… ların mâbeynlerin fasl edüp giderler. Ammâ yine Gülâbî Ağa sipâhın yanından bir
hatve
ba‘îd olmayup ricâ ve minnet etmede.
"Bire var âdem, bizi kendi hâlimize koy. Biz senin dediğin âdem değiliz" deyü niçe gûne elfâz-ı yâve ve niçe kerre şütûm-ı dilâzârlıklar eder, yine Gülâbî Ağa sipâhın eteğin elinden komayınca sipâh Gülâbî Ağa'ya bir pergâr çevirüp bir kaç yerde başın mecrûh edüp semmûr kürkün pâre pâre eder. Cemâ‘at-i kebîrenin bir haylisi bunların mâbeynlerin fasl edüp giderler. Ammâ yine Gülâbî Ağa sipâhın yanından bir hatve ba‘îd olmayup ricâ ve minnet etmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 37b ·
metinde göster ·
Cemî‘i mühendisînler şekl-i müselles olan İslâmbol'un ortası sâ‘at ve
hatve
ve zirâ‘ hisâbınca bu Şehzâde câmi‘i zemînidir kim bir düz vâsi‘ sahrâya vâkı‘ …
Cemî‘i mühendisînler şekl-i müselles olan İslâmbol'un ortası sâ‘at ve hatve ve zirâ‘ hisâbınca bu Şehzâde câmi‘i zemînidir kim bir düz vâsi‘ sahrâya vâkı‘ olmuşdur, püşte üzre değildir. Altıncı câmi‘-i selâtîndir. Ammâ bu dahi Süleymân Hân'ın binâsıdır kim ciğer-kûşesi olan şehzâde-i cüvân-bahtı Şehzâd Mehemmed'e gâyet mahabbet edüp cümle seferlerde bir ân yanlarından münfek olmazdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 46b ·
metinde göster ·
… letinde bu Nahşivân ol kadar ma‘mûr [u] âbâdân imiş kim deşt [u] sahrâsında bir
hatve
arz-ı hâliye yok imiş. Ba‘dehû sene 691 târihinde Moğol tâ’ifesi 295a tama‘a …
Evsâf-ı kal‘a-i Nahşivân-ı nakş-ı cihân : Hakkâ ki cihânın nakş-ı bukalemûnî şehirdir. Ba‘zılar Nahçivân ba‘zılar Nahışvân derler. İrân-ı zemîn diyârı şehirlerinin âb-ı rûyıdır. Hâlâ Azerbaycân-ı evcân hudûdunda başka hânlıkdır kim hânı iki bin askere mâlikdir. İhtimâdevlesi ve kelenteri ve münşîsi ve darûgası ve dizçöken ağası ve çiğyeyen akası vardır kim bu esnâfların hükûmetde alâkaları vardır. Kadısı ve şeyhülislâmı dahi vardır. Bu şehri zamân-ı kadîmde Şâh Efrâsiyâb binâ etmişdir kim ecdâdlarının medfûn olduğu kıbâblar nümâyândır. Anların zamân-ı devletinde bu Nahşivân ol kadar ma‘mûr [u] âbâdân imiş kim deşt [u] sahrâsında bir hatve arz-ı hâliye yok imiş. Ba‘dehû sene 691 târihinde Moğol tâ’ifesi 295a tama‘a düşüp yer götürmez asker ile gelüp bu şehr-i imâristân-ı nakş-ı cihânın nakşın bozup hârâb [u] yebâb etdi ve kal‘asın münhedim edüp türâb etdi. Ba‘dehû Şâh İsmâ’il gelüp imâr etdi. {Ba‘dehû sene 912 târihinde Mehemmed Hân-ı Sâlis asrında şâh-ı güm-râh tarafından Zülfikâr Hân gelüp Nahşivân'e istilâ eyledi} Ba‘dehû sene (---) târîhinde Murâd Hân-ı Râbi‘ askeri gelüp Tabanıyassı Mehemmed Paşa feth etdi. Ahvâl-i kâr-ı dünyâ böyle ola gelmişdir. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 294b–295a ·
metinde göster ·
etdi. Hâlâ esâs-ı kadîmleri zâhir ü bâhirdir. Ve üç yüz kulle ve üç bin beden v …
Eşkâl-i kal‘a-i Tebrîz: Cirmi kâmil altı bin hatve etdi. Hâlâ esâs-ı kadîmleri zâhir ü bâhirdir. Ve üç yüz kulle ve üç bin beden ve altı kapu etdi. Evvelâ Derveze-i Ûcân ve Bâb-ı Ber-servân ve Derveze-i Serzûd ve Bâb-ı Şâm-ı Gazan ve Bâb-ı Serâv ve Bâb-ı Tebrîz. Bu mezkûr kapuların her birinde beşer yüz dîdebân keşik bekl[ey]üp şeb [u] rûz nigehbânlık ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 298a ·
metinde göster ·
… e mahbûbesi dilcûy, şehri-i müşk-bûydur. Bu şehr-i azîmin devri kâmil on üç bin
hatve
ile, gulâmlarımız adımlamışdır. Murâd-ı Gâzî harâb idelden berü henüz âbâdân ol …
Evsâf-ı kal‘a-i Hoy-ı dilcûy: (ve) Şehr-i hûb-hûydır ve Menend'e mânend şehr-i İrem'dir, Azerbaycân hâkinde başka sultânlıkdır kim bin mikdârı nökere mâlikdir. Kadı ve müftî ve nakîbi ve münşî ve kelenter darûgası ve korucusu ve diz çökenleri ve mihmândârları vardır. Ve bu şehr-i Hoy-ı hûb, Menend'in cânib-i garbı tarafındadır ve mâbeynehümâsı on fersah yerdir. Kal‘ası bir düz sahrâda vâkı‘ olmuş şekl-i murabba‘ seng-binâ kal‘a-i zîbâdır. Dâiren-mâdâr cirmi yedi bin adımdır. Cânib-i erba‘asında handakı ol kadar amîk değildir. İki dervezesi var, biri cânib-i cenûba Bâb-ı Tebrîz, biri cânib-i garba Bâb-ı Menend. İçinde yüz aded hâne ve bir câmi‘i var. Bânî-i kal‘a Ferhâd Paşa'dır. Ammâ şehr-i kadîminin bânîsi Şah Haydar-ı Kerrârdır. Niçe kerre harâb u âbâdân olmuşdur. Taşra şehri yedi bin hâk-ı amber-i pâk ile mestûr hâne-i pür-nûrlardır. Ve cümle yetmiş mihrâb ve on bir cum‘adır ve iki hammâm ve yedi hân ve bin aded esvâk-ı sultân ve cânib-i erba‘ası bâğ u bostân ile müzeyyen bir hûb-huy ve mahbûb ve mahbûbesi dilcûy, şehri-i müşk-bûydur. Bu şehr-i azîmin devri kâmil on üç bin hatve ile, gulâmlarımız adımlamışdır. Murâd-ı Gâzî harâb idelden berü henüz âbâdân olmadadır. Ve cümle sahrâsında mahsûlâtı dânedâr pirinci hâsıl olduğundan hevâsı harârete mâ’ildir ve pembesi ve âbdâr engûrü olur. Ve nehri Kûh-ı Selmâs'dan cem‘ olup nehr-i Araz'a rîzân olur. Bâğistân, bûsitân [u] gülistânı meşhûrdur. Ve müsmirrâtından 307b memdûhî peygamber emrûdu, şîrîn ve âbdâr-ı hoş-hordur kim nazîri yokdur. Ve âb [u] hevâsının letâfetinden cümle halkının reng-i rûyları gâyet beyâzdır. Ve mahbûb u mahbûbesine hadd [ü] hasr yokdur. Ve ba‘zı müverrih âlimler bu şehre Türkistân, Avşaristân, İrânistân derler. Şehr-i kadîm ve bender-i azîmdir ve cümle nevâhîleri yüz seksen pâre avadân kend [ü] büldânları var. Ve ekseriyyâ halkı Şâfi‘î-Sünnî mezheblerdir. Şâh İsmâ‘îl bu kavmden tûl-i sakal harâcı alırmış. Hâlâ Şâh Safî'den berü mu‘âflardır. Sakalların uzadup sakal harâcı vermezler. Ve mahbûb u mahbûbesine hadd [ü] hasr yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 307a–307b ·
metinde göster ·
… skelesi olmağıla gâyet serhaddir ve kal‘ası dâ’iren-mâdâr cirmi sekiz yüz germe
hatve
adımdır. Dâhil-i kal‘ada toprak ve kireç ile mestûr üç yüz aded hâne-i ma‘mûrla …
Eşkâl-i kal‘a-i Payas: Leb-i deryâda şekl-i murabba‘ seng bînâ bir kal‘a-i ra‘nâdır. Cümle sekiz aded topları vardır ammâ bir burc-ı azîminde balyemez topları ile limanı korudur. Zîrâ Hâleb iskelesi olmağıla gâyet serhaddir ve kal‘ası dâ’iren-mâdâr cirmi sekiz yüz germe hatve adımdır. Dâhil-i kal‘ada toprak ve kireç ile mestûr üç yüz aded hâne-i ma‘mûrları var ve kal‘ası dâ’iren-mâdâr iki kat dîvârları burc [u] bârûsu gâyet metîn ü müstahkem binâ-yı kavîdir ve cânib-i şarka nâzır ikişer kat demir kanatlı kapuları ve handakı üzre ağaç cisri var ve iskele kullesi bir metîn ve müdevver kulledir. Şeb u rûz kal‘a neferâtları bu kulle üzre nigehbânlık ederler. Zirâ gümrük bu mahaldedir ve liman zamân-ı kadîmde gâyet latîf liman imiş. Mürûr-ı eyyâm ile hâlâ ol kadar me‘mûr değildir, bir âb-ı hayât göldür. Yine ba‘zı gemiler girer ammâ iri bârçe ve karavana ve burtun ve galyon gemiler girüp demir bırağıp yatmazlar. Cümle gemiler alarka lenger-endaht olup yatarlar. Sekiz rûzgârdan emîn a‘lâ demir dutar yataklı limandır ve kal‘a handakının sol tarafı kenarında bir müferrah mahkeme-i şer‘-i Resûl müntehâ dud ağacı vardır. Ve bu mahalde iki kanatlı demir kapulu kal‘a-misâl bir hân-ı azîmi var. Kapusu üzre târîhi sene 1007 târîhidir. Bu hân kapusu kal‘a kapusuna nâzırdır. Hânı gâyet mükellef ve müzeyyen ve ma‘mûr [u] âbâdân ve müte‘addid harem odaları ve ıstabl-ı anterli ve develikli ve imâret ve dârü'z-ziyâfeli ve bir harem-i vâsi‘li cemî‘i âyende vü revendegâna ârâmgâh hâne-i bî-minnetdir ve bu hâna karîb bir câmi‘-i musanna‘-i acîb var kim misli meğer İslâmbol'da Silivrikapusu dâhilinde İbrâhîm Paşa 20a câmi‘i ola. Mihrâbı ve minberi gâyet musanna‘dır. Tûlen ve arzen seksen ayakdır ve gâyet şîrîn ü müzeyyen bir câmi‘-i mahbûbdur. Hemân haremi bâğ-ı cinândan nişân verir bir mesîregâh [u] teferrücgâh yerdir. Bu şehr içre böyle bir selâtîn-misâl câmi‘-i pür-envâr olduğundan cemâ‘at-i kesîreli ibâdetgâhdır. Evvelâ harem-i ferâh-fezâsının ortasında bir havz-ı müşebbeki var, dâ’iren-mâdâr etrâfında âbdest muslukları var kim selsebîl-âsâ şeb [u] rûz cereyân edüp tecdîd-i vudû‘ olunur ve bu havzın etrâfında gûnâ-gûn turunc dırahtlarıyla ârâste olmuşdur. Her birisinin sâye-i hoş-hevâsında limon ve turunc şükûfesinin râyiha-i tayyibesinden cemâ‘at-i kesîrenin dimâğı mu‘attar olup hoş bû kesb etdikde ibâdet-i Yezdân ederler. Ve câmi‘in iki kapusu var, biri kıbleye mekşûfdur kim harem kapusudur. Üzerinde âhir mısra‘ı târîhi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 19b–20a ·
metinde göster ·
… böğürdüğünün sadâsın huccâc-ı müslimînin develeri istimâ‘ edüp ol mahalden bir
hatve
ileri gitmek ihtimâli yokdur. Ol kayalar mâbeyninde deve üstühânlarından geçilm …
{Mu‘cize-i Hazret-i Sâlih aleyhis-selâm}: Hazret-i Sâlih Semûd kavmin îmâna da‘vet etmeğe me‘mûr olup aslâ îmân kabûl etmeyüp gûnâ-gûn mu‘cizeler istediler. Niçeleri "Şu karşuki kara kayadan bize bir deve çıkar, görelim ve yanına erkek deve gelmeden hâmile kalup andan bir köçek deve tevellüd eylesin. Dişi devenin südiyle kifâflanalım. Andan sana îmân getürelim" diye böyle niçe gûne mu‘cizeler istediler. Hemân ol demde Sâlih Nebî el açup du‘â etdikde bi-emrillahi Te‘âlâ ol yalçın kızıl kaya şak olup bir nâka âşikâre olup sehel vakt içinde nâka vaz‘-ı haml edüp andan bir mahbûb köçecik tevellüd edüp kâmil otuz sene bu develer sahrâda otlayup südünü cümle Semûd kavmi 43a sağup kifâflanırlardı. Yine böyle iken "Yâ Sâlih, aceb üstâd-ı kâmil sehhâr imişsin kim şöyle kızıl kayadan bir deve çıkardın" deyü bir âdem îmâna gelmeyüp âhir dişi deveyi katl edüp du‘â-yı Sâlih Nebî ile yine kaya iki şakk olup devenin köçeği kaya içine girüp gâ’ib oldu. Hakîr Şâm râhıyla hacc-ı şerîfe gitdükde bu Nâka Kayası nâm mahalli görüp temâşâ etdik. Evc-i âsumâne kad çekmiş bir kızıl kayadır. Bi-emri Hayy [u] Kadîr ol kaya iki şak olup deve zâhir olduğu yer ve yine köçek deve girüp gâ’ib olduğu kaya yed-i kudret ile şak olduğu eyle nümâyândır kim, gûyâ üstâd-ı hakkâk Yemenî taşı ve silânı ve elması niçe hakkedüp musaykal u mücellâ ederse eyle berrak yarıklı kayadır ve iki cânibi dar boğaz semâya ser çekmiş kayalardır. Zamân-ı kadîmde bu mahalde kayadan kayaya bir bâb-ı azîm binâ olunup arz-ı Hicâz ile hudûd-ı Şâm bu kapu imiş. Hâlâ ol kapu yerleri mezkûr kayada nümâyândır. Ve bu kaya içre pinhân olan deve köşeğinin böğürdüğünün sadâsın huccâc-ı müslimînin develeri istimâ‘ edüp ol mahalden bir hatve ileri gitmek ihtimâli yokdur. Ol kayalar mâbeyninde deve üstühânlarından geçilmez bir dayyık mahaldir. Âhir-i kâr develerimiz bu Sâlih devesinin feza‘ [u] ceza‘ın bu kayalar mâbeyninde işitmesin deyü cümle Şâm huccâcı bu Nâka kayası dibine karîb geldikde yetmiş huccâc bir ağızdan sadâ-yı Allah Allah'a rehâ buldurup sıyt [u] sadâ-yı gülbânk-ı Muhamedî'den dağlar güm güm gümleyüp cemî‘i halka dehşet ârız olup bu kayalar arasında niçe yüz bin tüfenkleri ve emîr-i huccâcın altı pâre topların üç nevbet bu kayalar mâbeyninde atup niçe bin develeri böyle feryâd-ı hây hûy ile ubûr etdirirler. Tâ huccâcın âhiri temâm olunca bu sadâ-yı Allah Allah kesilmez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 42b–43a ·
metinde göster ·
Ziyaretgâh-ı Aynu'l-bakar: Akka kal‘asının cânib-i şarkîsi hâricinde bin
hatve
ba‘îd bir çemenzâr yerde kırk kademe taş nerdübân ile nüzûl olunur bir Aynü's-s …
Ziyaretgâh-ı Aynu'l-bakar: Akka kal‘asının cânib-i şarkîsi hâricinde bin hatve ba‘îd bir çemenzâr yerde kırk kademe taş nerdübân ile nüzûl olunur bir Aynü's-sevr âb-ı zülâldir. Niçe bin peygamberler bu Aynü's-sevr'e girüp gasl etdüklerinden hâlâ niçe kerre yüz bin âdem marîzli gelüp bu aynda gasl edüp âbından nûş etdikde bi-emrillahi Te‘âlâ cemî‘i emrâz-ı muhtelifeden halâs olup vücûdı tendürüst olup dürr-i beyz-âsâ olur. Hattâ cemî‘i ulemâ-yı Akye ve ahâlî-i Bukâ‘ bu ayna Hazret-i Paygamber ve Hazret-i Alî ile gelüp girmişdir deyü tahkîklar ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 43a ·
metinde göster ·
arz-ı hâliye kalmayup yedi günde mâl deryâsı cereyân edüp yedi günde yedi bin k …
Andan devlet yâver olup baht [u] tâli‘ mes‘ûd olup cemî‘i a‘yân-ı devlet ehl-i havâyic şeb [u] rûz sarâya gelüp gitmeğe başlayup âdem deryâsı izdihâmından sarâyımızda bir hatve arz-ı hâliye kalmayup yedi günde mâl deryâsı cereyân edüp yedi günde yedi bin kîse hâsıl oldu. Netîce-i merâm cümle tevâbi‘ [u] levâhık ve hakîr ze‘âmet ü 96b timar ve cihet ve-i gûnâ-gûn hizmetler ile akçe almadan elimiz değmez oldu. Arapça .
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 96a–96b ·
metinde göster ·
… tân [u] gül-i gülistân imiş kim Filibe sahrâsı içre aslâ İrem-i gülistândan bir
hatve
arz-ı hâliye yok imiş. Ba‘dehû bu şehir sâhibesi Makedone Krale sırf krallarınd …
Bi-kavli Tevârih-i Yanvan-ı Yunan, Rûm keferesi krallarından Filibe vilâyeti sâhibi Makedone nâm kralenin yaylağı tahtı idi. Ol asrda eyle imâristân u hadîka-i bostân [u] gül-i gülistân imiş kim Filibe sahrâsı içre aslâ İrem-i gülistândan bir hatve arz-ı hâliye yok imiş. Ba‘dehû bu şehir sâhibesi Makedone Krale sırf krallarından Dest-put kral ya‘nî "tuç elli" Kral-ı dâl Makedone avreti avretliğe almak ister. Bu Zağra şehri sâhibi Makedone Krale, "Ol Sırf kralıdır, ben bir Urûm kralesi Filibe ve Edirne sâhibi Makedone kralı olam, niçün ana avret olurum?" deyü da‘vâ-yı merde edince Sırf-ı Despat inâdına musırr olup Despot yaylasından iki kerre yüz bin kefere ve fecereyi başına cem‘ edüp ellerine tuç eldivanlar giyüp Filibe hâmûnunda biri dâll, biri mudille birbirleriyle ceng-i cidâl ü harb-i kıtâl edüp hikmet-i Hudâ Despot gâlib, Makedona mağlûb olup firâr ederken Filibe altında nehr-i Meriç geçidinden Makedone geçerken gark-ı âb olup cümle cüyûş-ı menkûsu Sırf keferesi elinde tu‘ma-i harbe olup şehr-i Filibe ve şehr-i Beğçe'ye ya‘nî bu Zağra şehrine kral-ı dâll olup Sırflar vilâyetine istîlâ edüp Zağra Yenicesi'n ihrâk bin-nâr edüp mürûr-ı eyyâm ile yine Bulgar tasallut edüp imâr edeler. Hâlâ kefere zamânındaki harâb olan âsâr-ı binâları şehrin cânib-i şimâlinde dağ eteklerindeki bağlar içinde ibret-nümâ temeller zâhir ü bâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 131a ·
metinde göster ·
çıkmayup deryâ-misâl asker cem‘ ederdi. Bir kerre bir telhîsi gelüp "Pâdişâhımı …
Ba‘dehû paşa niçe menâsıb-ı âlîleri tevcîh edüp kalemiyyeleriyle yedi günde dörd bin 174b ulûfe çıkarup cümle kul mecbûr-ı hâtır oldu. Ammâ tevcîh olunan menâsıbların birisin İpşir Paşa müsellimlere zabt etdirmeyüp ba‘dehû müsellimler paşadan kalemiyyelerin şer‘ ile taleb edüp bin altmış kîse ashâbına redd olunup paşa bu kadar kîse-i Rûmî hasâre çekdi. Mâh-ı mezbûrun yigirminci günü sâbıkan ağamız olan Kulaksız Abaza Şâhin Ağa çingene harâcıyla gelüp paşa efendimiz dahi Şâhin Ağa'ya harâc-ı kıptîyânı zabt etdirmeyüp İpşir Paşa ile efendimiz mâbeynine ibtidâ bürûdet bundan hâsıl oldu. Ba‘dehû her gelen İpşir Paşa'nın Haleb'de isyân [u] tuğyânın ve deryâ-misâl asker cem‘ etmesinin haberin getirirlerdi. Niçe kerre der-i devlet tarafından hasekiler ve kozbekçiler ve serbevvâbân-ı dergâh-ı âlîler gidüp "Elbette lalam, âsitâne-i sa‘âdetime ale'l-acele gelesin" deyü müsta‘cel hatt-ı şerîfler gitdikçe Haleb'den taşra aslâ bir hatve çıkmayup deryâ-misâl asker cem‘ ederdi. Bir kerre bir telhîsi gelüp "Pâdişâhımın der-i devletine arz-ı bende-i bî-mikdâr budur kim Van diyârlarında Pinyânişi nâm ülkeden kızılbaş-ı bed-ma‘âş [u] ser-tırâş iki kerre yüz bin koyun sürüp niçe yüz a‘yân-ı Ekrâd katl edüp bu kadar kurâ ve büldân nehb ü gâret edüp sulh-ı Murâd Hân'a muğâyir gûnâ-gûn işler işlenmişdir. Bu abd-i kemter ol taraf ahvâline nigerânda olmağıla der-i devlet tarafına varmağa iktidârım yokdur. Hâlâ asker cem‘ edüp ol cânibe fermân-ı hümâyûnunuzla serdâr-ı mu‘azzam olup gitmek üzreyiz. İnşâallahü'r-rahmân pâdişâhım dahi evvel-bahârda bu câniblere deryâ-misâl asker ile atf-ı inân edüp ammün Sultân Murâd Hân'ın feth edüp yine kızılbaş aldığı Revân'ın ve Nahşivân ve Şirvân ve Azerbâycân'ın ve niçe bin bed-ma‘âşun cânın alavuz. Hâlâ kırk bin tüfeng-endâz u sekbân u sarıca gâzîleri cem‘ edüp yanımda yetmiş aded mîr-i mîrân ve yedi aded vezîr-i dilirân mevcûd olup iktizâ ederse der-i devlete bu minvâl üzre rû-mâlîde kılmak üzreyüz" deyü haber gelince der-i devletin cümle ser-i kârda olanları vâlih [ü] hayrân olup Kapudan Kara Murâd Paşa Yeniçeri ocağına fitne âteşin bırağup "Gördünüz mi kırk bin tüfeng-endâz ile sizi kırsa gerek!" deyü İslâmbol içre niçe kerre yüz bin gûne güft u gûy-ı dürûğu sahîh kîl u kâller olarak cümle erbâb-ı devlet mest-i devlet iken mest [ü] medhûş sergerdân u hayrân u giryân gezerlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 174a–174b ·
metinde göster ·
… enhârların yemîn ü yesârlarında kurâ vü büldândan ve besâtîn ü mezâri‘âtdan bir
hatve
zemîn-i hâliye yok idi ve bu mezkûr nühûrlar içre azîm gemiler ta Birecik'e ve …
Ve bu zikr olunan mülûkların ahidlerinde sâhil-i Şatt-ı Furât'da ve mezkûrûn enhârların yemîn ü yesârlarında kurâ vü büldândan ve besâtîn ü mezâri‘âtdan bir hatve zemîn-i hâliye yok idi ve bu mezkûr nühûrlar içre azîm gemiler ta Birecik'e ve Diyârbekir'e ve Bağdâd ve Medâyin ve Kûfe ve Basra'ya gemiler işlerdi. Ammâ şimdiki asırda tuğyân-ı Furât ve Şatt'a yine ba‘zı zamân işler ammâ yine her bâr Birecik'den Bağdâd'a ve Diyârbekir'den Şatt ile yine Bağdâd'a koyun ve sığır derilerinden kelek gemileri ilâ-mâşâallah işlemededir. Ammâ eyâlet-i İmâdiyye hâkinde ve kal‘a-i Akra ve kal‘a-i Külledîr'de ve kal‘a-i Kelaki'de ve kal‘a-i Dühek'de ve kal‘a-i Zaho'da ve aşîret-i Sindiyi'de ve aşîret-i Selinvân'da ve aşîret-i Zaho'da ve kal‘a-i Güvaşî'de yetmiş uyûndur, cümle Şatt'a rîzân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 205b ·
metinde göster ·
Bir derenin cânib-i cenûbîsi nihâyetinde evc-i âsumâna ser çekmiş şekl-i murabba‘dan tûlânî bir kaya üzre Şeddâdî binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır kim gûyâ kal‘a-i Âdilcevâz'dır. Ammâ ne kadar hatve idiği ma‘lûmum değildir, lâkin küçükdür. Hâlâ Acem'in intihâ-yı serhaddi olmağile mültefit bir kal‘a-i müzeyyendir. Hâlâ derûn-ı kal‘ada üç bin aded güzîde Mâzenderânî tüfeng-endâz dizçöken nökeri vardır. Biz anda bir gice aşağı bâğçelerde mihmân iken kal‘anın cemî‘i ebrâcların ve dendân-ı bedenlerin meş‘aller ile çerâğân edüp didebânları tâ vakt-i sehere dek, "Hudâ hûb" deyü feryâd ederlerdi. Hakkâ ki kal‘a beklemek Acem'e kalmışdır. Kal‘a binâ etmek Fireng-i bed-renge kalmışdır. Kal‘anın dizçöken ağası ve eşik ağası aşağıda haymelerimize nüzûl edüp hayli i‘zâz u ikrâmlar edüp mihmândârlık ile ziyâfet-i azîm etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 288a ·
metinde göster ·
… prak kal‘asıdır. Dâ’iren-mâdâr cirmi altı bin zirâ‘-ı Mekkî arşındır kim on bin
hatve
yer eder. Bir fecc-i amîk handakı vardır ve iki dervezesi vardır. Cânib-i kıble …
Eşkâl-i rabta-i bîrûn: Taşra kal‘asın sene 246 Hasan b. Zeydü'l-Bâmir binâ etmişdir. Orta kal‘ayı ihâta etmişdir. Şekl-i muhammes hâk-i pâk top ve çim ve rıhtım ile mebnî bir kal‘a-i kavîdir kim gûyâ Tebrîz kurbünde şehr-i Rûmiyye'nin Toprak kal‘asıdır. Dâ’iren-mâdâr cirmi altı bin zirâ‘-ı Mekkî arşındır kim on bin hatve yer eder. Bir fecc-i amîk handakı vardır ve iki dervezesi vardır. Cânib-i kıbleye Gazvîn kapusu ve cânib-i şarka şehr-i Deylem dervezesi ve bu kal‘a içre cümle bin altmış hânedir. Müte‘addid câmi‘leri ve (---)(---)(---) mesâcidleri ve hammâmları ve kifâyet kadar çârsû-yı şâhîsi ve hammâmları vardır. Fezâsında elli yedi pâre avâdân kend-i mu‘azzamları vardır ve ba‘zı kendlerde ma‘mûr kal‘aları var ammâ anlara varmayup ayne'l-yakîn hâsıl etmediğimizden ma‘lûmumuz olmayup tahrîr olunmadı ammâ ganîmet ülkedir. Gendümü firâvândır ammâ nânı esmerü'l-levn çendândır. Meyvesi kezâlik hadden bî-pâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 316b ·
metinde göster ·
… r. Hatta müverrih Mıkdısî-i Yarmenî eyle terkîm eder kim zemîn-i Medâyin'de bir
hatve
arz-ı hâliye yokdur kim anda medfûn bir genc-i Kârûn olmaya. Ve hâlâ Tâk-i Kisr …
Bu hâk-i Bağdâd'ın letâfeti sebebiyle nahl-i hurma serâmed olur. Zîrâ zemînine niçe bin peygamberân ve nize kerre yüz bin kibâr-ı kümmelîn-i âlimân bu zemîn-i Medâyin'e hayr du‘â-yı firâvân edüp anların du‘âları berekâtıyla bu hâk-i Bağdâd bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eşcâr bir dâr-ı diyârdır kim bu edîm-i arzda deyyâr-ı mânendi yokdur. Zîrâ vilâyet-i vâsi‘i ma‘mûr ve dâ’imâ halkı mesrûr, buk‘aları hûb ve hâk-i pâki beyne'n-nâs merğûb ve mezâri‘âtları vâfir ve hayrât [u] berekâtları mütekâsirdir. Ve bu arâzî-i Irâk'da niçe bin aded künûz-ı azîme ve defâyin-i cevâhir-i cesîme ve habâyâ-yı kesîre ve metâlib-i azîze vardır. Ve niçe yüz aded hükmü mensûh olmuş mutalsamât-ı garîbe âsârları var kim âdem hayrân olur. Hatta müverrih Mıkdısî-i Yarmenî eyle terkîm eder kim zemîn-i Medâyin'de bir hatve arz-ı hâliye yokdur kim anda medfûn bir genc-i Kârûn olmaya. Ve hâlâ Tâk-i Kisrâ'dan mâ‘adâ ı‘mâl-i sâbileden ve ı‘lâm-ı hâbileden ve âsâr-ı azîme ve etvâr-ı acîbeden niçe bin aded âsâr-ı binâlar ve rasîf ve tur‘a ve Şeddâdî binâlar var kim benî Âdem gördükde ta‘accübâne engüşt ber-dehen eder. Hâlâ bu diyârın mezra‘aları vâfir ve hayrât [u] berekâtları mütekâsir ve deşt-i hâmûnları nahlistân-ı gülistânlı arz-ı mukaddesdir. Ahâlîlerinin ni‘metleri firâvân ve zemîninin enhârları cârî ve revân bir şehr-i âbâdândır kim cemî‘i selâtîn-i mülûk mâbeyninde hasretü'l-mülûk bir şehr-i Irâk'dır. El-hâsıl bu hâk-i pâkde acâ’ibât-ı dehrden ve garâ’ibât-ı asırdan niçe bin âsâr-ı ibret-nümâlar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 346b ·
metinde göster ·
… âr bir mahsûldâr dâr-ı diyâr olmağile deyyâr u kûhistânda benî Âdemden hâli bir
hatve
arz-ı hâliye yokdur. Ve Bâbü'l-mâ‘da Küçük Şatt üzre bir musanna‘ cisri vardır. …
Ve bu Cizre'nin cânib-i garbîsi çölünde kavm-i (---)(---) Urbânı kara haymeleriyle sâkinlerdir ve kavm-i (---)(---) Ekrâdı dahi hayme vü hargâhlarıyla konup göçerler. Zîrâ bu diyârın hevâsı sevâhil olup zemîni vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr bir mahsûldâr dâr-ı diyâr olmağile deyyâr u kûhistânda benî Âdemden hâli bir hatve arz-ı hâliye yokdur. Ve Bâbü'l-mâ‘da Küçük Şatt üzre bir musanna‘ cisri vardır.(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 387a ·
metinde göster ·
… hin ve zağanos ve kartal ve karakuş âşiyânlı kayalar üzre vâkı‘ olmuş sekiz yüz
hatve
bir kal‘a-i metîndir, ammâ küçükdür.
Evc-i âsumâna berâber bir yalçın kaya üzre "Cânib-i erba‘ayı muhâfaza etsün ve karavulhâne olsun" deyü iç katı Şeddâdî taş binâ ve taşr[a] katı palanka-i ra‘nâ bir hisâr-ı üstüvârdır kim Kehkeşân-âsâ semâya ser çekmiş şâhin ve zağanos ve kartal ve karakuş âşiyânlı kayalar üzre vâkı‘ olmuş sekiz yüz hatve bir kal‘a-i metîndir, ammâ küçükdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 89a ·
metinde göster ·
… gecesi kâmil üç sâ‘at ve dör[d] derece ve üç dakîka hasefü'l-kamer oldu kim on
hatve
mikdârı ba‘îd olan bedîd aktâr nâ-bedîd olurdu. Herkes yanındaki âdemi görmeden …
Hikmet-i Sun‘-ı Hudâ mâh-ı Muharrem'in on dürdüncü gecesi kâmil üç sâ‘at ve dör[d] derece ve üç dakîka hasefü'l-kamer oldu kim on hatve mikdârı ba‘îd olan bedîd aktâr nâ-bedîd olurdu. Herkes yanındaki âdemi görmeden kalup tâ bu mertebe bir leyle-i muzlim oldu kim gûyâ haşr [ü] neşrden bir nişân oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 109b ·
metinde göster ·
… Acem lağımlarının direklerine âteşler edüp kal‘anın ol tarafından dahi beş yüz
hatve
kal‘a dîvârı münhedim olup tekrâr Ali Paşa-yı kerrâr kolundan yürüyüş olup kıyâ …
Ve yine mâh-ı Safer'in (---) günü Sadrıa‘zamın kuburu önündeki Acem lağımlarının direklerine âteşler edüp kal‘anın ol tarafından dahi beş yüz hatve kal‘a dîvârı münhedim olup tekrâr Ali Paşa-yı kerrâr kolundan yürüyüş olup kıyâmet kopup kâmil üç sâ‘at neberd-i azîm olup hamd-i Hudâ Aktabya nâm sedd-i İskender-i benâm feth olup cümle guzât tabya-i azîmin topraklı dağı üzre meterise girüp cânib-i erba‘asına handaklar kesüp tabyayı milk etdiler. Ve cânib [ü] etrâfın sancağ u bayraklar ile tezyîn edüp tabya üzre olan kâfirin topların bu kerre kal‘a içine çevirüp kal‘anın derûnun döğmeğe başladılar. Hattâ vakt-i asırda orta ta‘âmların tabya üzre tenâvül etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 117a ·
metinde göster ·
… htım dolma palankalı kavî ve metîn rabât-ı şîrîndir kim dâ’iren-mâdârı altı bin
hatve
hisâr-ı üstüvârdır. Her tarafda cümle yedi aded tabyalardır. İçinde olan evleri …
Bu rabât-ı ma‘mûre kal‘a-i Litre'nin zeylinde kal‘a-i Litre'nin cânib-i kıblesinde bir düz çemenzâr yerde bir varoş-ı azîmdir kim etrâfı dolma çit dîvârlı ve rıhtım dolma palankalı kavî ve metîn rabât-ı şîrîndir kim dâ’iren-mâdârı altı bin hatve hisâr-ı üstüvârdır. Her tarafda cümle yedi aded tabyalardır. İçinde olan evleri cümle üç bin aded kârgîr binâ musanna‘ ve müzeyyen ve ma‘mûr u âbâdân hânedânlardır kim serâpâ şindire tahta örtülü yokuş aşağı vâkı‘ olmuş birbirinden âlî binâ olunup cümle revzenlerinden ve cümle dam u bâmlarından Uyvar'a varınca medd-i basarlı cihân-nümâ hânedân-ı ra‘nâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 123a ·
metinde göster ·
… n 176a Peçoy kapusundan tâ Kopan kapusuna varınca dâ’iren-mâdâr dörd bin aded
hatve
ihâta edüp dîvârının kalınlığı on adımdır ve kaddi yigirmi arşın olup dâ’iren-m …
Ve bu varoşun 176a Peçoy kapusundan tâ Kopan kapusuna varınca dâ’iren-mâdâr dörd bin aded hatve ihâta edüp dîvârının kalınlığı on adımdır ve kaddi yigirmi arşın olup dâ’iren-mâdâr etrâfı fecc-i amîk handakdır kim nehr-i Reyke'den gelir. Nehr-i Reyke dahi kal‘a-i Kopan dağlarından gelir, bataklı ve çataklı ve hınzîr yataklı bereklikdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 175b–176a ·
metinde göster ·
… bir tula binâ bir küçük kal‘a-i ra‘nâcıkdır kim gird-â-gird cirmi beş yüz aded
hatve
ihâta eder. Handakı içre Tise nehri cereyân edüp bir iskele kapusu ve bir uğrın …
Kal‘ası nehr-i Tise kenârında çâr-kûşe bir tula binâ bir küçük kal‘a-i ra‘nâcıkdır kim gird-â-gird cirmi beş yüz aded hatve ihâta eder. Handakı içre Tise nehri cereyân edüp bir iskele kapusu ve bir uğrın kapusu ve iskele başında bir hânı ve elli aded mahzenler ve bir kenîseden vely olunmuş bir ma‘mûr câmi‘i ve bir medrese ve üç mekteb ve bir tekyesi ve bir hammâmı ve kırk aded dükkânı ve cümle yüz aded kiremitli ve saz ö[r]tülü tahtânî evleri var. İskele-i azîm olmağile halkı ekseriyyâ tuz ve balık bâzergânlarıdır kim ankâ ve hânedân sâhibi garîb-dost âdemleri ekseriyyâ hacılardır. Cümle serhadli esbâbı gibi kalpak geyerler. Bir hayli şîrîn ve ma‘mûr kasabadır, ammâ bâğ u bâğçesi gâyet çokdur. Bundan dahi yoklama-bahâ alup cânib-i şarka sahrâlarda ma‘mûr kurâları 6 sâ‘atde geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 82a ·
metinde göster ·
… rd bin adımdır. İç kal‘ası başka handaklı ve Şeddâdî ve şekl-i müselles iki bin
hatve
cirimli ve iki kapulu kal‘adır.
Deşt-i Kıpçağ'ın nihâyetinde Bahr-i Harez'e nehr-i Edil'in on sekiz [yer]de mahlût olduğunun bir fırkası kenârında zamân-ı kadîmde kavm-i Tatar'ın 168a ecdâdı olan Cingiz Hân'ın imâret etdiği tahtgâhı idi. Ba‘dehu Kaytak Hân'a, andan Hulâgû Hân'a andan Tohtamış Hân'a değüp ol kadar ma‘mûr olur kim bir ucundan bir ucuna Tatar'ın çapar atlısı eremezmiş. Ba‘dehu sene (---) târîhinde Mâverâü'n-nehir'den Timur Hân hurûc edüp bu şehri Tohtamış Hân'a rağmen yere berâber eder. Andan sonra Maskov kralı destine girüp amâr ederler. Hâlâ Maskov kral-ı dâlli hükmünde nehr-i azîm Etil kenârında şekl-i müselles iç hisâr ve şekl-i müseddes taşra kirmân bir hısn-ı hasîn Ejderhân'dır kim üç kat Şeddâdî binâ bir taş kirmen-i ra‘nâdır. Hattâ bu diyârlarda kal‘alara kirmen derler. Dâ’iren-mâdâr cirmi ön dörd bin adımdır. İç kal‘ası başka handaklı ve Şeddâdî ve şekl-i müselles iki bin hatve cirimli ve iki kapulu kal‘adır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 167b–168a ·
metinde göster ·
… dahi tıramola edüp cüyûş-ı müslimîne eyle top gülleleri urdu kim dokunmadık bir
hatve
yer kalmayup harâb u yebâb olmadık tabyalar ve siperler ve poyatalar ve külbe-i …
Venedik mavunalarının kırkar vukıyye kovuş topu atar gülleleri ve Fransa paturuna ve iryale ve kapudana nâmân galyonları batırdamayan topları ile büryân topların atup galyonları bir yanına dahi tıramola edüp cüyûş-ı müslimîne eyle top gülleleri urdu kim dokunmadık bir hatve yer kalmayup harâb u yebâb olmadık tabyalar ve siperler ve poyatalar ve külbe-i ahzânlar kalmadı. Ammâ hamd-i Hudâ bir yiğidin ayağı mecrûh olup gayri kimesnelere aslâ bir zarar isâbet etmedi. Ve bir tarafdan mel‘ûn kal‘a ol kadar lağımlar ve kumbaralar ve havân taşları atdı kim zemîn ü âsımân dir dir ditredi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 300a ·
metinde göster ·
… sûrı binâ eden avretin tasvîri tahrîr olunmuşdur. Bir kayalı yerde cirmi üç bin
hatve
ihâta eder bir hisâr-ı boşdur.
Evsâf-ı kal‘a-i Platyalı: Hâlâ ma‘mûr değildir, ammâ henüz üstâd-ı bennâ elinden çıkmış gibi dürr-i beyz-âsâ cânib-i erba‘ası bâğ-ı Merâm gibi kal‘a-i üstüvârdır. Zamân-ı kadîmde Ikrît kralın karısı binâ etmişdir, zîrâ şark tarafındaki kapusu üzre bu sûrı binâ eden avretin tasvîri tahrîr olunmuşdur. Bir kayalı yerde cirmi üç bin hatve ihâta eder bir hisâr-ı boşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 322b ·
metinde göster ·
… bir kal‘a-i bâlâdır. Cirmi kâmil üç bin aded adımdır. Ve aslâ bir tarafında bir
hatve
kadar bir handakı yokdur, zîrâ etrâfı sengistân uçurum kayalardır. İçinde cümle …
Bu kal‘a-i Kanye evc-i semâya ser çekmiş bir kal‘a-i serâmeddir kim bir topraklı ve küfeke taşlı bir kûh-ı bî-hemtâ üstünde şekl-i müselles Şeddâdî binâ bir kal‘a-i bâlâdır. Cirmi kâmil üç bin aded adımdır. Ve aslâ bir tarafında bir hatve kadar bir handakı yokdur, zîrâ etrâfı sengistân uçurum kayalardır. İçinde cümle üç yüz kiremitli hâne-i kârgîr binâlar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 360b ·
metinde göster ·
… re Kahkahâ-misâl bir Şeddâdî kal‘a-i metîndir. Ve dâ’iren-mâdâr cirmi ne mikdâr
hatve
olduğu ma‘lûmum değildir. Ammâ şekl-i muhammes bir seng-âbâd kal‘a-i köhne büny …
Ve kal‘ası Honaz dağının burnunda evc-i âsumâna ser çekmiş bir yalçın kızıl kaya üzre Kahkahâ-misâl bir Şeddâdî kal‘a-i metîndir. Ve dâ’iren-mâdâr cirmi ne mikdâr hatve olduğu ma‘lûmum değildir. Ammâ şekl-i muhammes bir seng-âbâd kal‘a-i köhne bünyâddır. Ve garba nâzır bir kapusu var, bir küçük kal‘adır, ammâ sa‘bdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y94a ·
metinde göster ·
… el-Havrânî ve ana karîb bir bâğ-ı İrem içre şeyh Elhân ve bu mahalle kırk elli
hatve
karîb kabrü's-sitt.
Ve Hazret-i Resûl'ün sarrâcı şeyh Ahmed-i Sürûcî ve şeyh Arslan cenbinde şeyh İbrâhîm el-Havrânî ve ana karîb bir bâğ-ı İrem içre şeyh Elhân ve bu mahalle kırk elli hatve karîb kabrü's-sitt.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y256a ·
metinde göster ·
… a edüp bu seyr [ü] temâşâları edüp kûs-i rıhletler çalınup yola revâne olup bir
hatve
mikdârı gidüp yine evc-i semâya ser çekmiş ibret-nümâ kayalar içre giderken,
Ezîn-cânib Ebyâr-ı Sâlih nâm mahalde vakt-i asra dek rada edüp bu seyr [ü] temâşâları edüp kûs-i rıhletler çalınup yola revâne olup bir hatve mikdârı gidüp yine evc-i semâya ser çekmiş ibret-nümâ kayalar içre giderken,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y271b ·
metinde göster ·
Ve hacerin devri on beş zirâ‘dır. Bu hacere Hatîm derler. Ka‘be-i şerîfin cânib-i şimâlinde Altun oluk cânibinde vâki‘ olmuşdur kim mîzâb-ı rahmetden cereyân eden (---)(---)(---)(---) Hatîm dîvârının P 142a kaddi bir âdem kaddi mikdârı bir alçacık siyâh ve beyâz mücellâ taşlardır. (---)(---)(---) Ve tavâf ederken Hatîm'i bile dolaşup cümle yüz yetmiş adımdır. Zirâ‘-ı mekkî hisâbı dahi bu hatve (---)(---)(---) Rükn-i Irâkî'den girüp Rükn-i Şâmî'ye Altun oluk alından yol geçer. Ammâ Hatîm (---)(---)(---)(---) Risâlet-penâh'dan istimâ‘ edüp ve Fâtımatü'z-Zehrâ ve Âyişe-i Sıddîka'dan (---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y341a ·
metinde göster ·
… sûr-i zifâf imiş. Bir duhter-i nâ-şüküfteyi zer-i zîvere müstağrak etmişler. On
hatve
ba‘îd râyiha-i tayyibelerinden demâğım mu‘attar oldu. Beş yüzden mütecâviz (mek …
Bir gün hakîr Süfyân-ı Sevrî hânesine ziyârete giderken bir remmâ havâtîne râst geldim. Meğer sûr-i zifâf imiş. Bir duhter-i nâ-şüküfteyi zer-i zîvere müstağrak etmişler. On hatve ba‘îd râyiha-i tayyibelerinden demâğım mu‘attar oldu. Beş yüzden mütecâviz (mekteb-i) sıbyân arûsun pîşine düşüp âmîn âmîn diyerek mahall-i murâdına götürdüler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y359a ·
metinde göster ·
… unların âsitânesi önünden geçmek ihtimâli yokdur, der-akab ayakları dutulup bir
hatve
atmağa kâdir olamaz, aceb tasarrufdur. Ve çârsû içinde Ebû Hamza zâviyesi içind …
Kabr-i selâs ahavât, eş-şeyh Allâme ve eş-şeyh Deyyân ve eş-şeyh Ömer: Bu üç azîz bürâderler birbirlerine karîb birer kubbede yatırlar. Bu Mahalle'ye aslâ hırsız giremez, kapuları dâ’imâ mekşûfdur. Ve rûz-ı rûşende beyne'l-halk hırsız olan kimse dahi bunların âsitânesi önünden geçmek ihtimâli yokdur, der-akab ayakları dutulup bir hatve atmağa kâdir olamaz, aceb tasarrufdur. Ve çârsû içinde Ebû Hamza zâviyesi içinde bir kubbe-i âlîde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y296b ·
metinde göster ·
… i girüp kal‘anın burc [u] bârûları üzre ubûr ederek şark cânibine kâmil beş yüz
hatve
gidüp ol mahalde İslâmbol'da Atmeydânı'ndaki gibi çâr köşe bir dikilitaş vardır …
Bu mahalde ayaklarımız sığayup deryâ içinden ubûr ederek kal‘anın telattum-ı deryâdan münhedim olmuş yerinden içeri girüp kal‘anın burc [u] bârûları üzre ubûr ederek şark cânibine kâmil beş yüz hatve gidüp ol mahalde İslâmbol'da Atmeydânı'ndaki gibi çâr köşe bir dikilitaş vardır. Niçesi dahi münhedim olup türâb üzre pâymâl amûd-ı müntehâlar vardır. Bu alâyimât amûdlara Cârûdü'l-Mü’tefikî derler. Süleymân Peygamber asrında tılısmât olmağiçün binâ olunmuş ibret-nümâ âsârlardır. Ve ba‘zı alâyimâtları Ya‘mer bin Şeddâd(î) binâ etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y321a ·
metinde göster ·