edüp Seb‘a kırâ‘atin dahi me’hazları ve Şâtıbî kitâbıyla tekmîl edüp Aşere kırâ …
Sene 1045 Ramazân-ı şerîfinin leyle-i kadrinde Ayasofya-i Kebîr'de her sene üç gece ihyâ olunup niçe bin âdem cem‘ olur. Hakîr ol asırda merhûm u mağfûrun-leh üstâdımız Evliyâ Efendi'den hıfzı tekmîl edüp sekiz sâ‘atde kerrâtile hatm-i şerîf edüp Seb‘a kırâ‘atin dahi me’hazları ve Şâtıbî kitâbıyla tekmîl edüp Aşere kırâ’atine şürû‘ etmişdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 68b ·
metinde göster ·
… elî olmasın içün ne ifrât ve ne tefrît olmadan sekiz sâ‘atde inşâ’allâhu Ta‘âlâ
hatm-i şerîf
ederim" dedükde buyurdular kim,
"Pâdişâh'ım sür‘at etsem yedi sâ‘atde ederim, ammâ lahn-i hafî ve lahn-i celî olmasın içün ne ifrât ve ne tefrît olmadan sekiz sâ‘atde inşâ’allâhu Ta‘âlâ hatm-i şerîf ederim" dedükde buyurdular kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 69a ·
metinde göster ·
… nup türbedârı ve eczâ-hânları cümle doksan kimesnedir. Beher yevm üzerinde üçer
hatm-i şerîf
tilâvet olunur. Sâhibü'l-hayrat Râbi‘a-i Adeviyye-misâl bir hâtûn-ı afîfe imiş. …
Evvelâ Selîm Hân-ı Evvel, Tarabefzûn'da hâkim iken vâlide-i mükerremeleri anda merhûme olup Zağanos kapusundan taşra bir kubbe-i pür-envârın içinde defn olunup türbedârı ve eczâ-hânları cümle doksan kimesnedir. Beher yevm üzerinde üçer hatm-i şerîf tilâvet olunur. Sâhibü'l-hayrat Râbi‘a-i Adeviyye-misâl bir hâtûn-ı afîfe imiş. Kubbe-i pür-envârı gâyet musanna‘dır ve sâfî rasâs-ı hâlis ile mestûr bir kubbe-i pür-nûrdur. Ve câmi‘i dahi bu türbe cenbindedir. Ve ziyâret-i
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 254a ·
metinde göster ·
… ek on hatm-i şerîf-i şükrân etdim. Bu mahalde âlem-i sabâvetden berü bin altmış
hatm-i şerîf
olmuşdu. Ve bu âsitâne-i Keliğra Sultân'da cümle fukarâ-yı Bektâşiyân ile sekiz …
Bu tekyegâhda on gice mest [u] medhûş hâb-ı râhatda yatup şiddet-i şitâda çekdiğimiz âlâm-ı şedâ’idler ve havf u haşyetlerden cümle emrâz-ı muhtelifeler urûklarımıza istîlâ edüp kâmil bir kış şikeste-hâtır olup girde-bâliş üzre nâliş ederek on hatm-i şerîf-i şükrân etdim. Bu mahalde âlem-i sabâvetden berü bin altmış hatm-i şerîf olmuşdu. Ve bu âsitâne-i Keliğra Sultân'da cümle fukarâ-yı Bektâşiyân ile sekiz ay tashîh-i mizâc edince cân sohbetleri edüp kâh mü’ezzinlik ve kâh imâmetlik ederek ıslah-ı vücûd eyledik. Gulâmlarımızın birisi bir gün, biz fülân âdemin abd-i memlûkları idik demeyüp gûyâ helâl [u] zülâl mâlımız ile iştirâ olunmuş abd-i müşterâmız idiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 266a ·
metinde göster ·
… vardığımızda hayâtda idi. Anın dahi hayr du‘âsın alup rûh-ı Ebû İshâk içün bir
hatm-i şerîf
tilâvet eyleyüp âşinâlık kesb etdik. Erzurûm'da müstecâbü'd-da‘ve türbe-i pür-e …
Menâkıb-ı Türbedâr Hâtûn Baba: Kaçan Abaza Erzurûm'da ısyân etdükde sekbân, sarıca haşerâtları bu Ermeni kızını haber alup vaz‘-ı yed etmek murâd etdiklerinde bu kız eydür. "Ey Ebû İshâk tanrısı! Beni bu sekbânlar elinden Ebû İshâk aşkına halâs eyle. İslâm'a gelüp kabrinde kulu olayım" dedikde bi-emrillah kız ak sakallı bir pîr olup sekbânlar kapudan içeri girüp kızı bulmayup avdet ederler. Hemân sakallı kız âsitâne-i Ebû İshâk'a gelüp Şeyh huzurunda İslâm ile müşerref olup şeyhden sonra sakallı kız türbedâr olmuşdur. Hakîr vardığımızda hayâtda idi. Anın dahi hayr du‘âsın alup rûh-ı Ebû İshâk içün bir hatm-i şerîf tilâvet eyleyüp âşinâlık kesb etdik. Erzurûm'da müstecâbü'd-da‘ve türbe-i pür-envârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 289b ·
metinde göster ·
… erneğine gönderdik. Ol me’mûr olmaduğu yere gider. Anın cürmü sekiz sâ‘atde bir
hatm-i şerîf
indirirse afv olunur. Ve illâ ana ta‘zîr-i lisân cerâhâtü's-sinândan eşedd lâzı …
Menzil-i karye-i Umudum: Bundan cümle guzât-ı zafer-me’ser alay-ı azîm ile Erzurûm'a girecek mahalde Defterdârzâde efendimizin kethüdâsı Alî Ağa Paşa'nın cümle askeriyle ve cümle Revân derneğine cem‘ olan muhâfazacı asker ile Seydî Paşa'ya istikbâle çıkup bir tantana ve debdebe ve gulgule-i azîm alay ile cümle üsârâlar dest-ber-kafa keşân-ber-keşân çekerek Erzurûm Vâlisi Mehemmed Paşa efendimizin otâğına Gümüşli Künbet nâm mahalde nüzûl edüp Paşa-yı zî-şân "Gazân kutlu olsun" deyü Seydî Ahmed Paşa'ya otak kapusuna dek piyâde istikbâle çıkup birbirini bağrına basup Bâkî Paşa'yı soluna, Seydî Paşa'yı sağ cânibine alup meks etdiler. Ve Ketağaç Paşa ve sâ’ir mîr-i livâlar dahi cümle paşanın dest-bûsiyle şerefyâb olup cemî‘î guzâta 333b bir ziyâfet-i âlî olmuşdur kim diller ile ta‘bîr olunmaz. Ba‘dehû cümle gâzîlere yüz yetmiş pâre zerdûz hil‘at-i fâhireler ihsân olunup Seydî Paşa'ya ve Bâkî Paşa'ya ve Ketağaç Paşa'ya birer semmûr kürk ihsân olunup cümle guzât haymelerine mesrûr [u] şâdmân gidüp her mîr-i livâdan gazâ mâlı hedâyâlar gelmeğe başladı. İbtidâ Seydî Paşa hedâyâsı gelüp ibtidâ yüz elli Kazak dilîri ve on bir Hatman-ı Kazak ve Başsirke Kazak ve iki yüz Mikril Kazak ve yüz elli gulâm-ı nâresîde-i mahbûb-ı civân ve kırk vukıyye sîm-âvân ve yüz aded duhter-i pâkîze-ahter bintân ve bir katır ile zerdeva ve sansar postu ve yedi görüge zırh ve niçe zî-kıymet eşyâlar hedâyası geldi. Ba‘dehû Ahıçka Paşası Sefer Paşa hedâyâları bî-hisab geldi. Ba‘dehû Bâkî Paşa hedâyâsı geldi. Ba‘dehû Ketağaç Paşa tuhefâtı gelüp paşa sürûr [u] şâdmânından cümle pîşkeşleri cemî‘î kapucubaşılarına ve a‘yân-ı vilâyete ve pes-pâye tevâbi‘ [u] levâhıkına bezl edüp cümle tevâbi‘ini mesrûr [u] handân edüp kendiler dahi şâdân oldu. Ammâ günden güne şiddet-i şitâ müştedd olup cümle haymeleri kar basdı ve asâkirin kuvvet [ü] gümânları yasdı, deyü müşâvere olup Revân derneğine zamân kalmayup şimden gerü rûz-ı kasımı sicl edüp Erzurûm'da meştadır, deyü sâ’ir eyâlet mîr-i livâlarına destûr verilüp herkes vatan-ı aslîlerine revâne olup cânib-i Revân'a revân olmadan ferâğat olunup yine Gümüşlü Künbet nâm mahalde serâperdeler ile meks olunup hikmet-i Hüda hevâlar küşâde olup şeb [u] rûz zevk u safâya meşgûl olduk. Meğer Paşa efendimiz bu hakîre sehl dilgîr olmuş. Hakîr Seydî Ahmed Paşa'ya ricâ edüp ol dahi bir mahalde hakiri hüsn-i ta‘bîr ile paşadan ricâ edüp "Emr-i şerîfiniz ile bize hizmete geldikde hakîr Evliyâ Çelebi'yi Gönye istıhlâsına götürdüğümüz cürm ise afv eylemeniz ricâ ederiz. Zîrâ Gönye fethinde ibtidâ ezân-ı Muhammedî'yi Evliyâ Çelebi okuyup niçe kerre guzât-ı müslimîni cenge terğîb içün gülbâng-i Muhammedîler çeküp bir seyyâh-ı âlem ve nedîm-i âdem hâfız-ı Kelâmullah ve mücâhid-i fî-sebîlillah kulunuzdur, cürm bizimdir, afv eylesin" deyü latîfe-âmîz güft [u] gûlar edüp bizi Paşadan ricâ etdikde paşa efendimiz eydür "Ânın cürmü afv olunmaz. Zirâ biz anı sancakbeğlerinin Revân derneğine gönderdik. Ol me’mûr olmaduğu yere gider. Anın cürmü sekiz sâ‘atde bir hatm-i şerîf indirirse afv olunur. Ve illâ ana ta‘zîr-i lisân cerâhâtü's-sinândan eşedd lâzımdır" dedikde dest-bûs edüp Bismillah ile tûl-ı nehârda tokuz sâ‘atden ziyâdecede bir hatm-i şerîf edüp tekrâr zemîn-bûs edüp bir semmûr pâçası kürk ve bir sîm zeynli raht ile sâfinâtü'l-ciyâd misillü bir kula at ve bir kat esvâb ve iki pençe-i âfitâb Gürcî gulâm-ı mehtâb-âsâ çaker-i bâkir ihsân edüp Erzurûm eyâletinin bî-namâz hizmetin dahi ihsân edüp şeb [u] rûz zevk u şevke meşgûl olduk. Hikmet-i Hudâ her izzet [u] sürûrun sonu nâ-kâmlık imiş ve her günün âkıbeti telh-kâmlık imiş. Âdet-i mukarrere-i nâ-fercâm idüğüne şübhe yokdur. Hikmet-i İlâh işbu bin elli (---) senesinin mâh-ı (---) günü Âsitâne tarafından Tatar Alaş ulaklığile gelüp "Vezîr-i a‘zam Sâlih Paşa'yı Sultân İbrâhîm Hân bi-gayr-i hakkın katl edüp Tezkireci Ahmed Paşa vezîria‘zam oldu" deyince Paşa müte’ellim olup aslâ bir ferd-i âferîdeye haber etmeyüp şeb [u] rûz sâz [u] sözü sohbetin bozmayup eyâlet-i Erzurûm'da olan bekâyâlara mukayyed oldu. Zîrâ Sâlih Paşa, bizim paşanın pederi Mustafâ Paşa'nın gulâm-ı hâssalarından idi kim mahsûsan Paşa efendimize eyâlet-i Erzurûm'ı anlar ihsân etdi. Ve Hezârpâre Ahmed Paşa, Kara Mustafâ Paşa'nın baş tezkireciliğinden berü bizim Defterdârzâde efendimizin adüvv-i cânı idi. Bu ahvâli bir kimseye keşf-i râz etmeyüp Seydî Paşa ve Bâkî Paşa ve Ketağaç Paşa ve Deli Dilâver Paşa ile serâperdelerinde şeb [u] rûz Hüseyn-i Baykarâ meclisleri olup sâz [u] söz fasılları olmada idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 333a–333b ·
metinde göster ·
… dedikde dest-bûs edüp Bismillah ile tûl-ı nehârda tokuz sâ‘atden ziyâdecede bir
hatm-i şerîf
edüp tekrâr zemîn-bûs edüp bir semmûr pâçası kürk ve bir sîm zeynli raht ile sâ …
Menzil-i karye-i Umudum: Bundan cümle guzât-ı zafer-me’ser alay-ı azîm ile Erzurûm'a girecek mahalde Defterdârzâde efendimizin kethüdâsı Alî Ağa Paşa'nın cümle askeriyle ve cümle Revân derneğine cem‘ olan muhâfazacı asker ile Seydî Paşa'ya istikbâle çıkup bir tantana ve debdebe ve gulgule-i azîm alay ile cümle üsârâlar dest-ber-kafa keşân-ber-keşân çekerek Erzurûm Vâlisi Mehemmed Paşa efendimizin otâğına Gümüşli Künbet nâm mahalde nüzûl edüp Paşa-yı zî-şân "Gazân kutlu olsun" deyü Seydî Ahmed Paşa'ya otak kapusuna dek piyâde istikbâle çıkup birbirini bağrına basup Bâkî Paşa'yı soluna, Seydî Paşa'yı sağ cânibine alup meks etdiler. Ve Ketağaç Paşa ve sâ’ir mîr-i livâlar dahi cümle paşanın dest-bûsiyle şerefyâb olup cemî‘î guzâta 333b bir ziyâfet-i âlî olmuşdur kim diller ile ta‘bîr olunmaz. Ba‘dehû cümle gâzîlere yüz yetmiş pâre zerdûz hil‘at-i fâhireler ihsân olunup Seydî Paşa'ya ve Bâkî Paşa'ya ve Ketağaç Paşa'ya birer semmûr kürk ihsân olunup cümle guzât haymelerine mesrûr [u] şâdmân gidüp her mîr-i livâdan gazâ mâlı hedâyâlar gelmeğe başladı. İbtidâ Seydî Paşa hedâyâsı gelüp ibtidâ yüz elli Kazak dilîri ve on bir Hatman-ı Kazak ve Başsirke Kazak ve iki yüz Mikril Kazak ve yüz elli gulâm-ı nâresîde-i mahbûb-ı civân ve kırk vukıyye sîm-âvân ve yüz aded duhter-i pâkîze-ahter bintân ve bir katır ile zerdeva ve sansar postu ve yedi görüge zırh ve niçe zî-kıymet eşyâlar hedâyası geldi. Ba‘dehû Ahıçka Paşası Sefer Paşa hedâyâları bî-hisab geldi. Ba‘dehû Bâkî Paşa hedâyâsı geldi. Ba‘dehû Ketağaç Paşa tuhefâtı gelüp paşa sürûr [u] şâdmânından cümle pîşkeşleri cemî‘î kapucubaşılarına ve a‘yân-ı vilâyete ve pes-pâye tevâbi‘ [u] levâhıkına bezl edüp cümle tevâbi‘ini mesrûr [u] handân edüp kendiler dahi şâdân oldu. Ammâ günden güne şiddet-i şitâ müştedd olup cümle haymeleri kar basdı ve asâkirin kuvvet [ü] gümânları yasdı, deyü müşâvere olup Revân derneğine zamân kalmayup şimden gerü rûz-ı kasımı sicl edüp Erzurûm'da meştadır, deyü sâ’ir eyâlet mîr-i livâlarına destûr verilüp herkes vatan-ı aslîlerine revâne olup cânib-i Revân'a revân olmadan ferâğat olunup yine Gümüşlü Künbet nâm mahalde serâperdeler ile meks olunup hikmet-i Hüda hevâlar küşâde olup şeb [u] rûz zevk u safâya meşgûl olduk. Meğer Paşa efendimiz bu hakîre sehl dilgîr olmuş. Hakîr Seydî Ahmed Paşa'ya ricâ edüp ol dahi bir mahalde hakiri hüsn-i ta‘bîr ile paşadan ricâ edüp "Emr-i şerîfiniz ile bize hizmete geldikde hakîr Evliyâ Çelebi'yi Gönye istıhlâsına götürdüğümüz cürm ise afv eylemeniz ricâ ederiz. Zîrâ Gönye fethinde ibtidâ ezân-ı Muhammedî'yi Evliyâ Çelebi okuyup niçe kerre guzât-ı müslimîni cenge terğîb içün gülbâng-i Muhammedîler çeküp bir seyyâh-ı âlem ve nedîm-i âdem hâfız-ı Kelâmullah ve mücâhid-i fî-sebîlillah kulunuzdur, cürm bizimdir, afv eylesin" deyü latîfe-âmîz güft [u] gûlar edüp bizi Paşadan ricâ etdikde paşa efendimiz eydür "Ânın cürmü afv olunmaz. Zirâ biz anı sancakbeğlerinin Revân derneğine gönderdik. Ol me’mûr olmaduğu yere gider. Anın cürmü sekiz sâ‘atde bir hatm-i şerîf indirirse afv olunur. Ve illâ ana ta‘zîr-i lisân cerâhâtü's-sinândan eşedd lâzımdır" dedikde dest-bûs edüp Bismillah ile tûl-ı nehârda tokuz sâ‘atden ziyâdecede bir hatm-i şerîf edüp tekrâr zemîn-bûs edüp bir semmûr pâçası kürk ve bir sîm zeynli raht ile sâfinâtü'l-ciyâd misillü bir kula at ve bir kat esvâb ve iki pençe-i âfitâb Gürcî gulâm-ı mehtâb-âsâ çaker-i bâkir ihsân edüp Erzurûm eyâletinin bî-namâz hizmetin dahi ihsân edüp şeb [u] rûz zevk u şevke meşgûl olduk. Hikmet-i Hudâ her izzet [u] sürûrun sonu nâ-kâmlık imiş ve her günün âkıbeti telh-kâmlık imiş. Âdet-i mukarrere-i nâ-fercâm idüğüne şübhe yokdur. Hikmet-i İlâh işbu bin elli (---) senesinin mâh-ı (---) günü Âsitâne tarafından Tatar Alaş ulaklığile gelüp "Vezîr-i a‘zam Sâlih Paşa'yı Sultân İbrâhîm Hân bi-gayr-i hakkın katl edüp Tezkireci Ahmed Paşa vezîria‘zam oldu" deyince Paşa müte’ellim olup aslâ bir ferd-i âferîdeye haber etmeyüp şeb [u] rûz sâz [u] sözü sohbetin bozmayup eyâlet-i Erzurûm'da olan bekâyâlara mukayyed oldu. Zîrâ Sâlih Paşa, bizim paşanın pederi Mustafâ Paşa'nın gulâm-ı hâssalarından idi kim mahsûsan Paşa efendimize eyâlet-i Erzurûm'ı anlar ihsân etdi. Ve Hezârpâre Ahmed Paşa, Kara Mustafâ Paşa'nın baş tezkireciliğinden berü bizim Defterdârzâde efendimizin adüvv-i cânı idi. Bu ahvâli bir kimseye keşf-i râz etmeyüp Seydî Paşa ve Bâkî Paşa ve Ketağaç Paşa ve Deli Dilâver Paşa ile serâperdelerinde şeb [u] rûz Hüseyn-i Baykarâ meclisleri olup sâz [u] söz fasılları olmada idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 333a–333b ·
metinde göster ·
… eni dünyâ ve âhiretde mahrûm koma. Allah ile ahdim olsun, rûh-ı şerîfiniçün bir
hatm-i şerîf
tilâvet ideyim" deyüp bir hatm-i şerîfe başlayup kabr-i şerîfinin sandûkası ola …
Ve mine'r-rü’yâ-yı sâliha: Hakîr Evliyâ ol gün ki kal‘a-i Engürü'ye dâhil olup ibtidâ âsitâne-i Hacı Bayrâm-ı Velî'ye varup ziyâretiyle müşerref olup bir hatm-i şerîfe şürû‘ edüp konağımıza gelüp ba‘de'l-ışâ evrâd [u] erkânımız edâ edüp du‘â-i istihâre ile hâb-âlûd olup menâmımda görürüm kim bir orta boylu, sarı sakallı aselî hırka-i peşmîne giymiş, başında aselî külâh-ı veledî üzre on iki dolama destâr-ı Muhammedî sarmış gelüp eydür: "Bak a oğlum! Lâyık mıdır kim benim tilmîzim olan Kösec Bayrâm-ı Velî'ye giderken beni basup geçesin, anı ziyâret edüp bir hatme mübâşeret idesin. Bana bir Fâtîha tilâvet edüp geçmeyesin, lâyık mıdır?" dedi. Hakîr eyitdim "Sultânım cenâb-ı şerîfiniz kimdir? Ben sizi bilmem ve kande sâkin olursun?" dedim. Anlar eyitdi "Âlem-i fetâlığında Güleşciler Tekyesin'de ve Sultân Murâd huzûrunda pehlivânlara du‘âcılık ederken "Engürü'de er yatır, Rûm'da Sarı Saltık, demez miydin. İşte Engürü'de Er Sultân benim. Aşağı tahta'l-kal‘a kurbunda Odunbâzârında bir kesîf kubbe içinde kaldım. Anda gelüp beni ziyâret edüp bir Fâtiha'yla şâd eyle. Sen dahi dünyada ve âhiretde şâd [u] ber-murâd olasın. Sabâh namâzından sonra sana bir âdem göndereyim, hemân bana benzer, anın ile el ele verüp bu şehr içre reftâr ederek bana gelüp ziyâret eyle. Selâmün aleyküm" deyüp gâ’ib oldu. Hemân hâbdan bî-dâr olup pâk âbdest alup vakt-i sabâha muntazır durup ba’de salâti'l-fecr paşadan bir mehter-i enderûn gelüp "Buyurun tahta'l-fıtûra" dedi. "Hayır oğlum! Bu gün sâ’imim" deyü mehteri savdım. Hemân anı gördüm, ahşam vâkı‘amda gördüğüm kimesne çıkageldi. Selâm verüp "Evliyâ Çelebi, siz misiz? Buyurun Er Dede Sultân vâkı‘amızda bizi size gönderdi. Ziyâretine gidelim" dedi. Ammâ sözü gûya yer altında zîr-i zemînden çıkar. 358b Hakkâ yüzü münevver ve sözü şîrin mü’essir, hemân ferâcem giyüp Bismillah ile kapudan taşra çıkup piyâdece giderken ilerü şehri içre on bir mahalde medfûn kibâr-ı evliyâullahları ism [ü] resimleriyle söyleyüp ziyâret etdirüp ba‘zısına "bizim çerâğımızdır" der, ba‘zısına "Azîzim Hâmid Efendi halîfesidir" deyü elime yapışup ziyâret ziyâret gezdiklerimiz de inşâallahu Te‘âlâ tahrîr olunur. Hemân kim elime yapıştı, elinde aslâ kemiği yok idi. Ne cânibe eğsem hamîr gibi eğilirdi. Hemân elin elimden çeküp sağ eliyle bir ziyâret gösterdi ve yine elime yapışdı. Ba‘zı âhirete müte‘allık kelimâtlar ederek Odunbâzârı nâm bir mahalle vardıkda meydânın cânib-i garbîsinde bir kubbe-i sağîr nümâyân olup "İşte Er Sultân kubbesi şudur" deyü sâğ eliyle gösterüp hakîr dahi ol tarafa nazar edince bir dahi yanıma bakdım, ol kimesne gâ’ib olmuş. "Bre meded ben anın elin elimden koyurmasam gerek idim. Bre meded hâlim neye müncer olur" deyü cânib-i erba‘aya vakt-i seherde serâsîme olup gezerdim. Hemân ol şahsı gâ’ib etdiğim bir şâhrâh-ı azîm idi. Önümde ve ardımda görünmeyüp gâ’ib olmuşdu. İmdi şu keçe kaplı küçük kapudan içeri girmiş ola, deyü hemân kapuyu açup içeri girdim. Meğer ne gördüm, bozahâne imiş. Bu kadar paşalı ve bu kadar harbende ve harkeşân ve kimi çöğür ve kimi tambura çalup bir hây-hûy kim ta‘bir ü tavsîf olunmaz. Hemân biri "Evliyâ Çelebi! Gel bir bozacığımız iç" dedi. "Hay benim bozahâneye girdiğim gördüler" deyü hicâbımdan yire geçdim. Hemân taşra çıkup doğru Er Sultân kubbesine varup bâbın açup içeri girdikde "Esselâmü aleyküm yâ pîr-i azîz" deyü bükâ ederek atebe-i süflîsine bu âsî yüzüm rûmâlîde kılup eyitdim "Ey Sultânım! Vâkı‘ama girüp sana bir mürşid-i kâmil vesîle görderirim dedin, ahde vefâ edüp gönderdin. Henüz irşâd olmadan elimden aldın. Kapuna yüz süregelüp ziyâret etdim. Habîb-i Hudâ aşkına beni dünyâ ve âhiretde mahrûm koma. Allah ile ahdim olsun, rûh-ı şerîfiniçün bir hatm-i şerîf tilâvet ideyim" deyüp bir hatm-i şerîfe başlayup kabr-i şerîfinin sandûkası olan yeşil sûf ile mestûr zarfının altına girüp, "Himâye yâ Er Sultân, himâye" deyüp girdim. Ol sâ‘at hâb-âlûd olup eyle gark-ı arak olmuşum kim esbâblarımdan taşra ter çıkup mukaddemâ yine vâkı‘amda gördüğüm gibi Er Sultân'ı evvelki eşkâliyle görüp selâm verdi ve aleyk alup eyitdim: "Sultânım! Bana vesîle gönderdiğin âdemi yitirüp bî-vesîle kalıp kapuna geldim. Beni teh-dest koma" dedim. Hemân eyitdiler: "Sen hâfız-ı Kur’ân olduğundan ve muhibb-i evliyâ olup kibâr-ı evliyâullahın âsitânelerine yüz sürdüğünden mahrûm kalmazsın. Biz sana muhabbetimizden vâkı‘ana girüp sana vesîle göndeririz. Anın eline yapışup bre gel dediğim sabahısı yine ben varup eline yapışdım. Seni tarîk-ı hakka götürür mürşid-i kâmil kim elem çekme âkıbet yolun selâmetle sırât-ı müstakîmdir. Ammâ sen de bu avânlar ile gezerken istikâmet edüp fukarâ ve zu‘afâya merhamet üzre olup avânlardan halâs etmeğe sa‘y eyle ve paşana söyle benim himâyemde olan Engürü'ciğimde kapanup celâlî olup civârımda olan ibâdullahları müte’ezzî etmesin ve sana Cenâb-ı Bârî seyâhat-i tâm, âhir nefesde îmân verüp şefâ‘at-i Resûlullah'ı nasîb edüp sıhhat-i bedenle cihânı geşt ü güzâr etdükçe azacık ta‘âm ye ve azacık söyle ve az uyu ve ilme çok amel eyle. Netîce râh-ı hakkı bulmağa lâzım olan ameldir kim Cenâb-ı Bârî Kur’ân-ı Azîm'inde âyet,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 358a–358b ·
metinde göster ·
Andan kalkup kal‘a-i Kal‘acığ'ı ve Şeyh Şâmî'yi ve Akçakoyunlu'yu ve kasaba-i Kurdlardan Kızılırmağ'ı refâhiyyet üzre geçüp menzil-i Karakeçili'de karâr edüp Varvar Alî Paşa'nın Turhal kal‘asından kalkdığın haber alup andan bir menzilde cânib-i şarka ılgar edüp Amâsiyye kurbunda kasaba-i Gergerân'da mülâkât-ı Varvar Alî Paşa: Bu kasabanın sene 1057 târîhinde bâlâda Erzurûm menâzillerinde tahrîr olunmuşdur. Bu kasaba sahrâsında, Varvar Alî Paşa kırk elli bin asker-i bî-pâyân ile meks edüp ol ferah-fezâyı hayme ve hargâh zeyn etmiş. Hakîr kanûn üzre ibtidâ kethüdâsına varup mülâkât olup bize vesîle olarak paşanın otâğ-ı nüh-tâkına götürdü. Ne otâk, gûyâ bir serâperde-i Süleymânî'dir kim cânib-i erba‘asın niçe bin çatal fitilli sekban ve sarıca akrebleri kat-ender-kat otâğı ihâta edüp pür-silâh âmâde durur. Hakîr içeri girüp paşaya yakın vardıkda tîrkeş ve kılıcım taşlayup seke seke huzûruna varup zemîn bûs edüp mektûb-ı muhabbet-üslûbları destine verüp "Defter[dâr]zâde Mehemmed Paşa oğlunuz, huzûr-ı izzetinize selâmlar edüp bu mektûbu gönderdi", dedikde "Safâ geldin yiğit, hoş geldin" dedikde yine dâmen bûs edüp "otur" dediler. Hakîr hemân 362a celse-i hafîfe edince yüzüme nazar edüp "Bre sen Hâfız Evliyâ Çelebi değil misin ki, Ayasofya Câmi‘inde leyle-i kadrde hıfzen sekiz sâ‘atde hatm-i şerîf edüp merhûm Sultân Murâd aleyhi'r-rahmeti ve'l-gufrân seni Harem-i hâssaya alup kilârlı etmedi mi" deyice Hakîr "Belî Sultânım! Sultân Murâd Hân'ın çerâğ-ı efrûhtesiyim" dedim. "Şimdi sen paşa oğlumun ne hizmetindesin". "Vallahi Erzurûm'a giderken mü’ezzinbaşısı idim. Erzurûm'da gümrük kâtibliği ihsân eyledi ve üç kerre Acem diyârına gönderdi ve hâlâ şimdi imâmeti hizmetinde muk[te]dâ-yı nâs ve muhâsibi ve enîsi ve hem-celîsiyiz. Zîrâ âlem-i sabâvetden berü merhûm pederleri zamânından beri bir yerde hâsıl olduğumuzdan mahrem-i râz olduğumuz içün hakîri sultânıma gönderdi". "Safâ geldin, hoş geldin". Cümle iç ağalarına kiş kiş deyüp paşa ve hakîr tek ü tenhâ kalup eydür: "Şimdi paşa oğlumu ne mahalde bırakdın", "Sultânım! Engürü'nün şimâl tarafında, iki konak ötede Istanoz kal‘asında bırakdım. Andan cenâb-ı şerîfinizi kollayarak Kankırı taraflarına gitmek üzredir. Zîrâ ol mahal, ganîmet yerlerdir ve şiddet-i şitâ def‘ olup mevsim-i bahârdır, sultânımın ol câniblere gelmenize muntazırdır ve bu mektûbun sultânımdan netîce-i haberin ister. Hemân inşâallah sabâh bu kulunuz yine mektûb-ı dürerbârlarınız ile giderim. Mektûblara nazar olunsun" deyü hatm-i kelâm etdükde "Tiz dîvân efendisi Halîl Efendi'yi çağırın" dedikde Halîl Efendi hâzır olup mektûbu mahfîce tilâvet edüp cümle hâtır-nişân etdükde "Bre Evliyâ Çelebi! Ne çok askeriniz var, ya Engürü kal‘asına niçe kapanmadınız. Hayfa, dirîğ, işte bir iş ederdiniz kim devr-i kıyâmete dek kılıcınız arşa aşup ol zamân İslâmbol keferelerinden intikâm alınırdı. Olmaya, illâ hayr. Hele çok askeriniz var imiş" deyü sürûrundan kalkup otak içre reftâr ederken hakîre yüz altun ve bir mercân tesbîh ve koynundan bir mücevher sâ‘at ihsân edüp hazînedâra "Müsâfirindir, bir hoş ikrâm edüp bir kat esbâb ver" deyü tenbîh etdi. Ol sâ‘at hakîre bir kat libâs-ı fâhire ve bir semmûr kafası kürk-i fâhire verüp mihmân olduk. Ol gün konakçı tarafından haber gelüp Köprülü Mehemmed Paşa ve yedi beğlerbeği Osmâncık cisrini ve Sarmaşıklıkayabeli'ni alup meterisler kazup yalçın kayalar üzre azîm taşlar yığmışlar. Ol tarafdan kuş uçmak ihtimâli yokdur. Ve Amasiyye paşası Hüseyin Paşa Direklibel'i sedd edüp kurâlardan cümle re‘âyâ vü berâyâyı kaldırmış ve bir habbe ve cübbeli âdem bulunmak ihtimâli yokdur. Cümle sarp dağlara ve mağaralara ve kılâ‘lara kapanmışlar, deyü konakçıdan haber gelince Varvar Alî Paşa atf-ı ınânı Kızılırmak geçidine mün‘atıf eyleyüp tuğlar gitdi. Kasaba-i Gergerân'dan 7 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 361b–362a ·
metinde göster ·
… llah Mısrî imâmı var. Yedi sâ‘atde Hazret-i Furkân-ı mecîdi bilâ-ifrât u tefrît
hatm-i şerîf
ederdi. Ve orta kulle ve cebehâne kullesi ve gılâl anbarları ve yiğirmi aded ne …
İmârât-ı derûn-ı kal‘a : 118b Evvelâ kal‘a kapusu üzre müfîd [ü] muhtasar Yıldırım Hân'ın bir tahta minâreli küçük câmi‘i vardır, fevkânîdir. Yüz yigirmi sinne bâliğ bir mübârek hâl sâhibi mü’ezzini var. Ve bir serî‘ hamele-i Kur’ân-ı azîm hâfız-ı Kelâmullah Mısrî imâmı var. Yedi sâ‘atde Hazret-i Furkân-ı mecîdi bilâ-ifrât u tefrît hatm-i şerîf ederdi. Ve orta kulle ve cebehâne kullesi ve gılâl anbarları ve yiğirmi aded neferât hâneleri var. Dizdârı u imâm ve mü’ezzinânı ve niçe neferâtları ve topçuları vardır. Ve sağîr ü kebîr kırk pâre şâhî ve zarbzen ve kolomborna şayka ve saçma topları vardır. Ammâ balyemez topları yokdur. Ekseriyyâ topları Tuna'ya nâzırdır. Bir kaç şâhâne topları kara tarafında handak kenarında paşa sarâyına nâzırdır. Zîrâ vüzerâların sarâyı kal‘a önünde Tuna kenarına vâkı‘ olmuşdur. Bu kal‘anın her gice dîdebânları "Allah yekdir yek" deyü nigehbânlık edüp nevbet beklerler. Zîrâ şiddet-i şitâ olup Tuna donduğu zamân karşu Tuna aşrısı Eflâk kâfiristânı olmağıla gâyet serhad olup ziyâdesiyle havf olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 118a–118b ·
metinde göster ·
… lerin içinden on altı âdem, ammâ her birisiyçün Hazret-i Peygamber rûhuna birer
hatm-i şerîf
oku." dedikde,
Paşa eyitdi: "Allah bilür vâkı‘da eyle gördüm. Var imdi Evliyâ'm şu vâcibü'l-katllerin içinden on altı âdem, ammâ her birisiyçün Hazret-i Peygamber rûhuna birer hatm-i şerîf oku." dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 272a ·
metinde göster ·
… yyendir, hisâbın Cenâb-ı Bârî bilir, ammâ ziyâret edüp bu âsî yüzümüz sürüp bir
hatm-i şerîf
yâhûd bir Yâsîn-i şerîf yahûd Fâtiha-i şerîf hedâyâ ile varup Arapça hadîs-i …
Evvelâ Hazret-i Selmân-ı Pâk, berberlerin pîridir. Yılda bir kerre yüz bin âdem cem‘ olup azîm teferrücler olur, azîm âsitânedir. Andan Hazret-i Meryem binti Umrân radî, andan makâm-ı Ûc. Ve bu cânibde niçe yüz ziyâretler vardır ammâ ziyâret etdiğimiz bunlardır ve bu Bağdâd burc-ı evliyâdır ancak Aşere-i Mübeşşere'den gayrı bu hâkde niçe kerre sadlek kibâr-ı evliyâullah vardır. Ba‘zısı çöl ü çölistânda ve arslan u kaplan u bülbülistânda medfûn olduklarından ziyâretleri mümkin değildir, ammâ hâmûn-ı Kerbelâ ve deşt-i Necef pür melâmetler ile müzeyyendir, hisâbın Cenâb-ı Bârî bilir, ammâ ziyâret edüp bu âsî yüzümüz sürüp bir hatm-i şerîf yâhûd bir Yâsîn-i şerîf yahûd Fâtiha-i şerîf hedâyâ ile varup Arapça hadîs-i şerîfine imtisâlen ziyâret edüp ervâh-ı şerîflerinden istimdâd taleb etdiğimiz bu tahrîr etdiğimiz ziyâretlerdir. Himmetleri hâzır u nâzır ola. Rahmetullahi aleyhim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 347a ·
metinde göster ·
… kîm-meşreb hâzık ebe kadınlar hâzır olup hamd-i Hudâ ol leyle-i mübârekede kırk
hatm-i şerîf
ve kırk bin salavât-ı şerîfe tilâvet olunurken Hallâk-ı âlem Allâh Kaya'dan nâk …
Hikmet " Arapça nass-ı kâtı‘ı üzre Melek Ahmed Paşa efendimizin bu vâkı‘a vâki‘inden yigirmi altıncı gün ki sene (---) târîhinin mâh-ı (---) günü Kaya Sultân'ın ayı ve günü tamâm olup vaz‘-ı haml mahallinde cümle sultânlar ve hemşîreleri ve cemî‘i musâhibeler ve cümle iş görmüş bulalar ve hekîm-meşreb hâzık ebe kadınlar hâzır olup hamd-i Hudâ ol leyle-i mübârekede kırk hatm-i şerîf ve kırk bin salavât-ı şerîfe tilâvet olunurken Hallâk-ı âlem Allâh Kaya'dan nâka-i Sâlihi çıkarır gibi Kaya Sultân'dan dahi bir ciğer köşe duhter-i pâkîze-ahter müştak olup ol gece sabâha dak Eyyûb Sultân yalısında ve şehrinde surûr [u] şâdumânlar olup sabâha dak Paşa on kîse mâl tasadduk etdi. Ve kırk kîse mâl Kaya Sultân tasadduk edüp beş yüz âdem kisve-i gûnâ-gûnlar ile mülebbes olup her biri hayır du‘â hidmetinde oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 77b ·
metinde göster ·
… sarâyına götürdüler. Hakîr Kaya Sultân türbesinde yedi gün yedi gece kalup beş
hatm-i şerîf
edüp cümle ziyârete gelen sultânlardan yedi günde yedi yüz kırk altun ve yigirm …
Cümle vüzerâlar Paşa'yı alup sarâyına götürdüler. Hakîr Kaya Sultân türbesinde yedi gün yedi gece kalup beş hatm-i şerîf edüp cümle ziyârete gelen sultânlardan yedi günde yedi yüz kırk altun ve yigirmi bin çil ceb akçesi ve yedi şemmâme amber ve altı vukıyye ûd peydâ edüp hayır du‘â ederdim, ammâ yine her gün beş vakitde Melek Ahmed Paşa gelüp evkât-ı hamsede birer hatm-i şerîf tilâvet etdirüp, girîv [ü] feryâdlar edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 78b ·
metinde göster ·
… dim, ammâ yine her gün beş vakitde Melek Ahmed Paşa gelüp evkât-ı hamsede birer
hatm-i şerîf
tilâvet etdirüp, girîv [ü] feryâdlar edüp,
Cümle vüzerâlar Paşa'yı alup sarâyına götürdüler. Hakîr Kaya Sultân türbesinde yedi gün yedi gece kalup beş hatm-i şerîf edüp cümle ziyârete gelen sultânlardan yedi günde yedi yüz kırk altun ve yigirmi bin çil ceb akçesi ve yedi şemmâme amber ve altı vukıyye ûd peydâ edüp hayır du‘â ederdim, ammâ yine her gün beş vakitde Melek Ahmed Paşa gelüp evkât-ı hamsede birer hatm-i şerîf tilâvet etdirüp, girîv [ü] feryâdlar edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 78b ·
metinde göster ·
… yedi gün yedi gece bu hakîr üç yüz aded merd-i fakîr ile rûz [u] şeb yigirmişer
hatm-i şerîf
tilâvet olunurdu. Rahmetullâhi aleyhi rahmeten vâsi‘a.
"Biz bu vezîri ey âdem biliriz. Allâh rahmet eyleye ve yine Hak rahmet ede" deyince kırk elli bin âdem "Allâh rahmet eyleye" deyü feryâd edüp cenâze-i Melek'i bu felekde tâbût ile götürü[r]ken elli altmış aded mü’ezzinânları ve bu kadar fukarâları, hakîr cem‘ edüp tevhîd [ü] tezkîr ile ve savt-ı hoş elhân ile Bilâlîler "Muhammedün habîbullâh hakkâ" diyerek Bâğçekapusu iskelesinde kayığa koyup belki bin pâre kayık ile niçe bin aded vüzerâ ve muhibbân ve dostân u âşıkânlar Ebû [Eyyûb-ı] Ensârî kapusunda Fâtıma Sultân yalısı önünden ubûr ederek Ebâ Eyyûb-ı Ensârî aleyhi rahmetü'l-bârî civârında Kaya Sultân merhûme yalısı civârında vasıyyetleri üzre üstâdı Kiçi Mehemmed Efendi hazretlerinin hâk-i pâyinde bilâ-alâmet, ya‘nî kubâbsız defn edüp üzerine çadırlar kurup kâmil yedi gün yedi gece bu hakîr üç yüz aded merd-i fakîr ile rûz [u] şeb yigirmişer hatm-i şerîf tilâvet olunurdu. Rahmetullâhi aleyhi rahmeten vâsi‘a.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 45b ·
metinde göster ·
… râ’ati üzre mahall-i vakflara ve secâvend ve imâle ve işâretlere ri‘âyet ederek
hatm-i şerîf
ederdim. Ve her leyle-i Cum‘a'da birer hatm-i şerîfim ta‘yîn olmuşdu.
ile me’mûr olup Hafs kırâ’ati üzre mahall-i vakflara ve secâvend ve imâle ve işâretlere ri‘âyet ederek hatm-i şerîf ederdim. Ve her leyle-i Cum‘a'da birer hatm-i şerîfim ta‘yîn olmuşdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 47b ·
metinde göster ·
… niçe yüz hatm-i şerîflerim leyle-i Cum‘a'da Melek Ahmed Paşa merhûmun huzûrunda
hatm-i şerîf
ederdim, zîr[â] anlar da harem-i hâsda iken üstâdımız Evliyâ Efendi'den anlar d …
Hamd-i Hudâ hâlâ âlem-i sabâvetden berü eğer sefer ve hazarda terk etmeyüp niçe yüz hatm-i şerîflerim leyle-i Cum‘a'da Melek Ahmed Paşa merhûmun huzûrunda hatm-i şerîf ederdim, zîr[â] anlar da harem-i hâsda iken üstâdımız Evliyâ Efendi'den anlar dahi tilâvet edüp hıfzan bir kerre hatm-i şerîf etmişler idi, ammâ İbn Kesîr kırâ’ati okumamışlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 47b ·
metinde göster ·
… hâsda iken üstâdımız Evliyâ Efendi'den anlar dahi tilâvet edüp hıfzan bir kerre
hatm-i şerîf
etmişler idi, ammâ İbn Kesîr kırâ’ati okumamışlardı.
Hamd-i Hudâ hâlâ âlem-i sabâvetden berü eğer sefer ve hazarda terk etmeyüp niçe yüz hatm-i şerîflerim leyle-i Cum‘a'da Melek Ahmed Paşa merhûmun huzûrunda hatm-i şerîf ederdim, zîr[â] anlar da harem-i hâsda iken üstâdımız Evliyâ Efendi'den anlar dahi tilâvet edüp hıfzan bir kerre hatm-i şerîf etmişler idi, ammâ İbn Kesîr kırâ’ati okumamışlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 47b ·
metinde göster ·
Meselâ bir zırhı bin salavâta ve bir kılıcı elli bin salavâta ve bir semmûr kürkü bir hatm-i şerîfe ve bir mercân tesbîhi iki bin salavâta ve bir mücevher tüfengi bir hatm-i şerîfe bey‘ edüp herkes aldığı metâ‘ı salavâtı ve hatm-i şerîf der-uhdeleriyle hazînebaşı tahrîr edüp iç alay çavuşları dellâllık edüp leyle-i isneynde ve leyle-i Cum‘ada der-uhdelerin getirüp tilâvet ederler. Ve ol geceler gûyâ leyle-i Kadr olup mümessek Şâm fısdıklı ve bâdemli helvâlar ve hoşâblar tenâvül olunup du‘â vü senâlar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 48b ·
metinde göster ·
… ustafâ Dede kırk üç yıldır kim gündüz sâ’im ve gece kâ’im olup otuz yıldan berü
hatm-i şerîf
ile kazâya kalan 55a namâzların ve teheccüd ve işrâk ve salât-ı ebvâbîn ve se …
Ve bunda konağımız sâhibi olan İmâm Şa‘bân Efendi ve Mustafâ Dede kırk üç yıldır kim gündüz sâ’im ve gece kâ’im olup otuz yıldan berü hatm-i şerîf ile kazâya kalan 55a namâzların ve teheccüd ve işrâk ve salât-ı ebvâbîn ve secde-i şükre müdâvemet edüp aslâ bir kimesne ile hem-sohbet olup bir kimesnenin ta‘âmların yemezler ve zî-rûh kısmından dahi bir şey tenâvül etmezler ve aslâ harâm esvâb geymezler. Ve kârları koyun yününden beyâz şeyh abâsı dokuyup kifâf-ı nefs edinüp halkdan münzevî iki nefer sulehâ-yı ümmetden âdemlerdir deyü hüsn-i hâl [ü] salâh-ı ahvâllerine cümle ehl-i beled şehâdet edüp hamd-i İlâh hânelerine konup ni‘metlerin tenâvül edüp du‘â-yı hayrlarıyla behre-mend olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 54b–55a ·
metinde göster ·
… inde medfûndur kim câmi‘inde ve kubbe-i pür-envârı içinde üç vakitde eczâhânlar
hatm-i şerîf
tilâvet ederler. Ziyâretgâh-ı erbâb-ı dilândır.
Evvelâ Küçük Çârsû'da Bâyezîd Beğ câmi‘i hazîresinde merhûm u mağfûrun leh sa‘îd ü şehîd Gâzî Bâyezîd Beğ: Bir kârgîr binâ ve bir kurşum örtülü kubbe-i ra‘nâ içinde medfûndur kim câmi‘inde ve kubbe-i pür-envârı içinde üç vakitde eczâhânlar hatm-i şerîf tilâvet ederler. Ziyâretgâh-ı erbâb-ı dilândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 60b ·
metinde göster ·
… ım. Ve niçe yüz tobra toprak taşıdım. Ve iki buçuk yılda her Cum‘a gecesi birer
hatm-i şerîf
endirmeği kesmeyüp şeb [ü] rûz müdâvemet ederdim. Ve her ne yerde bir top gülle …
Ve dahi niçe gûne sa‘y-ı kûşiş-i mücâhedelerim çokdur. Hudâ-yı Bîçûn riyâya yazmaya. Üç binden mütecâviz ok atdım ve iki buç[uk] yıl kurşum atdım. Ve niçe yüz tobra toprak taşıdım. Ve iki buçuk yılda her Cum‘a gecesi birer hatm-i şerîf endirmeği kesmeyüp şeb [ü] rûz müdâvemet ederdim. Ve her ne yerde bir top güllesi bulsam yabandan taşıyup toplar dibine getirirdim. Hak te‘âlâ kabûl-ı dergâh ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 293a ·
metinde göster ·
… olup niçe sene sâkin olduğu hücresinde biz de sâkin olup pederimiz rûhiyçün bir
hatm-i şerîf
tilâvet edüp rûy-ı dîvâra yazduğu hatları ve niçe âsârların ve Yûsuf Beğ'de ola …
Karye-i Mikat: Bir bayır dibinde bâğlı ve bâğçeli ve bir câmi‘li ve bir müferrih fezâ-yı lâlezârlı karyedir. Ve ma‘mûr sarây-ı azîm çiftliği var kim Sinân Paşazâde Yûsuf Beğ efendimizle kâmil bir hafta bu karye-i merâmda murâd [u] merâmımız üzre cân sohbetleri edüp yetmiş sene mukaddem pederimiz merhûm bizim gibi seyâhatle ol dahi bu köye gelüp bu hânedânda mihmân olup niçe sene sâkin olduğu hücresinde biz de sâkin olup pederimiz rûhiyçün bir hatm-i şerîf tilâvet edüp rûy-ı dîvâra yazduğu hatları ve niçe âsârların ve Yûsuf Beğ'de olan yazduğu kitâbları cümle temâşâ edüp hatm-i şerîfin savâbın pederimizin ve Gâzî Sinân Paşa'nın rûh-ı şerîflerine hibe edüp andan beğ ile vedâ‘laşup andan kıble tarafına bir öz içre gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 360b ·
metinde göster ·
Ve Şeyh Tabak Efendi karîbü'l-ahd ulemâ-yı zâhirden müfessir ve muhaddis ulu sultân idi. Du‘â-yı hayrların almış idik. Şimdi dâr-ı bâkîde bulduk ve rûh-ı şerîfleri içün bir hatm-i şerîf tilâvet edüp cümle sükkân-ı karâfe-i Ayntâbiyân'ın rûhâniyyetlerinden istimdâd taleb edüp hayâtda olanlarla müşerref olup on gün on gece Ayntâb'da zevk [u] safâlar edüp a‘yân-ı kibârlarından Felek Efendi ve Boşnak Ahmed Ağa ve dizdâr ve serdâr ve Musulluoğlu ve Hacı Ağa ve Şeyh Ramazân Efendi ile vedâlaşup ve refîkler alup Ayntâb'dan kıble cânibine,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y165b ·
metinde göster ·
Ziyâretgâh-ı Lâtikıyye: Şehrin yıldız cânibinde nîm sâ‘at ba‘îd leb-i deryâya karîb Hazret-i Risâlet-penâh'ın ammetesi Hazret-i Mes‘ûd ibn Ümmühânî vâlideleri künyeti ile meşhûrlardır. Râvî-i hadîsdir ve bir kubbe-i pür-envârın içinde medfûnlardır. Radıyallâhu anh. Şehirde bir hatm-i şerîf tilâvet edüp kabr-i şerîflerine yüz sürdükde hatm-i şerîf eyleyüp âşinâlık kesbetdik ve savâbın rûh-ı şerîflerine hibe eyleyüp rûhâniyyetlerinden istimdâd taleb etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y178b ·
metinde göster ·
Ziyâretgâh-ı Lâtikıyye: Şehrin yıldız cânibinde nîm sâ‘at ba‘îd leb-i deryâya karîb Hazret-i Risâlet-penâh'ın ammetesi Hazret-i Mes‘ûd ibn Ümmühânî vâlideleri künyeti ile meşhûrlardır. Râvî-i hadîsdir ve bir kubbe-i pür-envârın içinde medfûnlardır. Radıyallâhu anh. Şehirde bir hatm-i şerîf tilâvet edüp kabr-i şerîflerine yüz sürdükde hatm-i şerîf eyleyüp âşinâlık kesbetdik ve savâbın rûh-ı şerîflerine hibe eyleyüp rûhâniyyetlerinden istimdâd taleb etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y178b ·
metinde göster ·
… lerine hibe edüp şefâ‘atlerin ricâ etdim. Ve Mısır seyâhati müyesser olursa bir
hatm-i şerîf
tilâvet etmeğe ta‘ahhüd etdim.
Hakîre ilhâm olup bildim "Mısır seyâhati bu za‘îfe müyesser olur" deyüp derûnum şehâdet etdi. Ol sâ‘at bir Yâsîn-i şerîf tilâvet edüp rûh-ı şerîflerine hibe edüp şefâ‘atlerin ricâ etdim. Ve Mısır seyâhati müyesser olursa bir hatm-i şerîf tilâvet etmeğe ta‘ahhüd etdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y230b ·
metinde göster ·
… 58 târîhinde hakîrin sâkin olduğu hücreyi kitâbhâne etmiş. Bu hücremizde üç yüz
hatm-i şerîf
tilâvet etmişdik. Hamd-i Hudâ yine varup der [ü] dîvârda hatlarımız görmek müye …
Ve iç ağaları ve paşa içün bir hammâm-ı latîfi var kim ve mine'l-acâyib bir ferah-fezâ hammâm-ı cânfezâdır. Kapusu önünde şeyh Reyhân hazretleri medfûndur. Ammâ mukaddemâ harem odaları olan binâ-yı atîkleri Köpürlüzâde Ahmed Paşa sene (---) târîhinde müceddeden bir tarh-ı nazîf ve bir tarz-ı zarîf kâ‘a ve havz u şâzrevânlar ve müte‘addid kâşî hücreler ve gûnâ-gûn maksûre-i münakkaşlar etmiş kim gûyâ sarây-ı şâm henüz cennet-meşâm olmuş. Ammâ sene 1058 târîhinde hakîrin sâkin olduğu hücreyi kitâbhâne etmiş. Bu hücremizde üç yüz hatm-i şerîf tilâvet etmişdik. Hamd-i Hudâ yine varup der [ü] dîvârda hatlarımız görmek müyesser oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y249a ·
metinde göster ·
Ve şehrin cânib-i şimâlîsinde bâğlar içinde sultân-ı âşıkân kutbü'l-aktâbi'z-zamân Hazret-i şeyh Arslan. Bir ulu âsitânesi ve firâvân fukarâları ve imâreti ve câmi‘i vardır. Hattâ leyle-i mubârekelerde şâm esvâkı içre bir asfarü'l-levn bir azîm arslan sûretinde gezdüğün niçe kimesneler müşâhede etmişlerdir. Hattâ bu âsitânede şeyh Bekkâr ile olan sergüzeştimiz ki, bâlâda tahrîr olunmuşdur, andan sonra bu şeyh Arslan rûh-ı şerîfiyçün bir hatm-i şerîf tilâvet edüp savâbın rûh-ı pür-fütûhlarına hibe eyledim. Kuddise sırruh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y255a ·
metinde göster ·
Ve leyle-i arefede bu kubbe-i nûr-ı billûrun cânib-i erba‘asın niçe bin kanâdîller ile tezyîn edüp nûr iken nûrun alâ-nûr olup gûyâ bir kubbe-i fânûs olur. Ol gece niçe bin huffâz-ı Kur’ân anda hatm-i şerîf tilâvet ederler. Ba‘zı fukarâlara tasadduk edüp hukûk-ı vâlideyn içün hatm-i şerîf tilâvet etdirmek gerek.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y319a ·
metinde göster ·
Ve leyle-i arefede bu kubbe-i nûr-ı billûrun cânib-i erba‘asın niçe bin kanâdîller ile tezyîn edüp nûr iken nûrun alâ-nûr olup gûyâ bir kubbe-i fânûs olur. Ol gece niçe bin huffâz-ı Kur’ân anda hatm-i şerîf tilâvet ederler. Ba‘zı fukarâlara tasadduk edüp hukûk-ı vâlideyn içün hatm-i şerîf tilâvet etdirmek gerek.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y319a ·
metinde göster ·
… erâkid-i kibâr-ı evliyâullâhı ziyâret edüp meşhed-i İmâm Hasan'da bir günde yüz
hatm-i şerîf
tilâvet etdirüp cemî‘i ervâh-ı evliyâ ve enbiyâdan istimdâd taleb edüp tokuz ay …
Andan cemî‘i merâkid-i kibâr-ı evliyâullâhı ziyâret edüp meşhed-i İmâm Hasan'da bir günde yüz hatm-i şerîf tilâvet etdirüp cemî‘i ervâh-ı evliyâ ve enbiyâdan istimdâd taleb edüp tokuz aydan sonra Mısır'dan Âdiliyye'ye bir alay-ı azîm ile çıkup anda dahi cümle a‘yân-ı dîvân-ı Mısır'a bir ziyâfet-i âlî edüp sağ eline Kemâl Paşazâde'yi alup ve sol eline vezîr-i mükerrem Hayre Beğ Paşa'yı alup birbiriyle öpüşdürüp dünyâ ve âhiret karındaş edüp;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y74b ·
metinde göster ·
tilâvet olunur. Herkes vâlideyni ve üstâdı ve velî-i ni‘amı rûhiyçün bir hatm-i …
Ve rûz-merre binden mütecâviz hatm-i şerîf tilâvet olunur. Herkes vâlideyni ve üstâdı ve velî-i ni‘amı rûhiyçün bir hatm-i şerîf tilâvet etdirmek murâd edince otuz para nargı [narhı] vardır. Dahi ziyâde verirsen kesesiyle gasben alırlar. Ve yedi sâ‘atde bir âdem P 191a bir hatm-i şerîf tilâvet eder, cârî hâfızlar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y91a ·
metinde göster ·
… şerîf tilâvet olunur. Herkes vâlideyni ve üstâdı ve velî-i ni‘amı rûhiyçün bir
hatm-i şerîf
tilâvet etdirmek murâd edince otuz para nargı [narhı] vardır. Dahi ziyâde verir …
Ve rûz-merre binden mütecâviz hatm-i şerîf tilâvet olunur. Herkes vâlideyni ve üstâdı ve velî-i ni‘amı rûhiyçün bir hatm-i şerîf tilâvet etdirmek murâd edince otuz para nargı [narhı] vardır. Dahi ziyâde verirsen kesesiyle gasben alırlar. Ve yedi sâ‘atde bir âdem P 191a bir hatm-i şerîf tilâvet eder, cârî hâfızlar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y91a ·
metinde göster ·
… ziyâde verirsen kesesiyle gasben alırlar. Ve yedi sâ‘atde bir âdem P 191a bir
hatm-i şerîf
tilâvet eder, cârî hâfızlar vardır.
Ve rûz-merre binden mütecâviz hatm-i şerîf tilâvet olunur. Herkes vâlideyni ve üstâdı ve velî-i ni‘amı rûhiyçün bir hatm-i şerîf tilâvet etdirmek murâd edince otuz para nargı [narhı] vardır. Dahi ziyâde verirsen kesesiyle gasben alırlar. Ve yedi sâ‘atde bir âdem P 191a bir hatm-i şerîf tilâvet eder, cârî hâfızlar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y91a ·
metinde göster ·
… esi beş altı bin fukarâ ve zu‘afâ cem‘ olup sabâha dak ihyâ edüp iki yüz üç yüz
hatm-i şerîf
tilâvet olunur. Başka bir mahalledir. Cümle fukarâ-yı Şâfi‘îlerdir. Vakfullâhın …
Gâyet ulu âsitânedir. Her sebt gecesi beş altı bin fukarâ ve zu‘afâ cem‘ olup sabâha dak ihyâ edüp iki yüz üç yüz hatm-i şerîf tilâvet olunur. Başka bir mahalledir. Cümle fukarâ-yı Şâfi‘îlerdir. Vakfullâhından fukarâlarına ni‘metleri mebzûldür. Ve mevlûd-ı Şâfi‘îde on bin âdem me’kûlât [u] meşrûbâtları ile varup ihyâ ederler kim ol gece ervâh-ı Resûl-i Ekrem anda hâzırdır, derler. Ve ana karîb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y108b ·
metinde göster ·