… i Âmire'ye müte‘allik da‘vâları dinlerdi. Ve Çehârşenbe gün Dârü's-sa‘âde ağası
Haremeynü'l-Muhteremeyn'e
müte‘allik da‘vâları fasl ederdi.
Andan vezîr-i a‘zam cümleden sonra gelüp Kubbealtı'nda meks edüp da‘vâ ve nizâ‘ istimâ‘ olunurdu. Ve kapudan paşa dahi Yedikubbe'den hâric bir mahalde oturup Tershâne-i Âmire'ye müte‘allik da‘vâları dinlerdi. Ve Çehârşenbe gün Dârü's-sa‘âde ağası Haremeynü'l-Muhteremeyn'e müte‘allik da‘vâları fasl ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 56b ·
metinde göster ·
… azâlarda Cenâb-ı Bârî hâzır eyleye, âmîn ve yâ Mu‘în. Beyt der hakk-ı pâdişâh-ı
Haremeyni'l-muhteremeyn
:
Bu bâlâda tahrîr olunan kılâ‘lar feth olup hamd-i Hudâ memâlik-i İslâma zamm olunup cümle kenîseleri ma‘bedhâne-i müslimîn olup içinde âyîn-i Muhammedî olup tevhîd ü tecvîd kırâ’at olup salât-ı hamse edâ olunur. Hamd-i Perverdigâr bu fütûhâtlar, Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘in devr-i adlinde olup Hak Ta‘âlâ ömr-i şerîfin tavîl edüp mu‘ammer eyleye ve niçe gazâlar dahi müyesser eyleye. Ve bu hakîr Evliyâ-yı pür-taksîri niçe gazâlarda Cenâb-ı Bârî hâzır eyleye, âmîn ve yâ Mu‘în. Beyt der hakk-ı pâdişâh-ı Haremeyni'l-muhteremeyn:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 87a ·
metinde göster ·
evkâfıdır. Dârü's-sa‘âde ağası tarafından zabt olunur, yüz elli akçe kazâdır. K …
Evsâf-ı kasaba-i kadîm Ayaş: Engürü sancağı hâkinde Haremeyn evkâfıdır. Dârü's-sa‘âde ağası tarafından zabt olunur, yüz elli akçe kazâdır. Kal‘ası harâbdır. Serdârı ve kethüdâyeri vardır. Cümle bin hâne, on mihrâbdır. Çârsû içinde (---) câmi‘i ve mesâcidleri ve hânları ve hünkâr hammâmı ve esvâk-ı muhtasarı vardır. Câbecâ bâğ u bâğçesi vardır. Lâkin dere ve depeli yirde olmağıla hevâsı sakîlcedir. Ammâ şehri ma‘mûrdur ve cânib-i erba‘ası bayırlıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 367a ·
metinde göster ·
Ebü'l-feth Gâzî tahrîri üzre Karamân eyâletinde mu‘âf u müsellem Haremeyn-i Muhteremeyn evkâfı şehr-i ma‘mûrdur. Âsitâne-i sa‘âdetde dârüssa‘âde ağası kânûn-ı pâdişâhî üzre nâzır-ı nüzzârıdır. Anların tarafından bir muhteşem ağa-yı zîşân yüz atlı ile hükûmet eder. Cemî‘i mülûk-ı İslâm'da olalı Haremeyn evkâfıdır. Hattâ dest-i küffârda iken Kral Harkil-i bed-fi‘âl bu şehrin suyu mu‘cize-i Resûl ile cereyân etdüğün görüp gerçi îmâna gelmedi ammâ Hazret-i Ömer'e ve gayri emîrü'l-mü’minînlere her sene hedâyâ gönderüp bu şehri, himâye-i Resûlullah'da olmuş idi. Zîrâ bu Harkil Kayser'in Hazret-i Ömer Medîne'de durduğu yerde parmağıyla Kayser'in gözün çıkarup kör Harkil olup niçe kim hayâtda idi, halîfelere hedâyâ gönderirdi. İlâ hâze'l-ân halîfelerin himâyesinde olup Haremeyn hâkimi zabt eder. Karamân paşasının tevâbi‘i aslâ te‘addî edemez ve bir hâkimi dahi şerî‘at tarafından üç yüz pâyesiyle şerîf kazadır ve cümle (---) aded âbâdân nâhiye kurâları vardır. Senevî yedi kîse mezkûr nevâhîlerden hâsıl olur. Kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve muhtesibi ve şehir nâ’ibi ve şehir subaşısı ve su taksîminde mîr-i âbı ya‘nî su ağası vardır. 16b Eğer bu şehirde su ağası olmasa şeb [u] rûz kan kavgâ eksik olmazdı. Zîrâ bu şehir Peygamber Pınarı dağı dibine vâkı‘ olup şehrin cânib-i şarkîsi ve garbîsi ve şimâli tarafı cümle Harkil Ovası add olunup bu ferah-fezâ-yı dilküşâda cümle yiğirmi altı bin müseccel ve makyûd bâğ u bâğçe ve mezâri‘âtlar vardır. Cümle gayr-i mü‘cizeler ile re’y olmağa muhtâc olduğunda bir su hâkimi vardır. Cümle bâğ u bâğçelerden su hakkı olup Haremeyn'e surre gider ve bu şehr-i İrem cümle (---) aded (---) örtülü fevkânî ve tahtânî sarây-ı âlîler ve hânedân-ı ma‘mûrlar ve büyût-ı zîbâlar ile ârâste ve her hânede birer mâ’-i câriye ve havz u şâdırvânlar ile pîrâste olmuş şehr-i âbâdân [u] müzeyyendir. Cümle (---) aded câmi‘dir. Cümleden Koca Mehemmed Paşa câmi‘i Süleymân Hân vezîri câmi‘i olmağıla Mi‘mâr Sinân binâsıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 16a–16b ·
metinde göster ·
… muhteşem ağa-yı zîşân yüz atlı ile hükûmet eder. Cemî‘i mülûk-ı İslâm'da olalı
Haremeyn
evkâfıdır. Hattâ dest-i küffârda iken Kral Harkil-i bed-fi‘âl bu şehrin suyu mu …
Ebü'l-feth Gâzî tahrîri üzre Karamân eyâletinde mu‘âf u müsellem Haremeyn-i Muhteremeyn evkâfı şehr-i ma‘mûrdur. Âsitâne-i sa‘âdetde dârüssa‘âde ağası kânûn-ı pâdişâhî üzre nâzır-ı nüzzârıdır. Anların tarafından bir muhteşem ağa-yı zîşân yüz atlı ile hükûmet eder. Cemî‘i mülûk-ı İslâm'da olalı Haremeyn evkâfıdır. Hattâ dest-i küffârda iken Kral Harkil-i bed-fi‘âl bu şehrin suyu mu‘cize-i Resûl ile cereyân etdüğün görüp gerçi îmâna gelmedi ammâ Hazret-i Ömer'e ve gayri emîrü'l-mü’minînlere her sene hedâyâ gönderüp bu şehri, himâye-i Resûlullah'da olmuş idi. Zîrâ bu Harkil Kayser'in Hazret-i Ömer Medîne'de durduğu yerde parmağıyla Kayser'in gözün çıkarup kör Harkil olup niçe kim hayâtda idi, halîfelere hedâyâ gönderirdi. İlâ hâze'l-ân halîfelerin himâyesinde olup Haremeyn hâkimi zabt eder. Karamân paşasının tevâbi‘i aslâ te‘addî edemez ve bir hâkimi dahi şerî‘at tarafından üç yüz pâyesiyle şerîf kazadır ve cümle (---) aded âbâdân nâhiye kurâları vardır. Senevî yedi kîse mezkûr nevâhîlerden hâsıl olur. Kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve muhtesibi ve şehir nâ’ibi ve şehir subaşısı ve su taksîminde mîr-i âbı ya‘nî su ağası vardır. 16b Eğer bu şehirde su ağası olmasa şeb [u] rûz kan kavgâ eksik olmazdı. Zîrâ bu şehir Peygamber Pınarı dağı dibine vâkı‘ olup şehrin cânib-i şarkîsi ve garbîsi ve şimâli tarafı cümle Harkil Ovası add olunup bu ferah-fezâ-yı dilküşâda cümle yiğirmi altı bin müseccel ve makyûd bâğ u bâğçe ve mezâri‘âtlar vardır. Cümle gayr-i mü‘cizeler ile re’y olmağa muhtâc olduğunda bir su hâkimi vardır. Cümle bâğ u bâğçelerden su hakkı olup Haremeyn'e surre gider ve bu şehr-i İrem cümle (---) aded (---) örtülü fevkânî ve tahtânî sarây-ı âlîler ve hânedân-ı ma‘mûrlar ve büyût-ı zîbâlar ile ârâste ve her hânede birer mâ’-i câriye ve havz u şâdırvânlar ile pîrâste olmuş şehr-i âbâdân [u] müzeyyendir. Cümle (---) aded câmi‘dir. Cümleden Koca Mehemmed Paşa câmi‘i Süleymân Hân vezîri câmi‘i olmağıla Mi‘mâr Sinân binâsıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 16a–16b ·
metinde göster ·
… a idi, halîfelere hedâyâ gönderirdi. İlâ hâze'l-ân halîfelerin himâyesinde olup
Haremeyn
hâkimi zabt eder. Karamân paşasının tevâbi‘i aslâ te‘addî edemez ve bir hâkimi …
Ebü'l-feth Gâzî tahrîri üzre Karamân eyâletinde mu‘âf u müsellem Haremeyn-i Muhteremeyn evkâfı şehr-i ma‘mûrdur. Âsitâne-i sa‘âdetde dârüssa‘âde ağası kânûn-ı pâdişâhî üzre nâzır-ı nüzzârıdır. Anların tarafından bir muhteşem ağa-yı zîşân yüz atlı ile hükûmet eder. Cemî‘i mülûk-ı İslâm'da olalı Haremeyn evkâfıdır. Hattâ dest-i küffârda iken Kral Harkil-i bed-fi‘âl bu şehrin suyu mu‘cize-i Resûl ile cereyân etdüğün görüp gerçi îmâna gelmedi ammâ Hazret-i Ömer'e ve gayri emîrü'l-mü’minînlere her sene hedâyâ gönderüp bu şehri, himâye-i Resûlullah'da olmuş idi. Zîrâ bu Harkil Kayser'in Hazret-i Ömer Medîne'de durduğu yerde parmağıyla Kayser'in gözün çıkarup kör Harkil olup niçe kim hayâtda idi, halîfelere hedâyâ gönderirdi. İlâ hâze'l-ân halîfelerin himâyesinde olup Haremeyn hâkimi zabt eder. Karamân paşasının tevâbi‘i aslâ te‘addî edemez ve bir hâkimi dahi şerî‘at tarafından üç yüz pâyesiyle şerîf kazadır ve cümle (---) aded âbâdân nâhiye kurâları vardır. Senevî yedi kîse mezkûr nevâhîlerden hâsıl olur. Kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve muhtesibi ve şehir nâ’ibi ve şehir subaşısı ve su taksîminde mîr-i âbı ya‘nî su ağası vardır. 16b Eğer bu şehirde su ağası olmasa şeb [u] rûz kan kavgâ eksik olmazdı. Zîrâ bu şehir Peygamber Pınarı dağı dibine vâkı‘ olup şehrin cânib-i şarkîsi ve garbîsi ve şimâli tarafı cümle Harkil Ovası add olunup bu ferah-fezâ-yı dilküşâda cümle yiğirmi altı bin müseccel ve makyûd bâğ u bâğçe ve mezâri‘âtlar vardır. Cümle gayr-i mü‘cizeler ile re’y olmağa muhtâc olduğunda bir su hâkimi vardır. Cümle bâğ u bâğçelerden su hakkı olup Haremeyn'e surre gider ve bu şehr-i İrem cümle (---) aded (---) örtülü fevkânî ve tahtânî sarây-ı âlîler ve hânedân-ı ma‘mûrlar ve büyût-ı zîbâlar ile ârâste ve her hânede birer mâ’-i câriye ve havz u şâdırvânlar ile pîrâste olmuş şehr-i âbâdân [u] müzeyyendir. Cümle (---) aded câmi‘dir. Cümleden Koca Mehemmed Paşa câmi‘i Süleymân Hân vezîri câmi‘i olmağıla Mi‘mâr Sinân binâsıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 16a–16b ·
metinde göster ·
… ğa muhtâc olduğunda bir su hâkimi vardır. Cümle bâğ u bâğçelerden su hakkı olup
Haremeyn'e
surre gider ve bu şehr-i İrem cümle (---) aded (---) örtülü fevkânî ve tahtânî …
Ebü'l-feth Gâzî tahrîri üzre Karamân eyâletinde mu‘âf u müsellem Haremeyn-i Muhteremeyn evkâfı şehr-i ma‘mûrdur. Âsitâne-i sa‘âdetde dârüssa‘âde ağası kânûn-ı pâdişâhî üzre nâzır-ı nüzzârıdır. Anların tarafından bir muhteşem ağa-yı zîşân yüz atlı ile hükûmet eder. Cemî‘i mülûk-ı İslâm'da olalı Haremeyn evkâfıdır. Hattâ dest-i küffârda iken Kral Harkil-i bed-fi‘âl bu şehrin suyu mu‘cize-i Resûl ile cereyân etdüğün görüp gerçi îmâna gelmedi ammâ Hazret-i Ömer'e ve gayri emîrü'l-mü’minînlere her sene hedâyâ gönderüp bu şehri, himâye-i Resûlullah'da olmuş idi. Zîrâ bu Harkil Kayser'in Hazret-i Ömer Medîne'de durduğu yerde parmağıyla Kayser'in gözün çıkarup kör Harkil olup niçe kim hayâtda idi, halîfelere hedâyâ gönderirdi. İlâ hâze'l-ân halîfelerin himâyesinde olup Haremeyn hâkimi zabt eder. Karamân paşasının tevâbi‘i aslâ te‘addî edemez ve bir hâkimi dahi şerî‘at tarafından üç yüz pâyesiyle şerîf kazadır ve cümle (---) aded âbâdân nâhiye kurâları vardır. Senevî yedi kîse mezkûr nevâhîlerden hâsıl olur. Kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve muhtesibi ve şehir nâ’ibi ve şehir subaşısı ve su taksîminde mîr-i âbı ya‘nî su ağası vardır. 16b Eğer bu şehirde su ağası olmasa şeb [u] rûz kan kavgâ eksik olmazdı. Zîrâ bu şehir Peygamber Pınarı dağı dibine vâkı‘ olup şehrin cânib-i şarkîsi ve garbîsi ve şimâli tarafı cümle Harkil Ovası add olunup bu ferah-fezâ-yı dilküşâda cümle yiğirmi altı bin müseccel ve makyûd bâğ u bâğçe ve mezâri‘âtlar vardır. Cümle gayr-i mü‘cizeler ile re’y olmağa muhtâc olduğunda bir su hâkimi vardır. Cümle bâğ u bâğçelerden su hakkı olup Haremeyn'e surre gider ve bu şehr-i İrem cümle (---) aded (---) örtülü fevkânî ve tahtânî sarây-ı âlîler ve hânedân-ı ma‘mûrlar ve büyût-ı zîbâlar ile ârâste ve her hânede birer mâ’-i câriye ve havz u şâdırvânlar ile pîrâste olmuş şehr-i âbâdân [u] müzeyyendir. Cümle (---) aded câmi‘dir. Cümleden Koca Mehemmed Paşa câmi‘i Süleymân Hân vezîri câmi‘i olmağıla Mi‘mâr Sinân binâsıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 16a–16b ·
metinde göster ·
… mda gûyâ İdrîs Nebî idi. Hakkâ ki Selîm-i Evvel yedi sene ma‘ahu ziyâde hâdim-i
Haremeyn
olup yedi yüz yetmiş hutbe sâhibi oldu.
Sebeb-i tesmiyesi (---)(---)(---)(---)(---)(---) ve bânîsi (---)(---). Bunun hâkimi dahi Selîm Hân vezîri fâtih-i Kemah Bıyıklı Mehemmed Paşa'ya itâ‘at etdiler be-dest-i Monlâ İdrîs-i Surânî. Bu ol İdrîs'dir kim Selîm-i Evvel Tarabefzûn'da şehzâde-i âzâde hâkim iken sene (---) târîhinde "Kayser-zemîn şâhı olup İrân-zemîn şâhın münhezim edüp Kürdistân'ı ve Alâüddevle ve ümm-i dünyâ Mısır ve Mekke ve Medîne şâhı olursun" deyü tebşîr eden Monlâ İdrîs'dir kim ilm-i nücûmda gûyâ İdrîs Nebî idi. Hakkâ ki Selîm-i Evvel yedi sene ma‘ahu ziyâde hâdim-i Haremeyn olup yedi yüz yetmiş hutbe sâhibi oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 86b ·
metinde göster ·
… şehâdet etdiklerinden ol vezîr-i hüsn-tedbîr hüsn-i hulku gibi hüsn-i hayr edüp
Haremeyn-i
Muhteremeyn'den beher sene mâh-ı muharremde İmâm Hüseyin üzre on kazgan âşûra p …
Âhir sene "gânim" lafzı târîhinde, sene 1091, Çelebi Abdurrahmân Paşa vâlî-i Mısır iken cemî‘i ulemâ-yı Mısır ve fuzalâ-yı câmi‘-i Ezher, Abdurrahmân Paşa huzûruna gelüp merkad-i İmâm Hüseyin'de yevm-i âşûrada üç gün beyâz gül râyihası şemm olunduğun şehâdet etdiklerinden ol vezîr-i hüsn-tedbîr hüsn-i hulku gibi hüsn-i hayr edüp Haremeyn-i Muhteremeyn'den beher sene mâh-ı muharremde İmâm Hüseyin üzre on kazgan âşûra pişüp fukarâya bezl olunmasın müretteb eyledi ve kendü mâlından altı bin pâre müretteb edüp iki batman öd ve bir kantar şem‘-i asel ve bir kantar sükker-i mükerrer ve üç kantar kanâdîller içün zeyt-i hâr vakf eyleyüp mâh-ı âşûranın on ikinci gicesi mevlûd-ı İmâm Hüseyin olmağı müretteb eyledi ve kadı‘askere hitâben buyurdı-i şerîf verüp mevlûd-ı Nebî gibi mevlûd-ı İmâm Hüseyin gicesi cemî‘i minâreler ve cemî‘i çârsû-yı bâzârlarda ve cemî‘i mahallât şâhrâhlarında kanâdîller ile minâreler ve dekâkînler çerâğân olmağı fermân edüp şehr-i Mısır içre bir mevlûd-ı İmâm Hüseyin olmuşdur kim gûyâ leyle-i Kadr idi ve kendü ihsânları olan İmâm Hüseyin'in yeşil destâr-ı Muhammedîsini paşadan cemî‘i şürefâ ve nakîbü'l-eşrâf ve ulemâ-yı Câmi‘-i Ezher alup bir alây-ı azîm ile destâr-ı şerîfi re’s-i şerîf-i İmâm Hüseyin'e sardılar. İlâ hâze'l-ân bu mevlûd-ı şerîf Çelebi Abdurrahmân Paşa'nın hayrât [u] hasenâtıdır. Bu mevlûd-ı şerîfde hâzır olan ihvân-ı vefâya zâhir ü bâhirdir kim ol leyle-i mübârekelerde İmâm Hüseyin'in kabr-i münevverelerinden beyâz verd-i hândân râyihası istişmâm olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 196a ·
metinde göster ·
… olup ol ân Kaya'nın cümle mâlların defter ile bostâncıbaşı kayığına koyup cümle
Haremeyn
dollâbına götürürüz deyü bu kadar mâl-ı firâvânı götürdüklerinde,
"Kaya Sultân'ın mâlı cümle Vâlide Hânı'ndaki orta kullededir" deyü kendisi varup dörd tabakasına dahi girüp bir Mısır hasırıyla bir büyük mertebânî {tabak} bulup hâ’ib ü hâsir kayığa binüp Eyyûb Sultân'a gelüp Kaya'nın cenâzesine hâzır olup ol ân Kaya'nın cümle mâlların defter ile bostâncıbaşı kayığına koyup cümle Haremeyn dollâbına götürürüz deyü bu kadar mâl-ı firâvânı götürdüklerinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 78a ·
metinde göster ·
dollâbı emîn yerdir. Kerîmesi içün bu mâlları anda hıfz ederiz" deyü cevâb verü …
Melek eydir: "Bire âdemler, ben sağım ve kerîmesi sağ ve hâl-i hayâtında teslîm-i mütevellî olmuş bu kadar mâlı var ve bu esvâblar içre benim esvâblarım var" deyü feryâd etdikce Köpürlü feryâdına bakmayup, "Haremeyn dollâbı emîn yerdir. Kerîmesi içün bu mâlları anda hıfz ederiz" deyü cevâb verüp, "Kaldırın cenâzeyi" deyüp merhûme Sultân'ı kaldırup Ebâ Eyyûb-ı Ensârî câmi‘inde yüz bin âdem gırîv [ü] feryâd ederek namâzın kılup İmâm iskelesinde bostâncıbaşı kayığına cenâze-i Kaya'yı koyup cümle ulemâ ve sulehâ ve meşâyihân vüzerâ ve vükelâlar bin aded kayıklara süvâr olurken, sûre-i (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 78a ·
metinde göster ·
"Melek Lalam, başın sağ olsun. El-hükmü lillâh eyle olur. Kaya'nın acısın def‘ etmek içün sana Bosna eyâletin müft ü meccânen ihsân eyledim, ammâ anda Seydî Ahmed Paşa çok zulüm etdiğinden ma‘zûl edüp sana verdim, lâkin sen adâlet edüp ol taraflarda Venedik kâfirlerine göz açdırmayup elin vilâyetin nehb u gâret edüp niçe kal‘aların feth edüp kabza-i teshîre alasın ve her hatt-ı şerîfime amel edesin ve her serhadleri bir hoş muhâfaza edesin ve cümle kılâ‘larım ta‘mîr ü termîm edüp gereği gibi gözedesin. Ben senin bunda kızını ve milk-i emlâkini ve Haremeynü'ş-şerîfeyn dollâbına konan kızının mâlın inşâ’allâh gözedirim, ammâ cebehâneye müte‘allık çok şey’ler getirmişler. Anlar bilirim ki senin mâlındır, zîrâ Kaya Sultân senden gayrı bir vezîre varmadı kim otak ve zırh [u] zereh-külâh ve tüfeng ve kalkan ve sâ’ir âlet-i silâh mîrâs yeye, anlar senindir. Tîz verilsin" deyü fermân-ı şehriyârî oldukda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 78b ·
metinde göster ·
Haremeynü'l-Muhteremeyn re‘âyâsı sâkin olan diyâr-ı Boğdan'ınıza Rakofçi Kral'ın Macar-ı füccâriyle Burunsuz Kostanti nâm bî-nâm-ı bedgâm Boğdan'ın Yaş şehrin kabza-i tasarrufa alup hâlâ Kife Beği Boğdan'dan firâr edüp cezîre-i Kırım'da Bâğçesarây'ımızdadır ve Eflâk diyârında Cüvân Beğ nâm mel‘ûn dahi cümle Eflâk şehrinde olan tüccârları kırup ve Yergöğü kal‘asında Fazlî Paşa'yı ve Konakçı Alî Paşa'yı ve Cân Arslan Paşa'yı askeriyle cümle Tuna nehrine döküp ancak üç vezîr Yergöğü kal‘asına mütehassın olmuşlardır" deyü feryâdnâme Tatar Hân'dan Köpürlü'ye gelince hemân Köpürlü sa‘âdetlü pâdişâh huzûrunda Arapça nassı üzre müşâvere edüp cümle eyâlet-i Rûm'da olan mîr-i mîrânlara ve mîr-i livâlara ve yalı ağası ve Tatar Hân'a emrler ve hatt-ı şerîfler pârekende ve perîşân olup sâbıka Boğdan beğliğinden ma‘zûl olup Yedikulle'de haps-i ebed olan Lipul Beğ'in veled-i pelîdi Dilber İstifan Beğ'e Boğdan Beğliği sadaka olup tuğ ve tabl [u] âlem verilüp on bin be-nâm güzîde asker fermân-ı şehriyârî olup Fazlî Paşalı Kemânkeş Ahmed Ağa iskemle ağası olup ılgar ile Boğdan tahtı olan Yaşka şehrine gitmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 100a ·
metinde göster ·
evkâfı olup kızlar ağası nâzırü'n-nuzzâr olduğu ve cemî‘i imârâtı sene 1061 târ …
Menzil-i şehr-i azîm bender-i İsmâ‘îl: Bu şehir Haremeynü'l-Muhteremeyn evkâfı olup kızlar ağası nâzırü'n-nuzzâr olduğu ve cemî‘i imârâtı sene 1061 târîhinde mastûrdur. Bunda dahi üç gün teka‘üd olunup ol kadar kefere askeri silâhlarıyla gelüp cümle yigirmi bin aded bozacı ve çevren ve bakkal ve çakkal ve hardalcı Arnavudu ve balıkçı ve meyhâneci kefereleri gelmişdir kim cüyûş-ı cünûdumuz gûyâ camapur askeri idi. Hikmet-i Hudâ bu şehirde sâkin iken mukaddemâ Edirne'den iskele ağası olup Boğdan'a giden Kemânkeş Ahmed Ağa Boğdan'ın Yaş şehrinden kaça kaça gelüp şehr-i İsmâ‘îl'e dahil oldu ve ol gün Yalı ağasından ve Kili ve Akkirmân ve Bender ağalarından ve Bucak Tatarının ot ağalarından ve Kalga Sultân ve Mehemmed Giray Hân'dan bizim Ahmed Ağa'ya ve yeni Boğdan Beği İstifan Beğ'e mektûblar gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 101a ·
metinde göster ·
… ım Hânımızdan berü bizim Erdel ile ahd [ü] mîsâkımız üzre re‘âyâ-yı Erdel cümle
Haremeynü'ş-şerîfeyn
re‘âyâlarıdır kim beher sene biner kîse mâl-ı hazâ’in vermeğe der-uhde edüp cüm …
"Bire mel‘ûnlar, Erdel diyârında sizin ne alâkanız var. Tâ Yıldırım Hânımızdan berü bizim Erdel ile ahd [ü] mîsâkımız üzre re‘âyâ-yı Erdel cümle Haremeynü'ş-şerîfeyn re‘âyâlarıdır kim beher sene biner kîse mâl-ı hazâ’in vermeğe der-uhde edüp cümle Erdel diyârında olan bin altmış pâre kılâ‘lar cümle Âl-i Osmân pâdişâhının olmak 52b üzre ahd [ü] mîsâk olunup cümle re‘âyâ-yı Erdelistân Eflak ve Boğdan gibi harâc-güzâr re‘âyâlarımızdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 52a–52b ·
metinde göster ·
[ü] Irâkeyn'dir. Bu mezkûr üç pâre adacıklar bizim olsun, andan mâ‘adâsı sizin …
"Meded sultânım kal‘ada aslâ alâkamız kalmasın. Cümle cebehâne ve hazînesi ile pâdişâha teslîm edelim. Ve mezkûr üç aded adalarımıza cezîre-i Girid'den altışar mîl toprak istemeyelim. Ve ol üç aded cezîrelerin limanlarında bile alâkamız olmasın. Hattâ (Suda lima) Suda limanına sizin ve bizim gemilerimiz yanaşup lenger bırağup sizin olsun. Ve limanda avladığımız balıkların öşr-i sultânîsi bile sizin olsun kim Hanya kal‘anız kullarının aklâmları mâlı olsun. Ammâ lütf edüp Âl-i Osmân bir ankâ pâdişâh-ı zevi'l-iktidâr-ı Cem-cenâb pâdişâh-ı Haremeyn [ü] Irâkeyn'dir. Bu mezkûr üç pâre adacıklar bizim olsun, andan mâ‘adâsı sizin olsun" deyince hemân Abdurrahmân eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 302b ·
metinde göster ·
… ibi ve mevkûfât yerli(?) ve tîmâr defterdârı ve defter emîni ve erzâk kâtibi ve
Haremeyn
muhâsebecisi ve evkâf kâtibi ve şehir emîni ve (---)(---)(---)318a
Ve Kızıl tabya dizdârı ve sekiz aded sancak sâhibi bölük ağaları ve alaybeği ve çeribaşı ve elli aded erbâb-ı zu‘amâsı ve bin üç yüz aded erbâb-ı tîmâr ve anbâr emîni ve anbâr kâtibi ve anbâr nâzırı ve şehir subaşısı ve cebehâne emîni ve cebehâne kâtibi ve mevkûfât yerli(?) ve tîmâr defterdârı ve defter emîni ve erzâk kâtibi ve Haremeyn muhâsebecisi ve evkâf kâtibi ve şehir emîni ve (---)(---)(---)318a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 317b–318a ·
metinde göster ·
… sır'dan ta‘yîn olunan altmış iki bin mümessek şerîfîleri surre emîni getirüp ve
Haremeyn'den
ve niçe bin evkâfdan ve feth olunan memâlik-i mahrûselerin Mekke ve Medîne evkâ …
Ve şâm huccâcı ile surre emîni geldükde Mısır'dan ta‘yîn olunan altmış iki bin mümessek şerîfîleri surre emîni getirüp ve Haremeyn'den ve niçe bin evkâfdan ve feth olunan memâlik-i mahrûselerin Mekke ve Medîne evkâfları tahsîlinden iki Mısır hazînesi dahi bu Medîne ahâlîsine gelüp surre emîni gece ve gündüz meş‘aller ile emîr-i hac ve Medîne mollâsı şeyhü'l-harem huzûrunda defter-i pâdişâhîyle herkese surresin ihsân edüp mahlûlâtın Âsitâne'ye arz ederler. Ve surresin alanlar pâdişâha du‘â ederler. Ve'l-hâsıl ehl-i huzûr bir kavimdir. Zîrâ civâr-ı Resûlullâh'da sâkinlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y294b ·
metinde göster ·
… mukaddem Ankebût Ahmed Paşa kethudâsı Hasan Paşa'ya Cidde paşalığı ihsân olunup
Haremeynü'ş-şerîfeyn'in
ta‘mîr ü termîmine ve cemî‘i şürefâ ve mücâvirînin cerâye ve surre ve masârıfla …
Evvelâ Mısır vâlîsi Kethudâ İbrâhîm Paşa tarafından üç bin Mısır askeri ile bu Mekke üzre ta‘yîn olunmuş idi. Ve şâm'dan dahi üç bin asker ve Hüseyin Paşa efendimizden dahi Y 311a iki bin asker cümle sekiz bin asker ile böyle bir vezîr-i âlîşan ta‘yîn olunmasının aslı oldur kim sene 1081 târîhinde bu senemizden bir sâl mukaddem Ankebût Ahmed Paşa kethudâsı Hasan Paşa'ya Cidde paşalığı ihsân olunup Haremeynü'ş-şerîfeyn'in ta‘mîr ü termîmine ve cemî‘i şürefâ ve mücâvirînin cerâye ve surre ve masârıflarının tahsîline ve beyne'l-Haremeyn'in nizâm [u] intizâmına me’mûr idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y310b–Y311a ·
metinde göster ·
Dahi cümleden Mısır Mollâsı Kemâl Paşazâde kalemiyle Mısır'ın (---)(---) bin pâre kurâ ve kasabât belîdelerin tahrîr etdirüp elhâsıl gökde uçan ve yerde gezen ve deryâda yüzen cemî‘i mevcûdâtları tahrîr etdirüp ümenâ ve mültezimîne mukâta‘a tarîkıyla verüp cümlesin Haremeynü'ş-şerîfeyn'e vakf eyledi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y57b ·
metinde göster ·
… ve gayrıhâ iki bin yüz kırk iki kîse ve yedi yüz toksan dörd para mevâcibât ve
Haremeynü'ş-şerîfeyn
mâlı üç yüz kırk yedi kîse ile on yedi bin tokuz yüz yigirmi beş para eder.
Ve Muhâsebe kaleminden tahrîr olunan emvâl-i müteferrikadan yüz kîse ile beş bin beş yüz kırk sekiz para ve beher sene vâlî-i Mısır tarafından ber-vech-i maktû‘ tekmîl-i hazîne içün mahlûlâtdan vâki‘ olan hulvân kurâ tahtında matlûb kırk kîse mâl, ve Şecerüddür Hâtûn'un kisve-i şerîf evkâfı kurâlarından yigirmi iki kîse ile on beş bin yetmiş para, ve dîvân-ı Mısır'da vâki‘ olan masârîf-i lâzimeden mu‘tâd-ı kadîm üzre kırk bir paradan bir para kat‘ olunup tefâvüt-i lâzıme denmekle ma‘rûf olan mevâtdan senevî elli beş kîse ile on iki bin beş yüz para ki cem‘an senevî bâlâda tafsîl ve icmâli zikr olunduğu üzre ibtidâ-i Tût'dan âhirine değin harâc-ı arâzî ve küşûfiyyeler ve hulvân kurâlar ve yedi aded bender iskelelerden ve sâyir mukâta‘ât ve emvâl-i müteferrika ve gayrı mezkûr aklâmlardan tahsîl olunan emvâlin mecmû‘u üç bin tokuz yüz seksen bir kîse ile yigirmi dörd bin sekiz yüz kırk dörd para eder, kim vezîr-i mükerrem müşârun-ileyh hazretlerinin zamân-ı şerîflerinde bâliğ oldukdan sonra masârîf sene-i kâmile-i vâhidede ibtidâ-i Tût'dan âhirine değin ümerâ-yı Mısrıyyenin senevî sâlyâneleri ve mevâcib-i asâkir-i mansûreleri ve gayrıhâ iki bin yüz kırk iki kîse ve yedi yüz toksan dörd para mevâcibât ve Haremeynü'ş-şerîfeyn mâlı üç yüz kırk yedi kîse ile on yedi bin tokuz yüz yigirmi beş para eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y71b ·
metinde göster ·
mazmûn-ı itâ‘at-nümûnu üzre itâ‘at-i emr-i pâdişâhî ve imtisâl-i fermân-ı zıllullâhdan semîn sâk-ı ihtimâm ve tahrîk-i akdâm etmekleri ile ba‘de'l-yevm dahi sezâvâr-ı istihdâm-ı umûr-ı dîn ü devlet olanlara imtisâl-i itâ‘at farz olduğuna vâkıf olup umûr-ı dîniyyede ve evâmir [ü] nevâhî-i vülât bi-umûr-ı muhâlefet şer‘a muhâlif olduğu ma‘lûmları olmağile min-ba‘de'l-yevm umûr-ı mezkûrede tağyîr ü tebdîl ve tahrîf ü tavzîh ve tahvîl cilveger-i muhallâ‘-ı zuhûr olmasından ictinâb edüp matbah-ı erzâk-ı âlem ve menba‘a-i Nîl-i kesîr cereyân-ı ma‘âyiş-i benî âdem olan mahrûse-i Mısır-ı nâdiretü'l-asrda fukarâ-i Haremeyn-i şerîfeyn tarafına ve sâyir meşâyih-i kirâm-ı atebe-i aliyye-i husrevânîden bahş olunan mürettebât ve in‘âmât-ı ma‘âne sadaka-i câriye olmağın âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y72b ·
metinde göster ·
… i beş kademe nerdübândan Kayıtbay dîvânhânesinde du‘â edüp dîvân etdikde ibtidâ
Haremeyn
gılâlları ve surreleri defterlerin görüp dîvân ede. Zîrâ Hâdimü'l-Haremeyn'dir, …
Andan bayram dîvânları olan mahalde du‘â edüp ba‘dehu bismillâh ile yigirmi beş kademe nerdübândan Kayıtbay dîvânhânesinde du‘â edüp dîvân etdikde ibtidâ Haremeyn gılâlları ve surreleri defterlerin görüp dîvân ede. Zîrâ Hâdimü'l-Haremeyn'dir, ve's-selâm. P 188b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y84a ·
metinde göster ·
gılâli kırk iki bin erdebdir. Sa‘îd-i âlî'de Mekke ve Medîne kurâları vardır. E …
Ve cümle Haremeyn gılâli kırk iki bin erdebdir. Sa‘îd-i âlî'de Mekke ve Medîne kurâları vardır. Evkâf nâzırları [ol] kurâlardan tahsîl edüp Bulak'da şumnalarına korlar. Andan Deşîşe Urbânları on bin deve ile bender-i Süveys'e götürüp anda Muhammediyye ve Murâdiyye ve Hâsekiyye gemileri vardır, defter ile cümle gılâli re’îslere teslîm edüp anlar Cidde'ye ve Yenbû‘a götürüp Mekke ve Medîne'ye teslîm ederler. Bu Mekke ve Medîne gılâlinden aslâ anbâr-ı Yûsuf'a dâhil olmaz. Mukaddemâ Çerâkese asrında Mekke ve Medîne gılâli anbâr-ı Yûsuf'a dâhil olurmuş. Sultân Selîm Mısır'ı feth etdükde cümle Mısır kulu,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y143b ·
metinde göster ·
… e cümle küşûfiyye ve evkâf ve ümenâ ve mültezimîn ve evkâf-ı selâtîn ve evkâf-ı
Haremeyn
ve a‘yân ve gayrı belîdelerden beher sene yigirmi dörd Mısır hazînesi tahsîl ol …
Evvelâ eyâlet-i Mısır cümle yedi yüz altmış pâre şehirdir. Ve üç bin pâre belîdedir. Ve bu altmış pâre kal‘adır. Ve bâlâda tahrîr olunduğu üzre cümle eyâlet-i Mısır yigirmi dörd kazâdır. Ve eyâlet-i Sa‘îd-i âlî otuz altı kazâdır. Ve cümle küşûfiyye ve evkâf ve ümenâ ve mültezimîn ve evkâf-ı selâtîn ve evkâf-ı Haremeyn ve a‘yân ve gayrı belîdelerden beher sene yigirmi dörd Mısır hazînesi tahsîl olur, deyü Gazâlî defterinde mastûrdur. İnşâallâh mahalli ile herbiri ale't-tafsîl tertîb üzre tahrîr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y194a ·
metinde göster ·
Ve cümle on sekiz hândır. Evvelâ Mustafâ Çorbacı ve
Haremeyn
hânı ve Mustafâ Çelebi hânı ve Huveyliyye hânı. Ve Pîrî Çorbacı hânı ikidir. Ve …
Ve cümle on sekiz hândır. Evvelâ Mustafâ Çorbacı ve Haremeyn hânı ve Mustafâ Çelebi hânı ve Huveyliyye hânı. Ve Pîrî Çorbacı hânı ikidir. Ve Arnavud hânı dahi ikidir. Ve İbn Râcih hânı ve Anberîzâde hânı. Ve Tekeli Çorbacı hânı ikidir. Ve eski Zülfikâr Kethudâ hânı ve Kebbârî hânı ve Ca‘dî hânı ve İbn Fâr hânı ya‘nî Sıçan oğlu hânı ve Taynâviyye hânı ve Kaffâsîn hânı ve Kadı hânı. Ve Abdurrahmân Paşa Mısır mütevellîsi iken anın izniyle Gürcî Zülfikâr Kethudâ leb-i Nîl'de kal‘a-misâl bir hân-ı azîm binâ etmişdir kim cümle taşı Mısır'dan gelmişdir. Dimyât'da bu hândan ve Câmi‘ü'l-Kebîr'den mâ‘adâ taş binâ yokdur. İki kapulu ve yüz hâneli bir nev-binâ-yı Y 347b metîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y347a–Y347b ·
metinde göster ·