… Hüseyin eş-şehîd be-dest-i Yezîd ibn Mu‘âviye. Andan hilâfet Âl-i Emeviyyûn'dan
halîfe-i
rû-yı zemîn Mu‘âviye oldu.
Rıhlet-i Resûl-i Hudâ be-civâr-ı Celle ve Alâ altmış üç yaşında mâh-ı Rebi‘ülevvel'in on ikinci gece isneyn gecesi vakı‘ olup Medîne-i Münevvere'de medfûndur. Andan mesned-nişîn-i hilâfet Hazret-i Ebâbekir, andan Hazret-i Ömer, andan Hazret-i Osmân andan Hazret-i Alî, andan Hazret-i imâm Hasan hüsn-i rızâları ile hilâfeti ferâğat etdi. Andan imâm Hüseyin eş-şehîd be-dest-i Yezîd ibn Mu‘âviye. Andan hilâfet Âl-i Emeviyyûn'dan halîfe-i rû-yı zemîn Mu‘âviye oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 20a ·
metinde göster ·
… icreti'n-nebeviyye bi'z-zâ[t] Ömer ibn Abdül‘azîz hazretleri sene 100 târîhinde
halîfe-i
Şâm iken yüz bin asker ile berren ve bahren İslâmbol'a gelüp Karadeniz Boğazı'n …
Muhâsara-i hâmis-i sûr-ı Kostantıniyye: Ba‘de hicreti'n-nebeviyye bi'z-zâ[t] Ömer ibn Abdül‘azîz hazretleri sene 100 târîhinde halîfe-i Şâm iken yüz bin asker ile berren ve bahren İslâmbol'a gelüp Karadeniz Boğazı'ndan Galata cânibine ubûr edüp Galata kal‘asın amân vermeyüp feth edüp Galata burnunda Kurşumlu Mahzen nâm câmi‘i binâ etdi. Ve Galata içre Arab câmi‘i nâmıyla ma‘rûf olan câmi‘i binâ etdüğiyçün Arab Câmi‘i derler, kıblesi gâyet dürüstdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 21a ·
metinde göster ·
Andan oğlu Selîm Şâh-ı Evvel halîfe-i müstakil olup ibtidâ gazâsı Îrân-zemîn şâhı Şâh İsmâ‘îl'i kal‘a-i Ahıska altında Çıldır sahrâsında münhedim edüp iki kerre yüz bin Kızılbaş-ı evbâşı dendân-ı tîğdan geçirüp bizzât şâh yedi atlı ile cân halâs edüp Tâclı Hânım nâm hâtûnu üç yüz cevârîsiyle esîre olup Defterdâr Tâczâde Ca‘fer Çelebi'ye emânet kondu ve Âsitâne-i sa‘âdet'e getirildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 42b ·
metinde göster ·
rû-yı zemîn olup niçe yüz feth [ü] fütuhâtları ve vüzerâ ve ulemâları ve fütûhâ …
Ba‘dehu sene (---) de babası Selîm Hân yerine halîfe-i rû-yı zemîn olup niçe yüz feth [ü] fütuhâtları ve vüzerâ ve ulemâları ve fütûhâtları bi'l-külliye bâlâda mastûrdur. Bizzât kendüleri bir sefere gitmediler. Ammâ cânib-i erba‘aya her sene serdâr-ı mu‘azzamlar gönderüp feth [u] fütûhâtlar olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 103b ·
metinde göster ·
Celâleddîn olup nakl-i Mesnevî ve ders-i Ma‘nevî ederken sene (---) de intikâl …
eş-Şeyh Hüseyin Doğanî Dede: Sofya-i sâfiye şehri kurbünde Bergofça nâm kasabadan be-dîdâr ve sipâh zümresiyle niçe yıllar küffâr-ı hâksâr ile mutasaddî girdâr olmuşdu. Âhir fenânın bakâsın bulmayup bâkî tarafından haberdâr olmağa tarîk-i Mevlevî'de karâr edüp Yenikapu tekyesinde otuz sene fakr [u] fâka ile çille-i merdân çeküp tahsîl-i ulûm edüp âhir seccâde-nişîn-i halîfe-i Celâleddîn olup nakl-i Mesnevî ve ders-i Ma‘nevî ederken sene (---) de intikâl edüp rûh doğanın uçurup tekyesi sâhasında selefî meşâyihler cenbinde âsûde-hâl olup rûh doğanı zîr-i zemînde âşiyân etdi. Kuddise sırruhu. Mevtine târîh: (---)(---)(---)(---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 113b ·
metinde göster ·
… mle kırk aded aşçı var idi. Yolda olsa yigirmisi konakcıyla ileri gider, anlara
halîfe-i
baş olurdu. Yigirmisi gerüde aşçıbaşıyla gerü kalup ba‘zı menâzilde âb-ı revânl …
Bu Erzurûm'da Tabanıyassı Mehemmed Paşa şehîd edüp Erzingân kapusu hâricinde Deveçeşmesi cenbinde medfundur. Rahmetullahi aleyh. Ammâ bu Mehemmed Paşa efendimizin ta‘âmı anlardan vefret üzre tabh olunup cemî‘î zamânda sefer u hazarda matbahına asel ve mî‘âd sükkeri girmemişdir. Cümle Şâm'ın nebât-ı hamavî ki katu şekeridir, zülbiyyât [u] hulviyyâtı ve baklavası ve pâlûdesi ve muhallebisi ve sayf [u] şitâda üçer kâse gûnâ-gûn hoş-âbı cümle Şâm nebâtından idi. Ve cümle seferlerde bile şeb [u] rûz yigirmişer fağfûrî sâfî tereyağlı muttabak böreği ve çöreği ve mümessek ta‘âamı memdûd idi. Ve bunda olan âlât-ı âvânî-i sımât-ı zî-kıymet bir vezîrde yok, bî-kıymet [ü] pâk eşyâ-yı âvânîleri vardır. Ve sofrabaşı hizmetine me’mûr reşîd ve necîb, mümtâz [u] müstesnâ, cüst ü çâpük-i çâlâk pençe-i âfitâb, şîb ü zerbâfa müstağrak huddâmları vardır kim her biri birer işgâle meşgûl me’mûr gılmân-ı hâsları vardır. Ve bir hasleti dahi bu idi kim matbahında cümle kırk aded aşçı var idi. Yolda olsa yigirmisi konakcıyla ileri gider, anlara halîfe-i baş olurdu. Yigirmisi gerüde aşçıbaşıyla gerü kalup ba‘zı menâzilde âb-ı revânlar sâhilinde meks edüp sayd [u] şikâr olunan mâhîleri ve vahşî âhûları ve keklik ve turrâc ve süğlün ve çili ve gayrı şikâr olunan eşyaları bişirirlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 337a ·
metinde göster ·
… elagan mâ-belağ gılâller ihsân etdi. Ammâ birinin rûhlarının haberi yok idi kim
halîfe-i
rûy-ı zemîn Yûsuf-ı Sıddîk birâderleri idi. Bu kerre Yûsuf ana baba bir karında …
Ve kal‘ası (---) vâkı‘ olmuşdur. Etrâfında bâğ u bâğçesi bî-hisâbdır. (---)(---)(---)(---) El-hâsıl cemî‘i müverrihân elsine-i muhtelife beyninde bu kal‘a meşhûr ve memdûh-ı âfâkdır. Hattâ cemî‘i ulemâ-yı musannifîn ü mü’ellifîn mâbeyninde munsarıf ve gayri munsarıf ve ilmü lâ yunsarıf-misâlinde ilm-i (---) bu Ba‘albek'e-misâl getirirler. Ba‘l bir pâdişâhın ismi idi. Bek anın sıfatı idi. Bu kal‘aya sekiz yüz sene mutasarrıf olup imâr etdüğünde anın ismiyle müsemmâ kal‘a-i Ba‘albek'dir. {Ve bu Ba‘albek'de Hazret-i İlyâs'ın bir câmi‘i var idi. İlyâs Nebî âlem-i seyâhatde iken Ba‘al pâdişâh bu câmi‘e bir sanem koyup ana, ibâdet ederlerdi. Ol sanemin ismine Ba‘al derlerdi. Hâlâ bu kal‘a ol pâdişâh ve ol sânem ismiyle müsemmâdır. Hazret-i İlyâs seyâhatden gelüp bu câmi‘ içre ol putu görüp halkı esnâm-perest olmadan men‘ edüp ol kavmin haklarında niçe kerre suhuf nâzil oldu. Ahâlî-i Ba‘albek İlyâs Nebî'yi tekzîb ederlerdi. Âhiru'l-emr Cenâb-ı Bârî ol kavme yârî kılmayup cümle halkı kaht [u] galâdan helâk oldular. İlyâs Nebî, bu şehr-i Ba‘al'i terk edüp Elyesa‘ Nebî ile ikisi Cebelü'l-Lübnân dâmeninde Kerk-i Nûh-zemîne gelüp makâm edindiler. Hâlâ Elyesa‘ Nebî Kerk-i Nûh'da medfûndur. Ammâ müfessirînler İlyâs Nebî hazretleri Hızır Nebî ile hayâtdadır, derler}. Ammâ ismi ibtidâ lisân-ı İbrî üzre Şezânde idi. İbtidâ Hazret-i İdrîs binâ edüp ismini Şezând kodu. Hâlâ makâm-ı İdrîs Nebî ve makâm-ı Halîlullah ve kasr-ı Süleymân-ı Emînullah makâmı vardır. (---)(---)(---) Ve bu kal‘aya karîb nehr-i Rabtân; yine Cebelü'l-Lübnân'ın cânib-i şarkından çıkup Ba‘albek kal‘ası kurbundan ubûr edüp Bukâ‘ sahrâsında niçe yüz kurâların mezâriâtların reyy edüp Tûfân-ı Nûh'da tennûr-ı Nûh'dan zâhir olan nehr-i Tennûr'e mahlût olup kal‘a-i Kâsımiyye dibinde Akdeniz'e munsab olur. Bu Ba‘albek kal‘asın seyr [u] temâşâ edüp gelirken Bukâ‘ sahrâsının sağ tarafının kıble cânibinde ziyâret-i Hazret-i Yahûda ibn Hazret-i Ya‘kûb aleyhimâ's-selâm. Hazret-i Yûsuf'un en uluca karındâşıdır. Hattâ Hazret-i Yûsuf'u gayri birâderleri kuyuya atmak murâd edindiklerinde bu Yahûda rızâ vermeyüp âhir sözü geçmeyüp Yûsuf'u kuyuya atdıklarına sûre-i Yûsuf'da Arapça âyeti ve âyet-i diğer Arapça âyeti delîldir. Ba‘dehû Hazret-i Yûsuf'u kuyudan niçe kârbân halkı çıkarup Mısır'da azîz-i Mısır'a satup Cenâb-ı Bârî Yûsuf'u yine imtihân içün sicinde haps etdi ve niçe eyyâmdan sonra nübüvvet ile Mısır'a halîfe etdikde kaht-ı Yûsuf olup Hazret-i Ya‘kûb oğulları Ken‘ân elinden Mısır'a zahîre almağa Hazret-i Yûsuf'a gelince Hazret-i Yûsuf gördi kim kendüyi câh-ı Yûsuf'a ilkâ eden karındâşları Meyâ’il ve Hesyân ve Ruveyl ve Şem‘ûn ve Mesher ve ana baba bir karındâşı Hazret-i İbnyâmin ve Hazret-i Yahûda'dırlar. Hazret-i Yûsuf {bu mezkûr karındâşların gördükde safâ edüp cümlesine belagan mâ-belağ gılâller ihsân etdi. Ammâ birinin rûhlarının haberi yok idi kim halîfe-i rûy-ı zemîn Yûsuf-ı Sıddîk birâderleri idi. Bu kerre Yûsuf ana baba bir karındaşı İbnyâmin'i bir tarîkle alıkomak ister. Karındâşlarına altun kile ile buğday verirken İbnyâmin'in devesi yükü içre altun kileyi pinhân etdirüp "Bre kile gâ’ib oldu" diyerek kileyi tecessüs edüp İbnyâmin yükünde bulup "Hay harâmîyi bulduk" deyü İbnyâmin'i haps etdiklerinde sâ’ir birâderleri aslâ cevâb etmediler ammâ bu Yahûda hazretleri âteş-pâre olup eydür "Bak a halîfe! Bu İbnyâmin'in bir karındâşına Yûsuf derlerdi. Babamız Ya‘kûb Yûsuf'u pek severdi. Bu karındâşlarım Yûsuf'a hasedlerinden kuyuya atup babamıza "Yûsuf'u kurd yedi" dediler. Babamız da aşk-ı Yûsuf ile ağlaya ağlaya alîl oldu ve bu İbnyâmin'i Yûsuf yerine sevmeğe başladı. Şimdi sen bu oğlanı "Hırsızımdır" deyü haps etdin. Ken‘ân eline vardıkda ol ulü'l-azm peygamber pederimize ne cevâb edelim. Tiz şu İbnyâmin'i ver. Yohsa bir na‘ra ederim ki âsumândan bulutlar pâre pâre olup sayhamdan nehr-i Nîl ka‘ra geçüp Mısır âteşe yanup harâb olur" deyü eyle gazâb-alûd oldu kim cemî‘i vücûdunda olan tüğleri esbâbından taşra çıkdı. Hemân Hazret-i Yûsuf karındaşı Yahûda'nın bu gûne âteş-pâre olduğun görünce oğlu Efrâyim'e eydür: "Var şu darılan Yahûda'nın esbâbına elin sürüp bir nezâketle eli eline dokunsun" dedi. Hazret-i Yûsuf oğlu Efrâyim varup bu Yahûda'nın yemîn ü yesârından ubûr ederken elin eline dokundurup Yahûda'nın hiddet-i gazabı teskîn olunca Yahûda eydür: "Ne hikmetdir. Benim yanıma Ya‘kûb evlâdlarından kimesne gelüp eti etime dokunmadı kim gazabım teskîn ola. İşte vücûdım süst olup nutka mecâlim kalmadı" dedi. Bu hâl üzre Hazret-i Yûsuf ile karındâşlarıyla niçe mücâdeleleri olup âhir İbnyâmin'i hapisden halâs etmeyüp niçe yüz deve yükü gılâl dahi birâderlerine hîbe eyleyüp İbnyâmin içün "Hapisdedir" deyüp pederine mektûblar gönderüp birâderleri Ken‘ân eline gidince İbnyâmin'i âlet-i mülâhaza-i kânûn hapisden ıtlâk edüp bağrına basup taht üzre beraber karâr ederlerdi. Hattâ Hazret-i Yûsuf Feyyûm şehrin hilâfeti mahallinde binâ etdüğü mahalde Hazret-i Ya‘kûb Mısır'a geldikde mekşûfu'l-ayn olup Hazret-i Yûsuf'u ve İbnyâmin'i görüp dünya kadar hazz edüp iki evlâdının hasretine kavuşup on yedi sene Hazret-i Ya‘kûb Nebî Mısır'da ehl [ü] ıyâliyle sâkin olup merhûm oldukda Hazret-i Yûsuf, pederi Ya‘kûb Nebî'yi Kudüs'de Halîlü'r-rahmân cenbinde defn etdi. Hâlâ anda medfûndur. Ba‘dehû Hazret-i Yûsuf'u da Hazret-i 37a Süleymân {tuç sandûka ile nehr-i Nîl'den çıkarup} Halîlü'r-rahmân'da Ya‘kûb Nebî cenbinde defn eyledi. Ammâ Hazret-i Yûsuf oğlu Efrâyim'e {Yûsuf} karındâşı İbnyâmin ve Hazret-i Mûsâ vâlidesi (---) Hâtun ve Hazret-i Yûsuf ma‘şûkası Züleyhâ Hâtûn cümle bunlar Mısır'da Kavâfe-i Kübrâda cebel-i Çûşî ki yâ‘nî cebel-i mu‘azzamdır, bu kûh-ı bâlânın zıll-i himâyesinde Abdullah Meğâverî ziyâreti mukâbelesinde bu peygamberzâdeler bir kubbe-i azîm içre medfûnlardır kim hâlâ ziyâretgâh-ı hâss [u] âmm-ı Mısır'dır. Ammâ bu mezkûr Yahûdâ hazretleri, pederi Ya‘kûb Nebî intikâlinden sonra mezkûr Bukâ‘ sahrâsında merhûm olup mezkûr mahalde bir kûh-ı pestin zeylinde müfîd ü muhtasar bir kabr-i münevverde medfûndur. Kaddi kâmil yüz kırk adımdır. Türbe-i pür-envâr cümle kârgîr ile mebnî toprak ile mestûr sutûhı vardır ve birkaç fukarâ Urbân dervîşânı vardır. Lâkin üzerinde sandûka mümkin değil, bir kabr-i tavîl olmağıla ba‘zı vâlîler rûhâniyyetinden istimdâd taleb edüp yeşil çuka ile setr ederler. Ammâ zamânımız kabirleri gibi kıbleye yan bükü değildir. Ser-i sa‘âdetleri Kuds-i şerîfe doğrudur. Hazret-i Ya‘kûb'un büyük evlâdı ve Hazret-i Yûsuf birâderi olduğuna şübhe yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 36b–37a ·
metinde göster ·
… ret-i nebeviyyenin sene (---) târîhinde Hazret-i Mu‘âviye Şâm-ı dârü'l-İslâm'da
halîfe-i
âl-i Emeviyyûn iken seksen bin askere Hazret-i Ubeyde ibn Cerrâh'ı serdâr edüp …
Ba‘dehû bu Kayseriyye (---) sene mu‘attal yatup kör Harkil kayser oğlu (---) nâm bir nâm-ı bed-nâm velîd-i pelîd-i anîd ta‘annüd edüp cemî‘i dâr-ı diyârlardan âdem sürüp Kayseriyye'yi imâr edüp Mekke ve Medîne ve Kudüs taraflarına çeri çekmeğe başladıkda hicret-i nebeviyyenin sene (---) târîhinde Hazret-i Mu‘âviye Şâm-ı dârü'l-İslâm'da halîfe-i âl-i Emeviyyûn iken seksen bin askere Hazret-i Ubeyde ibn Cerrâh'ı serdâr edüp cebren ve kahren yetmiş günde dest-i kahr ile Rûm keferesi destinden Kayseriyye'yi feth edüp fâtih-i sânî Hazret-i Mu‘âviye be-dest-i Ubeyde ibn Cerrâh oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 63b ·
metinde göster ·
… seccâde ve hırka ve peşmine-i adem [ü] sofra ve gülbank ü bî‘at-ı perem ve kırk
halîfe-i
sâhib-kerem verüp Sefer Şâh Sultân'ı Rûm ereni olmağa lâyık erzânî görüp huzzâr …
Menâkıb-ı münâsib: Dahi Edirne şehri dest-i küffâr-ı hâksârda iken Hazret-i Hacı Bektaş-ı Velî Bursa şehrinde bir alay kibâr-ı evliyâullah ile müşâvere ederken esnâ-yı kelâmda buyururlar kim "İdrivne şehrin üç ejdehâ-yı nehr-i azîm derâğûş edüp belde-i İdrivne'yi helâk etmek isterler. Âhir gark-ı âb ederler. Ammâ seyecî sene 762 târîhînde dest-i Âl-i Osmân'a girüp zamîme-i dâr-ı İslâm olacakdır. Ayâ bizden Edirne'ye kim gider kim onda âmâde olup üç su bir olup tuğyân ile geldiklerinde du‘â edüp ol du‘â sebebiyle sular teskin ola?. Ba‘de'l-feth İdrivne şehrinde âsitâne-i azîm sâhibi ola" buyurduklarında hemân Sefer Şâh Sultân eydür "Pâdişâhım, eğer nutk-ı dürer-bârınız olursa bu abd-i kemter ve hakîr-i ahkar gidelim" dedikde hemân Bektâş-ı Velî Sultân "Hak mübârek eyleye!" deyü Sefer Şâh'a post u alem ve çerâğ u def [u] kudûm ü kalem ve nakkâre ü zil ve nefîr ü sadem ve seccâde ve hırka ve peşmine-i adem [ü] sofra ve gülbank ü bî‘at-ı perem ve kırk halîfe-i sâhib-kerem verüp Sefer Şâh Sultân'ı Rûm ereni olmağa lâyık erzânî görüp huzzâr-ı meclisde gülbang-ı Muhammedî çekilüp Hazret-i Pîr'den Sefer Şâh me’zûn olup kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek şehr-i Edirne'ye alem kaldırup def ü kudûm ü tablın döğdürüp tevhid [ü] tezkîr-i erre ile nefîrlerin çalarak derûn-ı Edirne'den ubûr etdiklerinde cümle nasârâlar engüşt ber-dehan edüp âlem-i hayretde kalırlar. Sefer Şâh Sultân bu hâl ile tevhîd-i sultânî ederek Hıdırlık nâm mevzi‘de karâr edüp subh [u] mesâ tevhîd [u] tezkîr edüp bâb-ı tevekkülde Kâf-ı kanâ‘at ile fakr [u] fâka çille-i merdânın çekmeğe müdâvemet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 150a ·
metinde göster ·
… edüp hicret-i nebeviyyenin iki yüz kırk dört senesinde Hârûnu'r-Reşîd müstakil
halîfe-i
Bağdâd olup yüz elli bin asker ile bu Malatıyye'yi mukaddemâ serdârlıklarında b …
Bu ceng 193a ü cidâlden on altı sene mürûr edüp hicret-i nebeviyyenin iki yüz kırk dört senesinde Hârûnu'r-Reşîd müstakil halîfe-i Bağdâd olup yüz elli bin asker ile bu Malatıyye'yi mukaddemâ serdârlıklarında bî-feth avdet etdüğinden bu Malatıyye'de muhabbeti kalmış idi. Seydi Battâl Gâzî hâtıriyçün niçe hazâ’in-i Irâk masraf edüp Malatıyye'ye bir sûr-ı üstüvâr inşâ etdi. Ba‘dehû iki kerre yüz bin asker ile İslâmbol'u {Hârûnu'r-Reşîd} muhâsara edüp âhir bilâ feth avdet müşkildir deyü sulha rağbet eyleyüp bir sığır postu cirminde İslâmbol içre yer istedikde Alina Kral rızâ verüp Hârûnu'r-Reşîd sığır derisin incecik sırım dilüp Koca Mustafâ Paşa Câmi‘i yerinde Kızlar Manastırı nâm mahalde bir kal‘a binâ edüp içine kifâyet mikdârı cebehâne ve asker koyup beher sene küffârdan ellişer bin altun harâc gelmek üzre Hârûnu'r-Reşîd Bağdâd'a avdet edüp Malatıyye'de meştâ edüp imâr ederken İslâmbol'da Alina Kral-ı dâll isyân edüp İslâmbol içindeki ümmeti Muhammed'i katl-i âm ederken içlerinde ashâb-ı güzînden iş görmüş şecî‘ âdemler var idi. Ceng-i azîm ide ide niçe küffârları dendân-ı tîğdan geçirüp âhir kendiler de bî-hisâb küffâr içinde cümle şehîd olup Ebü'l-Makassıd nâm bir hümâm-ı be-nâm kalup bi-emrillah Alina Kral'ı katl edüp kendiyi de şehîd etdiler. Bu ahvâl-i pür-melâli Hârûnu'r-Reşîd ve Seyyid Battâl Gâzî Malatıyye'de istimâ‘ edüp İslâmbol'da şehîd olanlara bedel iki o kadar olmak üzre diyâr-ı İslâmda bulunan üsârâ küffârlardan yigirmi bin kefere ve fecere katl ederler. Hâlâ Malatıyye hâricinde nehr-i Deyr-i Mesîh ve nehr-i Pül sâhilinde çâh-ı gayyâlar içre üstühân-ı kefereler leb-ber-lebdir. Netîce-i kelâm mürûr-ı eyyâm ile bu Malatıyye üzre niçe ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl olup âhir ibtidâ Rûm'a kadem basan Âl-i Selçukiyân'dan Sultân Alâeddîn sene 76 târîhinde ceng-i azîm ile Ermenî destinden dest-i kuvvetle feth edüp cümle küffârı dendân-ı tîğdan geçirüp kal‘asın hâke berâber etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 192b–193a ·
metinde göster ·
Mısır bunlara Mısır'ın cânib-i şarkîsinde Kayıtbay yaylası nâm mahalde bu kavme …
Herkes birer yumurta alup gitdiklerinde sâhib-i sülûk olan kişiler eyitdiler kim "Benim beyzam küçük idi, bana büyük beyza vermişler, kimisi dahi benim beyzam büyük idi küçüğün aldım" deyü birbirleri mâbeyninde bir hây hûy güft [ü] gûyâ düşdüklerinde âkıbet-endîşleri eyitdi: "Biz şimden gerü biribirimizin hakk-ı sarîhlerin yedik. Bu şehirden bed ve berekât kalkup bu şehir harâb u yebâb olmasına bu beyzalar sebeb olur." deyüp bize ne gûne belâ nâzil olur, diyerek havfe düşdüler. Âhir bunlara bir tâ‘ûn müstevlî olup bir gice on iki bin oba evcik âmedânî kalkup kat‘-ı menâzil ederek şehr-i Mısır'da Âl-i Abbâsiyân'dan Kal‘atü'l-Kepş sâhibi Sultân el-Müstekfî Billah'a gelüp bir yurd isterler. Halîfe-i Mısır bunlara Mısır'ın cânib-i şarkîsinde Kayıtbay yaylası nâm mahalde bu kavme mesken verüp bir senede toprakdan mebnî bir şehr-i kavî ederler kim ol zamâne dek Mısır diyârında kireçden dîvâr ve türâbdan sütûh imâr görülmemiş idi. Hâlâ Mısır'ın şarkında Tophâne tarafında Ahlad Mahallesi derler niçe bin hâne-i harâb zîr-i türâb olup yatur. Niçe bininin âsâr-ı binâları ve hâne-i câmi‘leri esâsları {hâlâ} zâhir ü bâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 238b ·
metinde göster ·
… m üzerimize hüsn-i nazarınız olmuşken ahd [ü] emânınızdan rücû‘ etmen. Zirâ siz
halîfe-i
rûy-ı zemin vüzerâlarısuz kim ve hulefâ’i'r-râşidîni'l-mürşidîn min ba‘dihî ve …
"Evvelâ hamd idelim Hâlık-ı Bîçûn'a kim benî Âdeme akl-ı küll verüp cümle hayvânâtdan evvel eşref-i mahlûk etdi kim hayr u şerri ve zarar [u] nef‘i bilüp müfsidîn ve hâsidîn ve mekkârların hiyel ü şeytanatına aldanmayup bî-garaz Müselmanlara taşra umûrun su‘âl edüp hâkimü'l-vakt olan adâlet ide. Yürü ümîddir kim bu zerre-i nâçîzin zerre kadar hatâsın sütür etmeyüp sû-i zan 261b ile deryâ-misâl askeri ser-i sa‘âdetinize cem‘ eyleyüp tarafeynde ceng ü cidâl ve harb ü kıtâl ola da rûz-ı mahşerde sizden su‘âl olunmaz mı ve memâlik-i Âl-i Osmân'ın Bitlîs şehri nehb ü gâret olunursa ve bu kadar evlâd [u] ıyâl haşerât-ı Ekrâd tuğyânıyla pâymâl-i rimâl olursa sa‘âdetlü pâdişâhıma ne cevâb verirsin ve sa‘âdetle bu şehrimize gelüp hânemizde mihmân oldukda bu kadar va‘de-i kerîmeler etdiğinizi ne aceb ferâmûş etdiniz Elkerîmü izâ ahede vefâ" değil midir? Ve bir gün yine bu dâ‘î-i muhlisinizin külbe-i ahzânında buyurdunuz kim "İnşâallah hân karındaşım sana Muş sancağın ihsân etdirüp yarlığ-ı belîğlerin getirdirim." buyurduğunuzdan memnûn olup cihân cihân sürûr-ı şâdân olup bu kadar ahd-i mîsâk emrine bünyâd-ı îmân u gılâz-ı şiddâd olunmuşdu kim zamân-ı hükûmetinizde ünâs-ı merd ü zen âsûde-hâl olalar. Re‘âyâ-perverlik bu mudur kim bu kadar askerle bu şehir üzre gelesin, âsûde-hâl olmak kande kalır ve kande cây-ı menâs bulunur ve bir kerre dahi buyurdunuz kim "Hân karındaşım sen benim velîni‘am efendim Sultân Murâd Hân Gâzî'nin çerâğ-ı efrûhtesi idin, Revân senesinde çok ni‘metin yedik ve hâlâ şimdi bî-hadd ü bî-hisâb ni‘met-i uzmânı tenâvül eyledik, sen dahi ehl [ü] ıyâlinle du‘â-yı hayrımızda olup devâm-ı devlet-i Sultân Mehemmed Hân ed‘iyyesine müdâvim olup zevk u safâda ol." deyü du‘â-yı hayrınızla behremend olduk mülâhazasıyla âsûde-hâl olup kavm-i Ekrâd Malazgird yaylağına çıkarken kânûn-ı pâdişâhî üzre aded-i ağnâm hakkın alalım derken hudûdumuzda olan Mehemmed Beğ Malazgird'den bu kadar asker çeküp Ekrâd'ı himâyete alup Ekrâd'ın koyun hakkın almağa mâni‘ olup biz dahi öşr-i ağnâm almak murâd etdiğimizde anlar bizi dûz eylediler, biz de anları hor eyleyüp mâbeynden bir kaç âdem düşüp demleri heder olduklarına biz dahi mezâhib-i erba‘adan fetvâ-yı şerîfler almışızdır ve yeniçeriler dahi bâc-ı sultânî vermediklerinden mâ‘adâ sâ’ir tüccârın şütür-bârlarına bir zibidi ve zübeydî ve Zeydî ve Zeynî-mezheb yeniçeri bâc-ı sultânîmize mâni‘ olup cebren kânûn üzre bâcımız alup gulüvv-i âm ile bâğımıza silâh ile gelüp niçe âdemlerimiz mecrûh etdikleri sicill-i şer‘-i Resûl'de kayd olunup huccetleri huzûr-ı izzete gönderilir. Yine böyle iken ol zalemeler mukaddem târîh ile sultânıma varup tasdî‘ edüp anların dürûğ kelâmlarıyla yine niçe iftirâ-gûne ta‘n-âmîz kelimâtlar tahrîr etmişsüz. Mu‘ammer olun, eğer bu abd-i kemter Abdâl za‘îf-i ahkar sultânım ile hukûk-ı sâbıkamıza mağrûr olup bir bed evzâ‘ [u] etvâr bu bendelerinden sâdır oldu ise " Arapça âyeti üzre tevbeler olsun. Arapça mazmûnu üzre cemî‘i cürmümüzü afv edin kim bizim üzerimize hüsn-i nazarınız olmuşken ahd [ü] emânınızdan rücû‘ etmen. Zirâ siz halîfe-i rûy-ı zemin vüzerâlarısuz kim ve hulefâ’i'r-râşidîni'l-mürşidîn min ba‘dihî ve vüzerâ’i fî ahdih'dir. Bu âlem-i kevn-i fesâdda nizâm-ı intizâm cemî‘i hükkâmın ahde vefâ eylemesiyle bu dünyâ âsûde-hâl olmuşdur. Lutf edüp Hazret-i Risâlet-penâh ve Çâr-yâr-ı güzîn ervâhları içün ve sa‘âdetlü pâdişâh-ı âlem-penâh başıyçün olsun beyne'l-akrân bu hakîri şermsâr edüp münkesir-i hâtır ile huzûr-ı şerîfe küstâhâne mektûbumuz ile Zeynel Ağa'mız gönderüp hilâf-ı inhâ eyle şikâyet eyleyenlerimizi tatyîb-i hâtır edüp mâbeynimiz ıslâh edüp bu hakîri pâymâl etmeyesiz, ve's-selâm.. Bâkî olasız, bâkî."
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 261a–261b ·
metinde göster ·
… r mülûk [u] selâtîn bu İmâm Hüseyin şehrin imâr etmişlerdir. Ammâ ibtidâ bânîsi
halîfe-i
Bağdâd'dan Sultân Adud binâsıdır. İlâ hâze'l-ân Acem şâhlarından niçe yüz bin t …
Bağdâd'dan ara yatıda bu rabtaya gelinir ammâ bizler âheste âheste geldik. Bu kasaba Necef hâkinde ve Kerbelâ sahrâsında Mekke türâbında (---)(---)(---)(---) kenârında (---) nahlistân-ı gülistân [ve] bâğ [u] bostânlı cümle (---) aded hâne-i âbâdânlı kasaba-i ma‘mûrdur. Câmi‘i ve medrese ve imâreti vardır kim cemî‘i ehl-i züvvâra ni‘meti mebzûldür. Ve hânları ve hammâmı ve üç yüz mikdârı dekâkînleri ve mesîregâhları vardır. Gerçi her mülûk [u] selâtîn bu İmâm Hüseyin şehrin imâr etmişlerdir. Ammâ ibtidâ bânîsi halîfe-i Bağdâd'dan Sultân Adud binâsıdır. İlâ hâze'l-ân Acem şâhlarından niçe yüz bin tümen mâl-ı nezerât gelüp ve niçe bin âdem mâlın İmâm Hüseyin'e vasiyyet edüp merhûm oldukda diyâr-ı Acem'den vücûdun getirüp civâr-ı İmâm Hüseyin'de defn edüp mâllarıyla bu şehir âbâdân olmadadır. Hâlâ bu hayrâtın nâzır-ı nuzzârı Bağdâd mollalarıdır. Deşt-i Acem'de iken nâzırı bizzât şâh-ı Acem'dir. Zîrâ cemî‘i kavm-i Acem Ka‘be'ye gidüp gelirken bu İmâm Hüseyin'i ziyâret ederler. Niçe bini hemân "İmâm Hüseyn'i ziyâret edüp bir hacc etdim." deyüp vilâyetine gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 349a ·
metinde göster ·
Ba‘dehû Hazret-i Alî Hicret-i Nebeviyye'nin 35. senesinde mâh-ı Zilhicce'de
halîfe-i
Resûl emîrü'l-mü’minîn oldukda elli üç yaşında ve dokuz aylık idi. Mesnevî,
Ba‘dehû Hazret-i Alî Hicret-i Nebeviyye'nin 35. senesinde mâh-ı Zilhicce'de halîfe-i Resûl emîrü'l-mü’minîn oldukda elli üç yaşında ve dokuz aylık idi. Mesnevî,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 354b ·
metinde göster ·
… vâniyândır kim Âl-i Emeviyyûn bu Mervân-ı Hımâr'da inkırâz buldu. Cümle 14 aded
halîfe-i
Benî Ümeyye idi. Müddet-i îşân sene 91 Şâm-ı cennet-meşâm taht-ı Emeviyyûn idi. …
Ba‘dehû Mervânîler Mervân-ı Hımâr'ın na‘şın yine katlolunduğu Busır büleydesinde defn etdiler. Hâlâ gayrı ziyâret-i Mervâniyândır kim Âl-i Emeviyyûn bu Mervân-ı Hımâr'da inkırâz buldu. Cümle 14 aded halîfe-i Benî Ümeyye idi. Müddet-i îşân sene 91 Şâm-ı cennet-meşâm taht-ı Emeviyyûn idi. İbtidâları Mu‘âviye ibn Ebî Süfyân'dır ve neseb-i Resûl'dendir. Müddet-i emâret-i Mu‘âviye sene 19, şehr 3 vefâteş der-şehr-i Recebü'l-mürecceb fî sene 60, müddet-i ömreş sene 78 Şâm'da medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 366a ·
metinde göster ·
… ol zamân kal‘a ancak Su kullesi olup Hazret-i Îsâ havâriyyûnlarından içinde bir
halîfe-i
Mesîh sâkin olduğu Rûm tevârîhlerinde musarrahdır.
Ammâ mâ-tekaddem Hazret-i Yahyâ aleyhi's-selâm asrında ibtidâ Su kullesi binâ olunmuşdur. Ba‘dehu Hazret-i Ömer radıyallâhu te‘âlâ anh hilâfetinde Afrika pâdişâhlarından Fes ü Merankuş askeriyle Sultân Mansûr bin yedi yüz pâre yelkenler ile gelüp bu cezîre-i Girid'i ve cezîre-i Mora'yı feth edüp bu Kandiye kal‘asın dahi feth eder, ammâ ol zamân kal‘a ancak Su kullesi olup Hazret-i Îsâ havâriyyûnlarından içinde bir halîfe-i Mesîh sâkin olduğu Rûm tevârîhlerinde musarrahdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 308b ·
metinde göster ·
… blesi hâlâ Kudüs-i Şerîfedir, sâ’ir deyrler gibi cânib-i şarka değildir. Ve bir
halîfe-i
havâriyyûn anda medfûndur, ammâ ismi ma‘lûmum değildir.
Ammâ dağlarda olan mesîregâh kenîselerin cümlesinden mükellef ve ma‘mûru şehrin cenûbunda iki sâ‘at ba‘îd dağlar içinde Aya Moni manastırı kâbilü's-seyr bir deyr-i ma‘mûrdur kim misli Kızıl Elma'da ve Beç tahtında İstifani ve Amıstırdam ve Kaşa şehri, kiliseleri ola. Ammâ bu deyre küffâr-ı bedgirdâr ale'l-ittifâk var makdûrların sarf edüp bir gûne bâğ-ı şükûfezâr, murgzâr, lâlezâr etmişler kim gûyâ kasr-ı kayser-i Rûm'dur. Zîrâ bu Aya Moniya deyrin Hazret-i Îsa havâriyyûnlarından Şem‘ûn-ı Safâ binâ etmişdir. Bilâ-teşbih kıblesi hâlâ Kudüs-i Şerîfedir, sâ’ir deyrler gibi cânib-i şarka değildir. Ve bir halîfe-i havâriyyûn anda medfûndur, ammâ ismi ma‘lûmum değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y60a ·
metinde göster ·
… eyüp havfinden niçe kerre vaz‘-ı haml etmiş hâtûnlar vâki‘ olmuşdur. Ol ecilden
halîfe-i
selefin biri Sahra altına bir ince dîvâr çekmişler kim halk havfden berî olup h …
Andan aşağı bir vâsi‘ meydândır. Ve ibâdetgâh-ı erbâb-ı züvvârândır. Ammâ bu Sahra-i şerîfin mu‘allâk durduğundan ziyârete gelen ehl-i züvvâr görüp havf [u] haşyet çekmesin içün ve niçe hâmile hâtûn bu gâra girüp Sahra-i şerîfi mu‘allâk görünce, âh deyüp havfinden niçe kerre vaz‘-ı haml etmiş hâtûnlar vâki‘ olmuşdur. Ol ecilden halîfe-i selefin biri Sahra altına bir ince dîvâr çekmişler kim halk havfden berî olup huzûr-ı kalb ile ibâdet edeler. Ammâ ne mümkün yine dîvâr ile Sahra mâbeyninde parmak girir ve ba‘zı yerine el girir aralıkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y214a ·
metinde göster ·
… l-mansûr İzzeddîn Ferahşâh, sene 627. Gulâmları şehîd etdi. Bu dahi azîmü'ş-şân
halîfe-i
zamân idi.}
Kabr-i el-Melik el-emced Mecdeddîn bin Behrâm şâh bin el-melik el-mansûr İzzeddîn Ferahşâh, sene 627. Gulâmları şehîd etdi. Bu dahi azîmü'ş-şân halîfe-i zamân idi.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y254b ·
metinde göster ·
Resûlullâh'dandır. Ammâ başka bir kubbe-i âlî içinde medfûndur. Gâyet âdil oldu …
Ve ziyâret-i Hazret-i Ömer ibn Abdülaziz: Bu dahi halîfe-i Resûlullâh'dandır. Ammâ başka bir kubbe-i âlî içinde medfûndur. Gâyet âdil olduğundan ziyâretgâh-ı hâs u âmdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y254b ·
metinde göster ·
… kâfirleri vaz‘-ı yed edecek mahalde Nûreddîn eş-şehîd ibn Ak Sunkur el-Bersakî
halîfe-i
şâm iken şâm'dan ılgar ile tokuz günde yetişüp düşman elinden hazretin cesed-i …
Ba‘dehu sene (---) târîhinde Hazret-i Risâlet-penâh'ın kabr-i şerîflerine (---) kâfirleri vaz‘-ı yed edecek mahalde Nûreddîn eş-şehîd ibn Ak Sunkur el-Bersakî halîfe-i şâm iken şâm'dan ılgar ile tokuz günde yetişüp düşman elinden hazretin cesed-i şerîfin halâs etdüği mahallinde tahrîr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y279a ·
metinde göster ·
Resûlullâh olup cümle Sahâbe-i kirâm ve Muhâcirîn [ü] Ensâr ve Erbâb-ı Soffa bî …
Ba‘dehu Hazret-i Ebâ Bekrü's-Sıddîk halîfe-i Resûlullâh olup cümle Sahâbe-i kirâm ve Muhâcirîn [ü] Ensâr ve Erbâb-ı Soffa bî‘at edüp mustakillen halîfe olup cümle kibâr-ı kümmelîn ve Sahâbe-i güzîni cem‘ edüp âsitâne-i Resûlullâh'ı zer-ender-zere müstağrak edüp cennet-misâl bir köşe etmeğe emr eder. Hazret-i Alî ve Fâtımatü'z-Zehrâ ve sâ'ir sahâbe-i ağniyâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y281a ·
metinde göster ·
… -i Ebâ Bekrü's-Sıddîk: Bunlar Hazret-i Risâlet-penâh'ın vasıyyet-i şerîfleriyle
halîfe-i
Resûlullâh olup adl ile bilâd-ı İslâm emn [ü] emân oldu ve dîn-i Muhammedî nizâ …
Beyân-ı menâkıb-ı Hazret-i Ebâ Bekrü's-Sıddîk: Bunlar Hazret-i Risâlet-penâh'ın vasıyyet-i şerîfleriyle halîfe-i Resûlullâh olup adl ile bilâd-ı İslâm emn [ü] emân oldu ve dîn-i Muhammedî nizâm [u] intizâm buldu. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y289a ·
metinde göster ·
… Hazret-i Osmân'ı şehîd etdiler. Bâlâda tahrîr olunmuşdur. Ba‘dehu Hazret-i Alî
halîfe-i
Nebî oldukda niçe yüz âdeme ihsânlar edüp bu çâh içre cidd [ü] cehd ile ol mühr …
"Hazret-i Osmân'ın bahtı döndü. Mühr-i Nebî elinden gitdi. Hayır değildir" deyü tefe’’ül etdiler. Kırkıncı gün Hazret-i Osmân'ı şehîd etdiler. Bâlâda tahrîr olunmuşdur. Ba‘dehu Hazret-i Alî halîfe-i Nebî oldukda niçe yüz âdeme ihsânlar edüp bu çâh içre cidd [ü] cehd ile ol mührü aradılar, bulmayup ferâğat etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y301a ·
metinde göster ·
Bu âyet-i şerîf Mekke'de nâzil olup sebeb-i nüzûlü Hazret-i Ömer olmuşdur. Ba‘dehu Hazret-i Ömer Hicretin sene (---) târîhinde halîfe-i Resûlullâh oldukda bu âyet-i şerîfi Safâ kemerleri üzre celî hattile tahrîr etdirmişlerdir. Hâlâ kırâ’at olunur bir hüsn-i hattır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y317a ·
metinde göster ·
… ed ve Sultân Murâd-ı Râbi‘ ki fâtih-i Bağdâd'dır ve Sultân İbrâhîm. Bu mezkûrûn
halîfe-i
zıllullâhın cümlesi ve niçe bin mülûk-i selef ve a‘yân-ı divel Mekke-i mükerrem …
Ve Hazret-i Risâlet'den sonra Ka‘be-i şerîfi Emîrü'l-mü’mînin Hazret-i Ebâ Bekir ve Hazret-i Ömer ve Hazret-i Osmân ve Hazret-i Alî ve Hazret-i Mu‘âviye ve Hazret-i Zübeyr İbnü'l-Avâm ve Haccâc-ı Zâlim Yûsuf ve Âl-i Abbâsiyân'dan Ebû Ca‘fer Mansûr Devânıkî ve Mehdî Abbâs ve Musul halîfesi Eşref Şa‘bân ve Melik Eşref Barsbay ve Nûreddînü'ş-Şehîd ve Yûsuf Salâhaddîn ve Sultân Barkûk ve Sultân Ferec ve Sultân Kayıtbay ve Âl-i Osmân'dan Sultân Selîm ve Süleymân Hân ve Sultân Murâd-ı Sâlis ve Sultân Ahmed ve Sultân Murâd-ı Râbi‘ ki fâtih-i Bağdâd'dır ve Sultân İbrâhîm. Bu mezkûrûn halîfe-i zıllullâhın cümlesi ve niçe bin mülûk-i selef ve a‘yân-ı divel Mekke-i mükerremeyi tevsî‘ ü termîm edüp bâlâda tavsîf etdiğimiz üzre binâ olunup gûyâ cennet-i firdevs-âşiyân mekân oldu. Ve hâlâ ta‘mîr [ü] termîm olunup günden güne şehri ve Harem-i şerîfi ma‘mûr olmadadır. Ammerekallâhu ilâ inkırâzı'd-devrân.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y340a ·
metinde göster ·
Ve sengistân ve çölistânında niçe bin aşâyir [ü] kabâ’il beğleri var, ammâ sikke ve hutbe sâhibleri olmadıklarından tahrîr olunmadı. Ammâ yine anlar dahi sâhibü's-seyf ve'l-kalem idiler kim anların da hükûmetleri min-indillâhdır kim ellerine âlet-i tîğ-i hadîd-i âteş-tâb sunulmuşdur. Her bâr anınla halîfe-i rûy-i zemîn olan abîd-i anîdin kellesin galtân edüp mazlûm ibâdullâhları zâlim kimesneler zulmünden emîn ederler. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y26b ·
metinde göster ·
rûy-i zemîn olmasa islâm, îmân u i‘tikâd ve tâ‘at [u] ibâdât emri cârî olmayup …
Cihân-bân-ı âlî-câh halîfe-i rûy-i zemîn olmasa islâm, îmân u i‘tikâd ve tâ‘at [u] ibâdât emri cârî olmayup dîn-i mübîn muhtell ü müşevveş olurdu. Q 169aP 167a Âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y26b ·
metinde göster ·
… hizâne-i Mısrıyye ile şerefyâb olan Ivaz Beğ ve Rûznâmeci Abdurrahmân Efendi ve
halîfe-i
evveli Ahmed Efendi ve halîfe-i sânîsi Alî Efendi ve muhâsebeci Yûsuf Efendi ve …
Sebeb-i tahrîr-i kitâb ve tastîr-i sıhhat-nisâb oldur ki husûs-ı âtî-i celîlü'ş-şân, nigâşte-i sahîfe-i tahrîr ü beyân, olmağiçün hâliyâ muhâfaza-i tahtgâh-ı kadîm-i Yûsufî ve himâyet-i hicâb-ı eyâlet-i Mısır ile me’mûr, medyen-i umûr-ı cumhûr, pîrâne-bahş-ı sened-i lutfî, müşkil-küşâ-yı her âyîn-i hafî, bânî-i mebânî-i adl ü dâd, hâdim-i esâs-ı zulm ü fesâd, hâfız-ı me‘âlim-i İslâm, nâsır-ı zu‘afâ-yı enâm, re‘âyâ-perver, ma‘delet-küster, hâmî-i hicâb-ı dîn ü devlet, mâhî-i Y 69b âsâr-ı zulm [ü] bid‘at, âsaf-ı mükerrem ve düstûr-ı muhterem, devletlü ve sa‘âdetlü vezîr-i dilîr İbrâhîm Paşa veffekahullâhu ta‘âlâ limâ yerzâhu ve yeşâ’ hazretlerinin huzûr-ı âlî mahfûfun bi'l-ma‘âlîlerinde akd-i meclis-i şer‘-i şerîf-i şâmihü'l-imâd-ı Muhammedî ve tarh-ı mahfil-i dîn-i münîf-i râyihü'l-evtâd-ı Ahmedî olunup ilticâ-yı zılâl-ı râyât-ı sultâniyye ve irtikâ-yı erâyik-i emâret-i hakâniyye, andan ümerâ-yı nâmdâr-ı Mısrî'den hâlâ kâfile-sâlâr-ı beyt-i atîk olan Emîrü'l-hac Özbek Beğ ve mukaddem-i ceyşü'l-ümerâ olan Novalı Mehemmed Beğ ve sâbıkan hizmet-i defterdârî ile şerefyâb olan Hüseyin Beğ ve Kansuh Beğ ve Mustafâ Beğ ve Yûsuf Beğ ve sâbıkan hükûmet-i eyâlet-i Circe olan Mehemmed Beğ ve Alî Beğ ve Cündî Mehemmed Beğ ve Abdullâh Beğ ve Ömer Beğ, ve ağayân-ı firak-ı seb‘adan gönüllüyân ağası Mehemmed Ağa ve Çerâkese ağası Mustafâ Ağa ve mustahfızân ağası Mustafâ Ağa ve azebân ağası Ca‘fer Ağa ve muhassıl-ı huddâm-ı dîvân-ı Mısrî Çavuşlar Kethudâsı Süleymân Ağa ve tercümân-ı Dîvân-ı Âlî Mustafâ Ağa ve müteferrikabaşı Mehemmed Ağa ve cebeciyân ağası Ca‘fer Ağa ve yedi bölük kethudâları ve başçavuşları ve erbâb-ı aklâm-ı Mısrıyye'den defterdâr-ı hizâne-i Mısrıyye ile şerefyâb olan Ivaz Beğ ve Rûznâmeci Abdurrahmân Efendi ve halîfe-i evveli Ahmed Efendi ve halîfe-i sânîsi Alî Efendi ve muhâsebeci Yûsuf Efendi ve halîfeleri Mustafâ Efendi ve Sâlih Efendi ve Şarkıyye mukâta‘acısı Mehemmed Efendi ve halîfeleri Alî Efendi ve Mehemmed Efendi ve Garbiyye mukâta‘acısı Hasan Efendi ve halîfeleri Ahmed Efendi ve İbrâhîm Efendi ve şehir mukâta‘acısı Mehemmed Efendi ve halîfeleri Şa‘bân Efendi ve Mehemmed Efendi ve îrâd-ı gılâl mukâta‘acısı olan Murtazâ Efendi ve halîfeleri Mustafâ Efendi ve Mehemmed Efendi ve masraf-ı gılâl mukâta‘acısı Rıdvân Efendi ve halîfeleri Fazlı Efendi ve Osmân Efendi ve kâtib-i çavuşân (---) Efendi ve kâtib-i müteferrikagân (---) Efendi ve havâle kâtibi (---) Efendi ve yeniçeriyân kâtibi (---) Efendi ve azebân kâtibi (---) Efendi ve gönüllüyân kâtibi (---) Efendi ve tüfengciyân kâtibi (---) Efendi ve sipâhân-ı yemîn ü yesâr kâtibânı Alî Efendi ve Hasan Efendi ve cebeciyân kâtibi Receb Efendi ve eytâm kâtibi İbrâhîm Efendi ve keşîde kâtibi Baltacı Mustafâ Efendi ve cevâle kâtibi (---) Efendi ve erzâk kâtibi Mülakkab Osmân Efendi ve yeniçeriyânın kâtibi Küçük Süleymân Efendi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y69a–Y69b ·
metinde göster ·
… lan Ivaz Beğ ve Rûznâmeci Abdurrahmân Efendi ve halîfe-i evveli Ahmed Efendi ve
halîfe-i
sânîsi Alî Efendi ve muhâsebeci Yûsuf Efendi ve halîfeleri Mustafâ Efendi ve Sâ …
Sebeb-i tahrîr-i kitâb ve tastîr-i sıhhat-nisâb oldur ki husûs-ı âtî-i celîlü'ş-şân, nigâşte-i sahîfe-i tahrîr ü beyân, olmağiçün hâliyâ muhâfaza-i tahtgâh-ı kadîm-i Yûsufî ve himâyet-i hicâb-ı eyâlet-i Mısır ile me’mûr, medyen-i umûr-ı cumhûr, pîrâne-bahş-ı sened-i lutfî, müşkil-küşâ-yı her âyîn-i hafî, bânî-i mebânî-i adl ü dâd, hâdim-i esâs-ı zulm ü fesâd, hâfız-ı me‘âlim-i İslâm, nâsır-ı zu‘afâ-yı enâm, re‘âyâ-perver, ma‘delet-küster, hâmî-i hicâb-ı dîn ü devlet, mâhî-i Y 69b âsâr-ı zulm [ü] bid‘at, âsaf-ı mükerrem ve düstûr-ı muhterem, devletlü ve sa‘âdetlü vezîr-i dilîr İbrâhîm Paşa veffekahullâhu ta‘âlâ limâ yerzâhu ve yeşâ’ hazretlerinin huzûr-ı âlî mahfûfun bi'l-ma‘âlîlerinde akd-i meclis-i şer‘-i şerîf-i şâmihü'l-imâd-ı Muhammedî ve tarh-ı mahfil-i dîn-i münîf-i râyihü'l-evtâd-ı Ahmedî olunup ilticâ-yı zılâl-ı râyât-ı sultâniyye ve irtikâ-yı erâyik-i emâret-i hakâniyye, andan ümerâ-yı nâmdâr-ı Mısrî'den hâlâ kâfile-sâlâr-ı beyt-i atîk olan Emîrü'l-hac Özbek Beğ ve mukaddem-i ceyşü'l-ümerâ olan Novalı Mehemmed Beğ ve sâbıkan hizmet-i defterdârî ile şerefyâb olan Hüseyin Beğ ve Kansuh Beğ ve Mustafâ Beğ ve Yûsuf Beğ ve sâbıkan hükûmet-i eyâlet-i Circe olan Mehemmed Beğ ve Alî Beğ ve Cündî Mehemmed Beğ ve Abdullâh Beğ ve Ömer Beğ, ve ağayân-ı firak-ı seb‘adan gönüllüyân ağası Mehemmed Ağa ve Çerâkese ağası Mustafâ Ağa ve mustahfızân ağası Mustafâ Ağa ve azebân ağası Ca‘fer Ağa ve muhassıl-ı huddâm-ı dîvân-ı Mısrî Çavuşlar Kethudâsı Süleymân Ağa ve tercümân-ı Dîvân-ı Âlî Mustafâ Ağa ve müteferrikabaşı Mehemmed Ağa ve cebeciyân ağası Ca‘fer Ağa ve yedi bölük kethudâları ve başçavuşları ve erbâb-ı aklâm-ı Mısrıyye'den defterdâr-ı hizâne-i Mısrıyye ile şerefyâb olan Ivaz Beğ ve Rûznâmeci Abdurrahmân Efendi ve halîfe-i evveli Ahmed Efendi ve halîfe-i sânîsi Alî Efendi ve muhâsebeci Yûsuf Efendi ve halîfeleri Mustafâ Efendi ve Sâlih Efendi ve Şarkıyye mukâta‘acısı Mehemmed Efendi ve halîfeleri Alî Efendi ve Mehemmed Efendi ve Garbiyye mukâta‘acısı Hasan Efendi ve halîfeleri Ahmed Efendi ve İbrâhîm Efendi ve şehir mukâta‘acısı Mehemmed Efendi ve halîfeleri Şa‘bân Efendi ve Mehemmed Efendi ve îrâd-ı gılâl mukâta‘acısı olan Murtazâ Efendi ve halîfeleri Mustafâ Efendi ve Mehemmed Efendi ve masraf-ı gılâl mukâta‘acısı Rıdvân Efendi ve halîfeleri Fazlı Efendi ve Osmân Efendi ve kâtib-i çavuşân (---) Efendi ve kâtib-i müteferrikagân (---) Efendi ve havâle kâtibi (---) Efendi ve yeniçeriyân kâtibi (---) Efendi ve azebân kâtibi (---) Efendi ve gönüllüyân kâtibi (---) Efendi ve tüfengciyân kâtibi (---) Efendi ve sipâhân-ı yemîn ü yesâr kâtibânı Alî Efendi ve Hasan Efendi ve cebeciyân kâtibi Receb Efendi ve eytâm kâtibi İbrâhîm Efendi ve keşîde kâtibi Baltacı Mustafâ Efendi ve cevâle kâtibi (---) Efendi ve erzâk kâtibi Mülakkab Osmân Efendi ve yeniçeriyânın kâtibi Küçük Süleymân Efendi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y69a–Y69b ·
metinde göster ·
… ağdâd dahi nice ma‘mûr [u] âbâdân olmak vardı kim {seyyâh herîfin nakli üzre ve
halîfe-i
Bağdâd'ı medh etdiğine göre Bağdâd-ı behişt-âbâd Ümmü Dünyâ olan Mısır'ın bir m …
Ey imdi mefhûm-ı kelâm oldur kim ol zamânda Bağdâd dahi nice ma‘mûr [u] âbâdân olmak vardı kim {seyyâh herîfin nakli üzre ve halîfe-i Bağdâd'ı medh etdiğine göre Bağdâd-ı behişt-âbâd Ümmü Dünyâ olan Mısır'ın bir mahallesi ola}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y76a ·
metinde göster ·
… nçleri sâkindir, haftada bir iftâr ederler. Cümleden Şeyh Alî Fârızî ve Ramazân
Halîfe-i
Kayserî keşf [ü] kerâmet sâhibleridir. Şeyh Alî Fârızî'ye ilm-i mûsikî okusalar …
Hâlâ bu câmi‘in cânib-i erba‘asında niçe yüz muzlim küncler vardır. Her birinde birer ârif-i billâh gençleri sâkindir, haftada bir iftâr ederler. Cümleden Şeyh Alî Fârızî ve Ramazân Halîfe-i Kayserî keşf [ü] kerâmet sâhibleridir. Şeyh Alî Fârızî'ye ilm-i mûsikî okusalar haz eder, ulu sultânlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y89b ·
metinde göster ·
Bedevî'dir. Selîm Hân-ı Evvel'de hayâtda olup Ebussu‘ûd-ı Cârihî ile "Yâ Selîm …
Halîfe-i Bedevî'dir. Selîm Hân-ı Evvel'de hayâtda olup Ebussu‘ûd-ı Cârihî ile "Yâ Selîm ta‘al, iclis el-Mısır" diyen şeyhin biri dahi bunlardır. Tekyesi câmi‘i içindedir. Kırk elli hücre fukarâsı var, ni‘metleri mebzûldür. Şeyhleri Ahmed Halîfe'dir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y108b ·
metinde göster ·
Bedevî şeyhlerisiz, mâh-ı Cemâzi'l-evvel'in evvelinde cümle fukarânız ile alay …
"Siz kim meşâyihân-ı halîfe-i Bedevî şeyhlerisiz, mâh-ı Cemâzi'l-evvel'in evvelinde cümle fukarânız ile alay gemileriniz ile Bulak'dan avm edüp şehr-i mezbûrun [[(---) (---)]] edesiz. Ve zîr-i destinizde olan fukarâyı ve züvvârânları bir hoş gözedüp hırâset üzre olasız. Ve sen ki Garbiyye Q 240aP 237a hâkimi Hasan Beğ'sin, ve sen ki Menûfiyye hâkimi Mîrzâ Kâşif'sin, taht-ı hükûmetinizde ve civârınızda âsitâne-i Seyyid Ahmed-i Bedevî mevlûdunun evvelinden infidâdı gününe dek cümle askeriniz ile Malaka meydânına hayme [vü] hargâhlarınız ile gelüp meks edesiz. Tüccâr ve züvvârı basîret üzre olup gözedesiz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y220a ·
metinde göster ·
… â’ifesi bir kat tüfeng ve bir yaylım top atup sadâları teskîn olunca ibtidâ baş
halîfe-i
Bedevî'nin tabl [u] kudümleri ve zîl ü bemleri çalınup tevhîd-i sultânî ederek …
Ve niçe bin züvvâr ve meşâyihân bu evkâf akabelerine girmeyüp başka gemilere ve kayasa ve kayıklar dutup herkes ahbâbıyla zevraklara girüp cümle iki yüz pâre gemi olup rûy-ı nehr-i Nîl keştîler ile zeyn olup bu tertîb üzre on iki akabe ve altı yedi yüz kayık ve kayasa kırk elli bin âdem ile vakt-i kuşlukda şehr-i Bulak'dan avm edüp mütevekkilen alallâh ile deryâya çıkdukda cümle keştîler içre olan askerî tâ’ifesi bir kat tüfeng ve bir yaylım top atup sadâları teskîn olunca ibtidâ baş halîfe-i Bedevî'nin tabl [u] kudümleri ve zîl ü bemleri çalınup tevhîd-i sultânî ederek Nîl cereyânı ile cârî olarak kös [ü] nefîrler çalarak fukarâ-yı muvahhidîn gemiler ile İnbaba şehrine mukâbil vardıkda İnbaba içün cümle fukarâ gülbâng-i Muhammedî çeküp birer Fâtiha tilâvet ederler ve azm-i Bedevî deyüp giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y279a ·
metinde göster ·
… . Hikmet-i Hudâ bu şehzâde merhûm olup câmi‘i sâhasında defn edüp mevti haberin
halîfe-i
Mısır'a arz ederler. Üçüncü günde cemâ‘at salât-ı cum‘ayı edâ ederken kabr-i şe …
Sebeb-i tesmiyesi oldur kim ibtidâ bu şehre Bağdâd-ı behişt-âbâddan bir şehzâde-i cüvân-baht-ı âl-i Abbâsiyân Hulâgû hurûcundan firâr edüp Mısır pâdişâhlarından Sultân (---) gelüp dahil düşer, ol dahi bu mahalleyi mezkûr şehzâdeye ihsân edüp eyle ma‘mûr [u] âbâdân eder kim bir şehr-i mu‘azzam olur. Hikmet-i Hudâ bu şehzâde merhûm olup câmi‘i sâhasında defn edüp mevti haberin halîfe-i Mısır'a arz ederler. Üçüncü günde cemâ‘at salât-ı cum‘ayı edâ ederken kabr-i şehzâdeden bir feza‘ [u] çeza‘ istimâ‘ ederler. Âyâ bu ne ola, deyü kabre varırlar, istimâ‘ ederler kim şehzâde lahdi içinde feryâd ediyor. Derhâl kabri keşf edüp şehzâdenin kefeni yanında bir cins hayvân şehzâdenin bâzûsundan yeyüp mürd olmuş ve şehzâdeden hayli kan cereyân edüp hayât bulmuş. Derhâl şehzâdeyi kabirden çıkarup ta‘zîm ü tekrîm ile sarâyına götürüp yedi sene dahi hayâtda olup ba‘dehu intikâl etdikde na‘şın Mısır'a götürüp Sitti Nefîse civârında medfûndur. Târîhi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y295b ·
metinde göster ·