İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

hayli*

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
549
isabet
521 cümle/beyitte
203,5
milyonda
tüm derleme göre
1
eserde geçiyor
7
farklı biçim
23 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi549224,3

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bağlamlar 1–50 / 549

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“hayli*” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS I 21a–21b … serdâr olup Galata'da Hırkîl ile hüsn-i ülfet edemeyüp küffâr ile mâbeynlerinde hayli ihtilâl oldu. Ömer ibn Abdül‘azîz'e arz eylediler. Âhirü'l-emr. 21b
EÇS I 22a … âl olup yatırlar. Ahvâl-i cidâlin haber-i sıhhatin alup derhâl kırala gelüp bir hayli kelimât edüp kıral Şeyh Maksûd'un maksûd [u] merâmı zamîrinden anlayup,
EÇS I 24b … ekirdağı câniblerine gelirken akîblerince kemîngâhlar içre kefereler âmâde olup hayli ibâdullâhı gâ’ib edüp şehîd etdiler.
EÇS I 27a … âleddîn-i Rûmî zürriyetinden Karamanî Mehemmed Paşa derler. Uzun Hasan cenginde hayli şecâ‘ati zâhir olmuş bir vezîr-i dilîr idi. Topkapusu'ndan küffâra bir top atdı …
EÇS I 34a … bırağup beni sâ’ir kırallar mâbeyninde bed-nâm etdin" deyü Ağnados mi‘mâra bir hayli itâb u şitâb ederler. Ağnados dahi,
EÇS I 37b … ç yerde başın mecrûh edüp semmûr kürkün pâre pâre eder. Cemâ‘at-i kebîrenin bir haylisi bunların mâbeynlerin fasl edüp giderler. Ammâ yine Gülâbî Ağa sipâhın yanından …
EÇS I 62a Hikmet-i Hudâ karanlık kuyuda bir hayli Kızılbaş kapanup cenge tekrâr âheng etdikleri mahalde iç kal‘adan dahi bârûd-ı …
EÇS I 62b … arafeyninde yan soffaları vardır. Ammâ taşra haremi yokdur ve dahi taşra haremi hayli vâsi‘dir.
EÇS I 68a … de sâlimîn ve gânimîn kal‘a-i Kotur nâm kal‘a Kızılbaş'ın sa‘b kal‘ası olmağile hayli toplar atup itâ‘at etmedi. Zamân-ı şitâya kalmağile ana ığmâz-ı ayn ile nazar e …
EÇS I 69a Anlar hakîre hayli tesellî-i hâtır verüp Pâdişâh huzûruna vardıkda âdâb-ı meclisi ve du‘â vü senâ …
EÇS I 71a … ulûm etdikden sonra yine pâdişâhımın hidmetinde olsun" deyü halâsımız içün bir hayli ricâ etdikde pâdişâhın sem‘-i şerîfine bu ricâ sadâ-yı peşşe kadar gelmeyüp,
EÇS I 78a … ara ve semmûr döşeli köşklere itlâf-ı hazîne etdin deyü bir kerre kul gulû edüp hayli fetret oldu.
EÇS I 83a–83b … ihsân olunmaduğundan Vezîr-i a‘zam Melek Ahmed Paşa'ya dilgîr olup Üsküdar'dan hayli asker cem‘ edüp Anatolu'yu nehb [ü] gârete azîmet eyleyüp Hersek Dili'nden dery …
EÇS I 83a–83b … ldukda hakkâ ki âmedâne basılup dilîrâne ceng edüp şebhûn eden vezîr askerinden hayli benâm yiğitleri hâke saldılar.
EÇS I 98a Fazl ehli hayli mu‘teber u kâmrân imiş / Rüşvet yoğ imiş anda zamân ol zamân imiş.
EÇS I 98b … Ba‘dehu nıkrîs marazına mübtelâ olup merhûm oldu ve pederi cenbinde medfûndur. Hayli mu‘teber te’lîfâtları vardır. Ve,
EÇS I 100a Zarîfî: Boluvî'dir. Hayli rûzgâr-ı zorkâr-dîde seyyâh-ı âlem idi.
EÇS I 101b Sehî Beğ: Abdullâhoğlu ve Necâtî Beğ dâmâdıdır. Hayli te’lîfâtı vardır. Şi‘ir:
EÇS I 101b Fakîrî: Rûmelindendir, haylice matbû‘ eş‘ârı ve bedîhegûyluğu vardır, anınla şöhre-i şehr olmuşdur.
EÇS I 108a … ü'l-cinân bir bahr-i ma‘ânî ve bir çelebi-i nûrânî idi ve Niksârî tahallüsü ile hayli latîf eş‘ârı vardır.
EÇS I 131a … şâyihâna "Lâ havle velâ kuvvet" evrâdına müdâvemet etmeği üstâdlar emr edüp bir hayli ba‘îd soffalar üzre oturup esmâya meşgûl olurlar. Hemân cümle üstâd cem‘ olup a …
EÇS I 146b … inhân edüp niçe zamân her işe kullanırlar. Ammâ bu dağlara herkes gidemeyüp bir hayli hayyâl atlılar gidüp teferrüc ederler. Ve bu mahalde,
EÇS I 159b … brâhîm Halîlullâh'dır. Kaçan kim Halîlullâh Ka‘be'yi binâ edüp ma‘cene içre bir hayli türâb kalup İbrâhîm Halîl, hizmeti mukâbelesinde Hak'dan rahmet istedi. Cenâb-ı …
EÇS I 163b … aslâ hareket etmeyüp ölmüş. Ammâ ‘Ey Pâdişâh-ı Perverdigâr, âyâ bu nedir?’ deyü hayli tevakkuf etdim ammâ misk râyihası beni helâk eyledi, der hemân cân havliyle aya …
EÇS I 174b … nda çâr-kûşe sırıklarda ağlar gerilüp deryâdan bu fünûn ile balık sayd ederler, hayli ma‘rifetdir.
EÇS I 174b–175a … r lakoz sarı balgam yutmuş gibi olur. Ammâ gâyet mukavvîdir, küçük çük bürâdere hayli kuvvet verüp ehliyle güleş etmeğe kişiye kuvvet verir. Hâsıl-ı kelâm fâsık cânl …
EÇS I 185a … â bu esnâf "Biz çilingirândan mukaddem gidüp başka tablhâne sâhibi oluruz" deyü hayli da‘vâ-yı merd etdiler.
EÇS I 198a … i Selmân-ı Pâris, Hazret'den sonra Medâyin-i Bağdâd-ı behişt-âbâd'da sâkin olup hayli mu‘ammer olmağile imâm-ı A‘zam hazretleri dahi Bağdâd'da hâsıl olmağile Selmân' …
EÇS I 207b … emir teller vardır, gayrı tellerden aşağı dörd burkusu vardır. Pîr ve üstâdları hayli kimse idi, ancak serdârları Sirkeci Hüseyin idi. Fasl edüp geçerler.
EÇS I 208b mazmûnunca bu hakîrin dahi hayli yâddaşı var idi. Ve bâlâda tahrîr olunan sâzları ve sâzendegânları ve mü’ellifl …
EÇS I 213b … lâb idi. Bir günlüğü sehl-i dilberân olup cümle ulemâ ve sulehâlar mübtelâ olup hayli kâr ederlerdi. Bunlar dahi tahtırevânlar üzre dükkânlarında subya bey‘ ederek g …
EÇS I 217b Böyle bir hayli mâldâr olup Pirinccibaşı nâm bir âdemin duhter-i pâkîze-ahter-i nâ-şüküftesin a …
EÇS II 227a … -ı nâfi‘ oldur kim ibtidâ havz kenarına varup pâk âbdest alup ba‘de'l-vuzû‘ bir hayli başın ıssı suyla yıkayup ba‘dehû vücûduna döküp vücûdun haberdâr edüp andan aya …
EÇS II 230b–231a … nâsda şâyi‘dir. Ve bu kabr kurbunda bir zîr-i zemîn mağara vardır, yokuş aşağı hayli gider, muzlim bir gâr-ı azîmdir. İçinde yetmiş seksen hûrde gârlar dahi vardır. …
EÇS II 268a … râne bir kurbân edüp cümle fukarâya bezl etdik. Hamd-i Hudâ eğerçi bu seyâhatde hayli berzah ve azâb-ı elîm ve âlâm-ı şedâ’id çekdik ammâ hayli seyâhat ve cihâd-ı ke …
EÇS II 268a … â eğerçi bu seyâhatde hayli berzah ve azâb-ı elîm ve âlâm-ı şedâ’id çekdik ammâ hayli seyâhat ve cihâd-ı kesîrler edüp Karadeniz'in cânib-i erba‘asın dâiren-mâdâr de …
EÇS II 271a–272b … neralin oğlun kayd-bend ile getirdiler. Ammâ ol gün mel‘ûn küffâr kudurdular ve hayli ceng edüp bî-nihâye yiğitleri şehîd etdiler. Ve bundan mâ‘adâ şeb [u] rûz görül …
EÇS II 274a … stemiş, verelim, başımız üstüne" deyü ta‘ahhüd edüp bir nâme tahrîr edüp elçiye hayli ri‘âyet edüp Âsitâne tarafına Kurd Çavuş'u gönderüp tokuzuncu günde elçi Çavuş …
EÇS II 274a–274b … âlî elinden halâs etseniz dahi ma‘kûl idi, ve's-selâm" dedikde Sultân Ahmed Hân hayli müte’ellim olup bükâ-âlûd oldular. Hemân Mahmûd Efendi eydür: "Hey beğim! Ne el …
EÇS II 275a … üp Şehzâde Murâd'a İbrâhîm bir top eyle urdu kim Murâd iki kerre tekerlenüp bir hayli zîr-i zemîn üzre oturup hemân Şehzâde İbrâhîm seğirderek babası tahtına geçüp o …
EÇS II 277a … mişler. Sene (---) de, Çelebi Sultân Mehemmed Rûm keferesi elinden feth ederken hayli guzât-ı müslimîn şehîd olmağıla heleke ya‘nî helâk yeri demekdir. Hakîkatinde y …
EÇS II 283a Evsâf-ı germâb-ı Niksar: Şehrin cânib-i kıblesi hâricinde haylice mesâfe bâğlar kenarında müfîd ü muhtasar binâlı bir ılıcadır, ammâ suyu gâyet n …
EÇS II 312a … üleydedir. Câmi‘, hân ve hammâmı ve esvâk-ı muhtasarı vardır. Mihmândâr, hakîre hayli ri‘âyet etdi. Andan kalkup yine şimâle (---) sâ‘at hıyâbânistân içre gidüp Kör …
EÇS II 313b–314a … ler oldu kim kal‘a-i Bakü mürg-i semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalup hakîre hayli cebe satdılar. Meğer bu Bahr-i Haraz'ün karşu garb cânibinde Moskov kralının Ej …
EÇS II 314a … ahi verüp kırâ’at edüp "sûrunuz mübârek ola" deyü vâfir senâ-hânlık edüp hakîri hayli ta‘rîf ve tavsîf etmişler. Andan Revân hânı, hakîri kendi hemşîresi sarâyına mi …
EÇS II 316b–317a … keşik beklerler. Ve cümle düşmanlarının havf [u] haşyetinden kal‘aya hâ’il bir hayli mesâfe-i ba‘îdeden kûh-ı Düneb nâmıyla bir cebel-i âlî vardır, çengelistân ve h …
EÇS II 318b–319a … bî-hisâb mâra üşer gibi Gürcî ve kızılbaşın cânib-i erba‘asından hücûm edüp bir hayli ceng-i azîm olur. İçerden küffâr amân deyüp aslâ amân vermeyüp kırk bin mikdârı …
EÇS II 325a … al‘a-i Zârşed, intihâ-yı serhadd-i Serâmed: İrân-zemîn şâhları binâsıdır. Bunda hayli Acem zâr-ı şedîd çekerek dendân-ı tîğdan geçdikleriyçün bu kal‘aya Zârşed deyü …
EÇS II 327b … yesâr tarafındadır. Ve Karı hammâmına muttasıl Kadızâde Mehemmed Çelebi Câmi‘i hayli vâsi‘ ve musanna‘ ve kâr-ı kadîm ve şîrîn-kâr câmi‘-i azîmdir. Nehr-i Çoruğ'a k …
EÇS II 335b–336a … up yüzüme isâbet edüp dörd aded dişlerim boğazıma dıkup Defterdârzâde efendimiz hayli müte’ellim olup dörd dişimin kısâsına karşılık bir kîse cerîme ve bir küheylân …