… erekdir" deyü İzmit halkının ığvâsıyla ferâğat etdiler. Ammâ eğer Sakarya nehri
halîce
ve halîc İzmit körfezine mahlût olsa Karadeniz'den bir dahi nehr-i Sakarya ile …
Nehr-i azîm Sakarya : İki sâ‘at karîb ubûr edüp Kocaili içinde kasaba-i İrva kenarında bahr-i Siyâh'a munsab olup sehl himmet-ile nehr-i Sakarya bu buhayreye mahlût olmak şey-i kalîl idi. Ve bu buhayre İzmit körfezine üç sâ‘at karîb olmağıla bu gölün ayağı İzmit tuzlası önünde deryâya karışır. Hatta Sultân (---) asrında bu buhayreyi İzmit körfezine ilhâk eylemeğe niçe kerre yüz bin kazma ve çapa ve ırgad ve bennâ çalışup ittisâline sehl kalmışken "Vâfir genc ve ömr-i Nûh gerekdir" deyü İzmit halkının ığvâsıyla ferâğat etdiler. Ammâ eğer Sakarya nehri halîce ve halîc İzmit körfezine mahlût olsa Karadeniz'den bir dahi nehr-i Sakarya ile düşman girmez ve İzmit şehri iç il olup şehr-i Bolu'ya varınca beş konak yer ammâr olup Bolu şehri iskeleye karîb olup cümle İslâmbol'un gemileri tâ Bolu'ya yanaşup İslâmbol'da bir tahta üç akçeye ve bir kantar odun beş akçeye olup hayrat-ı azîm olurdu. Allahümme yessirü'l-hayr.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 277b ·
metinde göster ·
… li bâğlı âdem bâğışladı. Görmez misiz, şu meydân hûn-ı insân ile üç günden beri
halîce
döndü. Bre varın âdemler ricâ edin. Paşanın gözünde ricâcılar uçar!" deyince,
Hemân hakîr eyitdim: "Bre ümmet-i Muhammed! Paşanın gözünde, bir âdem arayıcısı görem, deyü nazar eder ammâ biriniz varup ricâ etmezsiz. Görmez misiz kim bana bir hatm bahânesiyle altmış aded eli bâğlı âdem bâğışladı. Görmez misiz, şu meydân hûn-ı insân ile üç günden beri halîce döndü. Bre varın âdemler ricâ edin. Paşanın gözünde ricâcılar uçar!" deyince,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 272b ·
metinde göster ·
… eğildir. Buheyre-i mâlih olmasına sebeb vakt-i şitâda Karadeniz'in talattumu bu
halîce
girüp acı eder. Bu gölde kış günleri gökde uçan ve yerde gezen ve deryâda yüzen …
Sitâyiş-i buheyre-i Terkoz: Dâ’iren-mâdâr cirmi on bir mîl sehel şorca âb-ı berrâkı var. Ol kadar amîk değildir. Buheyre-i mâlih olmasına sebeb vakt-i şitâda Karadeniz'in talattumu bu halîce girüp acı eder. Bu gölde kış günleri gökde uçan ve yerde gezen ve deryâda yüzen hûş u tuyûr bu gölde kışlar. Bâ-husûs kaz ve ördek ve angıt ve karabatak ve sürhâb ve vezneboşaldan ve kuğu ve saka kuşu ve balıkçıl ve martı ve yelve ve yelkovan ve niçe bunun emsâli su kuşları bu halîcin yüzünü zeyn edüp bu buheyre etrâfında olan kurâ vü kasabât ahâlîleri tüfeng-i pür-reng ile ve doğan ve şâhin ve balaban ve zağanos ve çakır ve taştülek bâzlar ile niçe kerre yüz bin kazları sayd ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 50a ·
metinde göster ·
nâzırdır. Câmi‘ içinde mahkeme vardır. Ve bir gireh gireh füruşka füruşka binâ …
Fevkânî halîc kenârında şeş sütûn-ı âlî üzre sâfî münakkaş tavandır. Ammâ haremi yokdur, pençereleri şâhrâha ve halîce nâzırdır. Câmi‘ içinde mahkeme vardır. Ve bir gireh gireh füruşka füruşka binâ olunmuş üç tabaka bir minâre-i cihân-nümâdır. Hattâ Şeyh Alî Şümürlisî dâmâdı Kadı Mansûr Efendi bu câmi‘in nâzırı iken ta‘mîr ü termîm edüp bu câmi‘i nûr-ı mahz eyledi. Hakkâ ki şîrîn câmi‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y104a ·
metinde göster ·
… nâreli bir şîrîn küçük câmi‘dir. Kıble pençereleri şâhrâha ve şimâl pençereleri
halîce
nâzır bir tuhfe-binâ câmi‘-i ra‘nâdır.
âyeti tahrîr olunmuş, ammâ târîhi yokdur. Ancak üç tabaka minâreli bir şîrîn küçük câmi‘dir. Kıble pençereleri şâhrâha ve şimâl pençereleri halîce nâzır bir tuhfe-binâ câmi‘-i ra‘nâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y104b ·
metinde göster ·
nâzırdır. Hareminde bir küçük bâğçesi içinde bir azîm nâbıka dırahtı vardır, gâ …
Tahtânî bir câmi‘dir. Yigirmi amûd üzre münakkaş tavandır, kâ[r]gîr kubbe değildir. Mihrâb [u] minberi sâdedir. Pençereleri halîce nâzırdır. Hareminde bir küçük bâğçesi içinde bir azîm nâbıka dırahtı vardır, gâyet lezîz nâbıkası olur. Ve şeyhin köşesinde hemân meydânda yekpâre yeşil sommâkîden bir mihrâb var. Mısır içinde misli yokdur, ammâ Kudüs-i şerîfde vardır. Ve üç tabaka bir müntehâ minâre-i mevzûnu var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y105a ·
metinde göster ·
karîb ulu âsitânedir. Câmi‘i ve tekyesi ve yüz elli fukarâsı dâ’imâ tevhîd [ü] …
Halîce karîb ulu âsitânedir. Câmi‘i ve tekyesi ve yüz elli fukarâsı dâ’imâ tevhîd [ü] tezkîr edüp müte‘addid hücreleri vardır. Ve âyende vü revendeye ni‘meti mebzûldür. Andan Salîbe sûkunda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y109b ·
metinde göster ·
… arı şorcadır. Meğer Nîl tuğyân etdikde şehir içinde halîclerden cereyân ederken
halîce
karîb olan hammâmların suları lezîz ola, meselâ Kaysûn hammâmı gibi lezîzdir. A …
Ammâ hikmet-i Hudâ cümlenin suları şorcadır. Meğer Nîl tuğyân etdikde şehir içinde halîclerden cereyân ederken halîce karîb olan hammâmların suları lezîz ola, meselâ Kaysûn hammâmı gibi lezîzdir. Ammâ bi-kavli hukemâ acı su germâ ola, gâyet nâfi‘ olup âdemi ten-dürüst eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y118a ·
metinde göster ·
… şînlik edüp şebekeleri ile mâhî sayd ederler. Ve Mısır'ın cümle dilberânları bu
halîce
gelüp cân-ı cânânlar ol mahbûb cüvânânlar bilâ-hicâb fûtasız uryânen halîce gir …
Bu halîc üzre ahâlî-i Mısır kâmil beş ay zevk u safâ edüp geceler Kadir, rûz-ı rûşenleri rûz-ı ıyd-i adhâ olur. Ve herkes ahbâbıyla mukarnazlı ve münakkaş şâhnişînlerde hoş-nişînlik edüp şebekeleri ile mâhî sayd ederler. Ve Mısır'ın cümle dilberânları bu halîce gelüp cân-ı cânânlar ol mahbûb cüvânânlar bilâ-hicâb fûtasız uryânen halîce girüp sâf billûr nûr ten-i münevveri ile bahr-i ma‘ârif-vâr gümüş balığı gibi şinâverlik edüp mâlik-i Nîl-vâr gavvâslık ederlerken ba‘zı âşıkân bu mâhî mâh-pâreleri dil riştesiyle sayd edüp der-kenâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y129b ·
metinde göster ·
… bu halîce gelüp cân-ı cânânlar ol mahbûb cüvânânlar bilâ-hicâb fûtasız uryânen
halîce
girüp sâf billûr nûr ten-i münevveri ile bahr-i ma‘ârif-vâr gümüş balığı gibi ş …
Bu halîc üzre ahâlî-i Mısır kâmil beş ay zevk u safâ edüp geceler Kadir, rûz-ı rûşenleri rûz-ı ıyd-i adhâ olur. Ve herkes ahbâbıyla mukarnazlı ve münakkaş şâhnişînlerde hoş-nişînlik edüp şebekeleri ile mâhî sayd ederler. Ve Mısır'ın cümle dilberânları bu halîce gelüp cân-ı cânânlar ol mahbûb cüvânânlar bilâ-hicâb fûtasız uryânen halîce girüp sâf billûr nûr ten-i münevveri ile bahr-i ma‘ârif-vâr gümüş balığı gibi şinâverlik edüp mâlik-i Nîl-vâr gavvâslık ederlerken ba‘zı âşıkân bu mâhî mâh-pâreleri dil riştesiyle sayd edüp der-kenâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y129b ·
metinde göster ·
… âhîdir, herkes gûy gûy sohbetde- Y 130a -dirler ve cemî‘i dilberân-ı Mısır bu
halîce
girüp âşıkları ile bilâ-vâsıta bî-pâk u bî-pervâ kuc kucağ dirâgûş olunurlar. V …
Ve bu halîc günleri Mısır'da eyle günlerdir kim destûr-ı şâhîdir, herkes gûy gûy sohbetde- Y 130a -dirler ve cemî‘i dilberân-ı Mısır bu halîce girüp âşıkları ile bilâ-vâsıta bî-pâk u bî-pervâ kuc kucağ dirâgûş olunurlar. Ve bu halîc içre niçe bin kayık gelüp gitmede ve niçe kayasa gemileri münakkaş edüp gûnâ-gûn bayraklar ile tezyîn edüp kayığın kıçında herkes Arab cüvânları ile meclis kurup mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y129b–Y130a ·
metinde göster ·
… zırdır. Ve otuz aded zeyyâd ve attârîn dükkânları vardır. Cümlesinin revzenleri
halîce
bakar azîm şâhrâhdır.
Tokuzuncu, kantara-i Emîr Hüseyin, bir ayndır, lâkin bu dahi vâsi‘ cisrdir. Bunun dahi üstünde mükellef kahvehânelerinin maksûreleri Nîl'e nâzırdır. Ve otuz aded zeyyâd ve attârîn dükkânları vardır. Cümlesinin revzenleri halîce bakar azîm şâhrâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y131a ·
metinde göster ·
… yesi ve meşâyihi ve fukarâsı ve imâreti vardır. Câmi‘in revzenleri cereyân eden
halîce
nâzırdır. Câmi‘i hareminde birkaç şecere ile bâğçesi ve bir azîm nâbıka dırahtı …
Kabr-i eş-şeyh Hazret-i (---) Halvetî: câmi‘i içinde medfûndur. Tekyesi ve meşâyihi ve fukarâsı ve imâreti vardır. Câmi‘in revzenleri cereyân eden halîce nâzırdır. Câmi‘i hareminde birkaç şecere ile bâğçesi ve bir azîm nâbıka dırahtı vardır. Câmi‘inin evsâfı bâlâda mazbûtdur. Ve Bâb-ı Nâsır kurbunda sûk-ı sultânî içre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y272a ·
metinde göster ·
… azîm girüp şehrin iki cânibinde şâhâne hânelerin revzenleri ve şâhnişînleri bu
halîce
nâzır olup ba‘zı âdemler pençerelerinde oturdukları yerden mâhîleri sayd edüp e …
Ve bu şehrin tâ ortasından Nîl'den bir halîc-i azîm girüp şehrin iki cânibinde şâhâne hânelerin revzenleri ve şâhnişînleri bu halîce nâzır olup ba‘zı âdemler pençerelerinde oturdukları yerden mâhîleri sayd edüp ehl [ü] iyâliyle kifâflanırlar. Bu şehrin cümle mahbûb sıbyânları uryân u büryân mâhîveş bu tur‘ada Nîl mâliki gibi şinâverlik edüp birbirlerin bilâ-vâsıta ve bilâ-tekellüf dirâgûş ederler. Ba‘zı mahbûb dost cânlara aceb temâşâgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y348a ·
metinde göster ·
… re cereyân eden halîcin tarafeynine vâki‘ olup cümle pençereleri ve maksûreleri
halîce
nâzırdır. İki tarafı gül gülistân bostânlı hasretü'l-mülûk büyût-ı ra‘nâlardır.
şehri bir düz sahrâda Sâbûniyye ve Yemenî tur‘aları kenârında ma‘mûr âbâdân ve buk‘aları hûb u mergûbdur. Mezra‘aları vâfir ve hayrât [ü] berekâtı mütekâsir, ve ni‘metleri firâvân ve enhâr-ı Yemenîsi cârî ve revân bir şehr-i âbâdândır kim Mısır'dan sonra bu şehirdir. Kat-ender-kat Y 356b sarây-ı âlîli serâpâ tula-binâ on altı bin sagîr [ü] kebîr kirec sütûhlu hâne-i kâr-ı kadîmlerdir. Ve cümle hânelerinin ma‘mûr [u] müzeyyeni ve kibâr sarâyları şehr içre cereyân eden halîcin tarafeynine vâki‘ olup cümle pençereleri ve maksûreleri halîce nâzırdır. İki tarafı gül gülistân bostânlı hasretü'l-mülûk büyût-ı ra‘nâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y356a–Y356b ·
metinde göster ·
… mâmları vardır. Fukarâları sabâh olunca niçe bin âdem şehr içinden cereyân eden
halîce
girüp gusl ederler, hammâmdan berîlerdir.
Ve yedi hammâmı dahi mu‘attaldır. Ammâ hammâm-ı Vefâ ziyâretgâhdır ve âb [u] havâsı ve binâsı gayrılardan latîfdir. Ammâ binden mütecâviz sarây hammâmları vardır. Fukarâları sabâh olunca niçe bin âdem şehr içinden cereyân eden halîce girüp gusl ederler, hammâmdan berîlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y357b ·
metinde göster ·