vasfdan hâric ve beyândan âricdir. Yeşil Câmi‘ nâmıyla müsemmâ olmasının aslı, …
Der-sitâyiş-i Câmi‘-i Çelebi Sultân Mehemmed ibn Yıldırım Bâyezîd Hân : Bu câmi‘ Yeşil İmâret nâmiyle meşhûr bir câmi‘-i pür-nûrdur. Bursa'nın cânib-i şarkîsinde Gökdere aşırı bir mürtefi‘ püşte üzre bir câmi‘-i musanna‘dır kim cemî‘î der-i dîvârları ser-â-pâ beyâz mermer-i hamdır ve iki kubbelidir. Tûlen yüz sekiz ayak ve arzan seksen ayakdır. İçinde aslâ sütûnlar yokdur. Mihrâb ve minberin ta‘rîf ve tavsîf edersek acz lâzım gelir. Zîrâ ol mihrâbda olan hayâl-pesend nakş-ı Hıtâyîleri kerrûbiyân-ı eflâk bir direfş-i pâk urmağa kâdir değildir. Ve ancak bir kıble kapusu var kim bu kapunun yemîn [u] yesârında, tâ tâk-i âlîsine çıkınca kat-ender-kat girih girih zîh zîh girişme ve islimî ve rûmîler ve zülf-i niğâr-ı pür-kâr nakşları olunmuşdur kim Behzâd ve Licân-i Hitâyî kâğıd üzre mû kalemle tahrîr etmeğe kâdir [de]gillerdir. Ammâ bu üstâd-ı mermer-bür bu kapuya kâmil üç yıl mermer-i hâm üzre direfş pîşe urup yed-i tûlâsın ayân edüp sâhib-i binâ Mehemmed Hân'dan üç senede kırk bin altun alup "Yeşil İmâret kapusu kırk bin altuna olmuşdur" deyü dâsitân-ı dûstândır. Hakkâ kim seyyâhân-ı berr [u] bihâr mâbeyninde memdûh-ı âlem bir bâb-ı mu‘allâ-yı müsellemdir. Bu câmi‘-i behişt-âsâda ibret-nümâ zîbâ san‘atlar ve gûnâ-gûn tasarruflar etmişlerdir kim ehl-i vasf anın midhatinde âciz ü kâsırdır. Netîce-i kelâm, bu câmi‘ bir tarz-ı acîb ve bir tavr-ı garîb üzre tarh olunmuşdur kim hüsn cihetinde ve letâfeti yüzünde vech-i arzda böyle bir kâr-ı insân binâ olunmamışdır. Hülâsa-i kelâm, hüsn [u] letâfeti ve kâr [u] zerâfeti hadd-i vasfdan hâric ve beyândan âricdir. Yeşil Câmi‘ nâmıyla müsemmâ olmasının aslı, cümle kıbâbları ve bir tabaka minâresi tâcı cümle yeşil Kâşî çîn(i) ile mestûr olup zümrüd-i üstüvân gibi âfitâb şu‘lesinden şa‘şa‘a urur, anınçün Yeşil İmâret derler. Taşra hareminde çınar-ı müntehâlar ile müzeyyen bir câmi‘dir. Manzûrumuz olduğu üzre şehr-i Bursa içre böyle münakkaş câmi‘ yokdur. Seyyâhların takrîrleri üzre, "Gayrı diyârlarda dahi böyle dâr-ı Hudâ görmedik" derler. Vesselâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 224b ·
metinde göster ·
… r esîr alınup yüz bin mikdârı kılıçdan geçüp Moskov kralının eyyâm-ı pâdişâhîde
haddi
bildirildi" deyü arz-ı memhûrları der-i devlete gönderdiler. Ammâ iki re’s söz …
Ve Tatar askeriyle bu kadar mâl-ı ganâ’im ordu-yı İslâm'a gelmek ile ol kadar ganîmet oldu kim bir at bir guruşa ve bir bikr-i nâ-şüküfte beş guruşa ve bir mahbûb gılmân altı guruşa bey‘ u şirâ olundu. Ve bu asker-i Tatar selâmet ve ganîmetle geldikleriyçün üç nevbet tüfenk ve üç nevbet top şâdmânîsi ve bir gice hayme ve hargâh çerâğânları olup asker-i deryâ-misâl yeniden hayât buldu. Ammâ Azak diyârının kışı nümâyân olup herkes şiddet-i şitâdan havfe düşüp yine meşveret etdiler. Ale'l-ittifâk cümle iş erleri ve ihtiyârları ve Tatar pîrleri yek-dîl [ü] yek-cihet olup kasem-i billah ile arz-ı mahzarları üç yüz 262b aded vüzerâ [ve] vükelâ ve sa’ir iş erleri mühürleyüp der-i devlet-masîre arz edüp "Bu sene bu kal‘anın fethi mümkün değildir. Vakt-i şitâ geldi ve Moskov kralının (---) nâm tahtına dek nehb u gâret olunup bu kadar yüz aklıkları olup bu kadar mâl-ı ganâ’imle yetmiş bin küffâr esîr alınup yüz bin mikdârı kılıçdan geçüp Moskov kralının eyyâm-ı pâdişâhîde haddi bildirildi" deyü arz-ı memhûrları der-i devlete gönderdiler. Ammâ iki re’s söz anlar esirlere imhâl edüp kal‘aya kaçırdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 262a–262b ·
metinde göster ·
zâtında Şirvân ve Şamahı'dan ve Dağıstân'dan Bâyezîd'e ol kadar sünniyân gelmiş …
Hadd-i zâtında Şirvân ve Şamahı'dan ve Dağıstân'dan Bâyezîd'e ol kadar sünniyân gelmişlerdi kim sâhib-hurûc olur deyü kavm-i Acem havf ederlerdi ve birkaç kerre Kuduz Ferhâd "Gel şehzâde! İrân-zemîne bir kılıç uralım felek-i Atlasda nâmımız söylenüp İrân [u] Turân şâhı olup babana ve dîn [u] devlete hizmet edüp cürmümüz afv etdirmiş oluruz" dedikde Bâyezîd Hân "Bir dahi bu cevâbı istimâ‘ etmiyem yohsa seni katl ederim" derdi ve bundan sonra niçe askerlerin pârekende ve perîşân etdi. Zirâ başına çok asker-i haşerât cem‘ olup güft u gûyâ bâ‘is oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 77b ·
metinde göster ·
hasrın Kerîmü'ş-şân bilür. Her bir hayme vü hargâhda elbette beşer onar aded ma …
Hatm-i kelâm oldur kim Melek Ahmed Paşa'ya bin altmış kise mâl on bir kise altun-ı helâl ve üç bin tüfeng-i bî-cevher-i pür-renk ve üç yüz denk harîr-i gûnâ-gûn-ı renk ve niçe yüz denk barûd-ı siyâh-renk ve üç yüz aded katır ve bin sekiz yüz aded sağîr ü kebîr esîr ve bî-hisâb akmişe-i lâ-nazîr ile paşa muğtenim olup kendüye öşr-i sultânî değdi. Sâ’ir ümerâ vü a‘yâna ve gayrı ser-i kârda olanlara ve gayrı guzât-ı müslimîne değen mâl-ı firâvânların hadd-i hasrın Kerîmü'ş-şân bilür. Her bir hayme vü hargâhda elbette beşer onar aded mahbûb u mahbûbe ve gayrı üsârâlar mukarrer idi. Koyunları ve atları câmûsları yok idi, ammâ katırları ve keçileri çok idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 215b ·
metinde göster ·
… lerin nakl-i evveline göre şikâyetleri istimâ‘ olunup "Kuttâ‘u't-tarîk olmuş ve
haddi
değil iken Erzurûm'dan vilâyet vurmuş ve niçe yüz âdem katl etmiş." deyü dörd m …
Hemân paşa-yı âkıbet-endîş "Tîz mollâ ve mezâhib-i erba‘a müftîleri gelsinler." dedikde fi'l-hâl huzûr-ı paşaya müdde‘îlerin nakl-i evveline göre şikâyetleri istimâ‘ olunup "Kuttâ‘u't-tarîk olmuş ve haddi değil iken Erzurûm'dan vilâyet vurmuş ve niçe yüz âdem katl etmiş." deyü dörd mezhebin şeyhülislâmları fetvâları tahrîr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 259b ·
metinde göster ·
… deryâya cân atdı. Gör deryâda balık gibi yüzüp gider, Allah işin onara, diyenin
haddi
pâyânı yok idi." deyü nakl etdiler.
Niçe merd yigit kim "Bre ümmet-i Muhammed! Bu Çomar bu kadar zamân bizim Hakkarî ocağından bu kadar mâl-ı ganâ’imler ile bu kadar kelleler almışdı. Şimdi kezâlik iki yüz kadar âdemimiz kırmışdı. Ve şimdi böyle karşu tarafa gidüp 282b halâs ola? Yarınki gün "Hakkarî Hâkimi Yezdenşîr Hân'ımıza ne cevâb verelim?", dedik. Niçemiz de, "Eyle yarar yiğidin yoluna cân u baş fedâ olsun. Şimdi burada bu kadar âdem kırup atıyla deryâya cân atdı. Gör deryâda balık gibi yüzüp gider, Allah işin onara, diyenin haddi pâyânı yok idi." deyü nakl etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 282a–282b ·
metinde göster ·
… k akmişe-i fâhire ve cevâhirli bisât avânî-i nâdireler ile mu‘tenim olurlar kim
hadd-i
hasrın Cenâb-ı Kibriyâ bilir. Hattâ bir harbende bir katar bâr-ı şütüre mâlik o …
Bu ceng-i azîmde guzât-ı müslimîn ol kadar zî-kıymet tefârûk akmişe-i fâhire ve cevâhirli bisât avânî-i nâdireler ile mu‘tenim olurlar kim hadd-i hasrın Cenâb-ı Kibriyâ bilir. Hattâ bir harbende bir katar bâr-ı şütüre mâlik olup "Ayâ, ben bu kadar mâlı neylesem?" deyü serserî gezermiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 318a ·
metinde göster ·
Bu mahalde ol kadar şehîdân-ı Deşt-i Kerbelâ kıbâbları var kim hadd-i hasrı yokdur. Râst geldiğimiz merkad-i pür-envârları ziyâret edüp birer Fâtiha ile rûh-ı şerîflerin yâd edüp âşinâlık kisb etdik. Andan yine Murâd kenârıyla taraf-ı cenûba 7 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 353a ·
metinde göster ·
Bu Basra böyle cây-ı emânda vâki‘ olmağile kal‘asının imâretine ol kadar mukayyid değillerdir. Zîrâ kal‘a-i kebîrdir. Kal‘a-i Musul'dan vâsi‘ ve kal‘a-i Bağdâd'dan küçükdür. Dâ’iren-mâdâr cirm-i kal‘a-i Basra (---)(---) adımdır ve handakı alçakdır. Niçe yerleri türâb-ı rimâl ile pür olmuşdur. Ammâ dîvârları gâyet enli ve âlîdir. Niçe yüz kulle ve tabyaları metânet üzredir. Ol kadar balyemez topları ve cebehânesi yokdur. Serâmed müntehâ topları cümle Kurna kal‘asındadır. Zîrâ kal‘a-i Kurna Basra'nın hadd-i sedîdi ve kıfl-ı medîdidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 360b ·
metinde göster ·
zâtında evsâfdan ve mersiyeden müberrâ bir Seydî Ahmed Paşa idi kim zamânın Rüs …
Hadd-i zâtında evsâfdan ve mersiyeden müberrâ bir Seydî Ahmed Paşa idi kim zamânın Rüstem-i Restân'ı ve Sâm-ı Nerîmân'ı idi ve cemî‘i düşmanın gûş-ı hûşlarına mengûş idi. Her diyârın düşmanları ru‘b u bîmlerinden cemî‘i küffârlar hâne-berdûş olmuşlardı, ammâ takdîr-i Lem-yezel'in ezelü'l-âzâli böyle idi kim dest-i İslâm'da hürr-i şehîd ola. Eğer bu kârhâne-i kadîm içre birkaç sene dahi şemşîrbâzlık etmesi mukadder olmuş olsa sene-i âtîde ne Erdel ve ne Nemse ve ne Orta Macar ve ne Leh ve ne Çeh ve ne İsfaç diyârlarını vücûd-ı sahîfe-i rûzâr-ı zorkâr-ı dehr-i denîde komayup seyf-i Muhammedî ile keferelerinin vücûdların hakk edüp dâr [u] diyârların küfr [u] dalâletden kurtarup memâlik-i İslâmiyye'ye zamm olunup tâ Kızıl Elma'ya gitmesi mukarrer idi, lâkin Cenâb-ı Bârî'nin irâdet-i aliyyesi böyle imiş. Bu tasvîrât-ı melhûzâtda Âl-i Osmân karîbleri ve nedîm-i hâsları sû’-i tedbîr etdiler. Emr-i Hudâ böyle imiş. Bu tasvîrât-ı melhûzâtda Âl-i Osmân karîbleri ve nedîm-i hâsları sû-i tedbîr etdiler. Emr-i Hudâ böyle imiş. Çün bu dehr-i denî ganî ve fakîre ve cüvân u pîre ve emîn ü vezîre cây-ı karâr değildir. Beyt-i müstezâd:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 186b ·
metinde göster ·
… ühimmât [u] levâzımâtların vefreti ve içinde olan kefere vü fecerelerin kesreti
hadd-i
ihsâdan mütecâvizdir. Bu kal‘a fethinde su‘ûbet çekersiz belkim bir gece içerde …
"Derûn-ı kal‘ada yedi nâhiye askeri cümle on sekiz bin Hıristiyan askerdir ve sâ’ir re‘âyâ vü berâyâsı bî-hisâbdır. Ve bunda olan yat [u] yarağ ve cebehâne ve mühimmât [u] levâzımâtların vefreti ve içinde olan kefere vü fecerelerin kesreti hadd-i ihsâdan mütecâvizdir. Bu kal‘a fethinde su‘ûbet çekersiz belkim bir gece içerden küffâr şeb-hûn ede, zîrâ bir kerre Leh kralına eyle edüp Leh askerin kal‘a altından kaçırup kal‘ayı Leh elinden halâs etmişlerdir" deyü giriftâr olan diller böyle haber verdiklerinde dillerin dilleri bedenlerinden cüdâ, ba‘zısı bî-dinleri uğuruna fedâ olunup Seykel kal‘ası altına ol şiddet-i hârda cânib-i erba‘aya karavullar ta‘yîn olunup meks olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 23a ·
metinde göster ·
… rdır. Ve bir zâbiti şehir kethudâsıdır ve bir âmili bâğ ağasıdır kim bâğlarının
hadd-i
nihâyeti yokdur.
Bir hâkimi dahi kapudandır. On pâre firkatesi ve üç yüz levendâtıyla Tuna deryâsı üzre cezîre cezîre gezüp haydudları dutup katl eder, a‘lâ hükûmetdir, Vidin kapudanı nâmıyla iştihâr bulmuşdur. Bir hâkimi dahi gümrük emînidir ve bir hâkimi harâc ağasıdır ve bir hâkimi şehir subaşı ağasıdır ve bir hâkimi kal‘a dizdârıdır ve bir hâkimi sipâh kethudâyeridir ve bir hâkimi yeniçeri serdârıdır ve bir hâkimi muhtesib ağasıdır. Ve bir zâbiti bâcdârdır kim Eflak'dan niçe kerre yüz bin kaya tuz gelir ve niçe kerre yüz bin aded morina ve mersin balıkları gelüp anlardan ve cümle gelüp giden metâ‘dan bâc u bâzâr alır mîrî mâl verir bâcdâr mâldâr hazînedârdır. Ve bir zâbiti şehir kethudâsıdır ve bir âmili bâğ ağasıdır kim bâğlarının hadd-i nihâyeti yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 57a ·
metinde göster ·
… yle gelen asâkir-i İslâm'ın aldıkları mâl-ı firâvânın ve üsârâ-yı bî-pâyânın ne
haddi
ve ne hasrı var. Hattâ şol mertebe bî-hadd [ü] bî-kıyâs esîr-i nâs var idi kim …
Ve bu altı koldan mâl-ı ganâ’imiyle gelen asâkir-i İslâm'ın aldıkları mâl-ı firâvânın ve üsârâ-yı bî-pâyânın ne haddi ve ne hasrı var. Hattâ şol mertebe bî-hadd [ü] bî-kıyâs esîr-i nâs var idi kim niçesinin esîrleri firâr edüp ordu içre bir kesde karâr ederdi, sâhibi aslâ aramayup giderdi. Tâ bu mertebe üsârâların kesretleri var idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 115a ·
metinde göster ·
… ola. Ve bal suyu memdûhdur ve sâ’ir meyvesi gâyet çokdur, zîrâ bâğ u bâğçesine
hadd-i
nihâyet yokdur. (---)(---)(---)(---)(---)
Memdûhâtından, beşer onar vukıyye gelir beyâz sipov Macar somunu ekmeği olur kim misli meğer diyâr-ı Erdel'de ola. Ve bal suyu memdûhdur ve sâ’ir meyvesi gâyet çokdur, zîrâ bâğ u bâğçesine hadd-i nihâyet yokdur. (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 12a ·
metinde göster ·
… n tâ şu orta yerinde bir çam direği var, bu dahi âlîce sütûn-ı müntehâdır. İşte
hadd-i
mil dedikleri budur.
Evvelâ bu mil ta‘bîr etdikleri bir şeydir kim Sultân Süleymân aleyhi'r-rahmetü ve'l-gufrân Nemse çâsârı elinden Üstürgon'u ve Ustolni-Belgrad'ı aldıkda bu milleri Üstürgon'dan ve Ustolni'den on ikişer sâ‘at içeri Komaran'a karîb nehr-i Tuna kenârında bir mürtefî‘ depe-i toprakdan yığup üstünde bir cerge kurulur bir hayli vâsi‘ce yerdir. Lâkin bu yumru depe şarkdan garba tûlânîce vâki‘ olup bizden tarafa bir çam direği ve kâfirden tarafa bir çam direği dikilidir. Bu direklerin kadleri beşer âdem boyu ancak vardır. Andan bu iki direğin tâ şu orta yerinde bir çam direği var, bu dahi âlîce sütûn-ı müntehâdır. İşte hadd-i mil dedikleri budur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 45a ·
metinde göster ·
… nârında ve bir hudûd mili dahi Bosna serhaddinde Zirinoğlu hudûdundadır. Ve bir
hadd-i
mili dahi Eğre kal‘asından içeri Hırıştoş dağı eteğindedir. Süleymân Hân bu hud …
Bir hudûd mili dahi nehr-i Raba kenârında ve bir hudûd mili dahi Bosna serhaddinde Zirinoğlu hudûdundadır. Ve bir hadd-i mili dahi Eğre kal‘asından içeri Hırıştoş dağı eteğindedir. Süleymân Hân bu hudûdları vaz‘ etdikde cemî‘i kâfiristân kralları bu cümle hudûdlara rızâ verüp Süleymân Hân
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 45a ·
metinde göster ·
zâtında biz dahi Tatar askerin ve deryâda Cezâyirli askerin zabt etmeğe kâdir d …
"Hadd-i zâtında biz dahi Tatar askerin ve deryâda Cezâyirli askerin zabt etmeğe kâdir değiliz. Tatar askerimiz şimden sonra Kızılelma'ya ve Ungurus diyârlarına bu sulhdan sonra gelirlerse siz de Tatar askerin dutup gözlerin oyun", dedikde hemân çâsâr ve Zoza vezîr ve ve dahi Mantikukula vezîr,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 66a ·
metinde göster ·
… ı peykerler ile cünûd-ı cünüb-i küffâr piyâde ve atlı ol kadar ubûr etdiler kim
hadd-i
hasrı yok idi. Ba‘dehu vakt-i zuhrda kral bir cevâhirli ve on iki atlı hınto ar …
Evvelki gün elçi paşayı otakda ziyâfete da‘vet etmişdi. Bu kerre kral-ı bed-fi‘âl elçi paşaya esbâb-ı ihtişâm-ı dârât-ı azamatin göstermek içün bir cemapur keferesi gibi bir asker-i bî-hadd [ü] bî-pâyân ile ubûr etdi kim kara şapkalı küffâr cihânı dutup yetmiş yerde erganon ve torompete ve nâkûs ve borular ve tabl-ı Cemşîdler döğülerek haçlı peykerler ile cünûd-ı cünüb-i küffâr piyâde ve atlı ol kadar ubûr etdiler kim hadd-i hasrı yok idi. Ba‘dehu vakt-i zuhrda kral bir cevâhirli ve on iki atlı hınto araba ile ubûr edüp ardı sıra iki binden mütecâviz pençe-i âfitâb mûğ-pîçe gılmânlar ubûr edüp dahi ardı sıra kendü tabl u nâkûs u erganonları çalınarak güzer edüp bâğ-ı Merâm'ına vardıkda hemân ol ân başkomsar gelüp elçi paşayı ziyâfete da‘vet etdikde hemân paşa-yı müdebbir cümle alayıyla pür-silâh sâde mehterhâne faslı ederek çâsârın bâğına varup çâsâr ayağa kalkup yine tahtına oturup paşa içün Osmânlı tarzı otak yanında bir otak ve bir cerge kurup yerlerinde oturup ta‘âm-ı firâvân geldi, ammâ cümle bizim aşçılar ta‘âm-ı gûnâ-gûn pişirmişlerdi. İki sâ‘at kâmil Ma‘dî-kereb gibi ta‘âmlar yenüp çâsâr yalnız başlı başına yeyüp ba‘zı ta‘âmlardan mahabbeten paşaya altun ve cevâhirli tabaklar ile ta‘âmlar gönderüp ba‘de't-ta‘âm paşaya bir semmûr kürk ve on kîse ve bir hınto araba hedâyâ verüp andan kral ile paşa vedâlaşup yine alayımızla mehterhânemiz döğerek konağımıza geldik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 68a ·
metinde göster ·
zâtında hâl mükedder olup Azak denizi tarafındaki kesilen mezkûr handakı sehel …
Ba‘dehu yerine (---)(---) hân olup görürler kim hadd-i zâtında hâl mükedder olup Azak denizi tarafındaki kesilen mezkûr handakı sehel doldurup yine cezîre-i Kırım'ın karaya ittisâli olup diyâr-ı Kırım ve Çikişke ve Arbat ve Balısıra kal‘aları yine su içinde kalup diyâr-ı Kırım ve kal‘a-i Akkirmân dâr-ı emn ü emân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 109a ·
metinde göster ·
Kal‘a-i Tuzla: Bu dahi vîrân oluyor. Bunu Azak Kazağı harâb etmişdir, ammâ
hadd-i
zâtında lâzımlı değildir. Lâkin zamân-ı kadîmde eyle ma‘mûr [u] âbâdân imiş kim …
Kal‘a-i Tuzla: Bu dahi vîrân oluyor. Bunu Azak Kazağı harâb etmişdir, ammâ hadd-i zâtında lâzımlı değildir. Lâkin zamân-ı kadîmde eyle ma‘mûr [u] âbâdân imiş kim Âl-i Osmân askeriyle Özdemiroğlu Osmân Paşa yedi ay bu Çoçka burnundan karşu Kırım vilâyetine şiddet-i şitâdan geçemeyüp bunda oturup aslâ İslâm askeri zarûret çekmemişler. Ve hâlâ bu cezîre-i pâdişâhîde akçe ile müsâfirler bir şey alsalar,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 146b ·
metinde göster ·
Ammâ samson kelblerimin her biri birer arslan-ı Bağdâd'a benzer idi.
Hadd-i
zâtında bin elli bir târîhinden elli dörd târîhine varınca Leh ve Çeh ve Krakov …
Ammâ samson kelblerimin her biri birer arslan-ı Bağdâd'a benzer idi. Hadd-i zâtında bin elli bir târîhinden elli dörd târîhine varınca Leh ve Çeh ve Krakov kâfiristânlar bu kadar seyâhat ve sefer etdik, eyle kelbleri bir diyârda görmedim. Sübû‘-ı şehr-i Vâsıt'a benz[er] idi. Hattâ niçe muta‘assıb kimesneler,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 181b ·
metinde göster ·
… â Koron zeytûnu Rûm ve Arab u Acem'de Şâm-ı şerîf zeytûnundan ziyâde memdûhdur.
Hadd-i
zâtinde bu abd-i kemter dahi bu Koron zeytûnu kadar iri ve (...) ve latîf ve ho …
Der-memdûhât-ı fevâkihât: Evvelâ Koron zeytûnu Rûm ve Arab u Acem'de Şâm-ı şerîf zeytûnundan ziyâde memdûhdur. Hadd-i zâtinde bu abd-i kemter dahi bu Koron zeytûnu kadar iri ve (...) ve latîf ve hoş-hor zeytûn görmedim. Husûsan limon suyu ve zeytûnyağıyla perveriş olmuş destiler içre zeytûnu pâdişâha hedâyâ getirirler. Cemî‘i dağları ve bâğların zeytûn dırahtları dutmuşdur. Limonu ve nârenci ve kebbâtı ve tatlı limonu dahi memdûhdur. Ve zeytûnyağı ve üzüm bâğı ve tereyağı hod meşhûr olup yigirmi gûne engûr-i âbdârı olup şîreli(?) şîresi olur. Ve sâbûnu Kuds-i Şerîf sâbûnundan latîf sâbûnu olur. Ve servi ağaçları hod cihânı dutmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 272a ·
metinde göster ·
Bir çukur yerde olmağile lisân-ı Rûmca piğadya demek kuyu demekdir.
Hadd-i
zâtında âb-ı hayât çâh-ı mâları ve âb-ı zülâl çeşme-sârları ve bî-nihâye bâğ u …
Bir çukur yerde olmağile lisân-ı Rûmca piğadya demek kuyu demekdir. Hadd-i zâtında âb-ı hayât çâh-ı mâları ve âb-ı zülâl çeşme-sârları ve bî-nihâye bâğ u 334b bâğçeleri ve mahbûb u mahbûbeleri bî-hisâbdır. Ve cümle iki yüz aded kiremitli kal‘a-misâl evlerdir. Ve cümle beş yüz aded tüfengli kefereleri vardır. Ve yedi aded küçük kenîsecikleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 334a–334b ·
metinde göster ·
… e bir kâr-ı âdem binâ olunmamışdır. Kemâkân hüsn [ü] letâfeti ve kâr-ı zarâfeti
hadd-i
medihden hâric ve beyândan âric binâ-yı Halebü'ş-şehbâ'dır. Y 173b
Cânpûlâdoğlu sarâyı temdîh [ü] tavsîfden müberrâdır. Ve Defterdârler sarâyı ve Muhassıllar sarâyı ve Salkım sarâyı ve Kevakibîzâde sarâyı. Ve niçe sarâylar dahi vardır kim âdem oğlanı anların beyânında âciz ü kâsırdır, zîrâ binâ-yı Haleb meşhûr-ı âfâkdır. Gûnâ-gûn mergûb san‘atlar ve zîbâ tasarruflar ile üstâd bennâlar tarz-ı acîb ve tavr-ı garîb san‘at-ı mermer-bürlük icrâ etmişdir kim nazar olundukda çeşm-i ibret hîrelenir. El-hâsıl vech-i arzda eyle bir kâr-ı âdem binâ olunmamışdır. Kemâkân hüsn [ü] letâfeti ve kâr-ı zarâfeti hadd-i medihden hâric ve beyândan âric binâ-yı Halebü'ş-şehbâ'dır. Y 173b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y173a–Y173b ·
metinde göster ·
zâtinde bir diyârda çam ve fısdık dırahtı olup halkı çam bardağından su iç[er]l …
Hadd-i zâtinde bir diyârda çam ve fısdık dırahtı olup halkı çam bardağından su iç[er]ler. Hukemâ-yı kudemâ kavlince gâyet nâfi‘dir. Hâlâ bu Beyrût halkının ol dırahtistân içi teferrücgâhlarıdır Cümle dırahtlar çırpı ile ale't-tertîb dikilmiş dıraht-ı müntehâlardır. Ve bu şehrin cânib-i erba‘ası dud ve zeytûn şecereleri ile zeyn olmuş bir mahsûldar şehr-i kadîmdir. Ammerekallâh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y191a ·
metinde göster ·
… kişiye Cennet müjdelenmişdir. Bunlardan mâ‘adâ ashâb-ı Cenâb-i Nübüvvet-me‘âbın
haddi
ve hasrı bî-nihâyedir. Lâkin inde ehli'l-hadîs mutemedün-anh muktezâsınca yüz o …
Hulâsa-i kelâm Çâryâr-ı Güzîn'den gayri Aşere-i Mübeşşere'nin ekseri bu Sa‘d-ı Vakkâs kubbesinde medfûn olduklarıyçün Kubbe-i Aşere derler. Ashâb-ı Aşere bunlardır. Evvelâ Çâryâr-ı Sıbteyn ve Talha bin Abdullâh ve Hazret-i Zübeyr bin Avvâm ve Hazret-i Abdurrahmân ibn Avf ve Hazret-i Y 299b Sa‘d ibn Ebî Vakkâs ve Hazret-i Sa‘d bin Zeyd bin Ömer ve Hazret-i Ubeyde bin Cerrâh şâm'da halîfe idi, yine şâm kurbunda Erzen karyesinde medfûndur. Çâryâr ile bu on kişiye Cennet müjdelenmişdir. Bunlardan mâ‘adâ ashâb-ı Cenâb-i Nübüvvet-me‘âbın haddi ve hasrı bî-nihâyedir. Lâkin inde ehli'l-hadîs mutemedün-anh muktezâsınca yüz on dörd bin nefer ashâb-ı güzîndir, demişler. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y299a–Y299b ·
metinde göster ·
… m ve Freng-i bed-reng mâlik oldukları ve hikâye-i münâsib-i latîfe ve intihâ‘-ı
hadd-i
Mısır'ı bildirir. Ve Mısır cibâllerinin esmâları ve mukaffâ evsâf-ı şehr-i Mısı …
(---) 27 kâğızda, sene 21 târîhinde diyâr-ı Mısır'a Kıbtî elinden Yûnâniyân-ı Rûm ve Freng-i bed-reng mâlik oldukları ve hikâye-i münâsib-i latîfe ve intihâ‘-ı hadd-i Mısır'ı bildirir. Ve Mısır cibâllerinin esmâları ve mukaffâ evsâf-ı şehr-i Mısır. Ve hakîr yukaru kal‘ada defîne bulanlara râst gelüp hakîrin firâr etdiği ve ba‘de-hicreti'n-nebevî sene 572 onuncu kerrede yukaru kal‘ayı binâ eden ve evsâf-ı iç kal‘a ve ibtidâ âl-i Osmân'da Mısır'a hâkim olan Hayre Mehemmed Paşa'yı bildirir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y454a ·
metinde göster ·
Karanlık Dünyâ'ya müntehîdir. Her kankı pâdişâh olursa "Fağfûr" derler. Bin otu …
Memleketinin haddi Karanlık Dünyâ'ya müntehîdir. Her kankı pâdişâh olursa "Fağfûr" derler. Bin otuz senesinde bu memlekete Kalmuk istîlâ edüp niçe kerre yüz bin kavm-i Fağfûr'ı kırup yediler. Hattâ Fağfûr Hacnân şâh'ı bile pişirüp yediler, zîrâ Kalmah merdüm-hordur. Ol asırdan beri Fağfûr inkırâz bulup hâlâ Kalmah vilâyetlerine mutasarrıflardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y24a ·
metinde göster ·
… an seksen bin güzîde asker ile kalkup Mısır hudûduna dâhil oldu. Zîrâ ol asırda
hadd-i
Mısır Adana idi. Andan Kilis kurbunda Merc-i Dâbık sahrâsı nâm mahalde meks etd …
Beri tarafda Selîm Hân Adana'dan seksen bin güzîde asker ile kalkup Mısır hudûduna dâhil oldu. Zîrâ ol asırda hadd-i Mısır Adana idi. Andan Kilis kurbunda Merc-i Dâbık sahrâsı nâm mahalde meks etdükde bir pîr dervîş gelüp eyitdi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y47b ·
metinde göster ·
Ve eyâlet-i Mısır'ın haddi İsvân'dan yukaru yigirmi konak Sây kal‘ası intihâ-i hudûddur, Fûncistân pâdişâhı ile müşâdır. Ve şimâl cânibine nihâyeti leb-i deryâda kal‘a-i İskenderiyye'dir. Ve kıble cânibinde intihâ-i hudûdu Mekke'dir. Ve garb tarafında hadd-i Evcile'dir. Böyle bir deryâdır kim iki iklîmde hissesi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y76b ·
metinde göster ·
… kenderiyye'dir. Ve kıble cânibinde intihâ-i hudûdu Mekke'dir. Ve garb tarafında
hadd-i
Evcile'dir. Böyle bir deryâdır kim iki iklîmde hissesi vardır.
Ve eyâlet-i Mısır'ın haddi İsvân'dan yukaru yigirmi konak Sây kal‘ası intihâ-i hudûddur, Fûncistân pâdişâhı ile müşâdır. Ve şimâl cânibine nihâyeti leb-i deryâda kal‘a-i İskenderiyye'dir. Ve kıble cânibinde intihâ-i hudûdu Mekke'dir. Ve garb tarafında hadd-i Evcile'dir. Böyle bir deryâdır kim iki iklîmde hissesi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y76b ·
metinde göster ·
… i âlem ve âlim ü âmiller eyle takrîr Y 227b/mük ü tastîr ederler kim Mısır'ın
haddi
Reşîd ve Dimyât ve İskenderiyye'den tâ İbrîm ve Sây kal‘ası hudûduna varınca üç …
İşbu Ümmü Dünyâ Mısır'ın ahvâlâtına akl-ı kâsırımız erdüği üzre halkının reng-i rûyların ve kâr [u] kisblerine ilmimiz lâhik olduğu mertebe tahrîr edelim. Evvelâ bu bâlâda takrîr ü tavsîf etdiğimiz Mısır kadîm eyyâmda ma‘mûr u âbâdân olan şehr-i Fustât ki Eski Mısır'dır hâlâ bu Yeni Mısır anın bir mahallesi değildir. Zîrâ müverrih-i âlem ve âlim ü âmiller eyle takrîr Y 227b/mük ü tastîr ederler kim Mısır'ın haddi Reşîd ve Dimyât ve İskenderiyye'den tâ İbrîm ve Sây kal‘ası hudûduna varınca üç aylık yol Nîl kenârınca eyle ma‘mûr âbâdân etmiş kim Reşîd'den bir mektûb bâğbân elinden bâğbân eliyle Sa‘îd-i âlî ve Minye'de ve İsne ve İsvân şehirlerine vâsıl olur imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y227a/mük–Y227b/mük ·
metinde göster ·
… i Velve ile mescid-i Mahmûd ma‘bed-i kadîmdir ve du‘â müstecâbdır, buyurmuşlar.
Hadd-i
zâtinde aceb rûhâniyyet vardır. Ve ehl-i hâl ba‘zı sulehâ-yı ricâl eksik değild …
Kabr-i şakîk Bostânü'r-Râ‘î hazretleri ve kabr-i Seyyidler [Bo]stanü'r-Râ‘î hazretleri: Bunlar ikisi birâderler imiş, Sahâbe-i kirâmdan olup Mısır fethinde gazâ mâlındın alınan koyunlara çoban olup ganemleri ra‘y ederken kadre erüp leyle-i Kadir'de ikisi cân birliğiyle teslîm-i rûh edüp Amr ibnü'l-Âs hazretleri cenâze namâzların kılup Mescidü'l-Velve cenbinde defn etmişlerdir. Hâlâ her sene leyle-i Kadir'de üzerlerine nûr yağar, rahmetullâhi aleyhim. şeyh Kakâ‘î rahmetullâhi aleyh kavlince mescid-i Velve ile mescid-i Mahmûd ma‘bed-i kadîmdir ve du‘â müstecâbdır, buyurmuşlar. Hadd-i zâtinde aceb rûhâniyyet vardır. Ve ehl-i hâl ba‘zı sulehâ-yı ricâl eksik değildir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y257b ·
metinde göster ·
… sinde bahadır gürbüz er imiş. Niçe feth [ü] fütûhâtına ve hayrât [u] hasenâtına
hadd-i
hasr yokdur.
Ol Süleymân Paşa'dır kim Mısır'da iç kal‘ada Şeyh Sârî türbesinde İslâmbol tarzı câmi‘i vardır. Eyle bir vezîr-i müdebbir imiş kim Süveys'de üç yüz pâre kadırga binâ edüp yigirmi bin asker ile ve Mısır beği Özdemir Beğ'i atları ile kadırgaya koyup Süveys'den mütevekkilen alallâh deyüp Hindistân'da Ahmedâbâd'ı ve Dîvâbâd'ı ve bender-i Haydar-âbâd'ı kuvvet-i bâzû ile ceng [ü] cidâl ve harb [u] kıtâl ederek Portakal küffârı elinden feth edüp bu kadar mâl-ı ganâyimi ile kabza-i teshîre alup yedi aydan sonra mezkûr benderleri Hind pâdişâhına hîbe eyleyüp mukâbelesinde Hind pâdişâhından bu kadar lek mâl-ı hazâyin alup donanma-yı İslâm ile Hindistân'dan avdet edüp Yemen diyârına gelüp anda dahi Moha ve San‘â ve Aden nâmında birkaç bender feth edüp Cidde'ye gelir, andan Mekke-i mükerremeye gelüp hac edüp andan ılgar ile Medîne-i münevverede Hazret-i Risâlet'i ziyâret edince cümle donanması Cidde'den Yenbû‘'a geldüği mesmû‘ları olup Hazret-i Resûl'ü ziyâret-i vedâ‘ edüp yine ılgar ile Yenbû‘'dan gemilere süvâr olup Mısır'a gelmişler. Böyle bir re’y-i tedbîr sâhibi Âsaf-ı Berhıyâ-yı Süleymân Hân'dır. Macariyyü'l-asl bir şecî‘ nefsinde bahadır gürbüz er imiş. Niçe feth [ü] fütûhâtına ve hayrât [u] hasenâtına hadd-i hasr yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y329b ·
metinde göster ·
… lup gayrı Mısır hudûdudur. Ve mukâbelesinde Batnü'l-Bakar nâm mahalde Menûfiyye
haddi
dahi tamâm oldu. Âhirü'l-haddi,
Bâlâda tahrîr olmuşdur. Bu mahalde dahi Kalûbiyye hudûdu tamâm olup gayrı Mısır hudûdudur. Ve mukâbelesinde Batnü'l-Bakar nâm mahalde Menûfiyye haddi dahi tamâm oldu. Âhirü'l-haddi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y359b ·
metinde göster ·
… çölistân mûristân mâristân bî-emân yerdir. Bu mahal Habîrzâde hudûdudur, bunda
haddi
tamâm Y 361b olup Benî Sayf haddidir. Ve haftada bir kerre etrâf kurâlarından …
Kerpiçden çâr köşe kal‘a-misâl bir kapulu içerisi bir vâsi‘ meydânlı yerdir. Kapusu dibinde bir azîm kahvehânesi var, ârâmgâh-ı müsâfirîndir. Ve bir dükkânı var. Feyyûm ile Benî Seyf yolunun ayrıldığı yerde vâki‘ bir mihmânhânedir. Etrâfında aslâ imâret yokdur. Bir yanı Nîl garb cânibi Feyyûm şehrine on yedi sâ‘atde gider. Çöl çölistân mûristân mâristân bî-emân yerdir. Bu mahal Habîrzâde hudûdudur, bunda haddi tamâm Y 361b olup Benî Sayf haddidir. Ve haftada bir kerre etrâf kurâlarından niçe bin âdem cem‘ olup bu kahve önünde bâzâr-ı azîm olur. Hakîr bu mahalli ubûr edüp yine kıble cânibine kâh kenâr-ı Nîl ile kâh berde hûrmâlıklar içre ma‘mûr kurâlar içre altı sâ‘atde ubûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y361a–Y361b ·
metinde göster ·
… uluna bu beled aklâmdır. Bunda dahi Künûz Urbânı haymeleri vardır. Künûz Urbânı
haddi
bu mahalde tamâm olup İbrîm tarafına geçmezler. Ve yine bu mahalden Nîl kenârın …
Bunda dahi yetmiş seksen mikdârı kamış evli zâviyesi var, ammâ kahvesi ve bozası yokdur. İbrîm kuluna bu beled aklâmdır. Bunda dahi Künûz Urbânı haymeleri vardır. Künûz Urbânı haddi bu mahalde tamâm olup İbrîm tarafına geçmezler. Ve yine bu mahalden Nîl kenârınca çemenzâr ve ferah-fezâ ve dilküşâ mahsûllü sahrâlar ile Lubye [lûbiye?] karpuzu yiyerek beş sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y390a ·
metinde göster ·
Âl-i Osmân'ın cenûb tarafında intihâ-i hudûdu bu İbrîm'dir. Şimâl cânibinde âhirü'l-hudûdu kal‘a-i Azak'dır. Cânib-i şarkda nihâyet haddi Bağdad'dır. Cânib-i garbda hadd-ı nihâyeti Ustolni Belgrad'dan altı konak içeri Çavga kal‘asıdır. Y 392a Ammâ anların âb [u] havâları latîf bâğ-ı İremli vilâyetlerdir. Ammâ bu İbrîm'de ne bâğçe ve bâğ ve ne halkının yüreğinde yağ yokdur, ancak kara dağ çokdur. Lâkin câ-be-câ hûrmâsı vardır. Ve bostânlarında kavunu ve karpuzu çok olur. Ve bir kîle darısı yüz elli kîle fâ’iz darı verir, gâyet mahsûlü olur. Anıniçün gayrı hubûbât zirâ‘at etmeyüp serâpâ beyâz darı ekerler. Cümle hayvânâtları dahi darı yerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y391b–Y392a ·
metinde göster ·
Fûnc'dur. Kal‘ası cümle azîm santa ağaclarındandır, içi rıhtım dolma çimli topr …
Hadd-i Fûnc'dur. Kal‘ası cümle azîm santa ağaclarındandır, içi rıhtım dolma çimli toprakdır. Bir kapusu ve bir câmi‘i ve iki yüz külbe-i ahzânlı büyûtları var. Bundan ale's-sabâh on sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y409a ·
metinde göster ·