… şt-i bâğ-ı cinân-misâl ravzayı ortaya alıp sâhil-i Zengî'de cenûbdan şimâle bir
hafr-i
azîme şürû‘ olundu.
Ba‘dehû sene 990 târîhinde Sultân Murâd-ı Sâlis asrında Vezîria‘zam Ferhâd Paşa deryâ-misâl asker-i bî-pâyân ile diyâr-ı Acem'e serdâr-ı mu‘azzam olup Gence ve Şirvân ve Şamahı ve Revân ve Nahşivân tarafların nehb u gâret edüp şâhın ve oğlu olan gümrâhın ve sâ’ir etbâ‘-ı bed-hâhın bâğ u bostân [u] gülistânlı sarây-ı âlîlerin münhedim edüp taşı taş üstüne komayup niçe bin kızılbaş-ı bed-ma‘âş-ı nâ-tırâşın başların tîğ-ı Osmâniyân ile tırâş ve niçe kerre 308b savaş-ı perhâş-ı evbâş ederek köhne harâb kal‘a-i Revân altına Koca Ferhâd Paşa gelüp meks-i hıyâm edüp diyâr-ı Revân'ı kabza-i teshîre almağiçün cümle guzât-ı müslimînin iş erleriyle Arapça mefhûmunca müşâvere olunup zemîn-i Revân'da Tokmak Hân sarâyı nâm bir behişt-i bâğ-ı cinân-misâl ravzayı ortaya alıp sâhil-i Zengî'de cenûbdan şimâle bir hafr-i azîme şürû‘ olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 308a–308b ·
metinde göster ·
… â kûh-ı Elburz içinde ve Irak-ı Dâdyân dağlarında üç kat dîvâr ve üç kat handak
hafr-i
azîmi bu hakîr Evliyâ-yı pür-taksîrin manzûru olmuşdur. Ekseriyyâ Kırım'dan Kum …
Cemî‘î müverrihân-i âlemân tahrîrleri üzre kıbel-i Hak'dan İskender-i Zülkarneyn'e Arapça âyeti ile fermân olunup İskender sedd-i Ye’cûc'u binâ edüp bu Demirkapu zemînine gelüp görse kim Dağıstân hudûdunda sahil-i bahrde bir cây-ı dilküşâdır. Vezîri Rîstalis ve Fisagores-i Tevhîdî ve hazînedârı Bitilîs ve Câlinus ve Bukrât ve Sokrât hukemâ-yı kudemâ-yı dûr-bîn efkâr-ı cihân-ârâlar ile meşveret edüp bu Demirkapu zemînin irtifâ‘a alup bu Bahr-i Haraz'ın arzını Karadeniz'den 316a ziyâde irtifâ'da bulup Bahr-i Haraz'ı Karadeniz'e mahlût etmeğe murâd edinüp Bahr-i Haraz ile Karadeniz mâbeynine ilm-i hendese sâhibleri ukalâ-yı zû-fünûn mühendisler gönderüp üçüncü günde Dağıstân ve kûh-ı Elburz dâmeninden Karadeniz sâhilinde Mikrilistân hudûdunda Karadeniz'in nihâyeti olan nehr-i azîm Faşa çayına varup anda dahi irtifâ‘ alup ilm-i hendese ile Karadeniz'i Bahr-i Haraz'dan yigirmi arz-ı süflîde bulup üçüncü günde yine İskender'e mâ-vaka‘ı üzre takrîr ederler. Hemân İskender Bismillah ile bu Demirkapu kurbunda Bahr-i Haraz kenarında üstâd-ı kûhken ve nakkâblara mühimmât ve levâzımâtlar verüp yetmiş gün ka‘r-ı zemînde yedi bin adım zemîn içre giderler. Cümle hukemâ-yı kudemâ "Yâ İskender! Sen sedd-i Ye’cûc'ü binâ etmeğe me’mûr edin, buna me’mûr değilsin ve buna mübâşeret etmen tûl-i emeldir. Gerçi bu Bahr-i Haraz ile Bahr-i siyâhın mâbeyni dağlar aşup piyâde âdem üç günde reh-revlik edüp varır. Lâkin kûh-ı Elburz dâmeninde yalçın çakmak taşlı kayalar vardır. Anlara tîşe urup nakb edince niçe bin hazîne telef olup ömre zamân ister. İlm-i nücûm üzre sizin müddet-i hilâfetinize otuz iki sene vardır. Şimden sonra taraf-ı Hakka yönelin ve dahi enfa‘ işler vardır, anı eylen" deyü cümle hukemâ, İskender'in Bahr-i Haraz'ı Karadeniz'e mahlût etmemesine zâhib olup Karadeniz'i İslâmbol boğazından kesüp Üsküdar ile Sarâyburnu'ndan aşağı Makedonya şehrin gark etdirip ve Kaydefâ şehirlerin gark-ı âb etdirmeğe sevk ederler. Hikmet-i Hudâ İskender dahi ol gice bir muhavvif vâkı‘a görüp Bahr-i Haraz'ı Karadeniz'e halt etmeden ferâğat edüp yine cümle hukemânın re‘yiyle İskender-i Kübrâ bu Demirkapu'dan yedi konak Dağıstân dağları içre Karadeniz'e varınca üç kat rasîf sedd-i İskender ve üç kat handak-i azîm çeküp Bahr-i Haraz ile Bahr-i siyâhın mâbeynin sedd etmişdir kim şark cânibinde İrân u Tûrân kavmi, garb cânibinde Deşt-i Kıpçak kavmi ve Benî Asfer ve Sal‘ât ve Kırım ve Rus-ı menhûs tâ’ifesi mâbeynlerinde hudûd etmişdir kim hâlâ kûh-ı Elburz içinde ve Irak-ı Dâdyân dağlarında üç kat dîvâr ve üç kat handak hafr-i azîmi bu hakîr Evliyâ-yı pür-taksîrin manzûru olmuşdur. Ekseriyyâ Kırım'dan Kumuk diyârına giden hânlar im‘ân-ı nazar ile nazar etse ma‘lûmları olur. Bir rivâyetde İskender binâ etdüğü bu sedd-i rasîfdir, derler. Ammâ İskender hılâfetinden vilâdet-i Resûlullah'a gelince bi-kavli Muhammed ibn İshak 882 sene idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 315b–316a ·
metinde göster ·
… dir. Sûru harâbdır ammâ şehri imâr-ı kâmyâbdır. Medînesinin cümle etrâfı handak
hafr-i
türâbdır ve cânib-i eknâfı çâr-deh bâbdır. Derveze-i Kâşân ve derveze-i şehr-i …
{Mevlûd-i Nebî'nin} sene 6 târîhinde bânîsi Enûşirvân-ı âdil ümerâlarından Hâtem-i Tay-yi Arabî'nün karındaşı Emîr Cerbân Kan binâsı olduğundan Cerbân Kan nâmıyla meşhûr bir şehr-i ma‘mûrdur. Kavm-i Moğol bu şehre Kan derler. Lisân-ı Çîn'de kan hâkime derler. Hâlâ bu şehr-i Cerbân Kân, hâk-i Irâk'da ve hükm-i Şâh-ı Acem'de Kâşân eyâletinde başka sultânlıkdır kim bin güzîde nökere mâlikdir. Sûru harâbdır ammâ şehri imâr-ı kâmyâbdır. Medînesinin cümle etrâfı handak hafr-i türâbdır ve cânib-i eknâfı çâr-deh bâbdır. Derveze-i Kâşân ve derveze-i şehr-i Sâve ve derveze-i şehr-i Rey ve derveze-i şehr-i Demâvend ve derveze-i Bağdâd ve derveze-i şehr-i Deylem ve derveze-i şehr-i Şehribân ve derveze-i Isfahân-ı nısf-ı cihân ve derveze-i Derteng ve derveze-i şehr-i Kum ve derveze-i şehrü'l-Mut ve derveze-i (---). Hulâsa-i kelâm cümle on dörd kapusu vardır. Bu kapular dâhilinde olan bir şehr-i müzeyyendir kim cümle yedi bin hâne-i âbâdândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 323b ·
metinde göster ·
… ücle'nin Sürremin'den gelen yerin sed eyleyüp bir menzil Şatt'ın bâlâsından bir
hafr-i
azîm açup kendü mâlından kâmil bin kise harc edüp elli bin kadar Arab u Urbân v …
Ve nehr-i Dücle, bu nehirden birkaç tur‘a-i azîm münşa‘ib olduğundan nehr-i Düceylân dahi derler. Ammâ bu nehrin mahreci zamân-ı kadîmde Bağdâd'a evvel varup gördüğümüzde nehr-i Şatt'dan çıkdığı mahal Sürremin Rey nâm mahalden aşağıda Şatt'dan ayrılup niçe kurâ vü kasabâtları reyy edüp ba‘dehû Batâyıh nâm nevâhîlerin altında ve cânib-i şarkîsinde ve taraf-ı garbîsinde bu nehr-i Dücle'den tur‘alar ayrılup müdün-i Furât'a müştemil küre-i kebîre kendlerin saky edüp çölde gâyip olur ya‘nî vücûd-ı âbdan eser kalmaz, ammâ şimdi Murtezâ Paşa efendimiz bu temâşâ etdiğimiz mahalde bu nehr-i Dücle'nin Sürremin'den gelen yerin sed eyleyüp bir menzil Şatt'ın bâlâsından bir hafr-i azîm açup kendü mâlından kâmil bin kise harc edüp elli bin kadar Arab u Urbân ve Kürd ü Türkman kavmine mâl-ı firâvân bezl eyleyüp bu kadar ummâl-i bennâlar ile yedi ayda bu nehr-i Dücle tur‘asın müceddeden minâre kaddi kazup deryâ-misâl nehr-i Şatt'ı bu nehr-i Dücle hafrine akıdup Deşt-i Kerbelâ'yı seylâb etdirüp bu nehrin yemîn ü yesârına üç yüz pâre kurâlar iskân etdirüp hâk-i Irâk'ı hulefâ asrından ziyâde âbâdân edüp Düceylân hâkimi nâm bir mîr-i benâm nasb edüp bu imâr olan kurâlardan hâlâ pâdişâha beher sene beşer yüz kise ve üç yüz kise vâlî-i Bağdâd'a ve yüz kise hâkim-i Düceylân'a tahsîl olur bir nehr-i azîm oldu. Ammâ bu nehr-i Dücle'nin cânib-i şarkîsine nehr-i Ehvâz'dan gayrı ulu nehirler karışmaz. Cümleden evvelki nehr-i Ehvâz'dır. Ammâ Şatt'ın cânib-i garbîsinde nehr-i Şatt'a bî-hadd ü bî-pâyân sular mahlût olur. Hatta cümle keştîbân-ı Şatt-ı Furât kavilleri üzre bu "Nehr-i Şatt'a bin aded enhârdan ziyâde mahlût olur." deyü kelekçi Hacı Hüsâm bir ihtiyâr-ı benâm eyle takrîr eyledi ve sahîh söyledi. Zîrâ anlar mellahân-ı Şatt u Furât'dır. Bu nehreyn-i azîmeynin kûçe-be-kûçe umkunu ve sayını ve kurb [u] bu‘dunu cümle kırât be-kırât bilirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 344b ·
metinde göster ·
… küçük varoşu var, ol cânibde bir kesme kaya sehel handakı çâh-ı gayyâ-misâl bir
hafr-i
amîkdir. Gâzî Porça zamânında böyle küçük kal‘adan bin aded güzîde bahâdır gâzî …
Ancak garb tarafında bir küçük varoşu var, ol cânibde bir kesme kaya sehel handakı çâh-ı gayyâ-misâl bir hafr-i amîkdir. Gâzî Porça zamânında böyle küçük kal‘adan bin aded güzîde bahâdır gâzîler pür-silâh ve cürd atlı çıkup ol vilâyetlere ve Belgrad'a "El-amân" dedirüp Tuna kenârında esbâb yaykayan kızları alup şâhin yuvasına gelir gibi Havâle'ye gelirlermiş ve hâlâ ol gâzîlerin odaları kal‘a içre kat-ender-kat küçük küçük daracık odacıklardır kim cümle mücerredler imiş, aslâ evliler değillermiş, ammâ cümlesi yetmiş tasdan geçmiş semm-i helâhiller imiş, lâkin hâlâ odaları günden güne vîrân olmadadır, zîrâ bu kal‘a şimdi iç elde olmak ile amâr etmeğe muhtâc değildir, ammâ yine dizdârı ve elli aded müsellah neferâtları ve kifâyet mikdârı cebehânesi ve birkaç şâhî topları ve bir câmi‘i ve zîbâ su sarnıçları ve beş aded hânesi var, havlısı gâyet daracıkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 32a ·
metinde göster ·
azîmdir. Cümle top mazgalları handaka nâzırdır, zîrâ bu ağaç kal‘alarda düşmanl …
Ve handakı gâyet amîk ve arîz ve sa‘b hafr-i azîmdir. Cümle top mazgalları handaka nâzırdır, zîrâ bu ağaç kal‘alarda düşmanlar geldikde handaklarından korkarlar. Anıniçün bu kal‘anın handak kenârında bir kat direklerden dâ’iren-mâdâr şarampav meterisleri var. Düşmanlar handaka gelmesin içün bir hayli zamân bu şarampavlarda cümle gâziyân ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 72a ·
metinde göster ·
… cemî‘i kenîselerin içlerinde olan lâşe-i murdârların çıkarup bâğlar içinde bir
hafr-i
ma‘lûme lahd etdiler.
Ve cümle burc [u] bârûları üzre cemî‘i ulemâ ve e’imme ve hutabâ ve mü’ezzinânlar çıkup niçe bin yerde ezân-ı Muhammedîler verilüp yedi nevbet cemî‘i guzât-ı müslimîn gülbâng-ı Muhammedî çeküp yedi yaylım toplar ve yedi yaylım tüfengler atılup zemîn ü âsumân dir dir ditreyüp yedi gün yedi gece feth [ü] fütûh donanması fermân olunup cemî‘i kenîselerin içlerinde olan lâşe-i murdârların çıkarup bâğlar içinde bir hafr-i ma‘lûme lahd etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 77b ·
metinde göster ·
… ka hisâr-ı üstüvârdır. Dâ’iren-mâdâr cirmi bin adımdır. Handakı toprakdan kesme
hafr-i
amîk ve arîzdir.
Sene 950 târîhinde Lala Mustafâ Paşa binâsıdır. Mâtakaddem bu kal‘ayı kefere zamânı Osmânlı havfinden dağlar içinde binâ etmişler. Hâlâ eser-i binâları bir püşte-i âlî üzre âsâr-ı binâ-yı harâbesi nümâyân idi. Ammâ Üstürgon yoluna muhâlif olmağile Lala Paşa ol kal‘ayı bu sahrâ-yı çemenzârda inşâ etmişler, ammâ hakkâ ki mahallinde etmişler. Çâr-kûşe üç kat çit palanka hisâr-ı üstüvârdır. Dâ’iren-mâdâr cirmi bin adımdır. Handakı toprakdan kesme hafr-i amîk ve arîzdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 91a ·
metinde göster ·
… ya üzre üstü vâsi‘ her tarafı çâh-ı gayyâ zemînde olmak ile üç tarafında handak
hafri
yokdur. Ancak kıble tarafında kesme handakı vardır. Ve bu kal‘a içre yalçın kay …
Ve bir câmi‘i ve dizdârı ve iki yüz aded neferâtları vardır. Ve müstevfâ cebehânesi ve yahşı topları vardır. Ve bu kal‘a yumurta gibi bir yalçın kaya üzre üstü vâsi‘ her tarafı çâh-ı gayyâ zemînde olmak ile üç tarafında handak hafri yokdur. Ancak kıble tarafında kesme handakı vardır. Ve bu kal‘a içre yalçın kayadan kesme bir âb-ı hayât kuyusu vardır, Tuna'dan suyu gelir derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 97b ·
metinde göster ·
azîm kazdırup cümle bin altmış aded şehîdânın henüz bir gün bir geceden berü ka …
Bu kıssa-i pür-hisseden Sadrıa‘zam hissedâr ve haberdâr olunca hemân ale's-sabâh cemî‘i şühedâlarımızın na‘şe-i münevverelerin sahrâ-yı Ciğerdelen'de buldurup cümle Üstürgon tarafına getirdüp serâperde-i Berhayâ kurbunda Süleymân Hân depesi zeylinde bir hafr-i azîm kazdırup cümle bin altmış aded şehîdânın henüz bir gün bir geceden berü kanları revân olarak Ordu Monlası Ünsî Efendi cenâze-i şehîdân-ı gâ’ibân namâzına muktedâ olup iki kerre yüz bin aded guzât-ı muvahhidîn şehîdân namâzına bir kümeden hâzır olup {namâz-ı şehîdân kılınup} cümle şühedâyı biri biri üzre balık istifi gibi yığup defn etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 107b ·
metinde göster ·
… ârların cümle derûn-ı câmi‘den çıkarup bîrûn-ı kal‘ada eski gûristânlarında bir
hafr-i
amîk kazup anda ilkâ etdiler.
Ve Sadrıa‘zam ve cümle vüzerâ ve a‘yân-ı dîvân kal‘a-i Uyvar içre seyr [ü] temâşâ-yı deverân ederek bizzât pâdişâh-ı âlem-penâh içün bir câmi‘ inşâ etmek içün tecessüs ederek cümleden ma‘mûr u müzeyyen vâsi‘ ve mükellef ve münâsib çârsû-yı bâzâr yerinde âyîn-i millet-i Mesîhiyye edecek düyûrların metîni Macarların kenîsesi cümleden binâ-yı azîm olmağile ale'l-ittifâk pâdişâh-ı âlîcâh içün câmi‘ olmasın elyak görüp ol ân bu ma‘bedgâh-ı muzlimi çirk-i şirkden ve televvüsât-ı müşrikden pâk ü pâkîze edüp zîr-i zemînlerinde olan cîfe-i murdârların cümle derûn-ı câmi‘den çıkarup bîrûn-ı kal‘ada eski gûristânlarında bir hafr-i amîk kazup anda ilkâ etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 121a ·
metinde göster ·
Anlar bizden ahvâl-i savaşı su’âl edüp biz de kazıyye-i mâcerâyı bir bir takrîr etdikde Allâh anlardan ve serdârları Sührâb Mehemmed Paşa'dan Hak râzı ola. Bu sahrâda ne kadar şühedâlar var ise cümlesin bir yere cem‘ edüp iki yerde hafr-i azîmler kazup cümle şühedâların namâzların kılup ceng mahallinde defn edüp Sadrıa‘zam ordusuna elhamdülillâh sıhhat ile dâhil olduk. Cenâb-ı Allâh'a bin bin hamd [ü] senâlar etdim, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 125b ·
metinde göster ·
… bu kal‘anın gird-â-girdi serâpâ yalçın kesme kaya handak-ı amîk ü arız ü mehîb
hafr-i
azîmdir.
Manzara-i aşağı kal‘a-i Şikloş: Cümle üç kat kal‘adır ve cümle on yedi aded Şeddâdî kaya kulle-i serâmedlerin tâ zirve-i a‘lâları sivri sivri tahta örtülüdür kim Sührâb Mehemmed Paşa Kanije vâlîsi iken bu kulleleri tahtalar ile örtmüş gâyet metîn ebrâclardır. Ve her kulle mâbeyni kâmil yüzer adımdır. Bu hisâb üzre aşağı kal‘anın dâ’iren-mâdâr cirmi bin yedi yüz aded hatvedir. Ve bu kal‘anın gird-â-girdi serâpâ yalçın kesme kaya handak-ı amîk ü arız ü mehîb hafr-i azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 171b ·
metinde göster ·
… vü berâyâlar üşüp üç gün üç gecede taburun handakların ke'l-evvel doldurup bir
hafr-i
sa‘îrden nâm u nişân kalmadı.
Hattâ biz de ol gün on tokuz aded balyemez toplar ve yigirmi aded kolumburuna toplar ve kırk aded şâhî toplar bırağup gayri şâhîleri at arabalarıyla götürmüş. Anların da niçesin Tatar askeri bırakdırmış ve kırk bin top güllesi ve üç yüz araba bârûd-ı siyâh ve altı bin aded kumbara ve sâ’ir cebehânelerin envâ‘ların Hudâ bilir. Cümle bu cebehâne mühimmâtları ve sâ’ir hazâ’inleri ve tabur etrâfında olan kerasteleri cümle kal‘a-i Kanije'ye taşıyup hıfz etdiler. Ve Yentür Hasan Paşa'nın re’y [ü] tedbîriyle küffâr taburuna cemî‘i asâkir-i İslâm ve bu kadar re‘âyâ vü berâyâlar üşüp üç gün üç gecede taburun handakların ke'l-evvel doldurup bir hafr-i sa‘îrden nâm u nişân kalmadı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 179b ·
metinde göster ·
… k idi, ammâ dîvâr üzre niçe kerre yüz bin şeytanatlardan mâ‘adâ dîvâr üzre yine
hafr-i
amîk handaklar var idi ve rahnedâr olan yerlerde dahi göz görmemiş ve akıl ihât …
Hikmet bu kim kal‘anın der [ü] dîvârında yürüyüş edecek rahnedâr yerleri çok idi, ammâ dîvâr üzre niçe kerre yüz bin şeytanatlardan mâ‘adâ dîvâr üzre yine hafr-i amîk handaklar var idi ve rahnedâr olan yerlerde dahi göz görmemiş ve akıl ihâta etmemiş hiyel ü şeytanatlardan kal‘a dîvârı üzre kuş uçmazken hemân cümle serdengeçdiler "Allâh Allâh" deyüp mûr [u] zenbûr-vâr kal‘aya üşüp çengâller ile çıkarak ve asker biri biri üzre kal‘aya tırmaşarak küffâra aslâ ve kat‘â göz açdırmayup bi-fazlillâhi Ta‘âlâ kal‘anın der [ü] dîvârı ve tabyaları üzre alem-i Resûl dikildiği ân hamd-i Hud[â] yine bu hakîr ezân-ı Muhammedî okuyup kılıcım elimde kalup cümle guzâtı cenge tergîb ederek gülbâng-ı Muhammedîler çekilerek küffâra kılıç urarak tâ kal‘a içine varınca küffârı kovarak ve kırarak tâ nehr-i Morava kenârına varınca küffârı kırdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 187b ·
metinde göster ·
… akıdup âbâdân etmek içün yedi yıl kazmış, ammâ garîb ü acîb temâşâgâhdır kim bu
hafr-i
azîmi gören âdemün aklı gider, zîrâ makdûr-ı beşer değildir. Ba‘dehu bir re‘âyâ …
Bir mu‘azzam Macar köyüdür, ammâ Hatvan nevâhîleri köyüdür. Bu mahalde bir azîm handak vardır. Bir ucu cânib-i garbda Tuna kenârında Vaç kal‘asındadır. Bir ucu Egre altından dolaşup nehr-i azîm Tise'ye varır dayanır. Meğer bir kral-ı dâl Egre sahrâlarına Tuna'yı akıdup âbâdân etmek içün yedi yıl kazmış, ammâ garîb ü acîb temâşâgâhdır kim bu hafr-i azîmi gören âdemün aklı gider, zîrâ makdûr-ı beşer değildir. Ba‘dehu bir re‘âyâ yedi yıl bu handakı kazmadan cânına geçüp elindeki kazma ile kralın ser-i bî-devletin kazup uran kâfirin de vücûdı defterin sahîfe-i rûzgârdan kazup hâlâ handak mu‘attal olup hâli üzre durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 35a ·
metinde göster ·
… Elburz üstünden bir sedd-i calender çekmiş. Hâlâ eser-i binâları ve gayyâ-misâl
hafr-i
handakları zâhirdir. Ve Gürcistân tarafında Lezgi dağı bu Sedd-i İskender'e kar …
Bu kûhdan cenûba yokuş aşağı Karadeniz sâhilinde nehr-i Faşa altı konak yerdir. Altı konak dahi Karadeniz'in Faşa boğazıdır. Bu kûhdan Karadeniz'e varınca on iki konak yerdir. İskender-i Kübrâ bu on iki konak yeri Bahr-i Harez'den tâ Bahr-i Siyâh'a varınca bu kûh-ı Elburz üstünden bir sedd-i calender çekmiş. Hâlâ eser-i binâları ve gayyâ-misâl hafr-i handakları zâhirdir. Ve Gürcistân tarafında Lezgi dağı bu Sedd-i İskender'e karîb ve kûh-ı Elburz'a muttasıl, o da bir cebel-i bâlâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 159a ·
metinde göster ·
… n'ı binâ edüp hükmünde olan pâdişâh askerlerin cem‘ edüp bu Irâk-ı Dâdyân'a bir
hafr-i
azîm ve amîk handak kazmışdır kim gûyâ derk-i esfeldir.
Dördüncü Irâk bu Irâk-ı Dâdyân'dır kim {ibtidâ bânîsi ba‘de't-Tûfân Menûçehr Şâh yüz yigirmi yıl pâdişâh olup Mûsâ Nebî asrında bu Irâk-ı Dâdyân'ı binâ edüp hükmünde olan pâdişâh askerlerin cem‘ edüp bu Irâk-ı Dâdyân'a bir hafr-i azîm ve amîk handak kazmışdır kim gûyâ derk-i esfeldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 160b ·
metinde göster ·
… nli kalın dîvârdır. Ve bu tarafı yedi kulaç derin ve elli arşın enli bir ka‘r-ı
hafr-i
azîm handakdır kim bu taraf dîvârları ve dahi handak altları tâ ka‘r-ı zemînde …
Ve kal‘a-i Azak nehr-i Ten kenârında çâr-kûşe şekl-i murabba‘ yalın kat Şeddâdî seng-binâ kal‘a-i ra‘nâdır kim cirmi dâ’iren-mâdâr kâmil mi‘mâr arşını ile dörd bin arşındır. Kıble cânibi sehel havâleli topraklı bayır üzre yalın kat sa‘b dîvâr-ı metîndir kim yigirmi ayak enli kalın dîvârdır. Ve bu tarafı yedi kulaç derin ve elli arşın enli bir ka‘r-ı hafr-i azîm handakdır kim bu taraf dîvârları ve dahi handak altları tâ ka‘r-ı zemînde suya enince dîvârları lağım üzre durur. Ve dîvârlarının esâsları tahte's-serâya varınca su üzre ıskara rıhtım üzre temelleri kâr-ı Freng-i pür-ceng binâsıdır. Ammâ bu kal‘anın maşrık ve mağrib tarafında handakı sarpdır, zîrâ bu kal‘anın ziyâde havfi bu taraflarından olmak [ile] dîvârları sâfî rıhtım Şeddâdî on beş kulaç âlî dîvârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 184a ·
metinde göster ·
… şâhrâh sehel olmağa sebeb olur. Hâlâ ol kal‘aların esâs-ı ayırma(?) yerleri ve
hafr-i
azîmlerin yerleri râygân durur.
Hikmet-i Bârî İşpanya kralı bin yedi yüz pâre gemiyle vilâyet-i Mora üzre gelüp bu diyâr-ı Mora'yı kabza-i tasarrufa alup mezkûr olan on pâre kal‘aları münhedim edüp ve iki deniz mâbeyninde kesilen boğazı ve handakları doldurup Mora cezîresinin hılkati üzre karaya muttasıl edüp Âl-i Osmân'a şâhrâh sehel olmağa sebeb olur. Hâlâ ol kal‘aların esâs-ı ayırma(?) yerleri ve hafr-i azîmlerin yerleri râygân durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 259a ·
metinde göster ·
… lâyetine giderken yere geçen zemîni görmek müyesser olup azamet-i Hudâ eyle bir
hafr-i
azîm idi kim tâ çâh-ı gayyâ-misâl ka‘r-ı zemîni görünmez bir derk-i esfel idi. …
Hattâ bir gün bir gece bu Santoron cezîresinde eyle toplar atıldı kim Leh vilâyetinde bir şehir yere geçdi ve Maskov diyârında Heyhât sahrâsının bir mahalli yere geçmiş. Bu abd-i hakîr Dağıstân pâdişâhı Sultân Mahmûd Hân-ı Şemhâl'den izin alup Maskov vilâyetine giderken yere geçen zemîni görmek müyesser olup azamet-i Hudâ eyle bir hafr-i azîm idi kim tâ çâh-ı gayyâ-misâl ka‘r-ı zemîni görünmez bir derk-i esfel idi. Âhır-ı kâr bu hafrin yedi konak çevresin deverân edüp gûyâ cehennem derelerinden bir hafr-i azîm idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 330a ·
metinde göster ·
… ı kâr bu hafrin yedi konak çevresin deverân edüp gûyâ cehennem derelerinden bir
hafr-i
azîm idi.
Hattâ bir gün bir gece bu Santoron cezîresinde eyle toplar atıldı kim Leh vilâyetinde bir şehir yere geçdi ve Maskov diyârında Heyhât sahrâsının bir mahalli yere geçmiş. Bu abd-i hakîr Dağıstân pâdişâhı Sultân Mahmûd Hân-ı Şemhâl'den izin alup Maskov vilâyetine giderken yere geçen zemîni görmek müyesser olup azamet-i Hudâ eyle bir hafr-i azîm idi kim tâ çâh-ı gayyâ-misâl ka‘r-ı zemîni görünmez bir derk-i esfel idi. Âhır-ı kâr bu hafrin yedi konak çevresin deverân edüp gûyâ cehennem derelerinden bir hafr-i azîm idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 330a ·
metinde göster ·
… kralları anı kesüp deryâ akıdup Mora cezîre olmuş. Ammâ hâlâ mürûr-ı eyyâm ile
hafri
dolup kara olmuşdur. Ammâ yine yedi yüz elli mîl cezîre add olunur. Ve on sekiz …
Cezîre-i Mora: Cânib-i erba‘ası deryâdır. Lâkin Gördüs nâm kal‘ası cânibinde bir deryâdan bir deryâya sekiz bin adım karadır. Mâ-tekaddem selef kralları anı kesüp deryâ akıdup Mora cezîre olmuş. Ammâ hâlâ mürûr-ı eyyâm ile hafri dolup kara olmuşdur. Ammâ yine yedi yüz elli mîl cezîre add olunur. Ve on sekiz Kahkahâ-misâl kal‘ası ve yetmiş limanı var, bir vâsi‘ cezîredir. İbtidâ Ebü'l-feth fethidir ve nısfı Bâyezîd-i Velî fethidir ve üçüncü Süleymân Hân fethidir, tamâm. Ve bu cezîrenin kıblesi cânibinde Termiş kal‘ası önünde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y124a ·
metinde göster ·
… tahrîr eylemişlerdir. Ve birkaç yerde hakîr Nîl'in kadîm a’sârda cereyân etdüği
hafr-i
azîmleri görmüşüz. Ve zamân-ı evvelde Şellâl'in bu İsvân tarafı ol kadar ma‘mûr …
Ba‘dehu Nîl cereyânı sebebiyle arâzî-i Mısır ma‘mûr oldu, Habeş ve Mağrib zemînleri harâb çöl oldu. Cümle müverrihler bu kavl-i sahîh üzre tahrîr eylemişlerdir. Ve birkaç yerde hakîr Nîl'in kadîm a’sârda cereyân etdüği hafr-i azîmleri görmüşüz. Ve zamân-ı evvelde Şellâl'in bu İsvân tarafı ol kadar ma‘mûr imiş kim hadîka-i ravza-i cinânları İsvân ile müşâ imiş. Hâlâ bunda dahi niçe kerre yüz bin imâretler alâmeti vardır. Ferâ‘ineler ve kehenelerine ve seherelerine Hazret-i Mûsâ bed-du‘âsı sebebiyle âye[t]: Arapça nass-ı mâ-sadakına mazhar olup Y 389a harâb olmuşdur. Hâlâ iki yüz hâne-i ma‘mûr harâbistân içinde âbâdân büyûtlar vardır. İki câmi‘-i azîmi âsârları vardır. Yine cemâ‘atden hâlî değildir, lâkin sâyir cevâmi‘ler gibi ma‘mûr u müzeyyen değildir. Biri Deyr-i Seyf-i Zülyezen câmi‘idir, biri Hazret-i Ömer câmi‘idir. Andan gayrı imâret ve hân u hammâm ve çârsû-yı bâzâr yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y388b–Y389a ·
metinde göster ·
… mmü'l-kıyâs'dan tâ Kademü'n-Nebî'ye varınca seksen bin zirâ‘-ı melikî yerde bir
hafr-i
azîm kazup yetmiş seksen bin âdem ve on bin câmûs borc(?) cürâfayı çeküp derk-i …
Ba‘dehu Hüseyin Paşa efendimiz iki sene kâmil mutasarrıf olup niçe adl [u] adâlet edüp eyâlet-i Mısır'da eyle emn [ü] emân-ı Osmâniyân olup eyle ganîmet oldu kim ta‘bîr olunmaz. Ve Ümmü'l-kıyâs'dan tâ Kademü'n-Nebî'ye varınca seksen bin zirâ‘-ı melikî yerde bir hafr-i azîm kazup yetmiş seksen bin âdem ve on bin câmûs borc(?) cürâfayı çeküp derk-i esfel-misâl hafrden Nîl'i Eski Mısır önünde Bulak şehrine cereyân etdirüp anbâr-ı Yûsuf önüne bî-bâk ü bî-pervâ gılâl gemileri gelüp yanaşırlar idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·