… imiz gelüp "İpşir Paşa, Karaman eyâletiyle Varvar ile celâlî olmağa gider" deyü
haberler
geldi. Ol gice Varvar'a mektûblar yazılup Varvar'ın katli hakkına paşaya gelen …
asrında (---) mansıbiyle ber-murâd olmuş Bosneviyyü'l-asl bir Oğuz âdem idi. Hîle ve hud‘adan berî, zemm ü nemm ve gıybet ü mesâvî ve kizb ü bühtândan ârî vüzerâların düşman üzre varıcı Varvar'ı idi. Ve gâyet mu‘tekid olduğundan her hoş-âmed âmedî kelâmı tasdîk etmeğe meftûn idi. Ve re’y [ü] tedbîrde hüsn-i tedbîr etmeyüp sû’-i tedbîre ilkâ edenlere tab‘iyyet ederdi. Ve devleti gûyâ istidrâc ve kemâl-i hıffet ile ve akl-ı kıllet ile meşhûr-ı âfâk idi. Ancak salâh-ı hâl ile mümtâz-ı ser-firâz idi. Hikmet-i Hudâ bir gün İpşir Paşa'dan ve Küçük Çavuş Paşa'dan mektûblar gelüp vâfir mesrûr [u] handân oldu ve mektûbları kırâ‘at etdirüp gûyâ raks edüp "İşte İpşir oğlum gelmededir. Senin paşan onun hakkında bana neler yazar. Al imdi bu mektûbları paşana götür" deyü İpşir Paşa ve Küçük Çavuş Paşa ve kendü mektûblarıyla hakîre bir kîse guruş ve Köprülü mâlından rahtile bir küheylân at ve bir Gürcî gulâmı ve ana bir küheylân at ve bir kat esbâb. Kankırı nâhiyelerinde Bozoğlan kurâsından çıkup mütevekkilena'l-allah cânib-i şimâle üç günde ılgar edüp Engürü sağımızda kalup Murtatovası içinde bir vâsi‘ sahrâda menzil-i karye-i (---) paşa ile mülâkât olup "Bre Evliyâm! Safâ geldin. Ammâ ne çok eğlendin" dedikde ahvâl-i pür-melâl [ü] ser-güzeşt [ü] ser-encâmı bir bir takrîr edüp paşa âlem-i hayretde kalup tebessüm edüp, yakında görürsün, deyüp ibtidâ Varvar'ın mektûbun okuyup âteş-pâre olup "Görürsün mel‘ûn ahmak potur" deyüp İpşir Paşa'nın Varvar'a gönderdiği mektûbu kırâ’at edüp güle güle tamâm olup mektûbu hakîre atup "Nazar eyle" dedi. Hakîr İpşir mektûbun kırâ’at edüp ol kadar iltiyâm u mudârâ vü imhâl ve niyâz-gûne girişmeler tahrîr eylemiş kim istimâ‘ edenin aklı gidüp "İpşir Paşa, Varvar Alî Paşa'nın abd-i memlûkü olmuş" der. Paşa mektûblardan sonra ol deryâ-dil paşa-yı kâmkâr buyurdular kim "Biz anın ta'n-âmîz mektûblarına nazar etmeyüp yine mudârâyı elden komayalım" deyü latîf edâ ile mektûblar yazmak sadedinde iken âsitâne tarafından bir hünkâr hasekisi ve Kapu kethüdâmız Siyâvuş Ağa'nın hazînedârı Kâtib Alî Çelebi hatt-ı şerîf ile gelüp ol sâ‘at dîvân-ı pâdişâhî olup hatt-ı şerîf kırâ’at olunup mefhûm-ı hatt-ı şerîf oldur kim "Eğer başın gerek ise bir ân ve bir sâ‘at durmayup mükellef ve mükemmel askerinle mâh-ı Cemâziyelâhirin gurresinde bi-eyyi vechin kâne İpşir Paşa ve Çavuş Paşa ve Bâkî Paşa ve Ketağaç Paşa ve Seydî Ahmed Paşa ve Şeh Gâzî Beğ ile cümle yek-dil ü yek-cihet olup Varvarlının başı ya başın ve illâ eğer inâd u muhâlefet ve müsâmaha edersen bunda olan evlâd [u] ıyâlini cümle katl edüp cümle mâl [u] menâlin kabz olunur. Ve eğer ol âsînin hakkından gelüp Varvar'ın başın serîr-i sa‘âdetime gönderüp edâ-yı hizmet edersen hâlâ hasekimde olan Mısr eyâleti hatt-ı şerîfime amel edüp bu cânibe mürâca‘at etmeden bilâ-câ’ize tarafından bir mükellef ve muhteşem ve umûr-dîde ağanı Mısır'ın şehr havâleliğine gönderesin. Hatt-ı hümâyûnuma amel edüp fermân-ı şerîfim eyle sâdır olmuşdur. Ve's-selâm." Paşa dahi "emr 364a pâdişâmındır" deyü derhâl nefîr-i rıhlet çalınup bin mikdârı asker ile tuğu ileri gönderüp hasekiye bir kîse harc-ı râh verüp kethüdânın haymesinde mihmân eyleyüp ertesi gün hikmet-i Hudâ Varvar Alî Paşa'nın çâşnigîrbaşısı gelüp Âsitâne tarafından {Varvar Alî Paşa'ya} gelen emirleri ve hatt-ı şerîfi getirüp paşa kırâ’at etdükde mazmûn-ı hat oldur kim "Vezîrim Varvar Alî Paşa lalam! Cirmin afv olunmuşdur. Defterdâroğlu celâlî Erzurûm'a ve Engürü'ye mutehassın olmak murâd edüp ısyân [u] tuğyânı zâhir olmuşdur. Hatt-ı şerîfim vardıkda bir ân durmayup memâlik-i mahrûselerimde nerde bulursan katl edüp yâ başı, yâ başın. Edâ-yı hizmetden sonra sana Mısr'ı bilâ-avâ’id ve lâ-fevâyid ihsânım olmuşdur" deyü hatt-ı şerîfi kırâ’at edüp "Bre meded, bu sır bunda kalsın" deyüp "men hafaza'l-lisâne selleme mine'l-afat" deyüp keşf-i râz etmeyüp summun bükmün durdı. Ol gün İpşir Paşa tarafından çâşnigirimiz gelüp "İpşir Paşa, Karaman eyâletiyle Varvar ile celâlî olmağa gider" deyü haberler geldi. Ol gice Varvar'a mektûblar yazılup Varvar'ın katli hakkına paşaya gelen hatt-ı şerîfi Varvar mektûbiyle ale's-sabâh hakîre verüp ol gün ol gice ılgarup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 363b–364a ·
metinde göster ·
… . Cümle hân askeri vâveyletân-ı Kapân arasında kapandılar" deyü niçe müferrihne
haberler
söyleyüp Paşa herîfe on altun verüp âzâd etdi.
Herîf-i zarîf eyitdi: "Bizim hâlimiz ve hânın hâl-i pür-melâli köpek hâlidir kim siz Taht-ı Van'a geldikden berü tırış kelb gibi açız. Ha bu gün ceng olur, ha yarın ceng olur, ya taht u ya baht olup halâs olur, deyü bu derece-i sa‘îrde ayda birer guruş içün beklemeden bîzâr olup firâr edenlerden çok âdemi hân katl etdi 266a ve sizin böyle gelişünüz hânı ve bizi helâk etdi. Hatta dünki gün hânın bâğın cümle asker basup cemî‘i zahîresin alup hânda bir dane habta kalmadı ve re‘âyâ ise ûlâ bi't-tarîk aç u zâc ve bir daneye muhtâc, hâli harâb re‘âyâlardır. Girüden de Diyârbekir askeri gürleyüp gelmede. Cümle hân askeri vâveyletân-ı Kapân arasında kapandılar" deyü niçe müferrihne haberler söyleyüp Paşa herîfe on altun verüp âzâd etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 265b–266a ·
metinde göster ·
… e kavl-i karâr olunmuşdur. Hemân sultânımın bir haberine dahi muntazırız." deyü
haberler
gelince paşa dilşâd olup gûyâ raks-ı Zühre etdi ve safâsından haber aparıcıya y …
Hikmet-i Hudâ, yine ol gün Diyârbekir'e gönderdiğimiz asker talebine çaşıtlar dağdan dağa geçe geçe yürüyüp Muş sahrâsından Paşa'ya gelüp vâlî-i Diyârbekir'den ve imdâda me’mûr Diyârbekir serdârından mektûblar gelüp "Benim efendim! Fermân-ı şerîfiniz ile (---)(---) sancak yerin güzîde askerin taleb edüp Ramazânu'l-mübârekin yigirmi beşinci bâzârertesi gün sa‘d sâ‘atde Bitlîs şehrine giresüz, deyü fermân etmişsiz. Hâlâ bu mektûb tahrîrinde Kefindir kal‘ası altına gelinmişdir. Ol fermânınız hisâbı üzre yarınki gün şehr-i Bitlîs üzre Allah deyüp girmeğe kavl-i karâr olunmuşdur. Hemân sultânımın bir haberine dahi muntazırız." deyü haberler gelince paşa dilşâd olup gûyâ raks-ı Zühre etdi ve safâsından haber aparıcıya yüz mümessek altun ihsân edüp ol ân yine mektûblar ile çaşıd-ı mezbûru gönderüp elbette yarın vakt-i çâştda "Bitlîs üzre yürüyesüz" deyü pes perdeden çaşıtlar gitdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 267a ·
metinde göster ·
… âra ol murg-ı zeyrek pervâz urup papasın dostu hânesine varup gelen habere göre
haberler
ve gayrı havâdisâtlar yazup yine vefk ile ol murgun boğazına asup berk-i hâtif …
Mutalsam-ı kehene-i kadîm: Kuşlar kal‘ası nâmıyla meşhûr-ı âfâk olmanın aslı oldur kim zamân-ı cehâletde bu Kuşlar kal‘ası zemîninde bir râhib var idi. Bu kal‘a zemîninde bir deyr kehenesi var idi. Ol papas gâyet kehene idi. Ol deyrde bir kulle-i bâlâ inşâ edüp kullede niçe bin güvercin murgu besleyüp bu rûy-ı arzın ekâlîm-i seb‘asında olan bıtrîk ü kıssîs ü râhiblere ahvâl-i Irâk-ı Medâyin'i yazup bir kebûterin boğazına ol varağı bir mutalsam ile geçirüp murâd [u] merâmı olan diyâra ol murg-ı zeyrek pervâz urup papasın dostu hânesine varup gelen habere göre haberler ve gayrı havâdisâtlar yazup yine vefk ile ol murgun boğazına asup berk-i hâtif gibi ol murg yine gelirdi. Ol papasın dâ’imâ kârı bu idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 343a ·
metinde göster ·
… âdişâha ve vezîria‘zama ya dün ya bugün varup vâsıl olup birkaç günden müferrih
haberler
gelmesi mukarrerdir, ammâ benim birâderim, sizden bir ricâm vardır. Elbette geç …
Murtazâ Paşa Hasan Paşa'ya eydir: "Benim birâderim, işte hâlâ bizim telhîsimiz ve arz [u] mahzarlarımız elbette ve elbette sa‘âdetlü pâdişâha ve vezîria‘zama ya dün ya bugün varup vâsıl olup birkaç günden müferrih haberler gelmesi mukarrerdir, ammâ benim birâderim, sizden bir ricâm vardır. Elbette geçmek gerek" dedikde, 73b hemân,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 73a–73b ·
metinde göster ·
… rımız var ve iki üç fersah yerde Tatar askeri var. Elbette bir iki gün mukaddem
haberler
alınur. Hemân hânım Seydî Ahmed Paşa, Budin eyâletiyle meterise gir" dediklerin …
"Bire Seydî Paşa, pâdişâh bize Erdel'i gâret edüp ıhrâk bi'n-nâr eylen demedi. Sizden Vârat kal‘asın isterim dedi. Belî bu Erdel diyârın harâb etdin ve a‘dâyı kırup hasâret etdirdin. Herkes alduğını alır. Bizim pâdişâha verecek kabza-i tasarrufumuzda ne kalır ve dîn-i mübîn içün zabtımızda ne olur ve bize âhir-i kâr â’id ü fâ’id ne olur? Bu vilâyeti nehb u gâret etmeğe Tatar askeri me’mûrdur ve Kemen Yanoş la‘în bu kal‘a altındaki asâkir-i İslâm'ı basmağa gelirse cânib-i erba‘amızda niçe eyâlet askeri karavullarımız var ve iki üç fersah yerde Tatar askeri var. Elbette bir iki gün mukaddem haberler alınur. Hemân hânım Seydî Ahmed Paşa, Budin eyâletiyle meterise gir" dediklerinde, Seydî Paşa aslâ bu cevâblara vücûd vermeyüp eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 124b ·
metinde göster ·
… âzır-bâş kalup etrâf-ı erba‘aya yarar karavullar kodu ve pusuda olan asâkirlere
haberler
gönderüp "gâfil mebâş" dedi.
Menzil-i vâdî-i Virpolise: Bu mahalde paşa-yı müdebbir yedi yerde pusuya asker koyup on bin aded müsellâh ve mükellef ü mükemmel askere Yûsuf Kethüdâ'yı serdâr ta‘yîn eyleyüp hil‘at-i fâhire ihsân edüp kendüleri bu mahalde dündâr ve hâzır-bâş kalup etrâf-ı erba‘aya yarar karavullar kodu ve pusuda olan asâkirlere haberler gönderüp "gâfil mebâş" dedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 144a ·
metinde göster ·
alup ertesi gün yine taraf-ı garba giderken Baba Ahmed oğlu Baba İsmâ‘îl bize r …
Menzil-i kal‘a-i Baba Ahmed: Anda niçe haberler alup ertesi gün yine taraf-ı garba giderken Baba Ahmed oğlu Baba İsmâ‘îl bize refîk olmağa gelüp, dünyâ benim oldu. Andan 12 sâ‘atde renc [ü] anâ çekerek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 148b ·
metinde göster ·
… m olmuş veyâhûd kal‘a feth olmuş veyâhûd asker-i İslâm münhezim olmuş, bir gûne
haberler
zuhûr eder, garîb mutalsam temâşâdır.
Ve bir temâşâ dahi bu uyûnda niçe bin balıklar bir gün görünür kim niçe bininin bağırsakları taşra sarkup kanları akar ve kimi mecrûh ve kimi ölmüş su üzre gezer. Birkaç günden istimâ‘ olunur kim ya bir kal‘a altında ceng-i azîm olmuş veyâhûd kal‘a feth olmuş veyâhûd asker-i İslâm münhezim olmuş, bir gûne haberler zuhûr eder, garîb mutalsam temâşâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 171b ·
metinde göster ·
Menzil-i sahrâ-yı Jebel: Re‘âyâsı cümle Eflak'dır. Bu menzilde Siyâvuş Paşa birâderi Sarı Hüseyin Paşa dahi İsmâ‘îl Paşa ile çarkacı ta‘yîn olundu, zîrâ küffâr Seydî'nin şehîd olduğun istimâ‘ edüp küffâr tarafından mûhîş haberler geldi. Andan
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 1b ·
metinde göster ·
… dahi bu haber-i mûhişden haberdâr olup hemân ol gün cemî‘i mutî‘ olan kılâ‘lara
haberler
gönderüp ol gün ol gece tâ sabâha dak dağı ve taşı kara nahır gibi kara şapkalı …
Bu kerre kral dahi bu haber-i mûhişden haberdâr olup hemân ol gün cemî‘i mutî‘ olan kılâ‘lara haberler gönderüp ol gün ol gece tâ sabâha dak dağı ve taşı kara nahır gibi kara şapkalı küffâr cihânı dutup ordu-yı İslâm küffâr-ı hâksâr ile doldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 25a ·
metinde göster ·
… ece halîclerinden kömür ve saman cereyân etmeğe başlayup Mehemmed Hân-ı Evvel'e
haberler
gelüp andan ma‘lûm-ı sa‘âdetleri olur kim Çekmeceler ve Bınarhisâr ve Duna sula …
Hattâ Tuna'nın taşışına bu gârlardan "Tuna suları gibi bulanık sular Bınarhisâr'da ve Yenehisâr'[da] akar" deyü Çelebi Sultân Mehemmed'e bu Demirkapu ahvâllerin umûr-dîde ve kâr-âzmûde pîr-i fânîler bu gûne hikâyât u rivâyât u dirâyât etdiklerinde hemân Sultân Mehemmed-i âkıl âkılâne hareket edüp müşkil-küşâlik etmek içün re‘âyâ vü berâyâya bu kadar bin çuval saman ve talaş ve halaş ve kömür gönderüp Bunarhisâr'a ve Çekmecelere ulaklar gönderüp beri tarafda bu kadar bin çuval saman ve kömürü Demirkapu'dan duhûl eden nehr-i Tuna'ya döküp üç gün iki gecede Duna ve Bınarhisâr ve Yenehisâr ve Çekmece halîclerinden kömür ve saman cereyân etmeğe başlayup Mehemmed Hân-ı Evvel'e haberler gelüp andan ma‘lûm-ı sa‘âdetleri olur kim Çekmeceler ve Bınarhisâr ve Duna suları nehr-i Tuna'dandır deyü evkâfnâmelerinde musarrahdır, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 42b ·
metinde göster ·
Hemân derûn-ı hisârdan mürd olan kralın karısı ve anası ve sekbânbaşı ve Elbasan beği kal‘adan kemendler ile âdemler endirüp ve su yollarından Tuna ile yüzgeç âdemler gönderüp der-i devlete ve Bosna ve Rûmeli'ne haberler varınca Rûmeli askerin cümle Ösek'de râst gelir, Sadrıa‘zama Belgrad'da râst gelir. Sa‘âdetlü pâdişâh dahi mukaddemâ giden haberden âgâh olup Edirne'de bulunur, hemân ki Budin'in bu mahsûr olduğu haberin istimâ‘ edüp gece ve gündüz şitâb ile yürüyüp gitmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 76b ·
metinde göster ·
… anı, bir nâm verüp gazâ etsin. İnşâallâh üç tuğ ile ana Bağdâd'ı veririm" deyü
haberler
geldi, ammâ Paşa'nın kayınbabası Re’îs Efendi'den bir ta‘n-âmîz tezkire gelüp b …
"Paşa karındaşım berhordâr olsun. Eğer kâfir gelirse göreyim anı, bir nâm verüp gazâ etsin. İnşâallâh üç tuğ ile ana Bağdâd'ı veririm" deyü haberler geldi, ammâ Paşa'nın kayınbabası Re’îs Efendi'den bir ta‘n-âmîz tezkire gelüp böyle tahrîr etmiş kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 101b ·
metinde göster ·
… azîm cem‘iyyet-i vefreti var, hâlâ üzerimize gelmededir’ deyü Sadrıa‘zama böyle
haberler
yazarsın ve kendinin korkak ve muhannes olduğun bildirirsin. Bu iki Türk âdemle …
‘Küffârın azîm cem‘iyyet-i vefreti var, hâlâ üzerimize gelmededir’ deyü Sadrıa‘zama böyle haberler yazarsın ve kendinin korkak ve muhannes olduğun bildirirsin. Bu iki Türk âdemlerin gönderdiğin yetmez mi idi. İmdi tezkirem vusûlünde eğer küffâr-ı hâksâr gelirse ihtimâm-ı tâm edüp var kuvveti bâzûya getirüp dahi cümle var makdûrun sarf edüp iş görmüş merhûm Melek Ahmed Paşalı ve Seydî Ahmed Paşalı âdemlerin meşveretlerinden hâric hareket etmeyüp basîret üzre olasın. Ve iki yerden gayret kılıcın kuşanup ibtidâ gazândır, bir nâm kazanasın. Gâfil mebâş, ve's-selâm" deyü Re’îs Efendi'den gelen bu kâğızı bir fânûs aydınlığında kırâ’at edüp eyitdi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 101b ·
metinde göster ·
… n berü anın mülküdür. Şimdi cümle askeri kırılup Uyvar'ı tîz alırsız" deyü şâfî
haberler
verdi.
"Vallâhi bizimle Çeh ve Leh ve Korol ve İsfaç ve Tot ve İslovin ve Nemse tüfenglilerinden cümle on yedi bin aded tüfengli hıristiyan idik ve on bin Nemse atlısı ve on bin (bin) Macar katanası, cümlemiz otuz yedi bin Hıristiyan idik, cümle kırıldık. Ve cümle üç aded serdârımız var idi; biri Mantikukule ve biri Roza ve biri Fargaçi kapudan ki Uyvar kal‘ası anın dedelerinden berü anın mülküdür. Şimdi cümle askeri kırılup Uyvar'ı tîz alırsız" deyü şâfî haberler verdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 107a ·
metinde göster ·
verüp âzâd olundu ve gayri kefereleri getiren Mar‘aş gâzîlerine ihsân olunup ni …
"Îsâ ve Meryem Ana hakkıyçün sözüm budur, hâlâ Pojon kal‘amız altında cisr-i azîm yapılup bizi bu Uyvar tarafına kırk bin aded güzîde Hıristiyan askerler geçdiler. Anlar size hücûm edüp siz anlar ile cenge meşgûller iken ardınızda Komaran kal‘asına mukaddemâ on bin kefere-i imdâd geçmişdi. Siz cengde alak bulak iken yigirmi bin Hıristiyan Litre suyu kenârından Uyvar'a imdâda girmeğe me’mûrlardır. Anıniçün Uyvar kal‘asında olan Fargaçi kapudan ol imdâdlara bakup size Uyvar kal‘asın vermez, ammâ gâfil olman" deyü bu kapudan kâfir şâfî haberler verüp âzâd olundu ve gayri kefereleri getiren Mar‘aş gâzîlerine ihsân olunup niçe gûne in‘âmlar dahi oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 117b ·
metinde göster ·
gelince hemân hakîr Uyvar'da kalan efendilerimiz ile ve gayri ahbâblarla vedâ‘l …
"Elbette devletli vezîr bizzât siz gelmeyince bu kal‘alar feth olmaz. Elbette sa‘âdetle cümle asâkir-i İslâm'ı alup sa‘âdetle gelesiz" deyü haberler gelince hemân hakîr Uyvar'da kalan efendilerimiz ile ve gayri ahbâblarla vedâ‘laşup ve helâlleşüp
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 132b ·
metinde göster ·
… ve başınızla ve cânınızla kurtulmazsız" deyü esîrlerimizin iş görmüşleri böyle
haberler
verdiler.
"Biz sizi kırmağa yedi gündür asker cem‘ edüp fursat gözedirdik. Meğer fursat ve nusret sizin imiş. Eyle olur bu zanca hâlidir, Allâh size de verir bize de verir, ammâ şimden gerü hemân Raba suyun karşu geçe görün ve Kanije'ye düşe görün. Yohsa mâlınızla ve başınızla ve cânınızla kurtulmazsız" deyü esîrlerimizin iş görmüşleri böyle haberler verdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 5b ·
metinde göster ·
Vilâyet-i Durujunka’ya kadem basup anda dahi anda dahi şâfî
haberler
alup kal‘a-i Ladicin altında meks olundu. Hükm-i Durujunka hatmanıdır. Andan yi …
Vilâyet-i Durujunka’ya kadem basup anda dahi anda dahi şâfî haberler alup kal‘a-i Ladicin altında meks olundu. Hükm-i Durujunka hatmanıdır. Andan yine semt-i şarka gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 116b ·
metinde göster ·
… ka‘be add etdikleri kubbenin etrâfında tekâ‘üd edüp her gün niçe kerre yüz bin
haberler
alup kırk gün bâğ u bâğçelerde ve âb-ı revân sular kenârlarında ayş u ışretler …
"Korkman oğullar, size kış katı olur, yekden hayvânlarınız kırılır. Yurdunuzdan bir yurda giderken sizi düşman basup mâlınızı alır ve sizi düşmanlarınız sokup cânlarınız bana gelir. Yâ fülân senin cânın fülânın karısı karnındaki bala ile yine dünyâya gelir. Ve yâ fülân sen fülân kişinin cânın sıkup bana gönderirsin. Ve yigirmi yıldan sonra senin cânın bana gelir. Yine cânını yine fülânın balasıyla yere getiririm. Ve sizi buz deryâsın geçerken buz altına fülân kişiyi ve fülân kişiyi geçiririm. Cânların bana getiririm. Andan sizi Maskov oğullarıma kır[dır]ırım" deyü muğayyebât-ı hamseden bu avret-i mekkâre niçe yüz bin kelimâtlar söyleyüp yine bunlar ay doğunca koşlarına gelüp el-hâsıl kâmil kırk gün bu ka‘be add etdikleri kubbenin etrâfında tekâ‘üd edüp her gün niçe kerre yüz bin haberler alup kırk gün bâğ u bâğçelerde ve âb-ı revân sular kenârlarında ayş u ışretler edüp her gün tâze cân buluruz, deyü hikâyet edüp "O devleti bir dahi görebilir miyiz"? deyü nakl edüp ağlarlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 178a ·
metinde göster ·
… er oluruz ve babamıza cânımız ne yüzden varacağın haber alup niçe kerre yüz bin
haberler
almak içün karanlık vilâyeti ve buz deryâsını ve ukâb kuşları derdlerin çeküp k …
Ve "İşde ka‘bemiz budur" deyü ta‘rîf ü tavsîf edüp safâ kesb ederlerdi. "Ve ka‘bemizde kırk gün kırk gece zevk u safâ edüp ne kadar mu‘ammer oluruz ve babamıza cânımız ne yüzden varacağın haber alup niçe kerre yüz bin haberler almak içün karanlık vilâyeti ve buz deryâsını ve ukâb kuşları derdlerin çeküp ka‘be safâsına nâ’il olmak içün gideriz" dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 178a ·
metinde göster ·
… onanma bir yere cem‘ olup anda tarfetü'l-ayn içre sulanup taraf taraf küffârdan
haberler
alup vakt-i seherde nefîr-i rıhletler çalınup cümle altmış yedi pâre aleste ve …
Hikmet-i Hudâ yine temâşâ edüp meğer anda donanma-i hümâyûnun nısfı anda âmâde imiş. Cümle donanma bir yere cem‘ olup anda tarfetü'l-ayn içre sulanup taraf taraf küffârdan haberler alup vakt-i seherde nefîr-i rıhletler çalınup cümle altmış yedi pâre aleste ve palpa ve suğurya ve serdemend başdarda [ve] kadırgalar olup yine "Tente fora avanta demir" deyü silisreler çalınup isa seren ve sök(?) yelken edüp beş pâre uçkun pergende firkateleri cânib-i hamsînde ileri karavul ve kulağızlar gönderüp andan poyraz rûzgâr-ı muvâfık ile kâmil cânib-i cenûba yüz otuz mîl gidü[p],
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 283a ·
metinde göster ·
… f ü haşyet düşdüğün içerden taşra firâr edüp vezîria‘zama gelen küffârlar böyle
haberler
verüp ve gâyet kaht [u] galâ olup küffâr içre vâveylâ düşdüğün firârî kefereler …
Ammâ içeri kal‘ada dahi küffâr topdan kumbaradan ve taşdan ve hevâdan nâzil olan oklardan küffâr kırılup içlerine havf ü haşyet düşdüğün içerden taşra firâr edüp vezîria‘zama gelen küffârlar böyle haberler verüp ve gâyet kaht [u] galâ olup küffâr içre vâveylâ düşdüğün firârî kefereler haber verince Sadr-ı Âsaf bu fecereleri geydirüp vâfir ihsân in‘âmlar edüp ordu içinde kara şapkalarıyla gezerler idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 293b ·
metinde göster ·
… , eğer 294a anda dahi lağım var ise beni lağım ile âteşe yakın" deyü meserret
haberler
verince Sadrıa‘zam âye[t] sûre-i (---)
"Devletli vezîr, bu asâkir-i İslâmı iki yıldır bu Çufud tabyası ve Taşlı tabya ve Haçlı tabya ve Kanlı tabyaları önlerinde bu ümmet-i Muhammedi ne kırdırırsın. Bu mahaller ve bu sahrâlarda cümle altlarınız onar ve on ikişer kat lağımlardır. Bir yerden on lağım atar cümle lağımlar benim işlerimdir ve benim re’y-i tedbîrimle yapılmışlardır. Eğer benim sözüm dutarsanız bu mahallerden bu kal‘ayı döğmeği ferâğat edin, zîrâ toprağında lağımları çokdur. Ammâ Kızıl tabyadan tâ deryâ kenârına varınca cümle taşlık olup ol tarafda aslâ lağım yokdur. Hemân deryâ kenârına varın, eğer bu kal‘ayı oradan feth etmezseniz beni kebâb edin. Ve Göllük tarafında deryâ kenârında kum içinde meteris edüp tâ kal‘a dibine varsınlar, eğer 294a anda dahi lağım var ise beni lağım ile âteşe yakın" deyü meserret haberler verince Sadrıa‘zam âye[t] sûre-i (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 293b–294a ·
metinde göster ·
"Hemân Selîmim, sen bize bir tarafdan birez askerle zâhir ol. Biz sana tahtı teslîm ederiz. İş işden geçdi, elbetde yetiş" deyü haberler varınca Selîm Hân oğlu Süleymân Hân şehr-i Tırabuzan'da vücûda gelmişdi. Selîm dahi Tırabuzan'da müştak olmuşdu. Anıniçün Şâh İsmâ‘îl Süleymân Hân'a ta‘n-âmîz nâmelerinde Laz oğlu Laz deyü yazardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y41b ·
metinde göster ·
… ân ile biz anda iken müte‘ayyin ma‘dûd âdemler cümle varup herkesin murâdı üzre
haberler
söyleyüp tesellî-i hâtır olup gayrı sâ’il kalmayup yine ol horos boğazlayan kim …
Hulâsa-i kelâm sultân ile biz anda iken müte‘ayyin ma‘dûd âdemler cümle varup herkesin murâdı üzre haberler söyleyüp tesellî-i hâtır olup gayrı sâ’il kalmayup yine ol horos boğazlayan kimesne meydân-ı mahabbete gelince içerden bir sadâ-yı çeng-i harbî faslı çalınup cümle halk sürûr [u] şâdmân etdiler. Fasıl tamâm olup cümle âdemler taşra gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y425b ·
metinde göster ·