… ve bir minâre-i mevzûnu vâlâ, bir kapulu tarz-ı cedîd, cümle revzenleri hadîd,
haremli
ve şâzirvânlı bir câmi‘-i müferrahdır. Cümle kıbâbları rasâs-ı hâs ile mestûrdu …
Andan Câmi‘-i Ca‘fer Efendi: Nev binâ bir kubbe-i vâlâ ve bir minâre-i mevzûnu vâlâ, bir kapulu tarz-ı cedîd, cümle revzenleri hadîd, haremli ve şâzirvânlı bir câmi‘-i müferrahdır. Cümle kıbâbları rasâs-ı hâs ile mestûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 287a ·
metinde göster ·
… ğer Şâm kurbunda Katîfe ve Şa‘şa‘a 368a hânı ola. İçli ve dışlı ve müte‘addid
haremli
ve iki bin at alır ıstablı ve başka develiği ve beyâz sahrâ-misâl bir meydânı v …
Menzil-i karye-i Köstebek Hânı: Bu dahi (---) hâkinde yüz hâneli bir dereli zemînde bâğlı ve bâğçeli ma‘mûr kurâdır. Cümle âhâlîleri cemî‘î tekâlîf-i örfiyyeden berîlerdir. Zîra sene (---) târîhinde Sultân Ahmed Hân asrında Kara Yazıcı ve Sa‘îd Arab ve Kalenderoğlu ve Cennetoğlu ve Deli Hasan ve Kalacak nâm celâlîler Anadolu diyârların harâb u yebâb etdüklerinde bu mahalde bir kârbân-ı azîm bozup iki binden mütecâviz ibâdullahı dendân-ı tîğdan geçirüp bu kadar mâl-ı ganâ’im aldıklarından sonra bu yollar niçe zamân mesdûd olup ba‘dehû Nasıf Paşa bu mahalle kal‘a-misâl bir hân-ı azîm binâ edüp bu karye âhâlisin bu mahalle iskân etdirüp hâlâ ma‘mûr kasaba olmuşdur. Bir câmi‘i ve hânı ve imâreti ve hammâmı ve bir kaç esvâk-ı muhtasarı vardır. Üzüm turşusu gâyet memdûhdur. Ammâ hânı Anadolu diyârında nazîri yokdur. Meğer Şâm kurbunda Katîfe ve Şa‘şa‘a 368a hânı ola. İçli ve dışlı ve müte‘addid haremli ve iki bin at alır ıstablı ve başka develiği ve beyâz sahrâ-misâl bir meydânı ve'l-hâsıl cümle imâreti rasâs-ı hâss-ı nîlgûn ile mestur bir hân-ı ma‘mûrdur. Andan yine şimâle 6 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 367b–368a ·
metinde göster ·
… hâlî-i belde ve âyende vü revendeye ibâdethâne olmak içün bir minâreli ve vâsi‘
haremli
ve cânib-i erba‘ası kıbâbları sütûnlar üzre ârâste iki kubbe-i âlî ile pîrâste …
Der-sitâyiş-i kasaba-i Hersek: Sene 861 târîhinde Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân Gâzi Bosna diyârında Hersek kralının tahtı olan Bolagay kal‘asın muhâsara edüp fethinde usret çekerken içerden kralın oğlu kemend ile kal‘adan taşra nüzûl edüp Ebü'l-feth huzûrunda İslâm ile müşerref olup kal‘anın fethi mümkin olan yerlerin gösterüp bi-emrillah kal‘a feth olup mâl-ı ganâyimiyle ol kal‘ayı müselmân olan Hersek Kralı zâdesi Ahmed Beğ'e ber-vech-i sancak ihsân edüp ol taraflarda yetmiş altı pâre babasından kalmış kal‘aları feth edüp bilâd-ı İslâmiyeye zamîme olunduğu makbûl-ı şehriyârî olup mezkûr Ahmed Beğ'e Bosna eyâleti ihsân olunup andan vezîr-i âlîşân olduğu mahallerde gazâ mâlından bu Hersek kasabası yeri bir mahsûldâr arz-ı hâliye olup memerr-i nâs-ı huccâc-ı zevi'l-ihtiyâc olmağıla Hersekoğlu Ahmed Paşa bu cây-ı latîfe yedi yüz hâne re‘âyâ meks etdirüp cemî‘i tekâlîfden mu‘âf [u] müsellem olmağiçün ellerine hatt-ı şerîfler verüp ahâlî-i belde ve âyende vü revendeye ibâdethâne olmak içün bir minâreli ve vâsi‘ haremli ve cânib-i erba‘ası kıbâbları sütûnlar üzre ârâste iki kubbe-i âlî ile pîrâste ve mihrâb ve minber-i münîri ber tarz-ı kadîm bir müzeyyen câmi‘-i azîm binâ eder ve bir mescid ve bir medrese ve bir mekteb ve bir tekye ve iki hân ve bir hammâm ve bir imâret-i dârü'l-it‘âm binâ edüp hâlâ cemî‘i âyende vü revende müsâfirîn ü mücâvirînleri mihmânsarâyda meks edüp mihmândârlar kârbânsarâyın her ocağına bir sini ta‘âm çobra ve âdem başına birer nân-pâre ve şem‘-i revgân getirirler ve her at ve deve başına birer tobra şa‘îr getirüp mihmândârlar hizmet ederler, evkâf-ı azîmdir. Ve cümle yetmiş aded dükkândır. Ve cümle sonradan ihdâs beş aded hânlardır kim cümle binâları kiremitlidir ammâ Hersekoğlu Ahmed Paşa'nın bu kasaba içre cümle câmi‘ ve imâretleri kurşumlu binâ-yı azîmlerdir. Anınçün Hersek kasabası derler. Lâkin âb [u] hevâsı sakîldir, serçe ısıtma dutar. Cümle halkı asfaru'l-levn Etrâk âdemleridir, ammâ ankâlardır. Zîrâ gâyet kâr [u] kisb yeridir. Şehri bir kumsal düz yEre vâkı‘ olmuşdur. Andan cânib-i kıbleye 7 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 4b ·
metinde göster ·
… ır ammâ gâyet bî-emân yerde inşâ olunmuş bir hân-ı azîmdir. Cümle yetmiş ocaklı
haremli
ve ıstabl-ı anterli, türâb ile mestûr kal‘a-misâl ma‘mûr hândır, ammâ imâreti y …
Menzil-i hân-ı Çakıt: Nehr-i Çakıt kenarında sene 1047 târîhinde Fâtih-i Bağdâd Sultân Murâd Hân vezîrlerinden Bayrâm Paşa vezîrin hayrâtıdır ammâ gâyet bî-emân yerde inşâ olunmuş bir hân-ı azîmdir. Cümle yetmiş ocaklı haremli ve ıstabl-ı anterli, türâb ile mestûr kal‘a-misâl ma‘mûr hândır, ammâ imâreti yokdur. Hemân âyende vü revendeler içün bir kârbânsarây-ı ehl-i revândır. Dibinden cereyân eden nehr-i azîm eyyâm-ı bahârda aslâ geçit vermez. Zîrâ Ramazanoğlu yaylalarından ve gayri yerlerden niçe bin uyûn-ı câriyeler mahlût olup deryâ olur. Ol mahalde sallar ile ubûr olunur. Gayri zamân at ile geçilir ammâ muhâlifdir, gâyet çoşkun akar. Bu nehr-i azîmin ibtidâ tulû‘u Sis dağlarından gelüp bu Çakıt Hânı altından geçüp cânib-i garba cereyân ederek iner, kal‘a-i Tarsûs altında Akdeniz'e munsab olur. Bu hânın cânib-i erba‘asında kurâlar yokdur ammâ yaylağ-ı câmûs-ı top-keşân Rûm ve Arab ve Acem'de Adana câmûsu meşhûr-ı âfâkdır. Bu dağlarda Âl-i Osmân pâdişâhının kırk bin aded kânûn üzre top-keşân câmûsları vardır ammâ ilâ hâze'l-ân hesâb [u] kitâbın Hûda bilür. Kendi biter kendi yiter tamgalı ve tamgasız câmûsları var kim her biri Dâbbetü'l-arz'a ve sevr-i hamele-i arza benzer kara câmûslardır. Bunların hıfz [u] hirâsetleriyçün yedi pâre beledîn ahâlîleri mu‘âf u müsellemlerdir. Hîn-i seferde niçe binin kemendlerle ve tokanlarla ve kapanlarla sayd edüp sefere götürüp balyemez toplar çekdirirler. Bu dağlarda kaplan gâyet çok olup câmûs saydına kaplan geldikde câmûsun boğaları kaplanı ortaya alıp ol ân emân vermeyüp helâk ederler. Bu dağlar içine gayri âdem dahi giremezler. Hattâ Murtezâ Paşa eyle alay-ı azîm edüp bu dağlar içre küta küt mehterhâne çalup giderken yedi dâne câmûs mehterhâne sadâsın istimâ‘ edüp "alay budur" deyüp hücûm edince derhâl askeri târumâr edüp davullar orman içinde kalup asker pür-silâh bu yedi câmûsa ol kadar hışt u mızrak urup ok ile câmûsların vücûdları kirpi gibi olup niçe kurşum daha urdular, aslâ rûhlarının haberleri olmayup yine dağlara girüp gitdiler. Bu kadar câmûsa Âl-i Osmân pâdişâhından gayri bir mülûk mâlik olmamışdır. Ba‘dehû bu Çakıt Hânı'ndan kalkup yüz bin derd ü mihen ile Çakıt nehrin ubûr edüp yine cânib-i kıbleye 7 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 19a ·
metinde göster ·
… kesîreden ârâm bulunmaz bir mesîregâh, ma‘bedgâh [ve] teferrücgâhdır. Ve taşra
haremli
fıskiye ve havz-ı şadırvânlı niçe yüz çınar ve serv-i ar‘ar ve kestâne ve şecer …
Evvelâ şehrin derûnunda cemâ‘at-ı kesîreden ârâm bulunmaz bir mesîregâh, ma‘bedgâh [ve] teferrücgâhdır. Ve taşra haremli fıskiye ve havz-ı şadırvânlı niçe yüz çınar ve serv-i ar‘ar ve kestâne ve şecere-i tayyibeler ile sâyedâr olmuş bir harem-i muhteremdir kim cemî‘i âyende vü revendegân ve cemâ‘at-ı müslimân anda tâ‘at-ı Sübhân edüp hamd-i Yezdân ederler. Sayf [u] şitâda bu harem içre aslâ şems-i âteş-tâbın tâb-ı tüvânı te’sîr etmez. Bu harem-i azîmin cânib-i erba‘ası yan soffalar ve hücreler ve soffalar üzre amûd-ı mûmiyânlar ve dahi fevkında kâse-i nilgûn-vâr kıbâb-ı ser-nigûnların her biri kubbe-i eflâkden nişân verir. Ve derûn-ı câmi‘ eyle müzeyyen ü musanna‘dır kim diyâr-ı Âl-i Osmân'da buna mânend bir vüzerâ câmi‘i yokdur. Meğer İslâmbol'da Ebâ Eyyûb-ı Ensârî'de Zâl Paşa câmi‘i ve Silivrikapusunun iç yüzünde Süleymân Hân'ın Tavâşî İbrâhîm Paşa câmi‘i ola. Ammâ bu Burgaz câmi‘i anlardan musanna‘ ve şîrîn-kâr câmi‘-i pür-envârdır. Kubbe-i âlîsi eflâke ser çekmiş kubbe-i nüh-tâkdır. Kıble tarafında bir nîm kubbe-i eflâkdir. Kubbe-i kebîrinin etrâfında kanâdiller çerâğân edecek tabakalar ile ârâste ve mü’ezzinân mahâfili ve maksûreler ile pîrâste olmuşdur. Ve minber [ü] mihrâbının ve cânib-i erba‘asında olan revzenlerinin midhatinde meddâhân-ı Rûm âciz-mânde olmuşlardır. Ve bunda olan ibret-nümâ-yı nakş-ı bukalemun-ı ibret-nümûn câm, billûr, necef ve moran-ı gûnân derûn-ı câmi‘e ziyâ verdikde Arapça âyeti nûrun alâ nûr tilâvet olunur. Zîrâ bu câmi‘in etrâf-ı cevânibinde ibret-nümâ kelâm-ı şerîfler var kim her biri Yâkût-ı Musta‘sımî ve Abbâs-ı Mürsî ve Şeyh Bâyezîdî ve Abdullah Kırımî ve Ahmed Karahisârî ve Hasan Çelebi ve Dede Mehemmed Çelebi Kelâm-ı izzetleri var kim İslâmbol'da Sultân Ahmed câmi‘i'nde yokdur. Meğer Medîne-i Ravza-i Mutahhara'da ola. Ve hoş-âvâz hamele-i Kur’ân, e’imme-i hutebâsı ve mü’ezzinânları var kim gûyâ her biri birer yegâne-i asrdır. Bu câmi‘in bir tabaka-i mevzûn minâresi var kim sihr-i helâldir. {Süleymân Hân câmi‘in binâ eden Koca Mi‘mâr Sinân ibn Abdülmennân binâ edüp ol} Üstâd-ı bennâ yed-i tûlâsın ayân u beyân etmişdir. Kıble kapusu üzre târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 107b ·
metinde göster ·
Ve bu hânın cânib-i garbında başka vüzerâ vü vükelâ ve a‘yân [u] kibâr içün
haremli
ve dîvânhâneli ve yüz elli hücreli ve hammâmlı ve kilâr-ı matbahlı bir sarây-ı …
Ve bu hânın cânib-i garbında başka vüzerâ vü vükelâ ve a‘yân [u] kibâr içün haremli ve dîvânhâneli ve yüz elli hücreli ve hammâmlı ve kilâr-ı matbahlı bir sarây-ı azîm var kim diller ile ta‘bîr olunmaz bir sarây-ı vüzerâdır kim midhatinde lisân kâsırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 108a ·
metinde göster ·
Vaz‘-ı esâs-ı kal‘a-i Edirne-i dâr-ı aliyye: Bâlâda tahrir olunan beş fersah haremli sevad-ı mu‘azzamın tâ vasatında İdrivne kral binâsı şekl-i murabba‘dan cânib-i garba tûlânîce binâ-yı Şeddâdî-misâl bir seng-âbâd, gûyâ üstâd-ı Ferhâd kârıdır, der-i dîvârı eyle musanna‘dır kim bir sıra la‘l-gûn tûla ve bir sıra seng-tıraş ile mebnî bir kal‘a-i metîn ve kavîdir. Dîvârının esâsı ka‘r-ı zemînde on zirâ‘ amîkdir. Kadd-i sûru kâmil kırk zirâ‘-ı melikîdir. Ve cümle etrâfında sağîr ü kebîr yüz altmış kulle-i Kâf-misâl ebrâcı metînlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 149b ·
metinde göster ·
Evvelâ bir kubbe-i azîmli ve bir minâre-i serâmedli ve vâsi‘ haremli gâyet musanna‘ câmi‘dir kim gûyâ câmi‘-i selâtindir. Derûn-ı câmi‘ eyle müzeyyen ü rûşendir kim gûyâ câmi‘-i Rüstem Paşa'dır. {Târîh-i câmi‘-i zîbâ
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 169b ·
metinde göster ·
… bu câmi‘ hâricinde yüz yigirmi ocaklı, enderûn [u] bîrûnlu ve sahrâ-misâl vâsi‘
haremli
ve müte‘addid harem kâ‘alı ve ıstabl-ı anterli bir hân-ı azîmdir kim beş bin at …
Bu târîh câmi‘in şâhrâh üzre harem kapusunun atebesi üzre vâki‘ olmuşdur}. Ve bu câmi‘ hâricinde yüz yigirmi ocaklı, enderûn [u] bîrûnlu ve sahrâ-misâl vâsi‘ haremli ve müte‘addid harem kâ‘alı ve ıstabl-ı anterli bir hân-ı azîmdir kim beş bin at ve katır ve deve alır kârbânsarây âyende vü revendeye mihmânsarây-ı hâne-i bî-minnetdir. Ve bu şâhrâhın yemîn ü yesârında kâmil üç yüz aded kârgîr kemer binâ dekâkînlerdir kim cümle zî-kıymet eşyâlar anda mevcûddur. Ve bu sûk-ı sultânî içre bir hammâm-ı ibret-nümâsı vardır. Kapusundan câmekânına altı kademe taş nerdübân ile urûc olunur, câmekân-ı kebîrli ve müte‘addid halvetli âb u hevâsı ü binâsı hûb ve dellâkları mahbûb bir hammâm-ı mergûbdur. Ve tekyesi ve medresesi ma‘mûrdur. Ve bir dârü'l-it‘âm-ı dârü'z-ziyâfe imâreti vardır, hâlâ ilâ hâze'l-ân cemî‘i müsafirîne subh u mesâ ol matbah-ı Keykâvûs'dan her ocak başına birer bakır sini ile birer sahun pilav yahni mahlût ve bir tas çobra ve beş nân ve şem‘-i revgan ve bir şem‘dân verüp cemî‘i Müslim ü gebr ü tersâya mâh [u] sâl nimetleri mebzûldür. Ve her hayvân başına birer tobra yem dâ’imdir. Bu hizmetlere cânib-i vakfdan nâzırı dâ’imdir.Bu hânın muslukları ve câmi‘in âbdest muslukları dahi vakt-i şitâda ıssı sudur. Ve'l-hâsıl eyle hayrât-ı kavîdir kim ebniye-i ulyâları serâpâ rasâs-ı hâs-ı nilgûn ile mestûr bir hayrât-ı ma‘mûrdur. Şehrin Burgaz tarafı râhında şehrin hâric-i nehr-i (---) deresi üzre olan cisr-i musanna‘ bu hayrâtdandır. Ve niçe kahhâvî ve sâ’ir hâne ve hânedânlar dahi bu hayrâtdandır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 169b ·
metinde göster ·
… bânsarâyı yüz altmış aded tahtânî ve fevkânî kârgîr binâ develikli ve ahurlu ve
haremli
kal‘a-misâl demir kapulu kârbânsarâydır kim her şeb bevvâb ve pâsbânları kapusu …
Der-vasf-ı mihmân-sarây-ı kârbân: Altı aded kân-ı âyende vü revendegândır. Cümle[den] Büyük Çârsû içinde Sokollu şehîd Mehemmed Paşa kârbânsarâyı yüz altmış aded tahtânî ve fevkânî kârgîr binâ develikli ve ahurlu ve haremli kal‘a-misâl demir kapulu kârbânsarâydır kim her şeb bevvâb ve pâsbânları kapusunda davul çalup kapuyu sedd edüp açarlar ve bu kapu üzre târîhi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 114b ·
metinde göster ·
… arâyı kârbânı ola, ammâ bunun âsâr-ı binâsı andan metânet üzre seksen ocaklı ve
haremli
ve içli tışlı ve âhûr-ı azîmli bir hân-ı ibret-nümâdır. Bir câmi‘i ve birkaç kü …
Menzil-i kasaba-i Uzuncaova: Çirmen sancağı hâkinde bir vâsi‘ sahrâda kal‘a-misâl bir hân-ı azîmi var kim misli meğer Tatarbâzârcığı'nda Makbûl iken Maktûl İbrâhîm Paşa sarâyı kârbânı ola, ammâ bunun âsâr-ı binâsı andan metânet üzre seksen ocaklı ve haremli ve içli tışlı ve âhûr-ı azîmli bir hân-ı ibret-nümâdır. Bir câmi‘i ve birkaç küçük hânları ve bir hammâmı ve iki başları kal‘a kapusu gibi demir kapulu bir ma‘mûr çârsû-yı bâzârı cümle rusâs-ı hâs-ı nîlgûn ile mestûr hayrât-ı ma‘mûrlardır kim bânîsi (---) paşadır, rahmetullâhi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 52b ·
metinde göster ·
… yı pür-nûr etmişdir kim âdem derûn-ı câmi‘den çıkası gelmez. Serâpâ kurşumlu ve
haremli
ve bir serâmed minâreli eynegâh-ı kadîmdir. Andan,
Memi Paşa câmi‘i: Tâ Eflâtûn-ı İlâhî halîfeleri binâ edüp bir deyr-i azîme imiş. Hattâ bunun bir köşesinde Eflâtûn'un savma‘ası var, niçe kefereler girüp ziyâret ederler. Ba‘dehu Memi Paşa fermân-ı pâdişâhîyle bir gün cümle askeriyle pür-silâh olup bu deyri ale'l-gafle basup zîr-i zemînlerinde kırk elli kadar evlâd-ı ümmet-i Muhammed bulunup kimi dil bilür ve kimi bilmez. Bu evlâd-ı püserân-ı ciğer-kûşe-i müslimîni guzât-ı müslimîn bu hâlde görüp "Bire urun gâzîler" deyince tarfetü'l-ayn içre cümle kıssîs [ve] bıtrîk ve ruhbân ve patirgâh-ı günâhkârlara bir kılıç urup bu câmi‘i feth edüp Memi Paşa bu deyrün mihrâbın velî edüp Fethiyye nâmında bir câmi‘-i zîbâ-yı pür-nûr etmişdir kim âdem derûn-ı câmi‘den çıkası gelmez. Serâpâ kurşumlu ve haremli ve bir serâmed minâreli eynegâh-ı kadîmdir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 67a ·
metinde göster ·
… Paşa câmi‘i la‘lgûn kırmızı kiremit ile mestûr bir kârgîr minâreli ve bir vâsi‘
haremli
câmi‘-i ma‘mûrdur, ammâ henüz Köpürlü'den fermân gelüp câmi‘i kurşum örtmek ist …
Bir câmi‘ dahi mahalle içinde Köpürlü Mehemmed Paşa câmi‘i la‘lgûn kırmızı kiremit ile mestûr bir kârgîr minâreli ve bir vâsi‘ haremli câmi‘-i ma‘mûrdur, ammâ henüz Köpürlü'den fermân gelüp câmi‘i kurşum örtmek isterlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 86b ·
metinde göster ·
… i cum‘adır. Cümleden Y 135b latîf ve binâ-yı nazîf câmi‘-i rûşen ve bir vâsi‘
haremli
ve mihrâb önü bâğ-ı İremli ve hareminin cânib-i erba‘ası medrese hücreli ve cüm …
Ve bu şehrin enderûn [u] bîrûnunda cümle (---) mihrâbdır. On biri cum‘adır. Cümleden Y 135b latîf ve binâ-yı nazîf câmi‘-i rûşen ve bir vâsi‘ haremli ve mihrâb önü bâğ-ı İremli ve hareminin cânib-i erba‘ası medrese hücreli ve cümle âsârları nîlgûn kurşum örtülü kubbe-i âlîler ile ârâste ve bir minâre-i mevzûn ile pîrâste fâtih-i celâlî Kuyucu Murâd Paşa câmi‘i, bir hevâdâr, dâru'l-karâr câmi‘-i dilküşâdır. Ve kıble kapusu üzre üzre târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y135a–Y135b ·
metinde göster ·
… r üzre fevkânî Sultân Kayıtbay câmi‘i ve bir tabaka alçak minâreli ve bir vâsi‘
haremli
bir câmi‘ ve bu evsâf-ı mastûr üzre binâ-i âlîli kasr-ı a‘lâdır. Ve taşra harem …
Ol mahaldir kim Eski Mısır mukâbelesinde Ravza derler bir cezîrenin cihet-i cenûbîsinde bir köşede kat-ender-kat bir kasr-ı âlîlerdir. Ve müte‘addid kâ‘alar ve gûnâ-gûn hücreler ve kilâr ve matbah ve iki yüz kat-ender-kat Ümmü'l-kıyâs şeyhi Reddâd oğulları hânesi ve bir köşede kırk sütûn-ı mermer üzre fevkânî Sultân Kayıtbay câmi‘i ve bir tabaka alçak minâreli ve bir vâsi‘ haremli bir câmi‘ ve bu evsâf-ı mastûr üzre binâ-i âlîli kasr-ı a‘lâdır. Ve taşra haremi vâsi‘ meydândır, cânib-i erba‘ası cümmeyz ağaclarıyla ârâste bir sâyedâr teferrücgâh fezâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y148a ·
metinde göster ·
… ulu câmi‘dir. Tûlen üç yüz adımdır ve arzan üç yüz seksen adım bir sahrâ-misâl
haremli
bir kal‘a-i metîn câmi‘-i mübîndir. Ve harem ile câmi‘ içi cümle bin bir direkl …
Bir ulu câmi‘dir. Tûlen üç yüz adımdır ve arzan üç yüz seksen adım bir sahrâ-misâl haremli bir kal‘a-i metîn câmi‘-i mübîndir. Ve harem ile câmi‘ içi cümle bin bir direkli deyü meşhûr-ı âfâk olmuş câmi‘dir. Ammâ etrâf-ı haremde ve derûn-ı câmi‘de cümle altı yüz kırk mermer sütûn-ı müntehâdır kim herbiri birer çâr köşe mermer kürsî üzre vaz‘ olunmuş amûd-ı beyâzlardır. Tâkları üzre serâpâ yedi yüz kâ[r]gîr ve müdevver kâse-i sernigûn-misâl kubâblardır, tavan değildir. Lâkin sütûhu kurşum örtülü değildir, serâpâ beyâz kirec Y 323a sıvalıdır. Ve câmi‘in sol cânibinde bir alçacık minâresi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y322b–Y323a ·
metinde göster ·