… a reyy olunur şehir imiş. Hâlâ Urbân aşkıyâsı derdinden harâb olup Mevâl Urbânı
harâbistânı
içre sâkinlerdir. Furât ve Dicle cezîresinde kal‘ası bir püşte üzre şekl-i mura …
Bânîsi (---) Şâm hâkinde zamân-ı kadîmde şehr-i azîm olup nehr-i Furât tur‘alarıyla reyy olunur şehir imiş. Hâlâ Urbân aşkıyâsı derdinden harâb olup Mevâl Urbânı harâbistânı içre sâkinlerdir. Furât ve Dicle cezîresinde kal‘ası bir püşte üzre şekl-i murabba‘ taş binâdır. Dizdârı
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 59b ·
metinde göster ·
… içre dendân-ı tîğden geçirüp yedi günde kal‘a-i Sivas'ı harâb u yebâb edüp hâlâ
harâbistânı
ma‘lûmdur. Elsine-i nâsda meşhûrdur kim, "Sana bir iş edeyim ki Timur-ı Lenk Si …
Ba‘dehû sene (---) târîhinde Âl-i Osmâniyân'dan Yıldırım Bâyezîd Hân Türkmân-ı Ceslî elinden feth edüp ba‘dehû Âl-i Osmân üzre Timur Hân hurûc edüp Sivas üzre gelüp kırk bin sıbyân-ı nâ-resîde-i tıflân-ı ebcedhânlar gerdenlerine Kelâm-ı izzetlerin ben kılup Timur'a istikbâle çıkdıklarında hemân Timur Şâh bu sıbyân-ı nâ-resîdeler üzre at koyup cemî‘i asker-i Timur'un pây-ı esb nâhunu altında kırk bin ma‘sûm [u] pâk pâymâl-i rimâl [u] hâk olup ol sâ‘at ahâlî-i Sivas'dan yetmiş bin aded ulemâ ü sulehâ ve sâhib şeybe musannıf ve mü’ellif âdemleri tarfetü'l-ayn içre dendân-ı tîğden geçirüp yedi günde kal‘a-i Sivas'ı harâb u yebâb edüp hâlâ harâbistânı ma‘lûmdur. Elsine-i nâsda meşhûrdur kim, "Sana bir iş edeyim ki Timur-ı Lenk Sivas'a etmemiş ola" deyü darb-ı mesel olmuşdur. Netîce-i kelâm Timur-ı sâhib-şekâ Nasreddîn Hâce-i bî-bakâ Timur'un nedîm-i hâssı olmağıla esnâ-yı kelâmda Timur'a eydür: "Sultânım, Niçün Sivas'da kırk bin gulâmı kelâm-ı izzetleriyle pâymâl-i esb-i Tatar edüp yetmiş bin mahlûk-ı Hudâ sulehâ-yı müttakî kimesneleri katl etdiniz?" dedikde "Va'llahi efendi! Kavm-i Sivas bî-mezheb olup ‘Kur’ân-ı azîm sümme hâşâ mahlûkdur’ deyü âyet-i mensûhlara nazîre âyet etdiklerinden mâ‘adâ yedi âyet şekilli dahi kelâm-ı muhdesler zamîme eyleyüp gılâmânlarının boğazındaki Kelâm, izzetlikden çıkmış idi. Ekseriyyâ ol sıbyânları veled-i harâmlar 74a idi ve ihtiyârları cümle Şî‘î ve Mu‘tezilî ve Hurûfî ve Cebrî ve Kaderî-mezheb olmuşlardı. İslâh-ı âlem içün ilhâm-ı Rabbânî ile Hazret-i Hızır'ın vesîleligiyle cümle hurde evlâdlarını ve sâhib-şeybelerin kırup şehirlerin harâb etdim. Ammâ Nasreddîn Hâce senin şehrin sana bağışladım korkma harâb etmem" der.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 73b–74a ·
metinde göster ·
… r. Hakkâ ki Gâve-i âhenger Timur-ı bî-nûr gibi sâhib-i hurûc idi. Hâlâ Sivas'ın
harâbistânı
âbâdânistânından çokdur. Timur harâb idelden beri kal‘a-i Sivas münhedim olmuş …
Bu şehr-i dilâvîzi ibtidâ binâ eden Hazret-i Zekeriyyâ asrında Kayseriyye'yi binâ eden Erces oğullarından Ermen-Kayser Sivas binâ etdi. Ammâ Ermenî tevârîhlerinde bu Sivas'ı binâ eden Sivas-ı Asvas'a Keyûmers derler, Sivas'ı Geyumers yapdı derler. Bir kavllerinde Sivas'ı Dahhâk-i mârî yapdı derler. Timur harâb etdiği gibi Dahhâk-i mârî asrında demirci Gâve Dahhâk'ı katl edüp Sivas'ı harâb etdi, derler. Hakkâ ki Gâve-i âhenger Timur-ı bî-nûr gibi sâhib-i hurûc idi. Hâlâ Sivas'ın harâbistânı âbâdânistânından çokdur. Timur harâb idelden beri kal‘a-i Sivas münhedim olmuş yatar. Netîce-i kelâm bu şehr-i Sivas'ın bânîsi ve fâtihi ve sebeb-i inhidâmı ve cemî‘i imâristânı ve âb [u] hevâsı bâlâda yine bu cild içre sene (---) târîhinde Murtezâ Paşa vâlî iken evsâfı mufassal-ı meşrûh üzre tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 192a ·
metinde göster ·
şehr-i Erzen-i Ahlad: Be-kavl-i müverrihân-ı Acem bu şehir diyâr-ı Ermen şehirl …
Der-beyân-ı harâbistân-ı şehr-i Erzen-i Ahlad: Be-kavl-i müverrihân-ı Acem bu şehir diyâr-ı Ermen şehirlerindendir kim ekâlîm-i örfiyyenin on sekizincisinde bulunmuşdur. Bu şehr-i harâb içre niçe yüz imâret kıbâb-ı azîmler ile mebnî câmi‘-i zîbâlar var kim gûyâ henüz mi‘mâr-ı mühendis destinden rehâ bulmuş câmi‘-i kadîmler vardır, ammâ cümle kıbâbları taşdan mebnî ve niçesinin kubbeleri kireç ile mestûr câmi‘-i ma‘mûrlardır, eğer cemâ‘atden mahrûmlardır ve kebûter u zâğ u bum âşiyânları olmuş {câmi‘lerdir}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 239b ·
metinde göster ·
… Hâlâ hâk-i Bağdâd'da nehr-i Furât kenârında ma‘mûr bir şehirdir. Ammâ niçe bin
harâbistânı
nümâyândır. Zâbıtı vâlî-i Bağdâd tarafından bir mükellef ağa paşadan iltizâm il …
Bu mezkûr nevâhîler cümle Rûm Nâhiye nevâhîleridir kim tâ şehr-i Erce ve şehr-i Semâvât'a varınca ma‘mûr u âbâdân nevâhîlerdir. Şehr-i Bağdâd'ı ganîme eden ve mîrî anbârları gılâl ile pür eden bu nevâhîlerdir. Hatta bu hâk-i amber-pâk böyle mahsûldâr hâk-i pâk olduğundan bu şehr-i Rûm Nâhiye'yi ibtidâ binâ eden Âl-i Emeviyyûn'dan sene (---) târîhinde Mansûr-ı Devânıkî imâr etmişdir ve niçe mülûkdan mülûka kalmışdır. Hâlâ hâk-i Bağdâd'da nehr-i Furât kenârında ma‘mûr bir şehirdir. Ammâ niçe bin harâbistânı nümâyândır. Zâbıtı vâlî-i Bağdâd tarafından bir mükellef ağa paşadan iltizâm ile hükûmetin (---) kiseye alup hükm-i hükûmet edüp mâl u gılâl-ı helâli vü zülâli her mâh [u] sâl tahsîl eder. Ve yüz elli akçe pâyesiyle kazâdır. Nâhiyesi (---) aded kurâlardır. Gayri hâkimi yokdur. Ancak ankâ a‘yânı çokdur. Ve bâcdârı ve muhtesibi ve şâhbenderi vardır. Ve cümle (---) aded türâb-ı tâhir ile mestûr tahtânî ve fevkânî hâne-i ma‘mûrlardır. Ve cümle (---) aded mihrâbdır. Evvelâ (---)(---) câmi‘i
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 353b ·
metinde göster ·
… a kesüp bu Kara Dârâ şehrin harâb [u] yebâb ve halkını kebâb edüp ilâ hâze'l-ân
harâbistânı
ve sûr-ı kadîmi bir konak mesâfeye varınca yerde yatır ammâ bu şehr-i harâb mem …
Ba‘dehû bu Kara Dârâ şehrinin harâb olmasının sebeb-i aslı oldur kim kal‘a-i Mardin altında Rûm keferesi askerin Dârâ Şâh Göllü sahrâsında karşılayup bir savaş-ı perhâş edüp dest-i Rûm'da Dârâ Şâh münhezim olup firâr edüp bu pây-ı tahtgâhı olan Karadere'ye gelüp yine var kuvveti bâzûya getirüp deryâ-misâl asker cem‘ edüp kavm-i Rûm ile bu Karadere önünde bir neberd-i azîm edüp bi-emri Hudâ Dârâ Şâh 391a yine münhezim olup bizzât Dârâ Şâh esîr-bend-i zencîr olup cemî‘i İrân-zemîn vilâyetlerin Rûm keferesi harâca kesüp bu Kara Dârâ şehrin harâb [u] yebâb ve halkını kebâb edüp ilâ hâze'l-ân harâbistânı ve sûr-ı kadîmi bir konak mesâfeye varınca yerde yatır ammâ bu şehr-i harâb memerr-i nâsda elzem-i levâzımından olmağile sene 1041 târîhinde Sultân Süleymân Hân aleyhi'r-rahmeti ve'l-gufrân Irâk seferlerine geldiği mahallerde bu kal‘a-i zîbâyı ibtidâ Hûşeng Şâh binâ etdiği kal‘a esâsı üzre seng-binâ bir kal‘a-i çâr-kûşe-i ra‘nâ inşâ edüp Mardin ve Nasîbîn mâbeyni emn ü emân-ı râh oldu. Hâlâ bu kal‘a şehr-i Nasîbîn hâkinde Karadere nâm bir dere ağzında bir boğazkesen kara dereli boğazda bir püşte-i âlî üzre bir kal‘adır. İçinde şitâ eyyâmlarında Aşdı ve Keys kavmi sâkin olurlar.(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 390b–391a ·
metinde göster ·
… gurâb olmuş bir şehr-i harâbdır kim Şatt kenârınca kâmil bir günde devr olunur
harâbistânı
vardır. Evvelâ be-kavl-i müverrihân-ı Mıkdısî-i Yarmenî, eğer millet-i Mesîhiyy …
Eyâlet-i Musul-ı cedîde sâhil-i Şatt'ın garbında cezîre-i Dicle vü Furât'da vâki‘ olmuş bir harâb mesken-i bûm [u] gurâb olmuş bir şehr-i harâbdır kim Şatt kenârınca kâmil bir günde devr olunur harâbistânı vardır. Evvelâ be-kavl-i müverrihân-ı Mıkdısî-i Yarmenî, eğer millet-i Mesîhiyye'den ise de, bu diyâr-ı Irâk'ı ve Âzerbaycân'ı ve Şirvân u Şâmakı'yı tâ Mâverâü'n-nehir'e varınca arz-ı Mukaddes'i eyle tahrîr etmişdir kim, bir müverrih-i âlem anın tahrîrine göre terkîm edüp mâhiyyet-i dünyâyı Atlas ve Minor ve Coğrafiyye kitâbları gibi hakîkat üzre yazamamışlardır. Ammâ merkûm Mıkdısî-i Yarmenî bu arz-ı Irâk'da şehr-i Musul'u kûh-ı bâlâsı ve bânîsi ve arz-ı beledi ve mutalsamât-ı ibret-nümâlarıyla ve imârât-ı külbesiyle tahrîr etmişdir kim Arab u Acem ve Kıbtî ü Yunaniyân müverrihleri ta‘bîr ü tavsîf etmede Mıkdısî yanında cümle müverrihler lâl olmuşlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 399a ·
metinde göster ·
… hr-i Şatt altından kârgîr kubur binâ ile yol var imiş ammâ hakîr görmedim, illâ
harâbistân-ı
şehrin gördüm. Kâhîce bu mahalle kavm-i Urbân-ı Mavâl gelüp meks ederler ammâ b …
Tikrit sancağı hâkinde cezîre-i Dicle ve Furât içinde Şatt kenârında bir püşte üzre şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i harâb-ı musanna‘dır. Mâ-tekaddem bu dahi şehr-i ma‘mûr imiş, Hulâgû Hân harâb etmiş. Nehr-i Şatt kenârında iki kal‘a birbirlerine mukâbildir. Bu beri Tikrit tarafında olana Âşık kal‘ası derler. Şatt'ın taraf-ı şarkîsinde Bağdâd hâkinde olana Ma‘şûk kal‘ası derler. Bu dahi bir püşte üzre şekl-i murabba‘ taş binâ bir kal‘a-i harâbdır kim ikisinin de dizdârları ve neferâtları yokdur. Ve zamân-ı kadîmde tâ Cemşîd asrından berü bu kal‘adan kal‘aya nehr-i Şatt üzre on yedi göz bir cisr-i azîm var imiş. Hâlâ nehr-i Dicle tenezzülde oldukda cisrin kârgîr pâyeleri zâhir ü bâhir olur ve Şatt'ın kelek gemileri bu mahalle geldikde cisir pâyeleri esâslarından havf ederek ta‘vîz ile ubûr ederler. Bu mahal gûyâ diyâr-ı Rûm'da nehr-i Tuna üzre kal‘a-i Budin kurbünde Tuna'nın tarafeynindeki harâb olan Siverin ve Severin kal‘aları mâbeynindeki cisr-i harâb pâyelerine müşâbihdir ammâ bu Şatt'ın Âşık-Ma‘şûk kal‘ası boğazı Tuna boğazından sarpdır. Zamân-ı kadîmde bu Âşık'dan Ma‘şûk kal‘ası cisrinin her gözlerine zencîr çekerlermiş ve üstâd-ı selef kal‘a-i Âşık'dan kal‘a-i Ma‘şûk'a nehr-i Şatt altından kârgîr kubur binâ ile yol var imiş ammâ hakîr görmedim, illâ harâbistân-ı şehrin gördüm. Kâhîce bu mahalle kavm-i Urbân-ı Mavâl gelüp meks ederler ammâ bu mahalle gelen Tikrit'den atlarının yemlerin ve kendülere ekmeklerin bile getirmek gerek .
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 407b ·
metinde göster ·
… ası vard[ır]. Anı kesseler bütün cezîre olur. Kasaba-i Bandırma ve Belkıs tahtı
harâbistânı
bu cezîre içredir. İskender boğazı kesince cezîre olmuşdur. Mâ-tekaddem Aydıncı …
Ve bu Kapudağı kazâsı gûyâ bir ce[z]îredi[r] kim etrâfın Bahr-i Rûm çevirmişdir. (---) tarafda (---) adım karası vard[ır]. Anı kesseler bütün cezîre olur. Kasaba-i Bandırma ve Belkıs tahtı harâbistânı bu cezîre içredir. İskender boğazı kesince cezîre olmuşdur. Mâ-tekaddem Aydıncık şehri imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 86b ·
metinde göster ·
mâ-vaka‘ı üzre tahrîr etmede fâ’idesi ve beyânında â’idesi olmayup ol kadar i‘t …
Ve bu harâbistânı mâ-vaka‘ı üzre tahrîr etmede fâ’idesi ve beyânında â’idesi olmayup ol kadar i‘tibârı olmayan nesnelerin medhi tatvîlinde melâlet vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 160b ·
metinde göster ·
dahi bu yüzden seyr [ü] temâşâ edüp yine Mehemmed Geray Hân efendimizle yine câ …
Bu şehr-i harâbistânı dahi bu yüzden seyr [ü] temâşâ edüp yine Mehemmed Geray Hân efendimizle yine cânib-i şarka 7 sâ‘atde dıraht-ı azîmler içre gidüp ve âb-ı hayât sular içüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 161a ·
metinde göster ·
Timur Hân yebâb halkın kebâb etmişdir. Hâlâ Sâm [ü] Nerîmân Menûçehr nâm şehinş …
Bu harâbistânı Timur Hân yebâb halkın kebâb etmişdir. Hâlâ Sâm [ü] Nerîmân Menûçehr nâm şehinşâhların oğulları bu Başdepe mezâristânında kırkar ve ellişer adım kadd-i kâmet ile uzanup yatırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 162a ·
metinde göster ·
… dûka mezârlar var ve niçe bin ibret-nümâ-yı âsârlar var. Eğer mâ-vaka‘ı üzre bu
harâbistânı
tahrîr eylesek tazyî‘-i evkât mükerrer olur. Andan yine cânib-i garba gidüp,
İbret-nümâ-yı acîbe: Mezkûr havz-ı azîmin kurbunda bir çâr-kûşe hammâm kubbesi-misâl bir beyâz mermer yekpâre kubbe vardır. Bir pehlivân ol taşı arkasına alup dağdan bu mahalle getirüp Feylekos Hak[î]m kızının {mezârı} üstüne koyup üstâd-ı mermer-bür bu mermeri oyup bir kubbe-i musanna‘ etmiş kim vâcibü's-seyrdir. Hâlâ şimdiki hâlde bu taşı on bin âdem bir yere gelse durduğu yerden hareket etdirmeğe kâdir değildir, ammâ evâ’il-i a‘sârda bir pehlivân kaldırmış. Hâlâ ol mermer kubbe üzre lisân-ı Yûnânca Feylekos Hakîm kızı ismini ve bu taşı getiren pehlivânın ismini yazup pehlivân ismi Amlâka'dır demiş. Dahi bu mahalde niçe bin aded yekpâre mermerden sandûka mezârlar var ve niçe bin ibret-nümâ-yı âsârlar var. Eğer mâ-vaka‘ı üzre bu harâbistânı tahrîr eylesek tazyî‘-i evkât mükerrer olur. Andan yine cânib-i garba gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 217a ·
metinde göster ·
… ağlar içre pinhân edüp iki hüddâmımla hakîr üç kişi piyâde olup Larinçe kal‘ası
harâbistânı
içre bir köşede pinhân olup dûrbîn ile körfez bahri içre Kefalonya cezîresi Ven …
Bu hakîr [ü] fakîr cümle atlarımı dağlar içre pinhân edüp iki hüddâmımla hakîr üç kişi piyâde olup Larinçe kal‘ası harâbistânı içre bir köşede pinhân olup dûrbîn ile körfez bahri içre Kefalonya cezîresi Venedik Frengi hükmünde olup cümle kal‘a ve burc-ı bârûları iskeleleri ve keferelerinin sığâr u kibârların dûrbîn ile râygân temâşâ ederken sekiz pâre yeşil sancaklı ve orsa bayraklı müselmân firkateleri zâhir oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 262a ·
metinde göster ·
Kal‘ası rûy-ı arzda misli meğer İslâmbol kal‘ası yâhûd Irâk-ı Dâdyân şehrinin
harâbistânı
ola. Belki İslâmbol'dan Antakiye ve Kavala kal‘asından büyük ola. El-hâsıl cirm …
Kal‘ası rûy-ı arzda misli meğer İslâmbol kal‘ası yâhûd Irâk-ı Dâdyân şehrinin harâbistânı ola. Belki İslâmbol'dan Antakiye ve Kavala kal‘asından büyük ola. El-hâsıl cirmi iki günde devr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 344b ·
metinde göster ·
… nin aklı perîşân olur. Ve bu binâların cümlesi beyâz mermerler ile mebnîdir. Ve
harâbistânı
içre niçe bin Ayasofya amûdları gibi mermer sommâkî ve zenbûrî sütûnları var ki …
Ve şehrin şarkında evc-i âsumâna ser çekmiş kavs-i kuzahdan nişân verir tâk-ı revâk ser-bülend su kemerleri var kim hâlâ bir pâdişâh bir tâkın binâ etmeğe kâdir değildir. Bu gûne binâ-yı azîmleri var kim görenin aklı perîşân olur. Ve bu binâların cümlesi beyâz mermerler ile mebnîdir. Ve harâbistânı içre niçe bin Ayasofya amûdları gibi mermer sommâkî ve zenbûrî sütûnları var kim zîr ü zeber olup yatır. Ve niçe bin tâk-ı Kisrâ-misâl kemerler ve havz u şâzrevânlar harâb olmadadır. Hattâ İslâmbol'da Süleymâniyye ve Yeni câmi‘ içinde olan ibret-nümâ amûdlar ve zî-kıymet ahcâr-ı garîbeler cümle bu şehirden gitmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y68a ·
metinde göster ·
… kadîmde eyle sevâd-ı mu‘azzam imiş kim her tarafında ikişer üçer bin adım ba‘îd
harâbistânı
var kim im‘ân-ı nazar ile görülse âdem hayrân olur. Tâk-ı Kisrâ'dan nişân verir …
Ammâ bu şehir zamân-ı kadîmde eyle sevâd-ı mu‘azzam imiş kim her tarafında ikişer üçer bin adım ba‘îd harâbistânı var kim im‘ân-ı nazar ile görülse âdem hayrân olur. Tâk-ı Kisrâ'dan nişân verir binâlar vardır. Hattâ kâşiflerin çadırlar ile meks etdüği mahalde hâk-i rimâl içre zîr ü zeber olmuş niçe yüz sommâkî ve zenbûrî ve ayn-ı murgî amûd-ı serâmedler var kim misli meğer Mısır'da ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y379a ·
metinde göster ·