… usudur kim ne gûne su’âl etsen ana göre cevâb istimâ‘ olunur. İllâ muğayyebât-ı
hamseden
su’âl etseler. Meselâ ba‘zı zenâne,
Bir hikmet-i acîb ü garîb mesîregâh-ı tâli‘ kuyusudur kim ne gûne su’âl etsen ana göre cevâb istimâ‘ olunur. İllâ muğayyebât-ı hamseden su’âl etseler. Meselâ ba‘zı zenâne,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 120a ·
metinde göster ·
… üp elbette anladırdı. Ammâ ba‘zı âdem gönlünden bir şey dutardı ve muğayyebât-ı
hamseden
bir nesne su’âl etseler mukayyed olmazdı. Ancak
"Kabru kabru hafru" deyüp bir zamândan sonra "â â â â" deyüp avret sadâsı gibi gülerdi. Andan sonra her ne su’âl etdilerse elbette bir hâl ile halkın su’âllerin lehce-i lisân-ı hâlile anlatmağa cidd ü cehd etmeği kendüye ilzâm edüp elbette anladırdı. Ammâ ba‘zı âdem gönlünden bir şey dutardı ve muğayyebât-ı hamseden bir nesne su’âl etseler mukayyed olmazdı. Ancak
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 217a ·
metinde göster ·
… vilâyeti Ehl-i Sünnet ve'l-cemâ‘at mü’min ve muvahhid kişiler olmağıla evkât-ı
hamseden
mâ‘adâ her câmi‘de ders-i Kur’ân ve ulûm-ı kesîr-i edyân tilâvet olunur. (---) …
Ve aşağı kal‘ada Halîl Ağa Câmi‘i: Kâr-ı kadîm, cemâ‘at-ı kesîreye mâlik bir müferrah câmi‘-i dilküşâdır. Ahâlî-i vilâyeti Ehl-i Sünnet ve'l-cemâ‘at mü’min ve muvahhid kişiler olmağıla evkât-ı hamseden mâ‘adâ her câmi‘de ders-i Kur’ân ve ulûm-ı kesîr-i edyân tilâvet olunur. (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 321b ·
metinde göster ·
… ın bana getiririm. Andan sizi Maskov oğullarıma kır[dır]ırım" deyü muğayyebât-ı
hamseden
bu avret-i mekkâre niçe yüz bin kelimâtlar söyleyüp yine bunlar ay doğunca koşl …
"Korkman oğullar, size kış katı olur, yekden hayvânlarınız kırılır. Yurdunuzdan bir yurda giderken sizi düşman basup mâlınızı alır ve sizi düşmanlarınız sokup cânlarınız bana gelir. Yâ fülân senin cânın fülânın karısı karnındaki bala ile yine dünyâya gelir. Ve yâ fülân sen fülân kişinin cânın sıkup bana gönderirsin. Ve yigirmi yıldan sonra senin cânın bana gelir. Yine cânını yine fülânın balasıyla yere getiririm. Ve sizi buz deryâsın geçerken buz altına fülân kişiyi ve fülân kişiyi geçiririm. Cânların bana getiririm. Andan sizi Maskov oğullarıma kır[dır]ırım" deyü muğayyebât-ı hamseden bu avret-i mekkâre niçe yüz bin kelimâtlar söyleyüp yine bunlar ay doğunca koşlarına gelüp el-hâsıl kâmil kırk gün bu ka‘be add etdikleri kubbenin etrâfında tekâ‘üd edüp her gün niçe kerre yüz bin haberler alup kırk gün bâğ u bâğçelerde ve âb-ı revân sular kenârlarında ayş u ışretler edüp her gün tâze cân buluruz, deyü hikâyet edüp "O devleti bir dahi görebilir miyiz"? deyü nakl edüp ağlarlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 178a ·
metinde göster ·
… ile mezkûr üç aded rûzgâr-ı zorkâr gâyet şiddet üzre isâbet eder. Ammâ rûzgâr-ı
hamseden
emîndir. Bir mürsel pâresi ip ile bir kalyon yatsa havf etmez.
Ve bu kal‘anın latîf limanı vardır. Cemî‘i kebîr barça ve karavana kalyonlar bunda yatırlar, zîrâ gâyet demir dutar a‘lâ yatak Y 53b limandır. Ammâ batı ve karayel ve yıldız rûzgârlarından gâyet ihtirâz lâzımdır. Lenger-endâht olmağa i‘timâd etmemek gerek, zîrâ limanın ağzı ol tarafa küşâde olmağile mezkûr üç aded rûzgâr-ı zorkâr gâyet şiddet üzre isâbet eder. Ammâ rûzgâr-ı hamseden emîndir. Bir mürsel pâresi ip ile bir kalyon yatsa havf etmez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y53a–Y53b ·
metinde göster ·
… ğin ve gelmeyeceğin ve kim öleceğin ve ölmeyeceğin, el-hâsıl cümle mugayyebât-ı
hamseden
haber verirmiş. Hazret-i Mûsâ'ya bu Ebülhevl'in gâ’ib haberlerin verdüği haberi …
Ve zamân-ı kadîmde bu kelle âyende vü revende ile kelimât edermiş. Eyle tılısm olmuş, Mısır üstüne bir yağı pâdişâh geleceğin ve kaht [u] tâ‘ûn olacağın ve bârân yağacağın ve yağmayacağın ve Nîl tuğyân üzre ne mikdâr geleceğin ve gelmeyeceğin ve kim öleceğin ve ölmeyeceğin, el-hâsıl cümle mugayyebât-ı hamseden haber verirmiş. Hazret-i Mûsâ'ya bu Ebülhevl'in gâ’ib haberlerin verdüği haberi vâsıl olunca Hazret-i Mûsâ Ebülhevl katına gelüp bir hayli kelimâtdan sonra Hazret-i Mûsâ buyururlar kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y234a ·
metinde göster ·
… i. Ol mahalde Racîm ü la‘în bu sûrete temessül edüp sûretden halka mugayyebât-ı
hamseden
ve gayrı alâyimâtlardan haber verirdi. Tâ Hazret-i Risâlet'e gelince bu hâl üzr …
İbtidâ rûy-ı arzda puta tapmak Hazret-i İdrîs'in kavminden kalmışdır. Bu sütûn üzre olan amûda yılda bir kerre cemî‘i mahlûk-ı Hudâ gelüp secde ederlerdi. Ol mahalde Racîm ü la‘în bu sûrete temessül edüp sûretden halka mugayyebât-ı hamseden ve gayrı alâyimâtlardan haber verirdi. Tâ Hazret-i Risâlet'e gelince bu hâl üzre geçinirlerdi, andan sonra ameli bâtıl oldu. Hâlâ ol sûrete Rimâlu's-sanem derler bir temâşâgâh-ı azîmdir. Kıbtî tâ’ifeleri hâlâ cânib-i şarka müteveccih olup Y 388a mezkûr sûrete rükû‘-künân iltiyâm ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y387b–Y388a ·
metinde göster ·
haber vermezdi. Üçüncü gün sultân ve cümle a‘yân-ı kibâr varup yine kurbânlar e …
Bu sahrâda üç gün üç gece meks edüp her gün cümle halk gürûh gürûh varup selâm verüp murâd [u] maksûdâtların su’âl edüp Y 426a su’âllerinin sıhhat haberin alup gelirlerdi. Hakîr dahi yüzüm alışup üç kerre vardım, murâdım üzre haberlerin aldım, ammâ mugayyebât-ı hamseden haber vermezdi. Üçüncü gün sultân ve cümle a‘yân-ı kibâr varup yine kurbânlar edüp bennâlar kehfin bâbın kârgîr-binâ ile sed edüp du‘â ve senâ ile gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y425b–Y426a ·
metinde göster ·