… iz olan hasretü'l-mülûk ve liman-ı bahr-i fülûk olan vilâyet-i Makdon'un hısn-ı
hasîni
ve sedd-i metîni olan İslâmbol'un tahrîrâtına şurû‘ eyledik.
Ba‘dehu hakîr-i fakîr anca hâne-i bî-minnetimiz olan savma‘amız küncünde gencîne-i kitâba mâlik olup ba‘zı tevârîhât tetebbu‘ ederek maskat-ı re’simiz olan hasretü'l-mülûk ve liman-ı bahr-i fülûk olan vilâyet-i Makdon'un hısn-ı hasîni ve sedd-i metîni olan İslâmbol'un tahrîrâtına şurû‘ eyledik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 8a ·
metinde göster ·
Ve kal‘a-i İslâmbol dâ’iren-mâdâr kâmil on sekiz mîl ihâta eder şekl-i müselles bir kal‘a-i bî misâldir. Bir köşesi cânib-i kıbleye mevzûn Yedikulle'dir, bir köşesi cânib-i şimâle nâzır Sarâyburnu'dur. Bir köşesi cânib-i garb ile yıldız rûzgârı mâbeynine nâzır Ebû Ensârî kapusu köşesidir. Ve Kostantîn Ciniviz kıralından kız alup karâbet takrîbiyle kırala ruhsat verüp İslâmbol Halîc'inin şimâl cânibinde Galata nâm kal‘ayı Ciniviz kıralı dörd oğluna dörd kal‘a birbirine muttasıl hisâr-ı azîmler binâ etdi kim her biri birer hasîn-i üstüvârdır. Lisân-ı Yûnân'da "gala" süde derler. Mukaddemâ Kostantîn'in südhânesi olup cümle sağmal hayvânâtları anda durduğiyçün Galata derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 14a ·
metinde göster ·
… nâ’im bulunup kal‘ası evc-i âsumâna berâber ve sa‘b u metîn ve iki aded liman-ı
hasîni
olup ân-ı sâ‘atde göç topları atılup lodos rûzgâriyle on günde niçe yerlere uğr …
Ve bu kal‘a feth olduğunun altıncı günü küffâr-ı hâk-sârın Venedik donanmasıyla altı pâre Malta ve altı pâre Duka ve altı pâre Papa gemileriyle cümle yüz pâre kefere ve fecere gemileri ejder-i heft-ser gibi kal‘aya imdâd geldiler, Gördüler kim kal‘anın limanında Âl-i Osmân donanması mâl-â-mâl olup liman önünde cümle deryâ beğleri ve cümle Cezâyirli âmâde dururlar. Ve kal‘anın cümle der-i dîvârları üzre alem-i Resûl ile zeyn olup cümle burc [u] bârûlar üzre guzât-ı müslimîn pür olmuş ve nâkûshâneleri minâre olmuş ve her minâre alem-i Muhammedîler ile ârâste ve cümle der-i dîvârları asker-i İslâm ile pîrâste olmuş görünce cümle küffârın zehreleri çâk olup "elvedâ‘ ey Hanya elvedâ‘" deyüp âh [u] enîn ile hâ’ib ü hâsir cânib-i Suda'ya giderken cümle donanma ve Cezâyirli, küffâr üzre avanta ederken küffâr-ı bî-karâr, karâr edemeyüp Suda'ya firâr etdiler. Beri Hanya'da cümle guzât-ı müslimîn bildiler kim henüz kal‘a-i Hanya feth olup muhassılu'l-merâmlarına ve şütür-kâmlarına vâsıl olup İbrâhîm Çelebi kalyonuyla alınan Kızlara ağasının cümle mahbûbe câriyelerini ve cümle zî-kıymet mücevher esbâblarını bulup ve cümle küheylân atları alup ve niçe yüz Mısır hazîneliği mâl ü cebehâne ve milk [u] emlâk alup sâ’ir şühedâların kanları intikâmları alınup cemî‘î düyûrlar ibâdethâne-i müslimîn oldu. Ve böyle bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn, kal‘a-i İskender-i Yunan feth olup sâ’ir diyâr-ı İslâma zamm olundu. Ve bu gazâda olan ceng [u] cidâl Azak'da ve Sultân Murâd Hân ile kal‘a-i Revân ve Bağdâd'da olmamışdır. Ammâ ol gazâlar müverrihler lisânıyla âb u tâb verüp ta‘rîf ve tavsîf eylemişlerdir. Ba‘dehû serdâr-ı mu‘azzam bu cezîre-i Girid içre tokuz pâre şehr-i mu‘azzam-misâl büleydelere ve (---) pâre kal‘alara ve cezîrenin tâ ortasında Isfakıye dağlarında olan re‘âyâ vü berâyâlara her ocakdan mu‘temedün aleyh bî-tama‘ u bî-garaz ve sâhib-i ırz âdemleri istimâletnâmeler ile her kılâ‘ ve büleydelere gönderüp "Elbette gelüp harâc-güzâr olup kal‘aların miftahların pâdişâha teslîm edüp yine evlâd ü iyâlleriniz ile dâr u diyârlarımzda huzûr edüp devâm-ı devlet-i pâdişâhîye du‘â idesiz. Ve illâ bu ahde rızâ vermeyenin cümle mâlların nehb u gâret, evlâd [u] iyâllerin esîr ve kendülerin dendân-ı tîğ-ı âteş-tâbdan geçirmek mukarrerdir" deyü bu gûne istimâlet ve tenbîhnâmeler cümle cezîre içinde olan kal‘alara gidüp yedi günde Hanya kal‘asının cânib-i erba‘asında üç yüz pâre kurâ bıtrîk ü kıssîsleriyle ve hedâ[yâ] girân-bahâlarıyla gelüp mutî‘ u münkâd oldular. Bunlardan mâ‘adâ küffâr ser-fürû etmeyüp cemî‘î eyâlet vüzerâları ve mîr-i mîrânlara fermânlar sâdır olup "mâlları ve cânları cümle guzât-ı müslimînin olup öşr-i sultânîler versinler", deyü dellâllar nidâ edince el-azametullah yetmiş koldan yetmiş seksen bin guzât-ı müslimîn kol kol bu yedi yüz yetmiş mil cezîre içine müstevlî olup 273a şeb [u] rûz mücâhidîn-i fî-sebîlillah ol kadar mâl-ı ganâ’im ve altun ve gümüş ve bakır avânî metâ‘lar ve niçe âfitâb-ı meh-tâblar ve duhter-i pâkîze-ahter ü bintânlar getirüp ordu-yı İslâmı ganîmet edüp on guruşa bir mahbûb ve mahbûbe kız ve oğlan vermeğe başladılar. El-hâsıl cümle guzât-ı muvahhidîn belağan-mâ-belâğ mâl-ı Kârûn'a mâlik oldular. Niçe bin garîbü'd-diyâr bu kâr-ı ganâ’imi ve bu sürûr [u] şâdmânı görüp tavattun edüp kaldı. Ve'l-hâsıl bu kal‘a-i Hanya'ya Küçük Hasan Paşa'yı ve on yedi mîr-i mîrânları ve yetmiş aded alaybeğlerin cümle ze‘âmet ve timar sahibleriyle kal‘a-i Hanya'da alıkoyup yigirmi yedi oda ile yeniçeri kethüdâsı ve on oda topcu ve on oda cebeci ve dörd aşağı bölük kalup üç bin Mısır askeri kalup cümle yetmiş yedi bin asker muhafazacı kaldı. Ve derûn-ı kal‘ada yedi bin yedi yüz sağ ve sol ve azeb-i hisâr kaldı. Ve kırk pâre yarar beğ gemileri karşu Menekşe'den asker ve zahîre geçirmeğe kaldı. Ve elli pâre Hanya firkateleri yüzer yiğidiyle kaldı. Mâh-ı mezbûrun (---) günü Serdâr-ı mu‘azzam, Musâhib-i Şehriyârî Yusuf Paşa-yı Hırvâdî cümle kal‘ada kalan vüzerâ ve a‘yân-ı kibâr ile vedâlaşup donanma-yı hümâyûn ile Âsitâne-i sa‘âdete muvâfık-ı eyyâm-ı sa‘d ile rûy-ı deryâda iki yüz pâre bâdbânın küşâde kılup cânib-i garbda Çuka adaları önünden ubûr edüp andan altmış altı mil Mora cezîresi burnunda Manya kâfiri sâkin olduğu mahalli gâret edüp andan yine Manya burnunda Kelli kal‘asını, harâbdır, anı ubûr edüp Kapuspata Burnu'n dahi ubûr edüp ve Menekşe kal‘asın ubûr edüp kal‘a-i Anapoli'de lenger ikâmet edüp anda üç gün meks olunup dördüncü gün müşâvere olunup Venedik'in İstendil cezîresin gâret etmeğe re’y [ü] tedbîr görülüp nefîr-i irtihâller çalınup Anapoli limanından taşra çıkınca Âsitâne tarafından "Gazân mübârek olsun" deyü hatt-ı şerîf ve hil’at-i pâdişâhî ve mücevher şemşîr ve mücevher hançer gelüp "Der-i devlete gelesin" deyü fermân-ı şehriyârî sâdır olup ol gün eyyâm-ı latîf ile cezîre-i İstendil'i nehb u gâret edüp az şey mâl-ı ganâ’im bulunup kal‘ası evc-i âsumâna berâber ve sa‘b u metîn ve iki aded liman-ı hasîni olup ân-ı sâ‘atde göç topları atılup lodos rûzgâriyle on günde niçe yerlere uğrayup seyr [u] temâşâ edüp kal‘a-i Sakız'a, andan (---) mil kal‘a-i İlimni'ye, andan tekrâr yine (---) mil kal‘a-i Midilli'ye, andan (---) mil yine kal‘a-i Bozca'ya varup bu zikr olunan kılâ‘ları görüp ta‘mîr u termîmine eyâlet paşaları ile biner âdem muhâfazacı koyup ve cümle cebehânelerin mükellef ve mükemmel edüp Bozcaada'dan (---) mil yine kal‘a-i Gelibolu, bunda dahi sulanup dizdârlarına "Basîret üzre olun" deyü tenbîh ü te’kîd edüp andan yine eyyâm-ı muvâfık ile iki gün iki gicede İslâmbol kurbunda Kızıl Adalar'da lenger-i ikâmet burağup üçüncü gün mâh-ı mezbûrda (---) mansûr u muzaffer Sarâyburnu'na varup huzûr-ı pâdişâhîde eyle şâdmânlar oldu kim ta‘bîr ve temdîh ve tavsîf olunmaz. Ol mahalde Fâtih-i Hanya Yûsuf Paşa huzûr-ı pâdişâhîde zemîn-bûs edüp hil‘at-i fâhireler ile şeref-yâb ve hayr-du‘a-yı pâdişâhîyle behre-yâb olup bir Mısır hazinesi mâl-ı firâvân ve bî-hisâb hûr [u] gılmân misilli civân hedâyâlar verdi. Ba‘dehû münâfıkîn ve hasûdîn şerrine uğrayup (---)(---)(---)(---) fakîr Yûsuf Paşa'yı bi-gayr-i hak katl edüp na‘şe-i mübârekin İbrâhîm Hân görüp "Ne güzel beyâz teni vardır" deyü medh ve tavsîf edüp ağladı. "İlâhî Yûsuf! Sana edenler yakın zamânda senin gibi olsun" deyü bed-du‘âlar edüp Cinci Hoca nazar etdi. Ol sâ‘at cümle asker-i İslâm ve cemî‘î mahrûse-i Kostantıniyye ahalisi "vâveylâ ve vâ-veledâ" deyü feryâd [u] figâna âğâze edüp her kafadan bir sadâ-yı güft u gû olup "iyiliğe kemlik" deyü cümle halk bükâ vü nâliş etdiler. Rahmetullahi aleyhi rahmeten vâsi’a.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 272b–273a ·
metinde göster ·
… rcil ve Meyyâfârikîn mâbeyninde hurûc edüp uyûn-ı bî-şümâr ictimâ‘ olup bilâd-ı
Hasîn-i
Keyfâ ve Cezîre-i Musul'a vâsıl olur. Zâr-bîn-i a‘lâ ve Zâr-bîn-i esfelden müst …
{Bu nehr-i Furat'dan gayrı yetmiş iki aded nehr-i azîmler cümle bu Erzurûm cibâllerinden ve Diyârbekir kûhlarından tulû‘ edüp cemî‘î Rûm'a ve Irâk-ı Arab'a ve Acem'e müstevlî olur. Hatatt-ı Makrîsi eydür, "Dicle ile nehr-i Furât'ı melâ’ikeler imdâdiyle Hazret-i Danyal hafr [u] ihrâc etdi," deyü yazmış ve nehr-i Dicle Şatt'dır ve mebde’i Diyârbekir'in şarkında Tercil ve Meyyâfârikîn mâbeyninde hurûc edüp uyûn-ı bî-şümâr ictimâ‘ olup bilâd-ı Hasîn-i Keyfâ ve Cezîre-i Musul'a vâsıl olur. Zâr-bîn-i a‘lâ ve Zâr-bîn-i esfelden müstemir olup bu ikisi bilâd-ı Ermen'de niçe sulara haltından sonra Zâr bir nehr-i şedîd olup dâ’imâ ra‘d-vâr gürledüğünden Zârib-i mecnûn derler, ba‘dehû Tikrit'e ve Batâyih'de (---) munsab olur}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 286a ·
metinde göster ·
Vech-i tesmiyesi oldur kim ibtidâ bânîsi Mansûr b. Ca‘üne b. el-Hârisü'l-Âmirî inşâ etmişdir. Lafz-ı "Hasîn" kal‘a ma‘nâsına olmağın Hasîn ismi Mansûre izâfetiyle Hasîn-i Mansûr derler, ammâ efvâh-ı nâsda galat-ı meşhûr evlâ olup Hısn-ı Mansûr derler. Mar‘aş hâkinde subaşılıkdır. Ve yüz elli akçe kazâdır. Nâhiyesi cümle yetmiş pâre ma‘mûr Türkmânlar sâkin kurâlardır. Kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve muhtesibi ve nâ’ibi ve bâcdârı vardır, ammâ müftîsi ve nakîbi Mar‘aş'dadır. Ve kal‘a dizdârı ve (---) aded kal‘a neferâtları vardır. Lâkin kal‘ası nehr-i Furât'ın cânib-i garbîsinde kal‘a-i şehr-i Simyât'a gâyet akreb-i karrâbdır. Âl-i Emeviyyûndan Mervân b. Muhammed el-Ca‘dî bu kal‘ayı ta‘mîr u termîm etdüğine rûy-ı sûrda târîhi mastûrdur. Gerçi bir küçük kal‘adır, ammâ gâyet sa‘b olduğundan Mısır hulefâları ba‘zı nefy olacak âdemleri bunda sürüp habs ederlerdi. Nehr-i Azrak'ın şimâlindedir ve nehr-i Furât'ın cenûbıyla garbîsi beynindedir, ammâ yine bu nehreyn bu kal‘aya karîbdirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 61a ·
metinde göster ·
Mansûr: 61b Bir (---) üzre şekl-i müdevver seng-binâ bir kal‘a-i bî-hemtâdır. …
Eşkâl-i kal‘a-i Hasîn-i Mansûr: 61b Bir (---) üzre şekl-i müdevver seng-binâ bir kal‘a-i bî-hemtâdır. Ve siyâh ve beyâz mücellâ ve musaykal taşları vardır. Ve cânib-i (---) nâzır bir cedîd kavî kal‘a kapusu vardır. Derûn-ı kal‘ada kırk aded hâne ve bir câmi‘ ve cebehâne ve kifâyet mikdârı topları var, ammâ aşağı rıbâtı ma‘mûr u müzeyyen,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 61a–61b ·
metinde göster ·
ve sedd-i metîni olan kal‘a-i Kamaniçse'yi bizzât kendüleri âsaf-ı Berhiyâsı ol …
Ba‘dehû {Sene 1021} Ahmed Hân kasrı, andan Murâd Hân-ı Râbi‘ kasrı ma‘mûrdur. Lâkin sene (---) târîhinde Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘ sayd [u] şikâra mâ’il olmağıla ekseriyyâ evkâtları bu şehr-i Edirne'de mürûr edüp memâlik-i Erdel'i ve diyâr-ı Alaman'da kal‘a-i Uyvar'ı ve cezîre-i Girid'de kal‘a-i Kandiye'yi bu Edirne şehrinden serdâr-ı mu‘azzamlar gönderüp feth ederdi. Bâ-husûs sene (---) târîhinde Leh diyârının hısn-ı hasîni ve sedd-i metîni olan kal‘a-i Kamaniçse'yi bizzât kendüleri âsaf-ı Berhiyâsı olan Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa serdârıyla gidüp (---) günde Kamaniçse kal‘asın emân vermeyüp feth etdi. Ve cânib-i erba‘aya serdârlar ta‘yîn edüp kal‘a-i İlvov ve kal‘a-i Çehriniçse ve kal‘a-i Omaniçe ve kal‘a-i İççeriz bu kal‘a-i Lubinye ve kal‘a-i Horodok, bunun emsâli yetmiş altı pâre kal‘a-i gevher-nigûnları feth edüp niçe bin aded bikr-i nâ-şüküfte üsârâ ve gılmânlar ve niçe kerre yüz bin lâ-yu‘ad mâl-ı firâvânlar ile yine şehr-i Edirne'ye dâhil olup gazâ mâlıyla bu Edirne bâğçesin ve Akbınar nâm mesîregâhın ve Hıdırlık nâm teferrücgâhın ve'l-hâsıl yetmiş aded bâğ-ı İremezâtları bu gazâ mâllarıyla imâr edüp Edirne bâğçesi eyle oldu kim hâlâ bu edîm-i arzda eyle bir ürdibehişt yokdur. Meğer Alaman diyârında Nemse çesarının Peşpehil şehri bâğı ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 161a ·
metinde göster ·
… kal‘a vardır. Biri Hasan Badrak'dır kim harâbdır. Biri Hasan-ı Mansûr'dur ammâ
Hasîn-i
mansûr'dan galat Hasan Mansûr derler. Biri de Hasan Keyfâ'dır. Biri de Erzurûm …
Sene (---) târîhinde Âzerbaycân pâdişâhlarından Sultân Uzun Hasan binâ etdiğiyçün Hasanî kal‘a derler. Hükm-i Âl-i Osmân'da cümle (---) aded Hasan isimli kal‘a vardır. Biri Hasan Badrak'dır kim harâbdır. Biri Hasan-ı Mansûr'dur ammâ Hasîn-i mansûr'dan galat Hasan Mansûr derler. Biri de Hasan Keyfâ'dır. Biri de Erzurûm kurbünde Hasan kal‘asıdır. Biri de Şâm Trabulus'da Hasan-âbâd'dır. Biri de (---)(---)(---). Biri de bu Hasanî kal‘asıdır. Evc-i âsumâne ser çekmiş kaya üzre vâki‘ olmuş yed-i Kudret ile kal‘a halk olunmuş bir vâcibü's-seyr kal‘adır kim aslâ benî Âdem kârıyla bir kârgîr binâ dîvârı yokdur. Hemân bi-emrillah burc burc beden beden kayalardır. Aslâ amelî kâr-ı insân yokdur. İllâ niçe yüz aded mi‘mârları var. Hakkâ ki Âd kavminden kalmış kâr-ı benî Âdem gâr-ı yetîmânlardır, ammâ kal‘ası küçükdür. İçinde on kadar hânesi var, suları sarnıçdır ve zahîresi kehflerinde gâyet çokdur. Lâkin zâlim kal‘anın havâlesi vardır, ammâ zerre denlü bu kal‘aya bir zevâl yokdur. Zîrâ eser-i binâdan bir âsârın yerinde yeller eser. Hattâ sene 1033 târîhinde Kel Rüstem Hân bu kal‘ayı kâmil sekiz ay muhâsara edüp kal‘a-kûp toplar ile döğüp bir çâre edemeyüp hâ’ib ü hâsir İrân-zemînde nîrân-ı ka‘ra gider. Cânib-i cenûba bir kapusu var, ana da nerdübân ile çıkılır. Nerdübânı ipler ile kal‘aya çeküp aslâ bir tarafdan urûcu mümkin değildir. Âdemden gayrı bu kal‘aya bir hayvân urûc idemez. Meğer murgân-ı hoş-elhânlar pervâz urup meks ideler. İçinde bir câmi‘i ve anbârları ve su sarnıçları vardır. Bu kal‘aya hâ’il olan dağlarda kaplan u vaşak ve kebş-i yabânî hisâbın Hudâ bilir. Hattâ Kürd ârifleri ol dağlarda kepânlar edüp kayaları 287b kazmışlar. Yabân koyunları geçdiği zamân ol kepâna düşünce kepân kapanup içine ne düşmüş ise alup koyunun yerler, kaplan u vaşağın öldürüp postun alırlar. Cümle halkı böyle gûsfend-i yabânîyle geçinirler. Ve bu dağlarda olan kaplan Sikifle dağlarında ve Karataşlık'da olmazdır, at kadar kaplanı olur. Bu kal‘adan aşağı Berdük deresi kenarında altı yüz aded tahtânî Ekrâd hâneleri vardır. Ammâ etrâfında rabâtı yokdur, sâfî handakdır. Bağçeleri yokdur ammâ bâğları gâyet çokdur. Hatta Berdük nehri kenârında olan çemenzâristân içre niçe bin serâmed ve kadd-i kâmet kavak ağaçları var kim her biri ayyûka ser çekmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 287a–287b ·
metinde göster ·
… bn Abdülmennân bir mihmân-sarây-ı kârbân binâ etmiş kim gûyâ bir rabât-ı hısn-ı
hasîn-i
üstüvârdır. Cemî‘i kubâbları ve haremleri ve ıstablları ve devehâneleri serâpâ …
Ve cümle (---) aded kârbânsarây var, ammâ cümleden Sultân Süleymân asrında binâ olunan Husrev Kethüdâ'nın kârbânsarâyın Süleymân Hân mi‘mârı Mi‘mâr Sinân ibn Abdülmennân bir mihmân-sarây-ı kârbân binâ etmiş kim gûyâ bir rabât-ı hısn-ı hasîn-i üstüvârdır. Cemî‘i kubâbları ve haremleri ve ıstablları ve devehâneleri serâpâ rasâs-ı nîlgûn ile örtülüdür. Üstâd-ı mermer-bür bu imâretin der [ü] dîvârlarına eyle Ferhâdî tîşeler urmuş kim vasfında lisân kâsır olup ta‘bîr ü tavsîfinden müberrâ bir âyende vü revendegân-ı mihmân-sarâydır kim diyâr-ı Rûm'da misli meğer Tatarbâzârcığı'nda makbûl iken Maktûl İbrâhîm Paşa hânı ola (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 98a ·
metinde göster ·
… mân askerine mukâbil olup mukâvemet edemeyeceğin bilüp böyle bir kal‘a-i hısn-ı
hasîni
ve böyle bir müzeyyen ve mahbûb ve mergûb şehr-i metîni bırağup cümle kefereler …
Lâkin Âl-i Osmân askerine mukâbil olup mukâvemet edemeyeceğin bilüp böyle bir kal‘a-i hısn-ı hasîni ve böyle bir müzeyyen ve mahbûb ve mergûb şehr-i metîni bırağup cümle kefereleri dağlara firâr etdiklerinde bu kal‘anın her tarafından yağmâcı asâkiri Tatar girüp zabt u rabtları mümkün olmayup ibtidâ kiliselerinin çanların çıkarup sâ’ir mâl-ı künûzların bulup hadd [ü] hasrdan bîrûn ve hisâbdan efzûn mâl-ı ganâ’imler alup böyle nâzenîn şehri âteş-i Nemrûd'a urup garîb şehir, murg-ı semender-vâr böyle ma‘mûr dâr-ı diyâr âteş içinde kalup deyyâr bir imâret kalmadı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 5a ·
metinde göster ·
… var. Ve Tuna cânibi üç kat sûr-ı üstüvâr bir hisâr-ı refî‘u'l-bünyân bir hısn-ı
hasîn-i
azîmü'ş-şân bir sedd-i amândır. Bu üç kat dîvâr olan Tuna tarafında handakı yok …
Eşkâl-i zemîn-i kal‘a-i Vidin: Nehr-i Tuna kenârında bir alçak çemenzâr havâlesiz zemînde seng-tırâş bir kal‘a-i savaşdır, ammâ küçükdür. Handak kenârınca cirmi beş yüz adımdır, ammâ levendâne germe adımdır, tiryâkî adımı gibi adım değildir, âdem adımıdır. Ve handakı gerçi alçakdır, ammâ gâyet arîz ve içinde leb-ber-leb Tuna suyudur. Ve şekl-i müdevverdir. Her taşı fîl cüssesi kadar vardır. Ve cümle tokuz aded metîn ü müstahkem kulleleri var. Ve Tuna cânibi üç kat sûr-ı üstüvâr bir hisâr-ı refî‘u'l-bünyân bir hısn-ı hasîn-i azîmü'ş-şân bir sedd-i amândır. Bu üç kat dîvâr olan Tuna tarafında handakı yokdur, lâkin bu tara[fa] nâzır topları çokdur. Ve bu cânibi kâmil beş yüz germe adımdır. Bu hisâb üzre dâ’iren-mâdâr bin adım gelir kal‘a-i bâlâdır kim bennâ zirâ‘ıyla dîvârının kaddi kâmil yetmiş aded zirâ‘-ı melikî ve Mekkîdir. Ve şehir cânibi iki kat dîvârdır. Her katı birbirinden âlîdir. Ve dendân-ı bedenleri gâyet musanna‘dır kim gûyâ lü’lü-yi Hürmüz gibi tertîb üzre dizilmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 57a ·
metinde göster ·
… -i İslâmı Budin'e üşürüp eyle amâr etdi kim hâlâ sedd-i İskender-vâr bir hısn-ı
hasîn-i
üstüvârdır.
Hulâsa-i kelâm bu gazâ-yı ekber dahi bir pâdişâh-ı âlî-tebâr zamânında olmayup kâmil on iki gün on iki gece dağlara firâr eden küffârların kelle ve paçaları ve esîr der-zincîrleri serâperde-i Süleymânî önüne gelüp kelleler galtân olup gelen üsârâları cümle getiren gâzîlere ihsân edüp niçesinin başına çığalar ve turna telleri ve zî-kıymet hil‘atler ve tîmâr u ze‘âmetler ihsân u in‘âmlar edüp bu uslûb üzre sene 948 târîhinin mâh-ı Rebî‘ulâhir'inin yigirmi tokuzuncu gün kal‘a-i Budin'i yedi kral-ı bî-dîn elinden halâs edüp ta‘mîr [ü] termîmine sa‘y [ü] ihtimâm edüp cemî‘i asâkir-i İslâmı Budin'e üşürüp eyle amâr etdi kim hâlâ sedd-i İskender-vâr bir hısn-ı hasîn-i üstüvârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 77a ·
metinde göster ·
Hudûd-ı Alaman-ı bî-amân diyârında böyle bir adîmü'l-bedel ve böyle bir
hasîn-i
kân-ı cedel hâ’it-ı metîne-i kesîrü'l-amel dest-i kudret ile halk olunmuş cibâl …
Hudûd-ı Alaman-ı bî-amân diyârında böyle bir adîmü'l-bedel ve böyle bir hasîn-i kân-ı cedel hâ’it-ı metîne-i kesîrü'l-amel dest-i kudret ile halk olunmuş cibâl-i âlî üzre sedd-i Kahkahâ mânend bir kal‘a-i ser-bülend inşâ olunmamışdır ve olmaz da, zîrâ zemîni min indillâh bir cây-ı menâs olmak içün kal‘a yeri halk olunmuş bir cibâl-i ahmer-gûndur. Niçe yerlerinde gûnâ-gûn hûş [u] tuyûrun âşiyân-ı 93b lâne-i mekânları var. Gûyâ diyâr-ı Kırım'da kal‘a-i Menkup-vâr bir kal‘a-i üstüvâr müstahkem hisâr dâr-ı karârdır. Hudâ-yı müte‘âlin hıfz-ı amânında ola leylen ve nehâr, ilâ yevmi'l-haşri ve'n-neşri ve'l-karâr.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 93a–93b ·
metinde göster ·
… r ve Sekelhitvar ve Şarbatakvar ve Kalovar ve Kaşa ve dahi bu kılâ‘-ı metîne ve
hasîn-i
hasînelerden mâ‘adâ niçe yüz kal‘a kapudanları alay-ı Macar ile gürûh gürûh geç …
Andan sonra vilâyet-i Erdel'in yedi yüz yetmiş altı pâre kal‘aları kim vardır, anların cümle kal‘a sâhibleri mükellef ü mülebbes ubûr etdiler, ammâ cümleden mükellef kal‘a-i Sibin kapudanı ve Praşo kapudanı ve Udvarhel ve Şebeşvar ve Kolçvar ve Sekvar ve Şibevar ve Pisanvar ve Jidvar ve Siçevar ve Devevar ve Sazvar ve Vinçazvar ve Belgrad ve Antivar ve Turdar ve Şolomkovar ve Şamos Uğvar ve Kolojvar ve Şebeş Uğvar ve Köyvar ve Laboşvar ve Nagbanyavar ve Aranoş Megeşvar ve Tirepişvar ve şehr-i Potar ve Milabar ve Sakmar ve Karolvar ve Eçetvar ve Naminvar ve Kalovar ve Tokayvar ve Kış Varatvar ve Husvar ve Sekelhitvar ve Şarbatakvar ve Kalovar ve Kaşa ve dahi bu kılâ‘-ı metîne ve hasîn-i hasînelerden mâ‘adâ niçe yüz kal‘a kapudanları alay-ı Macar ile gürûh gürûh geçüp bunların cümle sancağ u bayraklarında (---)(---)(---)(---)(---)(---) tasvîri taşırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 113a ·
metinde göster ·
… tebe handak lâzım değil sa‘b ve metîn ü müstahkem ve şekl-i müsebba‘ bir hısn-ı
hasîn-i
sübû‘dur. Dîvârının kalınlığı beş adım enlidir ve kırk arşın âlîdir ve bu kal‘a …
Tâ bu mertebe handak lâzım değil sa‘b ve metîn ü müstahkem ve şekl-i müsebba‘ bir hısn-ı hasîn-i sübû‘dur. Dîvârının kalınlığı beş adım enlidir ve kırk arşın âlîdir ve bu kal‘a dîvârı üzre bu hakîr adımladım, dâ’iren-mâdâr kâmil sekiz yüz germe adımdır, ammâ benî Âdem adımıdır, tiryâkî âdem adımı değildir, yiğit adımıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 135a ·
metinde göster ·
… fâ Paşa bi-avn-i Kirdkâr. / Kulleler Elburz'a mânend oldular, / Her biri hısn-ı
hasîn-i
üstüvâr. / Kul oda olsa Seğitvar'a ne tan, / Olmadı mı her birisi bir hisâr. / …
İki kulle yapdı avn-i şâh ile,Mustafâ Paşa bi-avn-i Kirdkâr.Kulleler Elburz'a mânend oldular,Her biri hısn-ı hasîn-i üstüvâr.Kul oda olsa Seğitvar'a ne tan,Olmadı mı her birisi bir hisâr.Ey Velî savt ile dedim târîhin:Dâ’imâ olsun cihânda ber-karâr.Sene 981.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 176b ·
metinde göster ·
… -i Kâfiristân-ı bî-amân olan intihâ-yı serhaddin kıfl-ı sedd-i sedîdi ve hısn-ı
hasîni
olan sedd-i İslâm cây-ı amân olan kal‘a-i Kanije altından diyâr-ı Alman'ı ve me …
1b Der-beyân-ı seyâhatnâme-i fütûhât-ı diyâr-ı Alman-ı dâr-ı bî-îmân vilâyet-i Kâfiristân-ı bî-amân olan intihâ-yı serhaddin kıfl-ı sedd-i sedîdi ve hısn-ı hasîni olan sedd-i İslâm cây-ı amân olan kal‘a-i Kanije altından diyâr-ı Alman'ı ve memleket-i Hırvadistân'ı ve vilâyet-i İslovin'i ve vilâyet-i Ungurus'ü ve Mekemorya vilâyetlerin nehb ü gâret etmeğe gitdiğimiz kılâ‘ları ayân u beyân eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 1b ·
metinde göster ·
… birer âsâr etmeleri gibi bunda dahi on günde bir tabya-i azîm binâ edüp kal‘a-i
hasîn-i
üstüvâr oldu. Ve cemî‘i cebehâne ve mühimmâtları yoklayup her şey yerli yerinde …
Ve Sadrıa‘zam bu kal‘ayı dâ’iren-mâdâr temâşâ edüp asker-i İslâma buhayresin tathîr etdirüp kal‘anın ba‘zı yerlerin ta‘mîr ü termîm etdirüp her kılâ‘larda birer âsâr etmeleri gibi bunda dahi on günde bir tabya-i azîm binâ edüp kal‘a-i hasîn-i üstüvâr oldu. Ve cemî‘i cebehâne ve mühimmâtları yoklayup her şey yerli yerinde edüp cümle neferâtlara on kîse zahîre bahâsı ihsân etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 27b ·
metinde göster ·
… a muğâyir iş olur korkarız, deyü sûret-i hakdan görünüp eyle bir kal‘a-i hısn-ı
hasîni
yıkmak isterler, zîrâ bizim Varat kal‘amız kurbundadır, belkim anı da feth edey …
"Sulha muğâyir iş olur korkarız, deyü sûret-i hakdan görünüp eyle bir kal‘a-i hısn-ı hasîni yıkmak isterler, zîrâ bizim Varat kal‘amız kurbundadır, belkim anı da feth edeyiz ve Orta Macar'ı ve Erdel vilâyetin ol Sekelhit sebebiyle kabza-i tasarrufa alayız, deyü küffâr bu mülâhazayı edüp mukaddem târîh ile sulh mâbeyninde bu kal‘a-i Seykel'i yıktırmak ister" deyince hemân Sadrıa‘zam,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 29b ·
metinde göster ·
… diler. Küffâr kal‘a-i Koron'a varup bilâ-te’hîrin kal‘a-i Koron gibi bir hısn-ı
hasîni
kâfire 272a verdiklerinden Moton halkı Koronluyu ta‘n-ı zebân-dırâzlık ile te …
Der-esmâ-i a‘yân-ı kibâr-ı ağavât: Evvelâ Dizdâr (---) ağa ve Sarı Beğzâde ve (---)(---)(---)(---)(---)(---). Gâyet şecî‘ ve bahâdır ve ankâ sofra sâhibi kerem kânları âdemleri var. Lâkin Moton halkı ile bu Koron ahâlîsi aralarında sehel gerd-i kudûretleri vardır. Bâ‘is ü bâdîsi oldur kim kaçan Süleymân Hân asrında küffâr-ı dûzah-karâr ibtidâ Moton kal‘asına istîlâ etmek murâd etdiklerinde gâziyân-ı Moton ceng-i azîm edüp küffârı münhedim edüp kal‘ayı vermediler. Küffâr kal‘a-i Koron'a varup bilâ-te’hîrin kal‘a-i Koron gibi bir hısn-ı hasîni kâfire 272a verdiklerinden Moton halkı Koronluyu ta‘n-ı zebân-dırâzlık ile teşnî‘-i serzeniş etdiklerinden Koronlu da Motonluya "Bire ciğerciler" deyü ta‘n-ı ta‘arruz ederler. Elbette her diyârda iki kabâ’il mâbeynlerinde böyle güft [ü] gûlar mukarrerdir. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 271b–272a ·
metinde göster ·
… r olup bi-tamâm bir sûr-ı hümâm oldu, ammâ yüz bin asker üç ay içinde bu hısn-ı
hasîni
müceddeden sedd-i İskender-vâr binâ etmişlerdir.
Niçe kerre Hüseyin Paşa-yı Gâzi-i dilîr bu Kandiye kal‘asına yürüyüşler edüp fethi müyesser olmayup niçe kerre yüz bin cân rûh-ı revân etdiğinden âhır-ı kâr Kandiye kal‘asına bir top menzili havâle sene (---) târîhinde bâ-fermân-ı Sultân İbrâhîm Hân bu kal‘ayı be-dest-i Deli Hüseyin Paşa-yı Sâm-akrân bu kal‘ayı inşâ edüp ismine inâdiyye nâm kodular. Günden güne amâr olup bi-tamâm bir sûr-ı hümâm oldu, ammâ yüz bin asker üç ay içinde bu hısn-ı hasîni müceddeden sedd-i İskender-vâr binâ etmişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 287a ·
metinde göster ·
… re ağzında yüzün sahrâya vermiş evc-i âsumâna ser çekmiş Kahkahâ-vâr bir hısn-ı
hasîn-i
üstüvâr şâhin ve zağanoz [[(---) (---) (---)]] âşiyanlı sarı ve kızıl yalçın ka …
Ve bu kal‘a-i balâ Karahisâr sahrâsının cenûbunda kûh-ı bâlâlara yakın sengistân ve dağıstânlı bir dere ağzında yüzün sahrâya vermiş evc-i âsumâna ser çekmiş Kahkahâ-vâr bir hısn-ı hasîn-i üstüvâr şâhin ve zağanoz [[(---) (---) (---)]] âşiyanlı sarı ve kızıl yalçın kaya üzre kehkeşân-âsâ semâya ebr-i kebûdlara ser-çekmiş [[(---) (---) (---)]] dağlar vardır kim evce urûc etmiş kûh-ı Demâvend-misâl bir kal‘a-i yed-i kudretdir. Hattâ [[(---) (---) (---)]] sa‘y etdükde aşağı şehirde Ulu câmi‘ Q 8bP 8b önündeki aşağı kal‘a kapusundan girüp bu kal‘anın tâ zirve-i a‘lâsında Hünkâr câmi‘ine varınca kâmil iki sâ‘atde çıkdım, ammâ bî-tâb ü bî-mecâl kaldım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y15a ·
metinde göster ·
ve sedd-i metîni olan Kamaniçse kal‘asının fethi müjdesi Âsitâne tarafından (-- …
Sene 1083 târîhinde Leh memleketinin hısn-ı hasîni ve sedd-i metîni olan Kamaniçse kal‘asının fethi müjdesi Âsitâne tarafından (---) Ağa gelüp yedi gün yedi gece Mısır içinde bir sürûr [u] şâdumânîler oldu kim devr-i felekden berü olmamışdır. Rûmeli Meydânı ve Kara Meydân çerâğân ile ve toplar ve tüfengler ve gûnâ-gûn âteş-feşânlıklar ile Mısır şehri âteş-i Nemrûd içinde kaldı. Ve paşa bu meserretde kırk kîse masrûf edüp kırk kîse dahi feth müjdesin getiren ağaya ihsân etdi. Ve Kamaniçe fethine böyle târîh denilmişdir: Güfte-i Mollâ-yı Mekke (---) Efendi, Şeyhülislâm Esîrî Mehemmed Efendi'nin birâder-i kihteridir, müjde mahallinde Mekke'den huccâc ile gelmişler idi. Güfte:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·