… : Edirnekapusu hâricinde Dâvûd Paşa Bâğçe-i hâssı kurbünde yedi yerde ma‘âdin-i
hacer
vardır kim böyle bir sun‘-ı Girdigâr bir diyârda yokdur. Bu kadar bin yıldan be …
Ma‘âdin-i sâlis: Edirnekapusu hâricinde Dâvûd Paşa Bâğçe-i hâssı kurbünde yedi yerde ma‘âdin-i hacer vardır kim böyle bir sun‘-ı Girdigâr bir diyârda yokdur. Bu kadar bin yıldan berü İlâ-yevminâ hâzâ beher yevm niçe bin haml-i hımâr u bağl {taş} taşınup deryâda katre ve güneşde zerre mikdâr tenezzül bulmamışdır. Zîrâ be-emr-i Sânî‘ kesb-i hevâdan rûz-merre bitmededir. Ammâ Hızır Ma‘deni derler bir sengîn taşdır. Ayasofya binâsıyçün Hızır göstermegile Hızır Ma‘deni derler. Cümleden latîf ve kat‘ etmesi sehel âsân bir hacer-i makbûldür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 18b ·
metinde göster ·
ben seni on iki kerre urup deldim, hele beni afv eyle dervîşe dervîşân" deyü te …
"Yâ hacer ben seni on iki kerre urup deldim, hele beni afv eyle dervîşe dervîşân" deyü temennâ edüp özürler diledi. Hâlâ dervîşân mâbeyninde "Dervîşe dervîşân" demek Hazret-i Mûsâ'dan kaldı. Ve yine taş lisâna gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 149b ·
metinde göster ·
Elhâsıl bu hakîrin bu seyâhatinde im‘ân-nazar etdüğü kılâ‘larda böyle bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn görmedim. Meğer diyâr-ı acemde kal‘a-i Kahkahâ ve kal‘a-i Van ve Mardin ola. Ve niçe bin seyyâhân-ı berr ü bihâr felek-i atlas-ı bukalemûnda görmedik derler. Zîrâ benî Âdem binâsı değildir. Hazret-i Süleymân dîvlere yapdırmışdır. Zîrâ ol kubbe-i mu‘azzam-misâl taşları benî Âdem'den Âd [u] Semûd ve Hûd u Amâlika kavmi kaldırmağa kâdir değildir ve kavm-i Lût ve kavm-i İsrâ’îlî ve kavm-i Amalâk hod ilm-i cereskal ile bu kal‘anın bir taşın bir yerden bir yire vaz‘-ı hacer etmeğe kâdir değillerdir. Hattâ Ba‘albek kal‘asının hâricinde bir çemenzâr sahrâda çâr-kûşe dağ pâre bir sahrâ-i azîm vardır. Bir kûşesi zemînde üç kûşesi hevâya nâzır mücellâ bir seng-traşdır. Bir dîv karısı bu taşı Ba‘albek kal‘asına götürür imiş. Kal‘a tamâm oldu, bu taşı nereye götürürsün, dediklerinde taşı kitifinden bu çemenzâ[r] yire bırağup gider. Anınçün bu seng-i hârâ ol mahalde kalmış, tâ bu mertebe sahrâ-i azîmleri vardır. Bu kal‘a Hazret-i Süleymân'dan sonra niçe bin mülûk eline girüp Âl-i Emeviyyûn'da bu kal‘a-i Ba‘albek sahrâsı ol kadar imâr oldu kim bâğ-ı İremden nişân verirdi. Zîrâ Ba‘albek sahrâsı ve Bukâ‘ fezâsı bir vâdî-i mahsûldârdır kim gûyâ sahrâ-yı Busrâ ve vâdî-i Havrân'dır. Ba‘dehû Âl-i Ekrâd'dan Şâm Halîfesi Nûreddîn Şehîd hazretleri imâr etdi. Andan Şâm hilâfeti, Mısır'da kal‘a binâ eden Yûsuf Selâhaddîn eline girüp Ba‘albek kal‘asına kul koyup imâr edüp ba‘dehû sene 922 târîhinde Sultân Gavrî destinden Selîm Hân-ı Evvel feth edüp Şâm eyâletinde subaşılıkdır ve yüz elli akçe kazâdır ve nâhiyesi (---) pâre kurâdır. Kethüdâyeri ve serdârı yokdur. Kal‘asında dizdârı ve neferâtları (---) ve derûn-ı kal‘ada (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)36b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 36a–36b ·
metinde göster ·
… rfetü'l-ayn içre taşra çıkar ammâ gusl etmeğe girüp çıksa aslâ zarar yokdur. Ve
hacer
ü şecer makûlesi ilkâ eyleseler aslâ zarar etmez. Hâssa-i re’s-i ayn kırk gün b …
Menzil-i tılsımât-ı re’sü'l-uyûn, acîbe-i ibret-nümûn: Bu diyâr kavm-i Yunaniyân destinde iken hukemâlar hikmet ile sâhil-i deryâdan yüz adım ba‘îd deryâ içinde elli zirâ‘ kaddi bir kulle-i âlî binâ etmişlerdir. Ortasında bir havz-ı azîmi var, gâyet berrâk âb-ı rahîk ile memlû bir havz-ı kebîrdir. Bu havzın ka‘rından niçe zî-kıymet eşyâlar nümâyândır. Niçe serdengeçti yiğitler bâr-ı sakîl hacerleri derâğûş edüp ka‘rına inmeden katı yaydan ok çıkar gibi rûy-ı mâya çıkar. Ammâ aslâ zarar isâbet etmeyüp nihâyet-i mâya ermek muhâldir. Her çend kim bu havza zî-rûh kısmı girse tarfetü'l-ayn içre taşra çıkar ammâ gusl etmeğe girüp çıksa aslâ zarar yokdur. Ve hacer ü şecer makûlesi ilkâ eyleseler aslâ zarar etmez. Hâssa-i re’s-i ayn kırk gün bu cüzâm âbından nûş etse halâs olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 38b ·
metinde göster ·
… t gelse ol âdemle kelimât eder. Âdem bulmasa hayvânât ile kelimâ[t] eder. Yâhûd
hacer
ü şecer makûlesi eşyâlara söz söyler. Böyle bir ma‘sûm-ı pâkdir. Himmeti hâzır …
{Menâkıb}: Hikmet-i Hudâ, henüz tevellüd etmiş ma‘sûm harekete başlayup niçe kelimâtlar edüp beşik ve kundak ve esbâb ü eskâl kabûl etmeyüp üç yaşına girdikde fakîr çorbacı (---) Ağanın oğlu uryân olup Şeyh Bekkâr yanında gezmeğe başladı, ammâ bi-emrillah cemî‘i vücûdu eşkâli ve harekât [u] sekenâtı, evzâ‘ u etvârı Şeyh Bekkâr gibi idi. Lâkin Şeyh Bekkâr mükessiri'l-kelâm değil idi. Ammâ bu veled-i ma‘nevîsi aslâ durmaz, gözü her kime râst gelse ol âdemle kelimât eder. Âdem bulmasa hayvânât ile kelimâ[t] eder. Yâhûd hacer ü şecer makûlesi eşyâlara söz söyler. Böyle bir ma‘sûm-ı pâkdir. Himmeti hâzır ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 50b ·
metinde göster ·
… ın cânib-i erba‘ası ocaksız yaz meydânı soffalardır. Ve taşra haremi dahi beyâz
hacer
ile döşenmiş bir meydân-ı mu‘azzamdır kim beş bin at alır gûyâ İslâmbol'un Atme …
Derûn-ı şehirde bir kal‘a-i mu‘azzamdır kim içinde iki bin aded şütür alır develiği ve üç bin at alır ıstabl-ı anteri ve kamberîsi vardır. Dahi ehl-i harem a‘yân [u] kibâr içün yetmiş seksen hâne-i müte‘addideli harem hücreleri var. Ve âyende vü revende vükelâ ve vüzerâ sâkin olmağiçün başka tahtânî ve fevkânî ve içli ve taşralı kâ‘aları var. Ve bây [u] gedâ müsâfirîn-i mahlûk-ı Hudâ içün hân-ı azîmin tarafeyninde yan soffaları üzre kâmil iki yüz ocaklı soffalardır. Ve rûy-ı divârda âlât-ı silâh asacak demir çengeller var. Ve cümle atları kayd-bend edecek demir halkalar vardır. Ve yazlık meydânına güvercinlik ta‘bîr ederler bir azîm meydândır kim üzeri eflâke ser çekmiş haşeb kubbedir. Bu meydânın cânib-i erba‘ası ocaksız yaz meydânı soffalardır. Ve taşra haremi dahi beyâz hacer ile döşenmiş bir meydân-ı mu‘azzamdır kim beş bin at alır gûyâ İslâmbol'un Atmeydânı'dır. Bu haremin tâ ortasında müdevver aşren fe-‘aşr bir havz-ı kebîri var, gûyâ bir halic-i Mısır'dır. Cümle âyende vü revendenin devvâbları bundan nûş edüp def‘-i atşân ederler. Bu haremin bir cânibinde bir azîm imâret-i dârü'z-ziyâfesi var. Her şeb [u] rûz cemî‘i müsâfirîn eğer kefere ve fecere bu mihmânsarâyda sâkin ola. Ba‘de'l-mağrib cemî‘i huddâmlar matbah-ı Keykâvûs'dan her ocak başına birer bakır sini içre birer tas buğday çobrası ve âdem başına birer nânpâresi ve birer şem‘-i revgân dânesi verirler ve her at başına birer tobra yem verirler. İlâ mâşâallah sâhibü'l-hayrât böyle vakf-ı dâ’im eylemiş, rahmetullahi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 136a ·
metinde göster ·
… u taşra sarâyın ta vasatında bir meydân-ı azîm vardır kim bir habbe-i fûl kadar
hacer
yokdur, serâpâ sâ‘at rimâli döşenmişdir kim cümle cündîler bu meydânda silâhşör …
Cümle dörd kapusu vardır. Biri cânib-i şarka Değirmân deresine nüzûl edüp şehre gider yokuş aşağı sarp kayadır. Biri cânib-i garba Kefindir kapusu, biri cânib-i garba Dağ kapusu ve biri cânib-i şimâle harem tarafında Taklaban mahallesi deresine mekşûf kapulardır. Bu taşra sarâyın ta vasatında bir meydân-ı azîm vardır kim bir habbe-i fûl kadar hacer yokdur, serâpâ sâ‘at rimâli döşenmişdir kim cümle cündîler bu meydânda silâhşörlük edüp icrâ-yı silâh ederler ve cemî‘i sûrahbâz u hokkabâz ve âteşbâz u zorbâz ve gürzbâz ü şîşebâz ve kadehbâz u kûzebâz ve humbarabâz u kumarbâz ve perendebâz u şebbâz ve kuklabâz u tasbâz ve resenbâz u meymunbâz ve ayubâz u hımârbâz ve kelbbâz u keçibâz ve darbbâz u matrakbâz (---)(---)(---)(---)(---) u şemşîrbâz ve küştegirân-ı pehlivân ve'l-hâsıl cümle bâz-ı bâzân bu meydân-ı muhabbetde arz-ı ma‘rifetler edüp hândan ihsân u in‘âm alurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 227b ·
metinde göster ·
… râst gelüp anda bir seng-i hârâ üzre hatt-ı Hazret-i İdrîs-i hoş-nüvis ile bir
hacer
zâhir olup böyle tahrîr etmiş kim "Ey bu makâlîd-i âlîlerden defîne istihrâcına …
Ammâ sene (---) târîhinde Âl-i Abbâsiyân'dan Me’mûn Halîfe diyâr-ı Bağdâd'dan diyâr-ı Mısr-ı Kâhire-i mağziyye-i Ümm-i Dünyâ'ya gelüp şehr-i Fustât ki Mısr-ı atîkdir, anın mukâbelesinde nehr-i Nil aşrı Cîze şehri garbîsinde nîm sâ‘at Heremeyn dağları nâmıyla ma‘rûf üç aded amelî ve çâr-kûşe dağlardır kim ikisi dörder yüz arşın âlî binâ olunup evc-i âsumâna ser çekmişlerdir. Biri gâyet alçacık yine çâr-kûşe amelî seng-binâ kûh-ı sağîredir. Hâlâ bu kûhlara elsine-i nâsda Fir‘avn dağı derler. Me’mûn Halîfe bu kûh-ı bülendlerde defîne vardır deyü bu kûh-ı Heremeynleri asker-i deryâ-misâline ve üstâd-ı kûh-kenlere bu kûhları nakb u kam‘ u hedm etdirüp yetmiş günde güc ile bir defîne mâla râst gelüp anda bir seng-i hârâ üzre hatt-ı Hazret-i İdrîs-i hoş-nüvis ile bir hacer zâhir olup böyle tahrîr etmiş kim "Ey bu makâlîd-i âlîlerden defîne istihrâcına mukayyed olan mülûk. Ne kadar cidd ü cehd-i tâm-ı ihtimâm itsen renc [ü] anâ çeküp ifnâ-yı vücûd etdiğin günlerin masrûfu kadar mâla mâlik olursun, ve's-selâm. Ammâ ilm-i târîh ve ilm-i evvelîn ü âhirîn istersen, hâsıl olup bu edîm-i arzın ibret hırmeni mahsûlün dirersin, ve's-selâm. Ve illâ dahi ziyâde tama‘-ı hâma düşersen ifnâ-yı vücûd edersin, hatmü'l-kelâm." deyü merkûm seng-i hârâda bu gûne hatları Me’mûn kırâ’at etdikde cemî‘i ulemâsıyla Me’mûn Halîfe müşâvere edüp kenz-i Kârûn'dan ferâğat edüp "Hemân bize ilm-i evvelîn ü âhirîn lâzımdır. Elbette ana müte‘allık kitâblar vardır." diyerek cebel-i Heremeynleri kam‘ u hedm ederek bir kubbe-i yekpâre zâhir olup anı kam‘ edüp derûn-ı kubbeye duhûl edüp gördüler kim mâl-â-mâl deve kemikleri ve fil ve gergerdân üstühânlarıyla leb-ber-leb olmuş bir kubbe-i nüh-tâk cümle kemikler üzre hatt-ı gûnâ-gûnlar yazılmış ve niçe bin gûne rümûzlar kazılmış. O kubbeden içeri bir tuç bâb-ı sağîre nümâyân olup ol dervezeyi hâh nâ-hâh küşâde kılup gördüler kim bir kubbe-i ser-bülend-i nuh-tâkı eflâke kemend atmış ammâ derûn-ı kubbe kat-ender-kat kitâb-ı müstetâblar ile mâl-â-mâl.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 399b ·
metinde göster ·
… kyesi kurbunda bâğlar içre Taşoluk tekyesi nâm tekyede hâlâ bir turfe elvân-gûn
hacer
vardır. Bir tarafı oluk gibi kazılmışdır ve üzerinde hatt-ı İberî yazılmışdır. …
İbret-i mutalsam-ı mu‘attal: Bâlâda zikri sebkat eden Sünbüllü Baba tekyesi kurbunda bâğlar içre Taşoluk tekyesi nâm tekyede hâlâ bir turfe elvân-gûn hacer vardır. Bir tarafı oluk gibi kazılmışdır ve üzerinde hatt-ı İberî yazılmışdır. Zamân-ı kadîmde hükemâ-yı selef mi yâhûd kehene-i kudemâ mı bu taşa üç satır hatt ile bir tılsım harfleri tahrîr etmiş, günde birer kerre bu seng-i hârâdan süd akarmış ve bir sâ‘atden yine münkatı‘ olurmuş. Hazret-i Risâlet-penâh sa‘âdetle rûy-ı arza kadem basdıkda niçe kerre yüz bin mutalsamâtlar mu‘attal oldukda bu dahi harâb olur. Hattâ bu diyâr, kefere destinde iken Hacı Bektaş Velî, kefereden bu kal‘ayı Osmâncığa taleb etdikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 23a ·
metinde göster ·
… rdır. Kaçan kim rûzgâr-ı zor-kâr muhâlif esse ol cezîrecikler çayırı ve çemeni,
hacer
ü şecerleriyle yerinden hareket edüp bir cânibden bir cânibe gidüp rîh-ı şedîd …
Andan hikmet-i Hudâ bu Saboç nâhiyesiyle Eçetvar'(ın) nâhiyesi hudûdundaki buhayre-i Eçetvar'dadır, ammâ bu taraflara yakındır. Ol buhayre içre küçük çemenzâr adacıklar vardır. Kaçan kim rûzgâr-ı zor-kâr muhâlif esse ol cezîrecikler çayırı ve çemeni, hacer ü şecerleriyle yerinden hareket edüp bir cânibden bir cânibe gidüp rîh-ı şedîd teskîn olduğu yerde kalır. İlâ-mâşâ’allâh ol cezîreciklerin hâlleri böyle halk olunmuş aceb sun‘-ı Hudâ'dır. Hattâ bu cezîreler üzre ol kadar hoş sular vardır kim hisâbın Hallâk-ı âlem bilir, zîrâ cümle küffâr ol i‘tikâddadır kim bu cezîreler Hazret-i Îsâ mu‘cizesi vâkı‘ı olup hayvânâtların sayd [u] şikâr etmezler. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 11a ·
metinde göster ·
ü şecer makûlesi mesâbesinde 184b olup hâkile yeksân ve pâymâl ü rimâl olup h …
Ve bundan mâ‘adâ niçe bin âdem mecrûh ve şehîd olurdu. Bir ferde dehşet gelmeyüp cengden el çekmediler. Bir zâbıta merhamet gelüp vücûd-ı insâna terahhum etmediler. Hemân cümle guzât-ı müslimîn hacer ü şecer makûlesi mesâbesinde 184b olup hâkile yeksân ve pâymâl ü rimâl olup her mecrûh bir künc-i mihnetde ac u zâc ve susuz merhûm olurlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 184a–184b ·
metinde göster ·
… eri altında bir küçük kapu dahi vardır, andan aşağı varoşa otuz ayak nerdübân-ı
hacer
ile enilir küçük kapudur. Ammâ büyük kapuda dâ’imâ zencîr gerilidir. Ve taşrası …
Ve bu kapu üzre bir azîm tabya vardır, cânib-i erba‘aya Sedd-i İskender-vâr sedd olup bunda dahi azîm serâmed balyemez topları olup bu tabya üzre bir sâ‘at kullesi var kim çanının sadâsı bir konak yerden istimâ‘ olunup ve bu kapunun kemeri altında bir küçük kapu dahi vardır, andan aşağı varoşa otuz ayak nerdübân-ı hacer ile enilir küçük kapudur. Ammâ büyük kapuda dâ’imâ zencîr gerilidir. Ve taşrasında handakı üzre zencîr ile asılmış cisrden geçüp cânib-i kıbleye yüz adım yokuş aşağı enüp bir kat kapu dahi olup bu bâb-ı azîm taraf-ı cenûba nâzırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 37a ·
metinde göster ·
… u binâ-yı âlîdir. Şâhrâh üzre garba nâzır bir kapusu vardır. Altı kademe mermer
hacer
nerdübân ile su‘ûd olunup bir bâb dâr-ı Kur’ândır. Haftada iki gün cümle hamele …
Ve Sultân Selîm Hân'ın bir dârü'l-kurrâsı vardır. Gâyet büyük kubbe-i âlîdir ve etrâfında hücreleri dahi serâpâ kurşumlu binâ-yı âlîdir. Şâhrâh üzre garba nâzır bir kapusu vardır. Altı kademe mermer hacer nerdübân ile su‘ûd olunup bir bâb dâr-ı Kur’ândır. Haftada iki gün cümle hamele-i Kur’ân ve huffâz talebeleri cem‘ olup ilm-i Hafz ve İbn Kesîr ve Seb‘a ve Aşere ve Takrîb kırâ'atları tilâvet olunur. Ve Şeyh Şâtıbî ve İmâm-ı Cezerî kitâbları tilâvet olunur. Şeyh İmâm-ı Verş ve İmâm-ı Bezzî ve Kâlûn ve Ebû Amr ve Sûsî ve Nâfi‘ kavilleri dahi me’hazleriyle mahâric-i hurûfa ri‘âyet ederek Kur’ân-ı azîm ve Furkân-ı kerîm kırâ’at olunur. Ve mukaddemâ evsâfı tahrîr olunan Cum‘a-âbâd kasabası bu dârü'l-kurrânın evkâfıdır kim metîn ü kavî vakfullâhdır. Ve bu dârü'l-kurrâ kapusu üzre manzûm târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y82a ·
metinde göster ·
tahtında yetmiş enbiyâ-i izâm vardır, derler. Ve niçe bin sulehâ-yı ümmetden ki …
Ziyâretgâh-ı Enbiyâ-i Sittîn rıdvânullâhi aleyhim ecma‘în, Sûku'l-Yahûd semtinde şâhrâh üzre [[(---) (---) (---)]] memâlik-i muhtelife lisânında bu hacer tahtında yetmiş enbiyâ-i izâm vardır, derler. Ve niçe bin sulehâ-yı ümmetden kimesneler bu seng-i mübâreke üzre Leyle-i Kadir'de nûr nâzil olduğun görmüşlerdir. Ve leyle-i mübârekelerde bu sahre üzre gülâb dökerler. Yahûdîler bu hacere kerrâtile on bin altun vermişlerdir. Cümle ahâlî-i vilâyet ol zu‘m üzredirler kim bu hacer-i Yed-i Kudret hemân ki bu şehirden gide, bu şehir harâb olur. Hazret-i İbrâhîm pederi Âzer'in tılsımâtıdır. Küffâr bu taşı ol zamandan berü i‘tibâr eder, andan içün [[(---) (---) (---)]] isterler deyü cümle a‘yân-ı vilâyet bu taşı vermemek üzre akd-i kelâm etmişler. Bir çâr-kûşe musaykal ve mücellâ sahra-i ibret-nümâdır.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y174b ·
metinde göster ·
… rûy-ı mâya çıkar. Her çend ki zî-rûh kısmı girüp talsa ol an taşra çıkar. Ammâ
hacer
şecer makûlesi ilkâ etseler zarar etmez.
Bu memleketler İskender-i Yûnân hükmünde iken hukemâları hikmet ile binâ etmiş. Sâhil-i deryâdan yüz adım ba‘îd, deryâ içinde bir kulle-ı âlî binâ etmişler kim kaddi elli zirâ‘-ı Mekkîdir. Bu kullenin ortasının tâ zirve-i a‘lâsında aşren fe-aşr bir havz-ı azîm vardır, gâyet âb-ı rakîkdir. Ka‘rında niçe zî-kıymet eşyâlar nümâyândır. Niçe serdengeçdi âdemler gavvâslık edüp dalarlar, bir âdem kaddi gitmeden katı yaydan ok çıkar gibi sudan yukaru pertâb ederler, ammâ zarar isâbet etmez. Ba‘zı cânlar sakîl olmak içün iri taşları dirâgûş edüp dalarlar, yine bir âdem kaddi nüzûl etmeden rûy-ı mâya çıkar. Her çend ki zî-rûh kısmı girüp talsa ol an taşra çıkar. Ammâ hacer şecer makûlesi ilkâ etseler zarar etmez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y195b ·
metinde göster ·
… m-ı Kırklar ve dördüncü tabakaya urûc ederken makâm-ı Hâcer-i Hazret-i Mûsâ. Bu
hacer
ol hacerdir kim,
Ve pesendgâh-ı halâyık-ı enâm ve ziyâretgâh-ı hâss [u] avâmdır. Ve bu minâre mecma‘-ı fuzalâ-yı âlem (ve âlim) ve merci‘-i umûr-ı benî âdemdir. Bu minârenin evsâfı çokdur. Ammâ hakîr ihtisâr üzre tahrîr etdim. Evvelâ evvelki tabakada makâm-ı Üçler ve tabaka-i sânîde makâm-ı Yediler ve tabaka-i sâlisde makâm-ı Kırklar ve dördüncü tabakaya urûc ederken makâm-ı Hâcer-i Hazret-i Mûsâ. Bu hacer ol hacerdir kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y244a ·
metinde göster ·
! Bilmedim, seni urdum. Hele dervîşe dervîşân" deyüp özür diledi. Hâlâ fukarâlar …
"Yâ hacer! Bilmedim, seni urdum. Hele dervîşe dervîşân" deyüp özür diledi. Hâlâ fukarâlar mâbeyninde dervîşe dervîşân deyü özür dilemek andan kaldı. Pes ol taş eyitdi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y244a ·
metinde göster ·
… olurlar ya‘nî şehrin hâr [u] hâşâklerin süpürüp hammâmlara yakarlar. Ve ba‘zısı
hacer
ve şecer makûlesin dahi taşıyup şehrin ba‘zı çukurların düz edüp ba‘zı muzahraf …
Bu mel‘ûnların on neferi dahi şehir içre ikişer üçer sepişüp bir kaçı hımârları ile zebbâlci olurlar ya‘nî şehrin hâr [u] hâşâklerin süpürüp hammâmlara yakarlar. Ve ba‘zısı hacer ve şecer makûlesin dahi taşıyup şehrin ba‘zı çukurların düz edüp ba‘zı muzahrafâtları şehir hâricine taşımağı mu‘tâd edinüp sûret-i Hak'dan görünürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y283b ·
metinde göster ·
… dır. Ve haremi yokdur, ancak taşra soffası vardır. Ve câmi‘ içi mermer ve gayri
hacer
ile döşeli değildir, hemân Ravza-i şerîf haremi gibi hurde kara çakıl taşı ile …
Ve minâresi alçakdır. Ve haremi yokdur, ancak taşra soffası vardır. Ve câmi‘ içi mermer ve gayri hacer ile döşeli değildir, hemân Ravza-i şerîf haremi gibi hurde kara çakıl taşı ile döşelidir. Âdem pâ-bürehne üzerine bassa huzûr ile basamaz. şöyle dökülüp yapılmışdır. Ve gayri câmi‘ler gibi müzeyyen değildir, sâde güzelidir. Bir kez ibâdet edenin du‘âsı müstecâbdır. Zîrâ Hazret-i Risâlet eyle du‘â eylemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y293b ·
metinde göster ·
Hazret-i Risâlet seni öpdüğün görmesem, ben seni öpmezdim" buyurmuşlardır. Bu t …
"Yâ Hacer Hazret-i Risâlet seni öpdüğün görmesem, ben seni öpmezdim" buyurmuşlardır. Bu tavâf-ı sadr tamâm oldu. Bundan sonra niçe bin tavâf ederse, etsin, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y330b ·
metinde göster ·
… ü'l-Ahbâr'dan mervîdir kim eyyâm-ı Cürhüm'de makâm-ı İbrâhîmin altı yanında bir
hacer
bulundu, der. Üstünde lisân-ı İbrî hattı ile böyle tahrîr olunmuş kim:
Ve Ka‘bü'l-Ahbâr'dan mervîdir kim eyyâm-ı Cürhüm'de makâm-ı İbrâhîmin altı yanında bir hacer bulundu, der. Üstünde lisân-ı İbrî hattı ile böyle tahrîr olunmuş kim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y339a ·
metinde göster ·
… ân ki bu Beyt-i Ma‘mûr'u semâya urûc ederken andan bir fasla kızıl yâkûtdan bir
hacer
kaldı. Ve bir rivâyetde beyâz incü-misâl bir hacer idi, derler.
Ba‘dehu eyyâm-ı Tûfân'da emr-i Hak ile yine âsumâna urûc olundu kim "Küllü şey’in yerci‘u ilâ aslihi"dir. Ol zamân ki bu Beyt-i Ma‘mûr'u semâya urûc ederken andan bir fasla kızıl yâkûtdan bir hacer kaldı. Ve bir rivâyetde beyâz incü-misâl bir hacer idi, derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y339b ·
metinde göster ·
… bir fasla kızıl yâkûtdan bir hacer kaldı. Ve bir rivâyetde beyâz incü-misâl bir
hacer
idi, derler.
Ba‘dehu eyyâm-ı Tûfân'da emr-i Hak ile yine âsumâna urûc olundu kim "Küllü şey’in yerci‘u ilâ aslihi"dir. Ol zamân ki bu Beyt-i Ma‘mûr'u semâya urûc ederken andan bir fasla kızıl yâkûtdan bir hacer kaldı. Ve bir rivâyetde beyâz incü-misâl bir hacer idi, derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y339b ·
metinde göster ·
… ‘ etdi. Andan Cenâb-ı Bârî anlara ebâbîl kuşu ile Cehennem'den birer şerer-pâre
hacer
gönderüp hevâdan bu Ashâb-ı Fîl üzre ol hacerleri ilkâ edince herbirinin kelle- …
Hacerü'l-esved'i dahi böyle zahmdâr edüp yerinden kal‘ etdi. Andan Cenâb-ı Bârî anlara ebâbîl kuşu ile Cehennem'den birer şerer-pâre hacer gönderüp hevâdan bu Ashâb-ı Fîl üzre ol hacerleri ilkâ edince herbirinin kelle-i bî-devletlerine âteş-pâre-i hacer isâbet edince cümlesi helâk oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y343b ·
metinde göster ·
… îl üzre ol hacerleri ilkâ edince herbirinin kelle-i bî-devletlerine âteş-pâre-i
hacer
isâbet edince cümlesi helâk oldular.
Hacerü'l-esved'i dahi böyle zahmdâr edüp yerinden kal‘ etdi. Andan Cenâb-ı Bârî anlara ebâbîl kuşu ile Cehennem'den birer şerer-pâre hacer gönderüp hevâdan bu Ashâb-ı Fîl üzre ol hacerleri ilkâ edince herbirinin kelle-i bî-devletlerine âteş-pâre-i hacer isâbet edince cümlesi helâk oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y343b ·
metinde göster ·
Ana rûhiyçün el-Fâtiha" deyüp ol yeşil mihrâb taşın Q 141aP 143a sağ cânib …
Hazret-i Resûl bûs edüp bu beyt [[(---) (---) (---)]] 'l-Esved biri 'l-Esved biri mahall-i Ma‘cene biri Hatîm içinde imâmet edüp secde yerindeki [[(---) (---) (---)]] ba‘dehu "Ümm-i enbiyâ Hacer Ana rûhiyçün el-Fâtiha" deyüp ol yeşil mihrâb taşın Q 141aP 143a sağ cânibine işâret buyurup du‘â ederlermiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y344a ·
metinde göster ·
Ana bu makâmda medfûndur" buyurmuşlardır. Ümmü'l-mü‘minîn Hadîce ve Âyişe'den m …
"Hacer Ana bu makâmda medfûndur" buyurmuşlardır. Ümmü'l-mü‘minîn Hadîce ve Âyişe'den mervîdir, hadîs ile müsbetdir. Ve cümle ehl-i Mekke dahi kütüb-i mu‘teberelerde görüp eyle şehâdet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y344a ·
metinde göster ·
Hazret-i İbrâhîm'in oğlu İsmâ‘îli âlem-i sabâvetde mehdde iken vâlidesi
Hacer
Ana İsmâ‘îl'i yere bırağup kendü işine meşgûl oldukda Hazret-i İsmâ‘îl bükâ edü …
Hazret-i İbrâhîm'in oğlu İsmâ‘îli âlem-i sabâvetde mehdde iken vâlidesi Hacer Ana İsmâ‘îl'i yere bırağup kendü işine meşgûl oldukda Hazret-i İsmâ‘îl bükâ edüp nem-i dîdeleri zemîne düşdükde nemden yem-misâl ayneyn eşkinden iki uyûn zâhir olup kavm-i Benî Cürhüm lisân-ı İbrîde bu uyûnlara Zemzem dediler. Ammâ kavl-i kavî oldur kim kaçan Hazret-i İsmâ‘îl âlem-i sabâvetde iken arz üzre hâk-âlûd olup hâb-ı nâzdan bîdâr oldukda debelenerek mübârek pây-i şerîflerinin ökçesiyle zemîni urdukda bi-emrillâh iki uyûn zâhir olup İsmâ‘îl'i gark mertebesinde etdükde İsmâ‘îl feryâd [u] figâna âheng eder. Derhâl Hacer Ana bükâ-yı İsmâ‘îl'i istimâ‘ edince Safâ ve Merve mâbeyninde sa‘y ederek gelüp görse kim İsmâ‘îl gark-ı âb oluyor. Bire meded cânım pâresi sana n'oldu, deyüp İsmâ‘îl'i dirâgûş edüp âb-ı Zemzem'in zâhir olduğuna bin bin hamd edüp ibtidâ Hacer Ana nûş edüp elhamdülillâh yerine lisân-ı İbrîce Zemzem deyüp du‘â etdikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y347a ·
metinde göster ·
Ana bükâ-yı İsmâ‘îl'i istimâ‘ edince Safâ ve Merve mâbeyninde sa‘y ederek gelüp …
Hazret-i İbrâhîm'in oğlu İsmâ‘îli âlem-i sabâvetde mehdde iken vâlidesi Hacer Ana İsmâ‘îl'i yere bırağup kendü işine meşgûl oldukda Hazret-i İsmâ‘îl bükâ edüp nem-i dîdeleri zemîne düşdükde nemden yem-misâl ayneyn eşkinden iki uyûn zâhir olup kavm-i Benî Cürhüm lisân-ı İbrîde bu uyûnlara Zemzem dediler. Ammâ kavl-i kavî oldur kim kaçan Hazret-i İsmâ‘îl âlem-i sabâvetde iken arz üzre hâk-âlûd olup hâb-ı nâzdan bîdâr oldukda debelenerek mübârek pây-i şerîflerinin ökçesiyle zemîni urdukda bi-emrillâh iki uyûn zâhir olup İsmâ‘îl'i gark mertebesinde etdükde İsmâ‘îl feryâd [u] figâna âheng eder. Derhâl Hacer Ana bükâ-yı İsmâ‘îl'i istimâ‘ edince Safâ ve Merve mâbeyninde sa‘y ederek gelüp görse kim İsmâ‘îl gark-ı âb oluyor. Bire meded cânım pâresi sana n'oldu, deyüp İsmâ‘îl'i dirâgûş edüp âb-ı Zemzem'in zâhir olduğuna bin bin hamd edüp ibtidâ Hacer Ana nûş edüp elhamdülillâh yerine lisân-ı İbrîce Zemzem deyüp du‘â etdikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y347a ·
metinde göster ·
… p İsmâ‘îl'i dirâgûş edüp âb-ı Zemzem'in zâhir olduğuna bin bin hamd edüp ibtidâ
Hacer
Ana nûş edüp elhamdülillâh yerine lisân-ı İbrîce Zemzem deyüp du‘â etdikde,
Hazret-i İbrâhîm'in oğlu İsmâ‘îli âlem-i sabâvetde mehdde iken vâlidesi Hacer Ana İsmâ‘îl'i yere bırağup kendü işine meşgûl oldukda Hazret-i İsmâ‘îl bükâ edüp nem-i dîdeleri zemîne düşdükde nemden yem-misâl ayneyn eşkinden iki uyûn zâhir olup kavm-i Benî Cürhüm lisân-ı İbrîde bu uyûnlara Zemzem dediler. Ammâ kavl-i kavî oldur kim kaçan Hazret-i İsmâ‘îl âlem-i sabâvetde iken arz üzre hâk-âlûd olup hâb-ı nâzdan bîdâr oldukda debelenerek mübârek pây-i şerîflerinin ökçesiyle zemîni urdukda bi-emrillâh iki uyûn zâhir olup İsmâ‘îl'i gark mertebesinde etdükde İsmâ‘îl feryâd [u] figâna âheng eder. Derhâl Hacer Ana bükâ-yı İsmâ‘îl'i istimâ‘ edince Safâ ve Merve mâbeyninde sa‘y ederek gelüp görse kim İsmâ‘îl gark-ı âb oluyor. Bire meded cânım pâresi sana n'oldu, deyüp İsmâ‘îl'i dirâgûş edüp âb-ı Zemzem'in zâhir olduğuna bin bin hamd edüp ibtidâ Hacer Ana nûş edüp elhamdülillâh yerine lisân-ı İbrîce Zemzem deyüp du‘â etdikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y347a ·
metinde göster ·
… ş gibi def‘-i cû‘ edüp tendürüst eder. Andan bu âb-ı Zemzemin cânib-i erba‘asın
Hacer
Ana türâb ile ihâta edüp bir halîc eder. Eğer Y 347b bügemese nehr-i azîm olu …
Ve her kim nûş ederse ta‘âm tenâvül etmiş gibi def‘-i cû‘ edüp tendürüst eder. Andan bu âb-ı Zemzemin cânib-i erba‘asın Hacer Ana türâb ile ihâta edüp bir halîc eder. Eğer Y 347b bügemese nehr-i azîm olurdu, derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y347a–Y347b ·
metinde göster ·
… düp hâlâ şimdiki tarzı binâ etdi. (---)(---)(---)(---) Derûn-ı Ka‘be'yi hâk,
hacer
pâreler ile doldurup bu hâl üzre kodular eylemişlerdir dir. [[(---)(---)(---) …
Ve Altun Oluk dîvârın müceddeden binâ etdi. Ve cânib-i garb kapusun sedd edüp hâlâ şimdiki tarzı binâ etdi. (---)(---)(---)(---) Derûn-ı Ka‘be'yi hâk, hacer pâreler ile doldurup bu hâl üzre kodular eylemişlerdir dir. [[(---) (---) (---) (---)]]
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y362b ·
metinde göster ·
… Yine büyük kal‘a köşesine muttasıldır. Dâ’iren-mâdâr altı yüz adımdır. Bu dahi
hacer
binâdır. Cidde paşası cümle askeriyle bu iç kal‘ada sâkindir. Kapusu Yemen kal‘ …
Ve kal‘ası leb-i Kulzüm'de dâ’iren-mâdâr iki bin adım şeddâdî-misâl sengîn bünyâd binâ-yı metîndir. Ve bu kal‘anın cenûbu ucunda yine Bahr-i Kulzüm kenârında iç kal‘ası vardır. Yine büyük kal‘a köşesine muttasıldır. Dâ’iren-mâdâr altı yüz adımdır. Bu dahi hacer binâdır. Cidde paşası cümle askeriyle bu iç kal‘ada sâkindir. Kapusu Yemen kal‘ası cânibine mekşûfdur, şarka nâzır bir kapudur. Ammâ taşra büyük kal‘anın iki tahta kanatlı kapuları vardır, biri Mekke cânibine biri leb-i deryâya nâzırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y366a ·
metinde göster ·
! Bilmedim, seni urdum. Hele dervîşe dervîşân" deyüp özür diledi. Hâlâ efvâh-ı f …
"Yâ hacer! Bilmedim, seni urdum. Hele dervîşe dervîşân" deyüp özür diledi. Hâlâ efvâh-ı fukârâda "Dervîşe dervîşân" deyü özür dilemek andan kaldı. Pes ol taş eyitdi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y383a ·
metinde göster ·
… assa‘ küp bulur, içinde bin altun bulunur kim her altun bir vukiyye idi. Ve bir
hacer
üzre yazılmış bir hat kim,
Hattâ Me’mûn Halîfe Bağdâd'dan Mısır'a gelüp Heremeyn'de medfûn genc-i firâvânı feth etmeğe bel bağlayup yedi ay kâmil ihtimâm himmetler ile bezl-i himmet edüp odunlar yığdırup âteşler yakup üzerlerine sirkeler dökerek ve mancınıklar ile seng-i azîmler atarak yigirmi arşın mikdârı yerin münhedim edüp bir zeberced murassa‘ küp bulur, içinde bin altun bulunur kim her altun bir vukiyye idi. Ve bir hacer üzre yazılmış bir hat kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y232b ·
metinde göster ·
zamân-ı kadîmde bir Kıbtî pâdişâhının gûru imiş, devletleri Urbân eline girüp n …
Vâcibü's-seyrdir kim bu hacer zamân-ı kadîmde bir Kıbtî pâdişâhının gûru imiş, devletleri Urbân eline girüp na‘şın atup âbdesthâne etmişler. Ammâ bu havuzun cânib-i erba‘asında bir gûne kehene-i kudemâ hatları var kim ekâlîm-i Mısır'ı bu âna dek sekiz sene geşt ü güzâr etdim, İsne ve İsvân'da bu hatların mislin görmedim. Gûnâ-gûn eşkâl-i garîbeler ile ârâste bir ibret-nümûn seng-i nilgûndur. Ba‘zı sanâyi‘ sâhibleri bu seng-i ma‘cûndur, derler. Zîrâ bir vech ile tîşe ve Ferhâdî külünk te’sîr etmez. Ve hacer içinde ben ben ebrî altun nümâyândır, ammâ ana dahi bir âlât-ı silâh kâr etmez, turfa ma‘cûn hacerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y306a ·
metinde göster ·
… -i ma‘cûndur, derler. Zîrâ bir vech ile tîşe ve Ferhâdî külünk te’sîr etmez. Ve
hacer
içinde ben ben ebrî altun nümâyândır, ammâ ana dahi bir âlât-ı silâh kâr etmez, …
Vâcibü's-seyrdir kim bu hacer zamân-ı kadîmde bir Kıbtî pâdişâhının gûru imiş, devletleri Urbân eline girüp na‘şın atup âbdesthâne etmişler. Ammâ bu havuzun cânib-i erba‘asında bir gûne kehene-i kudemâ hatları var kim ekâlîm-i Mısır'ı bu âna dek sekiz sene geşt ü güzâr etdim, İsne ve İsvân'da bu hatların mislin görmedim. Gûnâ-gûn eşkâl-i garîbeler ile ârâste bir ibret-nümûn seng-i nilgûndur. Ba‘zı sanâyi‘ sâhibleri bu seng-i ma‘cûndur, derler. Zîrâ bir vech ile tîşe ve Ferhâdî külünk te’sîr etmez. Ve hacer içinde ben ben ebrî altun nümâyândır, ammâ ana dahi bir âlât-ı silâh kâr etmez, turfa ma‘cûn hacerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y306a ·
metinde göster ·
… Bir hûrmâ ağacı taş olmuşdur. Haremin kıble sağındaki tarafa vâki‘ olmuşdur. Bu
hacer
olan hûrmâ hakkında ahâlî-i vilâyet ol zu‘m üzredirler kim Hazret-i Alî İskende …
Hikmet-i Hudâ: Bir hûrmâ ağacı taş olmuşdur. Haremin kıble sağındaki tarafa vâki‘ olmuşdur. Bu hacer olan hûrmâ hakkında ahâlî-i vilâyet ol zu‘m üzredirler kim Hazret-i Alî İskenderiyye'ye gelüp bu hûrmâya Düldül'ün bağlayup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y323a ·
metinde göster ·
… evlâdlarını bir niçe gün ac ve kendülerin bir habbeye muhtâc edüp mihaddelerin
hacer
ve pisterlerin hâkister eyleyüp bu şehr içre ol ma‘rekede niçe yüz bâkirenin be …
Nâgâh bi-emr-i tedbîr-i kadir-tüvân ve hükm-i tebdîr-i kazâ-cereyân ta‘alluku birle bir berk-ı lâmi‘ ve hark-ı şâyi‘ ki berg-i hâtifden puyân ve bâd-ı harîfden şitâbân, fî-akalli'z-zamân ve edne'l-evân, şehr-i Sâlihiyye sâkinân-ı mel‘ûnân sebebiyle harâb u yebâb ve envâ‘-ı et‘ımelerin türâb ve esnâf-ı eşribelerin serâb etdiler. Ve ekseriyyâ ağniyâların emvâlini târâc ve evlâdlarını bir niçe gün ac ve kendülerin bir habbeye muhtâc edüp mihaddelerin hacer ve pisterlerin hâkister eyleyüp bu şehr içre ol ma‘rekede niçe yüz bâkirenin bekâreti izâle olunup niçe fi‘il-i şenî‘ler oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·