… em meftûn olur. Zîrâ her birinin mergûle mergûle fetîle fetîle çim-ender-çim ve
ham-ender-ham
müşk-bâr, amber-bû geysûların perîşân etdikde kâkül-i perîşânları gibi gören âş …
Sekinci, Akîde kolu: Neferât 200, serkârları Pehlivân Eyyûb'dur kim şâ‘ir ve kâtib ve ârif ve zarîf hânende ve seyyâh idi. İslâmbol halkının bu kâra iltifâtların görüp üç bin iryal pâymâl-i rimâl edüp bir kol peydâ etdi kim vâhidün ke‘elf oldu. Hüsn-i ülfeti olup ni‘meti mebzûl olduğundan cümle erbâb-ı ma‘ârif 209b başına çevzinüp bir cem‘iyyet-i kübrâ edüp bir ayda Sultân İbrâhîm Hân ma‘lûmu oldu. Zîrâ cümle fasîhü'l-lisân, erbâb-ı ma‘ârif-i hezârfen, üstâd-ı kâmil hânende ve sâzende ve mudhik ve mutrıbları ve şakîleri vardır. Husûsan Süğlün Şâh'ı ve Mahmûd Şâh'ı ve Edirneli Ahmed'i ve Çerkes Şâh'ı ve Nâzlı Yûsuf'u, kaçan bu mehpâre cüvânlar dîbâ ve şîb ü zerbâf ve zerdûz ve çârkâb eteklikler ile meydân-ı mahabbetde tâvûs-ı bâğ-ı İrem gibi çevelân [u] reftâr etdiklerinde âdem dem-beste olup ol dem meftûn olur. Zîrâ her birinin mergûle mergûle fetîle fetîle çim-ender-çim ve ham-ender-ham müşk-bâr, amber-bû geysûların perîşân etdikde kâkül-i perîşânları gibi gören âşıkların dahi akılları târumâr olur. Ve bir bâğçe ve bâğçevân Gürcî taklîdi te’lîf etdiler kim acâyibdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 209a–209b ·
metinde göster ·
… mahbûbe gılmân u bintânlar getirdiler kim kâkülleri perîşân ve çîm-ender-çîm ve
ham-ender-ham
kadd-i âşıkânı ham kılıcı gâzîlerin kılıçların meyânlarına bend kılıcı hüsndâr …
Ve bu menzilde Atlıbeğzâde ve Yenge Kırığı ve Gırbo Bölükbaşı nâm gâzîler sekiz yüz aded pür-silâh dilâver-i cülâver ve server ü hünerver yiğitler ile İspilet bâğlarından ve gayrı kılâ‘ların dağlarından bin altı yüz re’s mugân pîçe pençe-i âfitâblar kim her biri birer maralî ve gazâlî ve nergis gözlü ve şîrîn sözlü ve münevver yüzlü mahbûb u mahbûbe gılmân u bintânlar getirdiler kim kâkülleri perîşân ve çîm-ender-çîm ve ham-ender-ham kadd-i âşıkânı ham kılıcı gâzîlerin kılıçların meyânlarına bend kılıcı hüsndâr gulâmlar kim her biri birer ban ve kapudanzâdeler ve evc-i melâhetde bedr-i tamâm mehpâreler ve yüzden mütecâvizi dûşîze ve nâ-şüküfte sîm-endâm gül-fâm peri-peyker ve melek-manzar duhter-i pâkîze-ahterler ordu-yı İslâm'da ubûr etdirerek otağ önüne cem‘ edüp cümle guzât-ı müslimîn bu ciğer-kûşelerin şem‘-i ruhsârlarına pervâne-vâr cem‘ {olup} cümle uşşâkân sadâ-yı Hû'ya rehâ buldurup her tarafdan sadâ-yı "Yâ men Hû" gelüp gönlünde olan fetâ yiğitler kol kol olup kâfiristân vilâyetlerine çete ve poturalara revâne olurlardı. Andan Musik bayırından kalkılup yine sarp dere ve kayalar arasında ubûr edüp 8 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 143b ·
metinde göster ·
… e-ahteri var idi kim kaçan geysû-yı müşk-bârların târumâr edüp çim-ender-çim ve
ham-ender-ham
edüp şîb ü zerbâf fisdanı ve roklasın geyüp reftâr etdikde görenin aklı perîşân …
Hakîr dahi ol takrîb ile bir gece kal‘a içinde yatup zevk u safâlar edüp kal‘ayı seyr [ü] temâşâ etdik. Ol kadar mahbûb u mahbûbesi var kim ta‘bîr ü tavsîf olunmaz. Hattâ hânemizin bir bikr-i nâ-şüküfte bânû-sıfat bir tebekânî elması yanaklı ve la‘l-gûn kiraz dudaklı, âhû gözlü ve şîrîn sözlü dişleri dürr-i meknûn gûyâ bir nejâd(?) Aline nâm bir duhter-i pâkîze-ahteri var idi kim kaçan geysû-yı müşk-bârların târumâr edüp çim-ender-çim ve ham-ender-ham edüp şîb ü zerbâf fisdanı ve roklasın geyüp reftâr etdikde görenin aklı perîşân olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 17a ·
metinde göster ·
… em gümüşü balıkları ve âşık mâlikleri kâküllerin târumâr kılup çîm-ender-çîm ve
ham-ender-ham
edüp riştesiyle uşşâkın gönlün kaydedüp kendüsi bî-kayd olur. Mısra‘:
Ve cümle tokuz hammâm-ı ma‘mûru ve bir kaç mu‘attalı vardır. Ammâ cümleden hoş-hevâ ve binâ-yı ra‘nâ Rüstem Paşa hammâmı, vâlî-i vilâyet iken binâ etmiş. Anatolu'da misli meğer Tire'de ve Mağnisa'da ola. Bu hammâma Balıklı hammâm derler. Havzunda mâl-â-mâl âdem gümüşü balıkları ve âşık mâlikleri kâküllerin târumâr kılup çîm-ender-çîm ve ham-ender-ham edüp riştesiyle uşşâkın gönlün kaydedüp kendüsi bî-kayd olur. Mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y11b ·
metinde göster ·
Ve sağîr ü kebîri nikâbdâr değildir. Cümle kâlây-ı hüsnü hüsn bâzârında bî-direm ve bî-dînâr görülür ve gâyet şîvekâr işvekârdırlar. Ve geysû-yi müşkbârları çim-ender-cim ve ham-ender-ham mergûle mergûle sarkıdup dil-i uşşâkı zülüfleri şebekesiyle sayd ederler. Ne‘ûzübillâh dâm-ı şeytândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y177a ·
metinde göster ·
… t hüsn-i cemâlde ve nermiyyeti i‘tidâlde [[(---) (---) (---)]] çîm ender çîm ve
ham-ender-ham
kâküllerin perîşân etdiklerinde uşşâkların dahi akılları perîşân olup cân rişte …
Ve âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbesi gâyet hüsn-i cemâlde ve nermiyyeti i‘tidâlde [[(---) (---) (---)]] çîm ender çîm ve ham-ender-ham kâküllerin perîşân etdiklerinde uşşâkların dahi akılları perîşân olup cân riştelerini (---)(---)(---) umûmen zerâfet ve letâfeti ve mahbûbunun melâhati gibi olmazdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y250b ·
metinde göster ·
… ermerbür bu kelleye böyle bir gûne örme geysûlar göstermiş kim çîm-ender-çîm ve
ham-ender-ham
ve mergûle mergûle ve fitîle fitîle ve girih girih mebrûm mebrûm târumâr kâküll …
Ve âmil-i mermerbür bu kelleye böyle bir gûne örme geysûlar göstermiş kim çîm-ender-çîm ve ham-ender-ham ve mergûle mergûle ve fitîle fitîle ve girih girih mebrûm mebrûm târumâr kâküller ve geysûlar göstermiş kim gûyâ sihr-i i‘câz edüp san‘atın izhâr eylemiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y234a ·
metinde göster ·