… kökünden alâmet yokdur. Ve mezkûr bâdemin ardıç içinde âdem cüssesi-misâl kalın
haşebeleri
vardır. Ve bâdem ağacı ardıç ağacından bâlâ bir dıraht-ı müzeyyen ve mevzûndur …
Ve bu bâdem ağacının kökleri ardıç ağacının vücûdundadır, yerde değildir. Aslâ bâdem kökünden alâmet yokdur. Ve mezkûr bâdemin ardıç içinde âdem cüssesi-misâl kalın haşebeleri vardır. Ve bâdem ağacı ardıç ağacından bâlâ bir dıraht-ı müzeyyen ve mevzûndur kim çeşm hîrelenir. El-hâsıl vâcibü's-seyr ibret-nümâ bir dıraht-ı azîmdir. Ve Seyyid Cemâleddîn Sultân bu keşifden sonra merhûm olur. Acâyib nazargâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y99a ·
metinde göster ·
… n (---)(---)(---)(---) olsa pâk müşâhede olunur âb-ı sâfîdir cümle dırahtlar
haşebeleri
ile ve gûnâ-gûn mâhî ve ecnâs-ı mahlûkâtıyla nümâyândır.
Ve Sınab şehri dağlarında çınâr-ı müntehâlar olur. Deryâ içre bi-emrillâh ağaç deryâsı gibi bir sık ormanlıkdır kim ta‘bîr olunmaz. (---)(---)(---)(---) Ve deryâ içre mercân ağacı gibi bu şab dahi eyledir. Ammâ bu azîm çınâr-ı müntehâ-misâl taşdan ağaçlardır. Tâ rûy-i deryâya çıkınca (---)(---)(---) şiddet-i hârdan kırılır. Ammâ bu Bahr-i Kulzüm ol kadar âb-ı sâfîdir kim elli altmış kulaç umku olan yerin tâ ka‘rında bir sûzen (---)(---)(---)(---) olsa pâk müşâhede olunur âb-ı sâfîdir cümle dırahtlar haşebeleri ile ve gûnâ-gûn mâhî ve ecnâs-ı mahlûkâtıyla nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y371a ·
metinde göster ·
Anda âb-ı gazabda gark olmuş bir dıraht-ı müntehânın
haşebeleri
zıllinde beh behlenmek içün ârâm ederken hikmet-i Hudâ Bayzar bin Hâm'ın bir oğ …
Anda âb-ı gazabda gark olmuş bir dıraht-ı müntehânın haşebeleri zıllinde beh behlenmek içün ârâm ederken hikmet-i Hudâ Bayzar bin Hâm'ın bir oğlu Kalîmûn kâhinin kızı Jüddeje nâm kızdan bir evlâdı vücûda gelüp bunun dahi ismini Mısrâyim kodular. Tûfân'dan sonra dünyâda vücûda gelen bu Mısrâyim ibn Bayzar'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y6a ·
metinde göster ·
… î Hûrmâ nâm menzilde gördük, ammâ bunların eflâke serçekmiş gûnâ-gûn eğri büğrü
haşebeleri
var. Gayrı hûrmâ bi-emrillâh bir nihâldir, ammâ bu âsî çatal mataldır. Âdetullâ …
Andan bu karyeyi güzer edüp cenûb tarafına Nîl kenârınca bir yalçın cebel-i âlîler dâmeninde ba‘zı âbâdân kurâlar içre ibtidâ âsî hûrmâyı iklîm-i Mısır'da bu belîdede gördük. şâm'ın râh-ı haccında Âsî Hûrmâ nâm menzilde gördük, ammâ bunların eflâke serçekmiş gûnâ-gûn eğri büğrü haşebeleri var. Gayrı hûrmâ bi-emrillâh bir nihâldir, ammâ bu âsî çatal mataldır. Âdetullâh bunun üstüne böyle cârîdir kim eğer Bağdâd ve Basra ve Mekke ve Medîne ve Yemen ve Mısır Elvâhât'da hûrmâ serâmed ola, iki üç çatal manzûrumuz olmamışdır. Ammâ bu âsî hûrmânın her çatalında birer ikişer kantâr hûrmâsı olur ve her dânesi kırkar ve ellişer dirhem gelir. Kırmızı kabuklu yumruk kadar eğri büğrü hûrmâdır. Ve çekirdeğinin içi boşdur, hokka edüp içine fülfül-i Hindî ve burun tütünü korlar, lezzeti hoş-hordur. Ammâ tabî‘ati mu‘tedil eder ve ekseriyyâ fellâhlar tenâvül ederler. Bu temâşâları ederek sekizinci sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y379a ·
metinde göster ·