nehr-i Tuna kenârında kal‘a-i Güvercinlik ile kal‘a-i Köylüc mâbeyninde nehr-i azîm Tuna'ya mahlût olup nehr-i Tuna dahi büyük olur, ammâ bu mahalde bu nehr üzre bir göz bir cisr-i azîm olsa hayrât-ı azîm olur, zîrâ dîvâne akup her bâr ağaç cisri götürüp âyende vü revende gemilerle ubûr ederken gâyetü'l-gâye usret çekerler. Hay bir sâhib-i hayrât-ı Hâtem-i Tayy [ve] Ca‘fer-i Bermekî olsa bu cisr amâr olup inkırâzi'd-deverân sâhibü'l-hayrâtın rûhu yâd u şâd olurdu. Allâhümme yessir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 110b ·
metinde göster ·
… îrâ cümlesinde kesret-i râyihası istişmâm olunup her kişinin parmağındaki gümüş
hâtemi
altun gibi zerdâlûde olur. Eğer altun ise nûrun alâ-nûr olur. Ve her germâbın s …
Hulâsa-i kelâm her elsine-i muhtelifede birer gûne ismi vardır, ammâ bu Köstendil'de on iki yerde kârgîr binâlar ile müstahkem kubâb-ı âlîli ve müte‘addid havuz ve kurnalı ve müte‘addid halvetli köstenler vardır. Cümleden Beğ kösteni ve Alaybeği ılısı ve Koca Murâd Hân kavzası mükelleflerdir ve her birinde birer camekân ve dârü'l-gusullerde kurnalar var ve pâk ü pâkîze futa ve havlı makramalar ile dellâklar hidmet ederler, ammâ her birinde birer gûne menâfi‘-i kesîreler var, zîrâ cümlesinde kesret-i râyihası istişmâm olunup her kişinin parmağındaki gümüş hâtemi altun gibi zerdâlûde olur. Eğer altun ise nûrun alâ-nûr olur. Ve her germâbın suları ol kadar suhûniyet üzre halk olunmuşdur kim âb-ı bârid karışdırmasalar çimmek mümkün değildir. Hattâ niçesinde baş ve paça ütülenüp yumurta bişirirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 174a ·
metinde göster ·
Hakîkatü'l-hâl bir sâhib-i tab‘ velî-ni‘am ve sâhib-i kerem ve
Hâtem-i
Tay ve Ca‘fer-i Bermekî-misâl bir hoş-hısâl keremkârî imiş. Hattâ mâl dirîğ etm …
Hakîkatü'l-hâl bir sâhib-i tab‘ velî-ni‘am ve sâhib-i kerem ve Hâtem-i Tay ve Ca‘fer-i Bermekî-misâl bir hoş-hısâl keremkârî imiş. Hattâ mâl dirîğ etmemek ile bennâsı olan Mi‘mâr Ramazân, yigirmi bir aded binâ etdiği cevâmi‘lerin her birinden birer gûne san‘at ahz edüp bu câmi‘de icr[â] ederek ve cümle makdûrun sarf ederek bir tâ‘atgâh-ı Sübhânî etmişdir kim diyâr-ı Rûm'da misli yokdur. Meğer Kudüs-i Şerîf'de Mescid-i Sahrâtullâh ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 146b ·
metinde göster ·
… Anlara da ihsân eyle" deyü ricâ etdiklerinde ricâları hayyiz-i kabûlde olup ol
Hâtem-i
Tay sâhib-i kerem, ehl-i himem on kîse dahi kemâl-i kereminden Kanije'nin havât …
"Devletli vezîr, sen safâ geldin ve Hızır gibi yetişdin. Bizim bu kal‘ada olan ehl [ü] iyâlimiz bile cân baş ile bize imdâd edüp ehillerimiz bile bizimle ceng edüp üç yüzden ziyâde hâtûnlarımız ve kızlarımız şehîde olup hâlâ niçe yüzü top ve kumbara serpindisinden mecrûhalardır. Anlara da ihsân eyle" deyü ricâ etdiklerinde ricâları hayyiz-i kabûlde olup ol Hâtem-i Tay sâhib-i kerem, ehl-i himem on kîse dahi kemâl-i kereminden Kanije'nin havâtînlerine ihsân edüp ol ân cemî‘i yakın sancaklara ve karîb kazâlara yüz dâne maslahat-güzâr ağalar her sancaklara emrlerle pârekende ve perîşân olup Kanije'ye ale'l-acele zahîre getirmeğe gitdiler. Ve Sadrıa‘zam Kanije kal‘asın seyr [ü] temâşâya gidüp vîrân hâlde görünce,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 179a ·
metinde göster ·
El-hâsıl bu tabî‘atde bir Cem ü Cemşîd-sıfat ve bir
Hâtem-i
Tayy ve bir Ca‘fer-i Bermekî gibi sâhib-i kerem Âl-i Cingiziyândan böyle bir sâ …
El-hâsıl bu tabî‘atde bir Cem ü Cemşîd-sıfat ve bir Hâtem-i Tayy ve bir Ca‘fer-i Bermekî gibi sâhib-i kerem Âl-i Cingiziyândan böyle bir sâhib-i himem bir şehzâde-i cüvân-baht gelmemişdir. Hüsn-i hulku gibi münevver yüzlü ve şîr[în sö]zlü ve merâlî ve gazâlî gözlü vasatu'l-kâme dest-i keffi vâsi‘ kuvvet-i kudret pençesine mâlik her ne cânibe dest ursa düşmandan intikâm alır ve mesâkîn ü fukarâlara gâyet mahabbet edüp el-âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 129b ·
metinde göster ·
… halîm ve selîm ü kerîmü't-tab‘ sofra sâhibi muhibb-i garîbü'd-diyâr kerem-kânı
Hâtem-i
Tayy ve Ca‘fer-i Bermekî gibi hânedân sâhibleri çokdur.
Ammâ halkı gâyet halûk u halîm ve selîm ü kerîmü't-tab‘ sofra sâhibi muhibb-i garîbü'd-diyâr kerem-kânı Hâtem-i Tayy ve Ca‘fer-i Bermekî gibi hânedân sâhibleri çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 259a ·
metinde göster ·
… sîrlerinin yüz yetmiş adedin dahi selâmetle Alî Paşa'ya teslîm edüp Alî Paşa-yı
Hâtem-i
Tay cümle esîr-i ümmet-i Muhammedler[e] birer kat libâslar ile onar altun ihsân …
Menzil-i kal‘a-i Zarnata'ya dâhil olup Alî Paşa efendimize buluşup halâs etdiğimiz ümmet-i Muhammed esîrlerinin yüz yetmiş adedin dahi selâmetle Alî Paşa'ya teslîm edüp Alî Paşa-yı Hâtem-i Tay cümle esîr-i ümmet-i Muhammedler[e] birer kat libâslar ile onar altun ihsânlar edüp her biri birer cânibe vatan-ı aslîlerine giderken hakîre hayr du‘âlar edüp revâne oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 337a ·
metinde göster ·
Menzil-i kasaba-i Dil Herseği: Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân asrında [[(---) (---) (---)]] Vezîr Ahmed Paşa binâ etmeğile Hersek Q 3aP 3a ismiyle müsemmâ bir kasaba-i ra‘nâdır. Bin elli sekizde Dil İskelesi ve bu kasaba mevsûfdur. Lâkin hânedân sâhiblerinden Hâsodabaşı Sefer Ağa Hâtem-i Tay ve Câfer-i Bermekî ta‘âmı mebzûl sehâ sâhibi âdemdir. Andan cânib-i kıbleye Kırk Geçit nâm derbend-i calender içre kırk kerre Yalak deresin geçüp cân-ı azîzden bî-zâr olarak,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y4b ·
metinde göster ·
… müsâfirîne yetmiş seksen harîr câmehâblar döşenir. Mâh u sâl bu tertîb üzre bir
Hâtem-i
Tay ve Ca‘fer-i Bermekî-rey zât-ı şerîf halîm ü selîm zât-ı mükerremdir. Ve âle …
Ve Nakîbüleşrâf Seyyid Bekir Ağa bu kasabada sâkindir. Hânedân-ı azîm sâhibidir kim ta‘rîf ü tavsîfinde kalem kâsirdir. Hemân şundan ma‘lûm-ı sa‘âdet ola kim yaz u kış subh [u] mesâ merreteyn sofra-i Halîlî çekilüp ni‘met-i celîli tenâvül olunup yevmiyye ikişer yüz sahan mümessek ta‘âmı hâss [u] âma ve ulemâ vü avâma ta‘âmı mebzûldür. Ve her şeb sâz [u] söz ile Fisagores-i Tevhîdî fasılları olup ba‘de's-sohbe müsâfirîne yetmiş seksen harîr câmehâblar döşenir. Mâh u sâl bu tertîb üzre bir Hâtem-i Tay ve Ca‘fer-i Bermekî-rey zât-ı şerîf halîm ü selîm zât-ı mükerremdir. Ve âlem ağyâr-ı gayrıdan bî-haber olunca kendü savma‘asına girüp tâ vakt-i fecre dek tâ‘at [u] ibâdâta meşgûl bir zât-ı şerîfdir. Ba‘zılar ilm-i kâfda kâmil ayârdır derler, ba‘zılar sâhib-i vefkdir derler, ba‘zılar bir fukarâ nefesiyle ganî olup anıniçün fukarâlar ile üns [ü] ülfet eder derler. El-hâsıl bî-bedel mihmândâr ve merkezinde ber-karâr çelebidir. Ve birâderi el-Hâc Seyyid Hamza Çelebi dahi zât-ı hoş-hisâldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y84b ·
metinde göster ·
… Hâtemü't-Tay: Hazret-i Resûl asrında Hâlid bin Velîd şâm üzre serdâr oldukda bu
Hâtem-i
Tay dahi çöl Urbânına serdâr olup şâm'da Hırkîl ile ceng ederken mecrûh olup Bu …
Ziyâret-i Hâtemü't-Tay: Hazret-i Resûl asrında Hâlid bin Velîd şâm üzre serdâr oldukda bu Hâtem-i Tay dahi çöl Urbânına serdâr olup şâm'da Hırkîl ile ceng ederken mecrûh olup Busrâ şehrinde sâkin idi. Anda merhûm olup bu kubbe-i âlî içre medfûndur. Ve Busrâ şehri bu mahalle karîbdir kim Hazret-i Risâlet-penâh Hadîce-i Kübrâ'nın mâlı ile ticâret edüp dâ’imâ bu Busrâ şehrine gelirdi. Ba‘de'n-nübüvve gelmediler. şehr-i azîm imiş, ammâ Urbân aşkıyâsının zulmünden harâbdır. Bu kurâları 12 sâ‘atde ubûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y262b ·
metinde göster ·
nübüvvete mâlik oldu. Cenâb-ı izzet zahrına mühr-i nübüvvet dest-i kudret ile y …
Ve Hâtem-i nübüvvete mâlik oldu. Cenâb-ı izzet zahrına mühr-i nübüvvet dest-i kudret ile yazmışdır kim gazâ-yı fî-sebîlullâh ile me’mûr olup enbiyâ askerinin mansûr u muzaffer şâhı ve risâlet memleket-i ma‘mûrunun pâdişâhı efdal-i enbiyâ ve ekmel-i asfiyâdır. Gerçi cümle enbiyâdan âhirde geldi, ammâ min-indillâh cümleden evvel geldi. Hadîs Arapça buyururlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y287b ·
metinde göster ·