… a kırk sekiz yıl pâdişâh-ı devrân olup İslâmbol'u amâr edüp niçe bin hayrât [u]
hasenâtlar edüp
cemî‘i feth [ü] fütûhât etdüği kılâ‘ ve belîdelerde iki bin altmış hutbesi tilâ …
Çün mutlakâ nüfûs-ı benî âdem âhirü'l-emr kabza-i ecele düşüp Kâfdan Kâf'a hükm eden pâdişâh-ı cihângîrlere ve cemî‘i peygamberlere bâkî kalmayup Arapça emrine râm olup dâr-ı Illiyyîn'i makâm etdiler. Pes pâdişâh-ı mağfûr dahi âsûdâr-ı gurûrda kırk sekiz yıl pâdişâh-ı devrân olup İslâmbol'u amâr edüp niçe bin hayrât [u] hasenâtlar edüp cemî‘i feth [ü] fütûhât etdüği kılâ‘ ve belîdelerde iki bin altmış hutbesi tilâvet olunup ekâlîm-i seb‘ada fütûhâtları hissesi olup evvel gazâsı Şâm'da Çerkes Cânberdî Gazâlî fethidir, âhir kal‘a-i Seğitvar fethidir kim yedi gün mukaddem mâh-ı Safer'in yigirmi ikinci gün leyle-i pencşenbenin tokuzuncu sâ‘atde Arapça fehvâ-yı şerîfi mûcebince vedâ‘-ı tâc-ı taht-ı Süleymânî edüp na‘ş-ı şerîfi yine pinhân edüp Ma‘nisa'dan Selîm-i Sânî gelüp cümle guzât-ı müslimîn bî‘at etdiler. Andan na‘ş-ı Pâdişâh Süleymân Hân'ı Âsitâne'de kendü câmi‘leri mihrâbı önüne defn edüp Selîm Hân müstakil pâdişâh oldu. Arapça
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 57b ·
metinde göster ·
… çe bin a‘yân-ı devlet, var makdûrların sarf edüp niçe bin hânedân ve hayrât [ü]
hasenâtlar edüp
ma‘mûr [u] âbâdân oldu.
Ba‘dehu (---) sene târîhinde Süleymân Hân velvele-ârâ pâdişâh-ı azîmü'ş-şân olup devletinde benî âdem ile şehr-i İslâmbol âdem deryâsı olup omuz omuzu sökmez olup vüzerâlarından {fâtih-i Anabolı} Kâsım Paşa'ya ve fâtih-i Sakız Piyâle Paşa'ya ve fâtih-i Ahıçka Ferhâd Paşa'ya ve fâtih-i Alâüddevle Ayas Paşa kullarına fermânları sâdır olup Kâsımpaşa şehrini ma‘mûr etmeğe bezl-i himmet etdiklerinden niçe bin a‘yân-ı devlet, var makdûrların sarf edüp niçe bin hânedân ve hayrât [ü] hasenâtlar edüp ma‘mûr [u] âbâdân oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 125a ·
metinde göster ·
Vilâyet-i eyâlet-i Erzenu'r-rûm ya‘nî Erzurûm: Ba‘zıları "Ere zulüm" demişler. Azerbaycân hâkinde Ermen vilâyetlerindendir. Ba‘zı tevârîhde Nûşirevân binâsıdır, demiş. Amma sahîhi Akçakoyunlu pâdişâhlarından Erzen Bây ibn Soknar b. Gündüz Bây binâsıdır kim ecdâdları Mâhân diyârından gelüp Van deryâsı kenarında Ahlat kal‘asın binâ edüp anda sâkin oldular. Hâlâ bu Erzen Bây'ın cümle ecdâdları Ahlat'da medfûndurlar kim Âl-i Osmân'ın ecdâd-ı ızâmı Ertuğrul ve Süleymân Şâh bu Ahlat'daki pâdişâhlar nesillerindendir. Ba‘dehû bu Erzurûm, Azerbaycân pâdişâhı Uzun Hasan eline girip dahi metânet üzre eyâlet-i Erzurûm'da Hasankal‘asın binâ edüp Ebü'l-feth'in İslâmbol'u feth etdüğüne hased edüp Âl-i Osmân'ın ba‘zı hudûdlarına vaz‘-ı yed edüp sulha mugâyir işler etmeğe başladı. Ebü'l-feth dahi ana rağmen Rûm keferesi destinden Tarabefzûn kal‘asın alup andan donanma ve berr u bahrdan deryâ-misâl asker çeküp Uzun Hasan'ı iki kerre yüz bin asker ile Tercan Sahrâsı'nda bozduğuna
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 283b ·
metinde göster ·
… ânı vardır. Hacı Yûsuf Ağa bu şehrin ihyâsına sebeb olup yetmiş aded hayrât [u]
hasenât edüp
bu bezzâzistân dahi anın hayrâtındandır. Kal‘a kapuları gibi tahta üzre demir k …
Ve cümle bin aded dekâkînlerdir. Çâr-kûşe bir kârgîr binâ dörd kapulu metîn bezzâzistânı vardır. Hacı Yûsuf Ağa bu şehrin ihyâsına sebeb olup yetmiş aded hayrât [u] hasenât edüp bu bezzâzistân dahi anın hayrâtındandır. Kal‘a kapuları gibi tahta üzre demir kaplı kapulu bezzâzistândır. Ammâ bu şehrin debbâğhânesinden mükellef ve müzeyyen çârsû yokdur. Tabbağ bekârları meşhûrdur. Nehir kenarında olmağıla her gice kanâdiller ile dükkânların zeyn edüp çerâğân edüp elyeşti ve girdimân çıkarırlar. Ve boyacıları dahi gâyet çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 348b ·
metinde göster ·
bizzât kendüleri üç sene bu şehirde sâkin olup Rûmeli diyârına pây-ı taht-ı vüz …
Ba‘de'l-feth bu şehr-i Sofya içün sâf-dil Hazret-i Gâzî Hudâvendigâr "İmâr ola" deyü du‘â-i hayr edüp niçe hayrât [u] hasenâtlar edüp bizzât kendüleri üç sene bu şehirde sâkin olup Rûmeli diyârına pây-ı taht-ı vüzerâ olmağiçün feth-i fütûh eyledüğü diyârları ve büleyde [vü] kılâ‘ları bu şehre eyâlet kayd eyleyüp derdest ile tahrîr eyledi. Ba‘dehû Süleymân Hân dahi devlet-i Âl-i Osmân'ı tashîh edüp "Sofya sancağı paşa sancağıdır, tahtı şehr-i Sofya'dır kim cemî‘i Rûmeli'nin tâ ortasıdır. Ve serdâr-ı mu‘azzamlık ile defterhâne ve arz-ı telhîs sâhibi düstûr-ı mükerrem" deyü izin verüp üç tuğlu vezâret eyledi. Tâ şol mertebe müstakil vezîrlik etdi kim İslâmbol'un Yedikulle dizdârı fevt olsa Rûmeli'nin vezîri arzı gelmeyince Yedikulle dizdârlığı gayriye tevcîh olmazdı. Zîrâ ol asırda bu Sofya intihâ-yı serhad idi. Hâlâ Rûmeli paşasının taraf-ı pâdişâhîden kânûn üzre hâss-ı hümâyûnu on bir kerre yüz bin akçedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 138a ·
metinde göster ·
… eçirüp yetmiş seksen bin asker Üsküdar'ı nehb ü gâret ve hünkâr sarâyın talan u
hasâret edüp
gulâmların ve kızların alup şehri âteşe urup gidesiz" deyü Kara Hasan Paşa ve g …
Müşâvere-i sû-i tedbîr-i İpşir Paşa: Evvelâ bu sarâydan ben pâdişâh tarafına revâne olunca sizler bunda olan vüzerâ ü vükelâ ü ulemâları cümle rehn alıkoyup nezâketle göz hapsine alasız. Eğer pâdişâhdan bana bir zarar isâbet ederse bunda rehn olanları cümle kılıçdan geçirüp yetmiş seksen bin asker Üsküdar'ı nehb ü gâret ve hünkâr sarâyın talan u hasâret edüp gulâmların ve kızların alup şehri âteşe urup gidesiz" deyü Kara Hasan Paşa ve gayri haşerât bu ahd-i habâset üzre yemîn edüp Kelâm-ı kadîme el ururlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 179a ·
metinde göster ·
… 'nın 282a çiftliğin basup elli mikdârı küheylân atların alup bu kadar gâret ü
hasâret edüp
çiftliği âteşe verüp bu kadar mâl ü menâl ile doğru Van'da Şemsî Paşa oğlu Mehe …
Âhir Çomar hapisden halâs olup cümle yüz aded yiğidiyle Merzivân'da kendüyi haps edüp mâlın alan Dilâver Ağa'nın 282a çiftliğin basup elli mikdârı küheylân atların alup bu kadar gâret ü hasâret edüp çiftliği âteşe verüp bu kadar mâl ü menâl ile doğru Van'da Şemsî Paşa oğlu Mehemmed Emîn Paşa, Melek Ahmed Paşalı olmağile ana varup yine bayrak açar. Mehemmed Emîn Paşa Van'da Hakkarî'yle ve Hoşâb Hâkimi Mahmûdî Süleymân Beğ ile hasm olup bu Çomar'ı serdâr edüp kâh Hakkarî ve kâh Mahmûdî köylerin nehb ü gâret etdirüp bay [u] muğtenim yine Van'a gelirdi. Niçe kerre böyle Hakkarî'den intikâm alup baş u dil ü mâl alurdu. Âhir Vanlılar bu Çomar'ın fetâlığından hazz edüp Çomar'a dirlik etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 281b–282a ·
metinde göster ·
… b üzre bu kadar leşker içerden ve yüz yetmiş bin asker dışarıdan sûr-ı Bağdâd'ı
hasâr edüp
ale't-tevâlî mütemâdî kırk gün kırk gice Kızılbaş'a göz açdırılmayup tarafeynde …
Ve kâmil otuz bin Acem dahi tüccâr u neccâr ve kassâb ve esnâfdan âdemler var idi. Bu hisâb üzre bu kadar leşker içerden ve yüz yetmiş bin asker dışarıdan sûr-ı Bağdâd'ı hasâr edüp ale't-tevâlî mütemâdî kırk gün kırk gice Kızılbaş'a göz açdırılmayup tarafeynden top u tüfeng ve kumbara vü seng-i zemberek ve teber ü teng ve gûnâ-gûn teber-i hadeng ve tasnîf-i fişeng ü barûd ile memlû tulumba-i Fireng-i pür-reng her yanadan atılup her gûne âlât-ı hıyelât-ı ceng azâb-ı elîm gibi yağardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 336b ·
metinde göster ·
Âdem'i ta‘kîb ederdi. Rûy-ı arzda ana dahi Allah şehveti havâle edüp serserî vü …
Hülâsa-i kelâm her elsine-i muhtelifede niçe İblîs esmâları vardır ammâ biz muhtasar kıldık. Hatta ıstılâh-ı sûfiyyûnda ismine Nedîm derler. Hatta bâlâda tahrîr olunduğu üzre Hazret-i Risâlet ile {İblîs} yedi sâ‘at kelimât edüp anda dahi merdûd olup gitdikde Hazret-i Alî buyurmuşlardır kim "Eğer İblîs mel‘ûn olmasa iyi musâhib olurdu. Zîrâ devr-i dünyâdan berü mu‘ammer olup çok umûr u ser-encâmlar görmüşdür, ammâ la‘îndir." buyurmuşlardır. Ammâ cemî‘i elsinede ismi yâd olunsa la‘n edüp isminden nefret ederler. Ammâ sâhib-i sülûk olan kimesneler dillerin zabt eylemek içün İblîs'e ve Yezîd'e la‘net demeğe revâ görmemişler. Netîce-i kelâm bu edîm-i arzda ve yedi kat ka‘r-ı zemînde ve yedi kat gökde ismi vardır. Hatta lisânları olmayan kavm-i bî-zebânlarda ya‘nî dilsizler lisânı üzre şeytânın işâreti sağ elinin salavât parmağın sağ gözü yanına koyup parmağın eğri etse şeytân demek işâretidir. Ammâ be-kavl-i Cerîr-i Taberî ve be-kavl-i Keşşâf hazretleri ve Sultânu'ş-şüyûh Hazret-i Ekber Arabî ya‘nî eş-Şeyh Muhyiddînü'l-Arabî bunlar müttefekun aleyhdirler kim evvelâ İblîs bâlâda tahrîr olunduğu üzre cân kavminden bir âbid ü zâhid gulâm-ı necîb idi. Cenâb-ı Kibriyâ bu Hâris-i İblîs'e melâyikeleri imdâd verüp âsî olan cân kavimlerin kırup rûy-ı arzda İblîs yedi bin yıl pâdişâh olup zühd [ü] takvâsıyla bile Cenâb-ı Allah'a takarrub edüp kâhîce âsumâne urûc edüp yedi kat gökde ve sekiz kat uçmakda cemî‘i melâyike-i kerrûbânlara karışup emr-i Hak ile cümle meleklere mu‘allim olup yedi kat göğün her katında yedişer bin yıl ibâdet edüp âhir-ı kâr Hazret-i Âdem'e secde etmeyüp Allah'a âsî olduğu ecilden merdûd olup yine vatan-ı aslîsi olan 395b edîm-i arza Hazret-i Âdem ve Havvâ ve yılan ve tâvûs ile dördü rûy-ı zemîne dergâhdan hubût etdiklerinde cenâb-ı Allah Racîm'e ibtidâ nefsi havâle kıldı. Zîrâ Âdem ile Havvâ cennetde hırâmânî reftâr [u] güftâr ederlerken İblîs anların cimâ‘ına hased edüp Âdem'i ta‘kîb ederdi. Rûy-ı arzda ana dahi Allah şehveti havâle edüp serserî vü sergerdân ve zâr u giryân gezerdi ve dâ’imâ cânından bezerdi. Âhir sihr-i efsûn ile hâkden kendüye bir dişi peydâ edüp anınla cimâ‘ ederdi. Eşinün ismin Sanâ‘ koyup her anda niçe bin kerre serçe kuşu gibi cimâ‘ ederdi ve cimâ‘ı dahi hemân kuş gibidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 395a–395b ·
metinde göster ·
… i eylesin’ dedikleri çerâğ ve tevâbi‘lerin ihyâ ederiz ve ruhlariçün hayrât [ü]
hasenât edüp
anlar zinde olur. Allâhu a‘lem bize Erzurûm'da senin ağzınla çok haber gelür" d …
Hemân Paşa eydir: "Sübhânallâh, ben de demin vâkı‘amda seni gördüm. ‘Erzurûm'da size bir vâkı‘a-yı garîbe nakl ederim, ammâ ağlaman’ dedin. Ben de sana anıniçün ‘Erzurûm'da ne vâkı‘a gördün?’ dediğim ol idi, ammâ hayr ola, ol hatunların ağlayup ‘Oğullarımız İslâmbol'da gark oldular’ dedikleri dünyâ mâlına gark olup Allâhu a‘lem ‘Erzurûm'da Paşa'ya söyle, boğulmuşken oğullarımız diri eylesin’ dedikleri çerâğ ve tevâbi‘lerin ihyâ ederiz ve ruhlariçün hayrât [ü] hasenât edüp anlar zinde olur. Allâhu a‘lem bize Erzurûm'da senin ağzınla çok haber gelür" deyü vâkı‘amı böyle ta‘bîr edüp "Hayr ola" deyü bir Fâtiha tilâvet etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 15b ·
metinde göster ·
… u] hammâm ve mekteb-i sıbyân ve çeşmesâr-ı âb-ı revânlar ve bî-hisâb hayrât [u]
hasenâtlar edüp
bir vâsi‘ mahsûldâr mahalli cümle talebelerine ve muhibb-i kadîmlerine bu mahal …
Ziyâret-i şeyh Kâfî hazretleri: Bu hâk-i pâk-i Akhisâr'da müştak olup kesret-i seyâhat ile cemî‘i ulûm-ı şettâya mâlik olduğundan mâ‘adâ ilm-i kâfda lâ-nazîr olup yine arzu-yı sılâ-i rahm içün bu Akhisâr'a gelüp câmi‘ ve mesâcid ve medrese ve tekye-i dervîşân ve hân [u] hammâm ve mekteb-i sıbyân ve çeşmesâr-ı âb-ı revânlar ve bî-hisâb hayrât [u] hasenâtlar edüp bir vâsi‘ mahsûldâr mahalli cümle talebelerine ve muhibb-i kadîmlerine bu mahalde bir kasaba-misâl amâr edüp ismine hâlâ Nev-âbâd derler. Bâğ-ı İrem-misâl bir yerdir kim hâlâ günden güne amâr olmadadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 133b ·
metinde göster ·
… r bu kal‘ayı amâr etsinler" deyü fermân edince cümle ağavâtlar birer hayrât [u]
hasenâtlar edüp
altı ayda bu şehir ma‘mûr ve âbâdân oldu.
Bu şehir Melek Paşa vâlî iken ıhrâk bi'n-nâr olup asker-i deryâ-misâl ile gelüp bu kal‘a hâricinde meks edüp, "Tîz beni sevenler bu kal‘ayı amâr etsinler" deyü fermân edince cümle ağavâtlar birer hayrât [u] hasenâtlar edüp altı ayda bu şehir ma‘mûr ve âbâdân oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 151b ·
metinde göster ·
… n kabza-i teshîre alup niçe kerre Selânik'i ve Edirne câniblerin nehb ü gâret ü
hasâretler edüp
çâr-nâ-sârlık iddi‘âsın ederdi.
Lisân-ı Latin'de Miloşva bir ism-i kâfirdir kim bânîsi ol kefere [ve] fecere olmağile ol ismile müsemmâ bir kal‘a-i bâlâdır. Sırf ve Voynak banlarından bir kral-ı dâldır kim bu kal‘ayı binâ edüp cemî‘i Arnavudistân'ı ve Sırfistân'ı ve Dobra-Venedik'in ve Bundukanî Venedik'in ve Bosna ve Hersek diyârın kabza-i teshîre alup niçe kerre Selânik'i ve Edirne câniblerin nehb ü gâret ü hasâretler edüp çâr-nâ-sârlık iddi‘âsın ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 143a ·
metinde göster ·
ceng-i azîm olması menba‘ı ale'l-müfîd muhtasar budur kim hikmet-i Hudâ bu sava …
Hemân Kırım'dan Hân-ı âlîşân seksen yedi bin asker ile ol gelen hatt-ı şerîfe amel edüp Akkirmân altında Noğay kavmiyle ceng edüp Noğay talava urup kırup geçirüp nehb [ü] gâret ve hasâret edüp ceng-i azîm olması menba‘ı ale'l-müfîd muhtasar budur kim hikmet-i Hudâ bu savaş-ı perhâşda bulunduk, ammâ Hudâ-yı Müte‘âl'e ayândır bu Noğay kavminin dâne-i hardalından bir şeylerine vaz‘-ı yed etmedim. Husûsan mâl-ı ganâ’imin güzîde yerlerinde bulundum ve hüddâmlarımın alduğu eşyâları dahi taşıyup anlara da bir habbe ve (bir habbe ve) bir [d]ank ve bir dînâr deyyâr aldırmamışımdır, ammâ Mehemmed Geray-ı dûrbîn-fikr Akkirmân askerinin köylerini nehb [ü] gâret etdirmemişdir. Ba‘dehu bu hakîr Hân-ı âlîcâh ile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 106a ·
metinde göster ·
… h oldu. Rûm lisânı üzre Batlîmûs ulu pâdişâh demekdir. Bu Kavala'da niçe hayrât
hasenâtlar edüp
Hazret-i Zekeriyyâ aleyhi's-selâm ibn Mâtân ibn Feylekos ibn Melik Rac‘îm ibn H …
Andan yerine oğlu {Ruhanya} pâdişâhlığı kabûl etmeyüp bu Kavala'da Feylekos deyrinde terk-i dünyâ papas-ı palâs-pûş oldukda yine İskender-i Kübrâ ta‘allukâtından Batlîmûs nâm-ı benâm bir hakîm-i Arasto pâdişâh oldu. Rûm lisânı üzre Batlîmûs ulu pâdişâh demekdir. Bu Kavala'da niçe hayrât hasenâtlar edüp Hazret-i Zekeriyyâ aleyhi's-selâm ibn Mâtân ibn Feylekos ibn Melik Rac‘îm ibn Hazret-i Süleymân'dır kim bu Batlîmûs Hazret-i Zekeriyyâ'ya îmân getirdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 215b ·
metinde göster ·
nezerât gönderen kralların sûretleri var kim gûyâ amel-i Âzer'dir, gören vâlih …
Ve bu deyre hayrât u hasenât edüp nezerât gönderen kralların sûretleri var kim gûyâ amel-i Âzer'dir, gören vâlih olur. Ve mihrâbları tarafında bir mahfil üzre bilâ-teşbîh Hazret-i Îsâ timsâli var. Gûyâ münâcât eder gibi iki ellerin kaldırup du‘â eder. Su’âl etdim, Rûhullâh'dır, deyü cevâb etdiler. Ammâ gûyâ zî-rûhdur. Her ne cânibe nazar etsen ol dahi ol cânibe nazar eder, yemîn ü şimâline varsan sana muntazırdır. Ve hande etsen ol dahi tebessüm eder. Bükâ etsen ol dahi girye-künân olur. Hudâ hakkı kalemin çekmede Mânî ve Bihzâd Erjenk Velîcân âcizlerdir. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y222b ·
metinde göster ·
… r ve mahûf [u] muhâtara dar boğaz vardır, bir kerre Urbân bu Ezlem askerin anda
hasâre edüp
niçe yüz âdemi rumh-ı sinândan geçirmişdir. Anıniçün bu asker mükemmel mazbût g …
Ve altı şâhî top ve bir oda topcu ve bir oda cebeci ta‘yîn olunur. Ve bir oda top arabacısı dahi gider. Bu sefere me’mûr olanlar cümle huddâmları ile beş bin müsellah âdem olur. Ve beş bin âdem dahi tüccâr kavmi olur, anlar dahi pür-silâh giderler. Zîrâ Akabe derler bir teng ü târ ve mahûf [u] muhâtara dar boğaz vardır, bir kerre Urbân bu Ezlem askerin anda hasâre edüp niçe yüz âdemi rumh-ı sinândan geçirmişdir. Anıniçün bu asker mükemmel mazbût gider ve ziyâde mâl götürürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y206a ·
metinde göster ·
… b-i erba‘asına ve bâlâda iç kal‘a yerine kal‘a-i azîmler ve niçe bin hayrât [u]
hasenâtlar edüp
Mısır'ı amâr eder. Bu Mahalle-i Ümmü Dînâr'ın bir câmi‘i ve bir kahvehânesi var …
Sultân Yûsuf Salâhaddîn bu şehirde defîne-i kenz-i kübrâ bulup kâmil bir ay taşırlar, gücile tükenir. Anıniçün bu mahal Ümmü Dînâr ismiyle müsemmâdır, ya‘nî Altun Anası şehri demekdir. Ba‘dehu Yûsuf Salâhaddîn bu mâl-ı künûz ile Mısır'ın cânib-i erba‘asına ve bâlâda iç kal‘a yerine kal‘a-i azîmler ve niçe bin hayrât [u] hasenâtlar edüp Mısır'ı amâr eder. Bu Mahalle-i Ümmü Dînâr'ın bir câmi‘i ve bir kahvehânesi var. Ve bir azîm tur‘ası var, Nîl tuğyânında bu tur‘adan girüp vilâyeti rey eder, gılâl gemileri gezer tur‘a-i kebîrdir. Ve bu mahalde bir mîrî Ma‘diye gemisi vardır, Cîze cânibinden Menûf cânibine erbâb-ı hâcât ubûr edüp bâc verirler. Karşu cânibi Menûf hâkinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y340a ·
metinde göster ·
… avminden asker cem‘ edüp eli vilâyeti gâret eden Zengîlerin vilâyetlerin nehb ü
hasâret edüp
mâl-ı firâvân tahsîl eder. Ve ol havfdan cemî‘i diyârlardan hedâyâlar gelir kim …
Bu Ceberti kavmi Rûm'dan ve gayrı Zengîlerden sekbân sarıca ve yeniçeri gibi tüfeng-endâz olanlara Ceberti kavmi derler. Çoğu Habeşe kızlarına mübtelâ olup kalmış Rûm oğlanlarıdır. Sırtında ve belinde birer fûta peştemâl ve elinde bir tüfeng ve bir destmâl arak-âlûd olup şiddet-i hârdan ölüp boş ite menzil yok şeklinde ayda üç guruşa ifnâ-yı vücûd Y 440b edüp seg-ber-sahrâ gezerler. Ve ba‘zı cerî olan paşa bu Ceberti kavminden asker cem‘ edüp eli vilâyeti gâret eden Zengîlerin vilâyetlerin nehb ü hasâret edüp mâl-ı firâvân tahsîl eder. Ve ol havfdan cemî‘i diyârlardan hedâyâlar gelir kim hadden bîrûn. Ve deryâdan incü-yi dürr-i yetîm çıkar kim kıyâsdan efzûn. Bu gûne incü Hürmüz deryâsında çıkmak ihtimâli yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y440a–Y440b ·
metinde göster ·