"Pâdişâh'ım sür‘at etsem yedi sâ‘atde ederim, ammâ lahn-i
hafî
ve lahn-i celî olmasın içün ne ifrât ve ne tefrît olmadan sekiz sâ‘atde inşâ’al …
"Pâdişâh'ım sür‘at etsem yedi sâ‘atde ederim, ammâ lahn-i hafî ve lahn-i celî olmasın içün ne ifrât ve ne tefrît olmadan sekiz sâ‘atde inşâ’allâhu Ta‘âlâ hatm-i şerîf ederim" dedükde buyurdular kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 69a ·
metinde göster ·
… dediği yere giden rahne görüp bî-fâ’ide ya gelir ya gelmezdi. Böyle bir esrâr-ı
hafî
sâhibi olup durmuş kalmış durulmuş Durmuş Dede idi.
Ve Rûmeli Hisârı'nda Durmuş Dede: Cümle âyende ve revende keştîbânlar gidüp tasadduk birer at verirlerdi. Ba‘zı re’îslere sen fülân tarafa gitme fülâna git, dediği yere giden selâmet varup, fâ’ide edüp gânimîn gelirdi, gitme dediği yere giden rahne görüp bî-fâ’ide ya gelir ya gelmezdi. Böyle bir esrâr-ı hafî sâhibi olup durmuş kalmış durulmuş Durmuş Dede idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 114b ·
metinde göster ·
olmaya kim bu câmi‘-i Selîm Hân niçün şehr-i İslâmbol'da binâ olunmadı, denirse …
İhvân-ı vefâya hafî olmaya kim bu câmi‘-i Selîm Hân niçün şehr-i İslâmbol'da binâ olunmadı, denirse bir gice Selîm-i Sânî İslâmbol'da Üsküdar tarafında Fenerbâğçesi nâm mahalde hâb-âlûd iken bî'z-zât Hazret-i Fahru'l-âlemîn'i menâmında görüp ol Mefhar-i Mevcûdât eydür: "Yâ Selîm, Allah ile ahd [u] mîsâk etmiş idin kim ‘Eğer fâtih-i cezîre-i Kıbrıs olursam, gazâ mâlından bir câmi‘ binâ edeyim’ demiş, idin. Cenâb-ı Bârî sana Kıbrıs adasının yedi yüz yetmiş mil arzında yüz yetmiş pâre kal‘a ihsân etdi. Niçün ahde vefâ edüp bakıyye-i ömrünü hayrât [u] hasenât yolunda geçirmezsin. Tiz Kıbrıs'da Magosa kal‘asında alınan mâl-ı ganâ’imi vezîr-i müdebbirin Kara Mustafâ Paşa'dan taleb edüp benim himâyemde olan Sedd-i İslâm Edirne'mde bir câmi‘ inşâ edüp alemim dibine gel!" dedikde hemân Selîm Hân hâbdan bîdâr olup "Tiz vezîri kığırın!" dedikde vezîr-i Âsaf-dilîr geldikde "Tiz Lala! Sende olan Kıbrıs ganâ’imi mâlından bana mâl verüp cânın halâs eyle!" deyince vezîr-i hüsn-tedbîr eydür "Sadaktü yâ Resalullah" dedi. Selîm Hân eydür: "Neden sadaktü yâ Resûlallah dedin" deyü su‘âl etdikde "Pâdişâhım, ahşâm Resûl-i Kibriyâ'yı vâkı‘amda gördüm. Yâ Mustafâ, Selîm'e tenbîh etdim. Sendeki mâl-ı ganâ’imi Selîm'e verip Edirne'ye bile gidüp bir câmi‘-i latîf ve bir ma‘bedgâh-ı nazîf inşâ edin, dedi. İşte pâdişâhım gazâ mâlından on bir bin kîse gurûş cem‘ etdim ve baban Süleymân asrında üç bin kîse hâsıl etdim. Ol dahi efendim Risâlet-penâhın uğuruna fedâ olsun. Ammâ pâdişâhım Kıbrıs gazâsından sana üç bin kîse Venedik kralının San Marka mühriyle bundukanî mümessek altun hedâyâ getirdim. Pâdişâhım! Dahi onları Edirne'ye götürüp masrûf edesiz" deyü feth-i kelâm edüp vezîr-i pür-tedbîr cümle 154b mezkûr hazîneleri pâdişâha teslîm edüp sene 972 târîhinde cemî‘i asâkir-i İslâm ile Edirne'ye dâhil olup onda meştâ verilüp yine Resûlü's-sakaleyn'i Selîm-i Sânî vâkı‘asında görüp "Câmi‘i şu Kavak meydânında binâ eyle!" deyü câmi‘in esâsını ve vaz‘-ı kıblesini bizzât Hazret-i Risâlet-penâh işâret etdüğünden derûn-ı şehr-i Edirne'de Selîm Hân câmi‘i mihrâbından dürüst ve Eski câmi‘den râst kıblegâh yokdur. Andan Bismillah ile nice kerre yüzbin âdem cem‘ olup du‘â u senâ ile üç bin aded kurbânları temel yerlerinde hâzır edüp sa‘d-sâ‘at duhûl edince tekbir ile cümle kurbânları zebh edüp esâsına mübâşeret olunduğuna zîbâ târîhdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 154a–154b ·
metinde göster ·
… sân edüp eydür "Bak a Evliyâm! Siz benim oğlum ve akrabâmdansın, ammâ bu sırr-ı
hafî
sende kala. Üç gice mukaddem ben Sultân Murâd'ı vâkı‘amda görüp, ‘Al bu ekmeği …
Ve mine'l-acâ’îb hikmet-i garîbe: Kaya Sultân ile paşa hareme gidüp haremde bir vâveylâ ve vâveledâ kopup paşa derhâl arak-âlûd olup taşra çıkup dört yüz on aded iç ağalarına on bin altun Kaya Sultân'ın mâlından ağalara taksim u bezl edüp Kaya Sultân'ın vaz‘-ı hamli âsân olmağiçün her gulâm-ı hâssaya biner aded ihlâs-ı şerîfi halâs niyyetine {kırâ’at etmeğe} tenbîh edüp hakîri sermahfil edüp halîfe kîsesinden hakîre beş yüz altun ihsân edüp eydür "Bak a Evliyâm! Siz benim oğlum ve akrabâmdansın, ammâ bu sırr-ı hafî sende kala. Üç gice mukaddem ben Sultân Murâd'ı vâkı‘amda görüp, ‘Al bu ekmeği ye Ahmed’ dedi idi. Ben de pâdişâhım 'bu nân-pârede kan vardır yenir mi', dedim. 'Ol kanlı tarafı Kaya kızıma ver, yıkayup yesin', dedüğü Allahu a‘lem hâlâ Sultân doğurmayup helâk mertebesindedir," deyüp paşa serserî olup paşa yine hareme gitdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 183b ·
metinde göster ·
olmaya, bu abd-i pür-hatâ, ya‘nî Evliyâ-yı bî-riyâ, manzûru olduğu üzre ve cemî …
Evvelâ ihvân-ı bâ-safâya hafî olmaya, bu abd-i pür-hatâ, ya‘nî Evliyâ-yı bî-riyâ, manzûru olduğu üzre ve cemî‘i nehirlerin menba‘ı ibtidâ cüz’îdir. İçe uyûn-ı sağîreler munsabb olarak deryâ olup ummân olur. Ammâ kankı nehir mesâfe-i ba‘îdeden gelirse ana mahlût olanlar tufeyl olup ba‘îdden gelen serçeşme olup cümlesi ba‘îdden gelen su ismiyle müsemmâ olur. Ammâ hikmet-i Hudâ bu Şatt'ın başı dörd yerden tulû‘ edüp dördü de birbirlerine karîbdir. Eyâlet-i Diyârbekir'de cümle anlara Şat derler. Gerçi cemî‘i enhârlara şat tesmiye olunur ve cemî‘i nehr-i azîmler Akdeniz'e ve Karadeniz'e ve bahr-i Harez'e ve bahr-i Ummân ve bahr-i Okyanus'a ve bahr-i Muhît'e mahlût oldukları mahalle merace'l-bahreyn derler ve her nehr-i azîme şat derler ammâ bu nehr-i Şattu'l-Arab Diyârbekir'dekidir kim nehr-i Furât bu mâ-i Şat ile hayât bulup deryâ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 204b ·
metinde göster ·
… tlar var kim hakkâ ki cennet-i me’vâ hatlarıdır kim manzûru olan seyyâh cânlara
hafî
ve nihân değildir. Ammâ Mağrib-zemîn câmi‘lerinde aslâ bir gayrı hat yokdur. Cü …
Andan sonra Bağdâd-ı behişt-âbâd kurbündeki Kûfe şehrinde bir hatt-ı garîb ü acîb te’lîf olup hatt-ı Kûfî dediler. Sonra nezâket ziyâde olarak ilâ hâze'l-ân on iki gûne hatt-ı Kûfî vardır. Ammâ cümleden latîf hatt-ı Kûfî-i Hazret-i Osmân'ındır ve Kûfî-i Hafsî'dir ve hatt-ı Kûfî-i Mağribî'dir ve hatt-ı Kûfî-i Fesî'dir ve hatt-ı Kûfî-i Merankûşî'dir ve hatt-ı Kûfî-i Tilemsânî'dir ve hatt-ı Kûfî-i Sünnârî'dir ve hatt-ı Kûfî-i Habeşî'dir kim her biri ibret-nümâ hatt-ı âyetün min âyâtillah hatlardır kim diyâr-ı şehr-i Mısr-ı atîkde câmi‘-i Amr ibnü'l-Âs'da ve câmi‘-i Menil'de ve câmi‘-i Berkok'da ve Câmi‘-i Sitti Nefîs'de ve câmi‘-i Aybegi't-Türkman'da ve Câmi‘-i Ferec'de ve Câmi‘-i Taylun'da ve Câmi‘-i Tâhir Baybars'da ve İçkal‘a Yeniçeri Odaları yanındaki Tavâşî {Süleymân Paşa} Câmi‘i'nde ve bu zikr olunan câmi‘lerde Hudâ âlimdir {gûnâ-gûn} Kûfî hatlar var kim hakkâ ki cennet-i me’vâ hatlarıdır kim manzûru olan seyyâh cânlara hafî ve nihân değildir. Ammâ Mağrib-zemîn câmi‘lerinde aslâ bir gayrı hat yokdur. Cümle on iki gûne hatt-ı Kûfîlerdir kim ancak bi-emrillahi Ta‘âlâ her kankı hat olursa elif ve lâm harfleri birdir. Ammâ gayrı yigirmi yedi aded harflerinin tarz [u] tavırları ve eşkâlleri cümle birbirlerine muhâlif tahrîr olunmuşdur kim karîne ile dahi tilâvet olunmaz birer gûne hatt-ı kadîmlerdir kim erbâbı olan bilir. Ammâ Mağrib-zemînde şehr-i Kurtuba ve şehr-i Tilimsân'da ve şehr-i Tanca'da olan hatt-ı Kûfîler bir diyârda yokdur, ammâ eğer bu hakîr-i pür-taksîr bu kadar kesret-i seyâhatde manzûrumuz olan Kûfî hatları tahrîr eylesek sadedden çıkarız, ancak mezkûr hatt-ı Kûfîlerden bir kıt‘a teberrüken bu mahalle resm olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 275b ·
metinde göster ·
… Baykara meclisleri olup cân u cihân sohbetleri etmişiz, ammâ yârân-ı bâ-safâya
hafî
olmaya kim Kızılbaş-ı bed-ma‘âş diyârı olmağile ayş [u] ışret etdik dediğimizde …
Arz-ı beledi (---) ve tûl-ı nehârı (---) sâ‘at (---) ve derice ve (---) dakîkada bulunmuşdur. Ve şeb-i yeldâsı kezâlik eyledir. Ekseriyyâ halkı ilm-i usturlâba ve ilm-i hisâba mukayyiddir, Aristo âdemleri vardır. Ammâ cümlesi Şî‘î mezheblerdir. Bu şehrin bâğ u bâğçelerinde üç gün ayş [u] nûş ve zevk u safâlar eyledik kim her demimiz dem-i İsî olup her meclisimiz Hüseyin-i Baykara meclisleri olup cân u cihân sohbetleri etmişiz, ammâ yârân-ı bâ-safâya hafî olmaya kim Kızılbaş-ı bed-ma‘âş diyârı olmağile ayş [u] ışret etdik dediğimizden bir nakş-ı gayr anlanmaya.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 312b ·
metinde göster ·
… îdîler bu Yezîd'in kabrini ravza-i Rıdvân'dan nişân verir bir İrem edüp "Rabb-i
hafî
" nâm deyü hâşâ böyle bir nâm komuşlar. Hemân Timur gördü kim cemî‘i Mısr u Şâm …
Âhirü'l-emr sene (---) târîhinde Timur Hân Şâm-ı şerîfe geldikde bu Hazret-i Mu‘âviye'nin kabrinden vücûdun çıkarup âteşe göyürdürmeğe murâd edindikde, "Hazret'in vahiy kâtibidir ve Hazret'in halası oğlu akrabâsıdır incitmen." deyü ricâ etdiler. Kabrin küşâde etmeden ferâğat edüp Yezîd'in kabrine gelüp gördü kim cemî‘i Yezîdîler bu Yezîd'in kabrini ravza-i Rıdvân'dan nişân verir bir İrem edüp "Rabb-i hafî" nâm deyü hâşâ böyle bir nâm komuşlar. Hemân Timur gördü kim cemî‘i Mısr u Şâm ve Haleb ü Tarabulu's-Şâm halkı cümle Yezîdî olmuşlar. Timur, "Ben de Yezîdîyim." deyü halka çav çalup efvâh-ı nâsa söz bırakdı. Ve "Yezîd'in kabrini altundan ve gümüşden ve cevâhirden yaparım." deyü iklîm-i Şâm'dan bin deve yükü mâl-ı hazâ’in olup kabrinden Yezîd'i çıkarup gördü kim na‘ş-ı Yezîd altı yüz yıldan berü ter ü tâze beyâz pembe-misâl durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 350b ·
metinde göster ·
… mü’ellif ü musannifîn ilm-i tecvîd üzre sûre-i Fâtiha'yı tilâvet ederken lahn-ı
hafî
ve lahn-i celî etmeden ve on dörd aded zikr olunan mahallerde sûre-i Fâtiha içr …
Hakîr dahi ol risâle-i mu‘tebereden terkîm eyledik. Ammâ Keşşâf hazretleri ile şeyhu'l-kurrâlardan eş-Şeyh ibn Kesîr ve Ebû Amr ve Veş ve Bezzî ve Kalun ve Susî ve İbn Âmir ve Zekvân ve Kumbül ve Dürrî ve yetmiş aded rivâyât u dirâyât sâhibleri ve Hazret-i Kur’ân-ı Azîm'in ve Furkân-ı Mecîd'in kırâ’at sâhiblerinden Muhammed Cezerî ve İmâm Şâtıbî ve niçe bin mü’ellif ü musannifîn ilm-i tecvîd üzre sûre-i Fâtiha'yı tilâvet ederken lahn-ı hafî ve lahn-i celî etmeden ve on dörd aded zikr olunan mahallerde sûre-i Fâtiha içre şeytân esmâların lahn-ı celî ile icrâ etmeden gâyet hazer etmişlerdir. Allahümme âfinâ ma‘nen tağayyür olup mahâric-i hurûf icrâ olunmasa namâz fâsid olup kazâ lâzımdır, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 394b ·
metinde göster ·
burada kala" deyü nân ü nemeğe ve Kur’ân-ı azîme yemîn-i billâh ve kasem-i tall …
"Bu sırr-ı hafî burada kala" deyü nân ü nemeğe ve Kur’ân-ı azîme yemîn-i billâh ve kasem-i tallâh edüp birbirlerinden emîn olup "Meclis emânetdir" deyü müşâvereye başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 74a ·
metinde göster ·
… niçe âdemler metâ‘larıyla binüp Belgrad'a gelirler. Gören yârân-ı bâ-safâlar[a]
hafî
değildir.
Bu serhadlerde kırıntı derler. Nemse ve Alaman'da tabur derler. Erdel'de ve Leh'de ve Eflâk ve Boğdan'd[a] becene derler, ammâ bu Zirinoğlu kırıntısı tâ nehr-i Drava'dan tâ nehr-i Sava'ya varınca, ya‘nî şimâlden kıble cânibine üç günlük yol kırıntı etmiş kim(?) ve hâlâ her sene tecdîd edüp aslâ ne kal‘aya benzer ve ne tabur handakına benzer ve kırıntı içre olan sıradaki(?) evc-i âsumâna ser çekmiş ağaçları kesmeyüp yerli ağaçlar kalup hıyâbân ormanistân olmuş, devlet-i mühmelleri sekiz yüz yıldan berü beher sene niçe kerre yüz bin kâfir cem‘ olup niçe kerre yüz bin ve sad kerre hezâr dıraht-ı bâlâları kırup sene-i mâzîde kırılmış dıraht üstlerine dağlar gibi yığdıklarından bu diyârda kırıntı derler. Hakîkatü'l-hâl kırıntıdır. Balta ile kırıntı olmadır, ammâ bu kırıntı olan yerlerin iç yüzünde ve taşrasında Osmânlı hâkinde abdâlâne ağaç kökü bile komamışdır. Belki mesâff cengi ola mülâhazasıyla cümle bir top menzili sahrâ-yı çemenzârdır ve Cenâb-ı Kibriyâ bu diyârlara verdiği atf-ı râyı(?) ve hâk-i pâk-i amber-pâke verdiği şecere-i müntehâları bir diyârda görmedim. İllâ Bosna şehrine [bir] konak karîb yer Ravna dağında ve nehr-i Tuna'nın başı olan Alman dağında görmüşüm, ammâ bu Zirin vilâyetinin ağaçları kalınlığı ve âlîliği eflâke ser çeküp zemîne sâye salmışdır. şundan ma‘lûm-ı sa‘âdet ola kim bir dırahtı teberdârlar kesüp bâl ve perri ve şâhaları kırılup zemîne indikden sonra hurd olup bir ağaçdan üç aded oyma yek pâre gemiler yapup en kalın yeri dibidir, andan bin yük alma alır. Ve niçe âdemler metâ‘larıyla binüp Belgrad'a gelirler. Gören yârân-ı bâ-safâlar[a] hafî değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 160a ·
metinde göster ·
İlm-i hıfzı Evliyâ Efendi'den tekmîl edüp sekiz sâ‘atde ne ifrât ve ne tefrît ve ne lahn-ı celî ve ne lahn-ı hafî etmeyüp Cezerî hazretleri buyurduğu ebyât üzre beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 47a ·
metinde göster ·
Bu sarây-ı İremi seyâhat ile uğrayup temâşâ edenlere
hafî
değildir, lâkin bu kal‘a niçe kerre muhâsara görmek ile sademât-ı top-ı kûpdan …
Bu sarây-ı İremi seyâhat ile uğrayup temâşâ edenlere hafî değildir, lâkin bu kal‘a niçe kerre muhâsara görmek ile sademât-ı top-ı kûpdan bu sarâyın niçe yerleri münhedim olup yine amâr olmuşdur, ammâ kâr-ı kadîmine göre amâr edememişler. Hâlâ bu sarâyda dizdârdan gayri bir ferd-i âferîde yokdur. Hemân zevk u safâsın dizdâr ağa eder, zîrâ bu sarâyın zîr-i zemînlerinde olan tüfeng ve ok ve yay ve kılıç ve kalkan ve harba ve şiş ve mızrak ve zemberek ve bârût ve hışt ve balta ve nacak ve kazma ve kürek ve neft ve katrân ve zift ve niçe kerre yüz bin âlât-ı mühimmât-ı mühmelâtlar var kim hadd ü hisâbın cebecibaşı ve dizdâr bilir. Ve bunda olan tuğulka ve cebe vü cevşen bir serhadde yokdur. Bu cebehâne hazînesinin miftâhları cümle dizdâr elinde olduğıyçün dizdârlar bu sarâyda sâkin olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 82b ·
metinde göster ·
… gelince her gün pâdişâha arza gelir şeklinde piyâde yürüyüp Silihdâr Ca‘fer Ağa
hafî
ile işler görüp giderdi.
"Buyurun taht-ı revân yanında sa‘âdetlü pâdişâh sizi ister" dedikde vezîr-i dilîr at bırağup taht-ı revân yanına gelüp piyâdece bir sâ‘at taht-ı revân yanı sıra yayan yürüyüp Süleymân Hân ile kelimât eder şeklinde olup ba‘dehu yine atına süvâr olurdu. Ve tâ Belgrad'a bir konak Mitroviçse kasabasına gelince her gün pâdişâha arza gelir şeklinde piyâde yürüyüp Silihdâr Ca‘fer Ağa hafî ile işler görüp giderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 175a ·
metinde göster ·
… ebede üstâd-ı mühendis olduğu âsâr-ı binâlarından ma‘lûmdur kim gören uşşâklara
hafî
değildir.
Ammâ bu kâr-ı mi‘mârîler cümle Süleymân Hân'ın cemî‘i âsâr-ı binâ-yı imâretlerin inşâ eden Koca Mi‘mâr Sinân ibn Abdülmennân Ağa'nın kâr-ı ibret-nümâlardır kim ne mertebede üstâd-ı mühendis olduğu âsâr-ı binâlarından ma‘lûmdur kim gören uşşâklara hafî değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 225a ·
metinde göster ·
Ammâ anda dahi çok analar ve çok babalar ağlayup çok serdâr-ı mu‘azzamlar helâk olalar. Anların dahi fethinde bu hakîre ezân-ı Muhammedî tilâvet etmek müyesser ola. Lâkin bu Kandiye Yanık'dan ve Beç'den büyük olup bunda olan mekr ü hîlebâzlığı bir kal‘ada yokdur. Ve bu kal‘anın keyfiyyet-i hâlin ibret ü im‘ân-ı nazar ile nazar eden kimesneleri hafî değildir, ammâ herkes mâ-vaka‘ı üzre ahvâline vâkıf olamaz, zîrâ ba‘zı âdem sûre-i (---)Arapça mefhûmu kabîlesindendir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 308a ·
metinde göster ·
… tt-ı nâ-müstekrehimizle birer Fâtiha ricâ edüp tahrîr eylemişiz. Gören âşıklara
hafî
değildir.
Rûm ve Arab u Acem'de ve Belh [u] Buhârâ'da elbette her câmi‘ ve hân u imâret ve tekyegâhlarda ve'l-hâsıl bu elli bir yıl seyâhat içre on sekiz pâdişâhlık yerlerde elbette ve elbette üstüme iltizâm-ı mâlâ-yelzem edüp hatt-ı nâ-müstekrehimizle birer Fâtiha ricâ edüp tahrîr eylemişiz. Gören âşıklara hafî değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 379b ·
metinde göster ·
… ertîb ile dizilüp zeyn olmuşdur kim gûyâ bir râdde-i hattâtdır. Gören seyyâhâna
hafî
değildir. Bunun emsâli niçe kerâmâtları tevârîhâtlarda ve menâkıblarda mastûrdu …
"Güzeller du‘âmız kabûl oldu, gelün tarîk-ı Muhammed'e girin. Görün nice kaldırım döşenmişdir" deyüp ale's-sabâh âsitâneden taşra çıkup görseler kim murâd-ı şerîfleri olan mahalde hâlâ üç bin adım tûlu sun‘-ı Hudâ bir kaldırımdır kim im‘ân-ı nazar ile nigerân eylesen çeşm-i ibret hîrelenir. Makdûr-ı beşer değildir. Eyle hemvâr taşlardır kim her biri üstâd-ı hakkâk elinde inhikâk olunmuş musaykal ve mücellâ taşlardır. Eyle tertîb ile dizilüp zeyn olmuşdur kim gûyâ bir râdde-i hattâtdır. Gören seyyâhâna hafî değildir. Bunun emsâli niçe kerâmâtları tevârîhâtlarda ve menâkıblarda mastûrdur. Himmetleri hâzır ola. Andan kıbleye altı sâ‘at taşlıklı yerler ile ubûr ederek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y130a ·
metinde göster ·
… özümüz önünde deryâ üzre giderdi" deyü tahrîr etmişler, gören seyyâhân-ı cihâna
hafî
değildir.
"Bu ol Allâh kuludur ki Seyyid Ahmedü'l-Bedevî fukarâsıdır. Her sene Mısır'dan deryâ üzre yürüyerek gelüp bizim Angiliye kraldan ellişer esîr alup halâs edüp yine gözümüz önünde deryâ üzre giderdi" deyü tahrîr etmişler, gören seyyâhân-ı cihâna hafî değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y135a ·
metinde göster ·
… tizârda olup mihmân olmuşlardır. Makâm-ı Bilâl-i Habeşî derler. Gören seyyâhâna
hafî
değildir. Ve,
Ve bâzâr yerinde bir mağâra vardır. Andan ba‘zı zamân savt-ı hazîn ile hoş-âvâzlar ve tarz-ı arazbâr ve hicâz ve uzzâller sadâsı zâhir olup istimâ‘ eden sermest olup hâmûş olur. Ve hâlâ niçe ârif-i billâh anda sâkin olup ol âğâze mahalline müterakkıb intizârda olup mihmân olmuşlardır. Makâm-ı Bilâl-i Habeşî derler. Gören seyyâhâna hafî değildir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y153b ·
metinde göster ·
olmaya kim Sahratullâh dedikleri bu parmaklık içinde el-ân bir beyâz taşdır. Ci …
İhvân-ı züvvâr-ı seyyâhâna hafî olmaya kim Sahratullâh dedikleri bu parmaklık içinde el-ân bir beyâz taşdır. Cirmi parmaklık kenârınca kâmil yüz adımdır. Y 213b Ve parmaklıkdan nümâyân bir yassı taşdır ana Sahratullâh derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y213a–Y213b ·
metinde göster ·
olmıya kim karâfe-i Mu‘allâ'da cümle yetmiş beş kubbedir. Cümlesinde selef pâdi …
Ehl-i züvvâra hafî olmıya kim karâfe-i Mu‘allâ'da cümle yetmiş beş kubbedir. Cümlesinde selef pâdişâhları ve hilâfet makâmında kâ’immakâm olan şürefâlar ve gayri şürefâlar ve a‘yân-ı kibâr-ı Mekke ol kubbelerde medfûnlardır. Q 147b Ammâ cümleden binâ-yı cedîd ve kâr-ı pesendîd olan sene 1008 târîhinde merhûm olan şerîf Zeyd hazretlerinin kubbe-i âlîsidir kim İreme- Y 361b -zâtü'l-imâd misilli bir kubbe-i musanna‘ içinde medfûndur. Cemî‘i ahâlî-i Mekke şehâdet ederler kim otuz sene kutbiyyet zabt etdi, kâtîb evliyâ olup deyü keşf [ü] kerâmetin beyân edüp hayr ile yâd ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y361a–Y361b ·
metinde göster ·
… medyen-i umûr-ı cumhûr, pîrâne-bahş-ı sened-i lutfî, müşkil-küşâ-yı her âyîn-i
hafî
, bânî-i mebânî-i adl ü dâd, hâdim-i esâs-ı zulm ü fesâd, hâfız-ı me‘âlim-i İslâ …
Sebeb-i tahrîr-i kitâb ve tastîr-i sıhhat-nisâb oldur ki husûs-ı âtî-i celîlü'ş-şân, nigâşte-i sahîfe-i tahrîr ü beyân, olmağiçün hâliyâ muhâfaza-i tahtgâh-ı kadîm-i Yûsufî ve himâyet-i hicâb-ı eyâlet-i Mısır ile me’mûr, medyen-i umûr-ı cumhûr, pîrâne-bahş-ı sened-i lutfî, müşkil-küşâ-yı her âyîn-i hafî, bânî-i mebânî-i adl ü dâd, hâdim-i esâs-ı zulm ü fesâd, hâfız-ı me‘âlim-i İslâm, nâsır-ı zu‘afâ-yı enâm, re‘âyâ-perver, ma‘delet-küster, hâmî-i hicâb-ı dîn ü devlet, mâhî-i Y 69b âsâr-ı zulm [ü] bid‘at, âsaf-ı mükerrem ve düstûr-ı muhterem, devletlü ve sa‘âdetlü vezîr-i dilîr İbrâhîm Paşa veffekahullâhu ta‘âlâ limâ yerzâhu ve yeşâ’ hazretlerinin huzûr-ı âlî mahfûfun bi'l-ma‘âlîlerinde akd-i meclis-i şer‘-i şerîf-i şâmihü'l-imâd-ı Muhammedî ve tarh-ı mahfil-i dîn-i münîf-i râyihü'l-evtâd-ı Ahmedî olunup ilticâ-yı zılâl-ı râyât-ı sultâniyye ve irtikâ-yı erâyik-i emâret-i hakâniyye, andan ümerâ-yı nâmdâr-ı Mısrî'den hâlâ kâfile-sâlâr-ı beyt-i atîk olan Emîrü'l-hac Özbek Beğ ve mukaddem-i ceyşü'l-ümerâ olan Novalı Mehemmed Beğ ve sâbıkan hizmet-i defterdârî ile şerefyâb olan Hüseyin Beğ ve Kansuh Beğ ve Mustafâ Beğ ve Yûsuf Beğ ve sâbıkan hükûmet-i eyâlet-i Circe olan Mehemmed Beğ ve Alî Beğ ve Cündî Mehemmed Beğ ve Abdullâh Beğ ve Ömer Beğ, ve ağayân-ı firak-ı seb‘adan gönüllüyân ağası Mehemmed Ağa ve Çerâkese ağası Mustafâ Ağa ve mustahfızân ağası Mustafâ Ağa ve azebân ağası Ca‘fer Ağa ve muhassıl-ı huddâm-ı dîvân-ı Mısrî Çavuşlar Kethudâsı Süleymân Ağa ve tercümân-ı Dîvân-ı Âlî Mustafâ Ağa ve müteferrikabaşı Mehemmed Ağa ve cebeciyân ağası Ca‘fer Ağa ve yedi bölük kethudâları ve başçavuşları ve erbâb-ı aklâm-ı Mısrıyye'den defterdâr-ı hizâne-i Mısrıyye ile şerefyâb olan Ivaz Beğ ve Rûznâmeci Abdurrahmân Efendi ve halîfe-i evveli Ahmed Efendi ve halîfe-i sânîsi Alî Efendi ve muhâsebeci Yûsuf Efendi ve halîfeleri Mustafâ Efendi ve Sâlih Efendi ve Şarkıyye mukâta‘acısı Mehemmed Efendi ve halîfeleri Alî Efendi ve Mehemmed Efendi ve Garbiyye mukâta‘acısı Hasan Efendi ve halîfeleri Ahmed Efendi ve İbrâhîm Efendi ve şehir mukâta‘acısı Mehemmed Efendi ve halîfeleri Şa‘bân Efendi ve Mehemmed Efendi ve îrâd-ı gılâl mukâta‘acısı olan Murtazâ Efendi ve halîfeleri Mustafâ Efendi ve Mehemmed Efendi ve masraf-ı gılâl mukâta‘acısı Rıdvân Efendi ve halîfeleri Fazlı Efendi ve Osmân Efendi ve kâtib-i çavuşân (---) Efendi ve kâtib-i müteferrikagân (---) Efendi ve havâle kâtibi (---) Efendi ve yeniçeriyân kâtibi (---) Efendi ve azebân kâtibi (---) Efendi ve gönüllüyân kâtibi (---) Efendi ve tüfengciyân kâtibi (---) Efendi ve sipâhân-ı yemîn ü yesâr kâtibânı Alî Efendi ve Hasan Efendi ve cebeciyân kâtibi Receb Efendi ve eytâm kâtibi İbrâhîm Efendi ve keşîde kâtibi Baltacı Mustafâ Efendi ve cevâle kâtibi (---) Efendi ve erzâk kâtibi Mülakkab Osmân Efendi ve yeniçeriyânın kâtibi Küçük Süleymân Efendi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y69a–Y69b ·
metinde göster ·
ederler, ekseriyyâ hurûfları teshîl ve terkîk-i imâle ile icrâ ederler. Ammâ se …
Ammâ Mısır'da çok lahn-ı celî ve lahn-ı hafî ederler, ekseriyyâ hurûfları teshîl ve terkîk-i imâle ile icrâ ederler. Ammâ serî‘ hâfızları çokdur. Husûsan Mısır'daki asrımızda Şeyh Selâme ve Şeyh Abdülhak ve Şeyh Muhammed-i Gamzâvî ve Şeyh Hamdullâh-ı İsyûtî, bunlar fasîhü'l-lisân ve bedî‘ü'l-beyân Q 198b Aşere ve Takrîb sâhibleri ve bunların emsâli yedi yüz şeyh-i kurrâ var idi. Hakîr tilâvet etdükde yemîn ederlerdi kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y107a ·
metinde göster ·
… niçe bin tarîk vardır. Ammâ dîdedûz-ı sahâyif-i âsâr-ı iber olan erbâb-ı basara
hafî
değildir kim silsile-i aliyye meşâyih-i kirâm bi-hasbi'l-meşârib birkaç şu‘beye …
mazmûnu üzre niçe bin tarîk vardır. Ammâ dîdedûz-ı sahâyif-i âsâr-ı iber olan erbâb-ı basara hafî değildir kim silsile-i aliyye meşâyih-i kirâm bi-hasbi'l-meşârib birkaç şu‘beye münşa‘ib olup her biri birer diyâra şâha-i sâyedâr berg [ü] bârlı kol salmışlardır. Ammâ üçer binden mütecâviz tarîk-ı fukarâ Mısır'da mevcûd olup âyîn-i Muhammedî ederler. Cümle ehl-i Mısır ehl-i tevhîddir. Hâlâ bu tarîkler içün,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y108a ·
metinde göster ·
… ında (---)(---) götürür. Bir musanna‘ örtüdür (---)(---)(---) gören âşıklara
hafî
değildir. Andan kisve-i şerîfi dokuyan kırk üstâd-ı kâmil paşadan izin alup iki …
Ba‘dehu Hazret-i İbrâhîm'in makâmı ubûr eder. Bu dahi gûnâ-gûn münakkaş ibrîşim ile zerdûzdur. Çâr-kûşe bir sandûka örtüsüdür. Bir âdem başında (---)(---) götürür. Bir musanna‘ örtüdür (---)(---)(---) gören âşıklara hafî değildir. Andan kisve-i şerîfi dokuyan kırk üstâd-ı kâmil paşadan izin alup ikişer ikişer yan (---)(---)(---) yana ubûr ederler. Ve bunlara teba‘iyyeten Mısır içinde ne kadar atlascı ve katîfeci ve kâmhâcı ve dârâcı [[(---) (---) (---)]] çıkarlar. Ammâ bu alay izdihâmında çok âdem mecrûh olur, zîrâ kisve-i şerîfi ve makâm-ı İbrâhîm'i ziyâret içün (---)(---)(---) tarîk-ı âmmın iki tarafında âdem deryâsı, tablalar içre olan kisvelere Y 198b yüzlerin sürmede ve damlarda olan mahlûk (---)(---)(---) damlardan kisve üzre sarığının ucun teberrüken kisveye dokundurayım derken aşağıda Q 232aP 229a haşerâtın biri destârları alır, sâhibi damda baka kalır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y198a–Y198b ·
metinde göster ·
olmaya kim Mısır-ı Kâhire-i Mu‘izziyye'nin cânib-i erba‘asında ya‘nî şehr-i kad …
İhvân-ı bâ-safâya ve erbâb-ı vefâya hafî olmaya kim Mısır-ı Kâhire-i Mu‘izziyye'nin cânib-i erba‘asında ya‘nî şehr-i kadîm Fustât ki Eski Mısır'dır, anda ve şehr-i Bulak'da ve İmâm şâfi‘î kurbunda ve Kayıtbay yaylasında ve enderûn [u] bîrûn-ı Mısır'da on iki karâfe ki vâdî-i hâmuşânda niçe Y 262b kerre yüz bin enbiyâzâdeler ve belki enbiyâlar ve evliyâ-yı izâm ve kibâr-ı kümmelîn ve e’imme-i müctehidîn ve Sahâbe-i kirâm ve mülûk-i selef pâdişâhları medfûndur. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y262a–Y262b ·
metinde göster ·