… e edâ eder sâhib-i tertîblerdir. Yüzden mütecâviz âşıkân-ı sâdıkânlardır. Hatta
hakîrden
sekiz ay Hıfz kırâ’ati üzre 267b Kur’ân-ı Azîm tilâvet etdiler. Bu âsitânenin …
Yedinci tâbûtu Dobruca krallığından İslâm ile müşerref etdüğü Alî Muhtâr bir tâbût alup bu maksad [u] merâmımız olan Keliğra kayalarında Ejderha mağarasında defn edüp Keliğra kayası nâmıyla iştihâr bulmuş kaya olmağıla Keliğra Sultân derler. Lisân-ı Latînde Keliğra ejder-i heft-sere derler. Fesahat-ı lisân-ı Latin'dir. Anınçün yedi kralda medfûn olup âsitâne-i sa‘âdetleri vardır. Üçü Âl-i Osmân hükmünde ulu âsitânelerdir. Ve her diyârda birer ismiyle müsemmâdır. Ammâ Rûm'da Baba Sultân ve Sarı Saltık Sultân ve Keliğra Sultân derler. Ammâ kâfiristân-ı Hıristiyânistân'da İsvet-i Nikola derler. Cemî‘î millet-i Mesîhiyye gâyet mu‘tekidlerdir. Hâlâ cemî‘î dervîşânları def ve kudûmler çalarak alem-i peykerlerin açarak dîb-i Frengistân'da gezüp pâdişâhâne zevk u safâ edüp tatyîb-i hâtırlarıyla cümle nasârâ mukayyed olup nezerât ve sadakalar ihsânlar edüp beleğan-mâ-belağ mâl-i firâvânlar ile yine âsitânelerine gelirler. Ammâ bu bizim deryâdan halâs olup âsitânesinde mihmân olduğumuz Tekye-i Keliğra Sultân, Karadeniz kenarında evc-i âsumâne ser çekmiş bir burundur kim fil hortumu gibi deryâya uzanmışdır. İslâmbol'dan Kara Hırmeni ve Köstence ve Kili câniblerin özleyen gemiler bu Keliğra kayalarını özleyüp gelir. Yüz elli mil yerden nümâyân âsmâne peyveste olmuş kûh-ı bülendlerdir. Deryâ aşırı karşu şark cânibinde Anadolu tarafında Sinop Burnu bu Keliğra kayalarına mukâbildir. İkisi mâbeyni (---) mildir. Küşâde hevâda Keliğra'dan Sinop dağları Sinop'dan Keliğra dağları seçilir. Ammâ gâyet küşâde hevâ ister. Bu Keliğra kayasının tâ burnunda Keliğra Saltık Sultân bir mağara içinde medfûndur kim ejderhânın gâr-ı karârı idi. Ve yine bu mahalde tekyesi âsitâne-i azîmdir kim ibtidâ bânîsi Dobruca Alî Muhtar binâ etmişdir. Azîzin ağaç kılıcı ve sapanı ve def ve kudûmü ve alemi ve sancağ u bayrakları durur. Ve âsitânesinde müte‘addid hücreleri ve yaz meydânı ve kış meydânlarının cânib-i erba‘asında pâk u pâkîze kurbân postlarıyla döşenmiş her post üzre birer sâhîb-i ma‘rifet ehl-i ilm u fâzıl ve âlim u fâzıl cânlar vardır. Cümlesi ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at mü’min ve muvahhid cânlardır. Evkât-ı hamselerin mescidlerinde edâ eder sâhib-i tertîblerdir. Yüzden mütecâviz âşıkân-ı sâdıkânlardır. Hatta hakîrden sekiz ay Hıfz kırâ’ati üzre 267b Kur’ân-ı Azîm tilâvet etdiler. Bu âsitânenin ve türbe-i pür-envârın revzenleri cümle deryâya nâzırdır. Ve görmeğe muhtâc ibret-nümâ bir matbah-ı Keykâvûs'u vardır. Mu‘allak bir kubbe-misâl dûd-keş bacası vardır. Şeb [u] rûz ale'd-devâm âteş üzre ni‘meti hâzırdır. Âyende vü revendeye ni‘meti mebzûldur. Hayrât [u] akârâtı olmayup pârsâ-yı Muhammedî ile geçinir bir alây fakr [ü] fâka erenleridir. Ve işbâzlarında pây-bürehne ve ser-bürehne cevallâkî zeber-dest tüvâna zivinleri var kim her biri aşk-ı ilâhî ile suhte olup pute-i kâlde hâl sâhibi olmuşlar, böyle bir âsitâne-i kübrâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 267a–267b ·
metinde göster ·
… Melek Ahmed Paşa efendimize borcun edâ etmeğiçün otuz yedi kîse hakîre verdi ve
hakîrden
temessük aldı. Ve iki tavla kısrak ve elli katâr urbân devesi ve yedi katâr kat …
Ertesi gün Gâzî Mustafâ hakîri da‘vet edüp mâl-ı ganâ’imden Melek Ahmed Paşa efendimize borcun edâ etmeğiçün otuz yedi kîse hakîre verdi ve hakîrden temessük aldı. Ve iki tavla kısrak ve elli katâr urbân devesi ve yedi katâr katır ve on aded mahbûb Gürcî gulâmı ve yüz elli aded tengtir çadır ve onbeş aded nohûdî segbân u sarıca ve karakullukçu çergeleri ve on aded münakkaş âğavât çergeleri ve iki bin mikdârı Urbân gönderleri kim her birisi Bağdâd kargılarıdır. Ve hakîre bir kîse guruş ve bir küheylân at dahi verüp cümle eşyâları paşanın develerine tahmîl edüp üç bayrak segbân-ı refîkler ta‘yîn eyleyüp hedâyâları ile ve tahrîr olan mektûb-ı muhabbet-üslûbları ile bu hakîri paşa efendimize yollayup kendisi bile av tarîkile Şat cisrin ubûr edüp ol mahalde paşa ile ve cümle Diyârbekir a‘yâniyle vedâ‘laşup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 217b ·
metinde göster ·
… eziçe rahtın alup haymeme geldim. Anı gördüm, ordumuz târumâr olup yurd yerinde
hakîrden
gayri bir ferd kalmayup hemân hakîr âkılâne hareket edüp bu ebyâtı terennüm etd …
Hele hakîrin eline bu mahalde iki at ve bir sedhadli semmûr kürk ve bir tîrkeş ve bir kılıç ve bir gümüşlü hıştı ve mezkûr şeyleri çavuşbaşı ve Mehemmed Efendi hakîre bağışlayup çadırıma giderken atın birini kal‘adan top ile küffâr urup ol mahalde eğeriyle kalup hâh nâ-hâh kolanın bıçağile kesüp sırma mebrûm katîfe eğer ve zeheb-i hâlis rikâbları ve Çerkeziçe rahtın alup haymeme geldim. Anı gördüm, ordumuz târumâr olup yurd yerinde hakîrden gayri bir ferd kalmayup hemân hakîr âkılâne hareket edüp bu ebyâtı terennüm etdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 116a ·
metinde göster ·
… ve Karaman kuyruklu bir nûr-ı mahz koyun hemân yanıma gelüp gûyâ atıma sürünür.
Hakîrden
aslâ kaçmayup at başı berâber gidüp gâhîce savt-ı hazîn ile bir gûne meleyüp bu …
Bu hâl ile âlem-i hayretde kalup evrâd [u] ezkârıma mukayyed olup giderken, hikmet-i Hudâ-yı Sannâ‘-ı Lem-yezel, sağ tarafımda bir meşeyistân içre bir beyâz gûsfend koç zâhir ola düşüp hemân altımda at eşinüp bir levendâne abraş-ı gülendâm-vâr ve aşkar-ı dîvzâd-kâr cünbüş ü harekâtlar ve gûnâ-gûn rakslar etdiğinden cânım râhat olup bir kerre koça nazar etdim. Eyle beyâz ve kıvırcık ve mahbûb kara gözlü ve kara boynuzlu mülahham ve mücessem ve semîn ve Karaman kuyruklu bir nûr-ı mahz koyun hemân yanıma gelüp gûyâ atıma sürünür. Hakîrden aslâ kaçmayup at başı berâber gidüp gâhîce savt-ı hazîn ile bir gûne meleyüp bu âna dek müddet-i medîd-i ömrümde aslâ eyle bir mîş melemesi istimâ‘ etmemişimdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 125a ·
metinde göster ·
… üç bin pandura vazîfe-i mu‘ayyenelerini verdikden sonra emr-i şerîf sûretlerin
hakîrden
alup ve hüccet-i şerîfi Gaçka kadısından alup ve Sührâb Mehemmed Paşa'dan arz u …
Andan Dobra-Venedik elçisi üç bin pandura vazîfe-i mu‘ayyenelerini verdikden sonra emr-i şerîf sûretlerin hakîrden alup ve hüccet-i şerîfi Gaçka kadısından alup ve Sührâb Mehemmed Paşa'dan arz u mektûblar alup bekâyâ kalan hazîne-i pâdişâhîyi komor bârgîrlerine tahmîl eyleyüp üç yüz âdemiyle Gaçka sahrâsından ayrılup der-i devlet-masîr tarafına revâne olup gitdikde hemân ertesi gün elçiden feryâdcılar gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 159b ·
metinde göster ·
on bir altunu alup bir ormanda hakîri katırların yanlarına götürüp birkaç katır …
Ammâ hakîr bu mahalde atlarıma Sadrıa‘zamın harbendebaşısından birer altuna at yemi alup on bir altun verdim. Hamd-i Hudâ altun var, ammâ yenmez, ikişer altun dese verirdim, ammâ hüddâm-ı hîlekârı gör kim efendilerinin mâllarına nice hıyânet edüp katır hayvânâtlarından kesüp nice satarlar. Çünki harbendebaşı hakîrden on bir altunu alup bir ormanda hakîri katırların yanlarına götürüp birkaç katırların cümle semerlerin endirüp meğer mukaddemâ semerlerin sazları içre arpa doldurup her semerden birer at yemi arpa çıkarup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 24b ·
metinde göster ·
İşte Kırım-ı Atîk'in harâbistân olmasına sebeb budur. Eğer bu
hakîrden
su’âl olunursa bu kadar amâristân âbâdân vardır kim tahrîr etmişsin denilirse h …
İşte Kırım-ı Atîk'in harâbistân olmasına sebeb budur. Eğer bu hakîrden su’âl olunursa bu kadar amâristân âbâdân vardır kim tahrîr etmişsin denilirse hâlâ bir merhale yerde yüz bin kadar âsâr-ı binâ kıbâblar müheyyâ durduğundan mâ‘adâ Kırım kapusu iç yüzünde Mengli câmi‘inin kurbunda bir amûd-ı müntehâ mermerin sadrına cemî‘i imâret-i Kırım'ı evkâf sâhiblerinin esmâlarıyla tahrîr etmişler. Hakîr andan ahz edüp bu mecmû‘a-i müsevvedâtımıza tahrîr etdik. İnşâallâh dahi mahalliyle bâkî olan imâretleri henüz terkîm olunur. El-hâletü hâzihî kelâmı üzre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 137b ·
metinde göster ·
… rdiği pasaporta hattını gösterdiğimde ayağa kalkup hattı yüzüne ve gözüne sürüp
hakîrden
dünyâlar kadar hazz edüp,
Nehr-i Cayık'dan azmış gelmiş bir göl kenârında bir sarp ağaç kal‘adır. Kışda kıyâmetde kal‘aya girüp tâze cân bulduk. Bir sebük-rûh kapudanı ve hatmanı var, iki bin askere mâlikdir. Hikmet-i Bârî yârî kılup bu mahalde 174b Maskov kralı tarafından Âl-i Osmân'a bir azîm elçi dahi gelüp mukaddemâ bizimle Terek kal‘asından berü gelen küçük elçi bu elçinin yanında muzmahil olup küçük elçi büyük elçiye kethudâ olup Sorotakirmen'den azîm toplar atılup şâdımânlar olup on bin askeriyle kal‘anın enderûn [u] bîrûnunda meks etdiler. Hakîr yanına varup görüşdükde Alman'dan berü Nemse çâsârına ve iki buçuk yılda yedi krallık yeri geşt [ü] güzâr edüp Erdel'e ve Eflak ve Boğdan'a ve Kırım Hânı Mehemmed Geray Hân ile Dağıstân pâdişâhına gidüp üç yılda çekdiğimiz âlâm-ı şedâ’id ve sergüzeşt [ü] serencâmım nakl edüp Nemse çâsârının verdiği pasaporta hattını gösterdiğimde ayağa kalkup hattı yüzüne ve gözüne sürüp hakîrden dünyâlar kadar hazz edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 174a–174b ·
metinde göster ·
… u atların sâhibleri bu Heyhât sahrâsında kanda gider, biz bunları buluruz" deyü
hakîrden
izin alup Halhâlî Dervîş Ahmed ve Dervîş Türâbîyle atlanup gitdiler.
"Bu atların sâhibleri bu Heyhât sahrâsında kanda gider, biz bunları buluruz" deyü hakîrden izin alup Halhâlî Dervîş Ahmed ve Dervîş Türâbîyle atlanup gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 182a ·
metinde göster ·
… ine çıkup alay ile hânesine kondurup azîm ziyâfetler edüp vâfir hedâyâlar verüp
hakîrden
babasının Dağıstân pâdişâhında kaldığın ve cemî‘i ahvâllerin su’âl edüp hakîre …
Paşa köyü: Mehemmed Geray Hân efendimizin oğlu Ahmed Geray Sultân bu köyden Ak Mehemmed Paşa'nın istikbâline çıkup alay ile hânesine kondurup azîm ziyâfetler edüp vâfir hedâyâlar verüp hakîrden babasının Dağıstân pâdişâhında kaldığın ve cemî‘i ahvâllerin su’âl edüp hakîre vâfir ihsânlar etdi. Andan kalkup (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 202a ·
metinde göster ·
… nâdîler nidâ edüp herkes Manya muhâfazasına gitmeğe âmâde olmağa mübâşeret edüp
hakîrden
on gün mehil ricâ etdiklerinde hakîr eyitdim:
Bu mezkûr köyleri 4 sâ‘atde ubûr edüp şehr-i Elbasan hâricinde Hısım Mehemmed Paşa'nın çiftliğinde sehel atlardan enüp şehirde Rûmeli eyâletine mutasarrıf olan Çorum Mustafâ Paşa kâ’immakâmına Manya muhâfazasıyçün emr-i pâdişâhîler ile geldiğimizin haberin gönderüp kâ’immakâm dahi cümle a‘yân-ı kibâr zu‘amâ ve erbâb-ı tîmâr ve gayri asâkir-i bî-şümâr ile hakîrin istikbâline çıkup alay-ı azîm ile şehirde beğlere mahsûs sarây-ı azîmde nüzûl edüp dîvân-ı pâdişâhî olup emr-i pâdişâhîler kırâ’at olunup mefhûmu cümle a‘yân-ı kibârın ma‘lûmları olup "Emir pâdişâhın" deyüp ba‘de'd-du‘â ve's-senâ şehir içre nâdîler nidâ edüp herkes Manya muhâfazasına gitmeğe âmâde olmağa mübâşeret edüp hakîrden on gün mehil ricâ etdiklerinde hakîr eyitdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 364a ·
metinde göster ·
Ammâ sene (---) târîhinde İlyâs Paşa Sultân Murâd-ı Râbi‘'e âsî olup hakîrden uluca hemşîremiz anın nâmzâdında iken âsî olunca peder hemşîremizi vermede tereddüd edüp inâd [u] muhâlefet edince hemân Ellez Paşa Ma‘nisa şehrinden elli bayrak sekbân ve sarıca haşarât ile imâmın ve a‘yân-ı vilâyet ulemâların ve kethudâsın ılgar ile Kütâhiyye'ye gönderüp ale'l-gafle hânemiz basdırup peder bâğa firâr edüp ol sâ‘at hemşîreyi cümle cevâhir cihâziyle alup hemşîreyi arabalar ile götürüp Sandıklı sahrâsındaki çiftliğimizden yedi bin koyun ve üç yüz kulunlu kısrak ve at ve gayri hayvânâtları alâ tarîki'l-cihâz Q 21aP 21a gasben alup Ma‘nisa'ya götürüp hemşîremiz nâmzâdı iken menkûhası olup Ellez Paşa'nın günden güne isyân [u] tuğyânı âşikâre olup Âsitâne tarafından ve gayri eyâletlerden üzerine asker-i bî-pâyân ile Küçük Ahmed Paşa serdâr ta‘yîn olunca Ma‘nisa'da karârı firâra mübeddel olup cümle askeriyle ve hemşîremiz ile bu Bergama'da mutahassın olunca peder cümle ta‘allukâtıyla Kütâhiyye şehrinden hicret edüp hânemizi sultân-ı şu‘arâ akrabâmız Firâkî Efendi'ye verüp cümlemiz Bursa'da Eyne Beğ mahallesindeki hânemizde meks edüp pederimiz hakîri ve Mahmûd nâm bir birâderimiz dahi alup Bursa'dan üçüncü günde İslâmbol'a dâhil olup beyt-i kadîmimizde meks edüp ertesi peder Sultân Murâd'a buluşup İlyâs Paşa'dan şikâyet edüp kırkıncı günde İlyâs Paşa bu Bergama'da münhedim olup Küçük Ahmed Paşa'yı kayd [u] bend ile Sultân Murâd huzûruna Üsküdar'da İstavriz Bâğçesinde getirüp ol mahâlde peder dahi huzûr-ı pâdişâha çıkup Sultân Murâd İlyâs Paşa'ya,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y39b ·
metinde göster ·
… ı nakilden murâd ol geceki Gılamuc kal‘asında belim boşanup aslâ bir recûliyyet
hakîrden
sâdır olmayup ihtilâm bile olmazdım. Netîce zürriyyet munkatı‘ oldu, deyü bu ha …
Netîce-i kelâm el-kelâm yecurru'l-kelâm mazmûnunca bu sergüzeşt [ü] serencâmı nakilden murâd ol geceki Gılamuc kal‘asında belim boşanup aslâ bir recûliyyet hakîrden sâdır olmayup ihtilâm bile olmazdım. Netîce zürriyyet munkatı‘ oldu, deyü bu hakîr me’yûs idim. Tâ ki yigirmi yedi sene ubûr edüp bu hakîr Mısır'a gelüp bu Kalavân timarhânesinde bu fârûk günü iki fincân yılan maslûkası yağ ile içdiğim gece biribiri ardı sıra iki kerre ihtilâm oldum.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y124b ·
metinde göster ·
… d-i adhâ edüp gemi re’îsi filika ile bizden kelleleri alup arz-ı mahzarlarla ve
hakîrden
mektûblarla Mısır'da İbrâhîm Paşa'ya gitdiler.
Andan bir gemiye süvâr olup gayrı imdâda gelen askerler dahi gemilere süvâr olup alay-ı azîm ile küffâr-ı hâksâr kelleleri ile bir hây hû ile tüfengler atup şâdumânlar ederek alay-ı azîm ile gümrük önüne vâsıl olup Dimyât'a dâhil olup paşa ağasının konağında meks eylediğimiz sâ‘atde küffârdan halâs olan şayka dahi top u tüfenglerin atup şikârı olan küffâr filikası ile limana lenger bırağup cümle halkı îd-i adhâ edüp gemi re’îsi filika ile bizden kelleleri alup arz-ı mahzarlarla ve hakîrden mektûblarla Mısır'da İbrâhîm Paşa'ya gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y344b ·
metinde göster ·
"Ey ihvân-ı Y 412a vefâ, eğer selâmete çıkmak isterseniz bu
hakîrden
bir kadem münfek olman, bizi refîkliğe kabûl eylen, sizi mu‘azzez ü mükerrem se …
"Ey ihvân-ı Y 412a vefâ, eğer selâmete çıkmak isterseniz bu hakîrden bir kadem münfek olman, bizi refîkliğe kabûl eylen, sizi mu‘azzez ü mükerrem selâmetle bi-emrillâh Mısır diyârına çıkaram" dedikde dest-ber-dest olup hakîrden tecdîd-i bî‘at edüp birbirlerimize nânpâre verüp üçümüz dünyâ ve âhiret karındaşı olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y411b–Y412a ·
metinde göster ·
"Ey ihvân-ı Y 412a vefâ, eğer selâmete çıkmak isterseniz bu hakîrden bir kadem münfek olman, bizi refîkliğe kabûl eylen, sizi mu‘azzez ü mükerrem selâmetle bi-emrillâh Mısır diyârına çıkaram" dedikde dest-ber-dest olup hakîrden tecdîd-i bî‘at edüp birbirlerimize nânpâre verüp üçümüz dünyâ ve âhiret karındaşı olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y411b–Y412a ·
metinde göster ·
… derisin kim yüzdü" diyen oğuz cânda mihmân olup melikin bize refîk verdiği kan
hakîrden
, edâ-yı hizmet etdi, deyü kâğızlar alup avdet etdi.
Bu şehirde Fûncistân meliki karındaşı ki bize "Ne çiğ âdemler olursuz, yüzünüzün derisin kim yüzdü" diyen oğuz cânda mihmân olup melikin bize refîk verdiği kan hakîrden, edâ-yı hizmet etdi, deyü kâğızlar alup avdet etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y432a ·
metinde göster ·
… ve halûk hande-rû âdemlerdir, ve gâyet mahabbetli garîb-dost âdemlerdir. Hattâ
hakîrden
bin guruşluk ba‘zı metâ‘-ı sakîllerimiz sîrü'n-nâsdan ziyâdeye alup inâd u muhâ …
Ve bu kavm gâyet ankâ müstakîm bâzergânlardır. Ve bir ân cenâbet gezmezler. Hind ü Sind'e, Fûncistân ve Dumbistân'a ticâret edüp geçinirler, gâyet hisâbî kavmdir. Cemî‘i zamânda bu kavmin isyân u tuğyân etdiklerin ferd-i âferîdeden bir kimesne bilmeyüp istimâ‘ olunmamışdır. Gâyet halîm ü selîm ve halûk hande-rû âdemlerdir, ve gâyet mahabbetli garîb-dost âdemlerdir. Hattâ hakîrden bin guruşluk ba‘zı metâ‘-ı sakîllerimiz sîrü'n-nâsdan ziyâdeye alup inâd u muhâlefet etmediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y438b ·
metinde göster ·