… şman bu kal‘anın bir taşına bin baş verüp yüz bin savaş etmeğe cân-baş oynadır.
Hattâ sene
(---) târîhinde Erzurûm'da Abaza Paşa celâlî oldukda yüz bin askerle bu kal‘ayı …
Eşkâl-i kal‘a-i Ankara: Evvelâ bir kûh-ı bâlânın tâ zirve-i a‘lâsında dörd kat beyâz seng-binâ bir kal‘a-i ra‘nâ, hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn bir hisâr-ı Kahkahâ-vâr-ı sûr-üstüvârdır. Her katı biri birinden âlî vâkı‘ olmuşdur. Her tabakasının mâbeyni birbirinden üç yüz adımdır ve her katı dîvârının kaddi altmışar arşın âlî dîvârdır ve her dîvârın vüs‘ati onar zirâ‘-ı melikî arîzdir. Esâslarının altı dâiren-mâdâr kemer binâlar ile boşdur, derler ammâ görmedim. Zîrâ hîn-i muhâsarada düşman zîr-i kal‘aya girüp lağım atmasın deyü kal‘anın temeli altı boşdur. Ve bu iç kal‘a kıbleden tarafa yanbükü durup şarkdan garba tûlânîce vâkı‘ olmuşdur. Cânib-i garba dörd kat birbirinden geçme demir kapulardır kim bir kal‘ada bu gûne hadîd bâb-ı kavîler yokdur. Ve her kapu mâbeyninde asma demir kafesler âmâde olup demir zincirler ile maslûbdur. Her kafesin demirleri bazu kalınlığı kadar vardır. Hîn-ı muhâsarada kal‘a dîvârı içinden aşağı kapular önüne bırağup siper ederler. Ve bu kal‘ada olan atebe-i âlî ve atebe-i süflî seng-i ahmer-gûnları bir kal‘ada görülmemişdir. Ve en taşra kapu kim Atbâzârı yerine nâzırdır kim cânib-i garba mekşûfdur, atebe-i âlîsi kemeri üzre selef pehlivânlarının gürzleri ve ibret-nümâ mâhî üstühânları ve niçe acâ’ibâtlar maslûbdur. Şeb [u] rûz bu kal‘a kapusu dâhilinde ve hâricinde kal‘a neferâtları şeb [u] rûz pâsbânlık ederler. Ve kal‘a dizdârı bu kal‘adan taşra çıksa katl eylerler yâhûd azl edüp nefy ederler. Zîra cemî‘î düşman bu kal‘anın bir taşına bin baş verüp yüz bin savaş etmeğe cân-baş oynadır. Hattâ sene (---) târîhinde Erzurûm'da Abaza Paşa celâlî oldukda yüz bin askerle bu kal‘ayı muhâsara edüp aşağı varoş hisâra istîlâ edüp bu iç hisâra sarılmak sadedinde iken Abaza Paşa sarâyında otururken kal‘adan üstâd-ı top-bâz Abaza'ya bir gülle niçe urursa Abaza'nın kıçı sınup mecrûhen hâ’ib ü hâsir yine Erzurûm'a gitdi. Ol zamandan berü kal‘a dizdârı kal‘a kapusu önünden mesâfe-i ba‘îdeye gitmek memnû‘dur. Ve şeb [u] rûz kal‘a neferâtları derûn-ı kal‘adan münfekk olmayup her şeb "Allah yekdir yek" deyü nigâhbânlık ederler. Gerçi bu yukaru iç kal‘anın etrâfında handakı yokdur ammâ cânib-i etrâfı yalçın kanâre kayalardır. Bir cânibden zafer mümkün değildir. Ve lağım işlemek hod aslâ sehl değildir. Zîrâ kat-ender-kat cümle üç yüz altmış altı kullelerdir. Birbirine nâzır olup korudur. Bir tarz-ı garîb hendese üzre tarh [u] tarz olunmuşdur. Ve cümle dörd katında bin sekiz yüz dendân-ı bedendir. Ve dâiren-mâdâr bu iç hisâ[r] dörd bin adımdır. Cânib-i şarka Hıdırlık nâm bir püşte üzre ziyâretgâh vardır. Sehl bu kal‘aya havâledir. Ammâ aslâ andan zarar isâbet etmek ihtimâli yokdur. Zîrâ kal‘a ile bu Hıdırlık dağının mâbeyni bir top-ı dırâz menzilidir. Aşağısı gayyâ ve derk-i esfel ve câh-ı cahîmden nişân verüp andan kal‘aya urûc etmek emr-i asîrdir. Ve bu iç kal‘ada cümle sağîr u kebîr seksen altı pâre topları vardır, amma balyemez topları yokdur. Şâhî ve tarabzen ve kolomborna topları çokdur. Ve kifâyet mikdârı cebehânesi ve âlât-ı silâhı vardır. Ve bu kal‘a içre bâğsız ve bâğçesiz cümle altıyüz hâne-i zîbâlardır. Ve (---) câmi‘i andadır. Kadîm-i evvelde deyrden vely olunmuş câmi‘-i kadîmdir. Ve cümle hâneleri ve imâretleri serâpâ türâb-ı pâk ile mestûr hâne-i ma‘mûrlardır. El-hâsıl bu iç kal‘a binâ cihetinde ve şîrînkârlık ve mühendislik fenninde vâcibü's-seyr bir kal‘a-i ibret-nümâdır. Ammâ aşağı kal‘a sene (---) târîhinde celâlî havfinden Cenâbî Ahmed Paşa i‘ânet-i âhâlî-i eyâlet ile bir kat bir sûr-ı muhkemât binâ etmişdir. 357a Dörd kapusu vardır. Ve dâiren-mâdâr üç tarafı altı bin adımdır. Bir tarafında yukaru iç kal‘adır kim anı ihâta etmiş aşağı hisârdır. Bu hisârın cânib-i şarkîsinde yukaru hisârdan kayalar içre Hızırlık deresine nüzûl olunur. Kayalar içre su yolları vardı. Ve iç kal‘ada su sarnıçları ve buğday anbârları vardır. Ammâ bu aşağı hisârda âb-ı revânları firâvân olmağıla su sarnıçları yokdur. Cümle yüz yetmiş çeşme-i mâ’-i zülâldir ve üç bin çâh-ı mâ vardır. Ve kal‘a etrâfında olan kapuları evvelâ Cânib-i
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 356b–357a ·
metinde göster ·
Eyâlet-i Konya ve eyâlet-i Mar‘aş halkı ve niçe boy Türkmânları bu yaylada cilvelenüp birbirlerinden haberleri yokdur. Bu cebel-i âlîde olan nebâtât [u] giyâhât [u] ezhârât ahşâbât-ı işpeçar bir diyâr yaylağında yokdur. İllâ Erzurûm ensesinde Bingöl yaylasında bî-hadd u hasr haşîşât vardır. Ve niçe bin kaynak uyûn-ı câriyeler var kim her biri birer âb-ı hayâtdan nişân verir. Böyle bir kûh-ı vâsi‘dir. Hattâ sene 922 târîhinde Selîm Şâh-ı evvel İrân-zemîn şâhı Şâh İsmâ‘îl üzre sefere giderken Zülkadıriyye sâhibi Sultân Alâüddevle Mısır'da Sultân Gavrî tahrîkiyle bu Alâüddevle Âl-i Osmân askerinin ilerisin ve gerisin nehb [u] gâret etdükde Selîm Hân Sultân Gavrî'ye nâmeler gönderüp "Şu Alâüddevle'yi zabt edin memerr-i asâkir-i İslâm üzre rehzenlikler eder, hakkından gelin yohsa hakkından gelirim" deyü nâme gönderdikde Gavrî nâmeyi kırâ’at edüp nâmesinde "Hakkından gelmeğe kâdir isen gel" deyüp Selîm Hân'a nâme gönderir. Bir nâme dahi Alâüddevle'ye gönderüp "Göreyim seni Şâh İsmâ‘îl'e niçe imdâd edersin" dedikde Selîm Hân Çıldır sahrâsında Şâh İsmâ‘îl ile cenk ederken görse yigirmi bin kırmızı şâlvârlı Mısır silâhşörü pür-silâh cündi ve yigirmi bin Alâüddevle'nin Zülkadirli ve Mamaylı ve Pehlivânlı ve Yeni-elli Türkmân askeri ve şâh askeri, Selîm Şâh'ı askeriyle ortaya alup kıra kıra inhizâm sadedinde iken Cenâb-ı Bârî yârî kılup nesîm-i nusret Selîm Hân tarafına esüp cümle Mısrîleri ve Türkmâniyânları ve şâh askerin cümle dendan-ı tîğdan geçirüp Şâh İsmâ‘îl ancak yetmiş aded kimesne ile Âzerbâycân'a cân atup Selîm Hân şâh-ı İrân-zemînin yedi aded mîr-i mîrânlık yerlerin feth edüp der-i devlete geldi. Andan mezâhib-i erba‘a şeyhülislâmlardan fetvâ-yı habl-i metînler alup Mısır Sultânı Gavrî Kızılbaş'a imdâd etdiğiyçün üzerine sefer edüp Selîm Hân Kayseriyye'ye geldüği mahalde hâkim-i Mar‘aş Alâüddevle bu Göksun yaylasında yüz bin asker cem‘ edüp Selîm Hân'ın Mısır üzre gitmemesine âmâde olup gûnâ-gûn rahzenlikler ederken Selîm Hân vezîria‘zamı olan Tavâşî Sinân Paşa'yı ve vezîr Ayas Paşa'yı kırk bin asker ile Göksun yaylasına gönderüp Alâüddevle ile bir ceng-i perhâş [u] savaş etdiler kim Âl-i Osmân'ın on bir ceng-i azîminin biri dahi bu Göksun cengidir. Âhir bi-emri Hudâ Sinân Paşa mansûr [u] muzaffer olup Sultân Alâüddevle'yi yetmiş boy beğleriyle ve yetmiş aded ümerâlarıyla cümle katl edüp Selîm Hân'a kellelerin nâmeler ile Gavrî'ye gönderüp, "İşte haklarından geldim hâzır ol vaktına!" deyü haber gönderdikde yüz bin asker ile Merc-i Dâbik sahrâsında münhedim olup Mısır'a firâr eder. Hâlâ üstühân-ı Mısrîler vâdi-i Merc-i Dâbik'da püşte püşte yığılıdır ve Türkmân uzuvları Göksun yaylasında yığın yığındır kim hâlâ kabr-ı Alâüddevle ve yetmiş bin Türkmân bu Göksun'da medfûndur. Diller ile ta‘bîr ve kalemlerle tahrîr olunmaz. Vasıfdan müberrâ bir yaylağ-ı ra‘nâdır. Andan yine cânib-i garba (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 63a ·
metinde göster ·
… a arkası gibi şak yapmış. Ne kadar top ursalar aslâ gülle te’sîr etmeyüp kayar.
Hattâ sene
1060 târîhinde Şemsî Paşa oğlu {Mehemmed Emîn Paşa} yigirmi gün bu kal‘ayı döğü …
Ba‘dehû Süleymân-ı zamân nâm bir azîmü'ş-şân bir hân bu kal‘ayı tevsî‘ edüp cânib-i şarkîsinde sehel havâlesi olmağile ol havâleye hâ’il Süleymân Beğ bir kal‘a-i Süleymânî inşâ etmiş kim her taşı fil-i Menkûsî cüssesindedirler ve her seng-i hârâsının tûlu yigirmi ayak uzunluğun dîvâra koyup uçlarını rûy-ı dîvâra komuş ve darabât-ı kûp-ı top te’sîr etmesin içün kal‘a dîvârın kaplıbağa arkası gibi şak yapmış. Ne kadar top ursalar aslâ gülle te’sîr etmeyüp kayar. Hattâ sene 1060 târîhinde Şemsî Paşa oğlu {Mehemmed Emîn Paşa} yigirmi gün bu kal‘ayı döğüp bir taşı koparamayup hâ’ib ü hâsir rücû‘ eder ve rüsvâ-yı âm olup gider. Ve cümle kal‘aların kapuları ağaç üzre hadîd kaplu kapulardır kim âteş eylesen ağacı yanup demirleri dökülür ammâ bu kal‘a-i Hoşâb kapusunun her kanadı üçer yüz kantar polâd-ı Nahşevânî'dir. Aslâ ağacı yokdur ve üstâd-ı bennâ bu kapuyu iki kal‘a mâbeynine pinhân etmişdir kim aslâ görünmez. Gûyâ kal‘a-i Bâbü'l-ebvâb'dır. Bu kal‘a içre hâkim Mahmûdî İbrâhîm Beğ'den gayrı kimesne olmazdır. Gâyet küçük kal‘adır. Dâ’iren-mâdâr cirmi bin iki yüz adımdır. İçinde bir zâviyesi ve beğe mahsûs bir hammâmcığızı vardır. Gılâl anbârları ve zîr-i zemînleri ve müstevfâ cebehânesi ve on pâre şâhî topları vardır. Suyu bârân-ı rahmetden cem‘ {olur su sahrınçları vardır}. Ve kal‘anın bir kayası fil hortumu gibi taşra uzanmış bir kayadır. Merhûm Süleymân Beğ ol kayalar üzre Süleymânî san‘atlar ile demir çarhlar eyleyüp yüz kulaç demir zencîrler ile aşağıda cereyân eden nehr-i Hoşâb'dan san‘at-ı dollâb ile su çekdikleri Aşağı Rabât halkı çârsûdan seyr ederler, garîb temâşâgâh-ı kal‘a-i seyrângâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 286a ·
metinde göster ·
… u kal‘aya bir zevâl yokdur. Zîrâ eser-i binâdan bir âsârın yerinde yeller eser.
Hattâ sene
1033 târîhinde Kel Rüstem Hân bu kal‘ayı kâmil sekiz ay muhâsara edüp kal‘a-kûp …
Sene (---) târîhinde Âzerbaycân pâdişâhlarından Sultân Uzun Hasan binâ etdiğiyçün Hasanî kal‘a derler. Hükm-i Âl-i Osmân'da cümle (---) aded Hasan isimli kal‘a vardır. Biri Hasan Badrak'dır kim harâbdır. Biri Hasan-ı Mansûr'dur ammâ Hasîn-i mansûr'dan galat Hasan Mansûr derler. Biri de Hasan Keyfâ'dır. Biri de Erzurûm kurbünde Hasan kal‘asıdır. Biri de Şâm Trabulus'da Hasan-âbâd'dır. Biri de (---)(---)(---). Biri de bu Hasanî kal‘asıdır. Evc-i âsumâne ser çekmiş kaya üzre vâki‘ olmuş yed-i Kudret ile kal‘a halk olunmuş bir vâcibü's-seyr kal‘adır kim aslâ benî Âdem kârıyla bir kârgîr binâ dîvârı yokdur. Hemân bi-emrillah burc burc beden beden kayalardır. Aslâ amelî kâr-ı insân yokdur. İllâ niçe yüz aded mi‘mârları var. Hakkâ ki Âd kavminden kalmış kâr-ı benî Âdem gâr-ı yetîmânlardır, ammâ kal‘ası küçükdür. İçinde on kadar hânesi var, suları sarnıçdır ve zahîresi kehflerinde gâyet çokdur. Lâkin zâlim kal‘anın havâlesi vardır, ammâ zerre denlü bu kal‘aya bir zevâl yokdur. Zîrâ eser-i binâdan bir âsârın yerinde yeller eser. Hattâ sene 1033 târîhinde Kel Rüstem Hân bu kal‘ayı kâmil sekiz ay muhâsara edüp kal‘a-kûp toplar ile döğüp bir çâre edemeyüp hâ’ib ü hâsir İrân-zemînde nîrân-ı ka‘ra gider. Cânib-i cenûba bir kapusu var, ana da nerdübân ile çıkılır. Nerdübânı ipler ile kal‘aya çeküp aslâ bir tarafdan urûcu mümkin değildir. Âdemden gayrı bu kal‘aya bir hayvân urûc idemez. Meğer murgân-ı hoş-elhânlar pervâz urup meks ideler. İçinde bir câmi‘i ve anbârları ve su sarnıçları vardır. Bu kal‘aya hâ’il olan dağlarda kaplan u vaşak ve kebş-i yabânî hisâbın Hudâ bilir. Hattâ Kürd ârifleri ol dağlarda kepânlar edüp kayaları 287b kazmışlar. Yabân koyunları geçdiği zamân ol kepâna düşünce kepân kapanup içine ne düşmüş ise alup koyunun yerler, kaplan u vaşağın öldürüp postun alırlar. Cümle halkı böyle gûsfend-i yabânîyle geçinirler. Ve bu dağlarda olan kaplan Sikifle dağlarında ve Karataşlık'da olmazdır, at kadar kaplanı olur. Bu kal‘adan aşağı Berdük deresi kenarında altı yüz aded tahtânî Ekrâd hâneleri vardır. Ammâ etrâfında rabâtı yokdur, sâfî handakdır. Bağçeleri yokdur ammâ bâğları gâyet çokdur. Hatta Berdük nehri kenârında olan çemenzâristân içre niçe bin serâmed ve kadd-i kâmet kavak ağaçları var kim her biri ayyûka ser çekmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 287a–287b ·
metinde göster ·
… Kotur kal‘asına istîlâ eder ve ta‘mîr ü termîm edüp metânet üzre istihkâm eder.
Hatta sene
1045 târîhinde Fâtih-i Van Sultân Murâd Hân ba‘de'l-feth-i Revân bu Kotur deres …
Ammâ bu kal‘a-i Kotur Acem hükmündedir. Sene 992 târîhinde Ferhâd Paşa feth edüp dest-i Âl-i Osmân'da idi. Ba‘dehû sene 993 târîhinde Cığaloğlu, Serâv altında münhezim olup cümle cebehâne ve bârhâne ve sâ’ir kârhâneleri bırağup firâr etdikde Acem fürce bulup bu Kotur kal‘asına istîlâ eder ve ta‘mîr ü termîm edüp metânet üzre istihkâm eder. Hatta sene 1045 târîhinde Fâtih-i Van Sultân Murâd Hân ba‘de'l-feth-i Revân bu Kotur deresinde meks etdikde asâkir-i İslâm'ın bu kal‘aya şergîl olanlarına ol kadar top urur kim yanına bir âdem uğramaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 288a ·
metinde göster ·
… ve beyt-i Mirrîh-i mâîde vâki‘ olmağile içinden harb [ü] kıtâl eksik değildir.
Hatta sene
962 târîhinde Sultân Süleymân Hân fermânıyla İmâdiyye Hâkimi Sultân Hüseyin bu …
Tâli‘-i binâsı burc-ı akrebde ve beyt-i Mirrîh-i mâîde vâki‘ olmağile içinden harb [ü] kıtâl eksik değildir. Hatta sene 962 târîhinde Sultân Süleymân Hân fermânıyla İmâdiyye Hâkimi Sultân Hüseyin bu şehr-i Sehend kendi müşâsında olmağile ale'l-gafle bu şehr-i Sehend'i basup eyle nehb ü gâret ve harâb u yebâb edüp taş taş üzre komayup eyle mâl-ı ganâ’im almışdır kim ‘Hâlâ İmâdiyye kavmi Ekrâdları ol mâl-ı ganâ’imle muğtenimdir.’ derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 306b ·
metinde göster ·
… zîm ve perkâr-ı kadîm ve kehf-i elîmler var kim gûyâ kal‘a-i Van mağaralarıdır.
Hatta sene
1039 târîhinde Serdâr-ı mu‘azzam Hüsrev Paşa bu mahalden ubûr ederken mezkûr ma …
Menzil-i Dergezîn Boğazı: Allahümme âfinâ iki cânibi teng ü târ yalçın kaya-yı kûhsârdır kim mîl minâre-vâr kayalarında cemî‘i ukâb u şahin ve zağanos ve balaban ve kerkes kuşları âşiyân etmişdir. Ve bu kayalarda gâr-ı azîm ve perkâr-ı kadîm ve kehf-i elîmler var kim gûyâ kal‘a-i Van mağaralarıdır. Hatta sene 1039 târîhinde Serdâr-ı mu‘azzam Hüsrev Paşa bu mahalden ubûr ederken mezkûr mağaralara niçe bin Kızılbaş-ı kallâş-ı ser-tıraş mâllarıyla mağaralara mutahassın olup asker-i İslâm ganîme içün mağaralara girişüp Kızılbaş-ı bed-ma‘âş ile uruşup hayli ceng-i savaş esnâsında niçe bin aded nîk-nâm guzât-ı müslimîn câm-ı şehâdetden şehd [ü] şerbet-i hayât-ı ebedî nûş edüp gam-ı dünyâyı ferâmûş ederler. Hâlâ ol Dergezîn Boğazı'nda cümle şühedâyı Acem şâhrâhın tarafeynine tertîb üzre defn etmişler kim Âl-i Osmân'a tenbîh-i tâm-ı bed-nâm ola. Andan (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 312a ·
metinde göster ·
… ya bir günlük yol leyle-i muzlimde rûşen gibi giderler. Hâlâ kâhîce zâhir olur.
Hatta sene
1059 târîhinde Melek Ahmed Paşa efendimizle Bağdâd'dan ma‘zûl olup Alî Hammâmı …
İbret-i mutalsam-ı diğer: Şehr-i Musul'un cenûbunda bir merhale ba‘îd Alî Hammâmı kurbünde âteşgede-i Erdeşîr var idi. Hazret'in mevlûdüne gelince âteş-i Nemrûd gibi yanardı. Leyle-i mevlûd-ı Nebî'de söndü ammâ hâlâ niçe kerre tılsımâtın te’sîriyle yanmışdır. Kimesne ol nâr-ı rûşeni işgâl ve efrûhte etmez ve çerâğân oldukda niçe kerre yüz bin şererleri nücûm-ı eflâk gibi zemîne zıyâ verir. Cümle halk-ı kârbân anın şu‘lesinden cânib-i erba‘aya bir günlük yol leyle-i muzlimde rûşen gibi giderler. Hâlâ kâhîce zâhir olur. Hatta sene 1059 târîhinde Melek Ahmed Paşa efendimizle Bağdâd'dan ma‘zûl olup Alî Hammâmı mahallinden güzer ederken ol gice bu âteşgede çerâğânına râst gelüp sekiz sâ‘atde şu‘le-i enver içre ubûr etdik. Niçe kimesne ma‘den-i kibrîtdir ve niçeler ma‘den-i neftdir dediler. Aslı âteşgede-i Erdeşîr'dir kim tılsımât-ı garîbdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 403a ·
metinde göster ·
… idi. Ve şecâ‘at ve mehâbet ve selâbetde beyne'l-akrân Sâm u Nerîmân akrân idi.
Hattâ sene
1057 târîhinde şuşik kal‘ası cenginde ve dahi sene {1058 târîhinde} Üsküdar'da …
Hikmet-i Hudâ bu Sâlih Paşa sinirinden maslûb Defterdâr Mustafâ Paşa'nın hidmetkârı idi. Kendüleri sadâret rütbesine nâ’il oldukları gün hukûk-ı sâbıkaya binâ’en bu Defterdârzâde Mehemmed Beğ çelebisini ileri çeküp Yeniçeri Ağası etmek murâd edindikde Mehemmed Beğ kabûl etmeyüp eyâlet-i Erzurûm'a tâlib oldukda ol ân Vezîr Sâlih Paşa Sultân İbrâhîm Hân'a telhîs edüp telhîsi hayyız-ı kabûlde olup eyâlet-i Erzurûm üç tuğ vezâret ile ibtidâ’en Defterdârzâde Mehemmed Paşa efendimize sadaka olunup ibtidâ anlar ile memâlik-i Erzurûm seyâhatine gidüp andan üç kerre diyâr-ı Acem'e gitdiğimiz bâlâda cümle cild-i evvelimizde mastûrdur, ammâ saded-i ahlâk-ı hasene-i Mehemmed Paşa oldur kim bu eyâlet-i Erzurûm'a mutasarrıf iken ahâlî-i Erzurûm emn [ü] emân-ı âsâyiş ile herkes kendü kâr [u] kisbinde zevk u safâdan hâlî değiller idi. 18a Ve adl [ü] adâlete mâ’il ve hakk-ı cevâba her bâr ka’il idi ve mutasarrıf olduğu eyâletlerde bir karye değil bir hâne gâret olunmadı ve tevâbi‘ine gâyet zâbit w râbit olup herkes ırzıyle zevk u şevkinde olup pâk u pâkîze ve musallî tevâbi‘lere mâ’il idi, zîrâ kendü nefsinde dahi pâk u pâkîze her şeyden müberrâ bir mahbûbü'l-kulûb ve bir akl-ı Arasto ve dûrbîn-fikr ve re‘âyâ-perver idi ve kemâl-i sâhib-i hayâ ve mü’eddeb olduğundan bir ferd-i âferîde anın avret yerin görmüş değiller idi. Ve irtişâ ve zemm ü nemm ve gıybet ve mesâvî tarafından gâyetle perhîzkâr idi. Ve şecâ‘at ve mehâbet ve selâbetde beyne'l-akrân Sâm u Nerîmân akrân idi. Hattâ sene 1057 târîhinde şuşik kal‘ası cenginde ve dahi sene {1058 târîhinde} Üsküdar'da Kara Murâd Paşa sadrıa‘zam iken Gürcî Nebî ve Katırcıoğlu cenginde bu Mehemmed Paşa talî‘a-i asker olup çarha cenginde etdiği bahâdırlıkları bir vezîr-i dilîr etmemişdir. Meğer Gâzî Seydî Ahmed Paşa Tarabefzûn eyâletinde nehr-i Çoruğ kenârında Gönye kal‘ası cenginde kavm-i Kazak-ı Ak ile etmiş ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 17b–18a ·
metinde göster ·
… ânı Kerek kal‘asıdır, ammâ bu Tokat gûyâ diyâr-ı Acem'in kal‘a-i Kahkaha'sıdır.
Hattâ sene
1056 târîhinde Varvar Alî Paşa'dan İpşir Mustafâ Paşa'nın hatunu Mavrol Hân kız …
Cânib-i garba nâzır bir demir kapusu vardır. Derûn-ı hisârda dizdâr hânesi ve kethüdâ ve imâm ve mü’ezzin ve kal‘a mehterleri hânesi var ve cebehâne hücreleri ve gılâl anbârları ve su sarnıçları ve Ceylân yolu nâm su yolları vardır. {Kâmil üç yüz altmış iki ayak kesme kaya taş nerdübân ile nehr-i (---) inilir ve garb tarafında Ayyâr kayası bu kal‘aya sehel havâledir}. Ve Yıldırım Hân câmi‘i var. Gayrı hân ve hammâm ve çârsû-yı bâzârdan bir âsâr yokdur, zîrâ evc-i âsumâna kad-keşân olmuş bir kal‘a-i bâlâ olmağile değme âdem bir sâ‘atde urûc edemediğinden şeb [ü] rûz kapusu dâ’imâ mesdûddur, ammâ dîdebânları dâ’imâ nigâhbânlık edüp pür-silâh bevvâbları vardır, zîrâ aşağı şehir ahâlîsinin cemî‘i zî-kıymet metâ‘ları cümle kal‘ada mahfûzdur ve cümle mücrim ve kanlılar bunda mahpûsdur kim Kuds-i şerîf'in zindânı Kerek kal‘asıdır, ammâ bu Tokat gûyâ diyâr-ı Acem'in kal‘a-i Kahkaha'sıdır. Hattâ sene 1056 târîhinde Varvar Alî Paşa'dan İpşir Mustafâ Paşa'nın hatunu Mavrol Hân kızı Perihân'ı Sultân İbrâhîm Hân Varva[r]'dan taleb etdikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 20a ·
metinde göster ·
(---) târîhinde Kazak-ı Ak yetmiş pâre şaykalar ile Akkirmân'ın varoşun urmak k …
Hattâ sene (---) târîhinde Kazak-ı Ak yetmiş pâre şaykalar ile Akkirmân'ın varoşun urmak kasdına bu Kamerü'l-kum içre girüp cümle gâ’ib olurlar. Sonra kayıkların cümle Akkirmân kavmi alup ganîmet ederler. Hâlâ ol asırdan beri Kazak, Akkirmân'ın adın anmazlar. Gûyâ bir kum deryâsıdır. Her bâr kumdan niçe dağlar peydâ olup yine bozulup bir yerde dahi peydâ olur, azîm temâşâ-yı mehîbdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 36b ·
metinde göster ·
(---) târîhinde Abaza Paşa Özü vâlîsiyken bu kal‘ayı 40b yetmiş yedi gün muhâ …
Hattâ sene (---) târîhinde Abaza Paşa Özü vâlîsiyken bu kal‘ayı 40b yetmiş yedi gün muhâsara edüp fethi müyesser olmayup bednâmlık ile avdet edüp Silisre'ye geldi, ammâ Âl-i Osmân deryâ-misâl asker ile gelüp muhâsara edüp Tatar askeri imdâda gelen askerin komasa kaht [u] galâdan bi-emr-i Hudâ feth olurdu. Allâhümme yessir bi'l-hayr.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 40a–40b ·
metinde göster ·
Hattâ sene (---) târîhinde Sultân Murâd-ı Râbi‘'in ibtidâ Edirne seferine gitmesine sebeb olan Kırım (---) olan Kantemir Hân ve (---) Hân yüz elli bin Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adû-şikâr Kırım'dan çıkup Edirne'ye varınca,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 67b ·
metinde göster ·
(---) târîhinde Fazlî Paşa Bosna eyâletine mutasarrıf iken Köprez nâm sahrâda m …
Hattâ sene (---) târîhinde Fazlî Paşa Bosna eyâletine mutasarrıf iken Köprez nâm sahrâda muhâfaza edüp dururken bu Kinin kal‘asın Hırvat ve İslavin ve Dodoşka memleketlerinin ceneralleri ve kralları olan la‘în ve baş kapudanları olan Hoysek nâm bî-dîn ve Venedik ceneraliyle piyâde ve süvârîden yigirmi bin aded müşrikîn ve bizim re‘â[yâ] vü berâyâmız iken Fireng'e tâbi‘ olup Uskok olan fâcirîn ve niçe bin milel-i müşrikîn-i bed-âyînlerden cümle doksan bin aded kâfir-i dâllin bir yere cem‘ olup kal‘a-i Kinin'i muhâsara edüp yedi yerden yetmiş yedi aded balyemez ve adûya amân vermez top-ı kûplar ile kal‘a-i Kinin'i döğmeğe başladıklarında, ol gün Fazlî Paşa'ya bu haber-i mûhiş erişdikde ol gün ol gece Fazlî Paşa başına yigirmi bin asker-i İslâm cem‘ edüp Hilevne sahrâsında meks eder. Anda yigirmi bin asker dahi cem‘ olup hemân "Tevekkülen-alallâh" deyüp kırk bin güzîde salt asker-i kerrâr ile bilâ-tevakkuf ılgar edüp nısfu'l-leylde kal‘a-i Kinin kurbunda bir virbelistân, ya‘nî söğüdlük içre pinhân olup yatırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 139a ·
metinde göster ·
… lâ bir şîr-i nahçîrin pençesine girmemişdir ve bir düşman handakın görmemişdir.
Hattâ sene
(---) târîhinde yedi yüz pâre keştîler ile İşpaniye bu kal‘ayı muhâsara edem za …
Evvel ve âhir Venedik destindedir. Aslâ bir şîr-i nahçîrin pençesine girmemişdir ve bir düşman handakın görmemişdir. Hattâ sene (---) târîhinde yedi yüz pâre keştîler ile İşpaniye bu kal‘ayı muhâsara edem zann edüp bu kal‘a altına gelüp karaya asker döküp top-ı kûplar ile döğüp sarılam zann eder. Etrâf-ı kal‘ada olan cümle Hırvad ve Islovin kâfirleri İşpaniye keferelerin ele alup Zadra kal‘ası bir top atmadan yüz elli bin aded İşpaniye kâfirlerin kırup esîr edüp bakıyyetü's-seyfleri cümle deryâya dökülüp gark olurlar ve deryâda olan gemilerine kal‘adan niçe bin top urup yüz elli pâre İşpaniye gemileri gark olup hâ’ib u hâsir gitdiklerin Venedik kâfiri tevârîhlerinde yazup, bu hakîrin bir esîri var idi. Gâyet tevârîh-şinâs bir kefere-i fecere idi. Andan istimâ‘ edüp bu mahalle makyûd u murakkam olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 140b ·
metinde göster ·
(---) târîhinde zamân-ı İbrâhîm Hânî'de Tekelü Mustafâ Paşa serdâr-ı mu‘azzam o …
Niçe kerre bu kal‘ayı sâ’ir krallar muhâsara edüp döğmüşlerdir. Âhir hâ’ib [u] hâsir gitmişlerdir. Hattâ sene (---) târîhinde zamân-ı İbrâhîm Hânî'de Tekelü Mustafâ Paşa serdâr-ı mu‘azzam olup kırk gün kırk gece döğüp bilâ-feth avdet edüp ba‘dehû Danilova nâm mahalde bir yüz karalığıyla münhezim olup bu kadar guzât câm-ı şehâdeti nûş etdiler ve rûh-ı şerîfleri dâr-ı Illiyyîne gitdiler. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 144b ·
metinde göster ·
1002 târîhinde küffâr-ı bed-tebâr ve niçe bin cünûd-ı cünüb-ı bî-i‘tibâr ile Tu …
Hattâ sene 1002 târîhinde küffâr-ı bed-tebâr ve niçe bin cünûd-ı cünüb-ı bî-i‘tibâr ile Turvin-i bed-âyîn edüp kırk altı bin melâ‘în ü bî-dîn ve müşrikîn ü pür-kîn ile Yenihisâr'ı muhâsara edüp kâmil üç ay döğer. Âkıbet derûn-ı hisârda mahsûr olan guzât-ı müslimîn, Âl-i Osmân tarafından imdâd gelmeyeceğinden me’yûs olup bir gece kal‘ayı âteşe urup kal‘a hâricinde meterisde olan küffâra bir sâtûr-ı Muhammedî urup ceng [u] cidâl ederek Kostaniçse kal‘asına ve Zirin kal‘asına varup karâr ederler. Küffâr kal‘anın yakmayan yerlerin dahi yakup bir dahi amâr etmemek üzre bırağup gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 156a ·
metinde göster ·
(---) târîhinde Sührâb Mehemmed Paşa Kanije vâlîsi iken hikmet-i Hudâ Kanije ka …
Hattâ sene (---) târîhinde Sührâb Mehemmed Paşa Kanije vâlîsi iken hikmet-i Hudâ Kanije kal‘ası içinden bir âteş-i Nemrûd peydâ olup cemî‘i hânedânlarından ve der [ü] dîvârlarının şarampav ve palankalarından aslâ nâm u nişân kalmayup hemân cânib [ü] etrâfında dağlar gibi yığılmış toprakları ve suya berâber zîr-i zemînde balyemez topları kaldı. Hemân Sührâb Mehemmed Paşa-yı âdil tarfetü'l-ayn içre eyâletinde olan sancaklara ve kazâlara ve kurâ vü kasabâtlara emirler gönderüp üç gün üç gecede yigirmi bin asker zahîreleriyle gelüp cânib-i erba‘asına meterisler kazup cenge âmâde olup Budin vezîri İsmâ‘îl Paşa'ya ve Eğre Vâlîsi Halîl Paşa'ya ve Bosna vezîri Melek Ahmed Paşa'ya Kanije ıhrâk olduğunun feryâdnâmelerin tahrîr edüp her diyâra âdemler gitmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 180a ·
metinde göster ·
1074 târîhinde yine küffâr gelüp muhâsara edüp bir taş koparmağa kâdir olmayup …
Hattâ sene 1074 târîhinde yine küffâr gelüp muhâsara edüp bir taş koparmağa kâdir olmayup bu kal‘a gâzîleri kâfirin başların koparup başsız ve buğsuz seg ber-sahrâ gitdiler. Tâ bu mertebe yarar ve nâmdâr gâzîleri vardır, ammâ taşra varoşu sa‘b olup handakı dâ’iren-mâdâr leb-ber-leb batak su olduğundan 10a gâzîleri küffârdan aslâ havf u haşyet çekmezler, ammâ bu varoş kaç adımdır, hâtırımda yokdur, ammâ şarampavları ve mazgal delikleri çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 9b–10a ·
metinde göster ·
… mân Hân askeri elinde kral batakda mürd olup ba‘dehu Sultân Süleymân bu kal‘a-i
Hatvan'ı sene
951 târîhinde Süleymân Hân bu kal‘a üzre azîmet etdikde bu kal‘a-i Hatvan ol as …
Lisân-ı Macarca altmış demekdir, ya‘nî altmış yılda tamâm olmuş kal‘a-i kadîmdir kim Menûçehr evlâdları Acem'den firâr edüp bu kal‘ayı anlar binâ etmişlerdir. Ba‘dehu niçe mülûkdan mülûka bu kal‘a intikâl edüp âhır-ı kâr Nemse kralı Lagoş Kral elinde iken Lagoş Kral-ı dâl Mihaç cenginde Süleymân Hân askeri elinde kral batakda mürd olup ba‘dehu Sultân Süleymân bu kal‘a-i Hatvan'ı sene 951 târîhinde Süleymân Hân bu kal‘a üzre azîmet etdikde bu kal‘a-i Hatvan ol asırda iki aded Macar kapudanlarının destinde olup iki dahi karındaşlar idi. İkisinin mâbeynlerinde mücâdele 34b vâki‘ olup biri Süleymân Hân'a kal‘ayı vermek sadedinde iken büyük karındaşı olan Mikloş nâm kâfir
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 34a–34b ·
metinde göster ·
1068 târîhinde Köpürlü Mehemmed Paşa vezîr-i a‘zam iken bu Egre kal‘asının varo …
Ve hatta sene 1068 târîhinde Köpürlü Mehemmed Paşa vezîr-i a‘zam iken bu Egre kal‘asının varoş-ı azîmin kal‘a içine almak içün kânûn-ı kadîm-i Fâtih Mehemmed Hân-ı Sâlis üzre on iki bin çerâhor re‘âyâlar ve yedi sancak paşaları ve yedi sancağın cümle re‘âyâları me’kûlât [u] meşrûbâtların arabalara tahmîl edüp üç yılda bu varoş-ı azîmi bir kal‘a-i metîn içine almışlardır kim diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tahrîr olunmaz. Evvelâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 37b ·
metinde göster ·
Bu dahi Salsal-i dâll kral binâsıdır. Ol asırda ismi Kulhanca imiş. Ba‘dehu Bâyezîd Hân asrında bunda Kazak küffârıyla Gedik Ahmed Paşa ceng-i azîm ile kanlar akarak feth olduğiyçün Adahon, ya‘nî Kan adası dediler. Ba‘de'l-feth kal‘asın münhedim etdiler, ammâ aceb yerinde ma‘mûr olacak kal‘adır. Hattâ sene 1048 târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ Bağdâd-ı behişt-âbâdı döğerken Piyâle Kethudâ donanma-i hümâyûn ile bu Adahon boğazında seksen altı pâre Urus şaykalarıyla on gün on gece ceng-i sultânî edüp âhır-ı kâr fursat ve nusret Âl-i Osmân askerinin olup cümle kâfir gemilerin feth edüp esîrleri ve mâl-ı ganâ’imleriyle der-i devlete gelüp Bağdâd altında Murâd Hân'a arz olundu. Ammâ bu Adahon'da,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 146a ·
metinde göster ·
Ve bu üç aded pişkövleri yigirmi beş yıldır Kalmık havfinden yerlerinden kaldırup gayri dağlarda yeni pişköv yapmamışlardır. Hâlâ yerinde durur azîm kasaba-misâl ma‘mûr pişkövlerdir. Hattâ sene (---) târîhinde Arslan Beğ Tatarı Maskov vilâyetinden bu diyâra gelicek Kalmık Tatarı bunların ardlarınca kovarak gelüp Kabarti'den Noğay'ı istedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 157a ·
metinde göster ·
(---) târîhinde ibtidâ Malta gazâsı deyü yedi yüz pâre gemilerle Serdâr-ı mu‘az …
Hattâ sene (---) târîhinde ibtidâ Malta gazâsı deyü yedi yüz pâre gemilerle Serdâr-ı mu‘azzam Kapudan Yûsuf Paşa ile bu limana donanma-i hümâyûn ile girüp cemî‘i Âl-i Osmân donanması sığup sulanup eski kadırgaları bunda bırağup cümle mühimmât [u] levâzımâtları askerlerin gayri gemilere yerleşdirüp bir gece bu limandan çıkup cezîre-i Girid'e ibtidâ Todori kal‘aların ân-ı vâhidde feth edüp andan Hanya kal‘asına sarılup döğe döğe hamd-i hudâ (---) günde feth etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 267a ·
metinde göster ·
Cânib-i şarka nâzır bir metîn küçük demir kapusu var. Hattâ sene (---) târîhinde Anabolı feth oldukdan [sonra] kırk gün küffâr ceng edüp donanma-i Âl-i Osmân'ı bu limana komayup savaş eder. Ba‘dehu kırk günden sonra bu mezkûr kapuyu açup gemilerine süvâr olup bir cânibe kaçup giderler. Anıniçün bu kal‘a kırk günden sonra feth olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 281a ·
metinde göster ·
… 83b⟧ Bir a‘lâ limanı ve bir metîn kal‘ası var. Hâlâ Venedik Frengi hükmündedir.
Hattâ sene
1055 târîhinde Serdâr-ı Mu‘azzam Yûsuf Paşa ile cezîre-i Girid'de kal‘a-i Hanya …
Mora'nın Kapo[spata] burnundan bu cezîre-i Çuka kâmil (---) mîldir. Ve bu cezîre dâ’iren-mâdâr altmış mîldir. 283b Bir a‘lâ limanı ve bir metîn kal‘ası var. Hâlâ Venedik Frengi hükmündedir. Hattâ sene 1055 târîhinde Serdâr-ı Mu‘azzam Yûsuf Paşa ile cezîre-i Girid'de kal‘a-i Hanya'yı feth etdikden sonra inebahtılı Gâzî Durak Beğ firkateleri ile bu cezîreyi urup ihrâk edüp bu kadar mâl-ı ganâ’imler ile muğtenim olup bu cezîreyi görmüşdük. Hamd-i Hudâ bu sâl-i gazâda yine girüp alarkadan önünden geçüp yine orsa orsa gidüp seksen mîlde kıbleye gidüp hamd-i Hudâ cezîre-i Girid'e varup kıyı sıra sıyırdup Kapospata burnu nâm yere vardıkda meğer küffârın sekiz pâre mefret paturuna nâm kalyonları anda yatırlarmış. Hamd-i Hudâ eyyâmları muhâlif olduğundan kaskatı kalup yatırlardı, ammâ bir muvâfık eyyâm-ı müsâ‘id ile bir sakarcıklı rûzgâr komu birkaç pâre kadırgalarımız Nazarete limanına düşdü, ammâ gayri cümle kadırgalarımız hamd-i Hudâ selâmetle Hanya limanına girüp ıskarça yatdık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 283a–283b ·
metinde göster ·
… kal‘acığı hâke berâber münhedim etmek emr-i seheldir, ammâ himmet-i azîm ister.
Hattâ sene
(---) târîhinde Kapudan Voynık Ahmed Paşa bu kal‘aya donanma-i hümâyûn ile eyi …
Bir yerden varılacak yerleri yokdur, ammâ Hanya cânibindeki kayalardan bu kal‘aya bir şâhbâz ve tüvânâ yiğit el taşı atsa taş erer. Tâ bu mertebe karaya yakın adacıkdır. Kurşum atsa evlâ bi't-tarîk kal‘asında kefereler durmaz, ammâ niçe kemîngâhları vardır, aslâ kefereleri görünmez. Ammâ eğer himmet-i Âl-i Osmân olsa Hanya tarafındaki burundan bu Suda'ya varınca el taşı (...) deryâyı beş on pâre gemi gark edüp doldurmak mümkindir, yâhûd karadan darabât-ı top-ı kûb sademâtıyla bu kal‘acığı hâke berâber münhedim etmek emr-i seheldir, ammâ himmet-i azîm ister. Hattâ sene (---) târîhinde Kapudan Voynık Ahmed Paşa bu kal‘aya donanma-i hümâyûn ile eyi hücûm edüp sarılmış, ammâ emr-i Hudâ şehîd olunca cümle gemiler çekilüp gitdiklerinde kal‘anın fethi müyesser olmayup ilâ hâze'l-ân dest-i küffârda bir sûr-ı limandır. Hudâ-yı Müte‘âl fethin müyesser ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 285b ·
metinde göster ·
(---) târîhinde küffâr-ı hâkisâr bu ordu-yı İslâm şehrin yüz bin küffâr ile ale …
Hattâ sene (---) târîhinde küffâr-ı hâkisâr bu ordu-yı İslâm şehrin yüz bin küffâr ile ale'l-gafle basup niçe bin guzât şehîd edüp bu şehri kabza-i tasarrufa alup bakıyyetü's-süyûf cümle guzât-ı müslimîn inâdiyye kal‘asına girüp mutahassın olduklarında bi-emr-i Hayy-ı Kadîr Hanya kal‘ası tarafından ricâlü'l-gayb-misâl Katırcızâde Mehemmed Paşa imdâd yetişüp şukka-i alemlerin küşâde edüp nümâyân olduklarında küffâr-ı hâkisâr içre "Bire bire Katırcıoğlu geldi" dediklerinde küffâra bir velvele-i ra‘b u bîm düşünce ordu-yı İslâmı bırağup kimi taşra çıkdı ve kimi mâl-ı ganâ’im derdine düşmüşken hemân Katırcızâde Allâh Allâh deyüp küffâra kılıç ururken inâdiyye kal‘asına mukaddemâ firâr eden asker-i İslâm dahi tâze cân bulup herkes evlerin küffârdan halâs etmeğe cidd-i ihtimâm edüp anlar dahi dal sâtûr-ı Muhammedî olup bir tarafdan dahi bunlar ve bir tarafdan Katırcızâde askeri derûn-ı dilden küffâra eyle bir tîğ-ı âteş-tâb ururlar kim vakt-i çâştdan vakt-i asra dek seksen yedi bin aded küffârı dendân-ı tîğ-ı hûnrîzden geçirüp on bin altmış kadar küffârı esîr-i bend-i zencîr edüp cemî‘i küffârın lâşe-i murdârların bir yere dağlar gibi yığup kelle-i bî-devletlerin Mısırlı kolu ve yeniçeri ve sipâh kollarında kelleden kulleler binâ edüp dururlar. Bu dahi bir temâşâgâh-ı kelle-pezân-ı paçadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 287b ·
metinde göster ·
1037 târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ asrında Mankortonya ve Kalavra ve Pulya …
Hâlâ ma‘mûr köğünde beş yüz aded tüfeng-endâz kefereyi tahrîr edüp evleri tahrîr olunmadı, zîrâ gâyet âsî kefereleri vardır. Hattâ sene 1037 târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ asrında Mankortonya ve Kalavra ve Pulya ve Anapolya ve Tementis ve Çiçilya ve İşpanya vilâyetlerini urup nehb ü gâret edüp sâlimîn ü gânimîn bu Manya'yı vurmağa gelen Kapudan Koca Halîl Paşa'yı bu Manya küffârı münhezim edüp niçe bin asâkir-i İslâmı küffâr kılıçdan geçirdikleri guzâtın kemikleri yığın yığın kayalar üzre Demirhisâr karyesi kurbunda pâymâl-i rimâl olup yatır. Ehl-i İslâmdan ol zamân çok ibâdullâh-ı müslimîn kırmışlar, ya‘nî tâ bu mertebe bahâdır u fetâ kefereleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 335a ·
metinde göster ·
… gâzî ve bahâdır yiğitleri var kim her biri serâmed server hünerver yiğitlerdir.
Hattâ sene
979 târîhinde Selîm Hân-ı Sânî asrında bâlâda zikri sebkat eden sıngın yılı don …
Bunun dahi cümle halkı Cezâyir esbâbı geyerler, zîrâ cümle halkı firkatecilerdir kim Venedik körfezi içini ve Pulya ve Kalavra ve Tementis yakaların korutmuşlardır. Ammâ bunlar dahi Urûmca kelimât eder gâyet gâzî ve bahâdır yiğitleri var kim her biri serâmed server hünerver yiğitlerdir. Hattâ sene 979 târîhinde Selîm Hân-ı Sânî asrında bâlâda zikri sebkat eden sıngın yılı donanma[mı]zdan firâr eden gemilerimiz küffâr ile ceng ede ede bu Pireveze limanına gelüp gemileri başdan karaya edüp cânların halâs etmişlerken bu Pireveze askeri münhezim olan guzâta cür’et verüp kendü firkateleriyle kâfir gemilerine çatup elli pâre kâfir gemilerin feth edüp karaya dökülen kâfirleri cümle esîr-i bend-i zencîr etdiklerin dahi bilir âdemler vardır. Ya‘nî tâ bu mertebe şecî‘ ü tüvânâ fetâları vardır kim şeb [u] rûz ilâ hâze'l-ân Pireveze limanında aleste durur firkateleri var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 344b ·
metinde göster ·
943 târîhinin mâh-ı Zilhiccesi'nin yedisinde bizzât Süleymân aleyhi'r-rahmetü v …
Bu kal‘a Süleymân Hân asrında binâ olunmuşdur. Hattâ sene 943 târîhinin mâh-ı Zilhiccesi'nin yedisinde bizzât Süleymân aleyhi'r-rahmetü ve'l-gufrân deryâ-misâl asker ile Körfös gazâsına geldikde bu Dalyan kal‘ası yerinden deryâyı doldurmağı başlayup Körfös'e nîm mîl kalup üzerine balyemez toplar koyup kal‘ayı döğmeğe mübâşeret edüp hemân ol gün donanma-i hümâyûn ile Hayreddîn Paşa ve Kapudan Pılak Mustafâ Paşa cezîreye asker döküp germâ-germ cenge âheng ederler. Karadan dahi Serdâr-ı zafer-şi‘âr Lütfî Paşa seksen bin askerle Hayreddîn Paşa'ya imdâd yetişüp kemâ-kân savaş-ı perhâş ederler. Akîblerince Süleymân Hân yüz bin asker ile ve Şehzâde-i âzâd[e] Sultân Mehemmed ve Şehzâde Sultân Selîm ile ma‘an bu Körfez kal‘ası gazâsına gelüp cezîre içre bir ma‘mûr kurâlar koymayup âteşlere urup bî-nihâye esîr ve mâl-ı ganâ’imler alup kâmil bir ay kal‘ayı döğüp hevâya tağayyür gelüp asâkir-i İslâmın cenge iktidârları kalmayüp sa‘âdetlü pâdişâha Budin tarafından âdemler gelüp Ungurus kralının ısyân [u] tuğyânı haberleri gelince hemân sa‘âdetlü pâdişâ[h] Sadrıa‘zam Ayas Paşa'ya haber gönderüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 351b ·
metinde göster ·
(---) târîhinde İsmâ‘îl Paşa bu şehre tüfeng teftîşine gelüp re‘âyâ ve askerîde …
Ve cümle halkı serâpâ tüfeng-endâzdır. Hattâ sene (---) târîhinde İsmâ‘îl Paşa bu şehre tüfeng teftîşine gelüp re‘âyâ ve askerîden tüfeng cem‘ edüp gider. Bir gün bu şehrin bahâdırlarından birkaçı mızraklar ve harbeler ile sayd [u] şikâre çıkup dağda bir hınzîr-i beyâbâna râst gelüp hışt ile ceng ederken hınzîr bu yiğitlerin birisine hücûm edüp zahmdâr edüp firâr eder. Bu bahâdırların biri eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y50a ·
metinde göster ·
Ve kal‘ası Q 34aP 34a bir sivri kızıl kaya üzre bir vîrânca küçük kal‘acıkdır. Ammâ gâyet sarp yerde vâki‘ olmuşdur. Hattâ sene (---) târîhinde Celâlî Cennetoğlu tahassun etmesin içün bu kal‘ayı câ-be-câ münhedim etmişler. Ammâ mülûk himmetiyle cüz’î şey ile ta‘mîri mümkindir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y65b ·
metinde göster ·
… et muhâlifdir, ammâ birkaç demir üzre a‘lâ yatakdır. Ve iki yüz pâre gemi alur.
Hattâ sene
(---) târîhinde Venedik donanması on yedi pâre Cezâyir galyonların bu limanda k …
Ve büyük limanı altı rûzgârdan mahfûzdur. Ammâ lodos ve keşişleme rûzgârından gâyet muhâlifdir, ammâ birkaç demir üzre a‘lâ yatakdır. Ve iki yüz pâre gemi alur. Hattâ sene (---) târîhinde Venedik donanması on yedi pâre Cezâyir galyonların bu limanda kapadup yedi gün yedi gece ceng-i sultânî olup ve kal‘aya niçe bin gülle ve kal‘adan kâfire birkaç balyemez urup küffârın iki pâre paturuna galyonu gark olup Cezâyir kalyonları halâs oldular. Ve gark olan küffârın keştîsin ba‘dehu cemî‘i cebehânesile lâşe-i keştîyi çıkarup mîrîye kabz olunup ol cengde ancak bir Cezâyir kapudanı şehîd olmuşdur. Büyük limanın garbında bir sivri kaya bir türbe-i âsitândır. Ve bir kubbe-i mehbat-ı nûr-ı Hudâ'dır. Bu kal‘a-i metîn sebebi ile küffâr-ı hâksârın karârları firâra mübeddel oldu. Ammâ ki bu kal‘a-i emângâh olmasa cümle Cezâyirliyi kâfir alırdı. Hudâ hıfz etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y103b ·
metinde göster ·
… varoşun leb-i deryâda handakı yokdur. Ammâ kara cânibinde üç tarafı handakdır.
Hattâ sene
(---) târîhinde Cân Arslan Paşa anda muhâfazada iken cemî‘i ahâlî-i vilâyeti ce …
Ve bu varoşun iki kapusu var, biri şark cânibinde leb-i deryâda iskele kapusudur. Cemî‘i gemiler ol cânibe yanaşırlar, zîrâ gümrük ol cânibdedir. Ve bu yalı kapusunun iç yüzünde bir hammâmı vardır. Çifte değildir, öyleden sonra avretler girir. Ve bu varoşun bir kapusu dahi garb cânibinde büyük varoşa açılır. Ve bu varoşun leb-i deryâda handakı yokdur. Ammâ kara cânibinde üç tarafı handakdır. Hattâ sene (---) târîhinde Cân Arslan Paşa anda muhâfazada iken cemî‘i ahâlî-i vilâyeti cem‘ edüp handakı beş kulaç tathîr etmiş. Murâd edinse deryâ ihâta eder, zîrâ alçakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y106b ·
metinde göster ·
… . Yılda niçe yüz pâre gemi tahmîl olunup cümle vilâyete gider bender iskeledir.
Hattâ sene
(---) târîhinde bu liman içre yigirmi pâre şayka yatırken ale'l-gafle Venedik d …
El-hâsıl bu kal‘a gâyet elzem-i levâzımından ta‘mîre muhtâcdır, zîrâ bu iskele Muğla ve Ula'nın ve Yerkesiği'nin ve Bozüyüğ'ün ve Menteşe ve Milâs'ın Mısır iskelesidir. Yılda niçe yüz pâre gemi tahmîl olunup cümle vilâyete gider bender iskeledir. Hattâ sene (---) târîhinde bu liman içre yigirmi pâre şayka yatırken ale'l-gafle Venedik donanması gelüp on sekiz pâre şaykayı mâl-â-mâl ıskarça yükü ile bî-pâk u bî-pervâ alup gitdi. Ve cümle halkı dağlara kaçup halâs oldular. Eğer bu kal‘a limanı ağzında ma‘mûr olsa aslâ küffâr bir gemi almağa kâdir olmazdı. Zîrâ limanı sekiz rûzgârdan emîn bin pâre gemi alur kapulu kudret limanıdır. Ammâ kayalar dibinden cereyân eden suyu acıdır. Ammâ lezîz suları dahi yakındır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y110a ·
metinde göster ·
Ve Sultân Nûreddîn eş-şehîd asrından berü millet-i Mesîhiyye'den kavm-i Ya‘kûbî Hedâye nâmıyla müsemmâ bir hekîmbaşısı var, gûyâ Eflâtûn veya Bokrât veya Câlinûs ve Sokrât'dır, Q 104a cemî‘-i ulûm-ı şettâya mâlikdir. Ve gâyet hüsn-i hattı var. Hattâ sene 1058 târîhinde şâm'a vardığımız esnâda Devâ-yı Rûh nâmıyla ilm-i tıbba müte‘allik bir kitâb te’lîf edüp bir hüsn-i hatt-ı ta‘lîk ile tahrîr ederdi kim asrımızda değme fuzalâ te’lîfine kâdir olmayup hattâtlar terkîmine kâdir değillerdi. İbtidâ hutbe-i kitâbında zât-ı sıfât-ı Rabbü'l-âlemîn'in Y 246a vahdâniyyetinden ve kevn [ü] mekânın lâfz-ı kün ile hilkatinden bed’ edüp kavâ‘id-i musannifîn üzre âlimâne bir kitâb etmişdir kim hakkâ ki devâ-yı rûh-ı pür-futûh deseler sezâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y245b–Y246a ·
metinde göster ·
1088(?) târîhinde Abdurrahmân Paşa Mısır vâlîsi iken eyle çekirge yağdı kim şem …
Ve hikmet-i Hudâ çekirge dahi Mısır'da mu‘ammer olmaz. Bi-emrillâhi ta‘âlâ cemî‘i zamânda mahsûlâtına çekirgeden zarâr isâbet etmez. Hattâ Sene 1088(?) târîhinde Abdurrahmân Paşa Mısır vâlîsi iken eyle çekirge yağdı kim şems-i âteştâbı bî-tâb edüp rûy-ı semâ ebr-i siyâh olup gün yüzü görünmez oldu. Ba‘dehu rûy-ı arza nüzûl edince azamet-i Hudâ Mısır'ın ve cemî‘i kurâ ve kasabâtların sagîr [ü] kebîrleri ıyd-ı adhâ edüp (---)(---) edüp tenâvül edüp bir günde vücûdın münkatı‘ etdiler. Ve bakıyyetü'd-dendânı tayerân edüp nehr-i Nîl'e gark oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y14a ·
metinde göster ·
Ya‘nî tâ bu mertebe bir metîn ü hasîn kal‘adır kim Mısır kal‘asından metîndir.
Hattâ sene
(---) târîhinde kul isyân edüp bu câmi‘e kapanırlar. Azebler kullesinden niçe b …
Ya‘nî tâ bu mertebe bir metîn ü hasîn kal‘adır kim Mısır kal‘asından metîndir. Hattâ sene (---) târîhinde kul isyân edüp bu câmi‘e kapanırlar. Azebler kullesinden niçe balyemez top vurmuşlardır, aslâ zarar isâbet etmemişdir. Hâlâ rahne yerleri nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y94a ·
metinde göster ·
1083 târîhinde Ebü'l-hayr İbrâhîm Paşa asrında nehr-i Nîl kâmil iki ay yemyeşil …
Hattâ sene 1083 târîhinde Ebü'l-hayr İbrâhîm Paşa asrında nehr-i Nîl kâmil iki ay yemyeşil Nîl-i mübârek cereyân edüp sâhib-i tab‘ olanlar içmeğe havf edüp Matariyye'den ve gayrı lezîz sâkıyeler ve sebîllerden nûş etdiler. Ba‘zı ankâ kimesneler sekiz sâ‘at Kalyûb'da Fir‘avn'un vezîri Hâmân'ın bir kuyusu vardır, Bi’r-i Hâmân derler – bir azîm kuyudur, hâlâ on iki yerden sâkıye dollâbları döner bir âb-ı rakîkdir – ba‘zı ten-perver ve server [ü] dilâver Y 165a kimesnelerin huddâmları Bi’r-i Hâmân'dan su getürüp nûş edüp Nîl'in ol yeşil suyundan içmezler, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y164b–Y165a ·
metinde göster ·
… ‘nâ-yı celîle üzre Mısır'ın za‘îf ü zu‘afâsı ve zelîl fukarâsı hadden efzûndur.
Hattâ sene
(---) târîhinde Abdurrahmân Paşa mütevellî-i Mısır iken gılâl hubûbât ganîmet ü …
Hakîkatü'l-hâl bu ma‘nâ-yı celîle üzre Mısır'ın za‘îf ü zu‘afâsı ve zelîl fukarâsı hadden efzûndur. Hattâ sene (---) târîhinde Abdurrahmân Paşa mütevellî-i Mısır iken gılâl hubûbât ganîmet üzre iken hükm [ü] hükûmâtda sû-i tedbîr olduğundan müsebbibler haps-i gılâl edüp Mısır içinde bir kaht müstevlî oldu kim ba‘zı fukarâ meyte tenâvül etdi. Ve ba‘zı kimesneler ehli ile bir gömleğe mâlik olup gündüz ehli geyüp kifâf-ı nefse çalışırdı, gece kamîs ile setr olunup yigirmişer bakla ile kifâflanırlardı. Bu mertebe fukarâsı çokdur. Zîrâ bu Mısır'da cümle bâlâda tahrîr olunduğu üzre cümle seksen bir aded hazâyin re‘âyâ vü berâyâdan tahsîl olunca niçe yüz bin âdem müflis [ü] mendebur olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y228b ·
metinde göster ·