"Vallâhi emr-i Hak ile yolda gidüp ziyâret etmek lisânım üzre eyi seyâhatdir, ammâ bu benim Balıkhân'ımız şehrinden tâ Bahr-i Kulzum kenârında Beytullâh'a varınca bir yıllık yoldur. Ve tarîk-i âm üzre benim yedi aded pâdişâhlar hasm-ı kavî adû-i hâ’inlerimdir. Anların vilâyetlerin atlayup nice geçüp Mekke'ye gidüp geleyim. Bu dahi zekerin kesmek gibi müşkil teklîfdir. Ammâ yılda bir kerre oruç dutmak farzını kabûl eyledim, zîrâ hakîmâne emrullâhdır. Bir âdem müddet-i medîd-i ömründe yiye içe vücûdunda niçe gûne safrâ ve sevdâ ve balgam ve ahlât-ı fâsideler cem‘ olur, ammâ yılda bir kerre bir ay sâ’im olunca on bir aylık emrâz-ı muhtelifeler mahv olup ten-dürüst olur. Yarın inşâallâh sâ’im olurum. Poh ne güzel emr-i hakdır. Ve cemî‘i vilâyetlerimin halkına car salup mâh-ı Ramazân'da şenlik şâdımânlıklar edüp oruç dutdurup hemân beş vakti kılmak içün mezgitler ve eyne damları yasadırım, der. Ve Allâhu Te‘âlâ zekât verin demiş. Hakkâ güzel buyurmuş. Bu emrullâhı da kabûl eyledim. Hakkâ ki bir âdem mâl-ı Kârûn'a mâlik olup yığa yığa kayda götürür. Müstahak olan fukarâlara mâlının zekâtın vermek ne güzel dîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 131b ·
metinde göster ·
"Sâbıkan Kırım hânı Mehemmed Geray, sa‘âdetlü Mekke ve Medîne pâdişâhı seni Kırım hânlığından ma‘zûl edüp hânlığı Çoban Geray oğlu (---) Geray Hân'a ihsân edüp merhûm sa‘îd ü şehîd Sefer Gâzî oğlu İslâm Ağa vezîri ve Mübârek Geray Sultân nûreddîni ve Kırım Geray Sultân kalgası olup Özü eyâleti askeri ve Eflak ve Boğdan askerleriyle Kırım'a varmak üzerelerdir. İmdi mektûb-ı mahabbet-uslûbum varup vusûl buldukda emr-i pâdişâhîye itâ‘at edüp cemî‘i sultânlarınla Âsitâne-i sa‘âdete gelesin. Cümle sultânlarına ve sana kânûnlarınızdan ziyâde ihsân [u] in‘âmlar olunur. Elbette der-i devlete gelesin. Ve illâ cezîre-i Girid'e donanma-i hümâyûn gitmeden bir şâfî haber gönderesin, ve's-selâm" deyü bu mektûb-ı mûhiş dîvânda tilâvet olunca cümle Kırım halkına car salınup Hân görünüşünde ken[g]eş-i azîm, ya‘nî müşâvere olup el-azametullâh Kırım askeri deryâ-misâl olup çalkandı otadı(?) ve bulandı ve deryâ gibi cümle karaçı halkı cûş-ı hurûşa gelüp taraf taraf mevc mevc olup cümle kapu kulları müşâvereye başlayup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 143b ·
metinde göster ·