… gâye kükürdlüdür. Ammâ nef‘i ol mertebedir kim bir âdem Banaz ve Honaz kasabası
halkı gibi
giciyik yâhud kızıl uyuz olsa bu kükürdlü germ-âbında başka dellâklar vardır, u …
Der-sitâyiş-i kaplıca-i Kükürdlü : Bu dahi bir müfîd [u] muhtasar binâlı ılıcadır, ammâ gâyet ıssıdır ve gâyetü'l-gâye kükürdlüdür. Ammâ nef‘i ol mertebedir kim bir âdem Banaz ve Honaz kasabası halkı gibi giciyik yâhud kızıl uyuz olsa bu kükürdlü germ-âbında başka dellâklar vardır, uyuz ahvâlin katî a‘lâ bilüp uyuzlukdan haberdâr olmuşlardır. Anlar cereb olan âdemlere pâk kîseler sürüp kükürdlü halvetine girüp nîm sâ‘at tahammül edene aşk olsun. Taşra çıkup bir eski gömlek giyüp bir gün bir gicede tâ ki acâyibât görüp sun‘-ı Hudâ'yı müşâhede ede. Cümle vücûdunun derisi kara kara soğan zarı gibi soyulup, vücûdu dürr-i yekdâye dönüp sîm-ten sîmîn beden olup Kükürdlü kaplıcası bu mertebe nâfi‘dir. Suyun her bâr içse dahi nâfi‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 227b ·
metinde göster ·
… vândır, ammâ servi ağacı nâdirdir. Ve bu Mikrilistân, Abaza ve Çerkes diyârının
halkı gibi
dağlar içre sâkin olup köyleri dâ’imâ sâbitedir, konup göçmezler. Bâğlı ve bâğç …
333a Bu Mikrilistân'da niçe bin aşâ’ir [u] kabâ’iller vardır ve niçe gûne lisânlar vardır. Zîrâ azîm ülke-i vâsi‘dir. Yetmiş aded mahsûlâtları vardır. Koyunu ve keçisi ve hınzırı ve dağlarında sığını ve karacası ve tablalısı çok olur ve küheylân atları vardır, ammâ cümle Tataristân'da ve Gürcîstân'da ve Mikrilistân'da aslâ eşek ve katır yokdur ve Mikril diyârında zerdeva çokdur. Ve sansar ve tilki ve yaban kedisi ve kur tavuğu çok olur. Buğday ve arpası azacık ekdiklerinden az olur ammâ lazudi ve pasta darısı çok olur. Kûh-ı bâlâlarında balı ve cevzleri ve çimşîr dırahtları ve çam ve ardıçları firâvândır, ammâ servi ağacı nâdirdir. Ve bu Mikrilistân, Abaza ve Çerkes diyârının halkı gibi dağlar içre sâkin olup köyleri dâ’imâ sâbitedir, konup göçmezler. Bâğlı ve bâğçeli ve kenîseli ma‘mûr kal‘alı köyleri vardır. Zîrâ millet-i kadîm ve diyâr-ı azîmdir. Netîce-i kelâ[m] yetmiş yedi günde Gönye'den ba‘de'l-feth bu Mikrilistân-ı Gürcîstân'ı deverân edüp mâh-ı mezbûrun (---) günü cânib-i kıbleye Erzurûm tarafına cümle guzât-ı müslimîn ile avdet edüp üçüncü günde
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 333a ·
metinde göster ·
… ardır ve cemî‘i esvâkları sadranç nakşı tarh olunmuşdur. Ve kahvehâneleri Şâm u
Haleb gibi
havz u şadırvânlı kahâvîlerinde hânende vü sâzende ve mutrıbân u kışmirân ve ra …
Cümleden pâk u müzeyyen dükkânçeler berberler ve derziler ve sarrâclardır ve cemî‘i esvâkları sadranç nakşı tarh olunmuşdur. Ve kahvehâneleri Şâm u Haleb gibi havz u şadırvânlı kahâvîlerinde hânende vü sâzende ve mutrıbân u kışmirân ve rakkâsân [u] mahbûbânları vardır ve gâyet müzeyyendir. Kahve-i Yemen'den gayrı çay u bâdyân ve sa‘leb u mahleb ve sükker şerbeti ve leben-i hâlis pişirirler. Ve niçe bin edviye ile terkîb olunmuş mukavvî ve müferrihâtdan ma‘âcîn-i gûnâ-gûnlar bezl ederler. Her kahvede şükûfe râyihasından ahibbâ-yı dûstânların dimâğları mu‘attar olur ve her kahvenin elbette cânib-i erba‘ası 295a gül-i gülistân ve hadîka-i çemenistândır kim her kûşesi birer gûne mecma‘-ı irfândır. Beher dükkânları hemçünân kân-ı kân-ı fândır. Ve pençe-i âfitâb Selmân-ı Pâk köçekleri hamı serbendleri üzre çiçekleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 294b–295a ·
metinde göster ·
huddâmı idi. Hazret-i Risâlet-penâh aleyhi's-selâm Hazret-i Alî'nin ser-i sa‘âd …
Ashâb-ı güzînin güzîdesi ve zindesi Selmân-ı Pâris'dir. Aslında hâk-i pâk-i Pâris-i Selmân-ı Pâk'dir. Hazret-i Resûl'e Hazret-i Hadîce-i Kübrâ'dan sonra îmân getirüp Hânedân-ı Resûl'de Hazret'in Âyişe'ye berdûş-ı halka-be-gûşu gibi huddâmı idi. Hazret-i Risâlet-penâh aleyhi's-selâm Hazret-i Alî'nin ser-i sa‘âdetine Zü's-sehâb nâm bir tâc-ı imâmî ser-i sa‘âdet-i Alî'ye giydirüp önüne ve ardına iki taylesân-ı Muhammedî sarkıddığiyçün bu tâca Zü's-sehâb dediler ve bizzât Hazret-i Risâlet-penâh Hazret-i Alî'nin kemerine bir şeddi bend edüp dest-i Alî'ye bir asâ verüp tarîk-ı Halvetî pîşvâsı olmak üzre Hazret-i Resûl Hazret-i Alî'ye bir seccâde verüp eyitdi: "Yâ Alî, cemî‘i tarîk-ı meşâyihe seni pîşvâ eyledim. Sen de senin muhibbân u dostânından murâd idindiğin kimesnelerin kemerin bâğlayup destûr ver. Anlar da bir tarîka ve ehl-i sanâyi‘ ve erbâb-ı hırefe pîr olsunlar." deyü Hazret-i Resûl izin verdikde hemân Hazret-i Alî yerinden turup Resûl-i Hudâ'nın önünde on yedi rek‘at namâz kılup ba‘dehû Ashâb-ı güzînden on yedi nefer kibâr-ı ashâbın kemerlerine du‘â vü senâ ve gülbâng-ı Muhammedî ile niçe bin Sahâbe-i kirâm huzûrunda on yedi âdemin kemerin bağladı. İbtidâ Hazret-i Alî eyitdi: "Destûr yâ Resûlullah." deyüp Hazret'in yanından Selmân-ı Pâk'i meydân-ı muhabbete çekdikde Hazret-i Resûl "Destûr yâ Alî, istihâl Selmân'dır." dediklerinde Hazret-i Alî ibtidâ du‘â-i hayr ile Selmân'ın kemerine şed bend edüp Selmân, Hazret'in ve Çâr-yâr-ı güzînin ve Aşere-i Mübeşşere ve sâ’ir Ashâb-ı güzînin destlerin bûs edüp huddâmlara ve berberlere Selmân-ı Pâk pîr oldu. Ol dahi üç yüz yigirmi yaşında pîr-i fânî idi, ammâ nazar-ı Resûl ile zinde idi ve ilm-i ledünde gâyet âlim idi. Ve Hazret-i Resûl Selmân-ı Pâk hakkında
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 368b ·
metinde göster ·
… an mugânlarıdır. Bunun da askerîsi Potur ve Boşnaklardır kim Tımışvâr ve Lipova
halkı gibi
serhadli esbâblar geyerler.
Cümle re‘âyâsı Erdel keferesi ve Eflâkan mugânlarıdır. Bunun da askerîsi Potur ve Boşnaklardır kim Tımışvâr ve Lipova halkı gibi serhadli esbâblar geyerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 122b ·
metinde göster ·
… ddet-i hârda cümle bâzârı gûyâ serdâb-ı Bağdâd'dır, zîrâ cümle sûkları Bursa ve
Haleb gibi
serâpâ kab kemerler eylemişdir ve bir bezzâzistânı var kim binâsının vasfında d …
Ve şiddet-i hârda cümle bâzârı gûyâ serdâb-ı Bağdâd'dır, zîrâ cümle sûkları Bursa ve Haleb gibi serâpâ kab kemerler eylemişdir ve bir bezzâzistânı var kim binâsının vasfında diller kâsır ve kalemler kâsirdir. Hemân gûyâ iki başı demir kapulu kubâblar ile mebnî bir kal‘a-i kavîdir. Cümle hâcegîleri her bâr müsâfirîne buhûr yakup gülâb nisâr eder. Bunda dahi misk ve ribâb ve anber ve amber-i ham ve kâzî ve kâfûr ve sünbül-i Hindî ve sünbül-i Hıtâyî râyihasından âdemin demâğı şıkka olur. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 171a ·
metinde göster ·
… nârına gelüp hemân atdan enüp atın zîr-i zeber tengin berk edüp atımın yelesini
halka gibi
düğümleyüp yine atıma süvâr olup Tatar ile suları yıldırdığımız gibi nehr-i azî …
Çünki hakîr bu hâl-i ahvâl-i pür-melâli gördüm, hemân çadırıma gelmeyüp yanımda ne hidmetkâr ve ne refîk-i ber-karâr var, cümle cân bâzârına düşmüş bir alay inhizâmdan firâr etmiş âdemler ile Tuna kenârına gelüp hemân atdan enüp atın zîr-i zeber tengin berk edüp atımın yelesini halka gibi düğümleyüp yine atıma süvâr olup Tatar ile suları yıldırdığımız gibi nehr-i azîm Tuna'yı yıldırmağa hâzır-bâş oldum, ammâ henüz gerüden küffârın dahi büyük alayları gelmedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 104a ·
metinde göster ·
… im Ağrıboz körfezi ve Mora cezîresi körfezi ve İnebahtı körfezi deryâları cümle
halîc gibi
nümâyândır.
Atina şehrine iki sâ‘at karîb Rûm ve Arab [u] Acem'de Deli dağ nâmıyla şöhre-i şehr olmuş bir kûh-ı bâlâ-yı ser-bülenddir kim Ağrıboz körfezi ve Mora cezîresi körfezi ve İnebahtı körfezi deryâları cümle halîc gibi nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 254b ·
metinde göster ·
… şîd sıbyânları müfessir ü muhaddis olurlar. Lâkin âdemleri Bosna ve Mora diyârı
halkı gibi
iri tüvânâ ve sâhib-i kadd [ü] kâmet âdemleri olmaz. Ekseriyyâ iki endâze kaddl …
Ve cemî‘i halkı gâyet zekâvet üzre halk olunmuşdur kim on yıl içinde necîb ü reşîd sıbyânları müfessir ü muhaddis olurlar. Lâkin âdemleri Bosna ve Mora diyârı halkı gibi iri tüvânâ ve sâhib-i kadd [ü] kâmet âdemleri olmaz. Ekseriyyâ iki endâze kaddli ademlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 326a ·
metinde göster ·
… i Acem diyârının Lahîcan harîrinden nerm ü latîf ibrîşimi olup cümle halkı Mora
halkı gibi
ipekçilerdir, zîrâ harîr mahsûl-i azîmdir kim Frengistân'a götürürler. Bu kasab …
Ve latîf zeytûnu olur. Dağlarında tut ağaçları çok olduğundan ipeği Acem diyârının Lahîcan harîrinden nerm ü latîf ibrîşimi olup cümle halkı Mora halkı gibi ipekçilerdir, zîrâ harîr mahsûl-i azîmdir kim Frengistân'a götürürler. Bu kasabanın şimâlinde bir ok menzili ba‘îd,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 341a ·
metinde göster ·
… Mu‘âviye'yi ve Yezîd'i sevmez ve sebb eder derler ammâ görmedim, lâkin Aydonat
halkı gibi
bunlar da aslâ mâvî çuka geymezler ve "Mu‘âviye peydâ etdi" deyü zerde aşın yem …
Bunların hakkında dahi Hazret-i Mu‘âviye'yi ve Yezîd'i sevmez ve sebb eder derler ammâ görmedim, lâkin Aydonat halkı gibi bunlar da aslâ mâvî çuka geymezler ve "Mu‘âviye peydâ etdi" deyü zerde aşın yemeyüp, "Mu‘âviye boza yapup, içdi" deyü boza dahi içmezler, ammâ İslâmbol'da ekseriyyâ boza yapan cümle Arnavu[d] kavimleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 355a ·
metinde göster ·
el kavşurup şeb [u] rûz tevhîd ü temcîd ve tezkîr ü temhîd-i Rabb-i Mecîdi lisâ …
Ve gûnâ-gûn dıraht-ı müntehâlar var kim her biri eflâke ser çekmiş yüz aded şecere-i mevzûnlardır. Sâye-i zıll [u] himâyelerinde cemâ‘at-i deryâ-misâl cümle ibâdet-i Zü'l-celâl ederler. Y 81b Ve bu cümle eşcârât dahi Hâlık-ı her dü sezâya ibâdet-i müstemirre menzilesinde ale't-tertîb sâf sâf gulâm-ı halka-begûş gibi el kavşurup şeb [u] rûz tevhîd ü temcîd ve tezkîr ü temhîd-i Rabb-i Mecîdi lisân-ı hâl ile hilkatleri üzre ibâdet hidmetin edâ etmededirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y81a–Y81b ·
metinde göster ·
… gûnâ-gûn zevk [u] safâlar olur. Ammâ erâzîl ve haşerât yeridir, şehir içindeki
halîc gibi
ehl-i ırz yeri değildir.
İkinci halîc: Kasru'l-ayn dibinde halîc-i Sultân Özbek derler bir vâsi‘ halîcdir. Şehrin bâğ u bâğçeleri içre cereyân ederek Özbekiyye bürkesi içine girir, andan Acem bâğçesi dibinden cereyân edüp tâ Kantaratü'l-Leymûn'a varınca niçe bin bâğ u gaytânları ray edüp Tâhir Baybars kantarasından ubûr edüp Kalyûb hâkin ray edüp anda gâ’ib olur. Ammâ Mısır içinden cereyân eden halîc şehrin şimâlinde Kantaratü'l-cedîd-i İbrâhîm Paşa altından ubûr edüp Cümmeyzü'l-abd kenârından geçüp üç konak tâ Bilbeys'e gidüp ray eder halîc-i azîmdir. Ammâ bu Özbekiyye'ye gelen halîc hemân bâğçeler içinden cereyân edüp bunda dahi niçe bin gûnâ-gûn zevk [u] safâlar olur. Ammâ erâzîl ve haşerât yeridir, şehir içindeki halîc gibi ehl-i ırz yeri değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y130a ·
metinde göster ·