sekiz gününde on dörd bâzâr durur. Meselâ Cum‘abâzârı ve Salıbâzârı ve Çehârşen …
Bu devâ otcuları gâyet çokdur. İslâmbol içre haftanın sekiz gününde on dörd bâzâr durur. Meselâ Cum‘abâzârı ve Salıbâzârı ve Çehârşenbebâzârı ve Sebtbâzârı günlerinde bu otcular bâzâr kurup labada kökü ve güneyik kökü ve lisân-ı sevr kökü ve hayyı'l-gârikûn kökü ve miyan kökü ve zâter kökü ve niçe bin isimli devâ otların cem‘ edüp ispençer attârlarına mezkûr otları satup kâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 197a ·
metinde göster ·
… ded kılâ‘ kullarına ve sâ’ir erbâb-ı vezâ’ife vazîfe-i mu‘ayyenelerin verüp üst
haftanıyla
paşa dîvânına gelmeğe me’mûrdur. On birinci zâbit, çavuşlar kethudâsıdır. On ik …
İkinci hâkimi örfî, yukaru kal‘ada dergâh-ı âlî yeniçerilerinin haseki ağalarından bir müte‘azzım yeniçeri ağasıdır. Zamânımızda Deli Abdî Ağa nâm bir ağa-yı hümâm idi kim altı odada üç bin yeniçeriye hâkim idi. Üçüncü hâkim ağa, başçavuşdur. Dördüncü yeniçeri efendisidir, beşinci cebecibaşıdır kim üç odada bin aded cebeciye hâkimdir. Altıncı, topçubaşıdır kim iki odada bin aded topçulara hâkimdir. Bunlar kerr ü ferr ü dârâtları müte‘azzım Âsitâne ağalarıdır kim her Cum‘a alây ile paşa dîvânına gelirler. Yedinci hâkim, paşa kethudâsıdır, sekizinci paşa müsellimidir, dokuzuncu paşanın şehir subaşısıdır. Onuncu pâdişâhın mâl defterdârı Şânî Efendi'dir kim hâssı 64.870 akçedir. Yüz elli aded tevâbi‘iyle yedi yüz kalemden mâl-ı pâdişâhî tahsîl edüp yetmiş aded kılâ‘ kullarına ve sâ’ir erbâb-ı vezâ’ife vazîfe-i mu‘ayyenelerin verüp üst haftanıyla paşa dîvânına gelmeğe me’mûrdur. On birinci zâbit, çavuşlar kethudâsıdır. On ikinci çavuşlar emînidir. On üçüncü çavuşlar kâtibidir. On dördüncü tîmâr defterdârıdır. On beşinci defter emînidir. On altıncı rûznâmecidir. On yedinci muhâsebecidir. On sekizinci mukâta‘acıdır. On dokuzuncu menkûfâtçıdır. Mezkûr dokuz aded dîvân halîfeleri taraf-ı pâdişâhîden ru’us-ı hümâyûn ile mutasarrıf hâkimlerdir kim kânûn-ı Süleymân Hân üzre ze‘âmetleri hâssı 60.999 akçedir. Bunlar dahi paşa ile sefer eşmek kânûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 253b ·
metinde göster ·
… zî-kıymet havâyic ü dîbâ ve şîb ü zerbâf ve harîr-i zer-dûz hil‘atler ve çerkâb
haftanlar
ve sâhib-i kârhâne içün mülûkâne eşyâlar var idi kim her kim gördü ise çeşm-i i …
Evvelâ otakda yine ale's-seher âdem deryâsı cem‘ olup meydân-ı muhabbete kâmil iki yüz aded mâl-â-mâl ayaklı ve ayaksız deve sandûkaları çıkdı. Ekseriyyâ levha-i servden idi ve dahi çoğu Haleb şehrinin sepet sandûkları idi. Ammâ niçesi hân mühriyle ve niçesi hânın A‘lâ Hanım sultân mühriyle niçesi cevârîler mühriyle cümle mukaffel ve memhûrlu sandûkçalardır. Yine ke'l-evvel Van monlâsı ve Bitlîs kadısı ve a‘yân-ı Bitlîs huzûrunda bir sanduğu küşâde edüp gûnâ-gûn zî-kıymet havâyic ü dîbâ ve şîb ü zerbâf ve harîr-i zer-dûz hil‘atler ve çerkâb haftanlar ve sâhib-i kârhâne içün mülûkâne eşyâlar var idi kim her kim gördü ise çeşm-i ibretleri hîrelendi ve niçe âdemler sad-lek tahsîn edüp dem-beste kaldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 277b ·
metinde göster ·
… ar ve tilki nâfesi kürkler geyerler. Fakîrü'l-hâlleri yine çuka libâs ve bogası
haftan
geyerler. Cümle re‘âyâsı şayak ve kırmızı ve beyâz abâ ve Boşnak kalpağı geyerl …
Der-fasl-ı libâs-ı merd-i meydân: Cemî‘i a‘yânları semmûr ve atlas ve hârâ geyerler. Vasatü'l-hâl olanlar sâd[e] çukalar ve tilki nâfesi kürkler geyerler. Fakîrü'l-hâlleri yine çuka libâs ve bogası haftan geyerler. Cümle re‘âyâsı şayak ve kırmızı ve beyâz abâ ve Boşnak kalpağı geyerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 115a ·
metinde göster ·
… vâhilinde sâkin olanlar esbâb yaykamağa aslâ sâbûn sürmeyüp niçe bin pîrehen ve
haftan
ve beyâz çârşeflerin gasl etdikde beyâz berk-i gül-misâli olur.
Ammâ eyle âb-ı hayât suyu var kim bir âdem bir kuzu yese bu âb-ı nâbdan nûş etse ol ân ol insân yine acığır. Tâ bu mertebe bir hâzımu'l-ifrât mâ-i zülâldir ve billûr gibi mücellâ ve berrâkdır. Ve sevâhilinde sâkin olanlar esbâb yaykamağa aslâ sâbûn sürmeyüp niçe bin pîrehen ve haftan ve beyâz çârşeflerin gasl etdikde beyâz berk-i gül-misâli olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 10b ·
metinde göster ·
… ay çavuşları ve ucbe-likâ heykel ile müsellah ve mükemmel zer-ender-zer nîmtâne
haftanlar
ve sîm ü zer mutalla‘ kemerler ve mükellef gümüş çevgân ve katîfe çerkâb düğme …
Andan bu asker içre altı çift alay çavuşları ve ucbe-likâ heykel ile müsellah ve mükemmel zer-ender-zer nîmtâne haftanlar ve sîm ü zer mutalla‘ kemerler ve mükellef gümüş çevgân ve katîfe çerkâb düğme şalvarlar ve başlarından gûnâ-gûn serbendler üzre sîmurğ-ı ankâ otağaları ve niçe gûne 54b ablak cığalar ve turna telleri ve şâhîn tellerin başlarına zeyn edüp atlarının başlarında dahi ablak çığçığalar ve gerdenlerinde zîller ve altı pâre geyim yancıklar cümle polad-ı Nahşivânîden olup bahrî hotaslar ve kaplan postları ile asker arasında çavuşlar na‘ra-i Allâhu Ekber sadâsın urarak ve cümle askere "İkişer ikişer ağalar" deyü na‘ralar urarak ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 54a–54b ·
metinde göster ·
… vü revende Asâkir-i İslâm'a emn-i tarîk olsun" deyü bu mahalle asker üşürüp bir
haftanın
içinde bu Fekte Batur kal‘asın müceddeden inşâ etdi kim hâlâ ma‘mûr olup kal‘a- …
Ba‘dehu sene 1071 târîhinde Serdâr Alî Paşa ile kal‘a-i Varat fethine gitdiğimizde bu mahalle Siyâvuş Paşa karındaşı Abaza Sarı Arslan Hüseyin Paşa Tımışvar eyâleti askeriyle meks edüp "Âyende vü revende Asâkir-i İslâm'a emn-i tarîk olsun" deyü bu mahalle asker üşürüp bir haftanın içinde bu Fekte Batur kal‘asın müceddeden inşâ etdi kim hâlâ ma‘mûr olup kal‘a-i Yanova ile kal‘a-i Varat mâbeyninde bir cây-ı emân palanka-i ehl-i îmân olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 85a ·
metinde göster ·
… p la‘l-gûn yanaklı ve turunc memeli bir duhter-i pâkîze-ahter edüp sıkma dârâyî
haftanlar
ile üsârâ tahtaları üzre oturdup kaçan bu câriye-i zâl-ı zamâne fertûte arz-ı c …
Ve bir ma‘rifetleri dahi yedi sekiz kerre vaz‘-ı haml etmiş memeleri tobra gibi sarkmış avretleri hammâma koyup ba‘de'l-hammâm yine gûnâ-gûn saçı kırpık(?) ve düzgünce ve ayva çekirdekleri ve şâb ve mazı ile yüzüne ve gözüne ve aşağısına mezkûr mu‘âleceleri edüp la‘l-gûn yanaklı ve turunc memeli bir duhter-i pâkîze-ahter edüp sıkma dârâyî haftanlar ile üsârâ tahtaları üzre oturdup kaçan bu câriye-i zâl-ı zamâne fertûte arz-ı cemâl etdikde elbette müşterînin biri bu müşterî-sıfat câriyeyi gördükde alup mülhid çukura düşer gibi düşüp bu câriye ay başında hayz gördükde câriyeyi alan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 134b ·
metinde göster ·
… kları ve ayaklarında sarı çizmeleri var. Niçesi harîr hil‘atler ve elvân boğası
haftanlar
ve harîr kuşaklar kuşanırlar. Ve at binüp tirkeş ve kılıç bağlanırlar. Lâkin ma …
Yine giydikleri koyun ve kuzu kürkleri ve başlarında Tatar kalpakları ve ayaklarında sarı çizmeleri var. Niçesi harîr hil‘atler ve elvân boğası haftanlar ve harîr kuşaklar kuşanırlar. Ve at binüp tirkeş ve kılıç bağlanırlar. Lâkin marâlî ve gazâlî Hoten âhûsu bâdemî gözlü müjgânları Tatar hadenkli-misâl siyâh kirpikli ve kemân ya[y] kaşlı geysûdâr hâl-i Hâşimîli pençe-i âfitâb-ı mehtâbe duhterleri ve kâlim havâtînleri olur.} Ta‘âmları yine talkan ve kurud ve yazma ve lahşa şorbası [ve] at eti ve at yelesi ve at kazısı, ya‘nî at egeği kemikleri basdırması ve darı ekmeği yerler. El-hâsıl yedikleri darı, geydikleri deri, evleri saz, kendileri nâ-sâz kavimdirler. Aslâ buğday ekmeği 147b yemezler ve su içmezler. Hemân boza ve maksima bozası içerler. Bu maksima bozası keyif vermeyüp ulemâ-yı Noğay içer, keskin bozaların yiğitleri içer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 147a–147b ·
metinde göster ·
… sları koyun yününden ve elvân bezlerden nigendeli ve iki peşli Acem libâsı gibi
haftanlar
geyerler. Ve niçe bini başlarında beyâz boğasıdın nigendeli sivrice kavuk geyer …
Ve cümle libâsları koyun yününden ve elvân bezlerden nigendeli ve iki peşli Acem libâsı gibi haftanlar geyerler. Ve niçe bini başlarında beyâz boğasıdın nigendeli sivrice kavuk geyerler. Ve başlarına beyâz dülbend sararlar ve ayaklarına sarı yassı taban pây-pûş, ya‘nî pabuç geyerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 164b ·
metinde göster ·
… eymiş idi. İçinde yine sığın yavrusu derisinden Özbek libâsı gibi peşli deriden
haftanı
var idi. Ve kuşağı at derisi kayışından idi. Ve çakşırı mâvî keçeden idi. Mest …
Bizzât Taysı Şâh ol şiddet-i şitâda sığın derisi kürkünü üzerine ters geymiş idi. İçinde yine sığın yavrusu derisinden Özbek libâsı gibi peşli deriden haftanı var idi. Ve kuşağı at derisi kayışından idi. Ve çakşırı mâvî keçeden idi. Mest yerine yine çakşırla yapılmış keçe idi. Başında kalpağı kırmızı tilki kürkünden olup üzeri bir beyâz deri idi. Lâkin kalpağının depesinde gûnâ-gûn harîr pâreciklerinden püskülleri olup aralarında yumurta kadar bir delikli elmâsı var idi. Oğlu Moyinçak Şâh dahi eyle libâs geymişdi, ammâ tâcı üzre püsküller ve elmâs taş yok idi. Bunlar pâdişâhlarına kendi ıstılâh lugâtları üzre Taysı Şâh derler. Oğluna ve vezîri makâmında olanlara Moyinçak Şâh derler. Obaları ve derimleri cümle deve yünü keçedendir. Ve cümle sığın ve kaplan ve at ve koyun postlarıyla döşeli bârgâhları var. Yanlarında tuzdan ve katrândan azîz ve lezîz bir şey yokdur. Kendüleri ve cümle hayvânâtları tuzsuz olmaz. Ve katrânı karıları zebat ve kala-misk yerine kulaklarının ardlarına sürerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 175b ·
metinde göster ·
… îr pârelerinden şekilleri çokdur. Ve niçe avretlerde Çîn ve Hıtâyî elvân bezden
haftan
sûzenkârlar gördüm. Yine ayaklarına keçe çakşır ve domuz derisinden pâbûç ve çi …
Bunlar dahi cümle kesdikleri hayvânın derilerin geyüp gezerler. Ve başlarına yine deriden kalpak geyüp at binüp mızrak kullanup kılıç kuşanup kocalarından ziyâde ceng ederler. Lâkin ba‘zı avretlerin kalpakları üzre harîr pârelerinden şekilleri çokdur. Ve niçe avretlerde Çîn ve Hıtâyî elvân bezden haftan sûzenkârlar gördüm. Yine ayaklarına keçe çakşır ve domuz derisinden pâbûç ve çizme geyerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 175b ·
metinde göster ·
… cümle yine Tatarlar gibi kalpak ve koyun ve kuzu derisi tonlar ve boğası elvân
haftanlar
geyerler. (---)
Der-kıyâfet-i kabâ-yı merdân: Cümle Âl-i Osmân tâ’ifesi gûnâ-gûn çukalar ve akmişe-i fâhireler geyerler, ammâ Karatayak kavimleri cümle yine Tatarlar gibi kalpak ve koyun ve kuzu derisi tonlar ve boğası elvân haftanlar geyerler. (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 186a ·
metinde göster ·
… r-kabâ-yı zenâne-i mahbûbe-i kirmân: Yine Rûm havâtînleri çuka ferrâce ve harîr
haftanlar
ve ayaklarında sarı iç edik ve sarı pâypûşlar geyerler, ammâ sokağa çıkmazlar v …
Der-kabâ-yı zenâne-i mahbûbe-i kirmân: Yine Rûm havâtînleri çuka ferrâce ve harîr haftanlar ve ayaklarında sarı iç edik ve sarı pâypûşlar geyerler, ammâ sokağa çıkmazlar ve çıkacak ve sokağa bakacak yerleri yokdur. Ammâ Karatayak Tatarı hâtûnları abâ ve koyun derisi kürkler ve başlarına gûnâ-gûn kalpaklar geyüp yüzleri açık gezerler, ammâ ehl-i ırzları yüzlerin nikâblar ile bürüyüp mestûre gezerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 186a ·
metinde göster ·
… hîm Paşa yanında meks edesin" deyü Kaplan Paşa'ya fermân-ı pâdişâhî varınca bir
haftanın
içinde ordu-yı İslâm içre bir alay ile geçüp tabl [u] nakkârelerin döğerek yigi …
"Sen ki kapudan paşasın! Emr-i şerîfim vüsûl buldukda cümle eyâletin askerinin erbâb-ı zu‘amâ ve erbâb-ı tîmâr ve azebistân ve kürekçiyân ve cemî‘i pâyzen forsa keferelerin ve cümle getirdiğin sipâh ve yeniçerilerin ve cebeciyân ve topçuyân ve kumbaracıyân askerlerin cümle mevcûd olan asâkir-i islâmları ve cümle mühimmât [u] levâzımâtları alup bir alay-ı azîm ile şâdımânlık ederek ordu-yı hümâyûna gelesin ve fermân-ı şehriyârî üzre kal‘a-i Hanya limanına kifâyet mikdâr asker ile cümle donanma-i hümâyûn gemilerin koyup Ankebût Ahmed Paşa'yı yerine kâ’immakâm eyleyüp Hanya'nın muhâfızı Ahmed Paşa ola. Ve ale'l-fevr Hanya'dan acele ile ordu-yı İslâma girirken bir ala[y-ı] azîm edüp top ve tüfengler atup gülbâng-ı Muhammedîler çekerek Göllük tarafında İbrâhîm Paşa yanında meks edesin" deyü Kaplan Paşa'ya fermân-ı pâdişâhî varınca bir haftanın içinde ordu-yı İslâm içre bir alay ile geçüp tabl [u] nakkârelerin döğerek yigirmi bin aded müsellah ve müretteb ve müzeyyen askeriyle ve on bin aded ayağı demir prankalı esîr pâyzenlerin ellerinde birer la‘l-gûn bayrakları ve bellerinde çapaları ve kazmaları ile ubûr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 296b ·
metinde göster ·
… ık sararlar. Ve dâ’imâ müsâfir ararlar. Ve çuka ferrâce ve mâvî ve neftî boğası
haftan
geyerler.
Ve her evde birer âb-ı hayât mâ’-i tâhir zâhirdir. Ve bu şehir dâmen-i kûhda vâki‘dir. Ammâ şimâl cânibi küşâde olmak ile âb [u] hevâsı letâfetinden mahbûb u mahbûbesi gâyet memdûhdur. Ve cümle halkı garîb-dostlardır. Ekseriyyâ Teke külâhı üzre sarık sararlar. Ve dâ’imâ müsâfir ararlar. Ve çuka ferrâce ve mâvî ve neftî boğası haftan geyerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y132b ·
metinde göster ·