… sumânda İdrîs Nebî ile hayâtdadır derler. Ba‘dehu Hellana avret niçe bin hazîne
harc edüp
Mescid-i Aksâ'yı ta‘mîr ü tevsi‘ ve Sahratullâh'ı tezyîn ve Beytüllahm'i mücedd …
"Yok hayâtda olup yine halkı dîne da‘vet edüp yine merhûm oldu" derler. Ammâ Rûhullâh diyen nasârâlar kavm-i Mesîh'dir, âsumânda İdrîs Nebî ile hayâtdadır derler. Ba‘dehu Hellana avret niçe bin hazîne harc edüp Mescid-i Aksâ'yı ta‘mîr ü tevsi‘ ve Sahratullâh'ı tezyîn ve Beytüllahm'i müceddeden binâ edüp niçe bin hayrâtlar dahi edüp Yahûdîleri kıra kıra İslâmbol'da oğlu Kostantîn'e gelüp altun sandûka içindeki haçları Îsâ'nın yâdigârıdır ve Allâh ismidir deyü hedâyâ verüp Kostantîn haçları yüzüne gözüne sürüp anası Hellana firavı ve Îsâ Nebî haçların alay-ı azîm ile Zeyrekbaşı deyrine götürüp şehr-i Kostantîn'i ziyâdesiyle amâra başladı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 13b ·
metinde göster ·
… me mâlik olup evvelâ pâdişâhlar[a] lâzım olan bir süknâdır deyü üç bin kîse mâl
harc edüp
yeni sarây bünyâd etdüğine târîh düşmüşdür. Güfte-i Şâ‘ir Ahmed Paşa:
Çünkim Ebü'l-feth Gâzî bu kadar mâl-ı ganâyime mâlik olup evvelâ pâdişâhlar[a] lâzım olan bir süknâdır deyü üç bin kîse mâl harc edüp yeni sarây bünyâd etdüğine târîh düşmüşdür. Güfte-i Şâ‘ir Ahmed Paşa:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 31b ·
metinde göster ·
… ız'da ve İslâmbol Yeniköyünde leb-i deryâda birer câmi‘i var. Ve elli bin guruş
harc edüp
Kâsımpaşa'da Kulaksız mahallesi kurbünde Emîr Efendi câmi‘ine su getirüp aceb h …
Ve civârlarında Kapudan Halîl Paşa {bir kubbe-i âlî içre medfûndur. Âsâr-ı hayrâtından kal‘a-i Sakız'da ve İslâmbol Yeniköyünde leb-i deryâda birer câmi‘i var. Ve elli bin guruş harc edüp Kâsımpaşa'da Kulaksız mahallesi kurbünde Emîr Efendi câmi‘ine su getirüp aceb hayrât-ı azîm etmişdir}. Ve Tatar hânlarından (---)(---) Hân Kara Mustafâ Paşa re’yiyle şehîd etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 135b ·
metinde göster ·
Mesîregâh-ı Su Kemerleri: Sene (---) târîhinde Süleymân Hân on bin kîse
harc edüp
bu mahalden İslâmbol'a bin bir göz cisrler ile âb-ı nâbdan nişân verir su getir …
Mesîregâh-ı Su Kemerleri: Sene (---) târîhinde Süleymân Hân on bin kîse harc edüp bu mahalden İslâmbol'a bin bir göz cisrler ile âb-ı nâbdan nişân verir su getirmişdir kim hakkâ bu binâlar kâr-ı dîv-i Süleymân'dır kim makdûr-ı beşer değildir. Ba‘zı kemerler bir dağdan bir dağ mâbeyninde vâkı‘ olup üçer kat eflâke ser çekmiş kehkeşân-âsâ kemerlerdir kim vâcibü's-seyrdir. Buna karîb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 146a ·
metinde göster ·
… n yer götürmez askerile harâb Tebrîz üzre gelüp niçe Mısır hazînesi mâl-ı Kârûn
harc edüp
şehr-i Tebrîz'i dahi vüs‘at üzre ta‘mîr edüp bânî-i sânî oldu. Bir cânib[i] kûh …
Ba‘dehû sene (---) târihinde hulefâyı el-Mütevekkil-ala'llah ahdinde bir zelzele-i azîm olup şehr-i Tebrîz harâb [u] yebâb olup kırk bin âdem türâb oldu. Ba‘dehû el-Mütevekkil-ala'llah bizzât kendüleri diyâr-ı Bağdâd'dan yer götürmez askerile harâb Tebrîz üzre gelüp niçe Mısır hazînesi mâl-ı Kârûn harc edüp şehr-i Tebrîz'i dahi vüs‘at üzre ta‘mîr edüp bânî-i sânî oldu. Bir cânib[i] kûh-ı Ûcân'a bir cânibi kûh-ı Sehlân'a ve bir cânibi kûh-ı Seyhan'a ve Kızıldağ'a varup sûr-ı Tebrîz'i evvelkiden kebîr ve metîn ve kavî ve müstahkem edüp dâiren-mâdâr,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 298a ·
metinde göster ·
Zamân-ı Bulgar'da ismi Ispavod idi, ya‘nî Allah suyu. Bu şehirde kudret ılıcası olmağıla Ispa-voda derlerdi. Sırp tâ’îfesi bu şehre Köstence derlerdi, ya‘nî ılıca derlerdi. Ammâ bu şehir azîz iken Bulgar ve Voynuk ve Sırp kavmleri bu şehri bilâ teşbîh Kuds-i şerîf kadar ziyâret ederlerdi. Zîrâ bunda bir baş papas var idi. İrim papa gibi üç yüz sene dalâlet içre ifnâ-yı cesed edüp cemî‘i kâfiri dîn-i Hazret-i Yahyâ'dan nükûl etdirir idi. Ammâ riyâzât-ı mücâhede ile ol mertebeye varmışdı kim kırk günde bir badem ve bir zeytin ve bir kâse süd içerdi. Bu riyâzetle niçe mugayyabâtlardan haber verirdi. Hattâ hâşâ sümme hâşâ "Mesîh ibnullah gelir" deyü haber verüp hikmet-i Hudâ Hazret-i İsâ babasız Hazret-i Meryem'den 146b vücûda gelince bu mel‘ûn papasın gayba hükm etdüğü muhakkak olduğundan cemî‘i Rûmeli kefereleri ruhbâna i‘tikâd ve i‘timâd edüp dibelik küffârlar buna muhabbet edüp niçe kerre yüz bin kefereyi dîn-i Yahyâ'dan çıkarup dîn-i İsâ'ya da‘vet ederdi. Ammâ cemî‘i ulûm-ı garbiyye ü acîbe ü bî-hisâb fünûn-ı şettâya mâlîk idi. Hattâ yedi bin ruhbân u bıtrîk ü kıssîs ve papas [u] papa ve ladika ve râhib mel‘ûnları huddâm-ı bî-dîn-i pür-deynleri var idi. Ol asırda bu papas Bulgar lisânın ve Sırp lisânın ve Voynık ve Çakona lisânın ve Hırvad u Boşnak ve Leh u Rus ve Latin ü Çek ü İsfeç lisânların üç yüz yılda peydâ edüp yedi bin aded huddâmlarına bu lisânları ta‘lîm edüp vilâyet vilâyet bu huddâmları gönderüp her diyâr-ı deyrde papaslara ve gayrı Nasârâlara ta‘lîm ederek Hazret-i Yahyâ asrında ve Hazret-i İsâ sabâvetinde kâfiristâna bu elsine-i muhtelife müstevlî olup iştihâr buldu. Bu keyfiyetle mezkûr papas dahi Köstence şehrinde iştihâr bulup cemî‘i kâfiristândan bu bıtrîk kâfire nezerâtlar gelüp ol kadar mâl-ı Kârûn cem‘ etdi kim âhir ol mâl-ı bî-hisâb ile bu şehri eyle imâr etdi kim Kudüs yerine Bulgar ve gayri küffâr-ı murdar-ı bed-girdârlar bu şehri ziyâret edüp ol papasın ismiyle bu şehre Hazret-i Yahyâ asrında Lâdika derlerdi. Hatta Hazret-i İsâ halîfelerinden Semmun nâm bir havâriyyûn bu Lâdika şehrinde Lâdika papas ile müşerref olup Lâdika papas havâriyyûnun kudûmü şerefiyyetine niçe yüz bin milyon mâl-ı firâvân harc edüp bir deyr-i kebîr binâ edüp sîm-i hâlis döşeyüp Meryem Ana'ya hîbe eyledi. Âhir ol deyr Hazret-i Risâlet rahm-ı mâderden müştak olduğu leyle-i mübârekde ol Lâdika deyri zelzeleden münhedim olup zemîne beraber oldu. Halâ eser-i binâları Rila kûhı dâmeninde râygândır. Netîce-i kelâm, bu Lâdika mürd olup Bulgar'ın devletleri bergeşte olup bu şehir niçe divelden divele intikâl edüp âhir sene (---) târîhinde Gâzî Hudâvendigâr asrında Despot Kraloğlu Yıvan Ban havfinden bu şehre bir sûr-ı üstüvâr binâ edüp mütehassın oldu. Hudâvendigâr bu kal‘a olduğun istimâ‘ edüp râhımız üzre bu gûr iki olmasın içün yer götürmez asker-i bî-pâyân ile Gâzî Balaban Paşa'yı serdâr-ı mu‘azzam edüp bu kal‘ayı muhâsara edüp emân u zemân vermeyüp yedi günde seyf-i Muhammedî ile feth edüp sene 773 târîhinde kal‘asın yire beraber eyledi. Hâlâ der-i dîvâr-ı sûr-ı bî-nûrdan eser-i binâları nümâyândır. Ol asırdan berü Köstence nâmıyla müsemmâ bir kasabadır. Rila dağı tetimmâtı derclerinde bir vâsi‘ öz içinde bâğlı ve bâğçeli ma‘mûr kasabadır. Rûmeli hâkinde (---) hâssıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 146a–146b ·
metinde göster ·
… nâ fetâlarından hazz edüp ve şehr-i Battâl Gâzî olmağile niçe yüz kise-i Irâk'ı
harc edüp
sene 583 târîhinde bir kal‘a-i mu‘azzam binâ etdi kim, hâlâ imâr olan kal‘a-i M …
Ba‘dehû ümerâ-yı Dânişmendiyye'den Emîr Muhammed b. Dânişmend ibn Melik Gâzî kim fâtih-i kal‘a-i Nîkhisâr, ya‘nî Niksar'dır, bu Muhammed-i Dânişmend bu Malatıyye'nin âb u hevâsından ve bahâdır ve şecî‘ tüvânâ fetâlarından hazz edüp ve şehr-i Battâl Gâzî olmağile niçe yüz kise-i Irâk'ı harc edüp sene 583 târîhinde bir kal‘a-i mu‘azzam binâ etdi kim, hâlâ imâr olan kal‘a-i Malatıyye oldur. Yine niçe devletin destine girüp âhir Diyârbekir halîfesi (---)(---) ile Mar‘aş kimi Zülkadir "Bu Malatıyye senindir, benimdir!..." deyü mücâdele esnâsında Malatıyye ekrâdları isyân [u] tuğyânda olup Âl-i Osmân diyârlarında Amasiyye ve Sivas tarafların nehb ü gârete başladılar. Âhir-ı kâr bu ahvâl-i diyergûn Bursa'da Yıldırım Hân'a mün‘akis olup yıldırım-misâl yerinden şakıyup yüz bin asker ile kal‘a-i Malatıyye'yi muhâsara edüp bilâ emân sene 800 târîhinde Yıldırım Hân fethidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 193a ·
metinde göster ·
… hâs! Eğer hâssu'l-hâs olmak dilersen benim mâlımdan niçe bin kîse mâl-ı firâvân
harc edüp
bu mahalde bana bed-leys bir kal‘a inşâ eyle kim Camapur memleketinden biz geli …
Ba‘dehû hâbdan bîdâr olup ol uyûn-ı câriyenin mahreci mahallinde kâmil yedi gün nûş eder, hayât-ı câvidân buldum zann edüp hikmet-i Hudâ ol mâ-i zülâlin te’sîri sebebiyle boynuzunun biri düşüp biri kalır. "Bre meded, işte âb-ı hayât bunda imiş. Basra şehrinden berü nef‘in müşâhede ide ide nûş etdiğimiz âb-ı zülâl meğer bu mâ-i Kevser imiş kim Şattu'l-Arab'a dâhil olurmuş. Bre Bedlîs nâm hazînedârı kığırın." deyü fermân etdükde Bedlîs gelüp eydür: "Ey gulâm-ı hâs! Eğer hâssu'l-hâs olmak dilersen benim mâlımdan niçe bin kîse mâl-ı firâvân harc edüp bu mahalde bana bed-leys bir kal‘a inşâ eyle kim Camapur memleketinden biz gelince itmâm bulup azametimle ben ol kal‘ayı muhâsara etsem fethinde usret çekem." deyü böyle bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn binâ olunmasın Bedlîs hazînedâra fermân edince "el-Emrü emrüküm" deyüp kal‘ayı Bismillah ile esâsına şürû‘ etmede. Andan İskender bir karn ile Camapur diyârına gitmede. Beri tarafda Bedlîs cemî‘i hukemâları ve mühendis-i üstâd-ı kâmil bennâları ve cemî‘i ulûm-ı garîbe vü acîbe sâhibi keheneleri cem‘ edüp bu kal‘anın tâli‘-i imâretinin sa‘d sâ‘atin bulup vilâdet-i Server-i Kâ’inât'dan sene 872 mukaddem kal‘a-i Bitlîs binâ olunup sene 882 târîhinde İskender vefât etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 222b ·
metinde göster ·
… kalup Bitlîs yolu bu tarafda sedd olur. Anınçün Hüsrev Paşa merhûm mâl-ı Kârûn
harc edüp
bu sahrâ içre bu hanı inşâ edüp yemîn ü yesârına kemerler edüp içinden ibâdulla …
Menzil-i Hüsrev Paşa Hânı: Bitlîs hânı hükmünde bir hân-ı kadîmdir. Yanında asla imâristân yokdur. Hatta merhûm sâhibü'l-hayrât Hüsrev Paşa bu hândan ta Van diyârına varınca ve yine bu hândan ta Bitlîs şehrine gelince bu hânın yemîn ü yesârında kâmil on üç sâ‘atlik yere bu Rahova sahrâsı içre içi boş kemer binâlar etmiş kim vakt-i şitâda cemî‘i tüccârân-ı berr ü bihâr ve seyyâhân-ı ehl-i züvvâr bu tâk-i Hüsrev altından ubûr ideler kim mâh-ı temmûzda serdâb ola, vakt-i şitâda germâ ola. Zîrâ bu Rahova sahrâsına nüzûl eden berf-i rahmet ne Muş sahrâsına ve ne Erzurûm sahrâsına ve Pasin ovalarına ve Tercân vâdîlerine ve Soğanlı hâmûnlarına ve Kelkik deştlerine ve Ardalân fezâlarına ve Kırım heyhâtlarına ve Baluhân kıpçaklarına eyle kar yağmak ihtimâli yokdur. Kâmil sekiz ay minâre kaddi kar bu Rahova'da kalup Bitlîs yolu bu tarafda sedd olur. Anınçün Hüsrev Paşa merhûm mâl-ı Kârûn harc edüp bu sahrâ içre bu hanı inşâ edüp yemîn ü yesârına kemerler edüp içinden ibâdullah âyende vü revendegân güzer ederlermiş. Mürûr-ı eyyâm ile evkâfı za‘îf olduğundan ve Ekrâd kavmine kemîngâh olduğundan niçe yerleri münhedim olmuşdur. Hâlâ eser-i binâları zâhir ü bâhirdir. Andan yine cânib-i şarka Rahova sahrâsı içre 3 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 236b ·
metinde göster ·
… dâ bilür. Âhir-ı kâr Hacdan geldiğim sene mâlımdan üç bin guruş hasbeten-lillah
harc edüp
bu ayn-ı hummenin tulû‘undan gurûbuna varınca iki tarafında kârgîr kireç cibis …
Ve mine'l-acâ’ib, ibret-nümâ-yı garîb: Kal‘a-i Erzurûm ve kal‘a-i Ahlat ile bu Sübhân dağı mâbeynehümâlarında bir temâşâgâh-ı mahûf vardır. Allahümme afvenâ, ana Ayn-ı Çemenzâr derler, yalçın kayalardan tulû‘ edüp seng-i hârâlardan aşağı ol uyûn pertâb etdikde sâ‘ikasından âdemin kulağı asamm olup sadâsı iki fersah mesâfe-i ba‘îdeden istimâ‘ olunur. Bu ayn bir haylice cereyân edüp gâ’ib olur. Eğer âdem eğer gayrı hayvânât bu sudan nûş etseler ol ân âdem merhûm olup devâbât makûlesi mürd olurlar. Semm-i helâhilden nişân verir bir sudur, dediler. Bu hakîr yakîn geçdik ammâ görmedik. Hatta Kenzikli Hacı Cârullah nâm bir sâhibü'l-hayrât kendi hikâyet etdi kim "Bu ayn-ı hummenin yemîn ü yesârında gurûbuna varınca ol kadar dağî hayvân üstühânları var kim hadd ü hasrın Hudâ bilür. Âhir-ı kâr Hacdan geldiğim sene mâlımdan üç bin guruş hasbeten-lillah harc edüp bu ayn-ı hummenin tulû‘undan gurûbuna varınca iki tarafında kârgîr kireç cibis ile metîn dîvârlar etdim ki hayvânâtlar nûş edüp helâk olmayalar" deyü sâhibü'l-hayrât el-Hacı Cârullah hikâyet etdi. Ve bu aynın yemîn ü yesârında asla nebâtât u giyâhât ve imârâtdan bir nişân yokdur, dedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 243b ·
metinde göster ·
bu şehri eyle imâr eder kim gûyâ şehr-i Luristân olup üstâd-ı kâmil keheneler c …
Ba‘dehû âb u hevâsının letâfeti cihetinden hazz olunup ve hâk-i Irâk'da böyle şehr-i mu‘azzam harâb u yebâb kalmışı ma‘kûl görülmeyüp sene 243 târîhinde Emîrü'l-mü’minîn Hârûnu'r-Reşîd'in hâtûnu Zübeyde Hanım mâl-ı Kârûn ve kenz-i Hârûn harc edüp bu şehri eyle imâr eder kim gûyâ şehr-i Luristân olup üstâd-ı kâmil keheneler cem‘ edüp akrebinin kesretin ve çıyanlarının vefretin def‘iyçün kırk gûne tılısmât inşâ ederler. Hâlâ âsâr-ı esâs-ı mutalsamâtların niçeleri sâbitdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 321b ·
metinde göster ·
… ir menzil Şatt'ın bâlâsından bir hafr-i azîm açup kendü mâlından kâmil bin kise
harc edüp
elli bin kadar Arab u Urbân ve Kürd ü Türkman kavmine mâl-ı firâvân bezl eyleyü …
Ve nehr-i Dücle, bu nehirden birkaç tur‘a-i azîm münşa‘ib olduğundan nehr-i Düceylân dahi derler. Ammâ bu nehrin mahreci zamân-ı kadîmde Bağdâd'a evvel varup gördüğümüzde nehr-i Şatt'dan çıkdığı mahal Sürremin Rey nâm mahalden aşağıda Şatt'dan ayrılup niçe kurâ vü kasabâtları reyy edüp ba‘dehû Batâyıh nâm nevâhîlerin altında ve cânib-i şarkîsinde ve taraf-ı garbîsinde bu nehr-i Dücle'den tur‘alar ayrılup müdün-i Furât'a müştemil küre-i kebîre kendlerin saky edüp çölde gâyip olur ya‘nî vücûd-ı âbdan eser kalmaz, ammâ şimdi Murtezâ Paşa efendimiz bu temâşâ etdiğimiz mahalde bu nehr-i Dücle'nin Sürremin'den gelen yerin sed eyleyüp bir menzil Şatt'ın bâlâsından bir hafr-i azîm açup kendü mâlından kâmil bin kise harc edüp elli bin kadar Arab u Urbân ve Kürd ü Türkman kavmine mâl-ı firâvân bezl eyleyüp bu kadar ummâl-i bennâlar ile yedi ayda bu nehr-i Dücle tur‘asın müceddeden minâre kaddi kazup deryâ-misâl nehr-i Şatt'ı bu nehr-i Dücle hafrine akıdup Deşt-i Kerbelâ'yı seylâb etdirüp bu nehrin yemîn ü yesârına üç yüz pâre kurâlar iskân etdirüp hâk-i Irâk'ı hulefâ asrından ziyâde âbâdân edüp Düceylân hâkimi nâm bir mîr-i benâm nasb edüp bu imâr olan kurâlardan hâlâ pâdişâha beher sene beşer yüz kise ve üç yüz kise vâlî-i Bağdâd'a ve yüz kise hâkim-i Düceylân'a tahsîl olur bir nehr-i azîm oldu. Ammâ bu nehr-i Dücle'nin cânib-i şarkîsine nehr-i Ehvâz'dan gayrı ulu nehirler karışmaz. Cümleden evvelki nehr-i Ehvâz'dır. Ammâ Şatt'ın cânib-i garbîsinde nehr-i Şatt'a bî-hadd ü bî-pâyân sular mahlût olur. Hatta cümle keştîbân-ı Şatt-ı Furât kavilleri üzre bu "Nehr-i Şatt'a bin aded enhârdan ziyâde mahlût olur." deyü kelekçi Hacı Hüsâm bir ihtiyâr-ı benâm eyle takrîr eyledi ve sahîh söyledi. Zîrâ anlar mellahân-ı Şatt u Furât'dır. Bu nehreyn-i azîmeynin kûçe-be-kûçe umkunu ve sayını ve kurb [u] bu‘dunu cümle kırât be-kırât bilirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 344b ·
metinde göster ·
… Yâ Alî!" derler ve niçe bin Kızılbaş her sene hacca niyyet edüp niçe bin altun
harc edüp
şedd-i rihal çekerek Hazret-i Alî ve İmâm Hüseyin'i ziyâret edüp "Hacc-ı ekbere …
Hulâsa-i kelâm Alî hakkında niçe bin gûne ta‘rîf ü tavsîf etmişlerdir. Ammâ kavm-i Acem yüz mücelled kitâb kesret-i muhabbetlerinden "Hazret-i Alî peygamberdir." deyü Kelâm-ı Alî cem‘ edüp "Kâle Hazret-i Alî sallallahu aleyhi ve sellem" derler. Peygamber değildir desek "Cibril-i Emîn şaş getiripdir yohsa nübüvvet Hazret-i Alî'nin hakkı idi." deyü zu‘m-ı bâtıla düşmüşlerdir. Ve cümle teberrâî ve melâhide ve Kalenderî râfizîler otursa ve dursa ve yatsa ve kalksa "Yâ Muhammed, Yâ Alî!" derler ve niçe bin Kızılbaş her sene hacca niyyet edüp niçe bin altun harc edüp şedd-i rihal çekerek Hazret-i Alî ve İmâm Hüseyin'i ziyâret edüp "Hacc-ı ekbereyn etdim." deyü avdet edüp vatanına gider ammâ âsitâne-i Hazret-i Alî'ye bir kerre yüz süren elbette birkaç kerre dahi gelüp ziyâret kasd eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 355b ·
metinde göster ·
… de mahpûs olup hâlâ İstifan Beğ'in babası Lipul Beğ, ya‘nî Kurd Beğ mâl-ı Karûn
harc edüp
kasr-ı âlîler ve kasr-ı tahtânîler ve hammâm ve havuz u şazrevânlar ve dîvânhân …
Bir sarây-ı âlîdir kim her gelen beğ bir âsâr binâ ederek kat-ender-kat olmuşdur, ammâ ziyâde amâr eden hâlâ Yedikulle'de mahpûs olup hâlâ İstifan Beğ'in babası Lipul Beğ, ya‘nî Kurd Beğ mâl-ı Karûn harc edüp kasr-ı âlîler ve kasr-ı tahtânîler ve hammâm ve havuz u şazrevânlar ve dîvânhâneler inşâ etdirmiş kim diller ile ta‘bîr ü tavsîf olunmaz. Arnavud keferesi bir sâhib-i tab‘ Lipul'dur. Cümle revzenleri ve şâhnişînleri göle nâzırdır kim bu sarâyın etrâfı kal‘a-misâl şeddadî dîvârlı şekl-i müdevver taş binâ bir sûr-ı ra‘nâ gibidir. Cânib [u] etrâfında handakı ve semt-i şimâle nâzır bir demir kapusu önünde beş altı yüz tüfeng-endâz bevvâbân-ı dîdebân tarabansları âmâde durup gece gayrı dîdebânlar gelir. Ve bu sarây içinde üç yüz aded tarabans odaları, ya‘nî yayan yeniçeri odaları vardır. Ve bir azîm dîvânhânesi var. Beş bin âdem alup cümle pençereleri buhayreye nâzırdır ve yüzden mütecâviz kat-ender-kat sâfî kırmızı ve sarı ve yeşil ve beyâz ve mâvi sırça kiremitli iç oğlanlarının hücreleri ve kilâr ve matbah ve sarrâchâneler ve bistiyarhâneler, ya‘nî defterdâr oturacak yerler ile ârâste ve sarây meydânıyla pîrâste olmuş bir kal‘a-misâl sarây-ı şîrînkârdır ve bu sarây önünde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 105b ·
metinde göster ·
âteş-gede olan mahal üzre bir kubbe-i azîmin tâ ortasına bir küçük kubbe dahi i …
Ammâ bu matbaha üstâd-ı bennâ bir gûne san‘at harc edüp âteş-gede olan mahal üzre bir kubbe-i azîmin tâ ortasına bir küçük kubbe dahi inşâ edüp on iki terek Bektaşî külâhı gibi bir musanna‘ beyâz kubbe-i mücellâdır kim büyük kubbenin ortasına bu küçük kubbe kalın zincir ile mu‘allâk asmış. Cümle âteş anda yanup tâ sultân-ı azîz zamânından berü bu âteş-gedede âteş-i sûzân aslâ sönmeyüp ol zamândan berü çorba kazanları şeb [ü] rûz âteşden inmeyüp cemî‘i âyende vü revendelerin müslim ü mugân u edyân-ı milel-i gûnâ-gûnlara sofra-i bî-imtinânı mebzûl olduğundan mâ‘adâ kilârında "Hayrü't-ta‘âm mâ-hazar" kelâmı üzre şîr-i hurma ve katr-ı nebât-ı Hamavî ve kuş südü, ya‘nî yumurta bile bulunur azîm âsitânedir, gülümün gülü.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 180b ·
metinde göster ·
… hâne ve dükkânlarım yandı, ammâ Cenâb-ı Kibriyâ âsân getirüp üç bin riyâl guruş
harc edüp
ıhrâk olan iki hânemi ve dörd aded dükkânlarımı kâmil altı ay renc [ü] anâ ve â …
Ba‘dehu bu hakîr garîb-i bî-kes kalup velî-i ni‘am yoksulluğun çeküp âlem-i hayrette kaldım. Gûyâ dâr-ı diyâr-ı İslâmbol başıma bir dâr oldu. Hikmet ol kim ol mahalde hâne ve dükkânlarım yandı, ammâ Cenâb-ı Kibriyâ âsân getirüp üç bin riyâl guruş harc edüp ıhrâk olan iki hânemi ve dörd aded dükkânlarımı kâmil altı ay renc [ü] anâ ve âlâm-ı şedâ’id çekerek hâne-i ahzânları itmâm edüp içlerine akrabâ vü ta‘allukâtları kodum. Hamd-i Hudâ bu âna dek mücerred pâk idim. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 49a ·
metinde göster ·
… dı gitdi" deyü kendü nâmları i‘tibâr bulmağ içün bu kadar hazîne ve mâl-ı Kârûn
harc edüp
böyle kal‘a ve bu gûne bâğ-ı cinân yapmışlardır.
"Böyle bir serâperde-i serîr-i Süleymân sâhibi Süleymân Hân bu mahalle gelüp iki kerre yüz bin askeriyle üç ay Beç kal‘asın döğüp ve kışa kalup ve Beç kal‘asın alamayup böyle otağın bırakdı gitdi" deyü kendü nâmları i‘tibâr bulmağ içün bu kadar hazîne ve mâl-ı Kârûn harc edüp böyle kal‘a ve bu gûne bâğ-ı cinân yapmışlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 53a ·
metinde göster ·
… ürlüzâde Fâzıl Vezîr Ahmed Paşa kethudâsı Ebü'l-hayr İbrâhîm Ağa elli bin guruş
harc edüp
bu Hacıoğlu kasabasına sekiz aded çeşmesârlar getirdüp şehri suya gark edüp niç …
Hattâ Dervîş Mehemmed Paşa bu şehirde muhâfız iken kırk bin guruşluk su içün masrûfu sicillâtda mastûrdur, ammâ şimd[i] Köpürlüzâde Fâzıl Vezîr Ahmed Paşa kethudâsı Ebü'l-hayr İbrâhîm Ağa elli bin guruş harc edüp bu Hacıoğlu kasabasına sekiz aded çeşmesârlar getirdüp şehri suya gark edüp niçe bin ibâdullâhı vüzerâların su masrûflarından halâs edüp niçe kerre yüz bin aded mahlûk-ı Hudâ'yı su ile saky edüp ziyâfet-i uzmâ etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 201b ·
metinde göster ·
… âd'dır, anın kapudan ve berberi Çelebi Hasan Paşa yüz bin guruş hasbeten lillâh
harc edüp
bir konak yerden kayaları ve kûh-ı Bîsütûnları Ferhâd gibi kesdirüp bu şehir ah …
Âb [u] hevâsı latîf olduğundan halkı tendürüstlerdir. Suyu hayrât-ı azîmdir kim Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ kim Fâtih-i Bağdâd'dır, anın kapudan ve berberi Çelebi Hasan Paşa yüz bin guruş hasbeten lillâh harc edüp bir konak yerden kayaları ve kûh-ı Bîsütûnları Ferhâd gibi kesdirüp bu şehir ahâlîsine su ziyâfet eylemişdir. Hakkâ ki hayrât-ı azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 267b ·
metinde göster ·
… rândır. Ve altun ile mutallâ alemine sâhibü'l-hayrât üç bin zer-ü hâlis P 24a
harc edüp
şa‘şa‘ası şehr-i İzmir'i münevver etmiş.
Ve bir yeşil taşdan mebnî bir Q 24a minâre-i nahîfi var kim gûyâ zümürrüdvâr bir serâmed serv-i sâyedâr mîl-i minâre-i sebzgûndur. Bir diyârda böyle yeşil minâre manzûrumuz olmamışdır. Ve üstâd mühendis-i mermerkâr buna bir kadeh etmişkim gûyâ bir zümürrüd yüzük kaşıdır ve serâpâ ahdar taşdır. Ve eyle rakîk minâredir kim gûyâ miyân-ı dilberândır. Ve altun ile mutallâ alemine sâhibü'l-hayrât üç bin zer-ü hâlis P 24a harc edüp şa‘şa‘ası şehr-i İzmir'i münevver etmiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y45b ·
metinde göster ·
… r. Çoğu Piyale Paşa suyu hayrâtındandır. Ammâ hâlâ Mühürdâr Paşa kırk bin guruş
harc edüp
şehrin şimâlinde bir sâ‘at ba‘îd Kırk Pençere nâm bir mesîregâhda bir âb-ı hayâ …
Ve cümle yetmiş çeşme-i atşândır. Çoğu Piyale Paşa suyu hayrâtındandır. Ammâ hâlâ Mühürdâr Paşa kırk bin guruş harc edüp şehrin şimâlinde bir sâ‘at ba‘îd Kırk Pençere nâm bir mesîregâhda bir âb-ı hayât bulup üç sâ‘atlik yer dağlar ve sengistân belleri Ferhâdî külünkler ile kesüp şehre getirüp On İki İmâm aşkına ve Şehîdân-ı Deşt-i Kerbelâ şevkine on iki çeşme-i âb-ı revânları henüz binâ etmişdir kim her biri hayât-ı câvidândan nişân verir. Çârsû içindeki çeşme-sârına hakîrin fakîrâne târîhidir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y59b ·
metinde göster ·
… rafında dörd sâ‘atlik sengistân u çengelistân yerlerdir, bir Mısır hazînesi mâl
harc edüp
Kudüs-i şerîfi seylâb etdi. Aceb hayrât-ı azîme idi. Mâ-tekaddem şehr-i Kudüs'd …
Ve bu uyûnlardan mâ‘adâ şehir içre yetmiş yerde havz u fıskıyye ve şâzrevânlarda revân olan mâ-i cârî Süleymân Hân Halîlü'r-rahmân tarafında dörd sâ‘atlik sengistân u çengelistân yerlerdir, bir Mısır hazînesi mâl harc edüp Kudüs-i şerîfi seylâb etdi. Aceb hayrât-ı azîme idi. Mâ-tekaddem şehr-i Kudüs'de cümle sarnıclar imiş. Hattâ Bâb-ı Meryem ile Bâb-ı Hıtta mâbeyninde Benî İsrâ’îl Bürkesi derler elli zirâ‘ umku ve yüz adım tûlu ve seksen adım arzı bir azîm sarnıcdır. Hâlâ içinde suyu yokdur. Ve ba‘zı sarnıclar dahi Bâb-ı Amûd'dan taşra handak içindedir. Ve Bâb-ı Meryem'den taşra yine handak içre mu‘attal birkeler vardır. Ve Mescid-i Aksâ hareminde ve Sahra hareminde sarnıçlar var imiş. Bu şehir anlara muhtâc imiş. Süleymân Hân bu halkı bu ihtiyâcdan berî edüp bir nehr-i azîm cârî edüp her def‘-i atşân eden rûh-ı pür-fütûhlarına Fâtiha tilâvet ederler. Rahmetullâhi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y221a ·
metinde göster ·
deryâda katre güneşde zerre tathîr etmemişlerdir. Ammâ buna dahi lağımlar ile a …
Ammâ bu Akabe'nin hemân müşkil yeri bu Dîvdâr çadır kurduğu yerdir kim deve boynu gibi eğri ve yokuş ve dar boğazdır. Cümle üç yüz adımdır. Ve Selîm Hân ve Sultân Gavrî'de tathîr etdiklerine târîhleri bir kaya üzre çâr-kûşe bir beyâz mermerde tahrîr olunmuşdur. Selef pâdişâhlarından mâ‘adâ Sultân Murâd-ı Râbi‘ asrında Rıdvân Beğ emîrü'l-hac iken niçe mâl-ı hazâyîn harc edüp deryâda katre güneşde zerre tathîr etmemişlerdir. Ammâ buna dahi lağımlar ile amel etseler şâhrâh olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y379b ·
metinde göster ·
… lâ cemî‘i minâreler içinden çıkılır, ammâ üstâd mühendis bu minâreye bir san‘at
harc edüp
mü’ezzinleri taşradan çıkarlar. Üç tabaka ve iki yüz kademe bir minâredir. Hatt …
Ve bir acâyib minâresi câmi‘in şimâlinde yol aşırı câmi‘den ba‘îd çâr-gûşe ve üç tabaka ile bir minâre-i musanna‘ bilâd-ı İslâmiyye'de bir diyârın câmi‘inde yokdur. Meselâ cemî‘i minâreler içinden çıkılır, ammâ üstâd mühendis bu minâreye bir san‘at harc edüp mü’ezzinleri taşradan çıkarlar. Üç tabaka ve iki yüz kademe bir minâredir. Hattâ Emîr-i Hac Rıdvân Beğ'in bir cündîsi atile bu minâreye çıkmışdır. Yine ol kadar kalın minâre değildir. Ancak üstâd-ı kâmil bir san‘at harc etmiş kim mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y92a ·
metinde göster ·
… bu hakîr bir sene nâzırı olup Y 111a cânib-i vakfın fâ’izinden bir Mısrî kîse
harc edüp
câmi‘ ve tekye dürr-i beyz-âsâ oldu. Ve iki vakit ta‘âmı mebzûl oldu.
Ve matbah-ı âlîsinde âyende vü revendeye ni‘meti mebzûldür. Hattâ hakîr Cânpûlâdzâde Hüseyin Paşa efendimiz asrında bu hakîr bir sene nâzırı olup Y 111a cânib-i vakfın fâ’izinden bir Mısrî kîse harc edüp câmi‘ ve tekye dürr-i beyz-âsâ oldu. Ve iki vakit ta‘âmı mebzûl oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y110b–Y111a ·
metinde göster ·
… olup gece ile tâ Besâtîn kurbunda meşâdlarına mürd olan Yahûdîleri üç yüz guruş
harc edüp
götürürler. Gündüz götürmek gâyet memnû‘dur, hele bu kavm-i Yahûdîye gâyet azâb …
{Bid‘at-ı ef‘âl-i hâkimân-ı Mısır: Evvelâ Mısır şehrinde bir Yahûdî mürd olsa lâşe-i murdârı içün cümle Yahûdîler subaşıdan âdemler alup ve niçe yüz meş‘aller çerâğân edüp askerîler pür-silâh olup gece ile tâ Besâtîn kurbunda meşâdlarına mürd olan Yahûdîleri üç yüz guruş harc edüp götürürler. Gündüz götürmek gâyet memnû‘dur, hele bu kavm-i Yahûdîye gâyet azâb-ı elîmdir, Allâh ziyâde ede. Ammâ keferenin meşâdları birkaç yerdedir, biri Eski Mısır kurbundadır, her ne zamân olsa lâşelerin götürürler.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y241a ·
metinde göster ·