… er kantâr şem‘-i asel-i kâfûrîler var kim her birine on beşer kademe nerdübân-ı
haşeb
ile urûc olunup her leylelerde çerâğân olup derûn-ı câmi‘ nûr içre nûr olur.
Ve mihrâbın yemîn [ü] yesârında burma zıh zıh amelî amûdlar var kim sihr-i i‘câzdır. Ve yine anda birer âdem kaddi nühâs-ı hâlis [ve] zeheb-i hâlis ile mutallâ şam‘dânlar üzre yigirmişer kantâr şem‘-i asel-i kâfûrîler var kim her birine on beşer kademe nerdübân-ı haşeb ile urûc olunup her leylelerde çerâğân olup derûn-ı câmi‘ nûr içre nûr olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 43b ·
metinde göster ·
Bu cisrlerden mâ‘adâ Piyâlepaşa deresine varınca on bir
haşeb
cisrlerdir. Ve Cum‘abâzârı cisrinden Şeyh deresiyle tâ Hacı Ahmed bostânı'na va …
Bu cisrlerden mâ‘adâ Piyâlepaşa deresine varınca on bir haşeb cisrlerdir. Ve Cum‘abâzârı cisrinden Şeyh deresiyle tâ Hacı Ahmed bostânı'na varınca bu dere üzre on yedi yerde alçacık yaya âdem ubûr edecek iskele cisrleri vardır, cümlesi pranka zencîrler ile bağlıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 126b ·
metinde göster ·
cisri var, cümle uşşâkân kayıklar ile bu nehirden 140b teferrücgâh kurâları ç …
Ve bu nehir üzre bir haşeb cisri var, cümle uşşâkân kayıklar ile bu nehirden 140b teferrücgâh kurâları çemenzârına varup her şecere-i tayyibenin sâyesinde taraf taraf uşşâkân zevk [u] safâ ederler bir vâcibü's-seyr Göksu'dur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 140a–140b ·
metinde göster ·
… dan mesîregâh-ı Kasr-ı Emîr-âhûr, nehr-i Kâğızhâne kenârında bir çemenzâr yerde
haşeb
binâ bir kasr-ı zîbâdır. Âl-i Osmân pâdişâhlarının hussânları bu çerâgâhda çayı …
Andan mesîregâh-ı Kasr-ı Emîr-âhûr, nehr-i Kâğızhâne kenârında bir çemenzâr yerde haşeb binâ bir kasr-ı zîbâdır. Âl-i Osmân pâdişâhlarının hussânları bu çerâgâhda çayırladuğu mahalde emîr-i ıstabl bu kasırda sâkin olup pâdişâha bu kasırda ziyâfet edüp iki cevâhir zînli küheylân sâfinâtü'l-ci âd misilli atlar hedâyâ çeküp sâ’ir musâhiblere ve vezîr-i a‘zama dahi yelkendiz atlar çeker. Pâdişâhdan ol dahi bir semmûr geyüp behre-mend olup on gulâmın harem-i hâssa ricâ edüp çerâğ eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 145a ·
metinde göster ·
cisre varınca çınâr-ı müntehâlar var kim Hudâ âlimdir, her biri eflâke ser çekü …
Ve bu mahalde nehr-i zülâlin tarafeyninde tâ haşeb cisre varınca çınâr-ı müntehâlar var kim Hudâ âlimdir, her biri eflâke ser çeküp herbirinin şu‘beleri üzre niçe yüz bin balıkcıl kuşları âşiyân edüp başlarındaki cığaların düneklerine bırağup Emîrgûneoğlu bâğçesi üstâdı alur. Ve bu belîdenin garbî cânibinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 146a ·
metinde göster ·
… kethüdâyiri ve subaşısı vardır. Ve bu mahalde bir çamurlu batak orman içre bir
haşeb
cisr-i tavîli vardır kim Arab u Acemde meşhûr batak-ı azîmdir. Andan yine cânib …
Menzil-i kasaba-i Handak pâzârı: (---) sancağı hâkinde bir ormanlı ve dağlı ve bâğçeli ve câmi‘li ve hân u hammâmlı ve çârsû-yı bâzârlı müzeyyen kasabacıkdır. Ve yüz elli akçe kazâdır. Ve yeniçeri serdârı ve kethüdâyiri ve subaşısı vardır. Ve bu mahalde bir çamurlu batak orman içre bir haşeb cisr-i tavîli vardır kim Arab u Acemde meşhûr batak-ı azîmdir. Andan yine cânib-i şarka 12 sâ‘at orman-ı azîmler içre gidüp
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 277b ·
metinde göster ·
cisr-i azîmi var, bu dahi ibret-nümâ bir âsâr-ı binâdır. Bu şehirden kalkup yin …
Ve nehr-i Sakarya üzre bir haşeb cisr-i azîmi var, bu dahi ibret-nümâ bir âsâr-ı binâdır. Bu şehirden kalkup yine cânib-i kıbleye 13 sâ‘atde mahsûldâr âbâdân yerler geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 6b ·
metinde göster ·
… istimâ‘ olunur bir temâşâgâh sâ‘at kullesidir. Ve nehr-i Meriç üzre üç yüz adım
haşeb
cisri üzre bir kasrı var, ibret-nümâ bir cisr-i azîmdir.
İbret-nümâ âsârların beyân eder : Evvelâ derûn-ı şehirde Sâ‘atdepesi derler, anın zirve-i a‘lâsında evc-i semâya ser çekmiş bir mîl-i minâre-vâr bir sâ‘at kullesi var, anda bir sâ‘ati vardır. Vakt-i zuhurda on iki nevbet urur bir 135b mehîb sadâsı var, Filibe sahrâsının cânib-i şarkî ve garbîsinde sadâsı bir konak yerde istimâ‘ olunur bir temâşâgâh sâ‘at kullesidir. Ve nehr-i Meriç üzre üç yüz adım haşeb cisri üzre bir kasrı var, ibret-nümâ bir cisr-i azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 135a–135b ·
metinde göster ·
… ânına güvercinlik ta‘bîr ederler bir azîm meydândır kim üzeri eflâke ser çekmiş
haşeb
kubbedir. Bu meydânın cânib-i erba‘ası ocaksız yaz meydânı soffalardır. Ve taşr …
Derûn-ı şehirde bir kal‘a-i mu‘azzamdır kim içinde iki bin aded şütür alır develiği ve üç bin at alır ıstabl-ı anteri ve kamberîsi vardır. Dahi ehl-i harem a‘yân [u] kibâr içün yetmiş seksen hâne-i müte‘addideli harem hücreleri var. Ve âyende vü revende vükelâ ve vüzerâ sâkin olmağiçün başka tahtânî ve fevkânî ve içli ve taşralı kâ‘aları var. Ve bây [u] gedâ müsâfirîn-i mahlûk-ı Hudâ içün hân-ı azîmin tarafeyninde yan soffaları üzre kâmil iki yüz ocaklı soffalardır. Ve rûy-ı divârda âlât-ı silâh asacak demir çengeller var. Ve cümle atları kayd-bend edecek demir halkalar vardır. Ve yazlık meydânına güvercinlik ta‘bîr ederler bir azîm meydândır kim üzeri eflâke ser çekmiş haşeb kubbedir. Bu meydânın cânib-i erba‘ası ocaksız yaz meydânı soffalardır. Ve taşra haremi dahi beyâz hacer ile döşenmiş bir meydân-ı mu‘azzamdır kim beş bin at alır gûyâ İslâmbol'un Atmeydânı'dır. Bu haremin tâ ortasında müdevver aşren fe-‘aşr bir havz-ı kebîri var, gûyâ bir halic-i Mısır'dır. Cümle âyende vü revendenin devvâbları bundan nûş edüp def‘-i atşân ederler. Bu haremin bir cânibinde bir azîm imâret-i dârü'z-ziyâfesi var. Her şeb [u] rûz cemî‘i müsâfirîn eğer kefere ve fecere bu mihmânsarâyda sâkin ola. Ba‘de'l-mağrib cemî‘i huddâmlar matbah-ı Keykâvûs'dan her ocak başına birer bakır sini içre birer tas buğday çobrası ve âdem başına birer nânpâresi ve birer şem‘-i revgân dânesi verirler ve her at başına birer tobra yem verirler. İlâ mâşâallah sâhibü'l-hayrât böyle vakf-ı dâ’im eylemiş, rahmetullahi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 136a ·
metinde göster ·
… memlû bir hâne-i bî-minnetdir. Ve hânın taşra hareminin şimâl tarafı köşesinde
haşeb
tahta ile mebnî bir sâ‘at kullesi var. Evkât-ı hamse ve nısfu'l-leyli hemîşe i‘ …
Ba‘de'l-ışâ kârbânsarâyın mehterhânesi çalınup demir kapuları sedd ederler. Ale's-sabâh yine mehterhâne çalınup cümle yolcuları âgâh edüp kapuları meftûh ederler. Bu hân bir kârbânsarây-ı revândır kim gûyâ kal‘a-i Azerbaycân'dır. Her şeb gûnâ-gûn cân ile memlû bir hâne-i bî-minnetdir. Ve hânın taşra hareminin şimâl tarafı köşesinde haşeb tahta ile mebnî bir sâ‘at kullesi var. Evkât-ı hamse ve nısfu'l-leyli hemîşe i‘lân eder bir mehîb sadâlı sâ‘atdir. Ammâ Allahu a‘lem sâhibü'l-hayrât İbrâhîm Paşa makbûl iken maktûl oldukda bu hân-ı sedd-i imân nâ-tamâm kalmışdır. Zîrâ demir kapusunun atebe-i ulyâsı üzre târîhi böyle tahrîr olunmuşdur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 136a ·
metinde göster ·
… demin yüreğine durur. Ezîn-cânib nehr-i Işkır'ı bu Ken‘ân Paşa Çiftliği dibinde
haşeb
cisr ile ubûr edüp yine cânib-i şarka,
Menzil-i evvel Ken‘ân Paşa Çiftliği: Nehr-i Işkır kenarında kal‘a-misâl bir otardır. Bu nehr-i Işkır'ın menba‘ı Samakov yaylarından cem‘ olup rabta-i Samakov içinden ubûr edüp Sofya sahrâsın reyy ederek cereyân edüp kasaba-i Izladi sahrâsından güzer edüp iner, Nigebolu sancağında Kabirova hâssı hâkinden cereyân ederken deryâ olup cemî‘i âyende vü revendegân nehr-i Işkır'ı gemiler ile ubûr edüp andan aşağı Gürcî Mehemmed Kethüdâ kurâlarından Zamet nâm bir büleyde kurbunda Nigebolu hâkinde nehr-i Tuna'ya mahlût olur. Ammâ Samakov yaylalarında demir ma‘âdinleri içinden cereyân ederek geldiğinden ol kadar memdûh nehr-i azîz değildir. Demir taşı gibi âdemin yüreğine durur. Ezîn-cânib nehr-i Işkır'ı bu Ken‘ân Paşa Çiftliği dibinde haşeb cisr ile ubûr edüp yine cânib-i şarka,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 146a ·
metinde göster ·
… a‘mûr müselmân köyüdür. Bir minâreli nâzük câmi‘i var ve nehr-i Ergene üzre bir
haşeb
cisri var ve bir küçük hânı var, gayri imâretleri yokdur.
Menzil-i karye-i Uzun Hacılar: Bu (---) hâkinde (---) nevâhîsinde üç yüz hâneli bâğlı ve bâğçeli ve serâpâ kiremitli ve her hânesi müsâfirîn içün ahûrlu ma‘mûr müselmân köyüdür. Bir minâreli nâzük câmi‘i var ve nehr-i Ergene üzre bir haşeb cisri var ve bir küçük hânı var, gayri imâretleri yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 170b ·
metinde göster ·
… cınıklı bir gûne musanna‘ makaralı cisir inşâ etmişdir kim böyle kapân-ı cisr-i
haşeb
bir kal‘ada yokdur. Her şeb kal‘a huddâmları ve dîdebânları bu cisri makaralar …
Ve bu kulleden mâ‘adâ mezkûr Tebrîz kapusunda bir dirsekli tabya-i metîn etmişdir kim Tebrîz kapusunun yemîn [ü] yesârı handakı içre kuş uçurmaz. Ve handak üzre Tebrîz kapusuna âyende vü revendegân içün mancınıklı bir gûne musanna‘ makaralı cisir inşâ etmişdir kim böyle kapân-ı cisr-i haşeb bir kal‘ada yokdur. Her şeb kal‘a huddâmları ve dîdebânları bu cisri makaralar ile ipleri bocı-ırgatlar ile çekerek cisr-i haşebi kal‘a dîvârına dayayup siper ederler. Ba‘dehû iç yüzden cisri kal‘aya zencîrler ile bend ederler. Ta bu mertebe metîn cisr oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 253a ·
metinde göster ·
… lâh ve cebe vü cevşen var kim ta‘bîr olunmaz ve bu kapu önünde dahi handak üzre
haşeb
cisr-i azîmi var.
Yalı kapusudur: Batı tarafına nâzır dörd kat metîn demir kapulardır. Her kapuda kat-ender-kat olmuş pür-silâh bevvâbânlar vardır. Zîrâ bu kapu iskeleye mekşûf olmak ile bunda neferât çokdur. Hattâ defterdâr ve gümrük emîni tarafından dahi âdemler bekler ve her kapu mâbeyninde rûy-ı dîvârda ol kadar âlât-ı silâh ve cebe vü cevşen var kim ta‘bîr olunmaz ve bu kapu önünde dahi handak üzre haşeb cisr-i azîmi var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 253a ·
metinde göster ·
… kkânları gibi kârgîr binâ dükkân-ı ra‘nâlar değildir. Ammâ yine şâhrâhları üzre
haşeb
ile mestûrlardır.
Ve çârsû-yı bezzâzistân: Cümle iki bin dükkânçe bâzâr-ı şâhîdir ve gâyet pâk ve ma‘mûr u müzeyyendir ammâ Haleb ve Şâm ve Bursa dükkânları gibi kârgîr binâ dükkân-ı ra‘nâlar değildir. Ammâ yine şâhrâhları üzre haşeb ile mestûrlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 310a ·
metinde göster ·
… bâğîden emîndir. Ve cânib-i etrâfında sekiz aded dervezeleri vardır. Ammâ cümle
haşeb
levha bâblardır.
Sitâyiş-i imârât-ı hânedân-ı şehr-i Rey: Gerçi sâ’ir diyârlar gibi kal‘ası amâr değildir ammâ şehri gâyet ma‘mûrdur. Cümle dokuz bin sekiz yüz aded derveze add olunur bâğlı u bâğçeli hânedânlardır. Her derveze içre ekall-i mâ-yekûn onar ve on beşer hâne-i müte‘addideler var. Cümle âsâr-ı binâları kerpiç ile mebnîdir ve cümle dam u bâmları türâb-ı pâk ile mestûr hânedân-ı ma‘mûrlardır. Ammâ bu şehrin cânib-i erba‘asında sûr hafri-misâl handak-i vâsi‘i ve umk-ı azîmi vardır kim yâğî vü bâğîden emîndir. Ve cânib-i etrâfında sekiz aded dervezeleri vardır. Ammâ cümle haşeb levha bâblardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 325a ·
metinde göster ·
… ç yüz hâssası vardır. Dıraht-ı hurmanın bir şey’i hebâya gitmez, niçe yüz elvân
haşeb
olup hâneler içün levha ve amûd ve giranlar olur. Diyâr-ı Mısır'da haşeblerinin …
Netîce-i hilkat-i nahl-i hurma: Çünki Cenâb-ı İzzet benî Âdeme hayât verüp civârına da‘vet etdikde tîn-i Âdem'den hâk-i amber-pâk-i zemîn-i Kûfe'de kalup emr-i Hak ile ibtidâ nahl-i hurma hâk-i Kûfe'de Tennûr suyu kenârında halk olunmuşdur. Anınçün hâk-i Kûfe ve Irâk'da ve Medâyin'de ve Ummân'da hurma ormanı cihânı zeyn etmişdir. Kaddi benî Âdem gibi serâmeddir ve başı vardır, bergleri târumâr olmuş kâkülleridir. Haşeblerin kat‘ etsen asla zarar etmez dahi ziyâde biter. Meselâ benî Âdem'in lıhye ve kâküllerin kat‘ etsen dahi dırâz olur. Ammâ hurmanın başın kat‘ etsen yahûd başında beynîsi var, anı kat‘ etsen âdem başı kat‘ etmiş gibi kanlı suyu akup ol nahl kurur. Ve bi-emri Hudâ hurma erkek ve dişidir. Erkek hurma aslâ meyve vermez ve erkek hurmadan bir haşebi dişi hurmanın kalıba sokulsa cimâ‘ etmiş kadar dişi hurma hazz edüp yigirmi ve otuz salkım hurma verir ve her hoşe salkımı kırkar ve ellişer batman gelir. Ve dişi hurma gûyâ nisâ gibi hayz görür. Ve üç bin sene hurma mu‘ammer olur, derler ve şecere-i zeytûn dahi eyle mu‘ammer olur. Ve hurma ağacının üç yüz aded menfa‘ati ve üç yüz hâssası vardır. Dıraht-ı hurmanın bir şey’i hebâya gitmez, niçe yüz elvân haşeb olup hâneler içün levha ve amûd ve giranlar olur. Diyâr-ı Mısır'da haşeblerinin kabuğun soyup niçe yüz gûne habl-i kavîler ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 346a ·
metinde göster ·
… rât'ı deverân u cereyân edüp nehr-i Furât üzre bir araba ubûr olunur bir cisr-i
haşeb
inşâ edüp cümle cebehâne vü levâzımâtların kemâkân müheyyâ edüp üç bin sipâh ve …
Şehr-i azîm ve belde-i kadîmdir. Sene (---) târîhinde Âl-i Abbâsiyân'dan el-Melikü'l-Fîhâ Cedallah ibn el-Mütevekkil Alallah binâsıdır. Cezîre-i Dicle'de nehr-i zülâl Furât-ı helâl sâhilinde bender-i sevâd-ı mu‘azzam imiş. Niçe mülûkdan mülûka intikâl edüp niçe kerre imâr ve niçe kerre harâb olmuşdur. Ba‘dehû sene 1040 târîhinde Âl-i Osmâniyân'dan Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘in serdâr-ı mu‘azzamı olan Hüsrev Paşa Bağdâd'ı muhâsara edüp bî-feth avdet etdikde bu Hille kal‘asına Hüsrev-i Şîr şîrâne vü dilîrâne gelüp deryâ-misâl askeriyle taht-ı Hille'de serâperde-i Hüsrevânesiyle meks etdikde bu kal‘a-i Hille'yi gördü kim harâbe mü’eddî olmuş ammâ Bağdâd'a bundan rahne irüp zafer bulmak mülâhazasında olup kal‘a-i Hille'ye asker-i deryâ-misâli üşürüp mukaddemâ hâk-i pâk ile mebnî olan sûr-ı üstüvârın müceddeden yine top ve tula ve kerpiç ve kec ve Horasânî ve kireç ile bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn edüp bir handak-ı amîk ü arîz edüp handak içinden nehr-i Furât'ı deverân u cereyân edüp nehr-i Furât üzre bir araba ubûr olunur bir cisr-i haşeb inşâ edüp cümle cebehâne vü levâzımâtların kemâkân müheyyâ edüp üç bin sipâh ve iki bin piyâde yeniçeri ve topçu ve cebeci ve gayrı muhâfazacı kodu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 352a ·
metinde göster ·
Müverrihân-ı mütekaddimîn tahrîrleri üzre bu bahr-i azîm çölistân-ı Kûfe'de tâ Tûfân-ı Nûh'dan kalmışdır kim ibtidâ Tûfân suyu Kûfe şehrinde tennûr-ı Nûh'dan zâhir olup bu bahr-i Necef-i eşrefde karâr edüp ibtidâ keştî-i Nûh Necî bu bahr-i Necef'de şinâverlik edüp ba‘de't-Tûfân bu deryâ nâmı kaldı. Bir tarafı Basra ve Lahsa ve Yemen ve Mekke ve Ummân ve Kuc-i Mekrân hudûdlarına varır bir bahr-i azîm idi. İçinde niçe bin aded kelek gemiler ve niçe yüz aded haşeb keştîler gezüp şinâverlik ederdi. Bi-emri Hudâ Hazret-i Alî'nin hûnu zemîne düşdüğü sâ‘at yevm be-yevm tenezzülde olup ilâ hâze'l-ân deryâdan bir katre âbdan nâm [u] nişân yokdur kim bir çöl ü çölistân ü berr ü beyâbândır. Ammâ niçe Arab u Urbân bu bahr-i rimâli içre ubûr ederken billûr u necef parçaları bulup Basra bâzergânlarına fürûht ederler. Anlar da ol billûr ve necefleri gözlük etdirüp ihtiyâr âdemler ol gözlükleri isti‘mâl etdiklerinde gözleri dûrbîn gibi görür. Ve necefden yüzük taşı ve bıçak sapı ve hançer kabzası yaparlar. Ve bu bahr-i Necef'de kavm-i Urbân niçe bin elvân cevâhir makûlesi gibi eşyâlar bulurlar. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 356a ·
metinde göster ·
Ve cümle (---) aded mahalle add olunur. Bir mahallesi Aşşâr tur‘ası kenârında
haşeb
cisir ile ubûr olunur müfîd ü muhtasar re‘âyâ hâneleridir kim suyu medd [ü] cez …
Ve cümle (---) aded mahalle add olunur. Bir mahallesi Aşşâr tur‘ası kenârında haşeb cisir ile ubûr olunur müfîd ü muhtasar re‘âyâ hâneleridir kim suyu medd [ü] cezr-i Şatt'dan alırlar ve mahalle-i Müşrâk ve mahalle-i Paşa ve mahalle-i Hindî ve mahalle-i Kara Arablar, kurb-ı bâb-ı Müşrak'dadır. (---) Ve cümle (---) aded câmi‘-i hulefâdır. Evvelâ cümleden ma‘bedgâh-ı kadîm Arab câmi‘i bizzât Hazret-i Ömer radıyallahu anh binâsıdır. Ve Paşa sarâyı ardında cemâ‘at-i kesîreye mâlik Ayas Paşa câmi‘i, rûşen binâ-yı ma‘mûrdur. Ve Abdüsselâm câmi‘i binâ-yı cedîddir ammâ gâyet metîndir. Ve Şeyh Habîbullah câmi‘i, ma‘mûrdur. Ve Rüstem Paşa câmi‘i. Ve Paşa sarâyı kapusu önündeki Hüseyin Paşa câmi‘i, sâhasında Kara Mustafâ Paşa medfûndur. Ve çârsû içinde cemâ‘at-i kesîreye mâlik yine Hüseyin Paşa câmi‘i ve Müşrâk câmi‘i ve Güvâzîler Câmi‘i ve Seymer câmi‘i (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 361a ·
metinde göster ·
… şşâr: Derler. kal‘a-i Basra ile Rabât mâbeyninde bu nehir cereyân edüp üzerinde
haşeb
cisri vardır. Bu nehr-i Şatt'dan münşa‘ib olmağile bu da medd [ü] cezimdir kim …
Nehr-i Aşşâr: Derler. kal‘a-i Basra ile Rabât mâbeyninde bu nehir cereyân edüp üzerinde haşeb cisri vardır. Bu nehr-i Şatt'dan münşa‘ib olmağile bu da medd [ü] cezimdir kim bir temâşâ-yı sun‘-ı Lemyezel'dir. Ve biri dahi yine Basra'nın cânib-i cenûbîsi kurbünde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 362a ·
metinde göster ·
… a-i azîm sâhilinde zamân-ı kadîmde birbirine mukâbil iki şehir idi ve ortasında
haşeb
cisirden ubûr olunurdu. Cisrin karşu tarafı garbında şehr-i Keskin derler, hâlâ …
Der-beyân-ı eşkâl-i zemîn-i Vâsıt: Nehr-i azîm Şatt kenârında yine nehr-i Şatt'dan münşa‘ib bir tur‘a-i azîm sâhilinde zamân-ı kadîmde birbirine mukâbil iki şehir idi ve ortasında haşeb cisirden ubûr olunurdu. Cisrin karşu tarafı garbında şehr-i Keskin derler, hâlâ ol kadar imâristân değildir. Ba‘zı Arab u Urbân ve uryân meks edüp gider. Ammâ kadîm-i evvelde bu şehr-i Keskin bâğ-ı İrem'den nişân verir bir şehr-i şîrîn imiş kim hâlâ eser-i binâları zâhir ü bâhirdir. Ammâ şimdi karşudaki imâr-ı Vâsıt cümle (---) aded tahtânî ve fevkânî hâk-i pâk ile mestûr hâne-i ma‘mûrlardır. Ve cümle (---) aded mihrâbdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 367a ·
metinde göster ·
… bu cisr-i ibret-bünyân ortası meksûr kalup üstâd-ı mâzîler bu cisirin ortasına
haşeb
sütûnlar ile bir metîn kinedler edüp hâlâ ortası ağaç ile mebnî bir cisr-i kavî …
Ale's-sabâh cisri binâ eden halîfe gelüp cisr-i musanna‘ı bu hâlde görüp bildi kim kendünün üstâdı hasedinden böyle etdi. Der-ân yine horasân ve cibis ile cisrin vasatın ta‘mîr ü termîm eder, ammâ çi fâyide. Âhir-ı kâr yine Şatt'a düşer. İlâ hâze'l-ân bu cisr-i ibret-bünyân ortası meksûr kalup üstâd-ı mâzîler bu cisirin ortasına haşeb sütûnlar ile bir metîn kinedler edüp hâlâ ortası ağaç ile mebnî bir cisr-i kavîdir kim rûy-ı arzda meşhûr-ı âfâk cisrin biri dahi bu Hasankeyf kantarasıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 389b ·
metinde göster ·
Cümle (---) aded hâne-i zîbâlardır kim bu şehir içre
haşeb
binâ katı nâdir vâki‘ olmuşdur. Cümle kârgîr binâ kubâb-ı ra‘nâlar ile mebnî hâ …
Cümle (---) aded hâne-i zîbâlardır kim bu şehir içre haşeb binâ katı nâdir vâki‘ olmuşdur. Cümle kârgîr binâ kubâb-ı ra‘nâlar ile mebnî hânedân-ı ma‘mûr u müzeyyenlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 3b ·
metinde göster ·
… si kadar küfeke taşlı kalın şeddadî dîvâr-ı hemvârdır. Ve büyük kapu önünde bir
haşeb
cisr-i mu‘allâkı vardır. Her gece nigehbânlar makaralar ile cisri kaldurup kal‘ …
Hâlâ Hudâ âlimdir, iki kerre vâki‘ olup gördük. Bir kerre bir kefere düşüp hurd oldu ve bir kerre bir büdelâ müslim âdem düşüp sabâhın handak kapusun açup taşra çıkardılar. Aslâ bir kılına hatâ gelmemiş. Bir ibret-nümâ handak-ı a‘lâdır. Ve bu derin handak tarafında olan kal‘a dîvârı kırkar ayak enli kalın rıhtım fîl cüssesi kadar küfeke taşlı kalın şeddadî dîvâr-ı hemvârdır. Ve büyük kapu önünde bir haşeb cisr-i mu‘allâkı vardır. Her gece nigehbânlar makaralar ile cisri kaldurup kal‘anın demir kapusuna dayayup kal‘aya aslâ geçilmez olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 36a ·
metinde göster ·
… ı derin enli sarp ve metîn çâr kûşe bir kal‘a-i üstüvârdır. Ve handakı üzre bir
haşeb
cisri var, her gece cisri nigâhbânlar makaralar ile çeküp cisri kal‘a kapusuna …
Eşkâl-i Özü: Bu kal‘a biri birine muttasıl üç kat bölme kal‘alardır, ammâ cümleden kadîm yukaru Macar Alî Paşa binâ etdiği eski kal‘a bir topraklı bayır üstünde on beş tahta örtülü kulleli ve yigirmi ayak enli kalın şeddadî-misâl taş dîvârlı ve iki kat hisâr pîçe dîvârlı ve handakı derin enli sarp ve metîn çâr kûşe bir kal‘a-i üstüvârdır. Ve handakı üzre bir haşeb cisri var, her gece cisri nigâhbânlar makaralar ile çeküp cisri kal‘a kapusuna dayayup kapuya siper ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 54b ·
metinde göster ·
"İshâkcı nâm bir mahalde bir kal‘a binâ edüp anda nehr-i Tuna üzre altmış aded tıransa gemiler üstlerinden geçilir yedi yüz elli zirâ‘ enli olan Tuna nehri üzre bir haşeb cisr-i kavî inşâ edüp elli aded keştibânlar huddâmları olup deryâ-misâl asker-i deryâ-misâlim ubûr etdikde zerre kadar rahne görmeye bir kavî cisr-i azîm inşâ eyle" deyü fermân-ı şehriyârî sâdır olunca ol sene-i mübârekde bu kal‘ayı Hasan Paşa nehr-i Tuna kenârında inşâ etdi kim ta‘rîf ü tavsîf olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 109a ·
metinde göster ·
cisri var. Her şeb makaralar ile çekilüp kal‘a kapusu önüne siper edüp sedd-i İ …
Ve bu kapu önünde handak üzre bir asma haşeb cisri var. Her şeb makaralar ile çekilüp kal‘a kapusu önüne siper edüp sedd-i İskender olur ve her sabâh bu kapu du‘â ve senâ-yı Süleymân Hân ile açılırken birer koyun kurbân ile bu bâb-ı âlî küşâde olur ve bu nârin kal‘anın handakı gâyet vâsi‘ ve amîkdir. İç kal‘a içinde bir kat iç kal‘a ve handaklı kal‘ayı nâdir görmüşüzdür. Eğer var ise böyle metânet üzre değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 112b ·
metinde göster ·
… metîn ve âlî ve vâsi‘ demir kapulardır ve her kapuların önlerinde asma makaralı
haşeb
köprüleri vardır. Her gece kapuları sedd edüp cisirleri makaralar ile çeküp kap …
Ve kal‘a-i Tımışvâr'ın cümle beş aded kapusu var, ammâ bu kapuları ancak kârgîr kemer binâlı ve ikişer kat metîn ve âlî ve vâsi‘ demir kapulardır ve her kapuların önlerinde asma makaralı haşeb köprüleri vardır. Her gece kapuları sedd edüp cisirleri makaralar ile çeküp kapuların önlerine siper ederler. Evvelâ bâb-ı garb iki kapudur kim anın târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 118b ·
metinde göster ·
Bu bâb-ı kebîr dahi iki kat cânib-i şimâle nâzırdır. Hattâ bu kapu üzre cihân-nümâ bir kasr-ı âlîsi var. Cümle haşeb binâdır, ammâ gâyet musanna‘ kasr-ı Havernâk'dır. Cümle âyende vü revende ve müsâfirîn anda meks-i ârâm ederler. Sâ‘at kullesi andadır ve üstünde demir tenekeden bir horosu var, sekiz rûzgâr-ı zorkâr bu horosa urdukça ol horos hareket edüp sadâ vererek çevelân eder. Gâyet musanna‘ horosdur. Anıniçün kapuya Horos kapusu derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 118b ·
metinde göster ·
Mezkûr Vinçaz kapusu eşiğinden cereyân eden nehr-i Pileve üzre bir
haşeb
cisr-i azîm etrâflarında kırk elli göz su değirmenleri var. Bunlardan akan sula …
Mezkûr Vinçaz kapusu eşiğinden cereyân eden nehr-i Pileve üzre bir haşeb cisr-i azîm etrâflarında kırk elli göz su değirmenleri var. Bunlardan akan sular zikri sebkat eden aşağı mağârâlar içindeki değirmenlere gidüp andan ol sular mezkûr kayalardan nehr-i Pileve'ye uçar. Bu kal‘a kayaları gûyâ kûh-ı Demâvend ve kûh-ı Bîsütûn gibi altları serâpâ boşdur ve gûnâ-gûn dıraht-ı müntehâlar bu kayalarda bitüp şecere-i Tûbâ gibi baş aşağı şâhalar salup sâyelerinde şahin ve zağanos ve çaylak ve kartal kuşları âşiyân etmişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 152a ·
metinde göster ·
… tülü evlerdir ve hisâr içre bir küçük Hünkâr câmi‘i var ve cisir üzre bir latîf
haşeb
kasrı var. Dizdâr ağa yetmiş aded neferâtlarıyla Melek Paşa'ya bir ziyâfet-i az …
Derûn-ı hisârda havlisiz sık ve zîk evleri var. Ba‘zısı kiremitli ve niçeleri tahta şindire örtülü evlerdir ve hisâr içre bir küçük Hünkâr câmi‘i var ve cisir üzre bir latîf haşeb kasrı var. Dizdâr ağa yetmiş aded neferâtlarıyla Melek Paşa'ya bir ziyâfet-i azîm etdi. Bu kasır dahi Pileve nehri üzre bir mesîregâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 152b ·
metinde göster ·
… ümle gelüp Yenihisâr kurbunda nehr-i Kübe üzre bir metîn ve müstahkem bir vâsi‘
haşeb
cisr-i azîm yapup beri tarafda Hasan Paşa üzre yürümede.
Sene 1000 târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Sâlis mîr-i mîrânlarından Düş Hasan Paşa müceddeden binâ etdi ve sancakbeği tahtı edüp Bosna eyâletinde nev-peydâ bir sancağ-ı kebîr olup ibtidâ mîr-i livâsı serhaddîn-i İslâm'ın mümtâz ümerâsı Rüstem Beğ idi. Bu kal‘ayı dürr-i beyz-âsâ münevver edüp hadden efzûn cebehâne ve mühimmât [u] levâzımâtlar ve müstahfızân asker konulup guzât-ı müslimîn bu kal‘adan şahin yuvasından şikâra sunar gibi etrâf-ı kâfiristâna ve cemî‘i Hırvadistân'a kol kol asâkir-i İslâm gidüp bî-hadd ü bî-kıyâs şikârlar alup küffâr-ı dûzah-karâr-ı bed-tebâra göz açdırmadıklarından küffâra hoş gelmeyüp Erdelik banı olan bî-dîn ve Hırvat cenerali olan la‘în var kuvvetlerin bâzûlarına getirmişler ve taht-ı yedlerinde olan kılâ‘-ı menhûselerin erbâbın ve gayrı diyâr-ı cuhûd ve mu‘ânidîn ve umûmen re‘âyâların sürmüşler ve Nemse imparatorunun karındaşı Makşimelyan dahi kırk bin cünûd-ı cünüb-ı müşrikîn ile cümle gelüp Yenihisâr kurbunda nehr-i Kübe üzre bir metîn ve müstahkem bir vâsi‘ haşeb cisr-i azîm yapup beri tarafda Hasan Paşa üzre yürümede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 155b ·
metinde göster ·
… rgîr seng binâ ve şarampavlı ve handaklı bir hisâr-ı ra‘nâ ve bir kapusu önünde
haşeb
cisir başında bir lonca kasrı ve derûn-ı hisârda yüz mikdâr tahta örtülü hânele …
Gıraviçse dağları ve ormanları içinde şekl-i murabba‘ bir şeddadî kârgîr seng binâ ve şarampavlı ve handaklı bir hisâr-ı ra‘nâ ve bir kapusu önünde haşeb cisir başında bir lonca kasrı ve derûn-ı hisârda yüz mikdâr tahta örtülü hâneleri ve cebehâneleri ve birkaç şâhî topları ve bir câmi‘-i sagîri var. Gayrı çârsû-yı bâzârı ve hân ve hammâmları ve gayrı imâretleri yokdur, ammâ cinîn ü ravza-i rıdvânları çokdur ve bu kal‘a ile Pakriçse kal‘ası mâbeyninde olan Gıraviçse dağlarından bir doğru yol vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 158a ·
metinde göster ·
… arafında kesme kaya handak-ı amîki vardır ve bu tarafda kapu önünde handak üzre
haşeb
cisri var. Ba‘zı zamân cisri makaralar ile nigehbânlar kaldırup kapu önüne sipe …
Ve kal‘anın mağrib tarafı nehr-i Vardar cereyân edüp hattâ kal‘adan kayalar içre yer altından üstâd Ferhâdlar yol kesüp nehr-i Vardar'dan su alınır azîm su kullesi var. Bu taraf gayyâ-misâl uçurum olduğundan aslâ handakı yokdur ve olmak da muhâldir, ammâ kal‘anın maşrık tarafı ve kıble tarafı ve şimâl tarafında kesme kaya handak-ı amîki vardır ve bu tarafda kapu önünde handak üzre haşeb cisri var. Ba‘zı zamân cisri makaralar ile nigehbânlar kaldırup kapu önüne siper ederler ve bu kapunun atebe-i ulyâsı üzre kal‘anın ta‘mîr ü termîmine târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 170a ·
metinde göster ·
şehrin zemîni nehr-i Cermat kenârının yemîn ü yesârında bir vâsi‘ öz içre sâfî gül [ü] gülistân ve müşebbek bostânlı iki bin aded tahtânî ve fevkânî serâpâ kiremitli ma‘mûr evlerdir ve mezkûr nehr-i Cermat Niş ve şarköy dağlarında tulû‘ edüp bu rabta içre şehrin vasatından bir haşeb cisr-i kebîr altından ubûr edüp cânib-i kıbleye cereyân ederek Demirhisâr mukâbelesinde Vetirne şehri cisrinden ve Demirhisâr'dan geçüp nehr-i azîm Vardar'a munsabb olur bir âb-ı hayâtdır kim bundan Dobniçse halkı nûş etmeğile cümle zindedirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 174b ·
metinde göster ·
kırıntısı gibi ber-hâk-âlûd yatırdı. Cümle guzât-ı müslimîn ile bu cîfe-i murdâ …
Ve sahrâ-yı Kolojvar'ın beşer altışar sâ‘atlik yerlerinde üstühân-ı küffâr hâr u hâşâk-i haşeb kırıntısı gibi ber-hâk-âlûd yatırdı. Cümle guzât-ı müslimîn ile bu cîfe-i murdârları seyr [ü] temâşâ edüp böyle bir gazâ-yı ekberde bulunduğumuza bu hakîr hamd ü senâ edüp efendimiz Gâzî Seydî Ahmed Paşa rûhuna Fâtiha tilâvet etdik. Hakkâ ki gazâ-yı azîmimizdir kim Arapça . Andan 4 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 7b ·
metinde göster ·
… ve üstühânların dahi seyr [ü] temâşâ etdik kim hammâm kubbesi kadar kelleler ve
haşeb
kadar incik üstühânları idi.
Ve sâhil-i Tise'de Kaşa beğinin kırdığı dîvlerin kelle ve üstühânların dahi seyr [ü] temâşâ etdik kim hammâm kubbesi kadar kelleler ve haşeb kadar incik üstühânları idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 16a ·
metinde göster ·
… âyet ma‘mûr kefereler kasabasıdır. Ve mezkûr nehreyn bu kasaba kurbunda beş göz
haşeb
cisr-i musanna‘ altından ubûr edüp cereyân ederek (---) kurbunda Bahr-i Rûm'a m …
Ammâ bu kasaba-i Boboşova'nın memdûhâtından peynir-misâl bir lezîz sarı yağı olur kim Rûm ve Arab ve Acem'de nazîri yokdur. Gûyâ Erzurûm eyâletinde Kemah kal‘asının katık peyniridir. Ve bu kasaba-i zîbâ eyle bir zemîn-i mahsûldâra vâkı‘ olmuşdur kim bir hâk-i pâkli bayır dibinde şehr-i Köstendil içinden cereyân eden Karasu kenârında ve Düşeniçse kasabası içinden akan nehr-i Hırmat'a mahlût olduğu nehreyn-i sağîreynler mahallinde bir vâsi‘ kurâda gâyet ma‘mûr kefereler kasabasıdır. Ve mezkûr nehreyn bu kasaba kurbunda beş göz haşeb cisr-i musanna‘ altından ubûr edüp cereyân ederek (---) kurbunda Bahr-i Rûm'a munsabb olur ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 39a ·
metinde göster ·
… ir. Edirne'ye bu kasabadan giden bu mahalde cereyân eden nehr-i Tunca üstündeki
haşeb
cisirden geçüp Edirne'ye gider. Bu cisr-i musanna‘ İbrâhîm Hânoğulları vakfıdır …
Ve bu rabtada bunlardan gayri imâret yokdur, ammâ bâğ u bostânları çokdur. Ve bu kasaba önünde kıble tarafına belde-i mu‘azzama Edirne beş sâ‘atlik yerdir. Edirne'ye bu kasabadan giden bu mahalde cereyân eden nehr-i Tunca üstündeki haşeb cisirden geçüp Edirne'ye gider. Bu cisr-i musanna‘ İbrâhîm Hânoğulları vakfıdır. (---)(---) Bundan yine kalkup cânib-i şarka 5 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 41a ·
metinde göster ·
… niçe kerre yüz bin aded vordinar meşe kazıkları ile inşâ olunmuş dörd bin adım
haşeb
cisr-i tavîli cümle asâkir-i İslâm ile ubûr edüp hemân ol batak suyu kenârında …
Evvelâ Belgrad-ı dârü'l-cihâddan tulû‘ edince nehr-i Sava üzre elli pâre gemi ile mebnî olan cisr-i haşebi ubûr ederken bu hakîr piyâde olup kâmil dörd yüz adımdır. Bu nehr-i Sava'nın arzı bu kadar olmuş olur. Ve bu cisre muttasıl nehr-i Sava'dan çamurlu azmağ u batağ u batak ve çatak üzre Zemon kal‘ası sahrâsı içre niçe kerre yüz bin aded vordinar meşe kazıkları ile inşâ olunmuş dörd bin adım haşeb cisr-i tavîli cümle asâkir-i İslâm ile ubûr edüp hemân ol batak suyu kenârında hayme vü hargâh ve bâr [u] büngâh ile ol sahrâ-yı çemenzârda meks olunup herkes Belgrad'a metâ‘ almağa gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 59a ·
metinde göster ·
… al‘a neferâtları var. Kal‘ası sâhil-i Tuna'da havâlesiz bir mürtefi‘ bayır üzre
haşeb
binâ bir palanka-i ra‘nâdır. Derûn-ı hisârda bir câmi‘i var ve yigirmi aded nef …
Palanka-i Sotin: Bânîsi ma‘lûmum değildir. Hadîs-i şerîf: Arapça . Ammâ bu kal‘a Sirem sancağı hâkinde voyvadalıkdır ve Sirem niyâbetidir. Dizdârı ve otuz aded kal‘a neferâtları var. Kal‘ası sâhil-i Tuna'da havâlesiz bir mürtefi‘ bayır üzre haşeb binâ bir palanka-i ra‘nâdır. Derûn-ı hisârda bir câmi‘i var ve yigirmi aded neferât hâneleri var. Ve iç kal‘ası içinde bir Şeddâdî harâb deyri var, iç kal‘ası dahi Şeddâdî binâdır. Ve kal‘adan taşra bir hâncuğazı var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 60b ·
metinde göster ·
… -i Tuna'ya mahlût olduğu mahalde nehr-i Vulko üzre tûlu yedi yüz adım kâmil bir
haşeb
kantara-i metîndir kim sene 932 târîhinin mâh-ı Zilka‘de'nin on ikinci gün Makb …
Der-beyân-ı cüsûr-ı memerr-i nâs: Nehr-i Vulko nehr-i Tuna'ya mahlût olduğu mahalde nehr-i Vulko üzre tûlu yedi yüz adım kâmil bir haşeb kantara-i metîndir kim sene 932 târîhinin mâh-ı Zilka‘de'nin on ikinci gün Makbûl iken Maktûl İbrâhîm Paşa fermân-ı Süleymân Hân ile Ösek kal‘ası gazâsına giderken cüyûş-ı müslimîn ubûr u mürûr etmek içün cümle ecnâdı ve niçe bin üstâdı üşürüp üç gün gecede bu cisri itmâm etdi. Hâlâ ol vezîr-i dilîrin evkâfından bu cisir ta‘mîr ü termîm olunur. Bu püll-i musanna‘ın altından cereyân eden nehr-i Vulko tâ Yakova dağlarından gelüp bu mahalde nehr-i Tuna'ya munsabb olur küçük nehirdir. (---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 61a ·
metinde göster ·