… Hâlid ibn Velîd neslindendir. Şemsî Paşa'nın karındaşıdır kim andan mihterdir.
Haremde
neşv [ü] nemâ bulup çakırcıbaşı olup Rûmeli eyâleti ile Malta üzre serdâr olup …
Vezîr Mustafâ Paşa: Hâlid ibn Velîd neslindendir. Şemsî Paşa'nın karındaşıdır kim andan mihterdir. Haremde neşv [ü] nemâ bulup çakırcıbaşı olup Rûmeli eyâleti ile Malta üzre serdâr olup bî-feth geldikde 48a hacca gidüp anda vefât edüp bu hakîr'in pederi defn etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 47b–48a ·
metinde göster ·
"Hünkâr'ım pâk olup nûr olmuşsuz. Bu gün artık yağlanup güleş etmen, zîrâ içeri
{haremde}
salavâtsız güleşüp tamarınız kırılup kuvvetiniz kalmamışdır. Hattât gibi Melek …
"Hünkâr'ım pâk olup nûr olmuşsuz. Bu gün artık yağlanup güleş etmen, zîrâ içeri {haremde} salavâtsız güleşüp tamarınız kırılup kuvvetiniz kalmamışdır. Hattât gibi Melek gibi hasmın vardır" dedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 72a ·
metinde göster ·
… âl-â-mâl olup derûn-ı câmi‘e dahi girüp mahsûr olup harem pencerelerinden taşra
haremde
olan askere oku kurşumu urup taşrada olan asker cân ve baş kaydına düşdüler. Hi …
Ve'l-hâsıl yigirmi beş aded sâhib-i fetvâ imzâsıyla sadrıa‘zam telhîsiyle (---)(---) [katline hatt-ı şerîf sâdır olup] yeniçeri ve cebeci ocakları mâh-ı şevvâlin onuncu gün yevm-i selâse idi, orta Câmi‘de tekrâr meşveret edüp Atmeydânı'na bir mütekellim âdem gönderüp çorbacı-ı mezbûru katl edince cümle} yeniçeri ve cebeci ocağı ve gayrı askerî tâ’ifesi Hazret-i Risâlet-penâhın sancağ-ı şerîfi dibinde cem‘ olup cümle meşâyihân fukarâlarıyla tevhîd ü tezkîr ederek sadrıa‘zam ve yeniçeri ocağı ve cümle asker tâ’ifesi Atmeydân'ın ve Yeni Câmi‘in yedi tarafdan kapuların asker ihâta edüp Atmeydânı'nın iki başından yeniçerileri Atmeydânı'na dolup sadâ-yı Allah Allah ile tarafeynden gülbâng-ı Muhammedî sadâsı cihânı dutdu. Hemân Atmeydânı'nda olan pür-silâh sipâh yiğitleri yeniçeri üzre küheylân atların Atmeydânı'nda at bırağup bir hücûm etdiler kim hakkâ bârekallah ancak olur. Niçe âdemi dendân-ı tîğdan ve rîh-ı bî-emân-ı sinândan geçirüp bî-bâk ü bî-pervâ merkezlerinde karâr edüp yine yeniçeri cânibinden varan atlılar yine birbirlerine hücûm edüp bir epeyce elbeşti dahi etdiler. Ammâ bu hücûmda niçe sipâh hâk-i mezellete düşüp Yeni Câmi‘ hareminden kafadârları gelüp şehîdlerin aldılar. Hemân yeniçeri çavuşları ve çorbacıları yeniçeriye "Koma kurdlarım" deyüp tâ vasat-ı meydâna köpek cengi ederek geldiklerinde sipâh Atmeydânı'nda kalmayup cümle Yeni Câmi‘ haremine mâl-â-mâl olup cümle demir kapuları seddidüp demir pencereleri sedd [ü] siper edüp içerden taşra yeniçeriye kurşum ve oku bârân-ı la‘net gibi yağdırup ân-ı vâhidde yüz yetmiş yeniçeriyi şehîd ve niçe yüz âdem mecrûh olup sipâh siper ardında yeniçeri Atmeydânı'nda kaldı ve sipâh minârenin altısına dahi çıkup pür-nakıl olup minâreler ve harem kubbeleri üstünden Atmeydânı'nda yeniçerilere eyle kurğuşum urdular kim yeniçeri bî-emân kaldı. Âhir yeniçeriler Ahmed Hân Türbesi tarafındaki Kurrâ kubbeleri ve medrese kubbeleri ve niçe hânelerin dâm [u] bâmları üzre çıkup Yeni Câmi‘ haremi içre olan sipâha kurşumu eyle yağdırdılar kim bu kerre sipâhın atları kurşum zahmından sipâhları târmâr edüp niçe yüzü de kurşumdan helâk olup hemân yeniçeriler Atmeydânı'ndan "Allah" ile demir pencerelerden ankebût-vâr urûc edüp taşra harem kapuların kırup hücûm edince cümle sipâh Yeni Câmi‘in iç haremine mâl-â-mâl olup derûn-ı câmi‘e dahi girüp mahsûr olup harem pencerelerinden taşra haremde olan askere oku kurşumu urup taşrada olan asker cân ve baş kaydına düşdüler. Hikmet-i Hudâ Yeni Câmi‘in altı minâresinin kapuları taşra hareme vâkı‘ olmuşdur. Hemân yeniçeriler minârelerin kapuların kırup dal-kılıç minâreden yukaru çıkdıklarında celeb sipâhlar kuşluk vaktinde öyle ezânı okumağa başlayup niçesin minârede katl ve niçesin kayd-bend ile "vakitsiz ezân okuyan yalancı mü’ezzinin hâli budur" deyü aşağı indirüp kelle paça ederlerdi. Ba‘dehû yeniçeriler altı aded minârelerden iç harem içre olan sipâha havaliden eyle kurşumlar urdular kim beyâz mermer-i hâm üzre pembe-misâl cesed-i insândan cereyân eden hûn-ı ahmer-gûndan cümle mermerler la‘l-gûn oldu. Bu hâli sipâh görüp haremin üç kapusun açup yeniçeriler üzre üç yerden dal-satûr-ı sipâh olup fakîrlerden câmi‘e avdet eder kalmayup cümlesi yeniçeri destinde şehîd oldular. Niçe yüzü câmi‘-i şerîf içre girüp kapandılar. Yine pencerelerden câmi‘ içre kurşumlar urup câmi‘ kapuların kal‘ edüp dal-sâtûr-ı Bektâşî urarak câmi‘ içinde ibrişim haliçeler üzre sipâh kırarak kimi namâz kılarak kırılırdı, kimi Kur’ân-ı azîm okuyarak Hazret-i Osmân gibi şehîd olarak kırılırdı. Câmi‘in cemî‘î der-i dîvârında ve câmlarında ve kıbâblar üzre mestûr olan kurşumlarda kurşum darbından bir rahnedâr olmadık yer kalmamışdı ve derûn-ı câmi‘de Kelâm-ı İzzet'i gerdeninde iken gerdeninden kılıç geçen ibâdullahın hadd [u] pâyânı yok idi. Hulâsa-i kelâm, kâmil yedi buçuk sâ‘at {kâr-zâr eylediler kim eğer Kahramân-ı bî-emân ol kâr-zârda olsa Nerîmân-ı nerm-râm olurdu. Veyâhud perhâş-ı bî-kârda ceng-cûyân olan dilâverân-ı mübârizânın merdâneliklerin Rüstem-i zamân ve Zâl-ı bî-amân istimâ‘ etse meddâhân-ı sipâhiyân ol[urdu]. El-kıssa yeniçeri bî-hisâb sipâhiyân bî-tâb olmağıla cenge iktidârları olmayup "El-firâru mimmâ lâ yutak, min süneni'l-mürselîn" mâ-sadakınca sipâhın karârı firâra mübeddel olup her biri bir cânibe perîşân oldular. Sipâhdan bî-aded ve yeniçeriden mürd az oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 371b ·
metinde göster ·
Ve mine'l-acâ’îb hikmet-i garîbe: Kaya Sultân ile paşa hareme gidüp
haremde
bir vâveylâ ve vâveledâ kopup paşa derhâl arak-âlûd olup taşra çıkup dört yüz o …
Ve mine'l-acâ’îb hikmet-i garîbe: Kaya Sultân ile paşa hareme gidüp haremde bir vâveylâ ve vâveledâ kopup paşa derhâl arak-âlûd olup taşra çıkup dört yüz on aded iç ağalarına on bin altun Kaya Sultân'ın mâlından ağalara taksim u bezl edüp Kaya Sultân'ın vaz‘-ı hamli âsân olmağiçün her gulâm-ı hâssaya biner aded ihlâs-ı şerîfi halâs niyyetine {kırâ’at etmeğe} tenbîh edüp hakîri sermahfil edüp halîfe kîsesinden hakîre beş yüz altun ihsân edüp eydür "Bak a Evliyâm! Siz benim oğlum ve akrabâmdansın, ammâ bu sırr-ı hafî sende kala. Üç gice mukaddem ben Sultân Murâd'ı vâkı‘amda görüp, ‘Al bu ekmeği ye Ahmed’ dedi idi. Ben de pâdişâhım 'bu nân-pârede kan vardır yenir mi', dedim. 'Ol kanlı tarafı Kaya kızıma ver, yıkayup yesin', dedüğü Allahu a‘lem hâlâ Sultân doğurmayup helâk mertebesindedir," deyüp paşa serserî olup paşa yine hareme gitdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 183b ·
metinde göster ·
Ve taşra haremi dahi beyâz mermer-i hâm ile mefrûş olup tâ vasat-ı
haremde
bir âbdest havzı vardır. Cümle uyûnlarından musallîler tecdîd-i vuzû‘ edüp ibâd …
Ve taşra haremi dahi beyâz mermer-i hâm ile mefrûş olup tâ vasat-ı haremde bir âbdest havzı vardır. Cümle uyûnlarından musallîler tecdîd-i vuzû‘ edüp ibâdet ile Rabbü'l-izzet'e takarrub ederler. Bu çeşmesârlarun cümlesi ayn-ı Hamrevât'dandır ve nehr-i Alî bınarındandır. Ve hareminün cânib-i erba‘ası İslâmbol'da Süleymâniye gibi yan soffalarıdır. Ve soffalar üzre cümle (---) aded biri biri üzre inşâ olunmuş gûnâ-gûn mermer ve sommaki ve hacer-i zenbûrî ve yerakânî amûd-ı müntehâlardır. En bâlâda olan rakîk ü nahîf ü sağîr amûdcüklerdir. Anın altındakiler dahi kalındır. Andan aşağıdakiler sütûn-ı azîmlerdir. Bu amûdlar üzre cümle ibretnümâ kıbâb-ı ser-nigûnlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 200b ·
metinde göster ·
… hteremdir. Bir demir kapusu var, şeb [u] rûz kırk elli aded tavâşî ağalar bâb-ı
haremde
pür-silâh âmâde olup nigâhbânlık ederler.
Ve bu meydânın cânib-i erba‘asında kat-ender-kat kârgîr ile mebnî asâkir-i hân odalarıdır kim cümle revzenleri bu meydâna nâzırdır. Bu hücrelerin dahi mâfevkinde kat-ender-kat Kâşî çinili harem-sarâydır kim sedd-i İskender-vâr bir harem-i muhteremdir. Bir demir kapusu var, şeb [u] rûz kırk elli aded tavâşî ağalar bâb-ı haremde pür-silâh âmâde olup nigâhbânlık ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 227b ·
metinde göster ·
Derûn-ı harem manzûrum olmamak ile ma‘lûmum değildir, ammâ mesmû‘umuz olduğu üzre anda dahi bir meydân ve cânib-i erba‘ası üç yüz aded hânedândır. Ve derûn-ı haremde hân'a mahsûs kırk aded dükkândır. Her esnâf dükkânçesi mukarrerdir, ammâ cümlesinde hân işler. Bir dükkânın bisâtı bir dükkâna varmak ihtimâli yokdur. Cümle engez avânîler her dükkânda mükerrer mükerrer mevcûddur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 227b ·
metinde göster ·
… nâm kethudâsına birer semmûr kürkler giydirdi kim her biri biner guruş değer ve
haremde
hanıma bir semmûr ve bir mücevher tâc ve yetmiş kıt‘a akmişe-i fâhire dîbâ vü z …
Evvelâ üç aded bikr-i nâ-şüküfte-i bâkire bintân ve üç aded pençe-i âfitâb mahbûb gılmân ve on aded hudûd-ı küheyl-i cığıldân-ı mu‘teber at-ı hussân. Biri murassa‘ zeynli ve altun zencîrli küheylân ve üç aded mücevher tüfeng-i Mâzenderân ve yigirmi cild kitâb-ı Tefsîr-i Kadı Beyzavî ü Keşşâf u Kâmûs u Takvîmü'l-Büldân ve niçe gûne mülûke mahsûs zî-kıymet kütüb-i nefîseler verdi. 235b Ve üç aded ibrişim ve zerdûz haliçe-i Isfahân ve üç aded haliçe-i keçe-i Nahşevân ve kırk aded şemşîr-i elvân ve on katar üştür-i nerre-revân ve on katar üştür-i küheylân verdi. Ve bu hedâyâlardan sonra Hân dervîşlik edüp "Bu pîşkeşleri kabûl eylen" deyü dest-bûs etdi. Ve Hân yine paşa huzûrunda paşa kethudâsına bir sırma mebrûm zeynli bir küheylân at ve bir yelegendez at ve bir katar-ı katır verdi.Ve'l-hâsıl paşanın yigirmi yedi aded mertebe sâhiblerine birer re’s küheylân atlar ihsân etdiğinden sonra ta ednâ mertebe akkâmbaşıya ve seyisbaşıya varınca cümle paşalıya yetmiş re’s küheyl atlar hibe eyledi kim en ednâsı bir kise guruş değer atlardır. Paşa dahi hâna on günde sekiz semmûr kürk giydirüp bu vedâ‘ mahal hedâyâsında bir beyâz semmûr kürk giydirdi kim bizzât Âl-i Osmân pâdişâhında nâdirdir. Ve kendi belinden cevâhir kuşağın ve bıçağın ve mücevher hançerin Hân'ın kemerine paşa-bend etdi. Ve Hân'ın dörd aded ciğer-kûşesine ve Çâker Ağa nâm kethudâsına birer semmûr kürkler giydirdi kim her biri biner guruş değer ve haremde hanıma bir semmûr ve bir mücevher tâc ve yetmiş kıt‘a akmişe-i fâhire dîbâ vü zîbâ ve şîb ü zerbâf ve niçe kıt‘a elmas u la‘l [u] yakut u zeberced ve lü‘lü-i danedâr Amber Ağa ile sultâna hedâyâ gönderdi. Ve ibtidâ hân nökerlerinden aşçıbaşıya ve yetmiş aded mertebe sâhibi aşîret beğlerine gûnâ-gûn çuka kerrâkeler ve a‘lâ vü evsat kuşaklık ta‘bîr etdikleri hil‘at-i fâhireler giydirüp hân gâyet mahzûz olup şehr-i Bitlîs'in ahâlîleri cümle mesrûr [u] hândân oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 235a–235b ·
metinde göster ·
… şâ edüp çeşm-i ibret hîrelenir bir havz-ı şâfi‘îdir. Mezkûr minârenin kadehi ne
haremde
ve ne san‘at-ı tasarruflarda ise bu havz dahi tâbaka'n-na‘l bi'n-na‘l ile bir m …
Bir kubbe-i mînâya ve bir minâre-i ulyâya mâlikdir kim kubbesi meğer İslâmbol'da Ayasofya kubbesi ola ve minâresi gerçi bir şerîfedir, ammâ misli meğer Niksâr şehrinde Melik Gâzî câmi‘i minâresi ola. Tâ bu mertebe bir serâmed bâng-ı Muhammedî makâmıdır. Hattâ üstâd-ı bennâ icrâ-yı ma‘rifetin beyân içün bu câmi‘in harem-i azîminin tâ vasatında çınar ve servi dırahtları sâyesinde bir müdevver havz-ı musanna‘ inşâ edüp çeşm-i ibret hîrelenir bir havz-ı şâfi‘îdir. Mezkûr minârenin kadehi ne haremde ve ne san‘at-ı tasarruflarda ise bu havz dahi tâbaka'n-na‘l bi'n-na‘l ile bir mukarnazlı ve sileli(?) ve gilvili mermer havz-ı ibret-nümâdır, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 170a ·
metinde göster ·
Anişe Hâtûn'dan ya‘nî Â’işe Kadın'dan gelüp zevk u safâlar ederdim. Ve hândan h …
Beher yevm cümle me’kûlât [u] meşrûbâtlar verildikden sonra Mehemmed Paşa'ya beher yevm yüzer guruş cep harçlığı verilirdi. Ve bu abd-i hakîre ve bu mağdûr-ı fakîre hân-ı zî-vakâr ve pür-himmet-i âlî-tebâr hazretlerinin iltifât-ı bî-gâyetlerine mütevâsıl olup elli bir târîhinde ni‘met-i uzmâsıyla perveriş bulduğum merhûm sa‘îd ü şehîd Sefer Gâzî Ağa'nın sarâyını hakîre konak ta‘yîn edüp hâlâ İslâm Ağa vezîr olup Der-i devlete gidüp küçük karındaşı Mehemmed Mirza hakîre konak-bânlık edüp cemî‘i me’kûlât [u] meşrûbâtmız içeri haremde Anişe Hâtûn'dan ya‘nî Â’işe Kadın'dan gelüp zevk u safâlar ederdim. Ve hândan hakîre bir kat esbâb-ı fâhire ile bir semmûr paçası kürk ihsân edüp Mehemmed Paşa ile Bâğçesarây'da kâmil yigirmi gün tekâ‘üd edüp sehel bürûdet-i hevâ ve şiddet-i şitâlar def‘ olup ibibik kuşları ötmeğe başlayup Kırım'ın hevâları mu‘tedil olmağa sehel başlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 197b ·
metinde göster ·
… ale'l-fevr ahşam ezânı okunacak altı ayak bir yekpâre beyâz mermer kürsîdir kim
haremde
durur. Bu dahi ibret-nümâ bir kürsî-i vâcibü's-seyr bânghâne-i Muhammedîdir. An …
Sene 998 târîhinde kenîse iken Şeyh Hortaç hazretleri bir gün fermân-ı pâdişâhiyle cemî‘i sofîleriyle Allâh Allâh deyü tevhîd [ü] tezkîr ile yürüyüş edüp bu deyri ruhbânlar elinden feth edüp câmi‘-i Muhammedî eder. Hâlâ minâresinin üç alemi var. Ve kubbesi üzre alem yerine altun ile yerde gömülü bulunan kazanı kubbe üzre alem yerine komuşlardır. Ve ale'l-fevr ahşam ezânı okunacak altı ayak bir yekpâre beyâz mermer kürsîdir kim haremde durur. Bu dahi ibret-nümâ bir kürsî-i vâcibü's-seyr bânghâne-i Muhammedîdir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 226a ·
metinde göster ·
… udur. Kendüsi hareminde medfûndur. Ve cenbinde İbrâhîm Hânzâde İbrâhîm Beğ dahi
haremde
medfûn olup seng-i mezârının târîhidir:
Ve bu şehrin cümlesi altı aded mihrâbdır. Üçü salât-ı Cum‘a edâ olunur âzînelerdir. Evvelâ Ya‘kûb Beğ câmi‘i, müferrihdir. Ve Kâsım Beğ câmi‘i, musanna‘dır. Ve Dervîş Yazıcı câmi‘i. Ve çârsû içinde henüz nev-binâ Ağrıbozlu Köse Alî Paşa karındaşı Ahmed Paşa câmi‘idir, ammâ cümleden müferrih ve musanna‘ ve şîrînkârlı câmi‘ budur. Kendüsi hareminde medfûndur. Ve cenbinde İbrâhîm Hânzâde İbrâhîm Beğ dahi haremde medfûn olup seng-i mezârının târîhidir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 247a ·
metinde göster ·
havz u şâzrevân musluklarına nâzırdır. Ve bir musanna‘ kurşum örtülü şâzrevân k …
Ve sol tarafındaki bir kapu sol tarafdaki haremde havz u şâzrevân musluklarına nâzırdır. Ve bir musanna‘ kurşum örtülü şâzrevân kubbe-i serâmeddir kim üstâd-ı mi‘mâr mühendisîn henüz nev-binâ bir kubbe-i zîbâ îcâd etmişdir kim altı aded rakîk mermer sütûnlar üzre vaz‘-ı binâ olunmuşdur. Ve câmi‘in solunda olan cemâ‘at dehlîzi soffası amelî direkler üzre kirişlerin münakkaş tavanları üzre serâpâ kurşum örtülüdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 313b ·
metinde göster ·
… rasında sağ ve solunda yan soffaları cümle kurşum örtülüdür. Ve sol tarafındaki
haremde
dîvârda âbdest muslukları ve sağındaki haremde cenâze musallâsı taşı vardır. Ve …
Çârsû içinde havuz meydânı önünde bir câmi‘-i pür-cemâ‘atdir kim tâ Hazret-i Ömer hilâfetinde Mağrib-zemîn pâdişâhlarından Sultân Mansûr-ı Afrikî binâsıdır. Anıniçün kıblesi doğrudur. Bunun dahi içerisi cümle servi çatma kirişlerdir. Lâkin bunun içinde sekiz aded sütûn-ı müntehâlar var kim her biri birer hazîne-i Mısır değer. Bunun dahi mihrâb u minberi gâyet musanna‘ hatlar ile müzeyyendir. Ve taşrasında sağ ve solunda yan soffaları cümle kurşum örtülüdür. Ve sol tarafındaki haremde dîvârda âbdest muslukları ve sağındaki haremde cenâze musallâsı taşı vardır. Ve bir mevzûn şeşhâne sürâhî minâresi var. Yol üzre kıble kapusu vâki‘ olup demir pençerelerdir. El-hâsıl gâyet cemâ‘at-i kesîreye mâlik ma‘bedgâh-ı kadîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 314a ·
metinde göster ·
… um örtülüdür. Ve sol tarafındaki haremde dîvârda âbdest muslukları ve sağındaki
haremde
cenâze musallâsı taşı vardır. Ve bir mevzûn şeşhâne sürâhî minâresi var. Yol üz …
Çârsû içinde havuz meydânı önünde bir câmi‘-i pür-cemâ‘atdir kim tâ Hazret-i Ömer hilâfetinde Mağrib-zemîn pâdişâhlarından Sultân Mansûr-ı Afrikî binâsıdır. Anıniçün kıblesi doğrudur. Bunun dahi içerisi cümle servi çatma kirişlerdir. Lâkin bunun içinde sekiz aded sütûn-ı müntehâlar var kim her biri birer hazîne-i Mısır değer. Bunun dahi mihrâb u minberi gâyet musanna‘ hatlar ile müzeyyendir. Ve taşrasında sağ ve solunda yan soffaları cümle kurşum örtülüdür. Ve sol tarafındaki haremde dîvârda âbdest muslukları ve sağındaki haremde cenâze musallâsı taşı vardır. Ve bir mevzûn şeşhâne sürâhî minâresi var. Yol üzre kıble kapusu vâki‘ olup demir pençerelerdir. El-hâsıl gâyet cemâ‘at-i kesîreye mâlik ma‘bedgâh-ı kadîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 314a ·
metinde göster ·
Şahin Beğ ve Pehlivân Paşa ehli ve Bebr Paşa ehli ve niçe Arslan Paşa evlâd [u] …
Ve bu haremde Şahin Beğ ve Pehlivân Paşa ehli ve Bebr Paşa ehli ve niçe Arslan Paşa evlâd [u] akrabâları kıble önündeki beş aded serâmed kubbelerde bizzât sâhibü'l-hayrât Arslan Paşa dahi bu kubbelerde medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 347a ·
metinde göster ·
… edfûndur. Hattâ bu hakîrin bir nâ-resîde gulâmı merhûm olup kendim gasl edüp bu
haremde
defn etdim. Hattâ cümle Arnavud halkı,
Ve haremin bir cânibinde niçe bin kibâr-ı evliyâullâh a‘yân-ı kibârlar medfûndur. Hattâ bu hakîrin bir nâ-resîde gulâmı merhûm olup kendim gasl edüp bu haremde defn etdim. Hattâ cümle Arnavud halkı,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 354b ·
metinde göster ·
… âd olunup olundu olunurlar. [[(---) (---) (---)]] Ve cânib-i erba‘asındaki olan
haremde
her dem eyle musanna‘ hurde ruhâm döşelidir kim mücellâ âyîne misâldir. Âdemin …
Ve bu câmi‘de anların rûhâniyyetlerinden istimdâd olunup olundu olunurlar. [[(---) (---) (---)]] Ve cânib-i erba‘asındaki olan haremde her dem eyle musanna‘ hurde ruhâm döşelidir kim mücellâ âyîne misâldir. Âdemin (---)(---)(---)(---)(---)(---) reng-i rûyları nümâyân olur. [[(---) (---) (---)]] üzre kemer altında bir müdevver dâ’ire içinde beyâz mermer üzre zemîn ü zamân,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y153a ·
metinde göster ·
… k elinden çıkmış bir mücellâ haremdir. Sevâhil diyâr olmak ile cümle cemâ‘at bu
haremde
ibâdet ederler.
Ve taşra haremi eyle hurdekâr nakş-ı bûkalemûn hurde elvân zî-kıymet taşlar ile döşenmişdir kim gûyâ hakkâk elinden çıkmış bir mücellâ haremdir. Sevâhil diyâr olmak ile cümle cemâ‘at bu haremde ibâdet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y155a ·
metinde göster ·
iki amûd-ı müntehâlar var, biri şarka ve biri garb cânibindedir. Mâbeyne-hümâla …
Andan nüzûl edüp haremde iki amûd-ı müntehâlar var, biri şarka ve biri garb cânibindedir. Mâbeyne-hümâları (---) kademedir. Bu iki mîl mâbeyni hatve-i Hazret-i Âdem aleyhisselâm'dır derler. Hâlâ bu amûdlar üzre micmereler vardır. Leyle-i mübârekelerde içinde ûd u amber ve kâfûr yakarlar. Ve bu haremin cânib-i garbîsinde şeş sütûn-ı mevzûn mermer-i ibret-nümûn üzre bir müdevver kubbe-i musanna‘ vardır, gûyâ bir kasırdır. Ammâ urûcu mümkin değildir. Kıbleye nâzır bir kapusu var, demirdendir, ammâ gâyet musanna‘dır. Ve mukaffel mesdûddur. Ba‘zı ihtiyârlar bu câmi‘in evkâfâtının hüccet-i şer‘iyyeleri ve hudûdnâmeleri vardır, derler. el-uhdetü ale'r-râvî.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y244b ·
metinde göster ·
cümle guzât-ı müslimîn her beden başında birer ikişer âdem Mekke-i mükerremeyi …
Mezkûr olan Mısır'ın üç bin askerinin nısfı Cidde'de ve nısfı Mekke-i mükerremede me’kûlât [u] meşrûbâtları ile ve altı pâre şâhî topları ve mükellef ü mükemmel cebehâneleri ile muhâfazacı kalup Beytullâh'ın Harem-i şerîf'inin cânib-i erba‘asında imâret [ve] medreselerde meks edüp mutahassın olup sütûh-ı haremde cümle guzât-ı müslimîn her beden başında birer ikişer âdem Mekke-i mükerremeyi muhâfaza ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y333b ·
metinde göster ·
… adım gidüp Bâb-ı Atîk cânib-i şimâle nâzır bir kapudur. Ve hareme hareme andan
haremde
on kademe taş nerdübân ile enilir ve ardı düzdür, nerdübân yokdur. Ve bu kapunu …
Andan yine cânib-i garba kubbeler altından ubûr ederek elli adım gidüp Bâb-ı Atîk cânib-i şimâle nâzır bir kapudur. Ve hareme hareme andan haremde on kademe taş nerdübân ile enilir ve ardı düzdür, nerdübân yokdur. Ve bu kapunun kemeri üzre altun levha ile:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y335a ·
metinde göster ·
… sırrullâhdır kim Ka‘be-i şerîfin şerefiyyetin hûş u tuyûr dahi bilürler. Ve bu
haremde
aslâ fusûk cidâl olmaz, harâmdır. Cidâl eden mu‘ammer olmaz.
Ve hâlâ Y 340b hudûd-ı Ka‘be'de sayd [u] şikâr harâmdır. Hâlâ haşîş u giyâhâtı biçilmez ve ahcârı hark olunup kireç olmaz. Ve eşcârâtı kezâlik kat‘ olunmaz. Ve tuyûr-ı kebûteri vakf-ı Resûl'dür, rencîde olunmaz, remmâ remmâ huccâc izdihâmında kimseden havf etmeyüp huccâcın kimi başına ve kimi arkasına konarlar. Ammâ aceb hikmetdir, nice kerre yüz bin kebûter vardır, bir dânesi sütûh-ı Mekke'ye çıkup konmazlar. Ammâ çaylak çıplak dedikleri Fir‘avn-ı âk doğanı sütûh-ı Mekke'ye gelüp meks eder. Ammâ gayri tuyûr-ı zü'l-cenâh Mekke üzre bile tayerân etmeyüp avdet eder. Aceb sırrullâhdır kim Ka‘be-i şerîfin şerefiyyetin hûş u tuyûr dahi bilürler. Ve bu haremde aslâ fusûk cidâl olmaz, harâmdır. Cidâl eden mu‘ammer olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y340a–Y340b ·
metinde göster ·
… un verüp İbrâhîm-i Dessûkî rûhiyçün hatm-i şerîf tilâvet etdirüp yüz altun dahi
haremde
fukarâya tasadduk etdi.
Derhâl âsitâne kapusu dibinde halk ürküp bizim yanımıza geldiler. Cümlemiz ileri vardık. Bir siyâh abâlı gözü sürmeli eli tesbîhli bir müşekkel nûrânî âdem, depesi üzre âsitâneye düşüp ağzı köpürüp, allâhümme âfinâ, ağzı kulağına ermiş, iki elleri kurumuş, nutka mecâli olmayup kalmış, lisân-ı hâl ile çakşırın gösterir. Derhâl türbedârın biri ve hakîrin bir fetâ memlûkü herîfin vücûdun kapudan taşra çıkarmağa cidd ü cehd etdükce herîfin esbâbları kopup herîfin vücûdu kapudan taşra çıkmak mümkin olmaduğı ecilden herîfi âsitâne içine çekince bilâ-usret girüp(?)Q 274bP 271b bin altunu hemyan kesici herîfin çakşırından çıkarup sâhibine verdiler. Altun sâhibi hemân hareme çıkup on hâfıza birer altun verüp İbrâhîm-i Dessûkî rûhiyçün hatm-i şerîf tilâvet etdirüp yüz altun dahi haremde fukarâya tasadduk etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y302a ·
metinde göster ·
kalup ba‘zı meşâyihler buna Hizbü'l-bahir ve ba‘zı azîmetler okuyup ağzı ve bur …
Ba‘dehu herîf-i sârık mecrûhan ol gece haremde kalup ba‘zı meşâyihler buna Hizbü'l-bahir ve ba‘zı azîmetler okuyup ağzı ve burnu ıslâh oldu. Ammâ elleri eyle çankal kalup gitdi. Bir ândan sonra sârik herîfi İskenderiyye'de gördük, yine elleri eğri idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y302a ·
metinde göster ·
bir yere gitmeyüp üç yüzden mütecâviz hatm-i şerîf tilâvet olunup sâhibü'l-hayr …
Ve ol gün cümle ehl-i züvvâr câmi‘de ve haremde bir yere gitmeyüp üç yüzden mütecâviz hatm-i şerîf tilâvet olunup sâhibü'l-hayrâtlar helvâlar ve pişiler ve mutabbaklar pişirüp rûh-ı şemsüddîn içün ahâlî-i mevlûda bezl etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y308b ·
metinde göster ·
… câmi‘ içi cümle bin bir direkli deyü meşhûr-ı âfâk olmuş câmi‘dir. Ammâ etrâf-ı
haremde
ve derûn-ı câmi‘de cümle altı yüz kırk mermer sütûn-ı müntehâdır kim herbiri bi …
Bir ulu câmi‘dir. Tûlen üç yüz adımdır ve arzan üç yüz seksen adım bir sahrâ-misâl haremli bir kal‘a-i metîn câmi‘-i mübîndir. Ve harem ile câmi‘ içi cümle bin bir direkli deyü meşhûr-ı âfâk olmuş câmi‘dir. Ammâ etrâf-ı haremde ve derûn-ı câmi‘de cümle altı yüz kırk mermer sütûn-ı müntehâdır kim herbiri birer çâr köşe mermer kürsî üzre vaz‘ olunmuş amûd-ı beyâzlardır. Tâkları üzre serâpâ yedi yüz kâ[r]gîr ve müdevver kâse-i sernigûn-misâl kubâblardır, tavan değildir. Lâkin sütûhu kurşum örtülü değildir, serâpâ beyâz kirec Y 323a sıvalıdır. Ve câmi‘in sol cânibinde bir alçacık minâresi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y322b–Y323a ·
metinde göster ·