… oyun kışlar. Andan yine taraf-ı şimâle (---) sâ‘atde gerçi kar üzre gitdik ammâ
havâ
mu‘tedil olup,
Menzil-i Ağzıaçık Mağârâ: Hınıs sancağı hâkinde kenâr-ı Araz nehrinde bir ma‘mûr köydür. Bu kurâ halkının cemî‘i hayvânâtları sayf u şitâda nehr-i Araz sâhilindeki mağârâlarda yatırlar. Mâh-ı Temmuz'da ol gârlar sermâdır. Eyyâm-ı şitâda hummâ-misâl germâdır. Anıniçün Ağzıaçık mağârâ derler. Kûh-ı Bîsütûn'dan nişân verir gâr-ı yetîmânlardır kim her bir kehf içre onar ve on beşer bin koyun kışlar. Andan yine taraf-ı şimâle (---) sâ‘atde gerçi kar üzre gitdik ammâ havâ mu‘tedil olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 16a ·
metinde göster ·
olduğundan harîr fisdanlı Urûm keratse kızları olur kim gûyâ mahbûbe-i Firengdi …
Âb [u] havâsı sevâhil olup i‘tidâl-i havâ olduğundan harîr fisdanlı Urûm keratse kızları olur kim gûyâ mahbûbe-i Firengdirler ve cümle bin altı yüz aded kiremit örtülü tahtânî ve fevkânî müfîd ü muhtasar evleri vardır ve zemîni Bursa sancağı hükmünde (---) -lıkdır. Bir hâkimi dahi yüz elli akçe pâyesiyle şerîf kazâdır. Nâhiyeleri (---) aded ma‘mûr kurâlardır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) Andan kalkup yine taraf-ı garba ma‘mûr kurâlar geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 85b ·
metinde göster ·
… aç dahi hânları ve kifâyet mikdâr üç yüz aded ma‘mûr dükkânları ve bir aded hoş
havâ
hammâmı var, ammâ cânib-i kıblesinde ve şarkîsi tarafında bâğları ve bâğçeleri …
Sitâyiş-i kasaba-i imârât-ı Çârdâk: Hâkim-i şer‘-i şerîfi yüz elli akçe kazâdır ve cümle (---) aded nâhiye kurâlarıdır. Yeniçeri serdârı ve kethüdâyeri ve muhtesibi ve subaşısı vardır ve ma‘mûr mesâcidleri ve müzeyyen tekye-i dervîşânı ve birkaç yerde mekteb-i sıbyânı ve çârsû içre Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân hânı ve birkaç dahi hânları ve kifâyet mikdâr üç yüz aded ma‘mûr dükkânları ve bir aded hoş havâ hammâmı var, ammâ cânib-i kıblesinde ve şarkîsi tarafında bâğları ve bâğçeleri bî-hisâbdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 89b ·
metinde göster ·
… (---) mesâcidlerdir ve (---) hammâmı var. Ol kadar hûb ve dil-küşâ hammâm-ı hoş
havâ
değildir. (---)(---) Bunlardan mâ‘adâsı ev hammâmlarıdır, zîrâ halkı gâyetü'l- …
Ve cümle (---) aded mihrâbdır. Evvelâ çârsû içinde (---)(---)(---)(---)(---) mesâcidlerdir ve (---) hammâmı var. Ol kadar hûb ve dil-küşâ hammâm-ı hoş havâ değildir. (---)(---) Bunlardan mâ‘adâsı ev hammâmlarıdır, zîrâ halkı gâyetü'l-gâyet mestûrü'l-hâl ve sâhib-i ıyâl ve her şey’den fâriğü'l-bâl kimesnelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 94a ·
metinde göster ·
Yine Sannâ‘-ı Lem-yezel'in kuvvet [ü] kudretin gör kim şems-i âteş-tâb zâhir olup bir mülâyim havâ oldukda kudret- issi Zü'l-celâl cânib-i şarkdan dağlar içre Kırım Hânı'nın Kalga Sultânı (---) Giray Sultân'ı kırk bin Kırım askeriyle imdâd gönderince cümle asker bir yere gelüp ol gün îd-i azhâ olup meşveret-i azîmler oldukda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 101b ·
metinde göster ·
… de Mehemmed Paşa kolundan tekrâr bir dahi elli arşın mikdârı kal‘a dîvârı ender
havâ
mu‘allâkest olup dîvâr üzre ber-karâr olan küffârın karârları dârü'l-bevâr olup …
Bu lağım mahallinde cümle guzât-ı muvahhidîni serdâr-ı âkıbet-endîş âgâh edüp cümle guzâta cebehâne-i âmireden niçe bin aded tîğ ve teber ve siper ve tîr ü kemân ve harbe ve bunduk ve cidâlar tevzî‘ olunup terakkîler va‘de olundukda cümle guzât içre bir sürûr ü şâdumân olup birbirlerin savaş-ı perhâşa terğîb edüp rûz-ı rûşenleri rûz-ı ıyd-ı adhâ ve şeb-i zulmânîleri leyle-i Kadr mâh-ı çârdeh olup mâbeynlerinde bir garîb ayş u işret ve zevk u şevk ve sürûr ü şâdumân olup cümle guzât gusüller ile hâcet namâzları kılınup birbirleriyle öpüşüp görüşüp vasiyyetler edince lağım mahalli tamâm olunca ceng tablına turralar urulup cengî harbîler çalınırken hemân bir kerre zemîn ü âsumân lerzân olup Çavuşzâde Mehemmed Paşa kolundan tekrâr bir dahi elli arşın mikdârı kal‘a dîvârı ender havâ mu‘allâkest olup dîvâr üzre ber-karâr olan küffârın karârları dârü'l-bevâr olup gird-i siyâh-ı bârût âfitâb-ı âlem-tâbı şeb-i zulmânî etdikde hemân guzât-ı cüyûş-ı muvahhidîn kol kol kollarında siperlerin yüzlerine alup gülbâng-ı Muhammedîye rehâ buldurup yürüyüş edüp baş almada ve baş verüp savaş-ı perhâş etmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 125a ·
metinde göster ·
… mahbûbeleri hûbdur ve cümle dağları ve bâğları bâdem ağaçlarıyla zeyn olmuş hûb
havâ
bir karye-i ra‘nâdır.
Evvelâ karye-i Kulfal Obası ve karye-i Sılpova ve Hasanköy ve karye-i Pokravenik. Bunlar sâfî Urûm keferesi köyleridir kim nâzenin Urûm keratseleri var, kârları ipekçilerdir. Suluhâl yaylağı dibinde olmağile havâsı latîf olduğundan mahbûbeleri hûbdur ve cümle dağları ve bâğları bâdem ağaçlarıyla zeyn olmuş hûb havâ bir karye-i ra‘nâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 179b ·
metinde göster ·
… ılırlar. Hemân bunlar ekmek ve su vereler, gayri şey vermeyeler. Bunlara kisb-i
havâ
etdikleri yetişir. Bir iki günden dahi ziyâdece ta‘âmlar versinler, hemân bunla …
"Amân sultânım, şimdi bu kadar ibâdullâh o kadar zifir ni‘metullâhı yeyince cümle kırılırlar. Hemân bunlar ekmek ve su vereler, gayri şey vermeyeler. Bunlara kisb-i havâ etdikleri yetişir. Bir iki günden dahi ziyâdece ta‘âmlar versinler, hemân bunları arabalara kosunlar ve kal‘a-i Uyvar'a götürsünler. Anda bunları Sadrıa‘zam kal‘a kulu etsinler. İsteyenleri vatan-ı aslîlerine gitsinler" dediğimde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 123a ·
metinde göster ·
Menzil-i sahrâ-yı Zemon: Hamd-i Hudâ bunda dahi küşâde
havâ
olup mukaddemâ Zemon sahrâsı zemîninde kalan demir kazıkların niçe bini bulunup …
Menzil-i sahrâ-yı Zemon: Hamd-i Hudâ bunda dahi küşâde havâ olup mukaddemâ Zemon sahrâsı zemîninde kalan demir kazıkların niçe bini bulunup ve niçe hırsızlarda serîka olunan atlar ve esvâblar bulunup cümle hırsızlar cisir başında katl olunup andan tekrâr,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 139a ·
metinde göster ·
Ve bu kasabanın havâsı sehelce sehîldir, ya‘nî mu‘tedil
havâ
olduğundan mahbûbeleri memdûhdur. Ve halkı cümle Arnavud esvâbı gibi daracık ça …
Ve bu kasabanın havâsı sehelce sehîldir, ya‘nî mu‘tedil havâ olduğundan mahbûbeleri memdûhdur. Ve halkı cümle Arnavud esvâbı gibi daracık çakşır ve serhadli çuka esvâb geyerler, ammâ yine başlarında elvân çukadan kalpak geyüp yine Boşnakça ve Sırfça ve Bulgarca ve Latince kelimât ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 143a ·
metinde göster ·
… r kapudur kim cümle yârân-ı bâ-safâ-yı erbâb-ı ma‘ârifân bunda cem‘ olup kesb-i
havâ
ederler, zîrâ iskele ve liman kapusudur. Hattâ gümrük ve bâchâne ve muhtesibhân …
Andan semt-i garba mekşûf Yalı kapusu gâyet işlek ve şâhrâh-ı izdihâm demir kapudur kim cümle yârân-ı bâ-safâ-yı erbâb-ı ma‘ârifân bunda cem‘ olup kesb-i havâ ederler, zîrâ iskele ve liman kapusudur. Hattâ gümrük ve bâchâne ve muhtesibhâne ve tuzla emîni bunda sâkin olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 155a ·
metinde göster ·
… e sehel ıssıdır, ammâ taşra bardaklarda ve bir sâyedâr yerde sehel durup kisb-i
havâ
etdikde buz pâresi olup 166b gûyâ âb-ı kevser olur. Ve eyle lezîzdir kim bu ş …
İbtidâ tulû‘ı Çemerne yaylalarından âb-ı zülâl nâm selc-i rahmet olan karlı dağlardan gelüp kasaba-i Oluğ'a andan kasaba-i Foniç'e andan cânib-i kıbleye cereyân ederek bu şehr-i azîm-i Mostar'a bu nehr-i azîm Neretva-i kadîm uğrayup cemî‘i mahlûk-ı Hudâ'yı saky eder, ammâ yüz kulaç şehirden aşağı cereyân etmeğile bâğ u bâğçelere ve müşebbek bostânlara aslâ fâ’idesi olmayup cereyân ederek kal‘a-i Poçetel'e uğrar, andan kal‘a-i Gabele'ye, andan kal‘a-i Norin'de deryâ-misâl olup on sekiz yerden Venedik körfezine mahlût olur, lâkin kayalar içre cereyân etmek ile sehel ıssıdır, ammâ taşra bardaklarda ve bir sâyedâr yerde sehel durup kisb-i havâ etdikde buz pâresi olup 166b gûyâ âb-ı kevser olur. Ve eyle lezîzdir kim bu şehirde aslâ sâbûn ile esbâb yaykanmasa cümle esbâbları beyâz pembe-misâl eder. Ve ana ve nisâ tâ’ifesine gâyet nâfi‘ olup lahm u şahm sâhibi eder. Ve safrâ ve sevdâ ve balgamı izâle eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 166a–166b ·
metinde göster ·
eder, ammâ cümle hânelerden ma‘mûr sarây-ı azîm Çengîzâde Ali Paşa'nın kal‘a gi …
Ve cümle beş yüz aded tahta örtülü tahtânî ve fevkânî hâne-i zîbâları var kim her birinde birer uyûn-ı câriyeler revân olup bâğ-ı İremlerinde hezârân hezârın negamât [u] feryâdından âdem kisb-i havâ eder, ammâ cümle hânelerden ma‘mûr sarây-ı azîm Çengîzâde Ali Paşa'nın kal‘a gibi sarâyı serâpâ la‘l-gûn kırmızı kiremit örtülü bir hânedân-ı azîmdir kim müte‘addid kâ‘a ve dîvânhâneler ve matbah ve ıstabl ve fevkânî ve tahtânî cümle kârgîr binâ hücreler ile ârâste ve hareminde ve taşrasında hammâmlar ile pîrâste olmuş bir sarây-ı ma‘mûrdur kim Bosna {Sarâyı} diyârında böyle bir sarây-ı âbâdân yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 169b ·
metinde göster ·
… ân âye[t]Arapça vermiş ammâ yakın zamânlarda kurumuş. Zîrâ gâr içinde kesb-i
havâ
etmez. Ve kasîrü'l-kâme bir nahl-i cesîmdir. Hâlâ kökü ile vücûdu kalmış.
Ziyâret-i Hazret-i Melik Rac‘îm ibn Hazret-i Süleymân aleyhisselâm: Rûm kavmine on yedi sene pâdişâh olup bu mahalde bir gâr-ı azîme içre âsûdedir. Ammâ hâlâ hurmâ lîfi kefeniyle ter ü tâze durur. Ve bu gâr içre Hazret-i Îsâ bir nahl dikmiş. Ol ân âye[t]Arapça vermiş ammâ yakın zamânlarda kurumuş. Zîrâ gâr içinde kesb-i havâ etmez. Ve kasîrü'l-kâme bir nahl-i cesîmdir. Hâlâ kökü ile vücûdu kalmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y227b ·
metinde göster ·
latîf oldu. Ammâ yine on yedi âdem helâk ol(un)up niçesi dahi çalındı. Hikmet-i …
Hamd-i Hudâ bizim zamânımızda lodos rûzgârı esüp havâ latîf oldu. Ammâ yine on yedi âdem helâk ol(un)up niçesi dahi çalındı. Hikmet-i Hudâ Rûm'da lodos hevâsında âdem serâsîme olur, poyraz esse âdem tâze cân bulur. Ammâ bu Hicâz'da Y 372b poyraz rûzgârı esse kavm-i Hicâz süst-endâm olur. Zîrâ poyraz Hicâz'a çöl ü çölistândan müsta‘mel gelüp halkı helâk eder. Ve sâm yeli bu mahallerde eser. Ammâ lodos esse Arabistân kavmi tâze cân bulurlar. Zîrâ bu rûzgâr-ı lodos Bahr-i Muhît tarafından berü tâze gelir, poyraz gibi çölden gelmez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y372a–Y372b ·
metinde göster ·
… edbîr-i çüst ü çâlâklık pâyâna erüp Mısır-ı Kâhire'ye dâhil olup bir gün kesb-i
havâ
ve tarâvet-i bahbah safâ etmeğiçün inân-ı ihtiyârı ele alup çârpâ ve sâfinâta s …
Ammâ bu hakîr-i pür-taksîr otuz yedi sene on yedi pâdişâhlık yerde niçe tilâl ü cibâl ve tîh-i rimâl aşarak on sekizinci pâdişâhlık yer Ka‘be-i şerîfdir kim cümlenin maksûd [u] merâmı oldur, hamd-i Hudâ sene 1082 târîhinde anda hac tavâf edüp Mısır'a seyâhat ederek on tokuzuncu pâdişâhlık yerimiz olup hamd-ı Bîçûn tîr-i ârzûmuz hedef-i nişâna ve tedbîr-i çüst ü çâlâklık pâyâna erüp Mısır-ı Kâhire'ye dâhil olup bir gün kesb-i havâ ve tarâvet-i bahbah safâ etmeğiçün inân-ı ihtiyârı ele alup çârpâ ve sâfinâta süvâr olup Eski Mısır olan Fustât ve Emsûs ve Makdonya ve Mısrâyim ve Ümmü Dünyâ ve Kâhire-i Mu‘izziyye nâmlarıyla müsemmâ olan ol hasretü'l-mülûkü gördüm ki hakkâ ki zamân-ı kadîmde nâm [u] nişânı dâsitân-ı dûstân olduğu kadar var imiş, alâyimât-ı âsâr-ı binâları cihânı dutmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y76a ·
metinde göster ·
Hikmet-i Hudâ eyyâm muvâfık olmayup ne kadar ihtimâm etdiler ise ol kadar
havâ
müşted olup Y 78b âhir kara cânibine Vezîr İbrâhîm Paşa çıkup müceddeden tedâ …
Hikmet-i Hudâ eyyâm muvâfık olmayup ne kadar ihtimâm etdiler ise ol kadar havâ müşted olup Y 78b âhir kara cânibine Vezîr İbrâhîm Paşa çıkup müceddeden tedârikler görüp adl [ü] adâlet ederek zâlimleri katl ederek deryâ-misâl asker ile Mısır'a gelmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y78a–Y78b ·
metinde göster ·
edemez, vücûdu muzlim yerde eprimişdir. Ammâ yukaru tabakadaki sığırlar yine se …
Temâşâsına varan âdemler fânûslar ve yel mûmları çerâgân edüp temâşâ ederler. Tâ nihâyetine bir sâ‘atde enilir. Anda yüz mikdârı sığırlar vardır. Her tabakasında başka mağârâ âhûrları vardır. Ammâ tâ nihâyetinde olan sığırları küçükden aşağı karanlıkda büyüdürler. Gayrı sığır tahammül edemeyüp ölür. Zîrâ cemî‘i zamânda kesb-i havâ edemez, vücûdu muzlim yerde eprimişdir. Ammâ yukaru tabakadaki sığırlar yine sehel kesb-i havâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y85a ·
metinde göster ·
… cûdu muzlim yerde eprimişdir. Ammâ yukaru tabakadaki sığırlar yine sehel kesb-i
havâ
ederler.
Temâşâsına varan âdemler fânûslar ve yel mûmları çerâgân edüp temâşâ ederler. Tâ nihâyetine bir sâ‘atde enilir. Anda yüz mikdârı sığırlar vardır. Her tabakasında başka mağârâ âhûrları vardır. Ammâ tâ nihâyetinde olan sığırları küçükden aşağı karanlıkda büyüdürler. Gayrı sığır tahammül edemeyüp ölür. Zîrâ cemî‘i zamânda kesb-i havâ edemez, vücûdu muzlim yerde eprimişdir. Ammâ yukaru tabakadaki sığırlar yine sehel kesb-i havâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y85a ·
metinde göster ·
cihetinden yukaru iç kal‘anın havâsı âdeme hayât verir, zîrâ yaylakdır ve gâyet …
Âb [u] havâ cihetinden yukaru iç kal‘anın havâsı âdeme hayât verir, zîrâ yaylakdır ve gâyet şedîd rûzgârlar eser ve suları hamâsînde gâyet sovuk olur. Hattâ ba‘zı hasta ifâkat bulsun içün tebdîl-i mekân etdirüp yukaru kal‘aya götürürler, bi-emrillâh birkaç günde sıhhat bulup halâs olur. Havâsının letâfetinden evlâdlarının gözleri mükehhal merâlî ve gazâlî gözlü olur. Ammâ aşağı Mısırlı gözleri cimloz ve koncoloz gözlü olur. Aceb hikmetullâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y86a ·
metinde göster ·
… ebî'ye muttasıl bir tekyedir. Cümle kemândârân ve tîr-endâzân anda gelüp kesb-i
havâ
ederler. Başka matbahları ve müte‘addid hâneleri ve sâkıyeleri vardır. Ve her p …
Kademü'n-Nebî'ye muttasıl bir tekyedir. Cümle kemândârân ve tîr-endâzân anda gelüp kesb-i havâ ederler. Başka matbahları ve müte‘addid hâneleri ve sâkıyeleri vardır. Ve her pehlivânın birer nişân taşları vardır. Ve buna muttasıl,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y109b ·
metinde göster ·
… p muzlim olmuşdur. Anıniçün cümle evler birbirlerine havâledir. Her evde kesb-i
havâ
içün damlar üzre birer bâdbân-misâl bâdgîrleri vardır, andan kesb-i havâ ederle …
Ve aşağı şehir kat-ender-kat binâlar olmak ile tarîkleri teng olup muzlim olmuşdur. Anıniçün cümle evler birbirlerine havâledir. Her evde kesb-i havâ içün damlar üzre birer bâdbân-misâl bâdgîrleri vardır, andan kesb-i havâ ederler. Bu bâdgîrler Ebû Alî Sinâ'dan kaldı, Y 241b derler. Mısır'ın cemî‘i rûzgârın ilm ile haps edüp herkes isti‘dâdına göre Ebû Alî Sinâ'dan birer masra rûzgârı birer altuna alup herkes alduğı masraları sutûhu üzre koyup andan rûzgâr girüp halk-ı Mısır teneffüs ederlermiş. Bu bâdgîrlerin aslı Ebû Alî Sinâ'dan kaldı, derler. Ol ecilden aşağı şehrin havâsı muttarid değildir, bir günde on havâ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y241a–Y241b ·
metinde göster ·
… kesb-i havâ içün damlar üzre birer bâdbân-misâl bâdgîrleri vardır, andan kesb-i
havâ
ederler. Bu bâdgîrler Ebû Alî Sinâ'dan kaldı, Y 241b derler. Mısır'ın cemî‘i …
Ve aşağı şehir kat-ender-kat binâlar olmak ile tarîkleri teng olup muzlim olmuşdur. Anıniçün cümle evler birbirlerine havâledir. Her evde kesb-i havâ içün damlar üzre birer bâdbân-misâl bâdgîrleri vardır, andan kesb-i havâ ederler. Bu bâdgîrler Ebû Alî Sinâ'dan kaldı, Y 241b derler. Mısır'ın cemî‘i rûzgârın ilm ile haps edüp herkes isti‘dâdına göre Ebû Alî Sinâ'dan birer masra rûzgârı birer altuna alup herkes alduğı masraları sutûhu üzre koyup andan rûzgâr girüp halk-ı Mısır teneffüs ederlermiş. Bu bâdgîrlerin aslı Ebû Alî Sinâ'dan kaldı, derler. Ol ecilden aşağı şehrin havâsı muttarid değildir, bir günde on havâ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y241a–Y241b ·
metinde göster ·
… n kaldı, derler. Ol ecilden aşağı şehrin havâsı muttarid değildir, bir günde on
havâ
olur.
Ve aşağı şehir kat-ender-kat binâlar olmak ile tarîkleri teng olup muzlim olmuşdur. Anıniçün cümle evler birbirlerine havâledir. Her evde kesb-i havâ içün damlar üzre birer bâdbân-misâl bâdgîrleri vardır, andan kesb-i havâ ederler. Bu bâdgîrler Ebû Alî Sinâ'dan kaldı, Y 241b derler. Mısır'ın cemî‘i rûzgârın ilm ile haps edüp herkes isti‘dâdına göre Ebû Alî Sinâ'dan birer masra rûzgârı birer altuna alup herkes alduğı masraları sutûhu üzre koyup andan rûzgâr girüp halk-ı Mısır teneffüs ederlermiş. Bu bâdgîrlerin aslı Ebû Alî Sinâ'dan kaldı, derler. Ol ecilden aşağı şehrin havâsı muttarid değildir, bir günde on havâ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y241a–Y241b ·
metinde göster ·
… bahâr Süveys'e gelüp Mısır'ı ganîmet eder ve yine lodos ile Rûm'a gider. Bu iki
havâ
Mısır'a ve halkına gâyet nâfi‘dir.
Ve Mısır'da ale'd-devâm poyraz ve lodos beşer ay eserse Rûm'dan gemiler gelüp Mısır'ı ganîmet eder. Andan Süveys'den yine poyraz ile huccâc getürüp Cidde'ye ve Yenbû‘'a huccâc götürüp Mekke ve Medîne'yi ganîmet eder. Ve beş ay kış günleri lodos eserse Cidde ve Yenbû‘'dan huccâc ve bahâr Süveys'e gelüp Mısır'ı ganîmet eder ve yine lodos ile Rûm'a gider. Bu iki havâ Mısır'a ve halkına gâyet nâfi‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y241b ·
metinde göster ·
… delinir ve beynisi boza gibi ekşiyüp taşra çıkup ma‘sûm ölür. Elhâsıl hamâsînde
havâ
gâyet beddir.
Ammâ yine şehir içinde vekâleler ve rablar vardır kim beşer altışar kat evlerdir, ne‘ûzu billâh anlarda hamâsîn günlerinde tahta biti ve pire ve kehle ve sivrisinek derdinden ve bed râyihadan fellâhînin reng-i rûyları masrû‘ olmuş âdem eşkâline döner. Zîrâ Mısır'ın kehrîz yolları yokdur, cümle kuyulardır. Husûsâ bu Mısır'ın hamâsîn günlerinde cümle beytü'l-halâ ve kehrîz yolların ol günlerde tathîr edüp bir gûne ufûnet peydâ olur. Ammâ ahâlî-i mahalleye haber ederler kim ne‘ûzu billâh ba‘zı sâhib-i tabî‘at olan kimesneler dörd beş aylık ma‘sûmların Kayıtbay mahallesinde yâhûd iç kal‘aya veyâhûd gayrı kurâlara kaçırırlar. Allâhümme âfinâ, ol mahallerin ufûnetinden ma‘sûmların tepesinde bınkıldayık ta‘bîr etdikleri beynisi üstü kabarup delinir ve beynisi boza gibi ekşiyüp taşra çıkup ma‘sûm ölür. Elhâsıl hamâsînde havâ gâyet beddir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y241b ·
metinde göster ·
… înden olduklarına delîlimiz oldur kim bir târikü's-salât ve şâribü'l-hamr ehl-i
havâ
azîzin ebyâtından birkaç ebyât istimâ‘ etse derhâl tâ’ib ü tâhir olup ehl-i sül …
Ve ba‘zı Menâkıb-ı Evliyâ'da ve Tabakât-ı şa‘râvî'de menâkıblarından niçe yüz keşf [ü] kerâmetleri tahrîr olunmuşdur kim hadd [ü] hasrı yokdur. Ve zamân-ı sabâvetlerinde hergiz sıbyân ile lu‘b [ü] lehve meşgûl olmamışlar. Eyyâm-ı sa‘âdetleri gece kâ’im ve gündüz sâ’im olup niçe bin meşâyihi sâhib-i seccâde edüp niçe bin âdemi irşâd etmişlerdir. Ve hâlâ mutasarrıfînden olduklarına delîlimiz oldur kim bir târikü's-salât ve şâribü'l-hamr ehl-i havâ azîzin ebyâtından birkaç ebyât istimâ‘ etse derhâl tâ’ib ü tâhir olup ehl-i sülûk olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y301b ·
metinde göster ·
… dem Delûke binti Zîbâk nâm melike Mısır'a mâlik olup Menûf'u taht edinüp kesb-i
havâ
içün bu İskenderiyye'yi ol dahi ol kadar amâr etdi kim deryâda yüz mîl ba‘îd ye …
Andan sonra binâ eden Ya‘mur bin Şeddâd binâ edüp mefret taşlar ile ta‘mîr edüp Şeddâdî binâ derler. Ba‘dehu Süleymân Nebî'den sonra Cârûdü'l-Mü’tefikî şehr-i İskenderiyye'nin enderûn [u] bîrûnunda serâpâ amûd-ı müntehâlar ile ibret-nümâ âsârlar binâ etdi. Hâlâ zâhir olan alâyimâtlar anın âsârıdır. Ve Fir‘avn-ı Mûsâ'dan yigirmi sene mukaddem Delûke binti Zîbâk nâm melike Mısır'a mâlik olup Menûf'u taht edinüp kesb-i havâ içün bu İskenderiyye'yi ol dahi ol kadar amâr etdi kim deryâda yüz mîl ba‘îd yerden görenlerin gözleri âsâr-ı mutallâtlardan hîrelenirdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y314a ·
metinde göster ·
… hükmündedir. İki yüz levendât ile dâ’imâ kâ’immakâmı hükûmet edüp senevî bâd-ı
havâ
ve cürm [ü] cinâyetden on Mısrî kîse dahi hâsıl eder.
Ve bâc-ı bâzârı ve muhtesib ve tershâne neferâtları ve yuva(?) ve kaçkın köle ve balık dalyanları ve şehir subaşılığı ve cümle salb siyâset basmak, asmak ve urmak ve tutmak anın hükmündedir. İki yüz levendât ile dâ’imâ kâ’immakâmı hükûmet edüp senevî bâd-ı havâ ve cürm [ü] cinâyetden on Mısrî kîse dahi hâsıl eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y319a ·
metinde göster ·
edüp bi-emrillâh üç günde şifâ bulur. Gerçi bâğ u bâğçelerinde hûrmâ ve incîri …
Ve havâsının letâfeti meşhûr-ı âfâkdır. Mısır'dan ba‘zı hastayı getirirler, kesb-i havâ edüp bi-emrillâh üç günde şifâ bulur. Gerçi bâğ u bâğçelerinde hûrmâ ve incîri ve limon u turunc ve rummân ve gayrı sevâhil meyveleri hâsıl olur, ammâ gâyet sovuğu olur ve yağmuru çok yağar. İbrâhîm Paşa asrında hakîr anda iken kar yağdı, ammâ tiz mahvoldu. Zîrâ iklîm-i sâlisin evvelidir. Mısır iklîm-i sâlisin âhiridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y326b ·
metinde göster ·
cürm [ü] cinâyetinden hâsıl olup paşası her sene ikişer pâre kadırga ile kapuda …
Ve on iki kîse dahi bâd-ı havâ cürm [ü] cinâyetinden hâsıl olup paşası her sene ikişer pâre kadırga ile kapudan paşa her kanda sefer etse bile sefer eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y333a ·
metinde göster ·
… mle âyende vü revende kal‘a kapusu önünde bir kasrı var, anda sâkin olup kesb-i
havâ
ederler.
Ve kal‘anın hâricinde kıble tarafında sazdan ve kamışdan ve tûbdan üç yüz hâne varoşu var. Ve bir zâviye ve bir kahvehâne Y 342b ve bir etmekci dükkânı var. Hân u hammâm ve çârsû-yı bâzârı yok. Bir derbend yerdir kim hımârın gâyib eden varmaz. Ammâ havâsı gâyet latîfdir, cümle âyende vü revende kal‘a kapusu önünde bir kasrı var, anda sâkin olup kesb-i havâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y342a–Y342b ·
metinde göster ·
… beği Abaza Dilâver Beğ bir kasır inşâ etmişdir, cümle ehl-i Dimyât anda kesb-i
havâ
ederler.
Nîl kenârında üç yüz hâneli bir ma‘mûr beleddir. Üç câmi‘i ve iki vekâlesi ve bir kahvesi var. Küffâr zamânında bir kal‘ası var imiş, hâlâ âsâr-ı binâları âşikâredir. Mu‘âf u müsellem Sinân Paşa evkâfıdır. Anda Dimyât emîni olan Mısır beği Abaza Dilâver Beğ bir kasır inşâ etmişdir, cümle ehl-i Dimyât anda kesb-i havâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y344b ·
metinde göster ·
… kemer üzre tavandır. Nîl kenârında yan soffaları var, cümle cemâ‘at anda kesb-i
havâ
ederler. Bir alçak minâresi var.
Ve Nîl kenârında câmi‘-i Rıdvâniyye: Kasr-ı âlî-misâl bir câmi‘-i nûrdur. İçinde aslâ amûd yokdur, dörd kemer üzre tavandır. Nîl kenârında yan soffaları var, cümle cemâ‘at anda kesb-i havâ ederler. Bir alçak minâresi var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y346b ·
metinde göster ·
Ve Dimyât içinde olan eski kal‘adan on mîl aşağı yine Dimyât cânibinde ve Nîl kenârında Kulkıran Mehemmed Paşa kal‘ası nâ-tamâmdır. Cümle boğazı bekleyen gemiler anda bir ay iki ay yatırlar. Anda bir zâviye vardır. Havâ latîf olup boğaz açıldıkda gemiler yüklerinin nısfın cerimlere tahmîl edüp boğazdan taşra çıkarlar. Tafsîl-i kelâm etmeyelim, bu boğaz dahi tâbaka'n-na‘l bi'n-na‘l Reşîd boğazı gibi kudret kal‘asıdır. Mezkûr Kulkıran Paşa kal‘ası(n) nâ-tamâm olmak ile dizdârı ve neferâtı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y348b ·
metinde göster ·
Ve şehrin âb [u] havâsı bâd-ı sabâlı ve milîsî rûzgârlı hoş
havâ
yerdir. Dil ü câna kıyıcı, yürek yakıcı, gazâb-âlûd bakıcı, âşık-perest, âhû-yı …
Ve şehrin âb [u] havâsı bâd-ı sabâlı ve milîsî rûzgârlı hoş havâ yerdir. Dil ü câna kıyıcı, yürek yakıcı, gazâb-âlûd bakıcı, âşık-perest, âhû-yı Çîn gözlü, şîrîn sözlü, mehcebîn, perî-peyker melek-manzar mahbûbe ve mahbûbları vardır. Cümle halkı garîb-dostdur. A‘lâ ve ednâsı mü’min ü muvahhid ehl-i hâl kimeslerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y369a ·
metinde göster ·
edüp buz pâresi olur. Ammâ i‘tidâl üzre olan sudan içmek ma‘kûldür, zîrâ pek bâ …
Ve âb-ı Nîl bu mahalde âb-ı zülâldir. Zîrâ tulû‘u mahalli cenûba bir aylık yoldur, şûre yerlere ve neft ü katrân ve kükürd ve hadîd ve zirnîh ma‘âdinlerine uğramadan gelür. Ve niçe yüz bin tur‘alar içinde yılan ve çıyan ve mûr [u] mâr ve kepçe kuyruk nâm zehirnâk hayvânlar gark olmuş tur‘alara uğramadan hemân tulû‘ edüp bu Fûncistân'a gelir. Anıniçün bu diyârda Nîl âb-ı hayâtdır. Ammâ gâyet ıssı cereyân eder, ammâ ceyrân tulumlarına doldururlar, kesb-i havâ edüp buz pâresi olur. Ammâ i‘tidâl üzre olan sudan içmek ma‘kûldür, zîrâ pek bârid su ol diyârda şiddet-i hâr kavmine ziyâde harâret verdikçe kesret üzre nûş etdükçe ishâl emrâzına uğrar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y416b ·
metinde göster ·
… bu bâğistânlar dutup şehir bu hıyâbânistân murgzârın tâ ortasında kalup kesb-i
havâ
edecek bir cây-ı menfez kalmamış. Ve anıniçün bu Feyyûm şehrinde bâd-ı sabâ yok …
Ve zamân-ı kadîmde bu Feyyûm şehrinin âb [u] havâsı cihân-ârâ memdûh-ı âlem idi, ammâ ilâ'l-ân âbı da ve havâsı da sakîldir. Zîrâ cânib-i erba‘asın kırk elli bin bâğ u bâğçe ve nahlistân ve gül gülistân ve reyhânistân her tarafından ikişer sâ‘atlık yer bu bâğistânlar dutup şehir bu hıyâbânistân murgzârın tâ ortasında kalup kesb-i havâ edecek bir cây-ı menfez kalmamış. Ve anıniçün bu Feyyûm şehrinde bâd-ı sabâ yokdur. Lâkin suyu çokdur, ol dahi ol kadar müsta‘meldir ki mezkûr bâğ u bâğçeler içre cereyân ederek mâ’-i bî-nef‘ olur. Ve şeb [ü] rûz şehrin cânib-i erba‘asında bâğlar içre bî-hadd ü bî-kıyâs murgân-ı gûnâ-gûnun ve hezârân hezârın asvât [u] nagamâtları âdeme bir kelâmı râhat ile istimâ‘ etdirmezler. Ve niçe bin dollâbların asvât-ı sûznâkleri ve niçe kerre yüz bin selsebîl ü fevvârelerin cereyân edüp çağıldısı âdeme dehşet verir. Böyle bir ibret-nümâ şehr-i dâr-ı enbiyâdır. Mısır diyârında bundan hıyâbânlı ve gül gülistânlı şehir yokdur. Hattâ gülistânlı bâğlarda değildir, dağlarda ve tarlalarda sahrâları verd-i handân-ı ahmer elvân zeyn etmişdir. Cânib-i erba‘asında der-i dîvârdan nişân yokdur, hemân pâymâl-i rimâl bir gülistân-ı berr-i beyâbândır. Hattâ vakt-i seherde Tâmiye nâm bir belde vardır, Feyyûm'a iki sâ‘at karîbde, tâ anda gül-i handânın râyiha-i tayyibesi gelüp şem olunur. Bu mertebe Feyyûm'un gülistânı ve bostânı cihânı dutmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·
cihetinde kasaba-i Cîze ravza-i Rıdvân'dan bir köşedir. Müte’ellim ü mağmûm ve …
Hakîkatü'l-hâl âb [u] havâ cihetinde kasaba-i Cîze ravza-i Rıdvân'dan bir köşedir. Müte’ellim ü mağmûm ve sâhib-i hümûm bir kimesne Cîze'ye varsa derhâl ve der‘ân def‘-i hem ü gam edüp mesrûr u dilşâd ve gamgîn gönlü âbâd olup inşirâh-ı sadr [u] zevk-ı derûn müyesser olur. Zîrâ bu hâk-i anber pâkde Hazret-i Yûsuf aleyhi's-selâm Züleyhâ iftirâsilye bu şehre karîb zindânda haps olunup halâs oldukda Cîze'de sâkin olanlara ve ehl [ü] iyâllerine du‘â edüp gerd-i küdûretden Cîze halkı halâs olmuşlardır. İlâ-yevminâ hâzâ ol nefes-i Hazret-i Yûsuf te’sîriyle hâlâ Cîze halkında zerre ve şemme gam u gussa yokdur. Ve cümle halkı mün‘imlerdir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·