… tlîs Hânı Ziyâeddîn Hân ile bir alây-ı azîm ederek Van'a dâhil olunca Cığaloğlu
hasedinden
{eydür}: "Benim cengimde bulunmayup başlı başına böyle iş edersin!" deyü nâhak …
Bu mahalde Cânpoladzâde Hüseyin Paşa 305b on iki bin asker ile ve Bitlîs Hâkimi Ziyâeddîn Hân dahi on bin asker ile henüz imdâda gelirken görseler kim Cığaloğlu Sinân Paşa bozulmuş kaçarlar, hemân Cânpoladlı askeriyle Ziyâeddîn Hân'ın dinç askeri dağlar içre dörd yire yasavul edüp yatırlar. Acem askeri {ise} bozulmuş askerin ardına düşüp mevc mevc ve fevc fevc gelüp kovarak kırup geçmede. Bu kerre iki pusu askerin mâbeyninde Acem askeri kalınca girüden ve ileriden kemîngâhlar içre {Cânpolad askeri} sadâ-yı Allah Allah koparup Kızılbaş'a eyle satûr-ı Cânpolâdî ururlar kim yigirmi bin güzîde Kızılbaş'ın başların tîğ-i âteş-tâb ile tıraş edüp firâr edenleri kova kıra tâ asker-i İslâm'ın bozulduğu yire gelirler. Meğer henüz şâh askeri "Osmânlı'nın bir hîlesi vardır." deyü ordu-yı İslâm'a vaz‘-ı yed etmemişler. Şâh askeri bu hâl-i pür-melâli görüp Âl-i Osmân dönek etdi zann edüp {cümle hazâ’in ve ordu-yı şâhı bırağup} firâr ederler. Vezîr-i dilîr Cânpoladzâde bî-bâk ü bî-pervâ cümle cebehâne ve topları ve hayme vü hargâh-ı bâr u bengâhları zabt {idüp} Kızılbaş'dan yigirmi bin kelle ve üç bin diri Kızılbaşları Bitlîs Hânı Ziyâeddîn Hân ile bir alây-ı azîm ederek Van'a dâhil olunca Cığaloğlu hasedinden {eydür}: "Benim cengimde bulunmayup başlı başına böyle iş edersin!" deyü nâhak ol gâzî Cânpoladzâde'yi şehîd edüp "Askerin inhizâmına sebeb olmuşdur." deyü der-i devlet'e arz eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 305a–305b ·
metinde göster ·
… lî ve musanna‘ vü müzeyyen ve metîn ü müstahkem bir cisr-i ibret-nümâ olmuş kim
hasedinden
âh edüp şâkirdine eydür: "Ey oğul, eyi cisir binâ etmişsin ammâ bu cisir henüz …
Ana taklîden bu kal‘a-i Hasankeyf'de nehr-i Şatt üzre bu cisri el-Melikü'l-Muzaffer es-Sultânu'l-Mu‘azzam Turan Şâh Batmân cisrin inşâ eden mi‘mârın şâkirdine bu Hasankeyf cisrin inşâ etdirmişdir. Bu cisrin itmâmın Batmân cisrini binâ eden {üstâd} istimâ‘ edüp bir gün nihânîce Hasankeyf'e gelüp görse kim kendünün Batmân nehri üzre binâ etdüği cisirden âlî ve musanna‘ vü müzeyyen ve metîn ü müstahkem bir cisr-i ibret-nümâ olmuş kim hasedinden âh edüp şâkirdine eydür: "Ey oğul, eyi cisir binâ etmişsin ammâ bu cisir henüz nâ-tamâmdır. Bu cisrin tâ zirve-i a‘lâsında kined yerine bir hayli civa dök kim bu cisir ilâ yevmi'l-haşr ber-karâr ola." deyüp gâ’ib olur. Ol gice bu cisri binâ edenin üstâd-ı hasûdu bir tulum içre yedi yıllık Ergane sirkesi kim semm-i helâhilden nişân verir, âlem ağyârdan bî-haber iken ol hasûd-ı lâ-yesûd üstâd cisrin tâ kined yerine bir tulum sarp sirke döküp firâr eder. Ol gice cisrin orta yeri nehr-i Şatt'a dökülür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 389b ·
metinde göster ·
… inâ eden halîfe gelüp cisr-i musanna‘ı bu hâlde görüp bildi kim kendünün üstâdı
hasedinden
böyle etdi. Der-ân yine horasân ve cibis ile cisrin vasatın ta‘mîr ü termîm ede …
Ale's-sabâh cisri binâ eden halîfe gelüp cisr-i musanna‘ı bu hâlde görüp bildi kim kendünün üstâdı hasedinden böyle etdi. Der-ân yine horasân ve cibis ile cisrin vasatın ta‘mîr ü termîm eder, ammâ çi fâyide. Âhir-ı kâr yine Şatt'a düşer. İlâ hâze'l-ân bu cisr-i ibret-bünyân ortası meksûr kalup üstâd-ı mâzîler bu cisirin ortasına haşeb sütûnlar ile bir metîn kinedler edüp hâlâ ortası ağaç ile mebnî bir cisr-i kavîdir kim rûy-ı arzda meşhûr-ı âfâk cisrin biri dahi bu Hasankeyf kantarasıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 389b ·
metinde göster ·
… mâl [u] menâl ve çeri cem‘ edüp bir mu‘azzam pâdişâh olduğun Hulagu Hân işidüp
hasedinden
Kırım'da Bereket Hân üzre dörd kerre yüz bin askerle Hulagu Hân gelirken Bereke …
Ba‘dehu Bereket Hân'ın tâ bu mertebe mâl [u] menâl ve çeri cem‘ edüp bir mu‘azzam pâdişâh olduğun Hulagu Hân işidüp hasedinden Kırım'da Bereket Hân üzre dörd kerre yüz bin askerle Hulagu Hân gelirken Bereket Hân bu hâl-i pür-melâli istimâ‘ edüp yüz bin ceng-âver Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adû-şikâr ile cezîre-i Kırım'dan sene 661 târîhinde çıkup sahrâ-yı Küçük Heyhât'da Azak kal‘ası altında Deşt-i Kıpçak'da Hulagu Hân meks etmişken vakt-i seherde Hulagu Hân'ın leşkerine Bereket Hân bir bereketli şemşîr-i bürrân urur kim cümle kavm-i Hulagu'nun çoğu helâk olup dendân-ı tîğdan halâs olanlar ile ancak Hulagu Hân bin kadar Tatar ile nehr-i Edil'i ötüp cân kurtarır. Bu kadar mâl-ı ganâ’imi Bereket Hân'a kalır. Bereket Hân da fi'l-bereke deyüp sâlimîn ü gânimîn Kırım'a mansûr u muzaffer dâhil olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 198b ·
metinde göster ·