Hadîs-i Sahîh'den ihrâc olunmuşdur. Bu nehr-i Furât'a niçe nühûrlar mahlût olup kankı diyârlara uğraduğu bâlâda Erzurûm evsâfında tahrîr olunmuşdur. Terkîme bu mahalde ihtiyâc yokdur. Lâkin bu nehr-i zülâle Erzurûm sancaklarından Kiğı nâm livânın kûhlarında me‘âdin-i hadîd olup top güllesi dökerler, ol kûh-ı bâlâlardan niçe yüz uyûn-ı câriyeleri demir ma‘denlerine uğrayup andan âb-ı zülâl-i nehr-i Furât'a mahlût olup sehl ta‘amına ve lezzetine halel verir. Ammâ mezkûr Dumlu Sultân Kayası'ndan tulû‘ edüp tâ Kiğı sancağına varınca âb-ı hayâtdan nişân verir bir Kevser-i ıllıyyîndir. Üç kerre hasta kimesne nûş etse bi-emrillah şifâ bulur. Anınçün ahâlî-i Erzurûm cümle ten-dürüstdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 326b ·
metinde göster ·
… mek gerek. Hey’et kitâblarında dahi tahrîr olunmamışdır. Anın tecessüsi akîdeye
halel
verir, zîrâ "Tefekkerû fî âlâillâh ve lâ tefekkerû fî zâtillâh" buyurulmuşdur. …
Ammâ bu yüz kırk sekiz kûh-ı bâlâlardan âlî, evc-i âsumâna ser çekmiş ser-bülend ü ser-firâz kûhlar yokdur demişler. Bu kûhları Cenâb-ı İzzet edîm-i arz nizâm-ı intizâm bulsun içün makâlîd halk etmişdir. Makâlîd kilîd ma‘nâsıdır. Âyet: Arapça âyetinden murâd, yeryüzünün dağlar kilîdidir. Bir âyet-i şerîfede dahi âyet Arapça buyurmuşdur. Zîrâ bu dağlar olmasa rûy-ı zemîn lerzân olurdu. Ammâ mezkûr yüz kırk sekiz dağlardan kebîr bu dünyâ cezîresin bahr-i Muhît ile ve bahr-i Ummân ile ve bahr-i Okyanus ile mâverâ’-i bahrlerden ihâta edüp dünyâyı ber-karâr eden kûh-ı Kâf'dır kim anın hakkında âyet: Arapça buyurmuşdur. Cebel-i Kâf'ın mâverâsın Cenâb-ı Bârî bilir kim el-ilmü indallah anı âkıl olan su’âl etmemek gerek. Hey’et kitâblarında dahi tahrîr olunmamışdır. Anın tecessüsi akîdeye halel verir, zîrâ "Tefekkerû fî âlâillâh ve lâ tefekkerû fî zâtillâh" buyurulmuşdur. Ammâ bu dünyâ cezîresinin cânib-i şarkı ve şimâli mâbeyninde diyâr-ı Moskov tarafından kûh-ı Sedd-i Ye’cûc ve Me’cûc-i kadîme İskender-i Zülkarneyn emr-i Rabbi'l-İzzet ile varup anda cemî‘i ma‘âdinden bir sedd binâ edüp ol boğazı sedd etdi kim ol boğazdan taşra kavm-i Ye’cûc güzer etmeye sûre-i Kehf'de
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 88a ·
metinde göster ·
… i ve billahi ve tallahi sana ve gayrı tevâbi‘lerine ve mâl-ı hânene zerre kadar
halel
gelmez. Elbette gelesin ve illâ bu kadar mâl [u] menâl hasâre etdiğin mukâbeles …
emrine imtisâlen üzerine varmak farz-ı ayn olup fenkerû(?) mâl u menâl-i ganâ’iminüz helâl-i zülâl olduğuna mezâhib-i erba‘adan mükerrer fetvâlar alınup memâlik-i İslâmı sencileyin yağî ve bâğî ve dağî ve âsî haşerâtlar elinden şâh-râh-ı Müslimîni pâk edüp üstüne varmağa azîmet olunmuşdur. Gerekdir kim mektûb-ı pend-üslûbum vüsûl buldukda bir ân durmayup Van derneği altında sâ’ir ümerâ karındaşların ile hizmet-i pâdişâhîde bulunup gâret etdiğin koyunları ve mâl-ı sevdâgerânları ve gayrı nehb etdiğin mâl-ı bî-girânları cümle ashâblarına redd etmeğe Taht-ı Van'a gelüp mürâfa‘a-i şer‘-i Resûl-i mübîn olasın. Vallahi ve billahi ve tallahi sana ve gayrı tevâbi‘lerine ve mâl-ı hânene zerre kadar halel gelmez. Elbette gelesin ve illâ bu kadar mâl [u] menâl hasâre etdiğin mukâbelesinde senin dahi ilin vilâyetin nehb ü gâret olup hemîn cümle erzâkın gâret olup vücûd-ı bî-sûd-ı pür mazarratın sahîfe-i rûzgâr-ı zûrkârda hakk olunmağa azîmet olunup iki yerden gayret kılıcın kemerime bend edüp "Bismillah niyyetü'l-gazâ demişiz!", ümiddir kim seninle Rahova nâm sahrâda asâkir-i İslâm-ı Van ile varıldıkda sen dahi kavm-i Yezîdî Rûjikiyân asker-i Çamapurunla karşu çıkasın. Ya taht ola, ya baht ola, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 261a ·
metinde göster ·
Ve bu kürsî mukâbilinde bir erganon-ı Dâvûdî kürsîsi var, binâyı Betlen Gabor kral inşâ etdirmişdir. Bu dahi sihr-i i‘câz mertebesi müzeyyen ve sihr-âsâr mehâmildir kim cümle papas ve kıssîs ve bıtrîk ve ladika ve kalayoros irşekleri bu cây-ı ma‘hûde üzre savt-ı bülend ile rehâvî makâmında ağâzeler edüp âyet-i İncîl'i müselsel âvâz-ı hazîn ile tilâvet edüp erganon-ı Dâvûd Nebî'ye rehâ buldurup bir ferdaş u zemzeme etdiklerinde âdemin vücûduna bir dehşet hâsıl olup vücûd-ı âdemde olan her ser-i mûy haberdâr olup âdemin tüğleri ülperir. Hulâsa ümmî ve mu‘tekid âdem dinlese i‘tikâdına halel gelir, ammâ ârifân-ı sâdıkân isti‘mâ etse acâ’ib musanna‘ saz-ı erganondur deyüp mukayyed olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 14a ·
metinde göster ·
… Bir gün gerü kalsak mahmil-i şerîf Arafât'a ermeyince cenâb-ı şerîfiniz şânına
halel
gelür. Sultânım buna bir çâre edelim. şâm'dan gelen huccâc dahi gark olup mâlda …
(ki) "Huccâcın gerisi şâm'dan gelemedi ve şiddet-i şitâdan meşâyih-i Urbân dahi develer getiremedi. Bir kaç nev‘a âlâm [u] şedâyid huccâc-ı müslimîne rahne verdi. İşte mâh-ı Zilka‘de geldi. Konaklarımız müte‘addiddir. Bir gün gerü kalsak mahmil-i şerîf Arafât'a ermeyince cenâb-ı şerîfiniz şânına halel gelür. Sultânım buna bir çâre edelim. şâm'dan gelen huccâc dahi gark olup mâldan cândan ayrılup bu kadar nehb [ü] gâret oldu" deyince hemân paşa hazretleri eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y261a ·
metinde göster ·
olmağile mezmûm olup ziyâret olunmaz. Ve âl-i Abbâsiyân'ın zamânlarında hutbeyi …
Me’mûn Halîfe'nin i‘tikâdında halel olmağile mezmûm olup ziyâret olunmaz. Ve âl-i Abbâsiyân'ın zamânlarında hutbeyi otururken tilâvet ederlerdi, ammâ Ebu'l-Abbâs Abdullâh es-Seffâh ibn Muhammed bin Alî bin Abdullâh Abbâs ayağ üzre tilâvet etdirdi. Hâlâ ol âyîn anlardan kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y24b ·
metinde göster ·
… e ve sâyir îrâd u masârıf emvâlinin bir para ve bir hâbbesine zarâr u noksân ve
halel
ü husrân vâki‘ defterdâr-ı mezkûr ve sâyir erbâb-ı aklâm-ı mezkûre bi-esrihim d …
Ve mahrûse-i Mısır'da asâkire ve huddâmât-ı huccâca ve huddâmân-ı kisveye ve gayrı ser-i kârda olanlara elzem-i levâzımından olup iştirâ olunan eşyâlar bahâsile müfredâtı defter-i rûznâmede Y 72a mazbût olduğu üzre otuz üç kîse ile iki bin dörd yüz yigirmi dörd para ki bâlâda tahrîr olunan ulemâ ve ümerâ ve hil‘at mevâdlarının mecmû‘u iki bin yedi yüz seksen bir kîse ile yigirmi dörd bin sekiz yüz kırk dörd para etmeğile bâkî atebe-i aliyye-i felek-fersâ-yı hâkânîye ve südde-i seniyye-i şehinşâhî-i sultâniyyeye hazîne-i âmire içün irsâliyye cümle bin iki yüz kîse-i Mısriyye ki bâlâda zikr olunan üzre üç bin tokuz yüz seksen bir kîse ile yigirmi dörd bin sekiz yüz kırk dörd para masârîf-i seneviyye zabt u tahrîr olunup îrâd-ı senevî masârîf-i seneviyye ile müsâvî olduğun zâhir ü mübeyyin oldukdan sonra bâlâda zikr olunan mutahassılât-ı senevîden mâ‘adâ vezîr-i muhterem-i müşârun-ileyh hazretlerinin sa‘y u tahsîlleri ile zamân-ı tasarruflarında târîh-i kitâba değin rûznâme ve mukâta‘ât ve defâtir-i aklâm-ı müteferrika nâtık olduğu üzre Âsitâne-i sa‘âdete irsâl buyurdukları icmâlden sonra ziyâde-i hazîne-i âmire yigirmi üç kîse ile yigirmi bin paraya bâliğ olduğun müşârun-ileyh vezîr-i mükerrem ve düstûr-ı muhterem mahzar-ı cumhûrda istintâk P 184a ve istifsâr buyurduklarında cümlesi defâtir-i mezkûrede mastûr olduğu üzre senevî dîvân-ı Mısır'a îrâd olunan mâlın mecmû‘u üç bin tokuz yüz seksen bir kîse ile yigirmi dörd bin sekiz yüz kırk dörd paraya bâliğ olduğu ve masârîf-i seneviyye dahi rûznâme ve sâyir aklâmların yedimizde olan defâtirleri nâtık olduğu üzre Âsitâne-i sa‘âdet tarafına beher sene irsâli lâzım olan bin Q 186a iki yüz kîse ile ma‘an masârîf-i seneviyye üç bin tokuz yüz seksen bir kîse ile yigirmi dörd bin sekiz yüz kırk dörd para zabt u tahrîr olunup îrâd-ı senevî masârıf-ı seneviyye ile müsâvî ve bâlâda mezkûr olan mutahassılât-ı seneviyyeden mâ‘adâ vezîr-i müşârun-ileyh hazretlerinin sa‘y [u] himmetleri ile zamân-ı tasarruflarında târîh-i kitâbet-i sıhhat-nisâba dek rûznâme ve muhâsebe ve mukâta‘ât ve sâyir defâtir-i aklâm-ı müteferrika nâtıka olduğu üzre Âsitâne-i sa‘âdete irsâl buyurduları icmâlden sonra ziyâde cizye-i âmire yigirmi üç kîse ile yigirmi bin paraya bâliğ olduğun bi't-tav‘ insâf ikrâr ve i‘tirâf eyledikden sonra ba‘de'l-yevm hatt-ı hümâyûn-ı sa‘âdet-makrûn ile ma‘yûr olup düstûrü'l-amel olan defâtir kâyimmakâmlar zamânında hazîne-i âmireye ve sâyir îrâd u masârıf emvâlinin bir para ve bir hâbbesine zarâr u noksân ve halel ü husrân vâki‘ defterdâr-ı mezkûr ve sâyir erbâb-ı aklâm-ı mezkûre bi-esrihim deyn-i uhde Y 72b eylediklerinden sonra âye[t] sûre-i (---):
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y71b–Y72b ·
metinde göster ·