"Pâdişâhlar huzûrunda ve cemî‘i edyânda kizb harâmdır. İşte lalana rû-be-rû söylerim, yüz elli âdem ile bu İpşir Paşa lalan Van'a vardıkda kal‘a kapuların sedd edüp kal‘aya komayup ‘zâlimsin’ deyü redd etdiler. Zîrâ intihâ-yı serhad bir cezîre yerdir, iki yüz âdemle varmağa tahammülü yokdur. Ve cevz-i ma‘dâdu yedi bin guruşdan mâ‘adâ bir îrâdı yokdur. Ol vilâyete beni hakâret içün gönderüp pâdişâhıma hilâf anlatmışlar" deyince hemân pâdişâh devât kalem getirdüp mübârek hatt-ı şerîfiyle "Üsküdar'dan Mısır'a ve Bağdâd'a ve Erzurûm'a varınca cümle Anatolu vilâyetlerinin menâsıb-ı âlîlerinin azl [u] nasbları elinde olup Van üzre serdâr-ı mu‘azzamımsın" deyü yarlığ-ı belîğ-i şâhî ile harc-ı râh beş kîse altun ve yüz katar deve ve yüz katar katır ve bir serâperde-i Süleymânî ihsân edüp iki semmûr hil‘at-ı fâhire ihsân edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 80b ·
metinde göster ·
… me ve geyme ve içme ve nân u nemeke ihânet etme ve hukûkun kesb etdüğin pîrlere
hakâret
nazarıyla nazar etme ve ulular önünde gitme ve sâbır ol ve hamûl ol ve komadığı …
Nasîhatnâme-i Pîr: "Ey oğul evvelâ harâma bakma ve yalan söyleme ve harâm yeme ve geyme ve içme ve nân u nemeke ihânet etme ve hukûkun kesb etdüğin pîrlere hakâret nazarıyla nazar etme ve ulular önünde gitme ve sâbır ol ve hamûl ol ve komadığın yere el uzatma ve emânete hıyânet etme ve fakru fahrî ile kanâ‘at eyle" deyüp bu gûne niçe pend ü nasîhatlar edüp ferzendinin gûşuna menkûş olmağiçün şâkirdinin sağ kulağın berk çeküp ensesine bir sille-i pehlivânî urup, "Ey oğul gâfil me-bâş gözün aç gün ahşamlıdır" deyüp Fâtiha deyüp cümle pîr-i pîrân [u] cüvân Fâtiha tilâvet oluna.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 149a ·
metinde göster ·
… ûsan bizim Melek Ahmed Paşa vezîrimiz hânımla dost ve kardaş olup hiçbir cânibe
hakâret
nazarıyla nazar eder mi?" deyü Tebrîz hânına inşirâh-ı sadr-ı derûn haberleri v …
Hakîr eyitdim: "Hânım Âl-i Osmân Oğuz tâ’ife vü minkaladır ve deryâ-misâl askere mâlik olduğundan hîle ve hud‘a nedir bilmez. Bir cânibe hâb-ı hargûş gösterüp bir tarafı urmağa tenezzül etmez ve hâdimü'l-Haremeyni'ş-şerîfeynliğe ol hîle-i bednâmı düşürmez. Ve cemî‘i zamânda Osmânlı ahid-şikenlik edüp bir düşmanının üstüne ale'l-gafle varmamışdır. İbtidâ sulha muğâyir bir pîşekârlık edeni evvel elçiler ile nâmeler gönderüp mudârâlar gösterir ve ‘Vaktine hâzır-bâş ol!’ deyü haber gönderir. Sonra deryâ-misâl asker ile kankı düşman ise üzerine çeküp intikâm alır. Yohsa hânım eğer Âl-i Osmân ve eğer vüzerâları evvel kendileri ahid-şikenlik etmemişlerdir. Husûsan bizim Melek Ahmed Paşa vezîrimiz hânımla dost ve kardaş olup hiçbir cânibe hakâret nazarıyla nazar eder mi?" deyü Tebrîz hânına inşirâh-ı sadr-ı derûn haberleri verdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 303a ·
metinde göster ·
… â’ir kapu yoldaşlarımız Paşa'dan bu sözü işidüp niçe ser-i kârda olanlar hakîre
hakâret
nazarıyla bakmağa başladılar. Bu hakîre,
Paşa {eydir}: "N'ola, kaşki Evliyâ, kapucular kethüdâlığımız kabûl etse. Evvel ve âhir mahrem-i râzımız ve kendü sıkaden akrabâmız" dedüğün sâ’ir kapu yoldaşlarımız Paşa'dan bu sözü işidüp niçe ser-i kârda olanlar hakîre hakâret nazarıyla bakmağa başladılar. Bu hakîre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 79a ·
metinde göster ·
… ı ma‘kûlâtlarımızı verirseniz ma‘kûldür ve illâ kânûnımıza ri‘âyet etmeyüp bize
hakâret
ederseniz ben bunda on yıl cümle tevâbi‘imle otursam şîr-i hurma ve kıtrınebât …
Eğer kânûnımız üzre beş yüz altmış aded âdemlerime birer kıyye ekmek ve birer vukıyye et ve beş yüz re’s atlarıma birer yem ve gayri harc-ı ma‘kûlâtlarımızı verirseniz ma‘kûldür ve illâ kânûnımıza ri‘âyet etmeyüp bize hakâret ederseniz ben bunda on yıl cümle tevâbi‘imle otursam şîr-i hurma ve kıtrınebât yedirüp cümlesine dîbâ ve şîb ve zerbâf geydirüp otururum ve siz bana iltifât etmediğinizi Sadrıa‘zama arz ederim. Sizin dahi elçinizi İslâmbol'da köpek yerine komayup rağbet ü iltifât ü i‘tibâr etmeyüp Galata'da meyhâneler içre pağurya ve yengeç ve kerevit ve sağorine ve midye ve istiridye nâm müzahrafâtları ve sümüklü böcekleri ve kaplıbağa ve ıhtapot balıkları yesin", deyüp hemân paşa eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 53b ·
metinde göster ·
… ısır'a gelince cümlesi helâk olur. İlâ hâze'l-ân eyle du‘â olmuşdur kim Mısır'a
hakâret
nazarıyla bakan hor u hakîr olur, adâlet eden, selâmet bulur. Beyt:
"Siz elem çekmen. Mısır Cenâb-ı Allâh'ın hıfz [u] emânındadır. Ve Kinânetullâh Mısır'dır. Ve Mısır'ın hıfz [u] hırâsetine necâyib ya‘nî nücebâ me’mûrlardır. Cümle yetmiş ricâlullâhdır. Anda zâlim ve fâsık ve muzır mahlûk mu‘ammer olmaz" buyururlar. Hakîkat cümle çekirge Mekke'den Mısır'a gelince cümlesi helâk olur. İlâ hâze'l-ân eyle du‘â olmuşdur kim Mısır'a hakâret nazarıyla bakan hor u hakîr olur, adâlet eden, selâmet bulur. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y14a ·
metinde göster ·
"Mısır Allâh'ın hıfz [u] emânındadır. Her kim Mısır'a ve ahâlîsine
hakâret
nazarın edüp zulm ederse ve ziyânkârlık ederse mu‘ammer olmaz. İmdi bu cerâd mu …
"Mısır Allâh'ın hıfz [u] emânındadır. Her kim Mısır'a ve ahâlîsine hakâret nazarın edüp zulm ederse ve ziyânkârlık ederse mu‘ammer olmaz. İmdi bu cerâd muzırdır, Mısır'a varınca helâk olur" buyurdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y234b ·
metinde göster ·
… mel‘ûn, tahkîk bu fakîre sen hasm-ı kavî imişsin kim bu fakîrin lâşesine böyle
hakâret
etdin. Bire mel‘ûn, nice diri etsen gerek. At ayağında pâymâl-i rimâl oldu" dey …
"Hay mel‘ûn, tahkîk bu fakîre sen hasm-ı kavî imişsin kim bu fakîrin lâşesine böyle hakâret etdin. Bire mel‘ûn, nice diri etsen gerek. At ayağında pâymâl-i rimâl oldu" deyü vâfir itâb etdi. Hemân pehlivân,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y421b ·
metinde göster ·