… ile Akdeniz derler. Bi-emri Hudâ bu iki elvân bahreynin mabeyninde bir râdde-i
hamrâ
çekilmişdir kim aceb sun‘-ı Lem-yezeldir.
Bahr-i Sefîd ile Bahr-i Siyâh'ın mâbeynin beyân eder: Hikmet-i Hudâ mellâhân-ı ehl-i bihâr ve fellâhân-ı bahreyn-i ehl-i züvvâr kavl-i sahîhleri üzre Azak'dan İslâmbol Boğazı'na gelince Karadeniz ola. İslâmbol'dan Gelibolu Boğazı'na varınca ol mâbeyn Bahr-i Rûm ola. Kilidü'l-Bahreyn ki Ebü'l-feth Sultân Mehemmed binâsı kal‘ateyndir, ol boğazdan aşağısı Akdeniz ola. Ammâ bu hakîr-i kalîlü'l-bizâ‘a Akdeniz ile Karadeniz'in mâbeynin niçe ehl-i dil yârândan tekmîl-i fünûn ve tekmîl-i seyâhat-i ibret-nümûn etmiş, yârân-ı bâ-safâlar ile mu‘tedil hevâda temevvüc-i deryâ olmadan kayıklara süvâr olup İslâmbol'un Yedikulle Burnu'ndan Üsküdar tarafında Kadıköy nâm belîdenin Kalamış nâm burnuna dak rû-yı deryâda seyrân u cereyân ederek, temâşâ ederdik, bi-emrillâh-i Ta‘âlâ Yedikulle Burnu'ndan mezkûr Kalamış nâm burnuna varınca rû-yı deryâda bir hatt-ı ahmer-gûn çekilmişdir kim gûyâ hatt-ı yed-i kudretdir, bu hattın şimâl tarafı İslâmbol'a doğru siyâh deryâdır ki Karadeniz derler. Ve yine bu hattın cenûb tarafına aşağı Kızıl Adalar'a ve gayrı cezâyirlere doğru nîlgûndan beyâz deryâ olmak ile Akdeniz derler. Bi-emri Hudâ bu iki elvân bahreynin mabeyninde bir râdde-i hamrâ çekilmişdir kim aceb sun‘-ı Lem-yezeldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 10a ·
metinde göster ·
… ûn karanfili olur kim rub‘-ı meskûnda nazîri yokdur. Her dânesi mutabbak verd-i
hamrâ
gibi olup râyihası âdemin damağın mu‘attar eder. Ve her biri şapsız beşer altış …
Evvelâ meşrûbâtında (---) âb-ı hayâtdan nişân verir mâ-i zülâldir. Ve Bozdepe bâğlarının turna kanı şîre-i engûru gâyet latîf şıralı, bahâ eder metâ‘dır kim nûş edene asla humârı yokdur. Ve müselles-i şer‘iyyesi ve karanfiliyyesi ve misketi gâyet lezîz şerbetlerdir. Me’kûlâtından niçe bin hadâ’ık [u] bostânının envâ‘-ı fevâkihât [u] müsmirrât-ı nefîse ve gürûmundan, gûnâ-gûn engür-i lezîzesinden, âbdâr [u] hoş-hâr meyvelerinden dilberlebi kirazı ve Lahîcân emrûdu ve beğ emrûdu ve gülâbî emrûdu ve Sinop elması ve nâmık üzümü ve melikî üzümü ve frenk üzümü ni‘met-i nefîsedir. Ve bâdencân inciri eyle lezîz ve mümessek incirdir kim misli diyâr-ı Nâzilli'de olmaz. Husûsan limonının gûnâ-gûnu ve turunc-ı âlgûnunun envâ‘ı ve rummânı ve zeytûnu cihânı dutmuşdur kim yedi gûne zeytûnu olur. Misli meğer Şâm-ı cennet-meşâm ve Kuds-i Şerîf'de ola. Ammâ bu Tarabefzûn zeytûnunun bir hûrdesi vardır. Perveriş olmadan hâm iken tenâvül olunur. Ve siyâh kiraza benzer bir gûne meyvedir. Bu dahi Tarabefzûn'a mahsusdur. Ve Tarabzon hurması derler bir meyvedir, fırında kurudup vilâyet vilâyet müstevlî olur. İçinde iki üç çekirdeği olur, lezîz meyvedir. Ve ezhâr [u] şükûfesinde niçe bin elvân çiçekleri vardır. Ammâ bir gûne hoş-bû la‘l-gûn karanfili olur kim rub‘-ı meskûnda nazîri yokdur. Her dânesi mutabbak verd-i hamrâ gibi olup râyihası âdemin damağın mu‘attar eder. Ve her biri şapsız beşer altışar dirhem gelir karanfili hâsıl olur. (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 252b ·
metinde göster ·
… mücevher fağfûrîler içre gûnâ-gûn tebellür ve altun ve câm sürâhîler ile lâle-i
hamrâdan
nişân verir hamrlar ve yemîn ü yesâr-ı kralda yüz kîse mümessek meskûk dinar-ı …
Hattâ krallara mahsûs olan sarây-ı âlî mukâbelesinde olan kenîse-i âlînin içinde niçe yüz kralların lâşe-i murdârların gâzîler bulup biri gâyetü'l-gâye zî-kıymet cevâhirler ile bir taht-ı sîmîn üzre karâr-dâde olup hükm-i hükûmât eder şeklinde, başında zî-kıymet mücevher tâc ve sorguc-ı Menûçehrî ile çehre-i murdârın evkâr evkâr edüp girân-bahâ lipâçe-i harîrler eğninde ve tığ ve kemer-i samsam belinde ve mücevher asâsı elinde ve cânib-i erba‘ası zer-ender-zer mücevher ve münakkaş girde-bâlişlere yaslanup huzûrunda bir meclis bezenilmiş kim iki yüzden mütecâviz sihr-i i‘câz sâfî mücevher fağfûrîler içre gûnâ-gûn tebellür ve altun ve câm sürâhîler ile lâle-i hamrâdan nişân verir hamrlar ve yemîn ü yesâr-ı kralda yüz kîse mümessek meskûk dinar-ı Ferdinarlar bulundukda ol hayâtı ve memâtı murdâr olan ol kral-ı dâllin na‘şe-i murdârı üzre bu kadar mâlı guzât-ı müslimîn görünce el-azametullâh bu kadar gâzîler yağmâ ederken birbirlerine girüp kılıç çeküp yetmiş aded yiğit bu deyr içre birbirlerinden şehd-i şehâdeti nûş edüp serhoş-ı dâr-ı bâkî oldular. Sonra varanlar bir şey bulmadılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 6b ·
metinde göster ·
… ir. Câmi‘ ve hân ve hammâmı ve gayri âbâdânları yokdur, lâkin bâğları ve bâde-i
hamrâsı
çokdur. Ve (---)(---) dükkânları vardır. Bu dahi (---)(---) hâkinde (---) (-- …
Evsâf-ı kal‘a-i Vasiligoz Purgaz: Lisân-ı Rûmca Vasiligoz, ya‘nî büyük ayu demekdir. Burgoz kal‘a demekdir. Kostantin bed-nâmlarından Vasil nâm bir kefere-i benâm binâsı olmağile anın ismiyle ma‘rûf bir kal‘a-i meksûf harâbdır. Ammâ sene (---) târîhinde Sultân Mûsâ Çelebi ibn Yıldırım Hân fethidir. Kal‘ası leb-i deryâda bir püşte üzre çâr-kûşe seng binâ bir küçük kal‘a-i yebâbdır. İçinde cümle kefereler sâkindir. Câmi‘ ve hân ve hammâmı ve gayri âbâdânları yokdur, lâkin bâğları ve bâde-i hamrâsı çokdur. Ve (---)(---) dükkânları vardır. Bu dahi (---)(---) hâkinde (---)(---) hükûmetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 50b ·
metinde göster ·
… şeb ma‘d[en]i olduğundan cümle nebâtları ahmer-gûn olup cümle suları da bâde-i
hamrâ
gibi kırmızı-gûn cereyân eder, andan bir mahlûk-ı Hudâ nûş etmez. Âdem sehel nû …
Bu derede şeb ma‘d[en]i olduğundan cümle nebâtları ahmer-gûn olup cümle suları da bâde-i hamrâ gibi kırmızı-gûn cereyân eder, andan bir mahlûk-ı Hudâ nûş etmez. Âdem sehel nûş etse ağzın buruşdurur. Anıniçün gayri sular ile cereyân edüp gelen balıklar bu şeb suyuna dâhil olunca cümle sermest olup taşra kenâra gelüp cümle kurâ halkı sayd edüp kifâflanırlar, ammâ lezîz semekleri olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 378a ·
metinde göster ·
Ve bu câmi‘ içre karîb sütûnların on ikisi eyle Q 103a sütûn-ı
hamrâdır
kim gûyâ la‘l-i Bedahşân'dır. Misli bir diyârda yokdur, illâ İslâmbol'da Süleym …
Ve bu câmi‘ içre karîb sütûnların on ikisi eyle Q 103a sütûn-ı hamrâdır kim gûyâ la‘l-i Bedahşân'dır. Misli bir diyârda yokdur, illâ İslâmbol'da Süleymâniyye câmi‘inde çâr sütûn-ı hamrâ vardır, hakkâ ki bu amûdlara mu‘âdil olsa sezâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y243a ·
metinde göster ·
… . Misli bir diyârda yokdur, illâ İslâmbol'da Süleymâniyye câmi‘inde çâr sütûn-ı
hamrâ
vardır, hakkâ ki bu amûdlara mu‘âdil olsa sezâdır.
Ve bu câmi‘ içre karîb sütûnların on ikisi eyle Q 103a sütûn-ı hamrâdır kim gûyâ la‘l-i Bedahşân'dır. Misli bir diyârda yokdur, illâ İslâmbol'da Süleymâniyye câmi‘inde çâr sütûn-ı hamrâ vardır, hakkâ ki bu amûdlara mu‘âdil olsa sezâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y243a ·
metinde göster ·
yapışup gûyâ havz-ı Kevser'den bir perî zâhir olup cümle uşşâk Subhâne'l-Hallâk …
Ve bu hammâmın tâ vasatında aşren fe-aşr bir havz-ı azîmi var. Mevsim-i erguvânda ve vakt-i verd-i handânda bir kaç şele berk-i gülü âb-ı havz (---) edüp havz içre neheng-i bahr-i ma‘ânî-vâr şinâver gavvâsân-ı âşıkân mahbûb-ı cüvânânın sîm-i hâm-vâr endâmına berk-i gül-i hamrâ yapışup gûyâ havz-ı Kevser'den bir perî zâhir olup cümle uşşâk Subhâne'l-Hallâk deyü vâlih [ü] şeydâ olurlar. Ve bu havz içre mâhî-vâr şinâverlik eden ihtiyâr cüvân-ı bî-karâr bilâ-vâsıta kuc kucağ olup sîne ber-sîne olup kâm alurlar. Ve her bâr ûd [u] amber râyihasından gâsillerin demâğı mu‘attar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y246a ·
metinde göster ·
… ûlullâh'dan hâsıl olmuş verd-i handânı var kim gûyâ rengi silu lâ‘l-i bedahşânî
hamrâdır
. Ve gülâbının yanında ıtr-ı şâhî ve mâ-i kâdî gûyâ mâ-i kâzibîdir.
Ve bâğ u bâğçesinde yedi gûne arak-ı Resûlullâh'dan hâsıl olmuş verd-i handânı var kim gûyâ rengi silu lâ‘l-i bedahşânî hamrâdır. Ve gülâbının yanında ıtr-ı şâhî ve mâ-i kâdî gûyâ mâ-i kâzibîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y295a ·
metinde göster ·
Menzil-i Mesâni‘: Hazret-i Mûsâ ile Fir‘avn bu mahalde ceng [ü] cidâl edüp asâ-yı Mûsâ fir‘avnîleri ve sihr ile ihdâs etdüği eşyâların asâ-yı sü‘bân cümlesin ekl [ü] bel‘ edüp mu‘cize-i Mûsâ âşikâre olduğu yer olmak ile Mesâni‘ derler, ya‘nî (---) demekdir. Bir ismi dahi Dâr-ı Hamrâ'dır. Cümle rimâl [ü] türâbı kırmızıdır. Müverrihlerin tahrîri üzre fir‘avnîler dest-i Mûsâ'da katl olunduklarında anların hûn nişânlarıdır kim zemîni la‘lgûn olmuşdur. Anıniçün Dâr-ı Hamrâ derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y386a ·
metinde göster ·
… duklarında anların hûn nişânlarıdır kim zemîni la‘lgûn olmuşdur. Anıniçün Dâr-ı
Hamrâ
derler.
Menzil-i Mesâni‘: Hazret-i Mûsâ ile Fir‘avn bu mahalde ceng [ü] cidâl edüp asâ-yı Mûsâ fir‘avnîleri ve sihr ile ihdâs etdüği eşyâların asâ-yı sü‘bân cümlesin ekl [ü] bel‘ edüp mu‘cize-i Mûsâ âşikâre olduğu yer olmak ile Mesâni‘ derler, ya‘nî (---) demekdir. Bir ismi dahi Dâr-ı Hamrâ'dır. Cümle rimâl [ü] türâbı kırmızıdır. Müverrihlerin tahrîri üzre fir‘avnîler dest-i Mûsâ'da katl olunduklarında anların hûn nişânlarıdır kim zemîni la‘lgûn olmuşdur. Anıniçün Dâr-ı Hamrâ derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y386a ·
metinde göster ·
… alarak paşa kethudâsıyla ve sâ’ir umerâ-i Mısır ile at başı berâber olup Dâr-ı
Hamrâ
nâm konakdan altı sâ‘atde,
Mastaba-i İbrâhîm Ağa: Bir sahrâda kârgîr binâ bir soffa-i ra‘nâ-i musallâ-i zîbâdır. Cümle huccâc bu mahalli ubûr edüp kimi bürkede meks eder, kimi tâ Mısır'a gider. Ammâ Emîrü'l-hac bu mastabaya vakt-i şâfi‘îde gelüp sahâbesin kurup meks eder. Ve cümle asâkiri alay âlâtları ile âmâde olup Mahmil-i şerîf'i dahi tezyîn ederler. Ba‘de salât-ı fecr ezânları tilâvet olunup edâ-yı salât olundukda Mısır tarafından bir azîm asker ile emîrü'l-hac istikbâline çavuşlar kethudâsı ve müteferrika başı ve'l-hâsıl yedi bölük ağaları ve sâ’ir erbâb-ı dîvân eşbehleri gelüp paşa kethudâsı emîr-i hacca bir sîm zeynli ve sîm rikâblı ve murassa‘ topuzlu ve müzehheb ü mutallâ ve musanna‘ rahtlı bir at hedâyâ çeküp dîvân efendisi ile ma‘an emîrü'l-hacca bu mastaba üzre buluşup cümle a‘yân-ı Mısır ile görüşüp tahte'l-kahveler tenâvül olunup şedd-i rıhal sûrlarına demler urulup andan emîr-i hac kethudâ hedâyâsı olan küheylâna süvâr olup alay-ı azîm ile mehterhânesin çalarak huccâcın gerisin alarak paşa kethudâsıyla ve sâ’ir umerâ-i Mısır ile at başı berâber olup Dâr-ı Hamrâ nâm konakdan altı sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y386b ·
metinde göster ·
Kusvâ derlerdi. Ve dağına Cebelü'l-Kebş derler. Ammâ Hazret-i Amr ibnü'l-Âs Fus …
Ve bu câmi‘ zemînine tevârîh-i kadîmlerde Arz-ı Hamrâ-yı Kusvâ derlerdi. Ve dağına Cebelü'l-Kebş derler. Ammâ Hazret-i Amr ibnü'l-Âs Fustât şehrin muhâsara etdikde Benî Yeşkür kavmin bu mahalle fustât nâm haymelerin kurmağile bu mahalle cebel-i Yeşkür dediler. Ammâ ibtidâ ismi Cebelü'l-Kebş idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y91b ·
metinde göster ·
… kaş tavanlı ibâdetgâhdır. Ve mihrâbı sâde güzeldir. Ve minberi münakkaş haşeb-i
hamrâdır
. Ve câmi‘ içi zî-kıymet ibrîşim hâlîçeler ile mefrûşdur ve gûnâ-gûn âvîzeler il …
Ve câmi‘-i zîbâsı altı beyâz sütûn-ı mermer üzre şekl-i murabba‘ münakkaş tavanlı ibâdetgâhdır. Ve mihrâbı sâde güzeldir. Ve minberi münakkaş haşeb-i hamrâdır. Ve câmi‘ içi zî-kıymet ibrîşim hâlîçeler ile mefrûşdur ve gûnâ-gûn âvîzeler ile câmi‘ içi müzeyyendir. Ve mihrâb önü bir şükûfezâr bâğçedir. Tûlen ve arzan yüz ayak câmi‘dir. Kıble kapusu üzre altun levha ve lacüverd ile münakkaş ta‘lîk hat ile tahrîr olunan târîhdir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y116a ·
metinde göster ·
… ib-firâş ve mecnûn gelse bi-emrillâh kırk günde ifâkat bulup reng-i rûyı verd-i
hamrâya
döner. Zîrâ bu kân-ı şifâda Bokrâd u Sokrad ve Eflâtûn ve Fisagores-i Tevhîdî v …
Bu âsitâneye üç yıllık sâhib-firâş ve mecnûn gelse bi-emrillâh kırk günde ifâkat bulup reng-i rûyı verd-i hamrâya döner. Zîrâ bu kân-ı şifâda Bokrâd u Sokrad ve Eflâtûn ve Fisagores-i Tevhîdî ve Ebû Alî Sinâ misilli hukemâlar her biri Mesîh-âsâ mürde-dili ihyâ ederler. Ammâ bu şehir halkından hukemâ hâsıl olmaz, cümle garîbü'd-diyârdır, yine kavm-i Arab'dır. Zîrâ ilm-i tıb evlâd-ı Arab'a verilmişdir. Cümleden elzem-i levâzımından ilim ilm-i tıbdır. Zîrâ Hazret-i Risâlet buyururlar, hadîs:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y120a ·
metinde göster ·
… ), bâzârı olan yerdir. Ve buna karîb bir şehr-i azîm dahi binâ olunup 7. ismine
Hamrâ-yı
Kusvâ dediler.
Ba‘zılar kavlince bu şehr-i Fustât yerinde ibn Ersilaveş nâm bir melik bir kasr-ı âlî binâ etmişdi kim her ay başında güneş bir burcdan bir burca intikâl etmelü olsa ol gece ol kasrın üzerinde âteş yakarlardı. Andan şems-i âteş-tâb bir burcdan bir burca intikâl etdiğin bilirlerdi. Anıniçün bu şehrin ismi Ersilaveş idi. Lisân-ı İbrîde "Şems Evi" demekdir. Ba‘dehu bu şehri Fîrûzâd el-Kidânî oğlu Buhtunnasr harâb edüp kâmil beş yüz yıl berbâd yatdı. Andan bir şehir dahi zamîme olup 6. ismine şehr-i Yeşkikod(?) derler (---), bâzârı olan yerdir. Ve buna karîb bir şehr-i azîm dahi binâ olunup 7. ismine Hamrâ-yı Kusvâ dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y141b ·
metinde göster ·
… ve yedinci günleri olunca huccâcın ibtidâsı yürür. Emîrü'l-hac mahmel ile Dâr-ı
Hamrâ
nâm mahalde meks etdüği haberi Bürke'de paşa kethudâsına haber gelür.
Tamâm mâh-ı Safer'in beşinci ve altıncı ve yedinci günleri olunca huccâcın ibtidâsı yürür. Emîrü'l-hac mahmel ile Dâr-ı Hamrâ nâm mahalde meks etdüği haberi Bürke'de paşa kethudâsına haber gelür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y208a ·
metinde göster ·
Ve bugünkü günlerde Kalyûb kâşifinin direğidir, huccâcın yolun tâ Dâr-ı
Hamrâ'ya
varınca üç gün üç gece hıfz [u] hırâset üzre olup huccâcın evvelinden âhirine d …
Ve bugünkü günlerde Kalyûb kâşifinin direğidir, huccâcın yolun tâ Dâr-ı Hamrâ'ya varınca üç gün üç gece hıfz [u] hırâset üzre olup huccâcın evvelinden âhirine dek ikişer yüz Arab hayyâliyle dîdebânlık eder ki bir tarafdan Arab aşkıyâsı âcizmânde kalmış huccâcı nehb [ü] gâret etmesin, deyü mukayyed olur. Zîrâ huccâcdan ol mahalde bir şey zâyi‘ olsa Kalyûb kâşifine zamân lâzım gelür. Zîrâ bu mahaller anın hudûdudur. Ve her gece kâşif hasîl-harc haymesinde nevbet bekler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y208b ·
metinde göster ·
… ve Fitne ve Eşmîne ve Şemsiyye ve Şemmûne ve Reyhâne ve Hediyye ve Verdiyye ve
Hamrâ
ve Kamrâ ve Amberiyye ve Cemîle ve bunun emsâli niçe nâmları vardır kim tahrîri …
Ve Habeşe cevârîler esmâları var kim âdem hayrân olur. Meselâ Hasîse ve Fesîse ve Kasîse ve Nefîse ve Fitne ve Eşmîne ve Şemsiyye ve Şemmûne ve Reyhâne ve Hediyye ve Verdiyye ve Hamrâ ve Kamrâ ve Amberiyye ve Cemîle ve bunun emsâli niçe nâmları vardır kim tahrîrinde melâlet vardır. Ammâ şehr-i Mısır'ın hâricinde kurâ ve kasabâtlarda Sa‘îdî ve Bedevî mahbûbeleri olur kim merâlî ve gazâlî Hoten âhûsu gibi mukehhal gözlü, şîrîn sözlü ve münevver yüzlü perî peykerleri olur kim medhinde lisân kâsırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y243a ·
metinde göster ·
Ve mihrâbının iki cânibinde bir gûne musaykal u mücellâ taş amûdcikler var kim cemî‘i seyyâhân-ı cihân gelüp temâşâ ederler. Âlem-i hayretde kalup ma‘lûmları değildir kim ma‘âdin midir, yohsa amelî terkîb midir, nâ-ma‘lûm bir turfa hacerlerdir. Ve harem etrâfiyle enderûn [u] bîrûnda olan cümle otuz altı sütûn-ı hamrâdır. Ve cümle kemerler üzre nakş-ı Mânî zer-ender-zer münakkaş işlerdir. Q 347bP 341b Ve bir yan kapu ve bir kıble kapu. Ve mihrâb dîvârında bir kapu dahi var, andan on dörd kademe taş nerdübânlar ile enilüp âbdest alınur, Yûsuf bahrı cereyân eder. Ve harem ortasında bir âb-ı hayât kuyusu var. Ve bu câmi‘ serâpâ kemerler üzre binâ olunmuşdur, altından Yûsuf denizi geçer. Ve üç tabaka bir musanna‘ serâmed minâresi vardır. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·
üzre kaddi bâlâ tâklar üzre halkârî ve müzehheb ve gûnâ-gûn silu ve lâjüverd il …
On sekiz sütûn-ı hamrâ üzre kaddi bâlâ tâklar üzre halkârî ve müzehheb ve gûnâ-gûn silu ve lâjüverd ile nakş olmuş tavandır. Ve iki cânibinde yan kapuları var. Sol tarafı yan kapusundan on sekiz kademe taş nerdübân ile çıkılup enilüp bahr-i Yûsuf'dan âbdest alınur. Ve kıble kapusu bahr-i Yûsuf üzre vâki‘ olan cisr üzre kıble kapusudur. Ve hareminde iki hûrmâ dırahtı vardır. Ve bir alçak minâresi var. Sûk-ı kantara-i Kınâvî civârında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·