… lvâhda ber-kenâr olup anda bir gârda yatır, Kıbtîlerin ziyâretgâhlarıdır. Bunun
hakkında âyet
, (---)(---)(---)(---).
nassı üzre şehr-i Musul kurbünde cebel-i Cûdî üzre gemileri kenâr bulup herkesde olan me’kûlât [ü] meşrûbâtların bir kazanda pişirüp âşûrâ dediler. Zîrâ yevm-i âşûrda tûfândan halâs oldular. İllâ Ken‘ân nâm evlâdı kâfir olup gemiye girmeyüp gark-ı âb olup Mısır diyârında Elvâhda ber-kenâr olup anda bir gârda yatır, Kıbtîlerin ziyâretgâhlarıdır. Bunun hakkında âyet, (---)(---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 162b ·
metinde göster ·
… ahrîr olunmuşdur. Ammâ cümle cebellerin başı Cebel-i "Kâf"dır kim Cenâb-ı Bârî,
hakkında âyet
Arapça âyeti nâzil olmuşdur kim cebel-i Kâf dünyayı ihâta etmişdir.
Evvelâ Hâlık-ı eflâk, Rabbu'l-‘ızze yüz kırk sekiz cibâl-i azîm halk edüp rûy-ı zemîne kilid urmuşdur kim vech-i arza zelzele vâkı‘ oldukda bu dağlar mismâr gibi zemîni zabt eder. Bu kûh-ı azîmlerin hakkında Hallâk-ı âlem Kur’ân-ı Azîm'inde buyurur. Âyet Arapça buyurmuşlardır. Tefsîr-i şerîfinde "mekâlîd", kilid ile tefsîr olunmuşdur. Ya‘nî "Habîbim, biz dağları yer yüzüne kilid gibi kilidleyüp halk etmişiz", diğer âyet-i şerîf Arapça âyetleri bu ma‘nâyı îhâm eder. Ve seyyâhân-ı hukemâ-yı kudemâ eyle vâkıf-ı esrâr olup yazmışlar kim "İklîm-i evvelde 19 cebel-i azîmdir, iklîm-i sânide 27 cebeldir, iklîm-i sâlisde 31 cebeldir, iklim-i râbi‘de 24 kûhdur, iklîm-i hâmisde 29 cebeldir, iklîm-i sâdisde 36 dağdır, iklîm sâbi‘de 32 cibâl-i azîmlerdir" deyü cümle coğrâfiyye, Atlas Minor'da, Paya Monat'da (?) ve cümle hey’et kitâblarında bu cebel-i azîmler böyle tahrîr olunmuşdur. Ammâ cümle cebellerin başı Cebel-i "Kâf"dır kim Cenâb-ı Bârî, hakkında âyet Arapça âyeti nâzil olmuşdur kim cebel-i Kâf dünyayı ihâta etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 229b ·
metinde göster ·
… e mâverâ’-i bahrlerden ihâta edüp dünyâyı ber-karâr eden kûh-ı Kâf'dır kim anın
hakkında âyet
: Arapça buyurmuşdur. Cebel-i Kâf'ın mâverâsın Cenâb-ı Bârî bilir kim el-ilmü …
Ammâ bu yüz kırk sekiz kûh-ı bâlâlardan âlî, evc-i âsumâna ser çekmiş ser-bülend ü ser-firâz kûhlar yokdur demişler. Bu kûhları Cenâb-ı İzzet edîm-i arz nizâm-ı intizâm bulsun içün makâlîd halk etmişdir. Makâlîd kilîd ma‘nâsıdır. Âyet: Arapça âyetinden murâd, yeryüzünün dağlar kilîdidir. Bir âyet-i şerîfede dahi âyet Arapça buyurmuşdur. Zîrâ bu dağlar olmasa rûy-ı zemîn lerzân olurdu. Ammâ mezkûr yüz kırk sekiz dağlardan kebîr bu dünyâ cezîresin bahr-i Muhît ile ve bahr-i Ummân ile ve bahr-i Okyanus ile mâverâ’-i bahrlerden ihâta edüp dünyâyı ber-karâr eden kûh-ı Kâf'dır kim anın hakkında âyet: Arapça buyurmuşdur. Cebel-i Kâf'ın mâverâsın Cenâb-ı Bârî bilir kim el-ilmü indallah anı âkıl olan su’âl etmemek gerek. Hey’et kitâblarında dahi tahrîr olunmamışdır. Anın tecessüsi akîdeye halel verir, zîrâ "Tefekkerû fî âlâillâh ve lâ tefekkerû fî zâtillâh" buyurulmuşdur. Ammâ bu dünyâ cezîresinin cânib-i şarkı ve şimâli mâbeyninde diyâr-ı Moskov tarafından kûh-ı Sedd-i Ye’cûc ve Me’cûc-i kadîme İskender-i Zülkarneyn emr-i Rabbi'l-İzzet ile varup anda cemî‘i ma‘âdinden bir sedd binâ edüp ol boğazı sedd etdi kim ol boğazdan taşra kavm-i Ye’cûc güzer etmeye sûre-i Kehf'de
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 88a ·
metinde göster ·
… d-ı semek idi." demişler ammâ niçe müverrih ve müfessirler Hızır ile Mûsâ Kelîm
hakkında âyet
sâbık olmağile ve İskender hakkında sûre-i (---)
Ba‘dehû İskender-i Zülkarneyn iki aded boynuzlarının derdine dermân arayup âb-ı hayât bulmağa gitdikde Hazret-i Hızır İskender ile bile idi. İskender cümle hukemâlarıyla âb-ı hayât bulmadan el yuyup avdet ederken Cenâb-ı Bârî yârî kılup Hazret-i Hızır'a âb-ı hayâtı müyesser edüp ilâ hâze'l-ân emr-i Hakk ile zinde olup deryâ hizmetine me’mûrdur. Ve bu rûy-ı zemînde Hazret-i Hızır'ın basup durup yatduğu yerler yeşil çemenzâr olduğiyçün Hızır Nebî derler. Ammâ niçe müfessirîn ve müverrihîn Hazret-i Hızır ve İskender ve Lokmân (---)(---) Nûn haklarında "Nebî değillerdir. Ancak Hızır bir recül-i sâlih idi ve İskender bir pâdişâh-ı cihângîr idi ve Lokmân bir hâkim-i hâzık idi ve Zünnûn dahi bir sayyâd-ı semek idi." demişler ammâ niçe müverrih ve müfessirler Hızır ile Mûsâ Kelîm hakkında âyet sâbık olmağile ve İskender hakkında sûre-i (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 407a ·
metinde göster ·
… alınur bir gûne kavimdir kim bunlar Fir‘avn leşkeriyken cenâb-ı Allâh bunların
hakkında âye[t]
sûre-i (---). Arapça nassı buyurmuşdur. Hakkâ ki cebbâr ve hırsız ve nûrsuz v …
Ammâ Hazret-i Mûsâ bed-du‘âsıyla Rûm'da kavm-i Kıptî ya‘nî kabîle-i çinganeler hor hakîr ve çakır ve fakr-ı fâkada olup ölülerinden bile harâc alınur bir gûne kavimdir kim bunlar Fir‘avn leşkeriyken cenâb-ı Allâh bunların hakkında âye[t] sûre-i (---). Arapça nassı buyurmuşdur. Hakkâ ki cebbâr ve hırsız ve nûrsuz ve pîrsiz bî-dîn ve bî-mezheb müselmân şeklinde kefere bile değil âdemlerdir kim anların ıstılâhât [u] ibârâtlarıdır kim tahrîr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 210a ·
metinde göster ·
… tâbî iken nâmzâd idin. Ba‘dehu âsî olup vâcibü'l-katl oldun. Sizcileyin âsîler
hakkında âye[t]
Arapça âyeti nâzil olup mezâhib-i erba‘a fetvâları mazmûnunca Y 40a sana ka …
"Belî pâdişâha tâbî iken nâmzâd idin. Ba‘dehu âsî olup vâcibü'l-katl oldun. Sizcileyin âsîler hakkında âye[t]Arapça âyeti nâzil olup mezâhib-i erba‘a fetvâları mazmûnunca Y 40a sana katl îcâb etdükde kızım vermedim. Ale'l-gasb bu kadar mâlım ile ırzım harâb etdin" deyü peder feryâd etdi. Hemân tâbe serâh Murâd Hân,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y39b–Y40a ·
metinde göster ·
… btidâ rûy-ı arzda ba‘de't-Tûfân âbâdân olan Musul kurbunda kasaba-i Cûde'dir ki
hakkında âye[t]
: Arapça âyeti nâzil olmuşdur. Andan şâm, Sâm bin Nûh binâsıdır. Andan bu Sıfe …
İbtidâ rûy-ı arzda ba‘de't-Tûfân âbâdân olan Musul kurbunda kasaba-i Cûde'dir ki hakkında âye[t]: Arapça âyeti nâzil olmuşdur. Andan şâm, Sâm bin Nûh binâsıdır. Andan bu Sıfet'i binâ etdi. Tâ Hazret-i Ya‘kûb'a gelince eyle ma‘mûr oldu kim dere ve depesinde benî âdem mâl-â-mâl idi. Benî İsrâ’îl'in vatan-ı aslîleridir. Ba‘dehu hûn-ı Yahyâ Nebî'yi taleb içün Buhtu'n-nasr gelüp kavm-i İsrâ’îl'i katl-i âm edüp Sıfet'i dahi harâb etdi. Hulâsa-i kelâm yetmiş divel destine girüp sene (---) târîhinde Selîm şâh-ı Evvel Çerâkes-i nâkes elinden bilâ-cidâl feth edüp içine askerin Mısır'a gitmeğe iktidârları olmayan askeri koyup Mısır'a gitdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y198b ·
metinde göster ·
: Arapça nâzil olmuşdur kim zeytûndan murâd Kudüs ve Tûr-ı Zeytâ ile müfessirî …
Biri Kudüs-i şerîf içinde Tûr-ı Zeytâ'dır ki hakkında âye[t]: Arapça nâzil olmuşdur kim zeytûndan murâd Kudüs ve Tûr-ı Zeytâ ile müfessirîn tefsîr etmişler. Biri dahi Mısır'dan Mekke-i mükerreme'ye giderken sekizinci menzile karîb leb-i deryâdan bir sâ‘at sengistânlar içre cebel-i Tûr-ı Sînâ'dır, âye[t]: Arapça âyetinden murâd Tûr-ı Sînâ'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y203b ·
metinde göster ·
… yeti nâzil olup kıble Kudüs'den Mekke'ye tahvîl olundu. Ammâ yine Kudüs-i şerîf
hakkında âye[t]
Arapça âyeti nâzil olmuşdur. Hâlâ fukarâların Kâ‘besidir azîm câmi‘-i pür-env …
Ba‘dehu Mescid-i Aksâ kıble olunmak fermân-ı Rabbânî olup ba‘dehu niçe mülûkler gelüp herbiri Mescid-i Aksâ'ya birer âsâr-ı binâ zamîme ederek cennet-i a‘lâ olmuşdur. Tâ Hazret-i Risâlet-penâh ba‘de'l-hicre Medîne-i Münevverede on sene mutavattın iken âye[t], Arapça âyeti nâzil olup kıble Kudüs'den Mekke'ye tahvîl olundu. Ammâ yine Kudüs-i şerîf hakkında âye[t]Arapça âyeti nâzil olmuşdur. Hâlâ fukarâların Kâ‘besidir azîm câmi‘-i pür-envârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y210b ·
metinde göster ·
… â ağaçlarına benzemez. Ba‘zı müverrihler Cennet şecerelerindendir, derler. Hele
hakkında âye[t]
:
Makâm-ı asâ-yı Hazret-i Mûsâ: Bu mahalde bir tekye-i ma‘mûrede bir kubbe-i âlî içinde mahfûz bir dollâb-ı tavîl içre kırmızı keçeden kîse içinde bir gûne asâdır. Kaddi altı zirâ‘dır. Ve cismi bâzû kalınlığı vardır. Ve levni kebûtî-levn butrak butrak bir asâdır. Ammâ gâyet sengîndir ve bir ucu çataldır. Ve bu dünyâ ağaçlarına benzemez. Ba‘zı müverrihler Cennet şecerelerindendir, derler. Hele hakkında âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y218a ·
metinde göster ·
… i Hazret-i Semûd ibn (---): Ömreş (---) sene. Hazret-i Sâlih'in karındaşıdır ki
hakkında âye[t]
: Arapça . Merkad-i şerîflerinin kaddi yetmiş adımdır. Hattâ bir kerre asel-i …
Ziyâret-i Hazret-i Semûd ibn (---): Ömreş (---) sene. Hazret-i Sâlih'in karındaşıdır ki hakkında âye[t]: Arapça . Merkad-i şerîflerinin kaddi yetmiş adımdır. Hattâ bir kerre asel-i zenbûr kabr-i şerîfi içre tavattun edüp asel ihdâs eylemişler. Urbânlar kabrinin bir cânibin keşf edüp bal almak kasd edince cümlesi helâk olurlar. Ol mahalde medfûnlardır. Ve bu mahallin temâşâların ubûr ederek bin adım dahi gidüp anda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y272a ·
metinde göster ·
Câmi‘-i Kıbleteyn bir câmi‘de iki mihrâbdır. Biri hâlâ kıblemiz olan Mekke-i mükerremeye nâzırdır. Biri garb cânibine Kudüs-i şerîfe nâzırdır. Zîrâ Kudüs-i şerîf hakkında âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y277b ·
metinde göster ·
: Arapça nass-ı kâtı‘ı nâzil olmuşdur. Bunda cemî‘i huccâc cebel-i Ferah dâmen …
Hakkında âye[t]: Arapça nass-ı kâtı‘ı nâzil olmuşdur. Bunda cemî‘i huccâc cebel-i Ferah dâmeninde hayme vü hargâhları ile meks etdükde vakt-i ışâ olup câmi‘-i Meş‘ari'l-Harâm'da ezân-ı Muhammedîler okunup cemî‘i huccâc ol câmi‘de cem‘ olup ibtidâ kâmet olup salât-ı mağribi edâ ederler. Ale'l-akîb bir kâmet dahi alup salât-ı ışâyı edâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y322b ·
metinde göster ·
… -i İskender-i Zülkarneyn, bunun hakkında dahi niçe kîl [ü] kâl vardır. Ba‘zılar
hakkında âyet
vardır, peygamberdir, demişler. Âye[t] sûre (---):
Ve Hazret-i İskender-i Zülkarneyn, bunun hakkında dahi niçe kîl [ü] kâl vardır. Ba‘zılar hakkında âyet vardır, peygamberdir, demişler. Âye[t] sûre (---):
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y10b ·
metinde göster ·