alâ mele’i'n-nâs kırk elli bin kâfir karadan arabaların birbirlerine zincirler …
Hemân vakt-i Hanefîde alâ mele’i'n-nâs kırk elli bin kâfir karadan arabaların birbirlerine zincirler ile bağlayup Tabur kal‘ası gibi tabur sürerek ibtidâ Özü kal‘asıyla Küçük Hasan Paşa kal‘ası arasına arabaların küren çatup bî-bâk u bî-pervâ "Yajuj Yajuj Durujunka" deyüp gelirken el-azametullâh ibtidâ Özü nehri karşusundaki Kılburun kal‘asından Özü nehri aşrı bunların içine yigirmi pâre sekdirme {top} gülleleri girince bunlar bir kerre alak bulak kimi kolak ve kimi çolak olup karış katış mahallinde iken {kal‘a-i} Küçük Hasan Paşa'dan ve {kal‘a-i} Büyük Hasan Paşa'dan ve {kal‘a-i} Piyâle Paşa'dan ve {kal‘a-i} Macar Alî Paşa kal‘alarının dördünden dahi top gülleleri kâfir derilerinin içlerine eskici bızı girir gibi girüp tâ güneş bir mızrak boyu çıkınca kâfir gülle yemeden kelleleri galtân olup Özü varoşu önünde arabalar kırığı ve kâfirlerin leşleri yarığı yığın yığın püşte püşte ve deste deste ve ceste ceste ve kimi mecrûh dil-haste yatırlardı, ammâ evvelki kâfirler kal‘anın şimâli tarafında gûyâ bu yeni gelen kâfirlerden rû-gerdân olup âsûde-hâl yatırlardı, ammâ yine anlar tarafına dahi beş altı bin âdemlerimiz kal‘adan anlara nezârede idiler, ammâ bu yeni gelen kâfirler bu sademât-ı top-ı kûpların darblarına aslâ bakmayup arabalarıyla hâh-nâ-hâh kal‘a altına geldi, zîrâ ol tarafda handaklar yokdur, zîrâ alçak su çıkar. Özü kenârı kumsal yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 59b ·
metinde göster ·
… -ı Eflâk bender-i azîm Tirkoviş: Bunu dahi vakt-i şâfi‘îde muhâsara edüp vakt-i
Hanefîde
"Allâh Allâh" deyüp hücûm edüp içinde aslâ karşu gelir eli dutar kâfir bulunmay …
Menzil-i taht-ı Eflâk bender-i azîm Tirkoviş: Bunu dahi vakt-i şâfi‘îde muhâsara edüp vakt-i Hanefîde "Allâh Allâh" deyüp hücûm edüp içinde aslâ karşu gelir eli dutar kâfir bulunmayup cümle tabura gidüp ancak yigirmi üç bin aded avrat ve oğlan ve bintân esîrler ve yetmiş aded kilisalardan bî-hadd ü bî-kıyâs mâl-ı hazâ’inler alınup bu mahalde Gâzî Batır Ağa'yı mâl-ı menâl üsârâlar üzre on bin yiğit dündâr kalup cümle asker salt kalup bu kerre cânib-i kıbleye ılgar edüp dokuz sâ‘at yeri bir sâ‘atde alup yine vakt-i seherde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 103a ·
metinde göster ·
… belisân ağacı ve misvâk dırahtları hıyâbânı içre ubûr ederek 15 sâ‘atde vakt-i
Hanefîde
,
Ve bu mahalden cânib-i şarka dağlar içre Medîne-i münevvereye bir gün bir gecede gelinir, bir şâh-râh vardır, ammâ deve ve katâr ve taht-ı revân gitmez imiş. Ve Istabl-ı Anter'den yine taraf-ı garba enişli ve yokuşlu Emîrü'l-hac Rıdvân Beğ'in tathîr etdüği yollar ile muğaylân ağacı ve nabık ağacı ve belisân ağacı ve misvâk dırahtları hıyâbânı içre ubûr ederek 15 sâ‘atde vakt-i Hanefîde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y373b ·
metinde göster ·
Ve bu on iki ser-çeşme seğirdimle meydân almışlardır. Vakt-i
Hanefîde
Mısır'ın Bâb-ı Nâsır'ından taşra çıkup yigirmi dörd sâ‘atlik yer Bilbeys'e varu …
Ve bu on iki ser-çeşme seğirdimle meydân almışlardır. Vakt-i Hanefîde Mısır'ın Bâb-ı Nâsır'ından taşra çıkup yigirmi dörd sâ‘atlik yer Bilbeys'e varup mahkemeye uğrayup hüccet-i şer‘iyye talep edüp aslâ durmayup Bilbeys'den öte kâmil bin adım gidüp yine avdet edüp mahkemede hücceti yazılmış bulup ba‘de'l-vedâ‘ azm-i Mısır deyüp yanları sıra beş on çapgın atlı âdemlerin ellerinde uzun sırıklar ucunda sünger ile suları seğirden âdemin ağzına urarak Mısır'a gelirken ba‘zı atlar çatlayup kalır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y203a ·
metinde göster ·