… erekâtihi, gönderen getiren sağ esen olsun. Hamdülillah ki derûnumda olan İpşir
havfi
gitdi. Evhâm-ı tahayyülâtdan ve gıll u gışdan berî olup kesâfetden halâs oldum. …
Paşa efendimiz bu hâli görüp tarîk-i Hâcegân'da iken fırsat ganîmetdir deyüp ol dahi bî‘at edem deyü temennâ etdikde dervîş eyitdi "Ey âşık, siz Melek Ahmed Paşa değil misiz? Siz bî‘at-ı ezeliyyeye iktidâ etmişsiz kim biz sizin hâtırınız içün kat‘-ı menâzil ederdik. Gelüp hamd-i Hudâ sıhhatle mülâkât müyesser oldu. İmdi ey Melek Dede, İşpaniye erenlerinden Mübtecil Hoca Ca‘fer ve Dervîş Angel Haydar millet-i Mesîhiyye şeklinde geçinirler ammâ ikisi de mü’mîn ü muvahhid nihânîce sâhib-i seccâdedirler. Ve pişvâ-yı tarîk-i Hâcegân birer pâdişâh-ı Cem-cenâbdırlar. Anlar hakîre bî‘at verüp "Var ey Dervîş Sünnetî! İslâmbol'da Melek Ahmed Paşa ile buluş ve görüş ve nedîmleriyle biliş ve Allah emâneti olsun Melek Baba'ya selâmımızı teblîğ eyleyüp bu sûre-i Yûsuf âyetiyle tesellî bulsun ve sûre-i (---)Arapça(---) ilâ âhirih, âyetin evrâd etsin. Âyet-i Yûsuf emâneti budur deyüp (---)Arapça âyetidir. Anlar sizlere bu âyeti gönderüp selâm eylediler ve İpşir'den havf eylemesin. Allah ona yâverdir, dediler" deyince hemân paşa ayağa kalkup "Yâ Allah! şükür elhamdülillah ve aleykümü's-selâm rahmetullahi ve berekâtihi, gönderen getiren sağ esen olsun. Hamdülillah ki derûnumda olan İpşir havfi gitdi. Evhâm-ı tahayyülâtdan ve gıll u gışdan berî olup kesâfetden halâs oldum. Ve bu âyet-i şerîfi bunların nutk-ı dürerbârlarından istimâ‘ etdiğim gibi râhatü'l-ervâh buldum. Maksad [u] merâmıma vâsıl oldum," deyü Dervîş Sünnetî'nin elin eline alıp diyâr-ı İşpaniye'de ve gayri büldânlarda hâl sâhibi kimler var ise su’âl ederken "Kurtuba şehrinde Mübtecil Baba Sâdık size selâm etdi ve Tanca şehrinde Şeyh Mansûr selâm etdi ve Fes-i Merânkûşî şehrinde İzzeddîn Burnâvî selâm etdiler" diyince paşa ayağa kalkup selâm alup "Biz anlara Cezâyirli Alî Sipçinoğlu ile mektûblar göndermiş idik. Vâsıl olduğu haberleri geldi" deyüp paşa Dervîş Sünnetî ile yine öpüşüp koç-kucağ ve birbirlerin derâğûş edüp künc-i bucağda bir çağ dahi sohbet-i hâssa meşğûl 176a oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 175b–176a ·
metinde göster ·
… p dal kılıç olup Van kal‘asında olanlara tarfetü'l-ayn içre bir kılıç urup kimi
havf-i
şemşîr-i âteş-tâbdan kendüyi Van kayalarından aşağı atup pâre pâre olup ibtidâ …
Anlardan sonra bu Van kayası niçe yüz devlete intikâl edüp âhir Hazret-i Risâlet vilâdetinden sene 1600 mukaddem Hazret-i Dâvûd-ı Nebî asrında Melik Câlût bu Van kayası üzre bir deyr-i pür-dîr inşâ eder. Melik Câlût'u Hazret-i Dâvûd sapan-ı Dâvûdîsiyle katl edüp mezkûr kenîse niçe mülûk destinde âyîngâh-ı Nasârâ olup âhir vilâdet-i Resûl-i Kibriyâ asrından sene 881 mukaddem İskender-i Kübrâ destine bu yüzden girmişdir. Be-kavl-i Mıkdısî İskender-i Kübrâ diyâr-ı Çamapur'a giderken bu Van kayasının sahrâsında serâperde-i İskenderîsiyle meks edüp bir ferd-i âferîdenin haber-i âgâhları yok iken Van kal‘asının hâkimlerin ve mezkûr deyrın bıtrîk u kıssîs u ruhbânların aşağı serâperdesine da‘vet edüp eydür: "İnşâallah ben diyâr-ı Çamapur'a giderim. Andan Dârâ Şâh üzre giderim, ammâ bî-ma‘nâ bâr-ı sakîllerim vardır. Sizde emânet dursun. Zîrâ sizin kal‘anız cümle mağaralardır ve deyriniz dahi cemî‘i Nasârâların ma‘bedgâhlarıdır kim benim bu sandûklarım sizde Allah emâneti olsun" dedikde anlar da üç yüz aded sandûkaları alup İskender'in üç dörd yüz âdemiyle derd [ü] belâ çekerek 249b bu sandûkaları kal‘a içine koyup muzlim mağaralarda pinhân idelim derken hemân üç yüz aded sandûkaların kapakların taşradan gelen üç yüz {aded} İskender âdemleri açup derûn-ı sandûkalardan dahi üçer âdem pür silâh çıkup cümle taşradakiler ile bir iki yüz müsellâh âdemler ejderhâ gârından çıkar gibi sandûkalardan Van gârlarına girüp çıkup dal kılıç olup Van kal‘asında olanlara tarfetü'l-ayn içre bir kılıç urup kimi havf-i şemşîr-i âteş-tâbdan kendüyi Van kayalarından aşağı atup pâre pâre olup ibtidâ İskender bu hîle ile kal‘a-i Van'ı feth edüp deyr-i Câlût'a "Vang" deyü nâm koydu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 249a–249b ·
metinde göster ·
… kapusu kulleleri cümle kirpi gibi topları zeyn olmuşdur. Zîrâ bu aşağı kal‘anın
havfi
bu Tebrîz kapusu semtindendir. Anınçün aşağı kal‘anın bir cânibi beş kat kalın …
Ve bu Tebrîz kapusu kulleleri cümle kirpi gibi topları zeyn olmuşdur. Zîrâ bu aşağı kal‘anın havfi bu Tebrîz kapusu semtindendir. Anınçün aşağı kal‘anın bir cânibi beş kat kalın dîvârlardır, kat-ender-kat kırk aded kulle sedd-i Âd'dır ve bu tarafa nâzır kal‘a-i Deveboynu gûyâ kulle-i Ferhâd'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 252b ·
metinde göster ·
… ] bârûlar üzre Şatt'a nâzır hânedânlardır. Ve bu tarafda kal‘a-i Bağdâd'ın aslâ
havfi
yokdur. Zîrâ nehr-i Şatt'a karşu kıble tarafı ka‘be hâki Kuşlar kal‘ası cânib b …
Ve bu mahalde derûn-ı Bağdâd'da şiddet-i hârdan emân bulmak içün sarâylar vardır. Ba‘zı zamân Şatt, Bağdâd içre girüp bu serdâbları mâl-â-mâl olur. Zîrâ Bağdâd'ın cümle imâreti Şat kenârı semtine vâki‘ olmuşdur kim cemî‘i burc [u] bârûlar üzre Şatt'a nâzır hânedânlardır. Ve bu tarafda kal‘a-i Bağdâd'ın aslâ havfi yokdur. Zîrâ nehr-i Şatt'a karşu kıble tarafı ka‘be hâki Kuşlar kal‘ası cânib bir kurşum menzili mesâfe-i ba‘îdede nehr-i azîm olmağile bu tarafdan Bağdâd'ın bâk u pervâsı yokdur ve bu tarafda imâreti çokdur. (---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 340b ·
metinde göster ·
… a kavata kulleleri, ya‘nî gözcü burcları vardır ve bu kal‘anın deryâ tarafından
havfi
olmamak ile yalın kat dîvâr-ı kavîdir kim ol tarafa iki liman kapusu var, ammâ …
Ve mezkûr limanın etrâfında kavata kulleleri, ya‘nî gözcü burcları vardır ve bu kal‘anın deryâ tarafından havfi olmamak ile yalın kat dîvâr-ı kavîdir kim ol tarafa iki liman kapusu var, ammâ kara tarafı üç kat metîn dîvâr-ı üstüvârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 149b ·
metinde göster ·
… i yüz aded sağîr u kebîr topları vardır, ammâ yine havâlelerinden gâyetü'l-gâye
havfi
olduğundan yedi kral ile ve Âl-i Osmân ile sulh edüp harâc ve bâc verir, ammâ y …
Ve cümle (---) kal‘a kapusudur. Ve Büyük Venedik körfezi içre bir küçük körfez ağzında vâkı‘ olmuş rabât-ı metîndir. Ve cümle yedi yüz aded sağîr u kebîr topları vardır, ammâ yine havâlelerinden gâyetü'l-gâye havfi olduğundan yedi kral ile ve Âl-i Osmân ile sulh edüp harâc ve bâc verir, ammâ yine sulh etdiği pâdişâhlardan yigirmi harâc verdiği kadar mâl peyd[â] eder bir hîlekâr şeytân-ı dûzah-karâr küffâr-ı hâksârdır. Ve kal‘ası içi eyle zîk ve daracık sokaklı ma‘mûr hânelerdir kim aslâ bir hâlî ve mu‘attal yeri yokdur. İllâ siyâsetgâh meydânı ve bâzâr meydânı ve yigirmi iki manastır meydânları var. Cümleden mükellef Hersek kralının (---)(---) nâm manastırı bu kal‘aya gûyâ iç kal‘a olmuşdur. Serâpâ kubâbları kurşum ile mestûr bir deyr-i ma‘mûr, Hudâ-yı bîçûn İslâm'a müyesser edüp ma‘bedgâh-ı müslimîn ola. Bundan mâ‘adâ Venedik Pirinc-pirimlerinin ve irşek ve banlar ve herseklerin kenîseleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 151b ·
metinde göster ·
… tları her gece gelüp nevbet beklerler, zîrâ rûz-ı rûşende bu kal‘anın düşmandan
havfi
yokdur. Ve etrâfında imdâd gelecek benî Âdemleri çokdur ve her zamân bu kal‘a ( …
Beş altı kadar hurde şâhî topları var, ammâ iri muşkat tüfengleri çokdur. Ve kal‘asının kapusu dâ’imâ kapalı durup elli aded neferâtları her gece gelüp nevbet beklerler, zîrâ rûz-ı rûşende bu kal‘anın düşmandan havfi yokdur. Ve etrâfında imdâd gelecek benî Âdemleri çokdur ve her zamân bu kal‘a (bu kal‘a)nın karşusunda nehr-i Neretva aşırı Loboşka kâfirleri gelüp tulumlarla nehr-i Neretva'yı yüzüp beri tarafa geçerlerse kal‘adan toplar atılup etrâf [u] eknâfda olan nevâhî halkı haberdâr olup cümle pür-silâh gelüp kâfire bir şey aldırmazlar, gâyet serhad yerdir. Ne‘ûzübillâh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 161b ·
metinde göster ·
… ı sâfî dağlardır ve üzerleri serâpâ bâğlardır. Ve bu kal‘anın bâğlar tarafından
havfi
olmak ile ol cânibi gâyet metîn binâ olunup otuzar ayak kalın dîvârdır ve azîm …
Ammâ handakı (---) kıble tarafı sâfî dağlardır ve üzerleri serâpâ bâğlardır. Ve bu kal‘anın bâğlar tarafından havfi olmak ile ol cânibi gâyet metîn binâ olunup otuzar ayak kalın dîvârdır ve azîm kesme kaya amîk handakları vardır kim bu tarafdan bu kal‘aya aslâ lağım ve meteris kâr etmez. Ve bu kal‘anın gird-â-gird cirmi (---) adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 32a ·
metinde göster ·
… edi arşın âlî ve yigirmi ayak enli dîvâr-ı sedd-i calenderdir, zîrâ bu kal‘anın
havfi
bu cânibdendir, ammâ bu tarafda beş aded tabya kulleleri gâyet sarp ebrâclardır …
Ve bu kara dîvârı tarafı kâmil yigirmi yedi arşın âlî ve yigirmi ayak enli dîvâr-ı sedd-i calenderdir, zîrâ bu kal‘anın havfi bu cânibdendir, ammâ bu tarafda beş aded tabya kulleleri gâyet sarp ebrâclardır. Ve dizdârı ve on iki 111a ağası ve altı oda yarar ve nâmdâr cebeci gâzîleriyle cebecibaşısı var. Bunda aslâ yeniçeri yokdur. Ve iki oda ile topçubaşısı ve bin sekiz yüz kal‘a kulu ve sekiz yüz aded Karatayak Tatarı neferâtları vardır. Hattâ hîn-i ma‘rekede cümle üç bin aded güzîde askeri mevcûddur. Ammâ cebehânesi ve zahîresi gâyet çokdur. Ve cümle sığâr u kibâr seksen altı pâre topları vardır, ammâ güzîde topları karaya ve nehr-i Özü câniblerine nâzır kullelerde azîm balyemez topları var kim Özü kal‘asında böyle toplar yokdur, meğer Özü'de Hasan Paşa kal‘asının topları ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 110b–111a ·
metinde göster ·
… bu kal‘anın maşrık ve mağrib tarafında handakı sarpdır, zîrâ bu kal‘anın ziyâde
havfi
bu taraflarından olmak [ile] dîvârları sâfî rıhtım Şeddâdî on beş kulaç âlî dîv …
Ve kal‘a-i Azak nehr-i Ten kenârında çâr-kûşe şekl-i murabba‘ yalın kat Şeddâdî seng-binâ kal‘a-i ra‘nâdır kim cirmi dâ’iren-mâdâr kâmil mi‘mâr arşını ile dörd bin arşındır. Kıble cânibi sehel havâleli topraklı bayır üzre yalın kat sa‘b dîvâr-ı metîndir kim yigirmi ayak enli kalın dîvârdır. Ve bu tarafı yedi kulaç derin ve elli arşın enli bir ka‘r-ı hafr-i azîm handakdır kim bu taraf dîvârları ve dahi handak altları tâ ka‘r-ı zemînde suya enince dîvârları lağım üzre durur. Ve dîvârlarının esâsları tahte's-serâya varınca su üzre ıskara rıhtım üzre temelleri kâr-ı Freng-i pür-ceng binâsıdır. Ammâ bu kal‘anın maşrık ve mağrib tarafında handakı sarpdır, zîrâ bu kal‘anın ziyâde havfi bu taraflarından olmak [ile] dîvârları sâfî rıhtım Şeddâdî on beş kulaç âlî dîvârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 184a ·
metinde göster ·
çekerek firkatelerimiz ile cânib-i kıbleye gidüp cezîre-i Kefalonya'da esîr ola …
Ve bu Zakilse cezîresi cemî‘i Frengistân ve Mağrib'den gelen gemiler bu adayı ü[z]leyüp gelirler, zîrâ gâyet memerr-i nâsdır. Ve bu cezîre-i izakilse etrâfında bir gece dolaşup aslâ küffâra zahîre gider firkate ve kayıklara râst gelmeyüp andan kalkup küffâr havfi çekerek firkatelerimiz ile cânib-i kıbleye gidüp cezîre-i Kefalonya'da esîr olan Durak Kapudan'ın hocası Kara Hasan Hoca'ya küffârdan ıtlâka gitdikde Zakilse'den yigirmi mîl karayelin kertesine serdemend gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 263b ·
metinde göster ·
… b-i etrâfında olan sokaklarda aslâ düşman girüp gezemez, zîrâ bu şehir halkının
havfi
Freng'dendir. Bir kerre bu şehre Venedik Frengi girüp cümle kırılup bakıyyesi h …
Der-kayd-ı taşr[a] varoş-ı müzeyyen: Bir sarplık ve kayalık zemîn içre cümle 400 aded serâpâ kârgîr binâ ve cümle taş dîvârlı kal‘a-misâl metîn ve tahtânî ve fevkânî kiremitli ve (---) örtülü ma‘mûr u müzeyyen hânedânlardır kim her evde tüfeng mazgalı delikleri var kim cânib-i etrâfında olan sokaklarda aslâ düşman girüp gezemez, zîrâ bu şehir halkının havfi Freng'dendir. Bir kerre bu şehre Venedik Frengi girüp cümle kırılup bakıyyesi hâ’ib ü hâsir firâr etdiler. Zîrâ bu şehrin hânedânlarının ikisi üçü bir yerde değillerdir seyrek seyrek binâ olunmuş kal‘a-misâl hânedânlardır, ammâ yine birbirini gözedirler. Cümleden (---) Ağanın hânesi ve (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) meşhûr sarâylardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 266a ·
metinde göster ·
… öşeye vâki‘ olmuş sehel havâleli kayalardır, zîrâ bu kal‘a-i Koron'un ekseriyyâ
havfi
bu havâle köşesi burnundandır. Ammâ bu köşe ol kadar metîn şedîddir kim ta‘bîr …
Ve kal‘aya sehel havâle olan yere bu iç kal‘a havâle olmuşdur. Ve iç kal‘anın mağrib tarafında olan köşeye vâki‘ olmuş sehel havâleli kayalardır, zîrâ bu kal‘a-i Koron'un ekseriyyâ havfi bu havâle köşesi burnundandır. Ammâ bu köşe ol kadar metîn şedîddir kim ta‘bîr ü tavsîf olunmaz. Hattâ üstâd-ı bennâ-yı mühendis bu havâleye karşu kal‘ayı gemi burnu gibi bir sivri ve kaykı burun etmiş kim hîn-i muhâsarada kal‘a-kûp top tokunup kal‘aya zarar isâbet etmeye, deyü bu buruna var makdûrun sarf edüp bu havâleye karşu bir tabya-i azîm sedd-i metîn edüp minâre kaddi kesme kaya üzre binâ olunup üstüne bin âdem sığar meydân-ı azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 271a ·
metinde göster ·
… s tabyaları aralarından vâki‘ olmuş pinhân kapular olup bir vecih ile düşmandan
havfi
olmayup top ile döğülmek muhâl olduğundan ağaç kanatlı deryâ kenârı kapulardır, …
Bu kapuların cümlesi ağaçdan demirsiz kapular olmasının aslı oldur kim bir tarafda leb-i deryâdır ve bir tarafdan makas tabyaları aralarından vâki‘ olmuş pinhân kapular olup bir vecih ile düşmandan havfi olmayup top ile döğülmek muhâl olduğundan ağaç kanatlı deryâ kenârı kapulardır, ammâ kara câniblerindeki cümle kapuları üçer ve dörder ve beşer kat hadîd cedîd kavî ve metîn kapulardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 310a ·
metinde göster ·
… ma‘mûrdur ammâ mahfûz değildir. Levendât-ı haşerât kânıdır. Ve celâlî ve harâmî
havfi
ihtimâliyle cümle kibârın mâlları ve zî-kıymet eşyâları bu yukaru iç kal‘ada pi …
Ve bu câmi‘in cemâ‘ati, câmi‘in sağ tarafında kal‘anın sağ köşesinde bir iç kal‘a vardır, Ebü'l-feth Sultân Mehemmed bu büyük kal‘adan bölüp iç kal‘a etmişdir. İçinde dizdârı ve yigirmi neferâtı ve yigirmi kiremit örtülü hânelerde sâkin olanlar bu câmi‘in cemâ‘atidir. Gâyet metîn küçük iç kal‘adır. Şekl-i murabba‘ ve cirmi sekiz yüz adımdır. Ammâ taşra dîvârı yine eski hisâr dîvârındandır. Ancak içerisinden Ebü'l-feth bölüp bir kat dîvâr ile bir küçük iç kal‘a olmuşdur. Ve kıbleye nâzır bir demir küçük kapusu vardır. Ve dîvârları gâyet metânet üzre ellişer mi‘mâr arşını dîvârları âlî olmağile cümle a‘yân-ı İzmir'in yüz Mısır hazînesi mâlları bunda mahfûzdur, zîrâ İzmir'in aşağı şehri gâyet ma‘mûrdur ammâ mahfûz değildir. Levendât-ı haşerât kânıdır. Ve celâlî ve harâmî havfi ihtimâliyle cümle kibârın mâlları ve zî-kıymet eşyâları bu yukaru iç kal‘ada pinhândır. Ve bu kal‘a ile leb-i deryâda olan kal‘a mâbeyninde şehr-i İzmir bir sevâd-ı mu‘azzam bender-i cedîddir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y45a ·
metinde göster ·
mülâhaza edüp Müzeyrib'den bu mahalle gelince bir yerde Ulâ ve Ma‘ân'dan gayri …
Bu havfi mülâhaza edüp Müzeyrib'den bu mahalle gelince bir yerde Ulâ ve Ma‘ân'dan gayri yerde ârâm etmeyüp yigirmi beş sâ‘at otuz sâ‘at yollar yürüyüp herkes cenbinden beksumât yiyerek yola giderek develere dahi giderken yumakların vererek su gibi âdem deryâsı akardı. Anıniçün bu kadar at ve üştür ve ester ve hımâr kalmasının aslı oldur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y276a ·
metinde göster ·
… e şerîfi hükmündedir. Gâyet emn [ü] emândır. Yagı ve bâgî ve dağî Urbân-ı uryân
havfi
yokdur. Ammâ ordu içindeki akkâm meş‘alciyân ve kavvâs ve sakkâ ve cemmâl haşer …
Ba‘dehu Bi’r-i Alî'de salât-ı mağribi edâ edüp nefîrler çalınup Bi’r-i Alî'den cümle tulumları doldurmak gerek, zîrâ ileri kubûr-ı şühedâ'da su yokdur. Andan meş‘aller çerâgân olup kıble cânibine tathîr olmuş yolların iki cânibinde Medîne kurâları içre ubûr ederek Bi’r-i Alî'den öte Mekke şerîfi hükmündedir. Gâyet emn [ü] emândır. Yagı ve bâgî ve dağî Urbân-ı uryân havfi yokdur. Ammâ ordu içindeki akkâm meş‘alciyân ve kavvâs ve sakkâ ve cemmâl haşerâtları hırsızlarından gâyet ihtirâz lâzımdır. Bi’r-i Alî'den cenûba yine taşlı ve bayırlı pâk yerlerdir. Anda o kadar havf olunmaz. Belki içre giderek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y305a ·
metinde göster ·