mezâristânda bir deliğinden bin bir Muhammed isimli kâse-i ser çıka" deyü meşhû …
"Bu İslâmbol'un şimâl cânibinde Halîc-aşırı olan mezâristânda bir deliğinden bin bir Muhammed isimli kâse-i ser çıka" deyü meşhûr-ı âfâkdır. Zîrâ bu cebbâne üzre niçe bin kerre leyle-i kadirlerde nûr yağduğın niçe bin sulehâ-yı ümmetden kimesneler müşâhede etmişlerdir kim ol mahalli ziyâret etmeden hâlî olmamak gerekdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 22b ·
metinde göster ·
Hacı Bektaş-ı Velî'yi üç yüz fukarâsıyla sâhib-i seccâde edüp def ü kudüm ve al …
Andan oğlu Orhân Gâzî müstakil beğ oldu. Bunların zamân-ı sa‘âdetlerinde yetmiş yedi kibâr-ı evliyâullâh alem-i Resûlullâh tahtında hâzır olup himmetleri ile niçe bin feth [u] fütûhâtlar etdiler. Yine bunların zamân-ı hilâfetinde cedd-i izâmımız Türk-i Türkân Hoca Ahmed Yesevî hazretleri Horasân'dan halîfesi olan Hacı Bektaş-ı Velî'yi üç yüz fukarâsıyla sâhib-i seccâde edüp def ü kudüm ve alem ü çırâğ verüp "Var Orhân Beğ ile Rûm fâtihi ol ya Bektaş" deyü nefes edüp Hacı Bektaş-ı Velî üç yüz er ile Horasân'dan Orhân Gâzî'ye gelüp mülâkât olduğu gibi Bursa üstüne gelüp feth etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 23b ·
metinde göster ·
Ve hâlâ bu dünyâda olan benî âdem Tûfâ[n-ı] Nûh'dan gemiyle
halâs olan
yetmiş âdemden tenâsül bulmuşdur ve bu kadar hayvânât-ı gûnâ-gûn yedi yüz aded …
Ve hâlâ bu dünyâda olan benî âdem Tûfâ[n-ı] Nûh'dan gemiyle halâs olan yetmiş âdemden tenâsül bulmuşdur ve bu kadar hayvânât-ı gûnâ-gûn yedi yüz aded hayvânâtdan tenâsül buldu ve Hazret-i Nûh'a anıniçün Âdem-i Sânî dediler. İşte ibtidâ edîm-i arzda gemi binâ eden Hazret-i Nûh olup cümle marankozların ve keştîbânların silsilesi Hazret-i Nûh'a müntehîdir kim bu marankoz tâ’ifeleri Hazret-i Nûh halîfeleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 162b ·
metinde göster ·
… er. Gâyet lezîz tuyûrdur ve gâyet mukavvî lahmı vardır. Kemâh halkının dâmından
halâs olan
tuyûrun cümlesi sâ’ir asâfîr gibi cânib-i sevâhile göçüp giderler. Kemâh halkın …
Ve memdûhâtından bâlâda tahrîr olunduğu üzre çadır bezi ve beyâz ve lezîz tuzu ve katık peyniri ta‘bîr etdikleri katmer peyniri. Arab u Acem'de eyle peynir görülmemişdir. Midilli'nin lor peyniri ve Şâm-ı Şerîf'in kerîşe peynirinden ter ü lezîz ve serî‘u'l-hazm peynirdir. Ve memdûhâtından biri dahi hikmet-i Hudâ mevsim-i rebî‘de bu şehrin dağlarına düşer menn [ü] selvâ nâm bir tuyûr-ı İsâ gelüp kûh-ı bülendlerine ve ba‘zı besâtîn ve kendlerine gelüp konar. Kemâh halkı anın mevsimin bilüp cümle tuyûru sayd edüp tüğlerin yolup tuz ile turşu edüp vakt-i şitâda tenâvül ederler. Gâyet lezîz tuyûrdur ve gâyet mukavvî lahmı vardır. Kemâh halkının dâmından halâs olan tuyûrun cümlesi sâ’ir asâfîr gibi cânib-i sevâhile göçüp giderler. Kemâh halkına Cenâb-ı Bârî böyle bir mâ’ide-i gûne ihsân etmişdir. (---)(---)(---)(---)(---)340b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 340a–340b ·
metinde göster ·
… r mufassalan tahrîr etsem tasdî‘-i re’se bâ‘is olur. Hâsıl-ı merâm gark-ı âbdan
halâs olan
ağalar Kızılırmağ'ın karşu tarafında bây-ı muhteşem ve kerr u ferr ü dârât [u] …
Ne‘ûzü billah ol geçidde çekilen âlâm-ı şedâ’idi birer birer mufassalan tahrîr etsem tasdî‘-i re’se bâ‘is olur. Hâsıl-ı merâm gark-ı âbdan halâs olan ağalar Kızılırmağ'ın karşu tarafında bây-ı muhteşem ve kerr u ferr ü dârât [u] azamet ve katar [u] mehâr sâhibi anka-yı zî-kudret âdemler iken suyun beri tarafına gelince bir habbe ve bir cübbeye muhtâc ve aç ve ihtiyâc olup sebük-bâr olup 352b cânların halâs etdiklerine bî-hadd u bî-pâyân şükr-i Yezdân eylediler. Hamd-i Hudâ bu hakîr ol Kızılırmak geçidinde bir rahne görmeyüp selâmetle ubûr etdim. Bu nehir kenarında perîşân-hâl olup yine nehr kenarında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 352a–352b ·
metinde göster ·
mâhîleri sayd etmek memnû‘dur. Bir kerre bir herîf bu mâhîlere semmü's-semek ya …
Hikmet-i diğer: Bu âsitâne-i Halîlullah'da olan mâhîleri sayd etmek memnû‘dur. Bir kerre bir herîf bu mâhîlere semmü's-semek ya‘nî balık otu döküp niçe bin balıklar zehirlenüp helâk oldukda herîf-i zarîf-i bed-fi‘âl semekleri futasına pür eyleyüp hânesinde tabh edüp tenâvül etdükde balıklardaki zehir herîfe ve ehl [u] ıyâline te’sîr edüp yedi nefer âdem mesmûmen merhûm olurlar. Karîbü'l-ahd olmağıla meşhûr-ı afâkdır, ammâ âsitâne-i İbrâhîm Nebî hâricinde mâhîler şikâr olunsa aslâ zarar etmez. Bu dahi bir sırr-ı Hudâ'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 58a ·
metinde göster ·
… n kayıkları dahi ahz edüp içindeki beşer onar küffârı kayd-bend edüp esîrlikden
halâs olan
ibâdullah ile ba‘zı paşa efendimiz levendâtları deryâda levarime edüp demir bır …
Balçıkbaşı nâm bir mahalde hayme ü hargâhlarımızla meks edüp hâb-ı râhatda yatarken re‘âyâdan bir recül-i sâlih gelüp paşaya mülâkî olup eydür "Sultânım, deryâda otuz altı pâre Kazak-ı Ak şaykaları gezer, ihtimâldir muvafık eyyâm ile vakt-i Şâfi‘îde bu Balçık iskelesin nehb ü gâret ede" deyü paşayı haberdâr edüp gitdi. Paşa dahi Zıpır Bölükbaşı ve Gırbo ve Çento ve Hüseyin Bölükbaşıları yüzer yiğitleriyle piyâde ve bin aded güzîde esb-i tâzî-süvâr Abaza ve Çerkes ve Gürcî yiğitlerin ileri nısfu'l-leylde gönderüp bir kemîngâhda karâr etdiler. Hikmet-i İlâh ile vakt-i Şâfi‘îde Kazak karaya âdem döküp Balçık şehrinin cânib-i erba‘asından âteşe urup ahâlî-i belede telâş el verüp halk vâveylâda iken Kazak-ı Ak şehri nehb ü gârete başlayup "poz yoz" deyü feryâd ederken deryâda olan otuz altı pâre şaykaları dahi vakt-i Hanefî'de imdâda gelüp kenara çıkup anlar dahi imdâd-ı gârete gidüp gemilerinde ancak beşer onar kefere ve fecere kaldı. Hemân vakt-i sabâh olunca bizim kemîngâhda olan piyâde sekbân ve sarıca arıları dağdan teper aşağı "Allah Allah" sadâsına rehâ buldurup der-ceng-i evvel kâfirin leb-i deryâda olan firkatelerine sarılup ân-ı vâhidde amân vermeyüp on yedi adedin kabza-i tasarrufa alup içinde olan esir ümmet-i Muhammed'i halâs edüp anlara kürek çekdirerek deryâya alarga olup firâr eden kayıkları dahi ahz edüp içindeki beşer onar küffârı kayd-bend edüp esîrlikden halâs olan ibâdullah ile ba‘zı paşa efendimiz levendâtları deryâda levarime edüp demir bırakdılar. Bu kerre şehri gâret eden küffârlar bu hâli görüp karada kalup cânlarından Balçık iskelesindeki buğday anbarlarına girüp cenge âhenge başlayup kimi dağlara firâr ederken efendimiz Melek Ahmed Paşa ılgar ile Balçık başından imdâda gelirken bu firâr eden küffârlar râst gelüp kimin esîr ve kimin kelle paça edüp kimi dağlarda Dobruca Çıtağı eline girüp esir olmada. Ammâ beri tarafda Balçık şehri içre mahzenlere kapanan Kazaklar cân havliyle ceng [ü] cidâl edüp hemân paşa, askerine bezl-i mâl ihsân ederek "Koma şehbâzlarım, cümle mâl-ı ganâ’im [ü] üserâ sizin olsun" deyü alay çavuşları nidâ edince anbarları bizim asker âteşe urup damları delüp yedi sâ‘at-i nücûmî ceng-i azîm olup üç yüz kâfir esîr ve dörd yüz kelle ve paça ve otuz altı pâre şayka feth olup cümle bölükbaşılar çelenkler ve hil‘at-i fâhireler ile behremend oldular. Üç yüz kâfirden yüz kadarın der-i devlete Rûmeli şaykalarıyla gönderüp telhîs etdi. Mâ‘adâ kâfirleri ağavâtlara bezl edüp otuz altı pâre Urus şaykalarında olan mâl-ı ganâ’imi içinde esîr olan ibâdullaha mâlların teslîm edüp şaykaları Özü ve Kili ve Akkirmân kal‘aları ta‘mîr ü termîmine gönderüp âmedânî böyle bir gazâ-yı garrâda bulunduğumuza bu hakîrin şikeste beste târîhidir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 124a ·
metinde göster ·
akrep ve çıyanı bu Sincâr dağında ve Saçlı Kürdü dağında ol kadar zehir-nâk yıl …
Cenâb-ı Bârî bunların tabî‘atına göre yılandan halk olan akrep ve çıyanı bu Sincâr dağında ve Saçlı Kürdü dağında ol kadar zehir-nâk yılan ve çıyan ve akrep halk etmişdir kim dere ve depelerinde ve dağ ve bâğlarında mâl-â-mâl akrep ve çıyandır, ammâ bi-emr-i Hudâ bu cebel-i Sincâr'da Hazret-i Nûh'un gemisi müstekar olduğu Sin Kayası nâm mahalde asla yılan ve çıyan ve akrebi yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 213a ·
metinde göster ·
eşyâ-yı mevcûdâtdır. Yahûd manzûr-ı şerîfiniz olan bu şeylerdir. İktizâsı mahal …
Paşa eyitdi: "Ya bu hayvân derilerin ve zî-rûh hayvânları mahpus edüp neyler." Hân eyitdi: "Belî sultânım, yahşı su‘âl buyurdunuz. Anın işlediği cemî‘i kâr-ı simyânın aslı yine Cenâb-ı Bârî'nin yed-i kudretiyle halk olan eşyâ-yı mevcûdâtdır. Yahûd manzûr-ı şerîfiniz olan bu şeylerdir. İktizâsı mahalline göre ma‘rifet sarf eder. Meselâ vücûduna hokkasından bir yağ-ı ber-efsûn süründü, kendüyi zekersiz ve hayâsız gösterdi ve kurağı ve çiyik yağı süründü, kendüyi ber-hevâ gösterdi. Ve kumkuma ibrik ile halk üzre su dökerdi. Halk anı üzerimize işer derlerdi. Ve zemîne efsûnlu su döküp halk kendüyi gark-ı âb görüp uryân oldular. Ve bu yılanın birin harârdan çıkarup bir efsûn okuyup ejderhâ sûretinde görünüp sultânımın havfinden ejder ile firâr edüp işte harârı bunda kaldı. Bu harâr içre ne kadar hayvân postları var ise anları zî-rûh göstermeğe kâdirdir kim evveli sun‘-ı Hudâ'dır kim harârında her birinden birer cüz cânı başı gibi hıfz ederdi." deyü Monlâ Muhammed'i hüsn-i terbiyeler etdi. Paşa eyitdi: "Kaldırın şu sihirbâzın gararın. Ben şu perendebâz pehlivân-ı şâhbâzdan hazz etdim." dedikde yine meydân-ı muhabbete Pehlivân Zengüzer, ya‘nî avretden geçmiş mücerred pâk olmuş demekdir, mezkûr pehlivân def ü kudümün çalmağa başladı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 232b ·
metinde göster ·
külünü alup bir kefene sarup yine musallâda niçe kerre yüz bin ibâdullah namâzı …
Ba‘dehû fukarâlar azîzin ma‘sûm sıfatında halk olan külünü alup bir kefene sarup yine musallâda niçe kerre yüz bin ibâdullah namâzın kılup tevhîd [ü] tezkîr ile yine kabr-i şerîfine getirüp defn ederler. Anınçün Menâkıb-ı Evliyâ-yı Kâzrûnî'de Koçağa Sultân'ın Rûmiyye'de iki kerre namâzı kılınmışdır, dediği bu ma‘nâyadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 296a ·
metinde göster ·
… lerinin mu‘allimi iken İblîs-i aleyhi'l-la‘ne'nin esmâların cümle şâkirdleri ve
halîfeleri olan
melâyikden haber alup ve kuvvet-i kudsiyye ile ma‘lûmları olup anların tahrîr e …
Ve dahi sene 592 târîhinde eş-Şeyh Abdurrahmân-ı Şefî-i Melâyik hazretleri Mısır diyârında Cürce şehrin Nil aşrı cânib-i şarkî mukâbelesinde bir menzil ba‘îd Kınâ şehrinde mezkûr Şeyh Abdurrahmân Kınâvî evvelki tabaka melâyikelerinin mu‘allimi iken İblîs-i aleyhi'l-la‘ne'nin esmâların cümle şâkirdleri ve halîfeleri olan melâyikden haber alup ve kuvvet-i kudsiyye ile ma‘lûmları olup anların tahrîr etdiği risâlelerinde ebâlîsin bu esmâları tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 394b ·
metinde göster ·
cân kavmidir kim bunun dahi hadd [ü] nihâyetin Perverdigâr-ı Zü'l-celâl bilir. …
Andan kable'l-Âdem halk olan cân kavmidir kim bunun dahi hadd [ü] nihâyetin Perverdigâr-ı Zü'l-celâl bilir. Cümle hasîb ü nesîb ve asl [u] fer‘i tahrîr olunan şeytân Hâris bu cân kavminin bir gulâmı idi. Ba‘dehû bunlar cümle helâk olup rûy-ı zemîne Hazret-i Âdem kadem basdığının hakkına sûretü'r-Rahmân'da Arapça nassı nâzil olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 397a ·
metinde göster ·
Lâfîzâde'ye bir kat esbâb ve bir katana atı ihsân edüp cümlemiz mesrûr [u] şâdâ …
Andan bu kal‘a kapudanı bir kerre ziyâfet-i azîm edüp kal‘adan elli pâre balyemez toplar atup şâdumânlar etdikde refîkimiz olan Façatlı Alî Ağa karındaşlığın kapudandan ricâ edüp esîrlikden halâs edüp kapudan cümlemiz hâtırıyçün halâs olan Lâfîzâde'ye bir kat esbâb ve bir katana atı ihsân edüp cümlemiz mesrûr [u] şâdân yine avdet edüp ol gün yine menzil-i kal‘a-i Vardiya, andan cânib-i garba dağlar içre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 121b ·
metinde göster ·
… ım Voyvada'yı bu kal‘a-i Ösek'e nefy edüp Kâsım Voyvada ile Kızılelma cenginden
halâs olan
yedi aded şehbâzlara buyururlar kim,
"İmdi mel‘ûn fermânım oldur kim. Nitekim sağsın, bir dahi er sarığı sarınmayup avretler leçeği geyüp Ösek'de kapundan taşra çıkarsan haber alup seni katl ederim" deyü Kâsım Voyvada'yı bu kal‘a-i Ösek'e nefy edüp Kâsım Voyvada ile Kızılelma cenginden halâs olan yedi aded şehbâzlara buyururlar kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 62b ·
metinde göster ·
Kadızâde Mustafâ Efendi sarâyı ve Beğko sarâyı ve Paşocık sarâyı ve Serdâr sarâ …
Der-hakk-ı aded-i sarây-ı kibâr-ı a‘yân: Cümlesi iki bin yüz altmış aded hadîka-i cinînli mükellef ü mükemmel ve müzeyyen ve kiremitli ve kayağan ile mestûr hânedân-ı ma‘mûrelerdir kim her biri reşk-i çâr-bâğ-ı Acem-misâl beyt-i ra‘nâlardır. Cümleden nev-binâ Âsitâne-i sa‘âdetde sipâhîler halîfesi olan Kadızâde Mustafâ Efendi sarâyı ve Beğko sarâyı ve Paşocık sarâyı ve Serdâr sarâyı (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) Bunlar meşhûr ve ma‘mûr hânelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 146a ·
metinde göster ·
ibâdullâhın ellerine verüp anlar zabt u rabt etdiler. Bu mahalde hakkâ ki Koca …
âyeti üzre niçe yüz küffârlar gark olup beri kara tarafında beş yüz toksan aded kâfirleri seyf-i Sührâb Mehemmedî'den geçüp bin beş yüz aded küffâr pây-beste ve dil-haste esîr-i bend-i zincîr olup kırk aded kapudanları tabıllarıyla(?) giriftâr-ı kayd-ı bend olup hamd-i Hudâ altı yüz kadar ümmet-i Muhammed ehl [ü] iyâlleriyle ve bu kadar mâl-ı firâvânlarıyla ve koyunlarıyla cümle esîrlikden halâs olup cümlenin bend-i zincîrlerin çözüp cümle silsile-i selâsil-i ağlâlleri küffârın gerdenlerine takup keşân-ber-keşân edesiz deyü cemî‘i küffârları esîrlikden halâs olan ibâdullâhın ellerine verüp anlar zabt u rabt etdiler. Bu mahalde hakkâ ki Koca Sührâb Mehemmed Paşa ve Hersek sancağı gâzîleri acâ’ib adâlet etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 157a ·
metinde göster ·
… ı âb olduğun gördüler. Cümle küffâr parmak ısırup güldiler ve su kenârına çıkup
halâs olan
askeri 22a görüp kurşumla urup yıkdılar.
Bu kerre asker-i İslâmın gark-ı âb olduğun gördüler. Cümle küffâr parmak ısırup güldiler ve su kenârına çıkup halâs olan askeri 22a görüp kurşumla urup yıkdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 21b–22a ·
metinde göster ·
melâ‘în u fâcirîn ü müşrikîn cümle bu kal‘a-i Varadin'e kapanup asker-i İslâm ü …
Mukaddemâ İslankamin kal‘ası fethinde dendân-ı tîğdan halâs olan melâ‘în u fâcirîn ü müşrikîn cümle bu kal‘a-i Varadin'e kapanup asker-i İslâm üzre yedi gün yetmiş kerre kal‘adan taşra çıkup meterisler basup niçe bin asker-i İslâmı esîr ü pây-beste [ve] dil-haste ve niçe bin gâziyânı esîr-i bend-i zencîr ve niçe bin gâziyânları tu‘ma-i şemşîr edüp el-hâsıl üç ayda yeniçeri ocağından yedi aded kethudâ beğ ve üç yeniçeri ağası ve üç vezîr ve niçe bin asker-i İslâm şehîd olup kal‘a feth olmaduğu sem‘-i hümâyûn olup ale'l-acele gelüp İlok kal‘ası altında meks edüp andan kal‘a-i Varadin altında meks-i hıyâm etdikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 31b ·
metinde göster ·
Acem tarzı obası tarzı olan savma‘asının kapusu mesdûd yine bir halvethânedir. …
El-hâsıl Süleymân Hân asrında otak nice kurulu kaldı ise her 52a bir kullesi birer oda gibi inşâ olunmuşdur. Hâlâ bu kulle odaların içlerinde bâğbân bostâncı kefereleri sâkinlerdir. Ve hâlâ arz odası ve adâlet köşkü yine eylecedir, ammâ leylek çadırı ve büyük dîvânhâne-i âlî ki cihân-nümâdır ve bu otak içinde kurulmuş cergeler ve hurde çadırlar tarzı müte‘addid odalar ve pâdişâh obası önündeki soffa önünden akıtdığı sular hâlâ selsebîl-âsâ cereyân etmededir, ammâ bu otakun nâmûsiyyesi kırk sekiz mermer sütûn-ı müntehâ üzre binâ olunmuş ve cânib-i erba‘ası pirinç tırabzanlar ve gûnâ-gûn revzenler ve cümle der-i dîvârları Freng-pesend nakş-ı bûkalemûn metîn hâyıtlardır, ammâ hâlâ Süleymân Hân'ın halvethânesi olan Acem tarzı obası tarzı olan savma‘asının kapusu mesdûd yine bir halvethânedir. Ve cümle ola[n] ma‘mûrâtı serâpâ kârgîr binâ olup üstleri kırmızı bakır teneke örtülüdür kim niçe yüz bin kantâr bakır gitmişdir hisâbın Cenâb-ı Bârî bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 51b–52a ·
metinde göster ·
… ba nehr-i Tuna'nın bir bucağında vâki‘ olup azîm limandır. Tahtalı Girdâbı'ndan
halâs olan
Tuna'nın transa nâm gemileri cümle bu limanda yatırlar. 95b
Bu mahal Vidin sancağı toprağı ve Feth-i İslâm kal‘ası kadısının niyâbetidir ve Vidin subaşısı hâkimdir. Şehir nehr-i Tuna sâhilinde bir dere ağzında ensesi dağları cümle bâğlar ve bâğlarında zâğlar bâğların üzümlerin yedikçe bâğlar sâhibleri zâğlardan feryâd edüp ağlarlar ve ol bâğlı dağların dâmeninde vâki‘ olmuş bir kasaba-i Poraçacıkdır. Bir câmi‘i ve üç mahalle mescidi ve bir hânı ve bir hammâmı ve on aded dükkânı ve bir medrese ve bir tekye ve bir mektebi var. Bunun dahi cümle halkı gemicilerdir. Ve âb [u] hevâsı gâyet latîfdir. Bu kasaba nehr-i Tuna'nın bir bucağında vâki‘ olup azîm limandır. Tahtalı Girdâbı'ndan halâs olan Tuna'nın transa nâm gemileri cümle bu limanda yatırlar. 95b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 95a–95b ·
metinde göster ·
… rer kumâş ve küffârların birer aded tüfenglerin verüp kethudâ ile ve esîrlikden
halâs olan
Kara Hasan Hoca ile ve gayri ülfet etdiğimiz gâzîler ile vedâ‘laşup bunda atlar …
Zîrâ "Küffâra gılâl satmak memnû‘dur" deyü kendüsi deryâda gezerken kendüsi buğdayı kâfire satdığından sıkılup hakîre bir kîse ve hüddâmlarıma kırkar altun ve birer çuka ve birer kumâş ve küffârların birer aded tüfenglerin verüp kethudâ ile ve esîrlikden halâs olan Kara Hasan Hoca ile ve gayri ülfet etdiğimiz gâzîler ile vedâ‘laşup bunda atlarımız yine hâzırlayup mezkûr bir kîse mâl bâr-ı sakîli ve niçe bâr [u] büngâhı Holumiç kal‘ası dizdârına emânet komak içün atlara süvâr olup iki sâ‘atde evc-i âsımâna urûc edüp kal‘a-i Holumiç dizdârında mihmân olup cümle 264b eşyâ-yı bâr-ı girânları dizdâra emânet koyup salt sebükbâr kaldık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 264a–264b ·
metinde göster ·
… let-i Haleb kânûn-ı pâdişâhî üzre on bin müsellah ve müretteb asker olup vâlî-i
Haleb olan
vezîr-i âlîşânın ordusunda kona göçe sefer eşerler.
Bu cümle eyâlet-i Haleb kânûn-ı pâdişâhî üzre on bin müsellah ve müretteb asker olup vâlî-i Haleb olan vezîr-i âlîşânın ordusunda kona göçe sefer eşerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y169a ·
metinde göster ·
… âbları Urbândan teftîş u tefahhus edüp deryâda katre ancak hâsıl edüp esbâbları
halâs olan
sâhibine verdiler. İşte bu Balka sahrâsı böyle oynak ve batlak çamurlu yerlerdi …
"Âyâ bu geçeceğimiz Balka sahrâsın nice geçeriz? Niçe kerre bunda huccâc gark olmuşdur. Hattâ Melek Ahmed Paşa şâm vâlîsi iken bu sahrâda huccâc hacdan avdet mahallinde niçe bin at ve âdem ve deve gark olup Melek Ahmed Paşa asker gönderüp bu mahalde gâret olunan esbâbları Urbândan teftîş u tefahhus edüp deryâda katre ancak hâsıl edüp esbâbları halâs olan sâhibine verdiler. İşte bu Balka sahrâsı böyle oynak ve batlak çamurlu yerlerdir" deyü feryâda başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y263a ·
metinde göster ·
Çâryâr-ı Güzîn'e Hulefâ’ü'r-râşidîn, derler ve emîrü'l-mü’minîn, derler. Hilâfe …
Hazret-i Risâlet'den sonra halîfe olan Çâryâr-ı Güzîn'e Hulefâ’ü'r-râşidîn, derler ve emîrü'l-mü’minîn, derler. Hilâfetleri İmâm Hüseyin'de inkırâz buldu. İmâm Hüseyin hüsn-i rızâlarıyla hilâfeti terk edüp Yezîd ibn Mu‘âviye'ye ferâgat eyleyüp Yezîd'den bî‘at etmediğiyçün şâm'dan Yezîd niçe bin Yezîdî cünûd-ı cünüb ile Kûfe'de İmâm Hüseyin ile ceng-i azîm edüp sene 61 târîhinde İmâm Hüseyin şehîd olup Yezîd şâm'a müstakil pâdişâh oldu. Ammâ Yezîd'in babası Hazret-i Mu‘âviye vahiy kâtibi ve Hazret-i Risâlet'in (---) oğlu olup akrabâ-yı Resûl'den idi. Hazret-i Alî hilâfetinde şâm pâdişâhı idi. Sonra,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y17b ·
metinde göster ·
… a asrında bunlar dahi fevt olup Sitti Nefîse cenbinde defn olundu ve Mısır içre
halîfe olan
âl-i Abbâsiyân'ın âhiri bu el-Mütevekkil Alallâh'da inkırâz buldu.
Hikmet-i Hudâ bu el-Mütevekkil Alallâh'ın pederi el-Müstemsik Billâh Mısır'da merhûm olduğu haberi geldikde Süleymân Hân'ın izniyle mu‘azzez ü mükerrem Mısır'a varup pederi yerine halîfe oldu. Müddet-i hilâfeti 23 sene. Ve sene 908 905'de 905'de Mısır vâlîsi Dâvûd Paşa asrında bunlar dahi fevt olup Sitti Nefîse cenbinde defn olundu ve Mısır içre halîfe olan âl-i Abbâsiyân'ın âhiri bu el-Mütevekkil Alallâh'da inkırâz buldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y19a ·
metinde göster ·
… a yedirüp elli altun şeyhe ve on altun yılanbâza ve beş altun Y 126b zehirden
halâs olan
gulâma ihsân edüp def‘-i meclis etdi kim garîb temâşâ idi.
"Ejder gibi yılanım gitdi" deyü feryâd edüp kudurmuş. Paşaya şeyhin ma‘sûmu zehirden halâs etdiğin huzzâr-ı meclis şehâdet etdiklerinde paşa şeyhden haz edüp iki yılan dahi huzûrunda yedirüp elli altun şeyhe ve on altun yılanbâza ve beş altun Y 126b zehirden halâs olan gulâma ihsân edüp def‘-i meclis etdi kim garîb temâşâ idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y126a–Y126b ·
metinde göster ·
… eri pâre pâre olup esîrler halâs olmuşdur. Ve her şem‘-i kâfûrîlerin yanlarında
halâs olan
ümmet-i Muhammed'in kırkar ve ellişer vukiyye gelir demir neybeler ve kadana ve …
Ve kubbe-i âlîsinin etrâfında maslûb olan âdem kaddi niçe yüz şem‘-i kâfûrlar kim herbiri üçer dörder kantâr gelür. Bu şem‘alar cümle kefere krallarından hedâyâ gelir. Zîrâ kefere dahi bu sultâna mu‘tekidlerdir. Zîrâ zindânlarından kerrâtile alâ-mele’i'n-nâs niçe bin üsârânın pâybend-i hadîdleri pâre pâre olup esîrler halâs olmuşdur. Ve her şem‘-i kâfûrîlerin yanlarında halâs olan ümmet-i Muhammed'in kırkar ve ellişer vukiyye gelir demir neybeler ve kadana ve pıranka hadîd bendler asılıdır kim herbirin ibâdullâhlar kırkar ellişer sene taşıyup kerâmât-ı Bedevî ile halâs olmuşlardır. Ammâ bu maslûb olan şem‘alar yanmaz, hemân ârâyiş içündür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y285b ·
metinde göster ·
… Dimyât'a dâhil olup paşa ağasının konağında meks eylediğimiz sâ‘atde küffârdan
halâs olan
şayka dahi top u tüfenglerin atup şikârı olan küffâr filikası ile limana lenger …
Andan bir gemiye süvâr olup gayrı imdâda gelen askerler dahi gemilere süvâr olup alay-ı azîm ile küffâr-ı hâksâr kelleleri ile bir hây hû ile tüfengler atup şâdumânlar ederek alay-ı azîm ile gümrük önüne vâsıl olup Dimyât'a dâhil olup paşa ağasının konağında meks eylediğimiz sâ‘atde küffârdan halâs olan şayka dahi top u tüfenglerin atup şikârı olan küffâr filikası ile limana lenger bırağup cümle halkı îd-i adhâ edüp gemi re’îsi filika ile bizden kelleleri alup arz-ı mahzarlarla ve hakîrden mektûblarla Mısır'da İbrâhîm Paşa'ya gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y344b ·
metinde göster ·